Mary and Max
İzlemekte olduğunuz filmin güzel bir film olacağını zaten tahmin edip beklediğinizin de ötesinde bir filmle karşılaşmak nasıl bir duygu biliyor musunuz? Kelimelerin kifayetsiz kalacağı kadar harika!
Mary and Max’in methini bir hayli okumuş, iyi bir stop-motion animasyon olduğunu yazıp çizilenlerden anlamıştım. Nihayet dün filmi izleyebildim, yazıp çizilenler azmış diye biraz da ben ekleyeceğim düzülen methiyelere.
Önce filmin konusuyla ilgili azıcık bilgi vereyim. Efendim, Mary Avustralya’da yaşayan sekiz yaşındaki sevimli mi sevimli bir kızcağız. Yalnız kendisinin ne denli şirin olduğunun farkında değil, zira sosyal yaşamdan ve de ailesinden kopuk bir baba ve alkolik bir anneden oluşan çekirdek ailesinde ona özgüvenini kazandıracak bir çitlemlik hareket dahi yok. O da alnındaki kahverengi doğum lekesini alınyazısıyla karıştırıp hayatını hep kahve tonlarında yaşayacağını sanmakta. Günlerden birgün, telefon rehberinde rastgele bulduğu bir adrese mektup yazmasıyla hem kendisinin hem de mektup yazdığı Max’in yaşamına renk katacağını bilmiyor tabii küçük kızımız. New York’ta tek başına yaşayan Max ise, asperger sendromundan ve obeziteden muzdarip kırklı yaşlarında bir adamcağız. Hiç tanımadığı birinden aldığı mektup önce onu panik ataklara soksa da elinden geldiği kadar Mary’nin mektuplarını cevapsız bırakmamakta. İkili arasındaki bu mektup alışverişine bir de değişik biçimlerde ve türlerde çikolatalar da eşlik ediyor ki filmin tadına tat katıyor.
Genel anlamda hikayenin iskeleti bu şekilde ayakta dururken, anatomisini incelediğimizde oldukça hoş ayrıntılarla, duygu yüklü görüntülerle ve en önemlisi sevgiye aç bir çift yürekle karşılaşıyoruz. Bu iki yürek, yekpare atışları zaman zaman sekteye uğrasa da gerçek dostluğun; mesafe, cinsiyet, yaş, fiziksel görünüm ya da kusurlara aldırmaksızın yürekleri ısıtacak yegane şey olduğunu kanıtlıyor.
Yönetmen Adam Elliot’un sanırım ilk uzun metraj filmi olan Mary and Max, bir hayli güldüren ama kahkalarımızın diyetini ödetirmişcesine bir o kadar da yürek burkan, herkese ki bazı filmleri herkese tavsiye etmem, ama herkese gönül rahatlığı, yürek sıcaklığı ve de akıl berraklığı ile tavsiye ettiğim harika bir film arkadaşlar. Mutlaka izleyin, bakın mutlaka diyorum!
Etiketler:
Gizle/Göster- Animasyon
- animasyon film
- animasyon filmi Mary and Max
- Dram
- en güzel filmler
- en iyi filmler
- fafatuka
- film eleştiri
- Komedi
- Mary and Max
- Mary and Max animasyon
- Mary and Max animasyon film
- Mary and Max caps
- Mary and Max cats
- Mary and Max detay
- Mary and Max ekip
- Mary and Max film
- Mary and Max film konusu
- Mary and Max fragman
- Mary and Max fragman İZLE
- Mary and Max hakkında
- Mary and Max kadro
- Mary and Max komedi
- Mary and Max komedi filmi
- Mary and Max konusu
- Mary and Max künye
- Mary and Max nasıl
- Mary and Max özet
- Mary and Max resim
- Mary and Max sinema
- Mary and Max trailer
- ne izlesem
- Pek Yakında
- sinekritik
- sinema
- sinema eleştiri
- sinemalar
- sinemalardan
- vizyon filmleri
- vizyon sinema
- vizyona yeni giren
- vizyonda bu hafta
- vizyonda ne var
- yakındaki filmler
- yeni çıkan filmler
- yeni filmler
Yorum Yaz:
Yorum yazarken adınız, soyadınız, e-posta adresiniz ile yorumunuzu mutlaka girmelisiniz. E-posta adresiniz burada gözükmeyecek ve aynı zamanda başkalarıyla kesinlikle paylaşılmayacaktır. Lütfen yazı ile alakalı yorumlar yazmaya özen gösteriniz. Aksi halde yorumunuz yayımlanmayabilir.











Karanlıklar ülkesi 4: …
Berlin Kaplanı
Düşler Bahçesi / We Bo…
The Girl With The Drag…
Demir Leydi (The Iron …
Sürücü (Drive)
Fetih 1453
Bel Ami
My Week With Marilyn
Katilin Yüzü / Faces i…
BatesMotelPro’da…
2. Uluslararası Engels…
Yenilmezler (The Aveng…
Beyazperdenin Yeni Sah…
Fetih 1453 Yeni Fragma…
Yoruldum Patron
KISA’CA..
“PERDE”yle…
“Saklı PerdeR…
Kalp Hırsızı
Yorumlar:
"Mary and Max" yazısı hakkında toplam 4 Yorum yazıldı. Siz de bu yazı hakkında yorum yazabilirsiniz.
rahmetli 26.2.2010 - 19:19
Sulu gözlü müyüm bilmiyorum ama filmin sonunda hüngür hüngür ağladığımı itiraf edebilirim sanırım. Filmdeki karakterlere yakın bir hayatım olmasa da bir an empatiye fena kaptırdım kendimi. Başlarda Max’e içim burkulurken filmin sonlarına doğru Mary’e burkulmaya başladı… Eski penfriend’im (mektup arkadaşı) aklıma geldi, Hırvatistan’da yaşayan. Hemen ona mektup yazasım geldi, “adresi neydi yahu” diye düşünmeye başladım. Ve şunu anladım ki, mektuplar çok anlamlı teknolojiye nazaran. Bunu biliyordum da, fakat şimdi daha güzel kavramış oldum.
Filmin sonundaki “God gave us our relatives; thank God we can choose our friends” cümlesi (Ethel Mumford) ile bitirilen film, güzel bir özet olmuş… Yazı için ellerine sağlık.
Ayhan dediki; 28.2.2010 - 21:21
Bir film için emek vermek derseniz işte karşınızdadır. “stop motion” tekniğiyle hazırlanmış olduğunu bilerek ve “asperger sendromu” nu araştırdıktan sonra izlerseniz film kaçınılmaz bir duygu seline dönüşüyor.
filmi izledikten sonra daha hassas oluyorsunuz.
harika bir film izleyin arkadaşlar;)
fafatuka 01.3.2010 - 3:03
Bildiğim kadarıyla film beş yılda tamamlanmış, sadece çekimler 13 ay sürmüş. Bir haftalık çalışmada iki buçuk dakikalık sahne çekebiliyorlarmış. Böyle filmleri yapanlar derviş falan herhalde :)
BeşParmakKlavye 04.3.2010 - 20:20
Şu filmi bir türlü izleyemedim. İzleyen herkes bayılmış ben izleyememekten