Bir Zamanlar Anadolu’da (2011)
Nuri Bilge Ceylan tarzını sevenler büyük ihtimalle Bir Zamanlara Anadolu’da için “yönetmenin şimdiye kadar çektiği en iyi filmi” diye düşünüyorlardır. NBC tarzına uzak duranlar içinse bence aradaki mesafeyi kısaltmak adına iyi bir fırsat Bir Zamanlar Anadolu’da. Ben ne hayranı ne de uzak duranı olarak tarafsız bir konumda izledim filmi ve çok beğendim. Bunda NBC filmlerinden klasik tarzda giriş-gelişme-sonuç tarzı beklememek gerektiği fikrim etkili oldu elbette. Sinema salonunda yerime oturduğumda beni çoşturacak, kahkahalara boğacak ya da …
1. Sinefil’m Günleri Başlıyor!
İTÜ Sinema Kulübü, bu yıl ilki gerçekleştirilecek olan Sinefil’m Günleri adlı bir etkinliğe ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 3-7 Ekim 2011 tarihleri arasında İstanbul Teknik Üniversitesi Ayazağa Kampüsü KSB Havuz Binası Konferans Salonu‘nda yapılacak etkinlik Fil’m Hafızası ortaklığıyla gerçekleştirilecek. 5 gün sürecek etkinlikte film gösterimleriyle beraber çeşitli söyleşiler de yer alacak. İTÜ Sinema Kulübü’nün tüm sinema sitesi ve blogu yazarlarını ve elbette tüm sinema severleri davet ettiği etkinlik hakkında ayrıntılı bilgi için aşağıdaki bağlantıları ziyaret edebilirsiniz. …
Sahne Işıkları / Limelight (1952)
Hani Cem Yılmaz‘ın bir gösterisinde dalga geçtiği, komedyen vefatlarında söylenegelen bir söz vardır: “Bu defa güldürmedi!” Vefat durumlarında olmasa da bazı durumlarda gerçekten yerinde söylenmiş olabiliyor bu söz aslında. Charlie Chaplin‘in son filmlerinden Limelight, bizdeki adıyla Sahne Işıkları, komedi unsurları ve mizahî taşlamalar içerse de daha çok yürek burktuğu için bu defa güldürmekten çok hüzünlendiriyor Chaplin. Filmimiz 1910′lu yılların Londra’sında geçmekte. Zamanında meşhur bir komedyen olan Calvero, artık yaşlanmış ve pek iş yapamayan biri olmuştur. …
Altına Hücum / The Gold Rush (1925)
Charlie Chaplin‘in en çok ses getiren filmlerinden biri şüphesiz Altına Hücum / The Gold Rush adlı filmidir. Hatta filmin etkisi o denlidir ki Chaplin‘in “komünistlik” ithamlarıyla uğraşmasına yol açmıştır. Gerçi Charlie Chaplin, komedi temelli filmler çekse de politik ve sosyal düşüncelerini de aktarmaktan çekinmemiştir filmlerinde. Özel hayatında da toplumun istediği gibi değil kendi istediği gibi yaşamıştır. Bu tutumu da çoğu zaman hem tutucu Amerikan halkından tepki görmesine hem de federal yetkililerle başının derde girmesine neden …
Yumurcak / The Kid (1921)
Charlie Chaplin‘le sevimli mi sevimli bir yumurcağın bir kapının eşiğinde oturmuş hüzün ve masumeyetle karışık hallerini resmeden fotoğrafı bilmeyenimiz yoktur. Hatta izlememiş olsak bile Yumurcak / The Kid filminin konusunu çoğumuz biliyor ya da az çok tahmin edebiliyordur. Kaldı ki gerek Türk sineması içinde yapılan, özellikle Kemal Sunal‘ın 1986 yılı yapımı Garip adlı film, gerekse Hollywood’da yapılmış onlarca taklit/gönderme/esinlenme içeren filmler sayesinde kendisinin olmayan bir çocuğu sahiplenip gerçek bir babalık/annelik yapan kahramanların hikayelerine aşinayız hepimiz. …
Büyük Diktatör / The Great Dictator (1940)
Çocukluğumuzdan beri aşina olduğumuzdan mıdır nedir, Charlie Chaplin‘i oldum olası sevmişimdir; şimdi bu sevgi, yaptıklarını izleyip nasıl bir sanatçı olduğunu öğrendikçe kat be kat artıyor. Büyük Diktatör / The Great Dictator, yönetmenin bilinçli olarak izlediğim filmleri arasında bence en iyisi. Öyle ki, bu kadar iyi olacağını, filmi bu kadar beğeneceğimi ben de beklemiyordum. Filmimiz I. Dünya Savaşı ile açılıyor, tabii o zaman adının başında birinci sıfatı yok. Cephede bir uçak kazası sonucu hastaneye yatırılan ve …
Modern Zamanlar / Modern Times (1936)
Daha ilk sahnede içerdiği mesajı açık açık veren bir filmle karşı karşıyayız: Güdülen bir koyun sürüsü ve metrodan çıkan insan sürüsü. Modern Zamanlar / Modern Times, Charlie Chaplin‘in önce Amerika’da ortaya çıkıp sonrasında tüm dünyayı etkilemiş Büyük Buhran‘ın yaşandığı zamanlarda insanın sanayileşme/modernleşme karşısındaki durumunu gözler önüne serdiği eleştirel ve ilk sesli filmi. Aslında yarı sesli filmi demek daha doğru sanırım. Zira Chaplin, sesli sinemaya geçiş döneminde çektiği bu filminde sadece mekanik aletlerin (radyo, megafondan çıkan …
Şehir Işıkları / City Lights (1931)
Sinemada “dâhi” denilince akla ilk gelen isimlerden biri şüphesiz Charlie Chaplin‘dir. Hem oyunculuğu, hem yönetmenliği, hem yazarlığı, hem müzisyenliği, hem de filmlerine yansıttığı zamanının ötesindeki fikirleriyle fazlasıyla hak eder bu sıfatı. Günümüz seyircisine belki artık komik gelmeyecek, bildik hikayelere sahipmiş gibi görünen filmleri olsa da bu durum, Chaplin‘in sinema sanatına ne kadar çok şey kattığının kanıtıdır aslında. Filmlerinde gördüğümüz onca tanıdık özelliğin ondan sonrakiler tarafından ne çok taklit/tekrar edildiğinin göstergesidir. Sadece Amerikan sinemsınca da değil …
İçimdeki Yangın / Incendies (2010)
Sanatın bazen acımasız olduğuna tanıklık ettiniz mi hiç? Hani, o acımasızlığın aslında sanatın değil de insanoğlunun suçu olduğunu anlamanın sızısı gelir ardından. Donup kalmak deyiminin faili olursunuz o zaman. Ne dilde kelam, ne elde derman kalır. İçimdeki Yangın / Incendies, işte böyle, izleyene yazacak bir şey bırakmayan bir film. Hatta “Ne bu yazıyı ne de filmle ilgili başka yazıları okuyun, mümkünse hakkında hiç bir şey bilmeden, doğrudan filmi izleyin!” desem ve yazıyı bitirsem olurmuş gibi …
Yurttaş Kane / Citizen Kane (1941)
Dünyanın sayılı zenginlerinden olan bir medya patronunun hayatını anlatan Yurttaş Kane / Citizen Kane, sinema tarihinin başyapıtları arasında gösterilen bir film. Küçük bir pansiyon işleten Charles Foster Kane‘in annesine bir müşterisi, borcuna karşılık değersiz olduğunu düşündüğü madeninin tapusunu verir. Bir süre sonra madenin aslında o kadar da değersiz olmadığı anlaşılır. Öyle ki bu madenden kazanılan paranın işletilmesiyle Charles Foster Kane 25 yaşına geldiğinde dünyanın en zenginlerinden biri olur. Para Kane için bir oyuncak hükmündedir artık. …
Takip / Following (1998)
Sinemayı “sanat” olarak görenlerin beğendikleri filmlerle, “eğlence- hoşça vakit geçirme” olarak görenlerin beğendikleri filmler arasında ortak bir küme bulunmaz çoğu zaman. Filmlerin çoğu da gerçekten ya tamamen gişeye yönelik ya da tamamen belli bir kesime hitap eder özelliktedir. Bu ikisinin ortasını bulan, yani hem sinemanın 7. sanat olduğunu unutturmayan hem de perdeye/ekrana baygın baygın baktırmayan filmler izlenesi en keyifli filmler oluyor. Çoktan kendini kanıtlamış ve artık ustalar arasında sayılan Christopher Nolan‘ın da en dikkat çekici …
Aynanın İçinden / Through a Glass Darkly
- 14.4.2011 - 0:00
- Dram Psikolojik
- 2 Yorum
Bergman‘ın “İçinde tanrının olmadığı bir tartışma boş bir tartışmadır.” dediği rivayet edilir. Çektiği filmlerin çoğunda da bu sözünün arkasında olduğu anlaşılıyor. Mesela özellikle “tanrı” kavramı üzerine odaklandığı ve biz izleyicilerine de epey kafa patlattırdığı bir üçlemesi vardır bu dahi yönetmenin. “Oda üçlemesi” olarak anılan bu filmlerden ilki Türkçeye kimi yerlerde “Aynadaki Gibi“, kimi yerlerde de “Aynanın İçinden” olarak çevrilmiş Through A Glass Darkly (Såsom i en Spegel ) filmidir. 1961 yılına ait filmde, bir aileyi …
Güz Sonatı / Autumn Sonata (1978)
Ingmar Bergman‘ın 1978 yılında çektiği Güz Sonatı / Autumn Sonata, yönetmenin oyuncusu az ama söyleyecek sözü çok filmlerinden biri. Bergman‘ın vazgeçilmez oyuncularından Liv Ullmann‘ın ve Ingrid Bergman‘ın başrollerde olduğu film, “Bir kadın, ailesine ne kadar yabancılaşabilir? Bir anne, çocuğunun psikolojisini ne kadar bozabilir? Bir çocuk, en çok sevgi görmesi gereken insandan ne kadar nefret edebilir?” sorularına, olayı insanî boyutundan çıkarmadan ama insanın içinde ince bir sızı bırakmayı da ihmal etmeyerek yanıt veriyor. Charlotte (Ingrid Bergman) …



Berlin Kaplanı
Düşler Bahçesi / We Bo…
The Girl With The Drag…
Demir Leydi (The Iron …
Zenne Dancer
Sürücü (Drive)
Fetih 1453
Bel Ami
My Week With Marilyn
Katilin Yüzü / Faces i…
BatesMotelPro’da…
2. Uluslararası Engels…
Yenilmezler (The Aveng…
Beyazperdenin Yeni Sah…
Fetih 1453 Yeni Fragma…
Yoruldum Patron
KISA’CA..
“PERDE”yle…
“Saklı PerdeR…
Kalp Hırsızı