Cennetimden Bakarken / The Lovely Bones [2009]
Yarıda kalmış bir hayatın kısacık, hazin hikayesi.. Öbür dünya sahneleri, Robbie Williams’ın oynadığı “What Dreams May Come True” dakilere bir hayli benziyordu.
Dramatizasyon daha hafif bu filmde elbette ama renkler ve mekanlar açısından yakın görüntüler vardı.
Sağlam semboller de kullanılmış filmde, katilin yaptığı bebek evleri psikolojik gerilim açısından, “baba”nın şişe içindeki gemilerini parçalaması trajik yönden istenileni veriyordu. Susie’nin ardında kalan tab edilmemiş fotoğraf filmleri, annesinin ördüğü bere (ki söylemeden geçemeyeceğim, kadın büyük kızı üşümesin diye ısrarla bereni tak derken, küçüğünün başının açık olmasına aldırmıyordu(!), açmış/solmuş kırmızı güller, psişik yetenekleri olan kız v.b. unsurlar iyi kullanılmıştı.
Filmde bana tuhaf gelen tek nokta oldu;
Rachel Weisz’in canlandırdığı “anne” karakteri evden çıkıp gidiyor.
Bunda bir şey yok, başını alıp gitmesi o acı içinde normal görülebilir fakat dönüşünü kocasının olağan karşılaması çok garipti.
Yani “git acını dindir gel, kaldığımız yerden devam ederiz.” Değişik bir bağlılık anlayışı olsa gerek. Katilin cinayeti işleme sebebine de çok fazla girilmemiş, neden değil ne olduğu daha önemsenmiş görünüyor.
Yine de filmin genel havasına baktığımızda, bu çok göze batan bir detay değil.
Etiketler:
Gizle/Göster- aksiyon filmleri
- Cennetimden Bakarken
- Cennetimden Bakarken (The Lovely Bones)
- Cennetimden Bakarken / The Lovely Bones [2009]
- Cennetimden Bakarken afiş
- Cennetimden Bakarken film eleştiri
- Cennetimden Bakarken film ne zaman
- Cennetimden Bakarken film yorum
- Cennetimden Bakarken fragman
- Cennetimden Bakarken hakkında
- Cennetimden Bakarken ne zaman
- Cennetimden Bakarken Rachel Weisz
- Cennetimden Bakarken resim
- Cennetimden Bakarken sinema filmi
- gerilim filmleri
- Hangi filmi izlesem
- korku filmleri
- Mark Wahlberg filmleri
- Mark Wahlberg The Lovely Bones
- ne izlesem
- Rachel Weisz
- Rachel Weisz Cennetimden bakarken
- Rachel Weisz filmleri
- Rachel Weisz The Lovely Bones
- Saoirse Ronan
- sinekritik
- sinema
- sinema eleştiri
- sinemalardan
- Susan Sarandon
- tavsiye filmler
- The Lovely Bones
- The Lovely Bones aksiyon
- The Lovely Bones cast
- The Lovely Bones eleştiri
- The Lovely Bones film
- The Lovely Bones film eleştiri
- The Lovely Bones film hakkında
- The Lovely Bones film konusu
- The Lovely Bones film yorumları
- The Lovely Bones fragman
- The Lovely Bones gerilim
- The Lovely Bones korku
- The Lovely Bones Mark Wahlberg
- The Lovely Bones ne zaman
- The Lovely Bones Rachel Weisz
- The Lovely Bones yorum
- Vizyon
- vizyonda
- Vizyondakiler
- yeni filmler
Yorum Yaz:
Yorum yazarken adınız, soyadınız, e-posta adresiniz ile yorumunuzu mutlaka girmelisiniz. E-posta adresiniz burada gözükmeyecek ve aynı zamanda başkalarıyla kesinlikle paylaşılmayacaktır. Lütfen yazı ile alakalı yorumlar yazmaya özen gösteriniz. Aksi halde yorumunuz yayımlanmayabilir.











Sürücü (Drive)
Jack And Jill
My Week With Marilyn
Karanlıklar ülkesi 4: …
Berlin Kaplanı
Açlık Oyunu / The Hung…
Çok Gürültülü ve Çok Y…
Pamuk Prenses’in…
Siyahlı Kadın
Mevsim Çiçek Açtı
Sinema Haber
BatesMotelPro’da…
2. Uluslararası Engels…
Yenilmezler (The Aveng…
Beyazperdenin Yeni Sah…
Yoruldum Patron
KISA’CA..
“PERDE”yle…
“Saklı PerdeR…
Kalp Hırsızı
Yorumlar:
"Cennetimden Bakarken / The Lovely Bones [2009]" yazısı hakkında toplam 6 Yorum yazıldı. Siz de bu yazı hakkında yorum yazabilirsiniz.
Ethem Sak 01.5.2010 - 16:16
Korku denilince aklıma gelen olay buydu. İnsanların karşılaştıkları çıkmazlar karşısındaki pisikolojik durum.
Beni en çok bu etkiliyor.
Yazı için teşekkür ederim.
Biblio 01.5.2010 - 19:19
Rica ederim, son zamanlarda en beğendiğim psikolojik gerilimlerden biriydi. Bir parça da olsa aydınlatıcı bir yazı olduğunu umuyorum.
alploganer 01.5.2010 - 21:21
fragmanını ilk kez izlediğimde tüylerim diken diken olmuştu ve ben bu filmi izlemeliyim demiştim. İzledim ve Peter Jackson’a bir kez daha hayran oldum. Kurduğu büyülü dünya ve gerçek dünya arasındaki geçişler, Susie’nin çok etkilendiğim konuşmaları, özellikle babanın çektiği acı… Her şeyiyle çok güzel bir filmdi.
fafatuka 02.5.2010 - 0:00
Yazılan övgüleri hak etmesi bir tarafa, ufak tefek olmamışlıkları da yok değil bence The Lovely Bones’un. Ben yazayım, bakalım hak verecek misiniz? :)
Mesela anneanne Susan Serendon, bu bir roman uyarlaması olduğu için kitapta belki de gerekli bir karakter olarak verilmiştir ama filmde maalesef olmamış. Özellikle de kızın kaybolmasının ardından ailenin yanına taşındıktan sonra aile efradıyla ilgilenme sahnesi var müzik eşliğinde, hani çamaşır yıkıyor, derleyip toparlıyor güya evi. Hani romantik komedilerde müzik eşliğinde kahramanların komik işleri verilir, sonra beraber dansederler, hayat ne güzel falan diye. Öyle bir sahne filmin anlattığı tradejiyle o kadar zıttı ki, aklı başında biri bu tip bir sahnenin bu filmde ne denli gereksiz olduğunu anlayabilir, yönetmen ne düşünmüş de böyle bir sahne çekmiş anlayamadım.
İkincisi, annenin evi terketme meselesi iyi işlenemedi, dediğim gibi kitapta belki bu mantıklı bir sebebe bağlanmıştır, ama filmde “nasıl yani, ne yapıyor bu kadın yahu” dedirttiyor izleyene bence, yani ben dedim de. Zaten yazıda da belirtilmiş, dönüşü de gidişi gibi tuhaftı.
Filmde üzerinde durulması gereken en önemli iki kişi çok iyi işlenememiş, kızın babası ve katili. Baba önemli çünkü The Lovely Bones, özünde baba-kız ilişkisini, aralarındaki bağı işleyen bir hikaye. Baba-kız arasındaki metafizik iletişim de bu anlamda mantıklı olabilir ancak zaten, yani aralarındaki bağ çok kuvvetli. Ama bir şeyler eksikti baba da. Ya da bana öyle geldi, bilemiyorum yine.
Hadi onu geçelim, yazıda da belirtilmiş ve katılıyorum buna da, katilin nedeni yok ortada. Sonu da fazla didaktik bir şekilde bitiyor bence.
Yani böyle arkadaşlar, ne dersiniz? :))
Biblio 02.5.2010 - 0:00
fafatuka, dediklerinizin tamamı doğru. Filmin bazı havada kalmış tarafları var. Yalnız atmosferi ve duyguyu aktarış tarzı kuvvetli olduğu için, eksiklerini bir nebze de olsa örtüyor diye düşünüyorum. Seyrettiğimde ağladığım bir filmdi, ilk cümlede de bunu yazdım zaten. O duyguyu aktarabildiği için başarılı buluyorum.
Bu arada yorumunuz benim not düştüklerimden daha uzun olmuş :) teşekkür ediyorum.
Karamsar 02.5.2010 - 1:01
aslına bakarsanız korku denilen olay budur
saw gibi filmler dehşet vahşet.