Bir Geyşanın Anıları
1997 de Arthur Golden’in elinden çıkan ve kısa zamanda popüler olmayı başaran Bir Geyşanın Anıları adlı roman (Memories Of a Geisha) 32 dilde çevrimi yapılmış, ayrıca roman 4 milyon satışa ulaştır. Bu büyük defineyi keşfetmek hiçde zor olmadı. Gladyatör?ün Oscar ödüllü yapımcısı Douglas Wick romanın film haklarını satın almasıylada beyaz perde macerası başlamış oldu. Üç dalda oscar alan filmde Ken Watanabe, Koji Yakusho, Kaori Momoi, Youki Kudoh, Suzuka Ohgo, Ziyi Zhang oynuyor.
Geyşa kültürünün çözülmemiş bir yüzü daha var ki, Çin ve Japonya bu yüzden hemfikir olmadığı bir tartışmaya devam ediyor, geyşa kültürünü sahiplenen iki ülke hala uluslar arası bir yarışın içindeler. Geyşalar uzun zamandır hayranlıkla anılan bir isim olarak kalmıştır. Benim bu filmi izlememim sebebide bu gizemli isimdi. Geyşaların ne yaptıklarını, geyşanın anlamını, bir geyşanın yaşamını merak etmedim desem yalan olur. Bu filmle beraber geyşalar hakkında hiç olmazsa fikir sahibi oldum ve bu beni filmden daha çok zefk almama neden oldu. Geyşaların ne hayat kadını, nede hayat ortağı yani bir eş olmadıklarını, geyşaların hayatlarını güçlü iş adamlarını eğlendirerek kazandıklarını ve bir anlamda sanatçı olduklarını öğrenmiş oldum.
Hüzünü sadece kendi içinde yaşayan bu insanlar güzelliklerini, çekiciliklerini kaybedene kadar bu işi yapmak zorunda olduklarınıda görüğümüz bu filmde kentin hatrı sayılır zenginliğe sahip insanlarının evlerinde verdikleri davetlerde kendini ve ekonomik gücünü geyşaların hizmetlerinden ölçmeleri bu işin ne kadar dikkat ve eğitim istediğini göstermekte. Filmin geyşaların bir sanat icra ettiklerinide gözler önüne sermesi, seyircinin bu merak uyandıran gizelmi isimler olarak akıllarda kalan geyşalara daha farklı bir gözle bakmalarına neden oldu sanırım.
Şimdi filmin konusuna fazla detaya girmeden şöyle bir göz atalımki filmi izleyemeyenlerin tadını bozmayalım.
Henüz ikinci dünya şavaşına girmeden bir yıl öncesine Japonya’ya dayız. Küçük bir kız çocuğu fakir olması sebebiyle istemese bile belkide en sonunda kaçınılmaz kaderi yaşayacağı geyşa evine hizmet etmek ve aynı zamanda eğitilmek üzere alıkonulur. Kaçınılmaz kaderi dememin sebebi o zamanlarda fakir ve güzel kızların para kazanmak için ailelerinin isteği (zorunluluk) ve fakirliğin mahrumiyeti sonucu tek çözüm olarak görünmesiydi. Hayatının geri kalan kısmını bir hizmetci olarak yaşayacak olan küçük kahramanımız Sayuri (Ziyi Zhang) yaşının küçük olması göz önüne alınmadan yapılabilecek herşeyi yapmakta, bu arada da bir geyşanın öğrenebileceği herşeyide öğrenmeye çalışmaktadır, bu konuda çok yetenekli olan Sayuri kısa zamanda göz dolduracak kıvama gelecektir.
Artık çay partilerine, davetlere katılabilecek kadar zarif, narin ve alımlı olan bir zamanların küçük ve fakir hizmetcisi gün geçtikçe tüm şehirde tanınacak kadar ün yapacaktır. Şehrin güçlü isimlerinden sayılan adamları avucunun içine alacak kadar meziyet sahibi olmuş fakat aklının bir köşesinde masum aşkı her zaman yaşayacaktır.
Filmi izlemenizi, en azından fikir sahibi olmanızı tavsiye ediyorum. İyi seyirler…
Yorum Yaz:
Yorum yazarken adınız, soyadınız, e-posta adresiniz ile yorumunuzu mutlaka girmelisiniz. E-posta adresiniz burada gözükmeyecek ve aynı zamanda başkalarıyla kesinlikle paylaşılmayacaktır. Lütfen yazı ile alakalı yorumlar yazmaya özen gösteriniz. Aksi halde yorumunuz yayımlanmayabilir.










Karanlıklar ülkesi 4: …
Berlin Kaplanı
Düşler Bahçesi / We Bo…
The Girl With The Drag…
Demir Leydi (The Iron …
Sürücü (Drive)
Fetih 1453
Bel Ami
My Week With Marilyn
Katilin Yüzü / Faces i…
BatesMotelPro’da…
2. Uluslararası Engels…
Yenilmezler (The Aveng…
Beyazperdenin Yeni Sah…
Fetih 1453 Yeni Fragma…
Yoruldum Patron
KISA’CA..
“PERDE”yle…
“Saklı PerdeR…
Kalp Hırsızı