A.R.O.G
Kahramanımız Arif ile Ceku, günümüz İstanbul’unda mutlu mesut yaşamaktadır. Üstelik heyecanla bekledikleri bebek de mutluluklarına izahı kabil olmayan bir mutluluk daha eklemektedir. GORA’da Ceku’nun “Dünyaya ayak uydurabilecek miyim acep?” mealli sorusuna Arif’in “Sen uğraşma, dünya sana uysun!” anlamına gelebilecek bir cevap verdiğini hatırlarsınız. AROG’da Ceku’nun dünyaya uyduğunun ilk göstergesini görürüz: “Ariif, bebeğimi memleketimde dünyaya (vat dedin gülüm!) getirmek istiyorum, GORA’ya gidelim miii?”. Arif ne yapsın? Kabul eder tabii, küçük bir pürüzü yani gemiyi sattığını Ceku’ya çaktırmamaya çalışarak. Arif’in önündeki bu küçük pürüz neyse ki Komutan Logar’ın Dahşan affıyla salıverilip dünyaya gelmesiyle törpülenecek gibi görünür. Logar içerdeyken çok düşünmüş, pişman olmuş, bin tövbe etmiş, sonunda mutlu çiftimizden özür dilemeye gelmiştir (yersek tabii). GORA’ya gitmek istediklerini öğrenince Arif’e kendi gemisini teklif eder. Teklifi kabul eden Arif’i bir punduna getirip zaman makinesiyle bir milyon yıl öncesine gönderir. Kendi de Arif kılığına girecek ve Ceku’yla GORA’ya gidecektir. Ama ne olur, yanlış hesap Yontma Taş Devri’nden döner.
Konunun genel hatlarıyla anlatımı anca bu kadar olur zannımca, çünkü bilindiği üzre film absürd komedi tarzında, sıkça yapılan espriler üzerine kurulu. Arif’in bir milyon yıl öncesindeki yaşam koşullarına önce ayak uydurup sonra onları kendine uydurmasının komik hallerini izleriz bol bol. Paralel evrende zaman yavaş yavaş geçerken Arif, taş devri koşullarını medeniyet koşullarına taşımaya çalışır ki bir an önce 2008′e gelinsin ve Ceku’yu Logar’dan kurtarsın. Ama mağara adamlarına bunu anlatması, dağdan taştan bir medeniyet kurması çok da kolay olmaz. O uğraşadururken bir güleriz hallerine, o ayrı.
AROG, bence ilk filmden çok çok daha iyi. Bir kere ilk filme göndermeler çok hoş olmuş. Taş devrindeki insanları eğitmeye çalıştığı bölümler de pek bir eğlenceli. O devir yaşantısına tam da Türk usülü eklemeler yapması tam bize göre. Belden aşağı esprilerden hazzetmem ama viagra esprisi salonla beraber beni de dakikalarca güldürdü. Yani zaten bol malzeme verebilecek bir konuda Cem Yılmaz yararlanabildiği kadar bu malzemeden yararlanmış diyebilirim. Görsel olarak da kusur denebilecek bir şeyi yoktu, herhalde bu yönden şimdiye kadar yapılan en iyi Türk filmi olsa gerek (T-Rex’in başarısı su götürmez.).
Bir yerde okumuştum, Cem Yılmaz “Bu film hayatın anlamını falan vermiyor, zaten bu paraya kimse size onu vermez.” e benzer bir şey söylemiş. Evet, bu film sade eğlenmek için. Senaryosu, görselliği, esprileriyle iyi kotarılmış eğlenceli bir film, o kadar. Yalnız, filmi beğenmeyenler de olmuş. Sebebini bir öğretmen arkadaşımın anlattığı bir duruma bağlıyorum: Öğrencileriyle konuşurken filmi beğenmediğini söyleyen bir öğrencisine arkadaşım nedenini sormuş, öğrenci şöyle bir cevap vermiş: Espriler inceydi, düşünmek gerekiyordu.
Yorum Yaz:
Yorum yazarken adınız, soyadınız, e-posta adresiniz ile yorumunuzu mutlaka girmelisiniz. E-posta adresiniz burada gözükmeyecek ve aynı zamanda başkalarıyla kesinlikle paylaşılmayacaktır. Lütfen yazı ile alakalı yorumlar yazmaya özen gösteriniz. Aksi halde yorumunuz yayımlanmayabilir.









Karanlıklar ülkesi 4: …
Berlin Kaplanı
Düşler Bahçesi / We Bo…
The Girl With The Drag…
Demir Leydi (The Iron …
Sürücü (Drive)
Fetih 1453
Bel Ami
My Week With Marilyn
Katilin Yüzü / Faces i…
BatesMotelPro’da…
2. Uluslararası Engels…
Yenilmezler (The Aveng…
Beyazperdenin Yeni Sah…
Fetih 1453 Yeni Fragma…
Yoruldum Patron
KISA’CA..
“PERDE”yle…
“Saklı PerdeR…
Kalp Hırsızı
Yorumlar:
"A.R.O.G" yazısı hakkında toplam 3 Yorum yazıldı. Siz de bu yazı hakkında yorum yazabilirsiniz.
Can Erdoğan 03.1.2009 - 0:00
Yazıda da belirtildiği gibi ne beklendiği ve bakış açısına bağlı olarak film hakkında beğeni yorumları yapılıyor. Zaten yapılan hiç bir şeyi herkes beğenmek zorunda da değil. O yüzden ben kısaca “Anlayana” diyorum.
Gerçekten benim açımdan süper eğlenceli bir filmdi. Cem Yılmaz her zamanki gibi kitleye nasıl hitap edeceğini iyi biliyor.
Saygılar
Selçuk BEŞİKÇİ 21.3.2009 - 20:20
Görsellik pikselizm:) on numara (hokkabaz’dan) lakin komedi bir butun degil sadece absurt silsileler halinde mevcut o yuzden cok basarili degil.Ote yandan bunca harikulade bir calisma surecine elbette ki kotu denemez.Filmden Cem Yılmazı cıkaralim muhteva sifira indirgenir zihniyeti hakim bende, e geriye de kalan Cem Yılmaz sız olamayacagi kanisi…
Kemal Tüfek 05.8.2009 - 23:23
Gora buna nadiren daha sürükleyiciydi ama bu filminde basarısını kücümsememek lazım