<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sivrisinema &#187; fafatuka</title>
	<atom:link href="http://www.sivrisinema.com/author/fafatuka/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sivrisinema.com</link>
	<description>Sinema, film, dizi, gelecek filmler, vizyondaki filmler, gösterimdeki filmler, fragmanlar, film eleştirileri, sinema yorumları Sivrisinema.com&#039;da...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 12 Feb 2012 23:01:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Bir Zamanlar Anadolu&#8217;da (2011)</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/bir-zamanlar-anadoluda-2011/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/bir-zamanlar-anadoluda-2011/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Oct 2011 23:06:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Mümtaz Taylan]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Zamanlar Anadolu'da 2011]]></category>
		<category><![CDATA[bir zamanlar anadolu'da eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Zamanlar Anadolu'da film eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Zamanlar Anadolu'da film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Zamanlar Anadolu'da fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Zamanlar Anadolu'da fragman izle]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Zamanlar Anadolu'da kritik]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Zamanlar Anadolu'da künye]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Zamanlar Anadolu'da ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Zamanlar Anadolu'da nuri bilge ceylan]]></category>
		<category><![CDATA[bir zamanlar anadolu'da yorum]]></category>
		<category><![CDATA[bir zamanlara anadolu'da]]></category>
		<category><![CDATA[ercan kesal]]></category>
		<category><![CDATA[Fırat Tanış]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammet Uzuner]]></category>
		<category><![CDATA[nbc]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Bilge Ceylan]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Bilge Ceylan filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Bilge Ceylan ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Once Upon A Time in Anatolia]]></category>
		<category><![CDATA[Once Upon A Time in Anatolia 2011]]></category>
		<category><![CDATA[Once Upon A Time in Anatolia Bir Zamanlar Anadolu'da]]></category>
		<category><![CDATA[Once Upon A Time in Anatolia cast]]></category>
		<category><![CDATA[Once Upon A Time in Anatolia eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Once Upon A Time in Anatolia film ayrıntıları]]></category>
		<category><![CDATA[Once Upon A Time in Anatolia film eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Once Upon A Time in Anatolia fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Once Upon A Time in Anatolia ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Once Upon A Time in Anatolia nuri bilge ceylan]]></category>
		<category><![CDATA[Once Upon A Time in Anatolia trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Once Upon A Time in Anatolia yorumlar]]></category>
		<category><![CDATA[Taner Birsel]]></category>
		<category><![CDATA[Yılmaz Erdoğan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=22806</guid>
		<description><![CDATA[Nuri Bilge Ceylan tarzını sevenler büyük ihtimalle Bir Zamanlara Anadolu&#8217;da için &#8220;yönetmenin şimdiye kadar çektiği en iyi filmi&#8221; diye düşünüyorlardır. NBC tarzına uzak duranlar içinse bence aradaki mesafeyi kısaltmak adına iyi bir fırsat Bir Zamanlar Anadolu&#8217;da. Ben ne hayranı ne de uzak duranı olarak tarafsız bir konumda izledim filmi ve çok beğendim. Bunda NBC filmlerinden klasik tarzda giriş-gelişme-sonuç tarzı beklememek gerektiği fikrim etkili oldu elbette. Sinema salonunda yerime oturduğumda beni çoşturacak, kahkahalara boğacak ya da ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="JUSTIFY"><strong>Nuri Bilge Ceylan</strong> tarzını sevenler büyük ihtimalle <strong>Bir Zamanlara Anadolu&#8217;da</strong> için &#8220;yönetmenin şimdiye kadar çektiği en iyi filmi&#8221; diye düşünüyorlardır. <strong>NBC</strong> tarzına uzak duranlar içinse bence aradaki mesafeyi kısaltmak adına iyi bir fırsat <strong>Bir Zamanlar Anadolu&#8217;da</strong>.</p>
<p align="JUSTIFY">Ben ne hayranı ne de uzak duranı olarak tarafsız bir konumda izledim filmi ve çok beğendim. Bunda <strong>NBC</strong> filmlerinden klasik tarzda giriş-gelişme-sonuç tarzı beklememek gerektiği fikrim etkili oldu elbette. Sinema salonunda yerime oturduğumda beni çoşturacak, kahkahalara boğacak ya da ne bileyim nerde başlayıp nerede biteceğini açık açık anlatacak bir film izlemeyeceğimi biliyordum. Tavsiyem siz de öyle yapın, bırakın, filmin kendisi sizi kollarına alıp istediği yere götürsün, istediği yerde birkaç kelam edip istediği yerde anlamı bakışlarından, susuşlarından, iç çekişlerinden, bazen babacan tavrından bazen öfkesine hakim olamayan davranışlarından çıkarmanızı beklesin. Siz dediklerine de diyemediklerine de &#8220;he&#8221; deyin, &#8220;tamam&#8221; deyin, &#8220;yanındayım&#8221; deyin. İki buçuk saatin sonunda filmin olmadığına kanaat getirirseniz varın ağzınıza geleni söyleyin, ama dikkat edin, haksızlık etmeyin. <strong>Bir Zamanlara Anadolu&#8217;da</strong> olmuş bir film çünkü.</p>
<p align="JUSTIFY"><a href="http://www.sivrisinema.com/dram/bir-zamanlar-anadoluda-2011/attachment/bir_zamanlar_anadoluda/" rel="attachment wp-att-22836"><img class="aligncenter size-full wp-image-22836" title="bir_zamanlar_anadoluda" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/10/bir_zamanlar_anadoluda.jpg" alt="" width="500" height="226" /></a></p>
<p align="JUSTIFY">Filmin özeti çıkarılabilecek bir konusu yok, &#8220;bir cinayetin izini süren bir grup yasal yetkili, cesedi bulmak üzere yola çıkarlar ve bulurlar.&#8221; diye yazabileceğim cümle, filmin hem özeti hem konusu zaten. Ama filmin derdi hikaye anlatmak olmadığına göre buna çok takılmamak gerek, zira <strong>Bir Zamanlar Anadolu&#8217;da</strong>, ele aldığı karakterleri yukarıda verilen durum içinde analiz etme, tanıma filmi. Bu konuda, yani karakterleri anlatma ve karakterlerin gerçeğe uygunluğu konusunda şahsen filme tam not verdiğimi söylemeliyim. Öyle ki, yazımda hepsine tek tek değinmek istememe rağmen, film gözümün önüne geldikçe, yazacaklarımın onların gerçekliği yanında sahte kalacağı endişesini taşıyorum. Yapılacaklar yapılmış, söylenecekler söylenmiş filmde, dahası büyüyü bozacak gibi sanki. Bu <strong>Nuri Bilge Ceylan</strong>&#8216;ın oyuncu yönetimindeki başarısı mıdır, oyuncuların kendi yetenekleri mi kestiremiyorum, sadece şunu söyleyebilirim ki <strong>Yılmaz Erdoğan</strong> bile, Yılmaz Erdoğanlığını unutturabiliyor, diğer oyuncular hakeza çok iyiler. Muhtarı oynayan<strong> Ercan Kesal</strong> var ki, hayatının bir dönemi kesin köyde geçmiştir, oradaki insanları biliyordur diye düşünüyorum, yoksa o doğallık, gerçeklik nasıl açıklanabilir? Savcı rölündeki <strong>Taner Birsel</strong> de, tipik devlet memurundan şüphelerin içini kemirdiği adama dönüşürken oldukça başarılı. Otopsi görevlisinden hastane aşçısına, hatta katil Kenan&#8217;ın saf kardeşi Ramazan&#8217;a kadar bütün oyuncular falsosuz oynamışlar gerçekten. Bence filmin bir gücü, senaryodaki karakterlerin perde üzerinde canlandırılmasındaki gerçeklikte gizli.</p>
<p align="JUSTIFY"><a href="http://www.sivrisinema.com/dram/bir-zamanlar-anadoluda-2011/attachment/bir-zamanlar-anadolu-2011/" rel="attachment wp-att-22837"><img class="aligncenter size-full wp-image-22837" title="Bir Zamanlar Anadolu 2011" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/10/Bir-Zamanlar-Anadolu-2011.jpg" alt="" width="500" height="233" /></a></p>
<p align="JUSTIFY">Bir diğeri de filmin alt metinlerinde elbette. Mesela ağaçtan sağlam bir elmanın düşürülüp yuvarlana yuvarlana çürük elmaların yanına varmasını uzun uzadıya gösteriyorsa yönetmen, bu sahne sırf görsellik olsun diye konulmamıştır diye düşünmekte haklı çıkarız. İki adam konuşurken konuşmaların dudaklar kıpırdamadan verilmesinin isteyip de diyemediklerinin dillendirilmesi olarak yorumlasak başımız ağrımaz sanırım. Otomobil bağajında bir cesedin yanına, çalınan iki kavunun pervasızca atılmasını &#8220;ateş düştüğü yeri yakar&#8221;, &#8220;hayat diğerleri için devam ediyor işte&#8221; diye anlamlandırabiliriz mesela. Ya da kan lekesi bulaşan bir yüzün, durumu değerlendiren bir yüz olmaktan çıkıp işe kendini de bulaştırdığını çıkarabiliriz rahatlıkla.</p>
<p align="JUSTIFY"><strong>Bir Zamanlar Anadolu&#8217;da&#8217;</strong>da bunun gibi bir çok sahne var, anlatamadığımız ama sezebildiğimiz. Dolayısıyla kendine de iş bırakan filmlerden hoşlanan sinemaseverler için <strong>Bir Zamanlar Anadolu&#8217;da</strong> adeta bir vaha niteliğinde. Ha, başlardaki bir iki devamlılık hatası <strong>Nuri Bilge Ceylan</strong> gibi titiz bir yönetmenin gözünden nasıl kaçar demedim değil açıkçası; ama başka çaresi yoktu herhalde diye çok takılmadım ona da. Film, ufak tefek takıntıları rahatlıkla görmezden geldirecek güzellikte çünkü. Hatta yönetmenden beklemediğim kadar mizahi unsur taşıyan, basbayağı komik sahneleri var filmin. Filme şimdiye kadar mesafeli yaklaşan sinemaseverlere sadece uzun uzun manzara seyretmeyeceklerini de eklemiş olayım böylece.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>11 October 2011 00:06</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/bir-zamanlar-anadoluda-2011/#comments">2 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/bir-zamanlar-anadoluda-2011/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>1. Sinefil&#8217;m Günleri Başlıyor!</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/haber/1-sinefilm-gunleri-basliyor/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/haber/1-sinefilm-gunleri-basliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Sep 2011 11:57:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[film gösterimi]]></category>
		<category><![CDATA[film gösterimi etkinliği]]></category>
		<category><![CDATA[film hafızası]]></category>
		<category><![CDATA[itü]]></category>
		<category><![CDATA[itü ayazağa kampüsü]]></category>
		<category><![CDATA[İTÜ Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[İTÜ Sinema Kulübü]]></category>
		<category><![CDATA[sinefilm günleri]]></category>
		<category><![CDATA[sinema etkinliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=22460</guid>
		<description><![CDATA[İTÜ Sinema Kulübü,  bu yıl ilki gerçekleştirilecek olan Sinefil&#8217;m Günleri adlı bir etkinliğe ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 3-7 Ekim 2011 tarihleri arasında İstanbul Teknik Üniversitesi Ayazağa Kampüsü KSB Havuz Binası Konferans Salonu&#8216;nda yapılacak etkinlik Fil&#8217;m Hafızası ortaklığıyla gerçekleştirilecek. 5 gün sürecek etkinlikte film gösterimleriyle beraber çeşitli söyleşiler de yer alacak. İTÜ Sinema Kulübü&#8217;nün tüm sinema sitesi ve blogu yazarlarını ve elbette tüm sinema severleri davet ettiği  etkinlik hakkında ayrıntılı bilgi için aşağıdaki bağlantıları ziyaret edebilirsiniz. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sinema.itu.edu.tr/?page_id=2" target="_blank"><strong>İTÜ Sinema Kulübü</strong></a>,  bu yıl ilki gerçekleştirilecek olan <strong>Sinefil&#8217;m Günleri</strong> adlı bir etkinliğe ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.</p>
<p><strong>3-7 Ekim 2011</strong> tarihleri arasında <strong>İstanbul Teknik Üniversitesi</strong> <strong>Ayazağa Kampüsü KSB Havuz Binası Konferans Salonu</strong>&#8216;nda yapılacak etkinlik <a href="http://www.filmhafizasi.com/" target="_blank"><strong>Fil&#8217;m Hafızası</strong></a> ortaklığıyla gerçekleştirilecek. 5 gün sürecek etkinlikte film gösterimleriyle beraber çeşitli söyleşiler de yer alacak.</p>
<p>İTÜ Sinema Kulübü&#8217;nün tüm sinema sitesi ve blogu yazarlarını ve elbette tüm sinema severleri davet ettiği  etkinlik hakkında ayrıntılı bilgi için aşağıdaki bağlantıları ziyaret edebilirsiniz.</p>
<ul>
<li><a href="http://hayatimizsinema.blogspot.com/2011/09/1-sinefilm-gunleri-3-7-ekim-tarihleri.html#more" target="_blank"><strong>Etkinlik bilgileri ve film gösterim programı</strong></a></li>
<li><strong><a href="http://www.facebook.com/event.php?eid=241445405906512" target="_blank">Etkinliğin Facebook adresi</a></strong></li>
</ul>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/09/itu.jpg"><img class="size-full wp-image-22462 aligncenter" title="itu" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/09/itu-576x406-custom.jpg" alt="" width="576" height="406" /></a></p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>28 September 2011 12:57</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/haber/1-sinefilm-gunleri-basliyor/#comments">Yorum Yaz</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/haber/1-sinefilm-gunleri-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sahne Işıkları / Limelight (1952)</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/sahne-isiklari-limelight-1952/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/sahne-isiklari-limelight-1952/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Aug 2011 23:47:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Müzikal]]></category>
		<category><![CDATA[1952]]></category>
		<category><![CDATA[Buster Keaton]]></category>
		<category><![CDATA[calvero]]></category>
		<category><![CDATA[çarli çaplin]]></category>
		<category><![CDATA[chaplin filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin biografi]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin biyografii]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin haftası]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin Limelight]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin siyah beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[Claire Bloom]]></category>
		<category><![CDATA[eski filmler]]></category>
		<category><![CDATA[klasik film]]></category>
		<category><![CDATA[limelight]]></category>
		<category><![CDATA[Limelight (1952)]]></category>
		<category><![CDATA[Limelight charlie chaplin]]></category>
		<category><![CDATA[Limelight film]]></category>
		<category><![CDATA[limelight fragman]]></category>
		<category><![CDATA[limelight inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Limelight sahne ışıkları]]></category>
		<category><![CDATA[limelight tanıtım]]></category>
		<category><![CDATA[limelight yorum]]></category>
		<category><![CDATA[müzikal]]></category>
		<category><![CDATA[Nigel Bruce]]></category>
		<category><![CDATA[sahne ışıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Sahne Işıkları 1952]]></category>
		<category><![CDATA[Sahne Işıkları charlie chaplin]]></category>
		<category><![CDATA[Sahne Işıkları film]]></category>
		<category><![CDATA[Sahne Işıkları film ayrıntıları]]></category>
		<category><![CDATA[Sahne Işıkları film eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[sahne ışıkları fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Sahne Işıkları fragman izle]]></category>
		<category><![CDATA[Sahne Işıkları görüş]]></category>
		<category><![CDATA[sahne ışıkları inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[sahne ışıkları Limelight]]></category>
		<category><![CDATA[Sahne Işıkları nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Sahne Işıkları sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sahne ışıkları tanıtım]]></category>
		<category><![CDATA[Sahne Işıkları trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Sahne Işıkları video]]></category>
		<category><![CDATA[sahne ışıkları yorum]]></category>
		<category><![CDATA[siyah beyaz filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Sydney Chaplin]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiye filmler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=20268</guid>
		<description><![CDATA[Hani Cem Yılmaz&#8216;ın bir gösterisinde dalga geçtiği, komedyen vefatlarında söylenegelen bir söz vardır: &#8220;Bu defa güldürmedi!&#8221; Vefat durumlarında olmasa da bazı durumlarda gerçekten yerinde söylenmiş olabiliyor bu söz aslında. Charlie Chaplin&#8216;in son filmlerinden Limelight, bizdeki adıyla Sahne Işıkları, komedi unsurları ve mizahî taşlamalar içerse de daha çok yürek burktuğu için bu defa güldürmekten çok hüzünlendiriyor Chaplin. Filmimiz 1910&#8242;lu yılların Londra&#8217;sında geçmekte. Zamanında meşhur bir komedyen olan Calvero, artık yaşlanmış ve pek iş yapamayan biri olmuştur. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="JUSTIFY">Hani <strong>Cem Yılmaz</strong>&#8216;ın bir gösterisinde dalga geçtiği, komedyen vefatlarında söylenegelen bir söz vardır: &#8220;Bu defa güldürmedi!&#8221; Vefat durumlarında olmasa da bazı durumlarda gerçekten yerinde söylenmiş olabiliyor bu söz aslında. <strong>Charlie Chaplin</strong>&#8216;in son filmlerinden <strong>Limelight</strong>, bizdeki adıyla <strong>Sahne Işıkları</strong>, komedi unsurları ve mizahî taşlamalar içerse de daha çok yürek burktuğu için bu defa güldürmekten çok hüzünlendiriyor <strong>Chaplin</strong>.</p>
<p align="JUSTIFY"><a href="http://www.sivrisinema.com/dram/sahne-isiklari-limelight-1952/attachment/2-21/" rel="attachment wp-att-20377"><img class="aligncenter size-full wp-image-20377" title="2" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/08/2.png" alt="" width="500" height="250" /></a></p>
<p align="JUSTIFY">Filmimiz 1910&#8242;lu yılların<strong> Londra&#8217;</strong>sında geçmekte. Zamanında meşhur bir komedyen olan <strong>Calvero</strong>, artık yaşlanmış ve pek iş yapamayan biri olmuştur. Birgün kaldığı apartmanda, kendinden iki kat aşağıda oturan bir genç kızı, kız hem ileç içip hem de fırının gazını açarak intihar etmekteyken kurtarır. Kimsesi olmayan ve balerin olduğunu öğrendiği <strong>Terry</strong> adındaki kıza bir süre evinde bakan <strong>Calvero</strong>, bir yandan fiziksel olarak bir yandan da psikolojik olarak kızı iyileştirmeye çalışır. Çünkü <strong>Terry</strong>, bacaklarıyla ilgili yaşadığı sorun yüzünden bir daha dans edemeyeceğini, dolayısıyla hayatında bir anlamın kalmadığını düşünmektedir. Kapıldığı bu umutsuz durum, aslında fiziksel olarak gerçek bir problemi olmasa da psikilojik olarak onu hasta olduğuna inandırmıştır. <strong>Calvero</strong>, olgunluğu ve tecrübesiyle <strong>Terry</strong>&#8216;ye yaşama sevinci aşılamaya çalışır. İkili arasındaki bu iletişim, <strong>Calviro</strong> açısından da içinde bulunduğu durumdan çıkabilmesi için bir çeşit terapiye dönüşür.</p>
<p align="JUSTIFY">Filmin genelinde <strong>Calvero</strong>&#8216;nun bilgeliği, <strong>Terry</strong>&#8216;nin ise gençlik ve tecrübesizliğiyle birbirine bağlanan bu ikiliyi izlerken, arka planda değişen yaşam şartlarının özellikle sanatçılar üzerindeki etkisini <strong>Calvero</strong> sayesinde görme imkanı buluruz.</p>
<p align="JUSTIFY"><a href="http://www.sivrisinema.com/dram/sahne-isiklari-limelight-1952/attachment/limelight-inside/" rel="attachment wp-att-20382"><img class="aligncenter size-full wp-image-20382" title="Limelight-inside" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/08/Limelight-inside.jpg" alt="" width="450" height="297" /></a></p>
<p align="JUSTIFY">Filmi izlerken diğer <strong>Chaplin</strong> filmlerinde olduğu gibi eğlenmediğimi söylememe gerek yok sanırım. Bu biraz filmin sonunu bilmemden; biraz da <strong>Chaplin</strong>&#8216;de adeta kendi hayatını, kendini oynuyormuş havası sezdiğimden ve bu durumun beni üzmesinden kaynaklanıyor. Her ne kadar <strong>Charlie Chaplin</strong> için giderek sönen bir yıldız dememiz büyük haksızlık olacaksa da, <strong>Chaplin</strong>&#8216;in hayatında bazı iniş çıkışlar yaşadığının ve bunların onu duygusal olarak etkilediğinin ipuçlarını yakalamak mümkün filmde.</p>
<p align="JUSTIFY">Yine de hayatı boyunca komedi yapmış usta bir sanatçının nasıl bir dram yaptığını görmek, <strong>Calvero</strong>&#8216;nun bilgece sözlerine kulak vermek, taşlama ve esprilerine gülmek için izlemeye değer bir film <strong>Sahne Işıkları</strong>. Ayrıca yaşadığı dönemde <strong>Charlie Chaplin</strong>&#8216;in en büyük rakibi olarak görülen bir diğer sessiz sinema ustası <strong>Buster Keaton</strong>&#8216;un da filmde yer aldığını, <strong>Chaplin</strong> ve <strong>Keaton</strong>&#8216;un bu filmle ilk ve son kez bir araya geldiklerini, <strong>Chaplin</strong>&#8216;in oğlu <strong>Sydney Chaplin</strong>&#8216;in yakışıklı müzisyen <strong>Neville</strong> rolüyle filmde arz-ı endam ettiğini de notlarımıza ekleyip yazımızı bitirelim.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>14 August 2011 00:47</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/sahne-isiklari-limelight-1952/#comments">Yorum Yaz</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/sahne-isiklari-limelight-1952/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Altına Hücum / The Gold Rush (1925)</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/komedi/altina-hucum-the-gold-rush-1925/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/komedi/altina-hucum-the-gold-rush-1925/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Aug 2011 01:09:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[altına hücum fragman]]></category>
		<category><![CDATA[altına hücum inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[altına hücum tanıtım]]></category>
		<category><![CDATA[altına hücum yorum]]></category>
		<category><![CDATA[çarli çaplin]]></category>
		<category><![CDATA[çarli çaplin filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[chaplin filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Georgia Hale]]></category>
		<category><![CDATA[klasik film]]></category>
		<category><![CDATA[Mack Swain]]></category>
		<category><![CDATA[şarlo]]></category>
		<category><![CDATA[şarlo filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz film]]></category>
		<category><![CDATA[siyah beyaz film]]></category>
		<category><![CDATA[the gold rush]]></category>
		<category><![CDATA[the gold rush fragman]]></category>
		<category><![CDATA[the gold rush inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[the gold rush tanıtım]]></category>
		<category><![CDATA[the gold rush yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Tom Murray]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=20266</guid>
		<description><![CDATA[Charlie Chaplin&#8216;in en çok ses getiren filmlerinden biri şüphesiz Altına Hücum / The Gold Rush adlı filmidir. Hatta filmin etkisi o denlidir ki Chaplin&#8216;in &#8220;komünistlik&#8221; ithamlarıyla uğraşmasına yol açmıştır. Gerçi Charlie Chaplin, komedi temelli filmler çekse de politik ve sosyal düşüncelerini de aktarmaktan çekinmemiştir filmlerinde. Özel hayatında da toplumun istediği gibi değil kendi istediği gibi yaşamıştır. Bu tutumu da çoğu zaman hem tutucu Amerikan halkından tepki görmesine hem de federal yetkililerle başının derde girmesine neden ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="JUSTIFY"><strong>Charlie Chaplin</strong>&#8216;in en çok ses getiren filmlerinden biri şüphesiz <strong>Altına Hücum / The Gold Rush</strong> adlı filmidir. Hatta filmin etkisi o denlidir ki <strong>Chaplin</strong>&#8216;in &#8220;komünistlik&#8221; ithamlarıyla uğraşmasına yol açmıştır. Gerçi <strong>Charlie Chaplin</strong>, komedi temelli filmler çekse de politik ve sosyal düşüncelerini de aktarmaktan çekinmemiştir filmlerinde. Özel hayatında da toplumun istediği gibi değil kendi istediği gibi yaşamıştır. Bu tutumu da çoğu zaman hem tutucu Amerikan halkından tepki görmesine hem de federal yetkililerle başının derde girmesine neden olmuştur.</p>
<p align="JUSTIFY">Ama bu yazıda esas konumuz bu değil elbette, çünkü her ne kadar <strong>Altına Hücum / The Gold Rush</strong>, sosyal göndermeleri olan bir film olsa da ben filmi bir aşk filmi gibi izlemekten kendimi alamadım açıkçası. Hem de içindeki bildik, tahmin edilebilir bir aşk olsa da.</p>
<p style="text-align: center;" align="JUSTIFY"><a href="http://www.sivrisinema.com/komedi/altina-hucum-the-gold-rush-1925/attachment/the-gold-rush-3/" rel="attachment wp-att-20348"><img class="aligncenter size-full wp-image-20348" title="the gold rush" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/08/the-gold-rush1-351x454-custom.jpg" alt="" width="351" height="454" /></a></p>
<p align="JUSTIFY">Esas oğlanımız <strong>Şarlo</strong>, o dönemde büyük rağbet gören altın arayıcılığı işine girmiş kendini Alaska yollarına atmıştır. Ama yolculuk onun için bir hayli zorlu geçmektedir ve sonunda bir kulübeye sığınmak zorunda kalır. Ama kulübe sahibi pek de tekin biri değildir. Daha sonra fırtınadan çadırı dağılan başka bir altın arayıcısı da onlara katılınca <strong>Şarlo</strong>&#8216;nun zorlu doğa koşulları ve hiç tanımadığı iki yabanî adamla mücadelesi başlar.</p>
<p align="JUSTIFY">Filmin aşk hikayesi kısmı ise <strong>Şarlo&#8217;</strong>nun kasabaya inip kasabanın gazinosunda çalışan dansçı bir kıza aşık olmasıyla başlıyor. Tahmin edilebileceği üzre <strong>Şarlo</strong>, kulübede açlıktan bir ayakkabısını yemiş olduğu için ayakkabısız ayağı bezlerle sarılmış, üstü başı dökülen (ama asil duruşundan da ödün vermeyen) bir halde, kızımız ise salonun en popüler dansçılarından. Görünüşe göre vuslatın çok uzak bir ihtimal olduğu bir aşk. <strong>Şarlo</strong> da bunun farkında; ama elinde değil, kız için yapmayacağı şey yok.</p>
<p style="text-align: center;" align="JUSTIFY"><a href="http://www.sivrisinema.com/komedi/altina-hucum-the-gold-rush-1925/attachment/gold_rush_b/" rel="attachment wp-att-20350"><img class="aligncenter size-full wp-image-20350" title="gold_rush_B" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/08/gold_rush_B-347x422-custom.jpg" alt="" width="347" height="422" /></a></p>
<p align="JUSTIFY"><strong>Altına Hücum / The Gold Rush</strong>, <strong>Şarlo</strong>&#8216;nun bir yandan altın arama serüveni bir yandan da gönül işleriyle ilerliyor. Bu sergüzeştte <strong>Şarlo</strong>&#8216;nun birçok komik hallerine tanık oluyoruz elbette. Ama bu komik haller içinde öyle sahneler var ki sinema tarihinin en bilinir sahneleri arasına girmiş durumda. Fırtına yüzünden mahsur kaldığı kulübede, açlıktan ayakkabısını pişirip yediği sahne; yılbaşı gecesi sevdiği kızı ve arkadaşlarını beklerken küçük ekmek somunlarıyla dans ettiği sahne ve tabii ki uçurumun kenarına gelip bir aşağı bir yukarı yalpalayan kulübe sahnesi ilk akla gelenlerden.</p>
<p align="JUSTIFY">Çekimleri 14 ay süren ve o zamana göre en çok para harcanan filmlerden biri olan <strong>Altına Hücum</strong>, 1958 yılında uluslararası sinema jürisi tarafından sinema tarihinin en iyi 2. filmi seçilmiş. <strong>Charlie</strong> <strong>Chaplin</strong>&#8216;in bir konuşmasında &#8220;Bu filmimle hatırlanmak istiyorum.&#8221; dediği rivayet edilmektedir.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>12 August 2011 02:09</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/komedi/altina-hucum-the-gold-rush-1925/#comments">2 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/komedi/altina-hucum-the-gold-rush-1925/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yumurcak / The Kid (1921)</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/yumurcak-the-kid-1921/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/yumurcak-the-kid-1921/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Aug 2011 23:06:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[1921]]></category>
		<category><![CDATA[çarli çaplin]]></category>
		<category><![CDATA[chaplin filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[charles chaplin]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin afişleri]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin biografi]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin çocuk 1921]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin çocuk filmi]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin çocuk ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin filmografi]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin fragmanları]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin haftası]]></category>
		<category><![CDATA[Charlie Chaplin hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin replikleri]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin The Kid]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin The Kid 1921]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin videoları]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin yumurcak]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin yumurcak 1921]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin yumurcak film]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin yumurcak fragman]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin yumurcak sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Charlot]]></category>
		<category><![CDATA[Edna Purviance]]></category>
		<category><![CDATA[eski filmler]]></category>
		<category><![CDATA[fragman izle]]></category>
		<category><![CDATA[garip]]></category>
		<category><![CDATA[imdb top 250]]></category>
		<category><![CDATA[Jackie Coogan]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Sunal]]></category>
		<category><![CDATA[klasik film]]></category>
		<category><![CDATA[şarlo]]></category>
		<category><![CDATA[şarlo filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[şarlo haftası]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz film]]></category>
		<category><![CDATA[siyah beyaz film]]></category>
		<category><![CDATA[The Kid charlie chaplin]]></category>
		<category><![CDATA[The Kid eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[the kid fragman]]></category>
		<category><![CDATA[the kid inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[The Kid yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Yumurcak / The Kid]]></category>
		<category><![CDATA[yumurcak eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[yumurcak fragman]]></category>
		<category><![CDATA[yumurcak inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[yumurcak yorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=20240</guid>
		<description><![CDATA[Charlie Chaplin&#8216;le sevimli mi sevimli bir yumurcağın bir kapının eşiğinde oturmuş hüzün ve masumeyetle karışık hallerini resmeden fotoğrafı bilmeyenimiz yoktur. Hatta izlememiş olsak bile Yumurcak / The Kid filminin konusunu çoğumuz biliyor ya da az çok tahmin edebiliyordur. Kaldı ki gerek Türk sineması içinde yapılan, özellikle Kemal Sunal&#8216;ın 1986 yılı yapımı Garip adlı film, gerekse Hollywood&#8217;da yapılmış onlarca taklit/gönderme/esinlenme içeren filmler sayesinde kendisinin olmayan bir çocuğu sahiplenip gerçek bir babalık/annelik yapan kahramanların hikayelerine aşinayız hepimiz. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="JUSTIFY"><strong>Charlie Chaplin</strong>&#8216;le sevimli mi sevimli bir yumurcağın bir kapının eşiğinde oturmuş hüzün ve masumeyetle karışık hallerini resmeden fotoğrafı bilmeyenimiz yoktur. Hatta izlememiş olsak bile <strong>Yumurcak / The Kid</strong> filminin konusunu çoğumuz biliyor ya da az çok tahmin edebiliyordur. Kaldı ki gerek Türk sineması içinde yapılan, özellikle <strong>Kemal Sunal</strong>&#8216;ın 1986 yılı yapımı <strong>Garip</strong> adlı film, gerekse Hollywood&#8217;da yapılmış onlarca taklit/gönderme/esinlenme içeren filmler sayesinde kendisinin olmayan bir çocuğu sahiplenip gerçek bir babalık/annelik yapan kahramanların hikayelerine aşinayız hepimiz. İşte bu filmlerin babası diyebileceğimiz bir film 1921 yapımı, <strong>Charlie Chaplin</strong>&#8216;in ilk uzun metraj filmi sayılan <strong>Yumurcak / The Kid</strong>&#8216;dir.</p>
<p style="text-align: center;" align="JUSTIFY"><a href="http://www.sivrisinema.com/dram/yumurcak-the-kid-1921/attachment/charlie-chaplin-the-kid-1921/" rel="attachment wp-att-20274"><img class="aligncenter size-full wp-image-20274" title="charlie-chaplin-the-kid-1921" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/08/charlie-chaplin-the-kid-1921.jpg" alt="" width="434" height="281" /></a></p>
<p align="JUSTIFY">Gerçek hayatta ilk çocuğunun doğduktan birkaç gün sonra ölmesiyle <strong>Chaplin</strong>&#8216;in yaşadığı acı tecrübenin de izlerini taşıyan <strong>The Kid</strong>, konusunu ve sonunu biliyor ya da tahmin ediyor olsak da hem <strong>Şarlo</strong>, hem de sevimli ötesi küçük oyuncu <strong>Jackie Coogan</strong>&#8216;ın oyunculuğu için izlenmeye değer bir film. İçerdiği Chaplinvâri mizah ve dram da bonus olarak yanında geliyor.</p>
<p align="JUSTIFY">Gerçekten de hadi <strong>Chaplin</strong> diyelim, bizim bildiğimiz <strong>Chaplin</strong>, tipik bir <strong>Şarlo</strong> karakteriyle karşımızda. Gerçi bu sefer hınzırlıklarının, su üstüne çıkan zeytinyağlılıklarının yanında daha şefkatli taraflarını da görüyoruz; ama yumurcak&#8217;ı izlemek de ayrı bir keyif bu filmde. Özellikle camlara taş atarak kırdığı sonra da <strong>Şarlo</strong>&#8216;nun camcı diye ortalıkta gezindiği sahnelerde, polisle bir karşılaşma sahnesi var ki büyümüş de ufalmış bu dedirtiyor. Bunun yanında, yetimhane yetkililerinin çocuğu <strong>Şarlo</strong>&#8216;dan ayırdıkları sahnede ise asıl oyunculuğunu konuşturup nice yetişkin oyunculara taş çıkartıyor resmen. Bu sahnelerde Şarlo&#8217;nun da yüzündeki ve gözlerindeki hüznü, çaresizliği ve yavrusu alınmış aslan misali atılganlığı izleyenin içini epey burkuyor.</p>
<p align="JUSTIFY"><a href="http://www.sivrisinema.com/dram/yumurcak-the-kid-1921/attachment/1-99-charlie-chaplin/" rel="attachment wp-att-20273"><img class="aligncenter size-full wp-image-20273" title="1 99 Charlie Chaplin" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/08/1-99-Charlie-Chaplin.jpg" alt="" width="400" height="296" /></a></p>
<p align="JUSTIFY">Bunun yanında yoksulluk içinde bulunmalarına rağmen birbirlerine sahip çıkışları, ufak şeylerden dolayı duydukları mutluluk, fakir sofrası da olsa iştahla yenen tek tür yemekler, insanın aslında mutluluk için nasıl da az şeye ihtiyaç duyduğunu düşünmesini sağlıyor. Filmin sonunda <strong>Şarlo</strong>&#8216;nun onca yoksulluğa rağmen rüyasında mahallesini bir cennet olarak görmesi de <strong>Chaplin</strong>&#8216;in mutluluk anlayışı hakkında epey bir ipucu barındırıyor.</p>
<p align="JUSTIFY">Böyle hem güldürüp hem de hüzünlendiren, ama <strong>Charlie Chaplin</strong>&#8216;in hem bize hem de <strong>Şarlo</strong> ve yumurcak&#8217;a kıyamayıp mutlu sonla bitiridiği bir film <strong>The Kid</strong>. İmdb Top 250 listesinde de en yaşlı (an itibariyle 90 yaşında) film ünvanını koruyan bu filmi, çok da değil 50 küsür dakikanızı ayırıp şöyle bir kalbinizi hareketlendirmek adına da izleyebilirsiniz.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>11 August 2011 00:06</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/yumurcak-the-kid-1921/#comments">1 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/yumurcak-the-kid-1921/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Büyük Diktatör / The Great Dictator (1940)</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/buyuk-diktator-the-great-dictator-1940/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/buyuk-diktator-the-great-dictator-1940/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Aug 2011 23:46:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[1940]]></category>
		<category><![CDATA[adolf hitler]]></category>
		<category><![CDATA[adonoid hynkel]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[bacteria]]></category>
		<category><![CDATA[benzino napoloni]]></category>
		<category><![CDATA[berber]]></category>
		<category><![CDATA[büyük dictatör yorum]]></category>
		<category><![CDATA[büyük diktatör]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Diktatör 1940]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Diktatör charlie chaplin]]></category>
		<category><![CDATA[büyük diktator eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Diktatör film]]></category>
		<category><![CDATA[büyük diktatör fragman]]></category>
		<category><![CDATA[büyük diktator inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Diktatör kadr]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Diktatör kim]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Diktatör ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Diktatör The Great Dictator Charlie Chaplin]]></category>
		<category><![CDATA[çarli çaplin]]></category>
		<category><![CDATA[chaplin fimleri]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Charlie Chaplin Production]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[eski filmler]]></category>
		<category><![CDATA[faşizm eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[garbitsch]]></category>
		<category><![CDATA[goebbels]]></category>
		<category><![CDATA[Henry Daniell]]></category>
		<category><![CDATA[hiciv]]></category>
		<category><![CDATA[hiciv filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[hynkel]]></category>
		<category><![CDATA[Iı. dünya savaşı filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[italya]]></category>
		<category><![CDATA[Jack Oakie]]></category>
		<category><![CDATA[klasik filmler]]></category>
		<category><![CDATA[mussolini]]></category>
		<category><![CDATA[napoloni]]></category>
		<category><![CDATA[nazi almanyası]]></category>
		<category><![CDATA[Paulette Goddard]]></category>
		<category><![CDATA[propaganda filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Reginald Gardiner]]></category>
		<category><![CDATA[şarlo]]></category>
		<category><![CDATA[satirik film]]></category>
		<category><![CDATA[şavaş filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[siyah beyaz filmler]]></category>
		<category><![CDATA[the great dictator]]></category>
		<category><![CDATA[The Great Dictator 1940]]></category>
		<category><![CDATA[The Great Dictator cast]]></category>
		<category><![CDATA[the great dictator eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[The Great Dictator fragman]]></category>
		<category><![CDATA[the great dictator inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[The Great Dictator kadro]]></category>
		<category><![CDATA[The Great Dictator künye]]></category>
		<category><![CDATA[the great dictator yorum]]></category>
		<category><![CDATA[tomania]]></category>
		<category><![CDATA[tomanya]]></category>
		<category><![CDATA[yahudi berber]]></category>
		<category><![CDATA[yahudi soykırımı filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[yasaklanmış filmler]]></category>
		<category><![CDATA[yergi filmleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=20145</guid>
		<description><![CDATA[Çocukluğumuzdan beri aşina olduğumuzdan mıdır nedir, Charlie Chaplin&#8216;i oldum olası sevmişimdir; şimdi bu sevgi, yaptıklarını izleyip nasıl bir sanatçı olduğunu öğrendikçe kat be kat artıyor. Büyük Diktatör / The Great Dictator, yönetmenin bilinçli olarak izlediğim filmleri arasında bence en iyisi. Öyle ki, bu kadar iyi olacağını, filmi bu kadar beğeneceğimi ben de beklemiyordum. Filmimiz I. Dünya Savaşı ile açılıyor, tabii o zaman adının başında birinci sıfatı yok. Cephede bir uçak kazası sonucu hastaneye yatırılan ve ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;" align="JUSTIFY"><a href="http://www.sivrisinema.com/dram/buyuk-diktator-the-great-dictator-1940/attachment/buyuk-diktator/" rel="attachment wp-att-20234"><img class="aligncenter size-full wp-image-20234" title="büyük diktatör" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/08/büyük-diktatör.jpg" alt="" width="288" height="354" /></a></p>
<p align="JUSTIFY">Çocukluğumuzdan beri aşina olduğumuzdan mıdır nedir, <strong>Charlie Chaplin</strong>&#8216;i oldum olası sevmişimdir; şimdi bu sevgi, yaptıklarını izleyip nasıl bir sanatçı olduğunu öğrendikçe kat be kat artıyor. <strong>Büyük Diktatör / The Great Dictator</strong>, yönetmenin bilinçli olarak izlediğim filmleri arasında bence en iyisi. Öyle ki, bu kadar iyi olacağını, filmi bu kadar beğeneceğimi ben de beklemiyordum.</p>
<p align="JUSTIFY">Filmimiz I. Dünya Savaşı ile açılıyor, tabii o zaman adının başında birinci sıfatı yok. Cephede bir uçak kazası sonucu hastaneye yatırılan ve hafıza kaybı yaşayan kahramanımız (bu filmde <strong>Şarlo</strong>&#8216;yla benzer yönleri olan ama o olmayan kahramanımız bir berber), yıllar sonra hastaneden çıktığında dünya bıraktığından çok çok farklıdır ve neredeyse ikinci bir dünya savaşı çıkmak üzeredir. Ülkesi <strong>Tomania&#8217;</strong>da iktidara gelen <strong>Adonoid Hynkel,</strong> oluşturduğu ordu ve yüksek hitabet gücüyle kitleleri etkisi altına almakta ve bir dünya imparatoru olma hayalleri kurmaktadır. Bu imparatorun milleti de tüm yahudi, çingene vs. unsurlardan temizlenmiş; sarı saçlı, mavi gözlü ari bir ırk olacaktır. Kahramanımızın <strong>Hynkel&#8217;</strong>le fiziksel benzerliği ise filmin sonunda beklenmeyen bir olaya sebep olur.</p>
<p align="JUSTIFY">Özetten de anlaşılacağı üzre <strong>Büyük Diktatör</strong>, <strong>Adolf Hitler</strong>&#8216;i ve faşizmi hicveden bir film. <strong>Almanya</strong>&#8216;nın, <strong>Hitler</strong>&#8216;in, <strong>Mussolini</strong>&#8216;nin (ki kendisi II. Dünya Savaşı sırasında dünyaya musallat olan ikinci bir beladır) adı anılmasa da <strong>Chaplin</strong>&#8216;in gerek seçtiği temsili isimler gerekse zekice göndermeleri filmin kahramanlarını da olaylarını da çok rahat anlamamızı sağlıyor. <strong>Hitler</strong>&#8216;e, faşizme getirdiği eleştirinin yanında harika bir mizahı da var ki filmin, göndermeleriyle zihin açarken esprileriyle de kahkahalara boğuyor insanı.</p>
<p style="text-align: center;" align="JUSTIFY"><a href="http://www.sivrisinema.com/dram/buyuk-diktator-the-great-dictator-1940/attachment/adsiz-7/" rel="attachment wp-att-20235"><img class="aligncenter size-full wp-image-20235" title="Adsız" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/08/Adsız.jpg" alt="" width="177" height="298" /></a></p>
<p align="JUSTIFY">Filmin hangi bir sahnesini anlatayım bilemiyorum gerçekten, sanırım sinema sanatında birden fazla ünlü sahne barındıran filmlerden bir tanesi <strong>Büyük Diktatör</strong>. <strong>Charlie Chaplin</strong>&#8216;in <strong>Hitler</strong>&#8216;in konuşmalarını canlandırdığı sahneleri mi desem, <strong>Hynkel</strong>&#8216;in yer küreyle oynadığı sahneyi mi desem, <strong>Hynkel </strong>ve <strong>Napaloni</strong> arasında geçen bütün sahneleri mi desem, hepsi birbirinden komik, eğlenceli ve zekice. <strong>Chaplin</strong>&#8216;in anlatmak istediği şeyi tam olarak anlatmak konusunda ne kadar usta olduğunu gösteren en iyi filmlerden bir tanesi belki de en iyisi bu film sanırım.</p>
<p align="JUSTIFY"><strong>Büyük Diktatör</strong>&#8216;ün ilginç bir yanı şu ki, <strong>Charlie Chaplin</strong> bu filmin çalışmalarına 1938&#8242;de başlamış; yani <strong>Hitler</strong>&#8216;in nasıl bir zalim olduğunun henüz tam olarak bilinmediği zamanlar. Üstelik <strong>Amerika</strong>&#8216;nın o sıralar <strong>Almanya</strong> ve <strong>Hitler</strong>&#8216;le ilgili hiçbir sorunu yok. <strong>Chaplin</strong>&#8216;deki nasıl bir öngörüymüş ki, daha II. Dünya Savaşı tam olarak başlamadan, <strong>Hitler</strong>&#8216;in asıl niyeti ortaya çıkmamışken henüz, dünyanın büyük soykırımdan ancak savaş mahkemeleri kurulduktan sonra haberi olacakken böylesine cesur, adeta gelecekten haber veren bir film yapabilmiş <strong>Chaplin</strong>. &#8220;Deha&#8221; böyle bir şey demek ki&#8230;</p>
<p align="JUSTIFY">Filmde kullanılan müstear isimler de başlı başına hiciv örnekleri zaten. Örneğin <strong>Almanya</strong>&#8216;nın karşılığı filmde <strong>Tomania:</strong> Çürümüş ette bulunan zehir anlamına gelen İngilizce ptomaine sözcüğüne gönderme. <strong>İtalya</strong> karşılığı <strong>Bacteria</strong>: Anlaşılacağı üzre bakteri demek. <strong>Adolf Hitler</strong> yerine <strong>Adenoid Hynkel</strong> adını kullanmış <strong>Chaplin</strong>. <strong>Hynkel</strong>&#8216;i bulamadım ama <strong>Adenoid</strong> geniz eti demek. Bunun gibi <strong>Hitler</strong>&#8216;in sağ kolu ve propaganda işlerini yöneten <strong>Goebbels</strong> yerine <strong>Garbitsch</strong> kullanılmış, okunuşu ingilizce &#8220;garbage&#8221; kelimesine benziyor; yani çöp.</p>
<p align="JUSTIFY">Filmimizin dili bu denli sivri olunca gösterime girdiğinde <strong>Almanya&#8217;</strong>da ve <strong>İtalya</strong>&#8216;da gösterilmesi yasaklanmış elbette. Ama deniyor ki, <strong>Hitler</strong> gizlice getirtip izlemiş filmi. Film hakkında ne düşündüğü bilinmiyor; ama <strong>Chaplin, Hitler&#8217;</strong>in filmini izlediğini öğrenince demiş ki: &#8220;I&#8217;d give anything to know what he thought of it.&#8221; (Film hakkında ne düşündüğünü öğrenmek için her şeyi verirdim.)</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>09 August 2011 00:46</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/buyuk-diktator-the-great-dictator-1940/#comments">3 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/buyuk-diktator-the-great-dictator-1940/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Modern Zamanlar / Modern Times (1936)</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/modern-zamanlar-modern-times-1936/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/modern-zamanlar-modern-times-1936/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Aug 2011 01:38:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[Al Ernest Garcia]]></category>
		<category><![CDATA[çarli çaplin]]></category>
		<category><![CDATA[çarli çaplin filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[chaplin filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin Modern Times]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin Modern Zamanlar]]></category>
		<category><![CDATA[eski filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Henry Bergman]]></category>
		<category><![CDATA[klasik film]]></category>
		<category><![CDATA[komedi filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Times]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Times 1936]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Times cast]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Times Charlie Chaplin]]></category>
		<category><![CDATA[modern times eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Times fragman]]></category>
		<category><![CDATA[modern times inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Times poster]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Times trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Times video]]></category>
		<category><![CDATA[modern times yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Zamanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Zamanlar 1936]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Zamanlar afiş]]></category>
		<category><![CDATA[modern zamanlar eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Zamanlar fagman]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Zamanlar film fragmanı]]></category>
		<category><![CDATA[modern zamanlar inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Zamanlar sessiz film]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Zamanlar video]]></category>
		<category><![CDATA[modern zamanlar yorum]]></category>
		<category><![CDATA[modern zmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[nam-ı diğer şarlo]]></category>
		<category><![CDATA[Paulette Goddard]]></category>
		<category><![CDATA[şarlo]]></category>
		<category><![CDATA[şarlo filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[şarlo kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[şarlo lakaplı]]></category>
		<category><![CDATA[şarloton]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz film]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Sessiz Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[siyah beyaz film]]></category>
		<category><![CDATA[Siyah Beyaz sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Stanley Blystone]]></category>
		<category><![CDATA[Tiny Sandford]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=19967</guid>
		<description><![CDATA[Daha ilk sahnede içerdiği mesajı açık açık veren bir filmle karşı karşıyayız: Güdülen bir koyun sürüsü ve metrodan çıkan insan sürüsü. Modern Zamanlar / Modern Times, Charlie Chaplin&#8216;in önce Amerika&#8217;da ortaya çıkıp sonrasında tüm dünyayı etkilemiş Büyük Buhran&#8216;ın yaşandığı zamanlarda insanın sanayileşme/modernleşme karşısındaki durumunu gözler önüne serdiği eleştirel ve ilk sesli filmi. Aslında yarı sesli filmi demek daha doğru sanırım. Zira Chaplin, sesli sinemaya geçiş döneminde çektiği bu filminde sadece mekanik aletlerin (radyo, megafondan çıkan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="JUSTIFY">Daha ilk sahnede içerdiği mesajı açık açık veren bir filmle karşı karşıyayız: Güdülen bir koyun sürüsü ve metrodan çıkan insan sürüsü. <strong>Modern Zamanlar / Modern Times</strong>, <strong>Charlie Chaplin</strong>&#8216;in önce Amerika&#8217;da ortaya çıkıp sonrasında tüm dünyayı etkilemiş <strong>Büyük Buhran</strong>&#8216;ın yaşandığı zamanlarda insanın sanayileşme/modernleşme karşısındaki durumunu gözler önüne serdiği eleştirel ve ilk sesli filmi. Aslında yarı sesli filmi demek daha doğru sanırım. Zira <strong>Chaplin</strong>, sesli sinemaya geçiş döneminde çektiği bu filminde sadece mekanik aletlerin (radyo, megafondan çıkan insan sesi) seslerini duyuruyor, diyaloglar ise sessiz film usulü yazılı olarak veriliyor. Bir de filmin sonunda Charlie Chaplin&#8217;in kendi sesini duyduğumuz bir şarkı sahnesi var ki aslında ayrı bir paragrafı hak edecek güzellikte.</p>
<p align="JUSTIFY">Sinema tarihinde makineleşmeye karşı yapılan en ünlü eleştirlerden biri olan <strong>Modern Zamanlar / Modern Times</strong>, usta yönetmenin dehasının da açıkça görüldüğü bir film. Öyle ki 1936 yılındaki imkanlarla böyle bir film çekebilen adam, günümüz olanaklarına sahip olsaydı neler yapardı demeden duramıyor insan. Gerçekten de film, hem görsel olarak hem sinema dili olarak hem de ele aldığı konuyu eleştirisindeki isabeti olarak <strong>Chaplin</strong> filmleri arasında ayrı bir yere sahip.</p>
<p align="JUSTIFY"><a href="http://www.sivrisinema.com/dram/modern-zamanlar-modern-times-1936/attachment/modern-times-1936/" rel="attachment wp-att-20108"><img class="aligncenter size-full wp-image-20108" title="Modern Times (1936)" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/08/Modern-Times-1936.jpg" alt="" width="450" height="274" /></a></p>
<p align="JUSTIFY">Filmimiz yine <strong>Şarlo</strong> karakterinin merkezde olduğu bir hikayeye sahip. Sevimli serserimiz bir fabrikada çalışmaktadır. Çalışma şartları birgün kahramanımızda vidaların hepten yerlerinden fırlamasına sebep olur ve fabrikada yol açtığı olaylar sebebiyle işten atılır. Burada bir ayraç açıp filmin hazırladığı en ağır laflarının bu bölümde sarf edildiğini söylemeden geçmek istemiyorum. Filmin sadece bu bölümü bile hem mizahı, hem dramı yani trajediyi mükemmel şekilde anlatıyor. Filmi izlememiş olsa da <strong>Şarlo</strong>&#8216;nun çarklar arasından geçtiği o meşhur sahneyi bilmeyenimiz yoktur herhalde, işte o sahne bu bölümde, dişlileri arasında makinenin öğüttüğü insan! Sayfalarca diyalog kurulsa bundan daha etkili anlatılamaz sanırım.</p>
<p align="JUSTIFY">İşten atılıp akıl hastanesinde bir süre kaldıktan sonra <strong>Şarlo</strong>, farkında olmadan içine düştüğü bir protesto grubunun lideri sanılıp hapse atılır. Zaten film boyunca otorite&#8217;nin gerçek olana göre değil, kendi gerçek kabul ettiği şeye göre davrandığı neredeyse gözümüze gözümüze sokulur. Otoritenin yaptırımlarını üzerinde en çok kullandıkları da güçsüz insanlardır nedense. <strong>Şarlo</strong> hapiste de bir dizi olay yaşayıp çıkar. Aslında çıkmak istememektedir çünkü dışarıdaki ekonomik durum hapiste olmayı istetecek kadar kötü durumdadır. Ufak tefek suçlar işleyip kendini tekrar hapse attırmaya çalıştığı sıralarda <strong>Chaplin</strong> filmlerinin olmazsa olmazı güzel kızımızla karşılaşır ve ikili bir dizi serüven yaşayacakları bir yola koyulur.</p>
<p align="JUSTIFY"><strong>Şehir Işıkları</strong>&#8216;nda olduğu gibi <strong>Modern Zamanlar</strong>&#8216;da da kahramanımızın başından geçenler bölüm bölüm birer skeç halinde verilir. Bu yüzden bir <strong>Chaplin</strong> filmi izlerken hikayenin gidişatından ayrı olarak bu bölümlerde verilen mizaha odaklanmak seyir zevkini arttıracaktır. Bu filmde de fabrika, hapishane, alışveriş merkezi, köhne ev, restoran gibi bölümlerde <strong>Charlie Chaplin</strong>&#8216;in kurguladığı komik durumlar bol bol mevcut. Başta da dediğim gibi özellikle fabrika sahneleri ve filmin sonundaki <strong>Chaplin</strong>&#8216;in şarkı söylediği bölüm ise ayrı bir güzel.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>07 August 2011 02:38</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/modern-zamanlar-modern-times-1936/#comments">Yorum Yaz</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/modern-zamanlar-modern-times-1936/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şehir Işıkları / City Lights (1931)</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/sehir-isiklari-city-lights-1931/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/sehir-isiklari-city-lights-1931/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Aug 2011 23:05:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[Al Ernest Garcia]]></category>
		<category><![CDATA[chaplin filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin]]></category>
		<category><![CDATA[Charlie Chaplin 1931]]></category>
		<category><![CDATA[Charlie Chaplin City Lights]]></category>
		<category><![CDATA[Charlie Chaplin film]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Charlie Chaplin hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Charlie Chaplin Production]]></category>
		<category><![CDATA[Charlie Chaplin Şehir Işıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Charlie Chaplin sinema]]></category>
		<category><![CDATA[city lights]]></category>
		<category><![CDATA[city lights eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[city lights inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[city lights yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Florence Lee]]></category>
		<category><![CDATA[Hank Mann]]></category>
		<category><![CDATA[Harry Myers]]></category>
		<category><![CDATA[klasik film]]></category>
		<category><![CDATA[klasik filmler]]></category>
		<category><![CDATA[şarlo]]></category>
		<category><![CDATA[şarlo filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[şehir ışıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Şehir Işıkları 1931]]></category>
		<category><![CDATA[şehir ışıkları eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[şehir ışıkları inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Şehir Işıkları sinema]]></category>
		<category><![CDATA[şehir ışıkları yorum]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz film]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz filmler]]></category>
		<category><![CDATA[siyah beyaz film]]></category>
		<category><![CDATA[siyah beyaz filmler]]></category>
		<category><![CDATA[tek renk filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Virginia Cherrill]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=19905</guid>
		<description><![CDATA[Sinemada &#8220;dâhi&#8221; denilince akla ilk gelen isimlerden biri şüphesiz Charlie Chaplin&#8216;dir. Hem oyunculuğu, hem yönetmenliği, hem yazarlığı, hem müzisyenliği, hem de filmlerine yansıttığı zamanının ötesindeki fikirleriyle fazlasıyla hak eder bu sıfatı. Günümüz seyircisine belki artık komik gelmeyecek, bildik hikayelere sahipmiş gibi görünen filmleri olsa da bu durum, Chaplin&#8216;in sinema sanatına ne kadar çok şey kattığının kanıtıdır aslında. Filmlerinde gördüğümüz onca tanıdık özelliğin ondan sonrakiler tarafından ne çok taklit/tekrar edildiğinin göstergesidir. Sadece Amerikan sinemsınca da değil ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="JUSTIFY">Sinemada &#8220;dâhi&#8221; denilince akla ilk gelen isimlerden biri şüphesiz <strong>Charlie Chaplin</strong>&#8216;dir. Hem oyunculuğu, hem yönetmenliği, hem yazarlığı, hem müzisyenliği, hem de filmlerine yansıttığı zamanının ötesindeki fikirleriyle fazlasıyla hak eder bu sıfatı. Günümüz seyircisine belki artık komik gelmeyecek, bildik hikayelere sahipmiş gibi görünen filmleri olsa da bu durum, <strong>Chaplin</strong>&#8216;in sinema sanatına ne kadar çok şey kattığının kanıtıdır aslında. Filmlerinde gördüğümüz onca tanıdık özelliğin ondan sonrakiler tarafından ne çok taklit/tekrar edildiğinin göstergesidir. Sadece Amerikan sinemsınca da değil üstelik, Türk sineması tarafından da taklit edilmiştir.</p>
<p align="JUSTIFY"><strong>Şehir Işıkları / City Lights</strong>&#8216;ı izlerken çok tanıdık bir öğeyle karşılaştım mesela ve filmdeki sarhoş zengin adamın arkadaşı fakir adam motifini <strong>Kemal Sunal</strong>&#8216;ın bir filminde izlediğimi hatırladım. Sonrasında başka <strong>Chaplin</strong> filmlerini de izledikçe Türk sinemasının <strong>Chaplin</strong>&#8216;den epey ekmek yediğini anlamış oldum.</p>
<p style="text-align: center;" align="JUSTIFY"><a href="http://www.sivrisinema.com/dram/sehir-isiklari-city-lights-1931/attachment/chaplin/" rel="attachment wp-att-19922"><img class="aligncenter size-full wp-image-19922" title="chaplin" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/08/chaplin.jpg" alt="" width="500" height="307" /></a></p>
<p align="JUSTIFY"><strong>Şehir Işıkları / City Lights</strong>, bizde &#8220;<strong>Şarlo</strong>&#8221; olarak bilinen tipik sokak serserisi <strong>The Tramp</strong> karakterinin merkezde olduğu <strong>Chaplin</strong> filmlerinden birtanesi. <strong>Şarlo</strong> birgün intihar etmek üzere olan zengin bir adamı kurtarır. Adam hayatını kurtaran <strong>Şarlo</strong>&#8216;yu ebedi dostu ilan eder, onu evine alır, şerefine partiler verir, aktıkları gecelere götürür. <strong>Şarlo</strong> için başta her şey güzeldir ama küçük bir sorun vardır; adamımız intihar etmek üzereyken sarhoştur ve <strong>Şarlo</strong>&#8216;yu sadece şarhoş olduğu zamanlarda tanımaktadır. Tahmin edileceği üzre filmde adamın ayık olma zamanlarıyla sarhoş olma zamanlarının zıtlıklarının sıralandığı seri bir skeçler silsilesi izleriz. Fakat filmde asıl tema olarak <strong>Şarlo</strong>&#8216;nun kör bir çiçekçi kıza aşık olması anlatılır. Kız, <strong>Şarlo</strong>&#8216;yu bazı tesadüfler eseri zengin biri zanneder, <strong>Şarlo</strong> da bu kızın bu zannına ilişmez ve aralarında hem cebi hem gönlü zengin adam ile fakir kız aşkı doğar.</p>
<p align="JUSTIFY">Filmde bu hikaye ilerleyip sonuca bağlanacağı süreçte bir dizi durum komedisi izleriz. <strong>Şarlo</strong>&#8216;nun hem zengin adamın bir sarhoş bir ayık halleriyle başetme çabaları, hem kıza yardım etmek için para bulma arayışları kahramanımızı komik durumların içine düşürür. Sonunda da açıkçası benim tahmin etmediğim bir sonla film biter. Aslında tahmin edilmesi güç bir finali yok filmin ama ben o şekilde biteceğini düşünmemiştim ve film bitince iyi ki benim düşündüğüm gibi çıkmadı dedim.</p>
<p align="JUSTIFY">Filmin sessiz ve siyah beyaz olduğunu bilmem belirtmeme gerek var mı? Sessiz olduğu için de kahkaha unsurları durum komedisi denilen türle sağlanmış doğal olarak. Zekice yapılmış sözel esprileri tercih eden benim gibi sinema izleyicisine başta basit gelebilecek bir komedi anlayışı olsa da; sahnelerin düzeni, işleyişi, oyuncuların harika bir iş ortaya çıkarmış olmaları ve elbette <strong>Charlie Chaplin</strong>&#8216;in zekice buluşları filmi ilgiyle izletmeyi sağlıyor. Bir yerde <strong>Chaplin</strong>&#8216;in kör çiçekçi kızdan çiçek aldığı sahneyi, kızın duygularını en iyi aktaracak durumu verebilmek için üç yüz küsür defa tekrar çektiğini okumuştum. Ama bunu bilmesek bile, film bize <strong>Charlie Chaplin</strong>&#8216;in işinde ne kadar titiz olduğunu baştan sona gösterecek nitelikte gerçekten.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>06 August 2011 00:05</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/sehir-isiklari-city-lights-1931/#comments">7 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/sehir-isiklari-city-lights-1931/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İçimdeki Yangın / Incendies (2010)</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/icimdeki-yangin-incendies-2010/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/icimdeki-yangin-incendies-2010/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 May 2011 23:01:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Gizem]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[2010 oscar adayı]]></category>
		<category><![CDATA[Abdelghafour Elaaziz]]></category>
		<category><![CDATA[Denis Villeneuve]]></category>
		<category><![CDATA[içimdeki yangın]]></category>
		<category><![CDATA[içimdeki yangın eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[içimdeki yangın fragman]]></category>
		<category><![CDATA[içimdeki yangın fragman izle]]></category>
		<category><![CDATA[içimdeki yangın kiritik]]></category>
		<category><![CDATA[içimdeki yangın yorum]]></category>
		<category><![CDATA[incendies]]></category>
		<category><![CDATA[incendies fragman]]></category>
		<category><![CDATA[incendies fragman izle]]></category>
		<category><![CDATA[Lubna Azabal]]></category>
		<category><![CDATA[Maxim Gaudette]]></category>
		<category><![CDATA[Mélissa Désormeaux-Poulin]]></category>
		<category><![CDATA[Rémy Girard]]></category>
		<category><![CDATA[Valérie Beaugrand-Champagne]]></category>
		<category><![CDATA[Wajdi Mouawad]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=17613</guid>
		<description><![CDATA[Sanatın bazen acımasız olduğuna tanıklık ettiniz mi hiç? Hani, o acımasızlığın aslında sanatın değil de insanoğlunun suçu olduğunu anlamanın sızısı gelir ardından. Donup kalmak deyiminin faili olursunuz o zaman. Ne dilde kelam, ne elde derman kalır. İçimdeki Yangın / Incendies, işte böyle, izleyene yazacak bir şey bırakmayan bir film. Hatta &#8220;Ne bu yazıyı ne de filmle ilgili başka yazıları okuyun, mümkünse hakkında hiç bir şey bilmeden, doğrudan filmi izleyin!&#8221; desem ve yazıyı bitirsem olurmuş gibi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Sanatın bazen acımasız olduğuna tanıklık ettiniz mi hiç? Hani, o acımasızlığın aslında sanatın değil de insanoğlunun suçu olduğunu anlamanın sızısı gelir ardından. Donup kalmak deyiminin faili olursunuz o zaman. Ne dilde kelam, ne elde derman kalır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İçimdeki Yangın / Incendies</strong>, işte böyle, izleyene yazacak bir şey bırakmayan bir film. Hatta &#8220;Ne bu yazıyı ne de filmle ilgili başka yazıları okuyun, mümkünse hakkında hiç bir şey bilmeden, doğrudan filmi izleyin!&#8221; desem ve yazıyı bitirsem olurmuş gibi geliyor.  Sonra da &#8220;Takatiniz kalmışsa gelin burada konuşalım.&#8221; dediğimi farz edelim. Bilemiyorum bu filmin hakkına girmek mi, hakkını teslim etmek mi olur?</p>
<p style="text-align: justify;">Yine de, âdet olduğu üzre filmle ilgili bir şeyler yazmak gerekiyor tabii. <strong>İçimdeki Yangın / Incendies</strong>, annelerinin vasiyeti üzerine ölmüş zannettikleri babalarını ve varlığından daha önce haberdar olmadıkları abilerini aramak üzere Kanada&#8217;dan Lübnan&#8217;a giden iki kardeşin arama sergüzeştini anlatırken, bir yandan da annelerinin vasiyetinde kendini böyle bir isteğe yönlendiren sebepleri gösteriyor peyder pey. Bir yandan kardeşlerle beraber &#8220;baba nerede, abi nerede&#8221; sorularına verilecek yanıtların izlerini sürerken, bu soruların annenin hayatına  nasıl girdiğine de tanıklık ederiz. Filmin özellikle bu içiçe geçmiş kurgu konusunda başarılı olduğunu söylemeden geçmemek lazım. İzleyeni zorlamadan; ama basite de kaçmadan, bazen önce soruyu sorup cevabı vererek, bazen cevaptan soruyu çıkarsamaya çalışarak ilerleyen kurgu, dediğim gibi filmin en başarılı özelliklerinden.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir diğeri de kesinlikle duygusal anlamda ağlak bir tutum sergilemeden ve izleyiciyi kolay yoldan ağına düşürmeye çalışmadan anlatacaklarına odaklanması. Öyle ki film, &#8220;Ben senin bana ağlayabilme ihtimaline değil, durumun trajikliğini idrak edebilme potansiyeline güveniyorum ey izleyici!&#8221; diyen bir tutumu var sanki. &#8220;İşkenceyi, tecavüzü, vesaireyi izleyenin gözüne gözüne sokmadan da olayların vahimiyeti anlatılabiliyormuş&#8230;&#8221; dedirten bir film bu. Bu yönüyle de ayrı bir takdir kazanıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir oyundan sinemaya uyarlanan <strong>İçimdeki Yangın / Incendies</strong>, savaşların/iç savaşların/siyasi çatışmaların toplumsal yıkımların yanında bireysel yıkımlarda da insanların hayatlarını nasıl etkilediğini anlatması açısından önemli bir film. Lübnan&#8217;da 70&#8242;li yıllardaki hristiyan ve müslüman halklar arasındaki silahli çatışmaları anlatırken konuyu günümüze uyarlamak, insanoğlunun kadim zulmüne yani &#8220;öteki olanı&#8221; kabul etmeme acımasızlığına getirmek, &#8220;kulların kullara ettiğini, etmiyor en zalim harı ateşin <strong>*</strong> &#8221; dememek işten bile değil.</p>
<p style="text-align: justify;">2010 yılı yabancı dilde oskar adaylığı olan <strong>İçimdeki Yangın / İncendies</strong>, her halt da müslümanların başının altından çıkıyor demediği, hatta ne müslüman ne hristiyan, taraf tutmadığı, zulmün kanattığı canların acısının dine, ırka, millete göre hafifleyip çoğalmadığını gösterdiği için de beğendim.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>*</strong> Sezen Aksu&#8217;nun &#8220;Deli Kızın Türküsü&#8221; adlı albümünde, &#8220;Dua&#8221; adlı şarkının bir cümlesi. Telif hakları açısından sorun olur mu endişesiyle şarkıyı buraya eklemedim, ama dinlemenizi tavsiye ederim.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>10 May 2011 00:01</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/icimdeki-yangin-incendies-2010/#comments">4 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/icimdeki-yangin-incendies-2010/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yurttaş Kane / Citizen Kane (1941)</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/yurttas-kane-citizen-kane-1941/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/yurttas-kane-citizen-kane-1941/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 Apr 2011 23:06:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Gizem]]></category>
		<category><![CDATA[citizen kane]]></category>
		<category><![CDATA[citizen kane eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[citizen kane filmi]]></category>
		<category><![CDATA[citizen kane fragman]]></category>
		<category><![CDATA[citizen kane inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[citizen kane yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Dorothy Comingore]]></category>
		<category><![CDATA[Everett Sloane]]></category>
		<category><![CDATA[George Coulouris]]></category>
		<category><![CDATA[Herman J. Mankiewicz]]></category>
		<category><![CDATA[Joseph Cotten]]></category>
		<category><![CDATA[Karayip Korsanları]]></category>
		<category><![CDATA[klasik film]]></category>
		<category><![CDATA[Mercury Productions]]></category>
		<category><![CDATA[Orson Welles]]></category>
		<category><![CDATA[orson welles filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[RKO Radio Pictures]]></category>
		<category><![CDATA[rosebud]]></category>
		<category><![CDATA[rosebud ne]]></category>
		<category><![CDATA[sinema başyapıt]]></category>
		<category><![CDATA[sinema tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema tarihinde en iyi film]]></category>
		<category><![CDATA[william hearsts]]></category>
		<category><![CDATA[xanadu]]></category>
		<category><![CDATA[yurttaş kane]]></category>
		<category><![CDATA[yurttaş kane eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[yurttaş kane filmi]]></category>
		<category><![CDATA[yurttaş kane fragman]]></category>
		<category><![CDATA[yurttaş kane fragman izle]]></category>
		<category><![CDATA[yurttaş kane inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[yuttaş kane]]></category>
		<category><![CDATA[yuttaş kane yorum]]></category>
		<category><![CDATA[zanadu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=17303</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın sayılı zenginlerinden olan bir medya patronunun hayatını anlatan Yurttaş Kane / Citizen Kane, sinema tarihinin başyapıtları arasında gösterilen bir film. Küçük bir pansiyon işleten Charles Foster Kane&#8216;in annesine bir müşterisi, borcuna karşılık değersiz olduğunu düşündüğü madeninin tapusunu verir. Bir süre sonra madenin aslında o kadar da değersiz olmadığı anlaşılır. Öyle ki bu madenden kazanılan paranın işletilmesiyle Charles Foster Kane 25 yaşına geldiğinde dünyanın en zenginlerinden biri olur. Para Kane için bir oyuncak hükmündedir artık. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Dünyanın sayılı zenginlerinden olan bir medya patronunun hayatını anlatan <strong>Yurttaş Kane / Citizen Kane</strong>, sinema tarihinin başyapıtları arasında gösterilen bir film.</p>
<p style="text-align: justify;">Küçük bir pansiyon işleten <strong>Charles Foster Kane</strong>&#8216;in annesine bir müşterisi, borcuna karşılık değersiz olduğunu düşündüğü madeninin tapusunu verir. Bir süre sonra madenin aslında o kadar da değersiz olmadığı anlaşılır. Öyle ki bu madenden kazanılan paranın işletilmesiyle <strong>Charles Foster Kane</strong> 25 yaşına geldiğinde dünyanın en zenginlerinden biri olur. Para <strong>Kane</strong> için bir oyuncak hükmündedir artık. Sahibi olduğu gazeteler, radyo istasyonları gibi medya organlarıyla gündeme yön veren isim olmaktan tutalım, eşine özel opera binası yaptırmaktan, <strong>Xanadu</strong> adını verdiği benzeri görülmemiş büyüklükte ve ihtişamda bir saray inşa ettirmeye kadar parasının ve gücünün yetmeyeceği şey yoktur. Bazıları için gıptayla bakılacak bazıları için de nefretle anılacak bir yaşam süren <strong>Kane</strong>&#8216;in son nefesini verirken, aslında tek bir şeye hasret gittiğini öğreniriz: <strong>Rosebud</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Burada filmin kahramanının öldüğünü söyleme gafletinde bulunduğum sanılmasın, <strong>Kane</strong> filmin başında ölüyor zaten. Yaşamının büyük bölümü insanların gözleri önünde geçmiş, yaptığı her şey olay olmuş bu adamın ölümü de medyada büyük yankı uyandır. Ancak daha ilginç bir hikayenin peşinde olan bir gazete, <strong>Kane</strong>&#8216;in ölürken son nefesinde söylediği <strong>Rosebud</strong>&#8216;la neyi kast ettiğinin izlerini sürmeye başlar. Film, <strong>Rosebud</strong>&#8216;ın ne olduğu hikayesidir bir bakıma.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Rosebud</strong>&#8216;un ne olduğunu öğrenmek için filmin sonuna kadar beklemek gerekiyor. Ama alınan cevap beklemeye değiyor. Zira insanoğlunun ne kadar zayıf bir mahluk olduğunun, sahip olduğu güçlerin (para, mevki, şöhret, siyasi güç vb.) varlığını tam hissetmek, mutlu olmak için ona yetmediğinin cevabını da almış oluyoruz. &#8220;Rosebud&#8221;ın eksikliğinin <strong>Kane</strong>&#8216;e,  hayatı nasıl bir oyunmuş gibi algılattığını; yaptıklarıyla, asıl eksikliğini hissettiği şeyin yerini umutsuzca nasıl doldurmaya çalıştığını, <strong>Kane</strong>&#8216;in aslında koca bir adam kılığında küçük bir çocuk olduğunu görüyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Yurttaş Kane / Citizen Kane</strong>&#8216;i başyapıt haline getiren şey filmin hikayesinden çok teknik özellikleri aslında. O zamana kadar hiçbir filmde olmayan ve iş bu yazıyı yazanın da pek vakıf olmadığı kamera ve ışık kullanımı, kadrajlama vb. özellikler filmi sinema sanatına yön veren filmlerden biri haline getirmiş. Özellikle <strong>Kane</strong>&#8216;in rakip gazetenin yazarlarını kendi gazetesine transfer ettiğinin anlatıldığı sahnedeki fotoğraftan gerçeğe geçiş sahnesi, filmin genelindeki sahne geçişleri görülmeye değer. Üstelik <strong>Orson Welles</strong> bu filmi yaptığında 26 yaşındaymış sadece.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmin teknik anlamda zamanının ilerisinde olması hikayesinin zayıflığı anlamına gelmesin sakın. Filmdeki işlenişi gibi hikayenin kendisi de ilginç aslında. Hatta Amerika&#8217;nın ilk medya patronu <strong>William Hearsts</strong>&#8216;ün hayatına benzerliği yüzünden  <strong>Hearts </strong>&#8216;ün<strong> </strong>medya grubunda filmin yerden yere vurulmuşluğu, gösterimine engel olunmaya çalışıldığı da vakiymiş. Çünkü tıpkı filmdeki <strong>Kane</strong> gibi  elinde bulundurduğu medya gücüyle nufuz sahibi olmuş, sansasyonel haberlerin peşinden koşan ya da bu tip olayların meydana gelmesine sebep olan gazeteler çıkarmış,  kısa bir politikaya atılma macerası yaşamış ve <strong>Kane</strong>&#8216;in <strong>Xanadu</strong>&#8216;su gibi kendine saray misali bir mekan yaptırmış bir adammış <strong>Hearst</strong>. Filmin başında, <strong>Kane</strong>&#8216;in haber izliyormuşuz gibi tanıtılması da Kane&#8217;in gerçek bir kişilik olduğu izlenimini güçlendirmek için yerinde bir seçim olmuş.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>29 April 2011 00:06</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/yurttas-kane-citizen-kane-1941/#comments">2 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/yurttas-kane-citizen-kane-1941/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Takip / Following (1998)</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/takip-following-1998/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/takip-following-1998/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Apr 2011 14:00:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Suç]]></category>
		<category><![CDATA[1998]]></category>
		<category><![CDATA[1998 yapımı film]]></category>
		<category><![CDATA[1998 yapımı filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Alex Haw]]></category>
		<category><![CDATA[Christopher Nolan]]></category>
		<category><![CDATA[Christopher Nolan filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Following]]></category>
		<category><![CDATA[following eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[following fragman]]></category>
		<category><![CDATA[following fragman izle]]></category>
		<category><![CDATA[following tanıtım]]></category>
		<category><![CDATA[fragman izle]]></category>
		<category><![CDATA[Jeremy Theobald]]></category>
		<category><![CDATA[Lucy Russell]]></category>
		<category><![CDATA[memento]]></category>
		<category><![CDATA[nolan filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[takip]]></category>
		<category><![CDATA[takip eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[takip fragman]]></category>
		<category><![CDATA[takip tanıtım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=16691</guid>
		<description><![CDATA[Sinemayı &#8220;sanat&#8221; olarak görenlerin beğendikleri filmlerle, &#8220;eğlence- hoşça vakit geçirme&#8221; olarak görenlerin beğendikleri filmler arasında ortak bir küme bulunmaz çoğu zaman. Filmlerin çoğu da gerçekten ya tamamen gişeye yönelik ya da tamamen belli bir kesime hitap eder özelliktedir. Bu ikisinin ortasını bulan, yani hem sinemanın 7. sanat olduğunu unutturmayan hem de perdeye/ekrana baygın baygın baktırmayan filmler izlenesi en keyifli filmler oluyor. Çoktan kendini kanıtlamış ve artık ustalar arasında sayılan Christopher Nolan&#8216;ın da en dikkat çekici ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Sinemayı &#8220;sanat&#8221; olarak görenlerin beğendikleri filmlerle, &#8220;eğlence- hoşça vakit geçirme&#8221; olarak görenlerin beğendikleri filmler arasında ortak bir küme bulunmaz çoğu zaman. Filmlerin çoğu da gerçekten ya tamamen gişeye yönelik ya da tamamen belli bir kesime hitap eder özelliktedir. Bu ikisinin ortasını bulan, yani hem sinemanın 7. sanat olduğunu unutturmayan hem de perdeye/ekrana  baygın baygın baktırmayan filmler izlenesi en keyifli filmler oluyor. Çoktan kendini kanıtlamış ve artık ustalar arasında sayılan <strong>Christopher Nolan</strong>&#8216;ın da en dikkat çekici özelliği bu sanırım: herkesin keyif alabileceği filmler yapmak; ama sinemanın dil-kurgu-görüntü-oyunculuk vb. özelliklerinin de hakkını vererek.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Takip / Following</strong>, yönetmenin düşük bir bütçeyle ve eşi dostu oynatarak 1998&#8242;de çektiği ilk uzun metraj filmi. <strong>Nolan</strong>&#8216;ın ilk filmini çekerken olanakları o kadar kısıtlıymış ki, ekip hafta içi kendi işlerinde çalışıp hafta sonları filmi çekiyorlarmış. Ekip dediysek, <strong>Nolan</strong> zaten az olan oyuncu kadrosunu  ailesinden   ve arkadaşlarından oluşturmuş. Senaryosunu da kendinin yazdığı filmin kameranlığını da yine <strong>Nolan</strong> yapmış. Teknik yetersizlikten dolayı doğal ışık kullanmak zorunda kalmışlar, bu yüzden sahnelerin çoğu  pencere kenarlarında ya da çatı katlarında  çekilmiş. Edindiğim bilgilere göre soygun sahnesinde kullanılan paralar da fotokopiymiş. Ama ne gam, insanın içinde büyük bir yönetmen  potansiyeli olmaya görsün, elde kamera hikayesinin peşinden koşmak için  hiç bir engel tanımıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmin konusundan da bahsetmek gerek; ama benim tavsiyem aynen benim gibi, hakkında hiçbir şey bilmeden filmi izlemeniz. Böylece filmin dakikalar ilerledikçe hazırladığı sürprizin tadını sonuna kadar çıkarabilirsiniz. Belki şöyle bir açıklama, tadına varacağınız keyfe dair bir ipucu verebilir:  <strong>Takip / Following</strong>, <strong>Christopher Nolan&#8217;</strong>ın bir nevi <strong>Memento</strong> antremanı gibi. <strong>Memento</strong>&#8216;yu sevmişseniz bu filmi de seversiniz, zira <strong>Takip</strong> başladığında kronolojik ilerleyen bir hikayeyle karşı karşıya olmadığınızı anlıyorsunuz. Geriye neyin önce neyin sonra gerçekleştiğini anlamak kalıyor. Eh, bu konuda biz de <strong>Memento</strong>&#8216;dan antremanlıyız.</p>
<p style="text-align: justify;">İllâ ki konudan dem vurmak gerekirse, filmde yazar olmaya çalışan ama yazacak bir şey bulamayan bir elemanımız var. Kendisi yapacak bir şey bulamamaktan mütevellid insanları rastgele takip etmeye başlıyor. Birgün takip ettiği birinin onu fark etmesiyle kendini alışılagelmişin dışında bir soygun silsilesinin içinde buluyor ve olaylar gelişiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Sonuç olarak, elbette teknik imkanlar olarak <strong>Christopher Nolan</strong>&#8216;ın diğer filmleriyle karşılaştırılamayacak;  ama ilk film denilince akla gelebilecek kusurlardan uzak, usta bir yönetmeni müjdeleyen bir filmle karşı karşıya olduğumuzu söyleyebilirim.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>17 April 2011 15:00</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/takip-following-1998/#comments">1 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/takip-following-1998/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aynanın İçinden / Through a Glass Darkly</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/aynanin-icinden-through-a-glass-darkly/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/aynanin-icinden-through-a-glass-darkly/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Apr 2011 23:01:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[aynadaki gibi]]></category>
		<category><![CDATA[aynadaki gibi inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Aynanın İçinden]]></category>
		<category><![CDATA[aynanın içinden film yorumu]]></category>
		<category><![CDATA[aynanın içinden filmi]]></category>
		<category><![CDATA[aynanın içinden inceeme]]></category>
		<category><![CDATA[en güncel sinema sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi sinema sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[güncel film]]></category>
		<category><![CDATA[güncel film haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[güncel sinema]]></category>
		<category><![CDATA[günlük film haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Gunnar Björnstrand]]></category>
		<category><![CDATA[Harriet Andersson]]></category>
		<category><![CDATA[Ingmar Bergman]]></category>
		<category><![CDATA[isveç]]></category>
		<category><![CDATA[isveç filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[isveç sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Lars Passgård]]></category>
		<category><![CDATA[Max von Sydow]]></category>
		<category><![CDATA[oda üçlemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Såsom i en spegel]]></category>
		<category><![CDATA[sinema portalı]]></category>
		<category><![CDATA[Svensk Filmindustri]]></category>
		<category><![CDATA[Through a Glass Darkly]]></category>
		<category><![CDATA[Through a Glass Darkly film yorumu]]></category>
		<category><![CDATA[Through a Glass Darkly filminin incelemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Through a Glass Darkly inceleme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=16221</guid>
		<description><![CDATA[Bergman&#8216;ın &#8220;İçinde tanrının olmadığı bir tartışma boş bir tartışmadır.&#8221; dediği rivayet edilir. Çektiği filmlerin çoğunda da bu sözünün arkasında olduğu anlaşılıyor. Mesela özellikle &#8220;tanrı&#8221; kavramı üzerine odaklandığı ve biz izleyicilerine de epey kafa patlattırdığı bir üçlemesi vardır bu dahi yönetmenin. &#8220;Oda üçlemesi&#8221; olarak anılan bu filmlerden ilki Türkçeye kimi yerlerde &#8220;Aynadaki Gibi&#8220;, kimi yerlerde de &#8220;Aynanın İçinden&#8221; olarak çevrilmiş Through A Glass Darkly (Såsom i en Spegel ) filmidir. 1961 yılına ait filmde, bir aileyi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Bergman</strong>&#8216;ın &#8220;İçinde tanrının olmadığı bir tartışma boş bir tartışmadır.&#8221; dediği rivayet edilir. Çektiği filmlerin çoğunda  da bu sözünün arkasında olduğu anlaşılıyor. Mesela özellikle &#8220;tanrı&#8221; kavramı üzerine odaklandığı ve biz izleyicilerine de epey kafa patlattırdığı bir üçlemesi vardır bu dahi yönetmenin. &#8220;<strong>Oda üçlemesi</strong>&#8221; olarak anılan bu filmlerden ilki Türkçeye  kimi yerlerde &#8220;<strong>Aynadaki Gibi</strong>&#8220;, kimi yerlerde de &#8220;<strong>Aynanın İçinden</strong>&#8221; olarak çevrilmiş <strong>Through A Glass Darkly</strong> (Såsom i en Spegel ) filmidir.</p>
<p style="text-align: justify;">1961 yılına ait filmde, bir aileyi mutlu mesut yüzerken görürüz önce. Bir adada tatil yapmakta olduklarını anladığımız aile  üyeleri, sakalaşıp yapılacak işleri birbirleri üzerine atmaya çalışmakta; ailecek birlikte olmanın tadını çıkarmaktadır. Bir süre sonra ailenin tek kadın üyesi Karin&#8217;in bir rahatsızlığının olduğunu öğreniriz. Psikilojik tedavi gören Karin, bazı sesler duymakta ve sanrılar görmektedir. Kocasının yakın ilgisi ve şefkatiyle hastalığının üstesinden gelmeye çalışsa da işler kendinin kontrol edemeyeceği yerlere varır. Zira kocası Martin, babası David ve erkek kardeşi Minus&#8217;u çaresiz bırakan bu hastalık, Karin&#8217;i başka bir aleme geçtiğine ve tanrıyı gördüğüne inandıracak kadar ilerler.</p>
<p style="text-align: justify;">Çoğu <strong>Bergman</strong> filminde olduğu gibi &#8220;<strong>Aynanın İçinden / Through A Glass Darkly </strong>&#8221; de izleyiciyi rahat bırakmayan bir film. Hem diyaloglarla, hem yaratılan atmosferle, hem kullanılan simgelerle dolu dolu bir film olunca karşımızdaki, filmi yorumlamak her babayiğidin harcı olmuyor. Ben de bir  anayiğit olarak, bolca <strong>ispiyon</strong> (<strong>spoiler</strong>)a bulaşıp filmden ne anladığımı / anlamadığımı anlatmaya çalışacağım.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmde dört karakterimiz var: Karin, kocası Martin, babası David ve erkek kardeşi Minus. Bu dört karakter, &#8220;tanrı&#8221; olgusu karşısındaki insanlık mesafelerini temsil ediyor olabilir diye düşünüyorum. Şöyle ki:</p>
<p style="text-align: justify;">Minus, henüz ergenlik çağını yaşayan, kendi çapında piyesler yazan, görünüşte olmasa bile kendi sözlerinden anladığımız kadarıyla babasıyla iletişiminde kopukluk yaşayan bir genç. Ergenliğin verdiği o çocuksu hali, büyüme sıkıntısını, kendini ispat etme çabalarını, bir yandan da yeni yeni fark ettiği şeylerin (bedeninin, cinselliğinin vb.) şaşkınlığını üzerinde rahatça gözlemleyebileceğimiz Minus, insan&#8217;ın ilkel halini temsil ediyor olabilir. Zira henüz kendi sınırları (fiziksel ve ruhsal) dışına çıkamamış Minus&#8217;un &#8220;tanrı&#8221; kavramı üzerinde düşündüğünü görmüyoruz. Bu kavram &#8220;düşünen insan&#8221;ın derdi olabilir zaten,  oysa Minus fiziksel-ruhsal-düşünsel olarak henüz gelişmekte  olan biri.</p>
<p style="text-align: justify;">İkinci karakterimiz Karin&#8217;in kocası Martin. Filmdeki en sorunsuz insan gibi görünüyor; sakin, olgun, aşırı özellikleri olmayan bir adam. Martin hakkındaki en önemli ipucu, kayınpederi David&#8217;le sandalda yaptıkları konuşmada yer alıyor. Bir yerde &#8220;ben basit bir adamım&#8221; diyor Martin, yani hayatı hafife almayan ama her şeyi didik didik edip de kendine eziyet etmeyen bir adam. Martin, Minus&#8217;un bir üst modeli gibi bana göre, Minus gibi ham değil; ama vardığı noktadan daha ötesini düşünmeye gerek duymayan, her şeyi olduğu gibi kabul eden biri. Bu durumda Martin&#8217;e &#8220;Tanrı var mı?&#8221; diye sorulsa büyük ihtimalle &#8220;Elbette var.&#8221; diyecek ve tanrının varlığı ya da yokluğu konusunu sorgulamayı gereksiz görecek.</p>
<p style="text-align: justify;">David, Karin&#8217;in babası. Kendisi yazar, ama önemli bir şair olmak istiyor. Yazmakta sıkıntı çektiğini görüyoruz. Yaşadığı bir intihar girişimine kadar her şeyden önde tuttuğu sanatının da ona tam bir doygunluk vermediğini anlıyoruz. Kendi hayatına son verme girişimi tesadüf eseri başarısız olunca, birden yaşadığı boşluğun adını koyamadığı bir şeyle dolduğunu söylüyor. Martin, filmdeki düşünen adam. Yalnız şöyle ilginç bir şey var, filmde tanrı kavramına tek net ve kabul edilebilirliği yüksek yanıtı veren o. Ama bu yanıtı bulana kadar kendi sınırlarından-dünyasından başka bir şeyi görmemiş, önemsememiş. Bunu açıklayan çok da güzel, önemli bir cümlesi var filmde, şöyle bir şey hatırladığım kadarıyla: &#8220;İnsan kendine bir çember çiziyor ve onun dışındakileri önemsemiyor, hep çemberinin içine odaklanıyor. Bu çemberi bozacak bir şey yaşadığında da yeni bir çember oluşturuyor tekrar kendini korumak için.&#8221; David, karısının ölümü dahil, kendi çemberi dışındaki hiçbir şeyi önemsememiş. Ama çemberi içindekiler de onu tatmin etmemiş. Anlamsız bir hayatta da varlığını sürdüremeyeceğine karar verip, yaşamına son vermeyi seçmiş. Düşünen adam derken, bunu kast ediyorum ben de, yaşadığı / yaşayamadığı şeyi farkına varan biri David, başta gözü kendinden başkasını görmezken sonrasında yaptığı yanlışları anlamış bir adam. David&#8217;in tanrı kavramı üzerinde düşünebileceği, bazı çıkarımlarda bulunabileceği hatta kendince bir sonuca varabileceğini anlayabiliriz burdan.</p>
<p style="text-align: justify;">Son karakterimiz Karin, sanırım tanrı-insan ilişkisinde uçta olanları simgeliyor. Karin de tanrı kavramını sorgulamayan insanlardan, çünkü var olduğuna zaten inandığı bir şeyi neden sorgulasın? Hatta ileri giderek bu yaşamla başka bir boyut arasında gidip geldiğini, o başka boyutta yüzü aydınlık bir grup insanla tanrıyı beklediklerini, sonunda tanrının onlara kendini göstereceğini söylüyor. Sonunda da tanrıyı görüyor Karin, bir örümcek olarak.</p>
<p style="text-align: justify;">İnternette baktım ama örümceğin hıristiyanlıkla özel bir bağlantısını bulamadım, bir yerde İsveç&#8217;te örümceğin ve ağının kutsal olduğuna inanıldığı yazıyordu. Bununla bağlantılı mıdır ya da <strong>Bergman</strong>&#8216;ın tamamen kendinin ürettiği bir metafor mudur bu, bilemiyorum. Karin&#8217;in hasta olması, tanrıyı örümcek olarak görmesi sanırım <strong>Bergman</strong>&#8216;ın bu kavram üzerinde ne düşündüğüne dair en önemli ipucu. Yani <strong>Bergman</strong>, tanrının somut olarak varlığı hastalıklı bir düşünüşün ürünüdür demeye  çalışıyor olabilir mi? Zira, filmin sonunda düşünen adamımız David, tanrının sevgi olduğu sonucuna vardığını söylüyor. Bu sevgi herşeye, herkese duyduğumuz sevgidir diyor. Sevgi soyut bir kavram, Karin ise somut bir varlık olarak tanrıyı bekliyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu duruma şu açıdan da bakabiliriz. İnsan kısıtlı, kusurlu, aciz bir varlık olduğuna; duygularının ve  düşüncelerinin sınırları dışına çıkamadığına göre,  kudreti sonsuz bir tanrıyı tam olarak algılaması, idrak etmesi mümkün değil doğal olarak. Tanrı fikrine ulaşılabilir, kısıtlı da olsa akıl yürüterek varlığına deliller bulunabilir ya da sezgiyle bu deliller hissedilebilir; fakat kişi sınırlı/kusurlu ve zayıflıklarıyla örülü varlığıyla tanrının somut varlığına ulaşmaya çalışırsa, bunun sonucu  ortaya çıkan şey  sınırlı/kusurlu/zayıf olabilir ancak, hatta Karin&#8217;in yaşadığı gibi korkutucu.</p>
<p style="text-align: justify;">Yani tanrıyı insanın olduğu gibi görmesi mümkün değil, herkes kendi kısıtlılığı-kusurlu görüşü-inancı sınırlarında tanrıyı kavrayabilir. Tabii bu durum,  tanrı insanın uydurduğu bir şeydir anlamına da gelebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmde böyle &#8220;olabilir-bulabilir-şulabilir&#8221; diyeceğimiz yığınla şey var gerçekten. İşin kötüsü hangisinde isabet ettirdiğimizi de kestiremiyoruz bir türlü, olabilir evet, ama olmayabilir de.</p>
<p style="text-align: justify;">Mesela Karin ve Munis arasındaki ensestle ne anlatılmak isteniyor? Karin&#8217;in sanrılar gördüğü oda ne anlama geliyor? En son nöbet geçirdiği virane tekne ne demek? Munis&#8217;in oynadığı piyeste var bir şeyler ama ne?</p>
<p style="text-align: justify;">Filmin bir ilginç noktası da şu, filmde sadece iki kadın var, biri Karin, hasta. Diğeri de ismi-cismi bilinmese de Karin&#8217;le babası arasında geçen konuşmadan  aynı hastalığa yakalanıp öldüğünü öğrendiğimiz Karin&#8217;in annesi, yani o da hasta. Burada kadınların erkeklere oranla ruhsal ve duygusal anlamda daha hassas olduklarına bir gönderme mi var ya da daha hassas oldukları için metafizik durumlara daha açık oldukları mı anlatılmak istenmiş acaba? Yani kadınların başka alemlere açılma konusundaki kabiliyet-özellik-sezgilerine atıfta bulunuluyor olabilir. Erkek aklıyla, kadın sezgiyle hareket eder deniyor olabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ya da olmayabilir. İşte bütün mesele bu!</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>14 April 2011 00:01</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/aynanin-icinden-through-a-glass-darkly/#comments">2 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/aynanin-icinden-through-a-glass-darkly/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güz Sonatı / Autumn Sonata (1978)</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/guz-sonati-autumn-sonata-1978/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/guz-sonati-autumn-sonata-1978/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Apr 2011 23:20:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[autumn sonata]]></category>
		<category><![CDATA[Autumn Sonata 1978]]></category>
		<category><![CDATA[Autumn Sonata fagman]]></category>
		<category><![CDATA[Autumn Sonata ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Autumn Sonata trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Autumn Sonata video]]></category>
		<category><![CDATA[eski filmler]]></category>
		<category><![CDATA[güz sonatı]]></category>
		<category><![CDATA[Güz Sonatı bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Güz Sonatı film akkında]]></category>
		<category><![CDATA[Güz Sonatı film içerik]]></category>
		<category><![CDATA[Güz Sonatı filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Güz Sonatı fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Güz Sonatı içerik]]></category>
		<category><![CDATA[Güz Sonatı konu]]></category>
		<category><![CDATA[Güz Sonatı künye]]></category>
		<category><![CDATA[Güz Sonatı ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Güz Sonatı sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Güz Sonatı trailer]]></category>
		<category><![CDATA[halvar björk]]></category>
		<category><![CDATA[höstsonaten]]></category>
		<category><![CDATA[Höstsonaten 1978]]></category>
		<category><![CDATA[Höstsonaten eski filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Höstsonaten film ayrıntı]]></category>
		<category><![CDATA[Höstsonaten film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Höstsonaten fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Höstsonaten hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Höstsonaten içerik]]></category>
		<category><![CDATA[Höstsonaten ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Höstsonaten sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Höstsonaten trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Ingmar Bergman]]></category>
		<category><![CDATA[Ingmar Bergman filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[ingrid bergman]]></category>
		<category><![CDATA[lena nyman]]></category>
		<category><![CDATA[Liv Ullmann]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=16059</guid>
		<description><![CDATA[Ingmar Bergman&#8216;ın 1978 yılında çektiği Güz Sonatı / Autumn Sonata, yönetmenin oyuncusu az ama söyleyecek sözü çok filmlerinden biri. Bergman&#8216;ın vazgeçilmez oyuncularından Liv Ullmann&#8216;ın ve Ingrid Bergman&#8216;ın başrollerde olduğu film, “Bir kadın, ailesine ne kadar yabancılaşabilir? Bir anne, çocuğunun psikolojisini ne kadar bozabilir? Bir çocuk, en çok sevgi görmesi gereken insandan ne kadar nefret edebilir?” sorularına, olayı insanî boyutundan çıkarmadan ama insanın içinde ince bir sızı bırakmayı da ihmal etmeyerek yanıt veriyor. Charlotte (Ingrid Bergman) ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Ingmar Bergman</strong>&#8216;ın 1978 yılında çektiği <strong>Güz Sonatı / Autumn Sonata</strong>, yönetmenin oyuncusu az ama söyleyecek sözü çok filmlerinden biri. <strong>Bergman</strong>&#8216;ın vazgeçilmez oyuncularından <strong>Liv Ullmann</strong>&#8216;ın ve   <strong>Ingrid Bergman</strong>&#8216;ın başrollerde olduğu film, “Bir kadın, ailesine ne kadar yabancılaşabilir? Bir anne,  çocuğunun psikolojisini ne kadar bozabilir? Bir çocuk, en çok sevgi görmesi gereken insandan ne kadar nefret edebilir?” sorularına, olayı insanî boyutundan çıkarmadan ama insanın içinde ince bir sızı bırakmayı da ihmal etmeyerek yanıt veriyor.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Charlotte (<strong>Ingrid Bergman</strong>) sanatını her daim ailesinden önde tutmuş bir piyano sanatçısıdır. Yedi yıldır görmediği kızı Eva&#8217;nın (<strong>Liv Ullmann</strong>) daveti üzerine kızını ziyarete gider. Charlotte ve Eva önce hararetli bir hoş geliş-hoş buluşla hasretlerini dindirmeye çalışırlar. Sonrasında ise anne kızın ilişkilerini sorgulayacakları ve eteklerdeki bütün taşların döküleceği bir gece onları beklemektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Gücünü oyuncularından ve diyaloglardan alan,<strong> </strong>görünüşte oldukça sade, içerikte ise olabildiğince derin bir film olan <strong>Güz Sonatı / Autumn Sonata</strong>&#8216;ı anlatmaya<strong> </strong> azcık <strong>ispiyon (spoiler)</strong>la devam edelim.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Film iki temel karakter üzerine oturtulmuş, Eva ve Charlotte. İzleyici olarak  Eva&#8217;ya içimiz cız etse de asıl acınası durumda olan Charlotte sanırım. Filmde Charlotte karşımıza tam bir bencil olarak çıkıyor , kendini ve sanatını her şeyin üstünde tutan; sevme, şefkat gösterme becerisinden yoksun, kocasını aldatacak kadar sadakat duygusu zayıf bir kadın. Varlığıyla kızı Eva&#8217;yı tam anlamıyla ezmiş, onu silikleştirmiş, yok etmiş bir anne. Filmin sonlarına doğru, Eva&#8217;nın artık içindeki her şeyi döktüğü, tüm yanlışlarını annesinin yüzüne vurduğu sahnede, Charlotte&#8217;nin de mutlu bir çocukluk geçirmediğini görürüz. O da ebeveynleriyle mesafeli, sorunlu bir çocukluk geçirmiştir. Kendi deyişiyle “nasıl sevilir?” bilmemektedir. Burada iki yalnız, acılı kadın vardır karşımızda. Kızından af diler, her şeyi düzeltmek istediğini söyler ve açıkcası bencilliğine, samimiyetsizliğine dair daha öncesinde açık ipuçları yakalamamıza rağmen hatasını anladığına bizi inandırır Charlotte. Ama son tren sahnesinde, menejeri Paul&#8217;e hasta olan diğer kızı ile ilgili söylediği sözler, deyim yerindeyse ağzımızı açık bırakır. Charlotte, nasıl biri olduğunu göremeyecek, gözleri önüne serildiği halde idrak edemeyecek kadar kendine kör bir kadındır. Kendinden başkasını görmeyen; ama aslında bir tek kendisini gerçek anlamıyla göremeyen bir kadın.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Eva ise hayatı boyunca annesinin sevgisine, ilgisine, şefkatine aç yaşamış; bazen bunlardan tamamen yoksun kalmış, bazen de annesi tarafından hastalıklı bir ilgi ve şefkatle sarmalanmış, çocukluğunu (belki de hayatını) annesinin gözüne girebilme çabasıyla geçirmiş ama yaptığı hiçbir şey annesi için yeterli olmamış ; yani  annesi olduğu halde annesizlik çekmiş bir kadındır.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Eva&#8217;nın en büyük şansızlığı çocuk sahibi olmanın, hatta evlenmenin hiç de ona göre olmadığı Charlotte&#8217;nin kızı olarak dünyaya gelmesi elbette. Yaşadıklarımdan öğrenebildiğim kadarıyla ki film de bana bu düşüncemi teyit ettirdi, evlenmek ve çocuk sahibi olmak bazı insanlara göre değil gerçekten. Her iki kavram da ilk başta insanın kendisinden bir şeyler vermesini, kendi istek ve ihtiyaçlarını gerektiğinde ikinci plana atmasını, rahatını bozmasını, fedakarlık yapmasını, mutluluk üretme konusunda eksiklikleri olsa da en azından mutsuzluk üretmemesini gerektiriyor. Yani evlilik de annelik de (burada ebeveynlik diyelim de babalığın eften püften bir şey olduğu düşünülmesin) ebeveynlik de  başkalarının da sorumluluğunu almayı gerektiren durumlar. İmzayı attıktan, çocuğu doğurduktan sonra kendiliğinden gelen özelliklerle donatılmıyor insan; hem eş hem de ebeveyn olmak için öğrenmesi, çabalaması gerekiyor insanın.</p>
<p style="text-align: justify;">Charlotte de bir açıdan şanssız bir insan galiba. O da istemediği şeyleri yapmak durumunda kalmış belli ki. Evlenmiş, iki çocuk sahibi olmuş ama gerçekten kendi istediği için değil. Hayatını bir bakıma içinde bulunduğu sınıfın kabul edilebilirlik kriterlerine göre şekillendirmiş, en yakınları olması gereken eşi ve çocuklarının istek ve ihtiyaçlarına göre değil, çevresinin isteklerine göre davranmış biri. Belki toplumun aile kurma baskısı bu denli güçlü olmasa, kendi bildiği gibi yaşar en azından arkasında üç enkaz bırakmazdı.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Güz Sonatı</strong>, dediğim gibi, aile ve annelik kavramları üzerinde izleyeni derin düşüncelere daldıracak; kendi çocukluğunu,  annesini kafasında tekrar bir yoklamasına sebep olacak, hatta anne ise anneliğini sorgulatacak kadar ciddi laflar eden bir film. Neyse ki <strong>Liv Ullmann</strong> ve <strong>Ingrid Bergman</strong>&#8216;ın mükemmel oyunculukları, izlerken insanın girdiği o garip psikolojinin kendilerine duyurdukları hayranlıkla biraz da olsa hafiflemesine yardımcı oluyor.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>02 April 2011 02:20</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/guz-sonati-autumn-sonata-1978/#comments">4 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/guz-sonati-autumn-sonata-1978/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Persona (1966)</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/persona-1966/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/persona-1966/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Mar 2011 00:25:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[Bibi Andersson]]></category>
		<category><![CDATA[dram filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ingmar Bergman]]></category>
		<category><![CDATA[Ingmar Bergman yönetmen]]></category>
		<category><![CDATA[İsveç fimleri]]></category>
		<category><![CDATA[İsveç sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Liv Ullmann]]></category>
		<category><![CDATA[Margaretha Krook]]></category>
		<category><![CDATA[Persona]]></category>
		<category><![CDATA[Persona 1966]]></category>
		<category><![CDATA[Persona 1966 Bibi Andersson]]></category>
		<category><![CDATA[Persona 1966 film]]></category>
		<category><![CDATA[Persona 1966 film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Persona 1966 fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Persona 1966 Liv Ullmann]]></category>
		<category><![CDATA[Persona 1966 Margaretha Krook]]></category>
		<category><![CDATA[Persona 1966 ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Persona 1966 resim]]></category>
		<category><![CDATA[Persona 1966 sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Persona 1966 teasler]]></category>
		<category><![CDATA[Persona 1966 televizyon]]></category>
		<category><![CDATA[Persona 1966 trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Persona 1966 tv]]></category>
		<category><![CDATA[Persona 1966 video]]></category>
		<category><![CDATA[Persona ayrıntıları]]></category>
		<category><![CDATA[Persona cast]]></category>
		<category><![CDATA[Persona değerlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[Persona film]]></category>
		<category><![CDATA[Persona film ayrıntıları]]></category>
		<category><![CDATA[Persona film eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Persona film hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Persona film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Persona film özet]]></category>
		<category><![CDATA[Persona film yorumları]]></category>
		<category><![CDATA[Persona fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Persona ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Persona nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Persona sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Persona sinema filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Persona trailer]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik filmler]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen Ingmar Bergman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=15926</guid>
		<description><![CDATA[Sinema tarihinin usta yönetmenlerinden Ingmar Bergman tarafından 1966’da çekilen Persona, çoğu eleştirmenlerce sinema tarihinin en iyi filmlerinden biri (kimilerince de en iyisi) olarak kabul ediliyor. Kaldı ki yönetmenin çoğu filmi zaten sinema sanatının başyapıtları içinde. Böyle olunca, bir sinemaseverin ömründe en azından bir Bergman filmi izlemesinin elzem olduğu kanaatine varabiliriz rahatlıkla. Persona’yla başlıyoruz. Yalnız baştan söyleyeyim, yazıda filmin ispiyonlarını (spoiler) ayıklayamadım, hal-i hazırda filmi izlememişseniz yazıyı okumayı  izledikten sonraya bırakmanız önerilir. Evet, başlayalım. Filmin başlangıcı ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Sinema tarihinin usta yönetmenlerinden <strong>Ingmar Bergman</strong> tarafından 1966’da çekilen <strong>Persona</strong>, çoğu eleştirmenlerce sinema tarihinin en iyi filmlerinden biri (kimilerince de en iyisi) olarak kabul ediliyor. Kaldı ki yönetmenin çoğu filmi zaten sinema sanatının başyapıtları içinde. Böyle olunca, bir sinemaseverin ömründe en azından bir Bergman filmi izlemesinin elzem olduğu kanaatine varabiliriz rahatlıkla. <strong>Persona’</strong>yla başlıyoruz. Yalnız baştan söyleyeyim, <strong><em>yazıda filmin ispiyonlarını (spoiler) ayıklayamadım, hal-i hazırda filmi izlememişseniz yazıyı okumayı  izledikten sonraya bırakmanız önerilir.</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Evet, başlayalım. Filmin başlangıcı gerçekten garip. Garip, elbette anlayışımın kıtlığından doğan bir yargı, yoksa yönetmen gösterdiği şeylerde bir şeyler anlatıyordur muhakkak. Yani, oynatılan bir film şeridi, tarantula misali bir örümcek, kesilen bir koyun, dışarı çıkarılan işkembe, çivi çakılan bir el, erekte olmuş bir penis, ölü yüzleri, ölüler  vs. yönetmenin anlatmak istediği şeylerin simgeleri-metaforları falan da, diyorum ki <strong>Bergman</strong> bizi çok zeki zannediyordu herhalde. Kesilen koyunla kurbana, çivi çakılan elle İsa’nın insanlık için kurban olmasına gönderme yapıldığını söyledik diyelim, peki diğerleri ne acaba? En azından filmin başındaki erkek çocuğun Elizabeth’in oğlu olduğuna eminim.</p>
<p style="text-align: justify;">Elizabeth ünlü bir sanatçı. Bir gün sahnede Elektra’yı oynarken susar ve bir daha hiç konuşmaz. Fiziksel ve psikolojik hiç bir rahatsızlığının olmadığını düşünen doktoru, Elizabeth’in hastaneden çıkarılmasına karar verir ve kendini toparlaması için yanında hemşire Alma ile onları yazlığına gönderir. Zamanla “ikili arasında sıcak bir dostluk başlar” diye yazasım geldi birden. Hayır tabii, yoksa film en iyilerden biri olmazdı bu haliyle.</p>
<p style="text-align: justify;">Elizabeth’in toparlanmasına yardımcı olmak niyetiyle geldiği yazlıkta, suskun muhattabı karşısında mecburen kendi konuşmak durumunda kalan Alma, anlattığı şeylerin giderek özelleşmesiyle Elizabeth’i bir hastadan daha fazlası olarak görmeye başlar. Öyle ki Elizabeth için hissettikleri düşle gerçeği karıştırmasına sebep olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Persona için bir çeşit <strong>Fight Club</strong>, ya da günümüze daha yakın olan <strong>Black Swan</strong> diyebiliriz. Zira filmin yukarıdaki bölümünden itibaren ikiliyi birbirlerinin rollerinde görmeye başlarız. Artık anlatılanlar kimin yaşantısındandır karışmaya başlar. Sonunda Elizabeth’in suskunluğunun sebebini öğreniriz. Ama buna gelene kadar Bergman kafamızı epey karıştırır.</p>
<p style="text-align: justify;">Doktorun Elizabeth’e söylediklerinin gösterildiği sahne filmi çözebileceğimiz ilk sahne gibi gözüküyor.  Yaşamında oynadığı rollerden usanan, daha doğrusu rol yapmaktan usanan Elizabeth, varlığının ne olduğu, aslında kim olduğu sorusunun ağına takılmıştır doktora göre. Yaşamının hiç bir kesitinde kendi gibi olamadığı gerçeğini idrak eden Elizabeth, her şeye son vermeye gücü yetmediği için kayıtsız bir suskunluğa bürünmüştür. Böylece gerçekte kim olduğunu gösteremese de artık kim olmadığıyla ilgili de yalanlar söyleyemeyecek, yalandan yaşamayacaktır.  Artık persona (maske demek, insanın hayattaki rollerine göre taktığı maskeler) takmayı reddetmektedir Elizabeth.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmi çözecek bir diğer sahne de Alma’nın Elizabeth’in sırrını açıkladığı sahnedir kanımca. Hatta bu öyle bir sahne ki, birazdan iddia edeceğim sava göstereceğim kanıtlardan biri de bu sahne olacak. Ama ona birazdan geleceğiz. Önce Alma’nın anlattıklarına bakalım.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmin sonuna doğru, Alma, Elizabeth’in karşısına geçer ve anlatmaya başlar. Elizabeth, çok ünlü ve başarılı bir aktristtir. Hayatı her şeyiyle mükemmeldir. Birgün biri ona, hayatında her şeyin tam, ama anneliğinin eksik olduğunu söyler. Bu sözden etkilenen Elizabeth bir süre sonar  hamile kalır; ama aslında bebeği istemediğini fark etmiştir. Zaman geçtikçe bebeğe karşı bu isteksizlik iyice artar, hatta bebeği düşürmeye bile çalışır. Bebek doğunca da ona karşı hissettikleri bir iğrenmeden daha öte değildir. Zaman geçtikçe oğlu büyümekte, annesine yakınlaşmaya çalışmakta ama Elizabeth’in nefreti hiç azalmamaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">İstemediği ama toplumun ona yakıştırdığı ve olması gerektiğini düşündürttüğü annelikteki başarısızlığı Elizabet’i içten içe kendine, kocasına, oğluna karşı yabancılaştırır. Dışarıdan bakıldığında hayatının her rolünü başarıyla sürdüren mükemmel bir kadındır, içi ise olması gerekenle gerçekte olanların kıyasıya çarpıştığı bir savaş alanıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Elizabeth’in yaşadığı bu çatışmanın bir benzerini de Alma’nın yaşadığını, hatta film boyunca Alma’daki bölünmüşlüğün daha çok gösterildiğine şahit oluruz.  Öyle ki, filmdeki asıl “deli”nin Alma olduğu kanısına varmamız işten bile değildir. Yıllar önce hiç tanımadığı biriyle yaşadığı  cinsel  birliktelikten hamile kalıp, sonrasında bebeğini aldıran, hem aldatmanın hem de kürtajın vicdan sızısını duyan Alma, sırrını paylaştığı Elizabeth’i hastasından çok daha öte görmeye, hatta onunla aynılaşmaya başlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmin genelinde Alma’nın Elizabeth’le ilgili takıntılarının daha gözle görülür olduğunu söylemiştim. Ama bence filmde asıl kişilik bölünmesini yaşayan Elizabeth’tir. Buna kanıt olarak öncelikle Elizabeth’in kocasının yazlığa geldiği sahne verilebilir. Elizabeth’in kocası yazlığa gelir, karısının nasıl olduğunu görmek istemektedir. İlginç bir şekilde kocayla Elizabeth değil, Alma konuşmaya başlar, karısı kendisiymiş gibi üstelik. Giderek kendini iyi hissettiğini, yakında eve döneceğini, kendi adına oğluna bir hediye almasını falan söyler. O bunları söylerken Elizabeth, her zamanki suskunluğuyla onların yanında  anlatılanları dinler ve tek laf çıkmaz ağzından. Bu sahnede, Elizabeth’in dışa dönük-konuşan kişiliği olarak Alma’yı seçtiğini görürüz. Alma, Elizabeth’in söyleyemediklerini dile getiren tarafıdır yani. Aslında kocasıyla konuşan YA DA konuştuğunu hayal eden Elizabeth’tir. Hayal eden diyorum, çünkü filmde gerçekle hayal-rüya olanın karıştığı sahneler  de görürüz.  Mesela Elizabeth ile Alma’nın ayna önünde durdukları o meşhur sahne, Alam’nın rüyasıdır aslında. Bu durumda Elizabeth kendi iç dünyasında yalnız bıraktığı kocasını –ve oğlunu- hayaliyle teselli ediyor diye düşünebiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;">Alma’nın Elizabeth olduğu bir diğer önemli sahne de yukarıda bahsettiğim Alma’nı n Elizabeth’in sırrını anlattığı sahne. Alma’nın içinde bulunduğu durumu, dışarı’sı istiyor diye anne olmaya karar verişini, bebeği istemeyişini, ona karşı hissettiklerini Alma’dan duyarız, hem de Elizabeth gibi giyinmiş, aynen Elizabeth’e benzer bir şekilde. Dış görünüş olarak Elizabeth’e benzemese de Alma’nın bütün bunları bilmesine olanak yok. Demek ki o sahne Elizabeth’in kendiyle yüzleştiği sahne. Kendine itiraf edemediği duygularını ilk defa dile dökebildiği sahne. Sahnenin sonunda iki kadının yüzlerinin birleşip ayrılması da aslında gördüğümüzün aynı kadın olduğunu göstermektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">İzleyenler bilir, <strong>Black Swan</strong>’da da Nina, karanlık tarafıyla yüzleşip varlığını kabul edince, iyi ve kötü yanlarıyla kendini olduğu gibi kabul edince yani, gerçek olanı yaşamaya, gerçek’e dönmeye başlıyordu. Burada da Elizabeth kendiyle yüzleştikten, içinde sakladığı ve büyüttüğü sırrı kendine itiraf ettikten sonra artık Alma’ya ihtiyacı kalmaz ve herkes kendi yoluna gider.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Persona</strong> hakkında yazılabilecek daha yığınla şey var aslında. İçerikte olduğu kadar oyunculukta, kurguda, görsellikte de oldukça başarılı olduğuna, neredeyse yarım yüzyıl önce çekilmiş olmasına rağmen günümüzde bu ayarda çok az film çekilebildiğine hiç değinemedim daha. Onları da gelecek yorumlara havale edip son bir paragrafla sabrınızı denemeyi bırakayım.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu film, anladığım kadarıyla temel olarak insanın iç-dış çatışmasını anlatıyor.  Hayatımızda birkaç rolümüz birden oluyor; genellikle de bu rolleri toplumun bize öğrettiği şekilde oynuyoruz. Her şeyi kurallarına göre yapmaya, normal kabul edilenin sınırlarından dışarı taşmamaya çalışıyoruz. Gerçek ben’imizin oynadığımız bu rollerden aslında memnun olmadığını, gerçek ben’in aslında gösterdiğimiz ben’imiz olmadığını anladığımızda,  toplumca kabul görmeye devam etmek istiyorsak, ortaya çıkmaya çalışan ben’i içimize gömmeye ve ağzını kapatmaya çalışıyoruz. Ama içimizdeki çatışmadan elbette böyle rahatça kurtulamıyoruz. Güçlü olanlar, gerçekten ne  istediklerini, ne olduklarını fark ettiklerinde bununla yüzleşip, barışıp gerçekte olduğu gibi yaşamaya başlıyor. Şanslı bir azınlık diyelim onlara. Çünkü çoğumuzun gerçek kimliğimizi göstermeye cesareti olmuyor, toplumun bize dayattıkları karşısında ya ömür boyu içimizde savaşıp dışımızda her şey güllük gülistanmış gibi yaşıyoruz, ya da bir yerde kayışları koparıyoruz. Daha büyük bir çoğunluk ise gerçekte ne istediğinin, kim olduğunun farkına bile varmayarak yaşamaya devam ediyor.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>25 March 2011 03:25</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/persona-1966/#comments">16 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/persona-1966/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>16</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kapışma / Snatch (2000)</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/kapisma-snatch-2000/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/kapisma-snatch-2000/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Mar 2011 08:52:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[Suç]]></category>
		<category><![CDATA[Benicio Del Toro]]></category>
		<category><![CDATA[Brad Pitt]]></category>
		<category><![CDATA[Jason Statham]]></category>
		<category><![CDATA[snatch]]></category>
		<category><![CDATA[snatch canlı izle]]></category>
		<category><![CDATA[snatch eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[snatch film eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[snatch filmi]]></category>
		<category><![CDATA[snatch fragmanı]]></category>
		<category><![CDATA[snatch hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[snatch izle]]></category>
		<category><![CDATA[snatch online izle]]></category>
		<category><![CDATA[snatch sinema]]></category>
		<category><![CDATA[snatch yorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=15598</guid>
		<description><![CDATA[Mafya ve onun babaları, soygunlar, cinayetler, yasadışı dövüşler, kiralık katiller. Herhalde bir film ancak bu kadar maço ve erkek filmi olabilirdi. Ama bir o kadar da eğlenceli olacağı kimin aklına gelirdi? Guy Ritchie&#8216;nin gelmiş olacak ki bu kadar geç izlediğime hayıflandığım, izlerken zamanın nasıl geçtiğini anlamadığım ve çok eğlendiğim harika bir film ortaya çıkarmış. Film bittikten sonra akla konu tam olarak neydi, bu film şimdi ne anlattı gibi sorular üşüşse de izlerken alınan keyif ve ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Mafya ve onun babaları, soygunlar, cinayetler, yasadışı dövüşler,  kiralık katiller. Herhalde bir film ancak bu kadar maço ve erkek filmi  olabilirdi. Ama bir o kadar da eğlenceli olacağı kimin aklına gelirdi?</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Guy Ritchie</strong>&#8216;nin gelmiş olacak ki bu kadar geç izlediğime hayıflandığım,  izlerken zamanın nasıl geçtiğini anlamadığım ve çok eğlendiğim harika  bir film ortaya çıkarmış. Film bittikten sonra akla konu tam olarak  neydi, bu film şimdi ne anlattı gibi sorular üşüşse de izlerken alınan  keyif ve atılan kahkahalar dağılın hüleyn nidasıyla tüm sisleri bir  güzel pataklıyor açıkçası. Geriye filmi tekrar izleme isteğine eşlik  eden yüzde komik bir sırıtış kalıyor.</p>
<p style="text-align: justify">Filmin konusu, dediğim gibi, tam olarak ne, anlatmak güç. Ortada çalınmış  bir elmas ve yasadışı dövüşlerde boksör dövüştüren bir adam var. Sonra elmasın peşinde adamlar, adamları yönlendiren yahudi bir kuyumcu, kuyumcudan habersiz rehine dükkanı işleten bir zenci, zenciyle beraber bahisçiyi soymaya yeltenen iki zenci. Elmas kayıplara karışınca işin içine giren kiralık bir katil, annesine alınacak karavan karşılığında dövüşmeyi kabul eden bir çingen, çingeni dövüşmek zorunda bırakan mafya babası, sonra tekrar üç zenci, zenciden çingeneye, çingeneden bahisçilere, bahisçilerden kiralık katile, kiralık katilden mafya babasına, sonra hepsi uşağa&#8230; Yok bu başka bir filmdi!</p>
<p style="text-align: justify">Yani demem o ki, filmin seyri öyle bir hal alıyor ki, çalıntı bir elmas ve bununla alakasız bir adam  arasında kurulan alakanın hikayesine dönüşüyor   <strong>Kapışma / Snatch</strong>.  Adamımızın adı Turkish. Annesiyle babası, Turkish  adında düşen bir uçakta tanıştıkları için bu adı vermiş oğullarına.   Düşen bir uçağın adını çocuğa vermek nasıl bir zihniyettir?  İşte bu  bize, filmin içeriğiyle de ilgili bir ipucu vermektedir. Adeta &#8220;bu  filmde olağan şeyler bekleme ey seyirci!&#8221; demektedir.</p>
<p style="text-align: justify">Olağan şeyler beklemeyelim derken, olağanüstü olayların cirit attığı bir  filmmiş gibi yanlış bir izlenim de vermeyeyim film için. Sadece  anlatılanlar o kadar birbirine bağlı ve içiçe geçmiş olaylar ki, belki  de zaten bu şekilde seyrine devam eden hayatlarımız biz içinde yaşarken  böylesine olmadık şekilde gözükmüyor bize, o kadar. Resmin dışına  çıktığımızda kimbilir  filmimize taş çıkartacak ne çok şey göreceğiz.</p>
<p style="text-align: justify">Filmin hikayesi ve eğlencesi bir yana, kurgusu ve müzikleri de söz  açılması gereken cinsten. Bu işten pek anlamıyorum ama  nasıl desem, her  şey olması gerektiği gibiydi sanki, ne eksik, ne fazla. Film bunu hissettiriyor yani.</p>
<p style="text-align: justify">Oyunculuk anlamında da dolu dolu bir kadroyla karşılaşıyoruz. Turkish rolünde <strong>Jason Statham</strong>, Franky Four Fingers rolünde <strong>Benicio Del Toro</strong> ve tabii ki çingene rolüyle <strong>Brad Pitt</strong>. Diğer bir sürü oyuncuyu da tanıyanlar vardır muhakkak. Yazık ki filmin erken denilebilecek bir zamanında  <strong>Benicio Del Toro</strong> zengin kalkışı yapıyor ve bizi kendinden mahrum bırakıyor. Ama   <strong>Brad  Pitt</strong>&#8216;in  gözlere şenlik oyunculuğunun bunu telafi ettiğini ve filmin izlenirliğini kat kat  arttırdığını rahatça söyleyebiliriz. Film her ne kadar kadınlara hitap  etmez gözükse de, kızlar, <strong>Brad Pitt</strong> diyorum, gözlere şenlik oyunculuk diyorum bakın.  Anladınız siz onu ;)</p>
<p style="text-align: justify">Son olarak, orda burda okuduğum kadarıyla, aynı yönetmene ait ve bu  filmden iki yıl önce çekilmiş <strong>Ateşten Kalbe, Akıldan Dumana</strong> <strong>(Lock, Stock  and Two Smoking Barrels)</strong> adlı filmine de bir bakmakta fayda telakki  ediliyor. Dendiğine göre  <strong>Kapışma</strong>&#8216;nın bir nevi abisiymiş bu film. Bir kez daha çok eğleneceğiz demektir bu.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>17 March 2011 11:52</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/aksiyon/kapisma-snatch-2000/#comments">7 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/kapisma-snatch-2000/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zoraki Kral / The King&#8217;s Speech</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/zoraki-kral-the-kings-speech/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/zoraki-kral-the-kings-speech/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Feb 2011 22:00:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Anna Reeve Cook]]></category>
		<category><![CDATA[Anthony Andrews]]></category>
		<category><![CDATA[Colin Firth]]></category>
		<category><![CDATA[David Seidler]]></category>
		<category><![CDATA[Derek Jacobi]]></category>
		<category><![CDATA[Dram - Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Geoffrey Rush]]></category>
		<category><![CDATA[Guy Pearce]]></category>
		<category><![CDATA[Helena Bonham Carter]]></category>
		<category><![CDATA[Jennifer Ehle]]></category>
		<category><![CDATA[Kekeme Kral]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Gambon]]></category>
		<category><![CDATA[The King's Speech]]></category>
		<category><![CDATA[The King's Speech 2010]]></category>
		<category><![CDATA[The King's Speech 2011]]></category>
		<category><![CDATA[The King's Speech cast]]></category>
		<category><![CDATA[The King's Speech film ayrıntıları]]></category>
		<category><![CDATA[The King's Speech film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[The King's Speech film özeti]]></category>
		<category><![CDATA[The King's Speech kritik yazı]]></category>
		<category><![CDATA[The King's Speech ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[The King's Speech sinekritik]]></category>
		<category><![CDATA[The King's Speech Zoraki Kral]]></category>
		<category><![CDATA[Timothy Spall]]></category>
		<category><![CDATA[Tom Hooper]]></category>
		<category><![CDATA[Zoraki Kral]]></category>
		<category><![CDATA[Zoraki Kral 2010]]></category>
		<category><![CDATA[Zoraki Kral 2011]]></category>
		<category><![CDATA[Zoraki Kral film kadrosu]]></category>
		<category><![CDATA[Zoraki Kral fişm yorumları]]></category>
		<category><![CDATA[Zoraki Kral fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Zoraki Kral görüşler]]></category>
		<category><![CDATA[Zoraki Kral kritik yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Zoraki Kral ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Zoraki Kral oscar]]></category>
		<category><![CDATA[Zoraki Kral The King's Speech]]></category>
		<category><![CDATA[Zoraki Kral tv de ne zamanZoraki Kral film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Zoraki Kral yeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=14884</guid>
		<description><![CDATA[Bir filmin değerlendirmesini yaparken, odaklandığı konudan daha fazlasını filmden beklememek gerekir diye düşünürüm hep. Yani film neyi anlatmaya niyetlendiyse onu anlatmalı, başka meseleleri başka filmlere bırakıp konudan sapmamalı, buna göre de niyetlendiği şeyi izleyiciye aktarabildiği ölçüde başarılı sayılmalıdır bence. Bazı filmlerin çok şey anlatacağım diye hiçbir şeyi doğru düzgün anlatamaması yerine, az ama öz anlatıma dayalı bu tutum bana daha doğru geliyor. The King&#8217;s Speech (ilk defa bir filmin Türkçe adını kullanasım gelmiyor gerçekten de, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir filmin değerlendirmesini yaparken, odaklandığı konudan daha fazlasını filmden beklememek gerekir diye düşünürüm hep. Yani film neyi anlatmaya niyetlendiyse onu anlatmalı, başka meseleleri başka filmlere bırakıp konudan sapmamalı, buna göre de niyetlendiği şeyi izleyiciye aktarabildiği ölçüde başarılı sayılmalıdır bence. Bazı filmlerin çok şey anlatacağım diye hiçbir şeyi doğru düzgün anlatamaması yerine, az ama öz anlatıma dayalı bu tutum bana daha doğru geliyor. </p>
<p>The King&#8217;s Speech (ilk defa bir filmin Türkçe adını kullanasım gelmiyor gerçekten de,  Zoraki Kral adı hiç oldu mu bu filme? ) tam da yukarıda bahsettiğim gibi bir film, tamamen anlatmaya niyetlendiği şeyi anlatıyor, kekeme bir kralın kekemeliğini yenmesini. Tabii konu bu olunca te te ttekrar tekrar aynı şş şeyyleri mi izleyeceğiz ya hu! diyesi gelebilir insanın ama film bu sade konuyu o kadar sade ama keyifli anlatmış ki hiç de sıkılmadan hatta yer yer kahkahalarla izlettiriyor kendini.</p>
<p> Filmin izlenebilirliğini ayarında yazılmış senaryosunun yanında elbette oyuncuları sağlıyor. Esas rollerde gördüğümüz üç oyuncu da gerçekten mükemmel. Hatta konuşma terapistini oynayan Geofrey Rush&#8217;ın kekeme kralı canlandıran başrol oyuncusu Colin Firth&#8217;ten çok daha iyi olduğunu düşünüyorum, yani bu filmde iki başrol oyuncusu var bence. Her iki oyuncu da aday oldukları veya aldıkları ödülleri hak ediyor bu filmde.  </p>
<p>Filmin yarattığı atmosfer de ayrı bir güzel. Tabii o dönem İngiltere&#8217;sini bildiğimden değil ama bana her şey yerli yerindeymiş gibi hissettirdi filmin atmosferi. Saray ahalisinin konuşmaları, birbirlerine karşı nezaketten ölecek tavırları dudaklarda tebessümle izlettirdi filmi; Kral 6. George&#8217;un naifliği, kekemelik sorununun derinlerine inerken anlattıkları, annesi-babası-abisiyle ilişkileri ise yürekte bir hüzünle. </p>
<p>Böyle güzel bir filme tek bir itirazım var ama. Bu da tabii bakış açısıyla çok ilgili, filmin odaklandığı noktayla alakalı  ama yine de sevdiği kadın için krallıktan vazgeçen kekeme kralımızın abisine haksızlık yapıldığını düşünüyorum. Başka bir zaman olsa aşkı uğruna koskoca İngiltere kralı olma fırsatını tepen bir adam yerlere göklere sığdırılmaz, destansı bir film yapılmaz mıydı onun hakkında, elimizi vicdanımıza koyup da  söyleyelim.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>23 February 2011 01:00</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/zoraki-kral-the-kings-speech/#comments">5 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/zoraki-kral-the-kings-speech/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Siyah Kuğu / Black Swan</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/siyah-kugu-black-swan/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/siyah-kugu-black-swan/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Feb 2011 22:00:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[Barbara Hershey]]></category>
		<category><![CDATA[Black Swan Natalie Portman]]></category>
		<category><![CDATA[Janet Montgomery]]></category>
		<category><![CDATA[Kristina Anapau]]></category>
		<category><![CDATA[Mila Kunis]]></category>
		<category><![CDATA[Mila Kunis 2011]]></category>
		<category><![CDATA[Mila Kunis filmografi]]></category>
		<category><![CDATA[Mila Kunis foto]]></category>
		<category><![CDATA[Mila Kunis resim]]></category>
		<category><![CDATA[Mila Kunis yeni filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Natalie Portman]]></category>
		<category><![CDATA[Natalie Portman 2011]]></category>
		<category><![CDATA[Natalie Portman 2012]]></category>
		<category><![CDATA[Natalie Portman filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Natalie Portman hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Natalie Portman sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Natalie Portman Siyah Kuğu]]></category>
		<category><![CDATA[Sebastian Stan]]></category>
		<category><![CDATA[Sİyah Kuğu]]></category>
		<category><![CDATA[Siyah Kuğu 2010]]></category>
		<category><![CDATA[Siyah Kuğu 2011]]></category>
		<category><![CDATA[Siyah Kuğu bale]]></category>
		<category><![CDATA[Siyah Kuğu film ayrıntıları]]></category>
		<category><![CDATA[Siyah Kuğu fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Siyah Kuğu ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Siyah Kuğu oyunu]]></category>
		<category><![CDATA[Siyah Kuğu sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Siyah Kuğu trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Siyah Kuğu tv de]]></category>
		<category><![CDATA[Toby Hemingway]]></category>
		<category><![CDATA[Vincent Cassel]]></category>
		<category><![CDATA[winona ryder]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=14408</guid>
		<description><![CDATA[Mükemmel olmak, hep iyi olmak, hiç hata yapmamak mıdır? Bembeyaz bir sayfada, üstü çiziksiz cümleler kurmak mıdır? Baştan çıkartanlara fırsat vermemek; dümdüz bir yolda dosdoğru, tökezlemeden yürümek midir? Mükemmel olmak, kusursuz olmak mıdır? Kahramanımız Nina&#8217;ya göre evet! Sadece bale için yaşayan, hedefi sanatında mükemmele ulaşmak olan Nina, bir zamanlar balerin olan ama hamile kalıp Nina&#8217;yı doğurmaya karar verince baleyi bırakan annesiyle beraber yaşayan, son derece kırılgan, naif bir hanımkızımızdır. Ana-kızın tüm yaşamı, Nina&#8217;nın balede gelebileceği ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mükemmel olmak,  hep iyi olmak, hiç hata yapmamak mıdır? Bembeyaz bir sayfada, üstü çiziksiz cümleler kurmak mıdır? Baştan çıkartanlara  fırsat vermemek; dümdüz bir yolda  dosdoğru, tökezlemeden yürümek midir? Mükemmel olmak, kusursuz olmak mıdır?</p>
<p>Kahramanımız Nina&#8217;ya göre evet! Sadece bale için yaşayan, hedefi sanatında mükemmele ulaşmak olan Nina, bir zamanlar balerin olan ama hamile kalıp Nina&#8217;yı doğurmaya karar verince baleyi bırakan annesiyle beraber yaşayan, son derece kırılgan, naif bir hanımkızımızdır. Ana-kızın tüm yaşamı, Nina&#8217;nın balede gelebileceği en üst noktaya gelmesine odaklanmıştır. Bunun için Nina da gereken her türlü  fedakarlığı yapmakta, adeta kendine rağmen çalışmaktadır. Annesinin koruyucu kanatları altında planlı programlı çalışıp, yolundan milim şaşmazken,  hayatının her alanına hatta her anına tüylerini karıştıran bu kanatların giderek onu sarıp sıkmaya başladığını, nefes alamaz hale getirdiğini henüz fark etmemiştir.</p>
<p>Sonunda Kuğu Gölü Balesi için başrole seçilir. Yapılan bir büyüyle kuğuya dönüşen bir prensesin, âşık olduğu prensi kötü kalpli ikizinin ayartmasıyla kaybetmesinin ardından  kendi hayatına son vermesini anlatan bu oyunda, Nina için mazlum prensesi canlandırmak,  işten bile değildir. Ne var ki başrol oyuncusu hem prensesi hem de onun kötü kalpli ikizini oynamalıdır; yani  hem iyi hem kötü olmalıdır, hem beyazın masumiyetine hayat vermeli hem siyahın karanlığında o masumiyeti  boğmalıdır. Nina hem beyaz kuğu hem de siyah kuğu olabilecek midir?</p>
<p>Siyah Kuğu / Black Swan hakkında   söylenebilecek o kadar çok şey var ki, söylenebilecek o çok şey insana nereden başlayacağını şaşırtıyor. Filmi izlemeyenler için ispiyon (spoiler) vermeden söyleyebileceklerimiz, başta Natalie Portman&#8217;ın mükemmel oynadığı. Hani bu seneki oskarı alması farz oldu desem itiraz edecek olmaz sanırım. Zira filmdeki Nina karakteri,  bir oyuncunun hünerlerini tam anlamıyla gösterebileceği bir karakter gerçekten de. Natalie Portman&#8217;ın da altı ay boyunca günde sekiz saat bale çalışarak role hazırlandığını ve  rolünün hakkını fazlasıyla verdiğini düşünürsek bize aldığı tüm ödüller için  helal u hoş olsun demek düşüyor. Natalie Portman&#8217;ın yanısıra diğer rollerde de oyuncular işlerini yapmışlar. Her ne kadar bu oyuncular içinde rolüne çok şey katan birini göremesem de (buna Nina&#8217;nın annesini oynayan teyze ve Mila Kunis de dahil) filmin oyunculuk açısından başarılı olduğunu söyleyebiliriz.</p>
<p>Filmin bir diğer güzel tarafı atmosferi. Güzel derken günlük güneşlik bir havadan bahsetmiyoruz tabii. Nina&#8217;nın bütün o psikolojik çalkantılarını çok iyi yansıtan bir atmosferi var filmin, yani olması gerektiği gibi bir havası var. Bunun yanında kurguya, müziklere ve yönetmen Darren Aronofsky&#8217;ye söyleyecek laf bulamıyorum. Kendisini Bir Rüya İçin Ağıt / Requem For A Dream ile tanımış, iyi bir iş çıkarttığını kabul etmekle beraber  filmini hiç sevmemiş; sonrasında Kaynak / The Fountain&#8217; i izleyip &#8220;Yok yok var bu adamda bir şeyler.&#8221; diyerek engin bilgi ve tecrübemle kendisine geçerli notumu vermiştim. Pi&#8217;yi ve The Wrestler&#8217;ı izlemek henüz nasip olmadı, ama izlediklerim arasında bence Siyah Kuğu / Black Swan, şimdilik yaptığı en iyi film (Burada da engin bir bilgi ve tecrübe konuştu elbette.).</p>
<p><em><strong>FİLMİ İZLEMEYENLER İÇİN 10 DAKKA  İSPİYON (SPOİLER) ARASI!</strong></em></p>
<p><em><strong>FİLMİ İZLEYENLERİ ŞÖYLE ALALIM:</strong></em></p>
<p>İzleyenlerin bildiği üzre  yaşadığı stres yüzünden  psikolojik rahatsızlık geçiren, sanrılar görüp gördüğü şeyleri gerçekmiş gibi yaşayan, aklî dengesi için endişelensek yeridir diyebileceğimiz bir balerin Nina. Rahatsızlığının  bu raddeye gelmesinden önce de kendi bedenine zarar verme gibi bir durumunun olduğunu annesiyle arasında geçen diyaloglardan anlıyoruz. Bu yüzden tırnaklarının kanaması, sırtındaki yaralar bizi Nina&#8217;nın bunları kendinin yaptığına ikna ediyor. Filmde asıl, ayaklarında yaşadığı garipliklerde, sırtında çıkan  diken sahnelerinde kopuyoruz zaten. Tüm bunların gerçek mi sanrı mı olduğuna karar veremiyoruz bir türlü. Buraya kadar harika yani, Nina şaşkın ve korkulu, biz şaşkın ve gerginiz. Kırmızı göz sahnesinde, ayaklarının kuğu ayağına dönüştüğü sahnede korku filmine mi düştük diye de şüphe etmiyor değiliz. Zaten bütün bunların amacı Nina gibi bizi de ikileme düşürmek. İşte burada filmin bence tek kusurundan bahsedeceğim. Şöyle ki, hatırlayalacağınız gibi, Nina&#8217;nın sanrıları tırnaklarının kanamasıyla başlıyordu. Tırnağının kırılıp kanadığını görünce hemen parmağını yıkamıştı, sonra da parmağı gayet normal bir şekilde gördük. Tırnak yiyenler bilirler, kendimden biliyorum yani, iş biraz abartılınca tırnağın kenarları kanatılır genellikle. Ama yıkayınca kanama durur. Nina&#8217;nın tırnaklarında ilk problem çıkmaya başladığında bunların gerçekten olabileceğine inanarak izliyordum filmi. Nitekim annesinin sözleri de bana tatminkar gelmişti. Ne var ki, şu parti sahnesinde Nina bir ara tuvalete gitti, orada da tırnağının kırıldığını ve kanadığını gördü. Biraz uğraşınca da parmak derisini neredeyse parmağın yarısına kadar soydu. Sonra büyük bir telaşla elini suyun altına tutup çıkarınca parmağında ne bir soyulma ne başka bir şey vardı. İşte ben de orada filmin izleyene yaşatmak istediği şeyden koptum; yani her şey ortaya çıktı. Çünkü dersisi o derece soyulan bir parmak bir iki saniye sonra eski haline dönmez, demek ki Nina hayal görüyor dedim. Ondan sonra da yaşadığı onca tuhaf şeye sanrı diye bakınca filmin heyecanı epey azaldı bende açıkçası. Filmin bence tek kusuru o sahneyi çok erken vermesiydi. Parmak derisinin yüzülme sahnesi Nina&#8217;nın rahatsızlığını anlayabileceğimiz ilk sahneydi çünkü ve filmin en azından ikinci bölümünde bir yerlerde gösterilmeliydi.</p>
<p>Böyle her şeyi anlamış (!)  bilgiç bilgiç filmi izlemiş olmama rağmen Nina ve Lily konusunda filmin beni ters köşeye yatırdığını  söylemem gerek. İkilinin beraber oldukları sahne sonrasında böyle bir şeyin olmadığını anladığımızda şaşırmadım değil açıkçası. Asıl şaşırdığım yer ise Nina&#8217;nın Lily&#8217;yi öldürdüğü sahneydi. Böyle  bir şeyin gerçekten yaşandığını düşündüm, Nina&#8217;nın gözü o derece dönmüştü çünkü, zaten Nina&#8217;ya göre her şey gerçekte de yaşanıyor olduğuna göre Nina Lily&#8217;yi gerçekten öldürmeye kast etmişti.</p>
<p>Nina-Lily ilişkisi filmin kilit noktası tabii. Nina, olduğu gibi değil olmak istediği gibi davranan/yaşayan  biri. Yaşamında çok iyi bir balerin olmak düşüncesi dışında başka bir şey yok. Bunun için de kendinden/duygularından/arzularından geçmiş durumda. Lily, Nina&#8217;nın tersine duygularına/arzularına gem vurmamış; nasılsa öyle yaşayan biri. İyi de olabiliyor kötü de, doğru şeyler de yaptığı oluyor yanlış şeyler de.</p>
<p>Buralarda lafı çok uzatıyorum, farkındayım, hemen sadede geleceğim. Lily, Nina&#8217;nın bilinçaltına ittiği tarafını temsil ediyor, bunu biliyoruz. Film, Nina&#8217;nın o ittirip durduğu tarafının kapıları dövmeye başlamasını ve sonunda bir tekmeyle kapıyı kırıp dışarı çıkmasını anlatıyor. Bu tarafın dışarı çıkmasıyla da Nina siyah kuğu olabiliyor ancak. Nina&#8217;nın var olduğunu kabul etmek istemediği Lily tarafını artık kabul etmesi  ikilinin birlikte olduğu sahneyle veriliyor. Bu sahneyi Nina&#8217;nın cinsel bir fantazisi diye düşünmemek lazım, o sahnede  Nina kendini Lily&#8217;e bırakıyor, onun içine işlemesine, onunla birleşmesine izin veriyor (Lily&#8217;nın sırtındaki dövme de estetik olmakla beraber kör gözüme parmak misali bu durumu anlatıyor zaten.) ve siyah kuğu Nina&#8217;da ortaya çıkıyor.</p>
<p>Sonuçta Nina&#8217;nın içindeki siyah kuğuyu kabul etmesi Lily sayesinde oluyor, Lily ona bir nevi rol modeli oluyor yani. Geriye Nina&#8217;nın ortaya çıkan siyah kuğuluğunu tek başına taşıması kalıyor. Oyunun sahnelendiği gece, siyah kuğunun sahne alma sırası gelince  Nina, siyah kuğu için hazırlanan Lily&#8217;yi  öldürüyor. Öldürüyor çünkü artık Lily&#8217;ye ihtiyacı kalmıyor. Nina&#8217;nın  içindeki siyah kuğu ortaya çıkmış durumda, Lily&#8217;nin misyonu Nina için bitiyor.</p>
<p>Dans hocası Thomas&#8217;ın da Nina&#8217;nın bastırılmış tarafını ortaya çıkarmada etkili bir rol oynadığını görüyoruz. Burada Thomas&#8217;ın hem prens hem de büyücü olduğunu düşünüyorum, çünkü Nina&#8217;nın durumuyla sahneleyecekleri Kuğu Gölü Balesi arasında bir paralellik var. Nina beyaz kuğu ve prense (Thomas&#8217;a) âşık, ya da ilgisi var diyelim. Lily onun ikizi, yani siyah kuğu,o da  prensin ilgisini üzerine çekmeye çalışıyor (Nina&#8217;nın yedeği olarak çalıştığını hatırlayalım, Nina&#8217;nın rakibi olarak yani). Thomas aynı zamanda prensesi kuğuya dönüştüren büyücü de.  Siyah kuğunun yani prensesin ikizinin işbirlikçisi de o (Hafızam beni yanıltmıyorsa ,oyunun sahneleneceği gecenin öncesinde Nina tek başına çalışırken, Thomas ve Lily&#8217;yi birlikte olurken görüyordu. Hatta Thomas sonradan oyundaki büyücüye dönüşüyordu).</p>
<p>Filmin bir diğer incelenecek ilişkisi Nina ve annesi arasında ilişki. Bu öyle bir ilişki ki Nina&#8217;ya tek bir özel an, tek bir yalnız an bırakmıyor. Mastürbasyon sahnesinin en çok da bu ilişkiyi vermek için kullanıldığını düşünüyorum. Tamamen Nina&#8217;ya özel olması, yalnız olunması, mahrem olunması gereken bir durumda bir de bakıyoruz ki anne, kızının odasında koltukta uyuyor. Yani Nina&#8217;nın yaşayacağı hiç bir özel an/mahrem bir durum/ yalnız bir zaman yok. Anne kızının hayatına o kadar girmiş ki, Nina banyoda tek başınayken bile başladığı işi bitiremiyor.</p>
<p>Son olarak bir şey daha yazayım da buraya kadar yazıyı okuyan sabır taşlarının başını ağrıtmayı bırakayım. Aynalar&#8230; Filmde ne çok ayna ve aynalarla ilgili sahne var değil mi? :)</p>
<p><em><strong>İSPİYON (SPOİLER) ARASI SONA ERMİŞTİR.</strong></em></p>
<p>Bu kadar laftan sonra diyeceğimşu ki bence  filmin özü, Nina&#8217;yla Thomas arasında geçen bir diyalogda saklı. Nina&#8217;yı oyunun başrol oyuncusu diye tanıttıkları partiden sonra, eski başrol oyuncusu Beth gibi olmak istediğini söyleyen Nina&#8217;ya,  bale hocası Thomas nedenini sorar, &#8220;Çünkü o mükemmel!&#8221; cevabını alır. Oysa Thomas, Beth için  &#8220;Hayır hiç de mükemmel değil.&#8221; der. Konuştukları kişi balede efsane olmuş bir isimdir, Nina için mükemmel bir örnektir; ama Thomas Beth&#8217;i daha iyi tanıdığından ve hatta aralarında zamanında bir ilişki olduğundan Beth&#8217;i doğruları ve yanlışlarıyla, kusurlarıyla bilmektedir. Ve Beth&#8217;in bu kusurları onun balede mükemmel olmasını engellememeştir. Nina&#8217;nın göremediği de budur; mükemmel olmak sadece ve sadece iyi olmak, doğruyu yapmak değildir aslında. Mükemmel olmak, sahip olduğun her şeye sahip çıkmaktır. Kendini tanımaktır. Eksiklikler ve tamlıklarla dengeyi sağlamaktır.</p>
<p>Film de zaten Nina&#8217;nın bilinçaltına ittiği öteki yarısıyla tanışıp barışmasını, sevişip koklaşmasını anlatmaktadır bir nevi. Tabii bu amiyane tabirimden çok çok daha etkili bir biçimde :)</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>06 February 2011 01:00</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/siyah-kugu-black-swan/#comments">8 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/siyah-kugu-black-swan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Canlandırdılar Valla!</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/animasyon/canlandirdilar-valla/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/animasyon/canlandirdilar-valla/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Dec 2010 14:14:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kısa Film]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[canlandıranlar]]></category>
		<category><![CDATA[canlandıranlar yetenek kampı]]></category>
		<category><![CDATA[canlandırma filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Dilara Polat]]></category>
		<category><![CDATA[film gösterimi]]></category>
		<category><![CDATA[İdil Ar]]></category>
		<category><![CDATA[Işık Dikmen]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Martısı]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul'da Sıradan Bir Gün]]></category>
		<category><![CDATA[M. Melis Bilgin]]></category>
		<category><![CDATA[Nurbanu Asena]]></category>
		<category><![CDATA[santralistanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Şekerleme]]></category>
		<category><![CDATA[Tetrist]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=13266</guid>
		<description><![CDATA[Bundan üç ay önce, sıcak bir yaz günü Canlandıranlar Yetenek Kampı&#8216;ndan haberdar olmuş, animasyon sinemamızın oluşması ve dahi gelişmesi adına böyle bir girişimden duyduğumuz memnuniyeti site sayfalarımıza taşımıştık. Canlandırma sinemasıyla ilgilenenleri hem eğitim hem de üretim aşamalarında desteklemeyi amaçlayan projenin bu yılki ürünlerinin boy verip başak saldığı haberi de ulaştı elimize. Yapılan atölye çalışmaları sonucunda ortaya çıkarılan eserler arasından seçilen 5 kısa canlanlandırma filmi, 11 Aralık 2010 Cumartesi günü, Bilgi Üniversitesi Santralistanbul Kampüsü&#8217;nde E1- 301 ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bundan üç ay önce, sıcak bir yaz günü <strong>Canlandıranlar Yetenek Kampı</strong>&#8216;ndan haberdar olmuş, animasyon sinemamızın oluşması ve dahi gelişmesi adına böyle bir girişimden duyduğumuz memnuniyeti <a href="http://www.sivrisinema.com/haber/canlanalim-canlandiralim/" target="_blank">site sayfalarımıza taşımıştık</a>. Canlandırma sinemasıyla ilgilenenleri hem eğitim hem de üretim aşamalarında desteklemeyi amaçlayan projenin bu yılki ürünlerinin boy verip başak saldığı haberi de ulaştı elimize. Yapılan atölye çalışmaları sonucunda ortaya çıkarılan eserler arasından seçilen 5 kısa canlanlandırma filmi, 11 Aralık 2010 Cumartesi günü, Bilgi Üniversitesi Santralistanbul Kampüsü&#8217;nde E1- 301 Sinema Salonu&#8217;nda, saat 18.30&#8242;da izleyicilerle buluşacak.</p>
<p style="text-align: justify;">İdil Ar&#8217;ın &#8220;İstanbul&#8221;,  Nurbanu Asena&#8217;nın &#8220;İstanbul&#8217;da Sıradan Bir Gün&#8221;,  M. Melis Bilgin&#8217;in &#8220;Tetrist&#8221;, Işık Dikmen&#8217;in &#8220;Şekerleme&#8221; ve Dilara  Polat&#8217;ın &#8220;İstanbul Martısı&#8221; adlı kısa canlandırma filmlerinin yer alacağı film gösterimi ile ilgili ayrıntılı bilgilere aşağıdaki adreste ulaşılabileceğinizi ekleyerek hem projede çalışan ve film üreten tüm arkadaşları kutluyor hem de alınlarının terini, ellerinin boyalarını henüz silmiş, emeklerinin keyfini sürmeyi hak eden Canlandıranlar gönüllülerinin bizleri 11 Aralık Cumartesi günü , saat 18.30&#8242;da keyiflerini ve heyecanlarını paylaşmak üzere Santralistanbul&#8217;a davet ettiklerini bildirmek istiyorum. Haydi çizgi film izlemeye!</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.canlandiranlar.com/" target="_blank">Canlandıranlar Yetenek Kampı</a> Resmî Web Sitesi</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>09 December 2010 17:14</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/animasyon/canlandirdilar-valla/#comments">Yorum Yaz</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/animasyon/canlandirdilar-valla/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Canlanalım, Canlandıralım</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/haber/canlanalim-canlandiralim/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/haber/canlanalim-canlandiralim/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Aug 2010 18:33:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[animasyo filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[animasyon atölyesi]]></category>
		<category><![CDATA[animasyon film]]></category>
		<category><![CDATA[animasyon filmlerimiz var]]></category>
		<category><![CDATA[animasyona merhaba]]></category>
		<category><![CDATA[berat ilk]]></category>
		<category><![CDATA[canlandıranlar]]></category>
		<category><![CDATA[canlandıranlar yetenek kampı]]></category>
		<category><![CDATA[canlandıranlar.com]]></category>
		<category><![CDATA[canlandırma]]></category>
		<category><![CDATA[en güzelanimasyon]]></category>
		<category><![CDATA[ilk animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[ilk türk animasyon filmi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema atölyesi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema destek]]></category>
		<category><![CDATA[sinemada devrim]]></category>
		<category><![CDATA[türk animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede ilk]]></category>
		<category><![CDATA[yetenek avcıları]]></category>
		<category><![CDATA[yetenek kampları]]></category>
		<category><![CDATA[yetenekli sinemacılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=9909</guid>
		<description><![CDATA[Dünya sinemasında kendi tarzımızla, adımızla daha bir Türk sineması olgusu oluşturabildiğimizi söyleyemeyiz, kaldı ki animasyonda iddialı olalım. Gözümüzü dört açıp hayranlıkla izlediğimiz bir Oyuncak Hikaye&#8217;miz, bir Wall-E&#8217;miz, bir Mary ve Max&#8217;imiz kim bilir ne zaman olacak. Ama bu demek değil ki elimiz böğrümüzde oturup bekliyoruz. Neyse ki kalemlerini savuran, hamurlarını alıp yoğuran böğür kaçkını ellerimiz var. Animasyonla uğraşanların Türkiye&#8217;deki şartları, ihtiyaçları, olanakları göz önüne alınarak tasarlanan bir projeden Sivri ekibi olarak henüz haberimiz oldu. Olur ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!-- 		@page { margin: 2cm } 		P { margin-bottom: 0.21cm } --></p>
<p style="text-align: justify;">Dünya sinemasında kendi tarzımızla, adımızla daha bir Türk sineması olgusu oluşturabildiğimizi söyleyemeyiz, kaldı ki animasyonda iddialı olalım. Gözümüzü dört açıp hayranlıkla izlediğimiz bir Oyuncak Hikaye&#8217;miz, bir Wall-E&#8217;miz, bir Mary ve Max&#8217;imiz kim bilir ne zaman olacak. Ama bu demek değil ki elimiz böğrümüzde oturup bekliyoruz. Neyse ki kalemlerini savuran, hamurlarını alıp yoğuran böğür kaçkını ellerimiz var.</p>
<p style="text-align: justify;">Animasyonla uğraşanların Türkiye&#8217;deki şartları, ihtiyaçları, olanakları göz önüne alınarak tasarlanan bir projeden Sivri ekibi olarak henüz haberimiz oldu. Olur olmaz çorbada az da olsa bizim de tuzumuz olsun istedik ve siz sevgili Sivrisinema okurlarını ?Canlandıranlar Yetenek Kampı? projesinden  haberdar etmeyi üstümüze vazife bildik.</p>
<p style="text-align: justify;"><a rel="attachment wp-att-9925" href="http://www.sivrisinema.com/haber/canlanalim-canlandiralim/attachment/work/"><img class="aligncenter size-full wp-image-9925" title="work" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/08/work.jpg" alt="" width="475" height="127" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">?Canlandıranlar? projesi, ilk olarak 2008 yılında Berat İlk&#8217;in  Bilgi Üniversitesi&#8217;nde film atölyeleri düzenlemesiyle başlamış. Canlandırma sineması ile ilgilenenlerin donanım kazanması, teknik açıdan daha kaliteli eserler ortaya çıkarılması  ve  yapılan çalışmaların arşivlenmesi amacıyla yola çıkılan bu girişim, İstanbul Avrupa Kültür Başkenti Ajansı etkinlikleri çerçevesinde 2009 yılında ?Canlandıranlar Yetenek Kampı?na dönüştürülmüş. Her yıl düzenlenmesi planlanan kamp, ücretsiz gerçekleştirilen atölye çalışmaları, paneller ve konferanslarla animasyon eğitimi ve üretimini kapsayan bir proje. İçinde canlandırma film yapım tasarımı, canlandırma sinemasında görsel efekt, kurgu, bilgisayarla canlandırma, çizerek canlandırma, karakter tasarımı, sinema dili ve grameri gibi bir çok atölye çalışmasının bulunduğu kampta bütün etkinlikler ücretsiz. Canlandırma Yetenek Kampı&#8217;na  18 yaşından büyük,  amatör ya da profesyonel olarak canlandırma sinemasıyla uğraşan herkes katılabilmekte. Atölye çalışmalarının sonucunda katılımcıların ürettiği projeler arasından seçici kurul tarafından uygun görülenlerin, çeşitli uluslar arası film festivallerine gönderilmesi de planlananlar arasında. Bu yıl seçilen İstanbul konulu  projelerin çekimine başlanmış bile, aralık ayında ise çekilen filmler uluslar arası film festivallerine gönderilecekmiş.</p>
<p style="text-align: justify;"><a rel="attachment wp-att-9939" href="http://www.sivrisinema.com/haber/canlanalim-canlandiralim/attachment/sivrisinema-7/"><img class="aligncenter size-full wp-image-9939" title="sivrisinema" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/08/sivrisinema.jpg" alt="" width="500" height="130" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Ayrıntılı bilgi için projenin internet adresini yazımıza ekleyip proje çalışanlarına, gönüllülerine ve müstakbel katılımcılarına can-ı gönülden kolaylıklar, başarılar dileriz.</p>
<p><a href="http://www.canlandiranlar.com/" target="_blank">http://www.canlandiranlar.com/</a></p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>17 August 2010 20:33</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/haber/canlanalim-canlandiralim/#comments">3 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/haber/canlanalim-canlandiralim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Deli Deli Olma</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/deli-deli-olma/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/deli-deli-olma/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jun 2010 13:00:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Deli]]></category>
		<category><![CDATA[Deli Deli Olma]]></category>
		<category><![CDATA[dvd]]></category>
		<category><![CDATA[fafatuka]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[fragman]]></category>
		<category><![CDATA[galeri]]></category>
		<category><![CDATA[Kars]]></category>
		<category><![CDATA[Köy Halkı]]></category>
		<category><![CDATA[Malakan]]></category>
		<category><![CDATA[Malakan Amca]]></category>
		<category><![CDATA[Piyano]]></category>
		<category><![CDATA[Pupuç Nine]]></category>
		<category><![CDATA[Şerif Sezer]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Tarık Akan]]></category>
		<category><![CDATA[trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[vizyondaki filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Vizyondakiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemalardan.com/?p=980</guid>
		<description><![CDATA[Kars yöresinde ?dellenme, aklına mukayyet ol? anlamına gelen ?deli deli olma? sözünden adını alan filmimiz, manzaralardaki çiş donduran yoğun kar ve soğuğa nispet, yürekleri ısıtırcasına sıcacık bir film. Uzun yıllar önce Rusya?dan Kars?a göç eden Malakanlardan geriye kalan son bir tanesi Mişka (Tarık Akan) Kars?ın bir köyünde etliye sütlüye karışmadan yaşamaktadır. Bir zamanlar değirmenden geçimini sağlayan amcamız, değirmenin işe yaramaz hale gelmesiyle iyice zor duruma düşmüştür. Köy halkıyla hiçbir derdi olmayan, ağzı var dili yok, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kars yöresinde ?dellenme, aklına mukayyet ol? anlamına gelen ?deli deli olma? sözünden adını alan filmimiz, manzaralardaki çiş donduran yoğun kar ve soğuğa nispet, yürekleri ısıtırcasına sıcacık bir film.</p>
<p>Uzun yıllar önce Rusya?dan Kars?a göç eden Malakanlardan geriye kalan son bir tanesi Mişka (Tarık Akan) Kars?ın bir köyünde etliye sütlüye karışmadan yaşamaktadır. Bir zamanlar değirmenden geçimini sağlayan amcamız, değirmenin işe yaramaz hale gelmesiyle iyice zor duruma düşmüştür. Köy halkıyla hiçbir derdi olmayan, ağzı var dili yok, saç-sakal karışmış tarağı yok amcamıza hışımla bakan, gördüğü yerde lazer ışınlı gözleriyle adamcağızı eritip bitiren bir tek Papuç Nine (Şerif Sezer) vardır ki hışmından köy halkını  da nasipsiz bırakmaz yeri geldikçe. Ama birgün, oğlu Şemistan?ın Yeke Kişi?ye (Köy halkı arasında Malakan amcaya takılan isim) veresiye bir şeyler verdiğini ve borcun da bir hayli yükseldiğini öğrenince şiddet ve celali doruk noktasına ulaşır. Köy halkı zavallı gariban bir amcaya köyün delisinin (Köy halkı arasında Papuç Nine?ye takılan isim) neden bu kadar öfkeli olduğunu bir türlü anlamamaktadır ama biz filmin sonunda bu öfkenin sebeb-i hikmetini göreceğizdir. Sonunda Yeke Kişi, baba yadigârı piyanoyu borçlarının karşılığında Papuç Nine?nin oğluna vermekten başka çare bulamaz. Yalnız bir sorun vardır, Allah?ın bir dağında piyano ne işe yarayacaktır?</p>
<p>İşte bu noktada Şehriyar?ın kızı Alma devreye girer. Kendisi inşaat işçiliği için henüz küçük, ilköğretim çağında olduğundan, kızımızın müziğe olan yatkınlığını  mecburen müzik öğretmeni keşfetmiştir ve Alma?nın mutlaka müzik eğitimi almasını istemektedir. Okulda orgda öğrendiği şarkıları evde piyanoyla çalmaya çalışan Alma?nın mutluluğu ise uzun sürmez, zira Papuç Nine bu şeytan icadı aleti tez elden sattırmıştır. Piyano film sürecince elden ele dolaşır ama sonunda Alma?nın kaderinin bir parçası olur hem de umulmadık bir şekilde. Çünkü Alma?nın Yeke Kişi?yle kurduğu dede-torunvâri dostluk hem ?öteki?nin aslında hiç de ötelerde olmadığını bize gösterirken hem de Alma?nın kaderinin altyapısını hazırlamıştır.</p>
<p>Yeke Kişi?nin gençliğini Tarık Akan?ın oğlu, Papuç Nine?nin gençliğini de Şerif Sezer?in kızının oynamasının  ayrı bir hoşluk kattığı Deli Deli Olma; sıcak, sade hikayesi, iyi oyunculukları, kâh güldürüp kâh hüzünlendiren sahneleri ile güzel bir Türk filmi.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>24 June 2010 15:00</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/deli-deli-olma/#comments">4 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/deli-deli-olma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/komedi/karpuz-kabugundan-gemiler-yapmak/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/komedi/karpuz-kabugundan-gemiler-yapmak/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 May 2010 22:05:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[2004]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet uluçay]]></category>
		<category><![CDATA[CD-DVD filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[DVD filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[en güzel filmler]]></category>
		<category><![CDATA[En iyi film]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi filmler]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi türk filmi]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi türk filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi türk sineması]]></category>
		<category><![CDATA[film tavsiyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hangi filmi izlesem]]></category>
		<category><![CDATA[ismail hakkı taslak]]></category>
		<category><![CDATA[kadir kaymaz]]></category>
		<category><![CDATA[Karpuz Kabuğu filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Karpuz Kabuğu hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Karpuz Kabuğu sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak]]></category>
		<category><![CDATA[Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak film]]></category>
		<category><![CDATA[Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak film eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak film hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak film yorumları]]></category>
		<category><![CDATA[Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak foto]]></category>
		<category><![CDATA[Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Karpuzdan Gemiler Yapmak]]></category>
		<category><![CDATA[ne izlesem]]></category>
		<category><![CDATA[Pek Yakında]]></category>
		<category><![CDATA[sinekritik]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sinema eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[sinema rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalar]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalardan]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[türk filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Yapımı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk yapımı filmler]]></category>
		<category><![CDATA[vizyona yeni giren]]></category>
		<category><![CDATA[vizyondaki filmler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=7631</guid>
		<description><![CDATA[Sinema tarihinde milyonlar harcanarak yapılmış nice ruhsuz filme karşılık, komik denebilecek bütçelerle çekilip samimiyeti ile gönüllerde yer edinen filmler vardır. Kusursuz değillerdir, özellikle teknik anlamda eksiklikleri vardır, amatör oyuncularının performansı kimi yerlerde göze batar. Genellikle gişede pek varlık gösteremezler; ama festivallerde harcanan emeğin karşılığının alındığı da görülür. Belki değerleri sonradan anlaşılır ama pir anlaşılır. Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak işte bu tip filmlerden bir tanesi. Rahmetli Ahmet Uluçay&#8217;ın 2004 yılında çektiği ilk ve maalesef son uzun ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Sinema tarihinde milyonlar harcanarak yapılmış nice ruhsuz filme karşılık, komik denebilecek bütçelerle çekilip samimiyeti ile gönüllerde yer edinen filmler vardır. Kusursuz değillerdir, özellikle teknik anlamda eksiklikleri vardır, amatör oyuncularının performansı kimi yerlerde göze batar. Genellikle gişede pek varlık gösteremezler; ama festivallerde harcanan emeğin karşılığının alındığı da görülür. Belki değerleri sonradan anlaşılır ama pir anlaşılır. Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak işte bu tip filmlerden bir tanesi.</p>
<p style="text-align: justify;">Rahmetli Ahmet Uluçay&#8217;ın 2004 yılında çektiği ilk ve maalesef son uzun metraj filmi olan Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak, yönetmenin hayatının bir çeşit biyografisi gibi. Tıpkı yönetmenin küçükken izlediği filmlerden sonra sinemaya gönül vermesi, hatta arkadaşıyla beraber köylerinde film oynatmaya çalışmasına benzer bir öyküsü var filmin. Yazın köylerinin yakınındaki bir kasabada karpuzcunun yanında çalışan Recep ile bir berber dükkanında çırak olan Mehmet sinema sevdasıyla yanıp tutuşan iki yurdum gencidir. Başlıca uğraşları kasaba sinemasından atılmış film negatifleri toplayıp kendi yaptıkları film makinesinde bunları oynatmaya çalışmaktır. Bunun için akıllarına gelen her yolu denerler ama negatifteki adamlar bir türlü ?gımıldamamaktadır?. Bunun yanı sıra Recep, kasabada gördüğü bir kıza tutulmuştur ki artık sadece iki şey için dua etmektedir: ?Adamlar gımıldasın, Nihal&#8217;i anası bana versin.?</p>
<p style="text-align: justify;">Temelde bu iki motif üzerine ilerleyen film, hikayesinin sade ama içtenliği kadar o zamana kadar hiçbir oyunculuk deneyimi olmayan iki amatör başrol oyuncusunun başarısıyla da dikkati çekiyor. İsmail Hakkı Taslak ve Kadir Kaymaz, isimlerini ilerde başka filmlerde duyururlar mı emin değilim ama yaptıkları bu tek işle bile bir çok kişinin adlarını bilmelerini sağladıkları bir gerçek.</p>
<p style="text-align: justify;">Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak filmini izlerken, filmin gösterdiği naifliğe aynıyla karşılık verilirse filmin tadına daha iyi varılacağı kanaatindeyim. Öykü olarak sıradışılığı, kurgu olarak olağanüstülüğü yok filmimizin; ama samimiyet derseniz, ufak detaylardaki hoşluklar derseniz, çocuk saflığında yaşanan bir sevda derseniz sizi fazlasıyla memnun edecek bir film.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmi bütünüyle çok beğenmekle beraber özellikle dikkatimi çeken ve filme ayrı bir hoşluk katan sahneler var. Bu sahneler yönetmen Ahmet Uluçay&#8217;ın hem senaryoda hem de yönetimde, yaşasaydı ne güzel işler yapacağının habercisi niteliğinde. Mesela, iki kafadarın yaptıkları projeksiyon makinesini sakladıkları yere giderken, akşam alacasında geçtikleri ürkütücü bir sokak görürüz. Aynı ürkütücülük Recep&#8217;in annesinin, film negatiflerini yaktığı dış mutfakta da karşımıza çıkar. Aslında ne sokak o denli tekinsiz ne de mutfak korkunçtur. Yönetmen, söz konusu yerlere iki ergenin gözüyle bakmaktadır; karanlık insanların bulunduğu sokaklar, kaynar kazanlarda büyülerin yapıldığı mutfaklar.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir başka güzel sahne de mahallenin delisinin projeksiyon makinesini çalıştırmaya çalıştıkları geceden aklında kalanlarla çevresini bir sinema şeridini izlermiş gibi yaptığı sahne. Başka bir filmde böyle bir anlatım var mıdır bilemiyorum, çok akıllıca geldi bana.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmin senaryosunun olaylardan çok diyaloglarla güçlendirilmiş. Böyle olunca kahramanların nasıl biri olduklarını söylediklerinden, davranışlarından anlamamız gerekiyor elbette. Bu bağlamda Ahmet Uluçay&#8217;ın bu filmdeki baş kahramanlarını iyi tahlil ettiğini söyleyebilirim. Mesela;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>UCUNDAN AZCIK İSPİYON (SPOILER)</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Sevdiği kızın annesi saçlarına iltifat edince hemen bir tarak ve bir ayna alan Recep&#8217;in, saçları kesildikten sonraki perişan hali tam da olması gerektiği gibiydi. Birgün saçlarının en beğenilen özelliği olabileceğini kavrayan(!)/ sanan bir ergen, aynı gün sona ermeden saçlarından olursa ne düşünür, ne hale gelir? İşte bu hüzünlü ama aynı zamanda gülümseten bir sahneydi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>ACIMADI Kİ, ACIMADI Kİ&#8230;</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ahmet Uluçay&#8217;dan çektiği birkaç kısa filmle birlikte sadece bu film kaldı yadigar. Ama öyle bir film ki, güzelliğine nice onlarca film çekenler erişemedi.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>21 May 2010 00:05</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/komedi/karpuz-kabugundan-gemiler-yapmak/#comments">4 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/komedi/karpuz-kabugundan-gemiler-yapmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Metin Yeğin ile Ropörtajımız&#8230;</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/haber/metin-yegin-ile-roportajimiz/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/haber/metin-yegin-ile-roportajimiz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 May 2010 11:03:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[5. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[D film eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[D film galası]]></category>
		<category><![CDATA[D film yorum]]></category>
		<category><![CDATA[D filmi]]></category>
		<category><![CDATA[D filmi hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[D filmi Metin Yeğin]]></category>
		<category><![CDATA[D filmi yorum]]></category>
		<category><![CDATA[İşçi Filmleri Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[İşçi Filmleri Festivali Metin Yeğin]]></category>
		<category><![CDATA[kurmaca filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Yeğin]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Yeğin 'in hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Yeğin belgeselleri]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Yeğin D]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Yeğin D film hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Yeğin filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Yeğin foro]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Yeğin hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Yeğin ile]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Yeğin ile D filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Yeğin ile ropörtaj]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Yeğin işçi film festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Yeğin İşçi Filmleri Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Yeğin kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Yeğin ne diyor]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Yeğin resim]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Yeğin ropörtaj]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Yeğin ropörtajı]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Yeğin yönetmen]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Yeğin'in hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Yeğin?in ilk kurmaca filmi]]></category>
		<category><![CDATA[ropörtaj]]></category>
		<category><![CDATA[sivri ekibi]]></category>
		<category><![CDATA[sivri yazar]]></category>
		<category><![CDATA[sivri yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[sivrisinema]]></category>
		<category><![CDATA[sivrisinema roportaj]]></category>
		<category><![CDATA[sivrisinema yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[uzun metrajlı film]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen Metin Yeğin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=7599</guid>
		<description><![CDATA[Geçtiğimiz günlerde gerçekleşen 5. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali?nde, çektiği sıradışı belgesellerle tanınan Metin Yeğin?in ilk kurmaca filmi D?nin çeşitli illerde galası yapıldı. Yakın bir tarihte sinemalarda da izlemeyi umduğumuz filmin yönetmeniyle Sivrisinema olarak ropörtaj yapma imkanı bulduğumuz için çok memnunuz. Bu konuda bizden yardımlarını esirgemeyen tüm dostlarımıza teşekkürlerimizi sunuyoruz. İstanbul Üniveristesi Hukuk Fakültesi?ni bitirdikten sonra Cambridge Üniversitesi?nde sinema eğitimi alan, 12 Eylül ihtilali dönemimde cezaevinde bir süre tutuklu kalan, cezaevinden çıktıktan sonra dünyanın birçok yerini ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde gerçekleşen <a href="http://www.sivrisinema.com/haber/5-uluslar-arasi-isci-filmleri-festivali/">5. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali</a>?nde, çektiği sıradışı belgesellerle tanınan Metin Yeğin?in ilk kurmaca filmi D?nin çeşitli illerde galası yapıldı.  Yakın bir tarihte sinemalarda da izlemeyi umduğumuz filmin yönetmeniyle Sivrisinema olarak ropörtaj yapma imkanı bulduğumuz için çok memnunuz. Bu konuda bizden yardımlarını esirgemeyen tüm dostlarımıza teşekkürlerimizi sunuyoruz.</p>
<p>İstanbul Üniveristesi Hukuk Fakültesi?ni bitirdikten sonra Cambridge Üniversitesi?nde sinema eğitimi alan, 12 Eylül ihtilali dönemimde cezaevinde bir süre tutuklu kalan, cezaevinden çıktıktan sonra dünyanın birçok yerini dolaşarak geçimini gâh bulaşıkçılık, gâh avukatlık ya da taksi şoförlüğü yaparak sağlarken bir yandan da gördüklerini, şahit olduklarını, görüştüklerini belgesellere dönüştüren Metin Yeğin hakkında daha fazla bilgi için şu <a href="http://www.kameraarkasi.org/yonetmenler/m/metinyegin.html" target="_blank">linke</a> bakmadan önce Metin Yeğin ropörtajıyla sizi başbaşa bırakıyoruz.</p>
<p><strong>Filminizin ismi ?D?. Takdir edersiniz ki ilk sorumuz kendiliğinden ortaya çıkıyor: Nedir ?D??<br />
</strong><br />
Aslında tam bu nedenle yani bu şekilde sorulması için. ?D? Devrimcilerin ?D? si. Ama ne onun tamamını kapsıyor, böyle bir iddiası da yok ne de her şeyi anlatıyor. Devrimcilerin sadece bir parçası bu film. Filmin esas çıkış noktası da artık solun, devrimcilerin sürekli kaybettiği filmlerden bıktım. Solcular mahallenin sürekli kaybedeni durumunda. Halbuki Devrimciler olanaksızlıklara karşın direnişler örgütleyenler, yaratanlar ve kazananlar. Bu yüzden ?D? ile kazandığımız, gol attığımız bir film yapmak istedim. ?Suçlu? olan yani bu düzeni değiştirmek isteyen Devrimcilerin bir kurmaca filmi ?D? .</p>
<p><strong>Filminizin hikayesi ile D hangi ortak paydaları paylaşıyor?</strong></p>
<p>Filmi izlediğinizde olağanüstü bir cezaevi kaçış filmi izleyeceksiniz. Bir kurmaca film ama şunu kesinlikle söyleyebilirim ki hiçbir abartı yok filmde. Gerçek Hemingway?in dediği gibi gerçek olamayacak kadar gerçek. Çok daha inanılmaz. Ancak sinema filmi yapısı gereği hem de pratik olarak kişiler gerçek kahramanlardan hiçbiri değil ya da herkes hepsi. Aslında ?D? ile gerçek öyküyü güneşin altına itmeye çalışıyoruz.</p>
<p><strong>Çektiğiniz onlarca belgeselden sonra kurgu bir film yapmaya nasıl karar verdiniz?</strong></p>
<p>Ben huzursuz birisiyim galiba. Bu yüzden yeni şeyler yapmak gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca ben ilk olarak belgeselleri yaptığımda, sokağın öykülerini anlatan yani taraf olan, ?yeryüzünün lanetlilerinin? öykülerini anlatan benim biçimimde yapılan belgeseller yoktu. Şu anda ne güzel, çok fazla yapılıyor. Bunun gibi kurmaca film de de böyle bir yol açmaya çalışıyoruz. Yani sadece fonlar ya da kültür bakanlığı destekleriyle değil farklı biçimlerde yapılmış bağımsız filmler. Yapılış biçimiyle de alternatif, ?Yeryüzünün Lanetlilerinin? kurmaca filmlerini .</p>
<p><strong>Dünyanın bir çok yerini dolaşmış, dünyanın bir çek yerinde değişik insanlar, kültürler, coğrafyalar görmüş; ilginç olaylara tanık olmuş birisiniz. Tecrübelerinizden onlarca kurgu film yapılabilir. Ama siz bunları belgesellerinizle insanlara ulaştırdınız. Metris Cezaevin?den 29 kişinin firar öyküsünü diğerlerinden ayıran özellik neydi ki belgesel değil bir film oldu?</strong></p>
<p>Öyküyü önceden zaten biliyordum. Ayrıca Metris firarı ile ilgili belgeseli de yaptım aslında. 2000 Yılında bu firarın içinde olan bir grupla görüşerek, bunu çekmiştim. Hemen o günlerde bunun bir kurmaca film olarak çok güzel olduğunu düşündük ve o zamanlar daha iyi maddi olanaklarla da gerçekleştirebilirdik. Ancak F tipi ? izalasyon cezaevlerine karşı tutsakların direnişi başladığında bu filmi yapmak iyi olmazdı. Bu yüzden yapmadık. Belgeseli de hiç yayınlamadım. Çünkü baştan beri kafamda bunun bir kurmaca film olması fikri vardı. Dediğiniz gibi dünya da gördüklerime, yaşadıklarıma dair de bir sürü kurmaca film fikri var, yapağız da ama dediğim gibi bugün Devrimcilerin yaratıcılıklarının hatırlatmak iyi olacaktı bence.</p>
<p><strong>Filmi gönüllü oyuncularla ve kısıtlı imkanlarla çektiniz. Maddi sorunlar dışında karşılaştığınız zorluklar oldu mu?</strong></p>
<p>Zorluklar? Çok kısıtlı olanaklar vardı ama hemen belirtiyim bunu ben bizi mazur görmeniz üzerinden söylemiyorum ve en sevmediğim eleştiri biçimi de birçok emek harcamışsınız diye başlayanlar. Yani hani maçlardan sonra yenilen takım teknik direktörü takımda ki eksiklikleri sayar ya. Bu biçimde söylemiyorum. Yani biz bir film yaptık. Her türlü imkansızlığa karşı ama imkanları olanlarla kıyaslanmasını istediğimiz bir film yaptık. Bazen de filmimizin maddi yetersizliklerini okuyanlar onun üzerinden bir şey bulma çabası içine düşüyor. Bu şekilde değerlendirilmek ve maruz görülmek istemiyoruz. Biz ?suç? işlemek istiyoruz.</p>
<p><strong>Filminizin özelliklere kimlere ulaşacağını düşünüyorsunuz? Türkiye?deki siyasi eğilimi ya da apolitik gençliği düşünürsek, filminizin etkisi nasıl olacak sizce?</strong></p>
<p>Film yaptıktan sonra ya da kitabı yazdıktan sonra filan bence kenara çekilip tırnağınızı yiyerek seyrediyorsunuz. Yani film ya da kitap sizden çıkıyor artık. O kendi yolunu buluyor. Ama ben filmi özellikle gençlere yönelik yaptığım. Çünkü sürekli ezilen, işkence gören bir sol düşünsenize! Böyle bir sol?a kim katılır? Bu biraz mazoşist bir duygu değil mi sizce? Bu yüzden ben özellikle gençler için ?Sol?un Devrimcilerin diğer yönünü özgürleştirici yaratıcılığını göstermek istedim. En olumsuz koşullarda bile kendi yaşamını eline alan, iradesini öne çıkaran insanları anlatmak istedim.</p>
<p><strong>Filmin anlattığı olaylardan hatta o dönemdeki birçok siyasi olaydan habersiz bir kişinin filminizi izlediğini düşünelim. Böyle bir kişinin filminizden ne öğrenmesini, neleri anlamasını istersiniz?</strong></p>
<p>İşte tam bu nokta aslında benim anlatmaya çalıştığım. Biz devrimciler geçmişte mahpuslara düşmüş iyi çocuklar değildik. ?Suç?luyduk. Dünyayı değiştirmek istiyorduk. Bu eşitsiz ve adaletsiz dünyaya baktığımızda da haklıydık kesinlikle. Bu yüzden o tarihte bugün hiç anlaşılamayacak siyasal tartışmaları arasında değil esas olarak firar üzerinde odaklanan bir film zaten. Bazı izleyiciler bunu garipsediler. Ancak şunu bilmiyorlar ki cezaevinde hava da bir firar olursa insanların solukları bile firara dönüşür, başka hiçbir şey olmaz ortada. Bu yüzden siyasal olaylardan habersiz ya da Brezilya?lı, Arjantin?li bir izleyiciye yönelik bir film bu. Özellikle oralarda çok izleneceğini düşünüyorum. Film de bir Latin Amerika tadı var gibi geliyor bana.</p>
<p><strong>Filminizi nerelerde izleme şansı bulacağız? Şimdiden belirlenen program nedir?</strong></p>
<p>?D? filmi aslında gösterime girmedi. Sadece bazı şehirlerde birer kez gala yapıyoruz bu hafta da Diyarbakır da var. Yani filmin etkisinin insanların kulaktan kulağa anlattıkları, kışa kadar gerçek tadının sadece seyredenler de kaldığı bir zaman geçmesini bekliyoruz. Kışın mutlaka yaygın bir şekilde seyirciyle buluşacak.</p>
<p><strong>Yaşamınıza şöyle bir bakıldığında leyleği havada görmüşlerden olduğunuz anlaşılıyor.Yalnız sizin yolculuğunuz ne sıcak iklim arayışı ne de yeni yerler görme heveslisi turist heyecanı. Nedir yolculuklarınızın amacı?</strong></p>
<p>Ben bir seyyahım. Gerçek anlamda bir yerde olanları, sokakları anlatan bir devrimci bir seyyah. Ben hep bir yerleri başka yerlere taşımanın heyecanını duyuyorum. Farklı mücadeleler biçimi ya da aynı mücadelelerin başka hayatlardaki yansımalarıyla anlatma benimkisi. Aynı zamanda bu benim içinde bir Aidiyetsizlik duygusu yaratıyor. Daha doğrusu sahipsizlik duygusu. Bu belki de beni sisteme entegre etmekten de koruyor. Belki diyorum çünkü sistem öyle sinmiş durumda ki her yere. Bazen sizi dışında gibi hissettirdiğinde kendinizi onun tam istediği yerde duruyor bulabilirsiniz. Bundan gerçekten korkuyorum. Yani kendimi bir yürüyen merdivende, onun inişine ayak uydurmuş duruyor bulmaktan korkuyorum. Belki de yukarda ki sorularınızın birinin cevabına bunu da eklemek gerek. Sürekli başka şeyler yapmaya çalışmak istememin nedeni de yürüyen merdivenlerden kurtulmak sanırım.</p>
<p><strong>Bir ropörtajınızda 13 yaşınızdan beri dünyanın değişeceğine inandığınız yazıyordu. Her gün binlerce kişinin açlıktan öldüğü bir dünya değişmeli diyorsunuz. Bu düşünceye katılmamak elde değil. Ama nasıl, dünya nasıl değişecek?</strong></p>
<p>Borges?in bir öyküsünde vardı. Kahraman çölde eline bir avuç kum alır havaya fırlatır ve der ki ben dünyayı değiştirdim. Yani aslında biz dünyayı değiştiriyoruz. Filmleri yaptığımızda, yazılarımızda, şu anda konuşurken? Eğer biz bunları yapmasaydık, İsyanlar, direnişler olmasaydı. Şu adaletsiz alçak dünya çok daha adaletsiz ve alçak bir dünya olacaktı. Bu yüzden Dünyayı değiştirmeye devam bence taki Sub. Kumandan Marcos?un dediği gibi dünya sadece dans edilecek bir yer olana dek.</p>
<p><strong>Son olarak, bize ve okurlarımıza, kendimizde dünyayı değiştirecek gücü bulmamız adına ne söylemek istersiniz?</strong></p>
<p>İzmir Karaburun?a gitmiştim. Yine bir söyleşi için. Beni orada keçi ?kırkmaya? götürdüler. Yani kırpmaya. Orda hala binlerce keçi var ve mesela ben benim keçilerimi kırpmam gerek hepiniz bana geliyorsunuz birlikte kırpıyoruz. Bir tür İmece yani. Bende size yemek yapıyorum. Koca bir sofra da yüzlerce kişi yemek yiyoruz. Bir de höşmerim tatlısı gibi bir tatlı yapıyorlardı koca kazanda. Birisi kazanda bunu pişiren ev sahibine sordu ne zaman pişecek diye? ?Ben bilmem.? dedi ev sahibi ?Ateş bilir.? Bunun gibi diyorum bende; Ben bilmem ateş bilir. Siz ateşi körüklerseniz, onu beslerseniz, dünyayı değiştiririz birlikte? Sadece iki saat çalıştığımız, gerisinde balık tuttuğumuz, filmler yaptığımız, filmler seyrettiğimiz bir dünya?</p>
<p><strong>Dileklerinize tüm içtenliğimizle katılıyor, sorularımıza verdiğiniz aynı içtenlikli yanıtlar için teşekkür ediyoruz.</strong></p>
<h6>(Ropörtajı Hazırlayan; fafatuka, Ethem Sak)</h6>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>18 May 2010 13:03</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/haber/metin-yegin-ile-roportajimiz/#comments">2 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/haber/metin-yegin-ile-roportajimiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Büyük Adam Küçük Aşk</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/buyuk-adam-kucuk-ask/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/buyuk-adam-kucuk-ask/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 May 2010 12:00:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[2001]]></category>
		<category><![CDATA[büyük adam küçük aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Adam Küçük Aşk afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Adam Küçük Aşk cast]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Adam Küçük Aşk eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Adam Küçük Aşk film]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Adam Küçük Aşk film eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Adam Küçük Aşk film hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Adam Küçük Aşk film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Adam Küçük Aşk film özeti]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Adam Küçük Aşk film yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Adam Küçük Aşk filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Adam Küçük Aşk fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Adam Küçük Aşk fragmanı]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Adam Küçük Aşk ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Adam Küçük Aşk özet]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Adam Küçük Aşk resim]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Adam Küçük Aşk sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Adam Küçük Aşk sinema filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Adam Küçük Aşk trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Adam Küçük Aşk tv]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Adam Küçük Aşk Yıldız Kenter]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Adam Küçük Aşk yorum]]></category>
		<category><![CDATA[dilan erçetin]]></category>
		<category><![CDATA[füsun demirel]]></category>
		<category><![CDATA[handan ipekçi]]></category>
		<category><![CDATA[hangi filme gitsem]]></category>
		<category><![CDATA[Hangi filmi izlesem]]></category>
		<category><![CDATA[ismail hakkı şen]]></category>
		<category><![CDATA[Mazlum Çimen]]></category>
		<category><![CDATA[ne izlesem]]></category>
		<category><![CDATA[serdar yalçın]]></category>
		<category><![CDATA[şükran güngör]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiye filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[yıldız kenter]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=6996</guid>
		<description><![CDATA[Sahip olduğumuz bazı özellikler vardır ki üzerinde hiçbir emeğimiz yoktur. Fiziksel özelliklerimizin çoğunda söz hakkımız yoktur, anne-babamızı biz seçmeyiz, doğduğumuz yere biz karar vermemişizdir, doğal olarak hangi ırka/millete mensup olduğumuz da bizim belirlediğimiz bir özelliğimiz değildir. Bu da demektir ki etkileyemediğimiz ve değiştiremeyeceğimiz özelliklerimiz için haddi aşan bir övünç duymak, bunlarla üstünlük taslamak ne kadar yersizse bunlar için yerinmek, kendini küçük görmek de o derece mantıksızdır. Büyük Adam Küçük Aşk filmini yazmak için klavye başına ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!-- 		@page { margin: 2cm } 		P { margin-bottom: 0.21cm } --></p>
<p style="text-align: justify;">Sahip olduğumuz bazı özellikler vardır ki üzerinde hiçbir emeğimiz yoktur. Fiziksel özelliklerimizin çoğunda söz hakkımız yoktur, anne-babamızı biz seçmeyiz, doğduğumuz yere biz karar vermemişizdir, doğal olarak hangi ırka/millete mensup olduğumuz da bizim belirlediğimiz bir özelliğimiz değildir. Bu da demektir ki etkileyemediğimiz ve değiştiremeyeceğimiz özelliklerimiz için haddi aşan bir övünç duymak, bunlarla üstünlük taslamak ne kadar yersizse bunlar için yerinmek, kendini küçük görmek de o derece mantıksızdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Büyük Adam Küçük Aşk filmini yazmak için klavye başına oturduğum iş bu dakikalarda filmin tüm tortularını arındırdığımda ne kaldı geriye diye düşündüm ve yukarıdaki paragraf çıktı. Aslında sonda söylemem gerekeni başta söylemiş oldum. Okumaya devam etme niyetindeyseniz, gelin başa dönelim ve her şeyi sırasıyla anlatayım.</p>
<p style="text-align: justify;">2001 yılı yapımı Büyük Adam Küçük Aşk filmi, senaryosunu da kendisinin yazdığı, yönetmen Handan İpekçi&#8217;nin ikinci filmi. On yıl önceki şartları düşünürsek, ki hâlâ o şartlarda bir iyileşme keydettiğimizi pek söyleyemeyiz, oldukça cesur bir konuya değindiğini söyleyebiliriz. Zaten zamanında yasaklanmış, sonra yasağı kaldırılmış, üzerinde bolca tartışılmış bir film. Bunca tantananın sebebi filmin konusuna gelince.</p>
<p style="text-align: justify;">Anne babasını kaybetmiş küçük Hejar&#8217;ı, amcası İstanbul&#8217;da aile yakını bir avukatın evine bırakır. Gelin görün ki avukatın evinde polis tarafından aranan iki kişi daha kalmaktadır. Polis eve baskın düzenler, aranan iki kişi silahla karşılık verince çatışma çıkar ve içerdekiler ölür. Ortalık yatışıp polis evde son kontrollerini bitirmek üzereyken minik kız, saklandığı dolabın içinden çıkar, yaşadığı şokun etkisinden kurtulamadan karşı dairenin kapısına gider. Cumhuriyet ilkelerine sonuna kadar bağlı, evinde çalışan kadının Kürtçe hayret nidalarına bile kızan, yılların giderek katılaştırdığı emekli yargıç Rıfat Bey&#8217;in dairesidir bu ve Hejar&#8217;ın içeri girmesiyle hem büyük adam hem de küçük kız için zorlu ama sonunda yaşın, dilin, kültürün sıfırlanacağı, birbirlerinden bir farkının kalmayacağı  bir süreç başlayacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Film, genel anlamda Türk-Kürt meselesine, öteki diye addettiğimiz insanların aslında bize hiç de uzak olmadıklarına, yalnızlığın yaş-cinsiyet-kültür-ırk diye bir ayrım gözetmediğine, insanoğlunun farklılıkların üstesinden gelebilecek güçte olduğuna değindiğini tahmin etmişsinizdir. Bunu yaparken yaşlı bir amcayla (her ne kadar aksi mi aksi bir amca olsa da) küçük bir kızı bir araya getirip meseleyi onlarla anlatmak filmin akıllıca taraflarından. Zira memleketimizde bazı meseleler çözüm bulmak bir yana adam akıllı konuşulmaz bile malumunuz. Bu bağlamda hem oyuncu olarak hem de karakterler çok doğru seçilmiş. Rahmetli Şükran Güngör her şeyiyle emekli bir yargıç olarak karşımıza çıktığı gibi küçük Kürt kızını oynayan Dilan Erçetin de boyundan çok büyük bir iş çıkarıyor ki zamanında 38. Antalya Film Şenliği&#8217;nde jüri özel ödülü, 13. Ankara Film Festivali&#8217;nde umut veren oyuncu ödülünü almıştır kendisi.</p>
<p style="text-align: justify;">Büyük Adam Küçük Aşk denince filmin müziklerinden söz açmamak olmaz. Mazlum Çimen ve Serdar Yalçın imzalı müzikler sanki izleyeni baştan ağlatmaya niyetli gibi dokunaklı. Gerçi müziğin kullanımı bazı sahnelerde bu niyeti düpedüz aşikar ediyor; ama kanlı bir çatışmaya şahit olmuş, bir anda kendini kimseleri tanımadığı bir ortamda bulmuş yetim bir çocuk söz konusu olunca, Hejar&#8217;ı görmek bile yüreğin burkulmasına yetiyor. Filmin ara sıra ritmini düşürmesi filmin eksi taraflarından biri gibi gözükse de, atraksiyon beklentisi içine girmeden izlenirse ritmin iniş çıkışları çok göze batmıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmin ispiyon (spoiler) verecek pek bir bölümü yok, olduğu gibi izlenip üzerinde düşünülmesi gereken bir film bana göre, taraf tutmadan, empati kurmaya çalışarak. Zaten söylemek istediği çoğu şeyi film kendi anlatıyor. Filmi iki kere izlemiş biri olarak benim de bir çift sözüm var, ama bunun için yazının ilk paragrafına dönmeniz gerekecek. Ne yapalım son sözü ilk söz yapmış bulundum bi kere.</p>
<p style="text-align: justify;">
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>07 May 2010 14:00</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/buyuk-adam-kucuk-ask/#comments">6 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/buyuk-adam-kucuk-ask/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Selvi Boylum Al Yazmalım</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/selvi-boylum-al-yazmalim/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/selvi-boylum-al-yazmalim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Apr 2010 23:55:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[1977]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet mekin]]></category>
		<category><![CDATA[al yazmalım]]></category>
		<category><![CDATA[al yazmalım ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[ali özgentürk]]></category>
		<category><![CDATA[atıf yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[cahit berkay]]></category>
		<category><![CDATA[cengiz aytmatov]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi filmler]]></category>
		<category><![CDATA[eski türk filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Film Arşivi]]></category>
		<category><![CDATA[filmin özeti]]></category>
		<category><![CDATA[Gelecek Filmler]]></category>
		<category><![CDATA[kadir inanır]]></category>
		<category><![CDATA[kadir inanır Selvi Boylum Al Yazmalım]]></category>
		<category><![CDATA[ne izlesem]]></category>
		<category><![CDATA[Pek Yakında]]></category>
		<category><![CDATA[selvi boylum al yazmalım]]></category>
		<category><![CDATA[Selvi Boylum Al Yazmalım gösterim tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Selvi Boylum Al Yazmalım ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Selvi Boylum Al Yazmalım sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Selvi Boylum Al Yazmalım vizyonda]]></category>
		<category><![CDATA[Selvi Boylum Al Yazmalım yeniden]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi iyilikti dostluktu emekti]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi neydi]]></category>
		<category><![CDATA[sinekritik]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sinema eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalar]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalardan]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[türk filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Yapımı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk yapımı filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Türkan Şörah Selvi Boylum Al Yazmalım]]></category>
		<category><![CDATA[türkan şoray]]></category>
		<category><![CDATA[Vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon sinema]]></category>
		<category><![CDATA[vizyona yeni giren]]></category>
		<category><![CDATA[vizyonda]]></category>
		<category><![CDATA[vizyonda bu hafta]]></category>
		<category><![CDATA[vizyonda ne var]]></category>
		<category><![CDATA[vizyondaki]]></category>
		<category><![CDATA[vizyondaki filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Vizyondakiler]]></category>
		<category><![CDATA[yakındaki filmler]]></category>
		<category><![CDATA[yeni çıkan filmler]]></category>
		<category><![CDATA[yeni filmler]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden al yazmalım]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden Selvi Boylum Al Yazmalım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=6571</guid>
		<description><![CDATA[Güzide sitemin, bence tüm zamanların en iyi Türk filmi Selvi Boylum Al Yazmalım&#8217;dan mahrum kalmaması düşüncesiyle klavye başına oturduğum bu yazımda; tamamen nesnel bir üslup kullandığımı, filmi her bakımdan eşit mesafelerle değerlendirdiğimi, çıkarımlarımın tamamen sinema sanatı adına bir değerlendirme olduklarını katiyen iddia etmiyorum ey okur! İlk cümlemden belli olduğu üzre, Selvi Boylum Al Yazmalım, daha iyisi çekilse bile ki çekilemedi henüz, bence en güzide, en nadide, en sevilesi Türk filmidir vesselam. Aynı fikirdeysek, gel bu ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!-- 		@page { margin: 2cm } 		P { margin-bottom: 0.21cm } -->Güzide sitemin, bence tüm zamanların en iyi Türk filmi Selvi Boylum Al Yazmalım&#8217;dan mahrum kalmaması düşüncesiyle klavye başına oturduğum bu yazımda; tamamen nesnel bir üslup kullandığımı, filmi her bakımdan eşit mesafelerle değerlendirdiğimi, çıkarımlarımın tamamen sinema sanatı adına bir değerlendirme olduklarını katiyen iddia etmiyorum ey okur! İlk cümlemden  belli olduğu üzre, Selvi Boylum Al Yazmalım, daha iyisi çekilse bile ki çekilemedi henüz, bence en güzide, en nadide, en sevilesi Türk filmidir vesselam. Aynı fikirdeysek, gel bu güzel filmi beraber yâd edip &#8220;Sevgi neydi?&#8221; sorusunu tüm kalbimizle bir kere daha yanıtlayalım.</p>
<p>Çoğumuzun malumu olduğu üzre güzeller güzeli köylü kızı Asya ile yakışıklı çapkın İstanbullu İlyas&#8217;ın yüreklerini ellerinde hissedecek denli sıcak aşklarıyla başlar Selvi Boylum Al Yazmalım. Sonrasında belki kültür farklılığından, belki İlyas henüz olgunluk çağına ermediğinden iletişimsizlik baş gösterir iki sevdicek  arasında. İlyas&#8217;ın kendince teselliyi başka bir kadında bulduğunu öğrenen Asya, çocuğunu alıp bilmediği yollara koyulur yine bilmediği yerler için. Asya&#8217;nın bir planı yoktur ama kader onun için bir şeyler ayarlamıştır.</p>
<p>Cemşit&#8217;in hayatlarına girmesiyle, daha doğrusu bebesini alıp kendini yollara vurmuş yalnız ve kalbi kırık bir kadının Cemşit&#8217;in hayatına girmesiyle filmin seyri bildik aşk kilişelerinden sıyrılmaya başlar. Karısını ve çocuğunu kaybettiği günden beri yalnızlığı arkadaş edinmiş Cemşit; dürüstlüğü, yardımseverliği ile biz izleyicilerden çoktan tam puan almıştır ve çok geçmeden Asya&#8217;nın takdirini ve oğlu Samet&#8217;in de kalbini kazanır. Bir süre sonra hayatları tam da  bir rutine oturmuşken beklenmedik bir kazazede Asya&#8217;yı hayatının sorusuyla yüz yüze getirecektir: Sevgi neydi?</p>
<p>Sahi, neydi sevgi? Asya ile İlyas&#8217;ın ilk karşılaştıklarında içlerine düşen kor muydu? İlyas&#8217;ın elinin Asya&#8217;nın eliyle buluştuğunda hissettikleri yürek sıcaklığı mıydı? Asya&#8217;nın İlyas&#8217;la evlenmek için ailesine karşı gelme pahasına ortaya koyduğu cesareti miydi? Dağa taşa, uçan kuşa çoşkuyla ilan ettikleri sevinçleri miydi?</p>
<p>Belki bunların hepsiydi, belki birazı; ama görünen o ki İlyas&#8217;a yetmedi. Bir köylü kızını eş olarak sevdi ama onu arkadaş edinemedi. Bu yüzden iş yerinde yaşadığı sorunlarını, &#8220;Anlatsam anlar mı ki?&#8221; cümlesi ile biten şüphelerini başka bir kadınla dağıtmaya çalıştı. Aşkın sefasında seyrü sefer etmeyi bildi ama cefasında fedakarlık yapmayı, kıymet bilir olmayı beceremedi. Oysa sevgi, yukarıda yazdığımız cümlelerden ibaret değildi. Yandığı yerde kül olmaması için emeğe, fedakarlığa, iyiliğe ve arkadaşlığa ihtiyacı vardı. İlyas, sevgi&#8217;nin ihtiyaçlarını bilemedi, sevgi alevlerinin sonsuza kadar kendiliğinden tüteceğini sanması en büyük yanılgısı oldu.</p>
<p>Cemşit&#8217;in değeri tam da bu olguda ortaya çıktı. Asya ona ilk görüşte aşık olmadı belki ama karşılıksız iyiliği, fedakarlığı, önemsenmeyi, kol kanat gerilmeyi, iyi bir eş ve iyi bir baba modelini Cemşit&#8217;te gördü. Cemşit,  Asya için ilk göz ağrısı kadar olamadı belki ama her zaman tutunabileceği ve hep güvenebileceği bir dal oldu. Sönmeye yüz tutan ateşi harlayan, canlandıran Cemşit&#8217;ti. Öyle ki Asya gözü kör bir aşkın değil ama karşılık beklenmeyen, saf iyiliğin, candan dostluğun ve emek harcanmış bir sevginin kölesi oldu.</p>
<p>Selvi Boylum Al Yazmalım için dört dörtlük bir film demek yanlış olmaz kanımca. Rahmetli Cengiz Aytmatov&#8217;un bir hikayesinden Ali Özgentürk&#8217;ün kaleme aldığı senaryo ancak usta bir yönetmenin eline yakışırdı, Atıf Yılmaz kariyerindeki en iyi işlerden birini çıkarark senaryoya hayat verdi. Güzeller güzeli Asya rolünde, bence o dönemde Türkiye&#8217;nin en güzel kadını olan Türkan Şoray&#8217;dan başkası düşünülemezdi. Yakışıklı, çapkın İlyas için, genel olarak pek beğenmesem de, Kadir İnanır&#8217;ın çok uygun olduğunu, onun da hayatındaki en unutulmaz rolünü oynadığını itiraf etmem  gerek.  Dürüstlüğü, efendiliği, adam gibi adam olduğu yüzünden okunan Ahmet Mekin ise Cemşit&#8217;in ta kendisiydi adeta. Bütün bunlara Cahit Berkay&#8217;ın hâlâ unutulmaz, hâlâ etkileyici, hâlâ Türk filmleri içinde en güzel film müziği olduğunu düşündüğüm bestesi eklenince ortaya şahane ötesi bir film çıkmıyor mu ey okur?</p>
<p>Sen de Asya ile İlyas&#8217;ın ilk karşılaşmalarında yüzünde tebessüm hissetmedin mi? İlyas&#8217;ın elini uzatışında &#8220;Seninim işte, al götürsene beni.&#8221; diyen Asya ile için gitmedi mi? &#8220;Onu bekliyor belli. Beni beklesin istiyorum.&#8221; diye düşünen Cemşit&#8217;i için burkularak izlemedin mi? Yıllar sonra İlyas&#8217;ı karşısında görünce elindeki odunları paldır küldür düşürüp ancak dizleri üstünde şömineye ulaşabilen Asya ile yüreğin sıkışmadı mı? Cemşit&#8217;in &#8220;Kocası olduğunu bilseydim yardım eder miydim? Ederdim, yaralıydı.&#8221; diyen iç sesini duyunca Cemşit&#8217;e hayran olmadın mı? &#8220;Sevgi neydi? Sevgi iyilikti, dostluktu, emekti&#8230;&#8221; diyen Asya&#8217;ya hak vermedin mi ey okur?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>23 April 2010 01:55</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/selvi-boylum-al-yazmalim/#comments">12 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/selvi-boylum-al-yazmalim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>12</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vavien</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/vavien-2/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/vavien-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Apr 2010 00:30:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Suç]]></category>
		<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[2009 türk filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Yakası]]></category>
		<category><![CDATA[Binnur Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[Binnur Kaya vavien]]></category>
		<category><![CDATA[burhan altıntop]]></category>
		<category><![CDATA[Duru Taylan]]></category>
		<category><![CDATA[en güzel filmler]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi filmler]]></category>
		<category><![CDATA[engin günaydın]]></category>
		<category><![CDATA[film eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[İlker Aksum]]></category>
		<category><![CDATA[ne izlesem]]></category>
		<category><![CDATA[şahika]]></category>
		<category><![CDATA[Serra Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Settar Tanrıöğen]]></category>
		<category><![CDATA[sinekritik]]></category>
		<category><![CDATA[spoyler filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Taylan Biraderler]]></category>
		<category><![CDATA[Taylan Biraderler filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Taylan Biraderler vavien]]></category>
		<category><![CDATA[Taylan Biraderler vavien filmi]]></category>
		<category><![CDATA[taylan kardeşler]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk sinemas]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Yapımı]]></category>
		<category><![CDATA[Vavien]]></category>
		<category><![CDATA[vavien Binnur Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[Vavien cast]]></category>
		<category><![CDATA[Vavien engin günaydın]]></category>
		<category><![CDATA[Vavien film eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Vavien film hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Vavien film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Vavien film özeti]]></category>
		<category><![CDATA[Vavien film yorumları]]></category>
		<category><![CDATA[Vavien filmi]]></category>
		<category><![CDATA[vavien filmi ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[vavien filmi taylan biraderler]]></category>
		<category><![CDATA[Vavien fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Vavien kelime anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[Vavien nasıl bir film]]></category>
		<category><![CDATA[Vavien sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Vavien trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Vavien tv de ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Vavien yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[Yağmur Taylan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=6279</guid>
		<description><![CDATA[İzlediğim bir film, Türk sineması adına bir kazançsa klavyeye daha bir dört parmakla sarılıyorum. Son zamanlarda çekilen Türk filmlerinin, sadece gişeye yaranmaya çalışanlarını bir tarafa koyarsak, giderek kalite çıtasını yükselttiklerini sevinerek görüyoruz. 2009 yılı yapımı ve Taylan biraderlerin (Durul Taylan ve Yağmur Taylan) yönettiği Vavien, Türk sineması adına değerli ama kıymeti bilinememiş filmlerden biri. Bu durumun öncelikle, başrol oyuncuları Engin Günaydın ve Binnur Kaya&#8217;nın genel sinema izleyicisinde Vavien&#8217;in bir komedi filmi olduğu imajı çizmesinden, film ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">İzlediğim bir film, Türk sineması adına bir kazançsa klavyeye daha bir dört parmakla sarılıyorum. Son zamanlarda çekilen Türk filmlerinin, sadece gişeye yaranmaya çalışanlarını bir tarafa koyarsak, giderek kalite çıtasını yükselttiklerini sevinerek görüyoruz. 2009 yılı yapımı ve Taylan biraderlerin (Durul Taylan ve Yağmur Taylan) yönettiği Vavien, Türk sineması adına değerli ama kıymeti bilinememiş filmlerden biri.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu durumun öncelikle, başrol oyuncuları Engin Günaydın ve Binnur Kaya&#8217;nın genel sinema izleyicisinde Vavien&#8217;in bir komedi filmi olduğu imajı çizmesinden, film bu beklentiyi karşılamayınca da bazılarında hayal kırıklığı yaratmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Avrupa Yakası adlı dizide  hepimizi güldüren ve böylelikle birçok hayran kazanan Burhan Altıntop ve Şahika karakterleri, oyuncuların üzerinde öylesine yapıştı ki, seyirci olarak çoğunlukla yaptığımız hatayı yaptık ve Engin Günaydın-Binnur Kaya&#8217;yı Burhan ve Şahika&#8217;dan ayırt edemez olduk. Bu iki sanatçı üzerlerine düşen vazifenin hakkını vererek sanatlarını haklı olarak başka tiplerle icra edince, izleyici olarak bizler ise vazifemizi yerine getirmekte ihmalkar davrandık ve onları birer sanatçı/oyuncu olarak değil Burhan ve Şahika olarak ya da onların muadili tipler olarak görmek istedik. Bu anlamda sanatçıların ne kadar farklı rollerde yeteneklerini geliştirmeye gereksinimleri varsa biz izleyicilerin de sanatçıları canlandırdıkları tipler gibi değil sanatçı olarak görmeye ve bu anlayışımızı geliştirmeye ihtiyacımız var diye düşünüyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Eğer Burhan&#8217;ı ve Şahika&#8217;yı kafanızdan siler de Vavien&#8217;i ve oyuncuları önyargılardan uzak bir şekilde izlerseniz, filmin ve oyunculuğun keyfine varabilirsiniz. Ama kahkaha atmadan, bazen gülümseyerek, bazen hayret ederek, çoğu zaman da filmdeki karakterlerin gerçeğe ne kadar yakın olduklarını görüp hak vererek.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmimiz Celal adında, Tokat Erbaa&#8217;da yaşayan, ağabeyiyle beraber dükkanlarında elektrik işleri yapan bir esnafın merkeze alındığı bir hikaye anlatıyor. Celal, sıradan yaşamından bıkmış, kendine bir çıkış yolu arayan ve daha fazlasını hak ettiğini düşünen  bir adamdır. Celal&#8217;in karısı Sevilay da, yurdumun her yöresinde rahatlıkla rastlayabileceğimiz dünyası evi ve kocası olan sıradan  bir kadındır. Almanya&#8217;da yaşayan babasının kendisine gönderdiği paraları kocasından saklaması bile zannımca sıradanlığından bir şey eksiltmez çünkü kocasından bir şey gizlemeyen kadın olmaz bir kere. Bunu sadece para olarak söylemiyorum, herhangi bir şey olabilir bu zira kadınların dürüstlüğü çok da hoş karşılanan bir durum değildir yaşamımızda. Hatta rahatlıkla iddia edebilirim ki asıl politikacı kadınlardır. Yalnız şunu da ekleyeyim, kadının bu özelliği fesatlığından değil, hayatın ona ancak bu şekilde yaşam şansı tanımasındandır. İnanın bana, kadınların tamamen dürüst olduğu bir dünya istemezdiniz :)</p>
<p style="text-align: justify;">Neyse, biz konumuza dönelim. Celal, hayatta daha fazlasına (para, başka bir kadın) sahip olmasının karşısında tek engel olarak karısını görmektedir.  Çünkü Sevilay&#8217;ın kendinden gizli biriktirdiği paradan haberi vardır ve Samsun&#8217;da bir gece kulübünde çalışan şarkıcı bir kadınla ilişki yaşamak istemektedir, dolayısıyla her ikisini de meşru yollarla elde edebilmesinin tek yolu karısından bir şekilde kurtulmaktır. Celal planını yapar ve işe koyulur. Başta işler planladığı gibi ilerler, ama Celal&#8217;in  hesaplayamadığı bazı şeyler vardır, nasıl derler bilirsiniz,  &#8220;İnsan plan yapar, kader güler.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Genellikle sinsi plancıların, şer niyetlilerin ve dahi kem gözlülerin hep normal olmayan/görünmeyen, hatta sıradışı insanlar olduklarını görürüz  filmlerde. Vavien, tüm bunların sıradan gördüğümüz yurdum insanı tiplerinin de pek âlâ mahareti olabileceğini, yani sıradanlığın, tek düzeliğin tehlikeli de olabileceğini anlatıyor. Ve en önemlisi, çoğu insanın bu tehlikeyi görmezden gelerek yaşadıklarını söylüyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Yazımın bu kısmında izlemeyenlerin tadını kaçırmamak adına ispiyon (spoiler) uyarısı yapayım. Ama izleyenler aşağıdaki cümlelerimi okurlarsa filmi doğru anlayıp anlamadığımı tartışabiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>İSPİYON (SPOİLER) GELİR HOŞ GELİR, LEY LEY LÜM LÜMÜ LEY!</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;">Celal, gerçekten sinsi bir adam. Hatta ona soğukkanlı bir katil, ya da katil namzedi desek başımız ağrımaz. Sadece kendini düşünen bir bencil, öyle ki karısının ve oğlunun hayatını zehir ettiklerini, ona layık olmadıklarını düşünüyor, kendinin liyakat sahibi bir adam olup olmadığını hiç sorgulamadan. Aslında karısı Sevilay ve oğlu, fazla bir özelliği olmayan insanlar. Celal&#8217;e hak verme ihtimali olabilirdi belki (cinayet teşebbüsüne değil elbette) ama Celal&#8217;in de daha fazlasını hak edecek bir özelliğini görmüyoruz. Celal&#8217;i karısını öldürmeye kast edecek kadar sıkan şey nedir diye düşünüyor insan. Varoluşsal bir dert mi, karısının yaşamı ona gerçekten zehir etmesi mi? Hayır hiç biri değil. Celal, düpedüz sığ bir adam. Yaptığının ahlâki boyutlarını düşünmediği gibi Sevilay uçuruma yuvarlandıktan sonra geri dönünceye kadarki sürede de yani onu gerçekten öldürdüğünü zannettiği sürede de hiç bir üzüntü ya da pişmanlık emaresi göremiyoruz Celal&#8217;de.</p>
<p style="text-align: justify;">Sevilay, başta da söylemiştim, yurdumuzda fazlasıyla yetişen kadın tiplerinden biri. Evini çekip çevirmesi, kocasına hizmet etmesi ve çocuklarına bakması için yaratıldığını zanneden bir kadın. Sevilay bu durumunu öylesine içselleştirmiş ki kocasının ağır laflarına rağmen babasına karşı kocasını savunuyor, bir partinin kadın kolunda sadece güzel yemek yapma becerisinden yararlanılmasına ses çıkarmıyor. Kocasının onu boşama tehdinini de canına kast edildiği, parasının çalındığı bir durumda başına gelebilecek en kötü şey olarak algılıyor. Tek istediği, kocası ne olursa olsun yanında olsun, onu bırakmasın. Sevilay&#8217;ın bu isteğinde kocasına duyduğu gerçek bir sevginin yattığından emin değilim açıkçası. Babasının telefonda konuşmalarından anlaşıldığı kadarıyla Sevilay sevgi dolu bir ailede büyümemiş. Kendiyle ilgilenen bir tek kocasını görmüş. Oğlu ondan çok başka alemlerde. Bu durumda Sevilay&#8217;ın sade kendi olduğu için değerli olduğu algısı yok, ancak kocası varken kendini var olarak düşünebiliyor. Yıllardır kocasından gizli (bu gizliliğin de babasının korkusundan olduğunu düşünüyorum) biriktirdiği paralarla ne yapacağına dair en küçük bir işaret dahi göremiyoruz filmde. Yani Sevilay&#8217;ın kendiyle ilgili ne bir planı, ne bir hayali var. Yaşamı onun dışındakilerin kararları ve istekleriyle yol alıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Celal&#8217;in Sevilay&#8217;ı uçurumdan attıktan sonra gelişen olaylar gerçekten ilginç. Celal, dışından üzülmüş görünüyor, aslında insanlar onu üzülmüş olarak görüyor,  ağabeyinin &#8220;içine atma&#8221; temalı konuşmasından insanların Celal&#8217;ın mahvolduğunu ama bir çeşit şok geçirdiğini bu yüzden donuk olduğunu zannettiklerini anlıyoruz, gerçekte ise Celal&#8217;in Samsun&#8217;a gidip ilgilendiği kadınla birlikte olmaktan başka düşündüğü yok. Sonra Sevilay geri dönüyor, bir köylü onu bulmuş ve kurtarmış. Filmin bundan sonrasında katil namzedinin psikolojisini çok iyi vermiş film. Sevilay&#8217;ın söylediği her sözü, yaptığı her davranışı karısının cinayet girişimini bilmesi olarak algılıyor Celal. İyice panikleyince de ağabeyine her şeyi anlatıyor. Burada bile Celal&#8217;in pişmanlıktan değil paçayı kurtarmak için ağabeyine danışma mahiyetinde her şeyi anlattığını görüyoruz. Beraber bu işin ayyuka çıkmaması için bir yol düşünüyorlar. Ama Celal, karısını boşamayla tehdit ettiği için Sevilay kocasının onu bırakmaması karşılığında zaten haberinin olmadığı bütün o cinayet girişimini ve parasının çalınmasını bir tarafa bırakıyor. Filmin sonunda şaşırtıcı bir biçimde aileyi mutlu mesut görüyoruz. Zaten ağabeyi Celal&#8217;e &#8220;Ne ballısın ya!&#8221; derken gerçekten de kaderin bu şekilde tecelli etmesine şaşırıyoruz. Ama şu var ki, mutluluk gerçek bir sevginin üzerinde kurulmuyor burada, unutmanın, hasır altı etmenin, yokmuş gibi davranmanın üzerinde kuruluyor, yani mutlu-y-muş gibi hayatlara devam ediliyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>YORUMLARI BOŞ GELİR, LÜM LÜMÜ GÜZEL GEL BİZE&#8230;</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;">Yukarıda anlatmaya çalıştığım bütün o gevezeliklerin yanında Vavien filmini, yurdum insanının tipik özelliklerini gözler önüne serdiği için de çok sevdim ben. Filmi izlerken tiplerin nasıl da hayatımızdaki gibi konuşup davrandığını görünce şaşıracaksınız. Sizi bilmem ama küçükken gittiğim aile pikniklerinde her şeyi hazırlayıp sonra da toplayan hep kadınlar olurdu. Filmde erkeklerin arabanın içinde, yağmur altında piknik eşyalarını toplayan kadınları bekledikleri sahnede, bu filmin aslında ne kadar çok çevrildiğini düşünmeden edemedim.</p>
<p style="text-align: justify;">
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>14 April 2010 02:30</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/vavien-2/#comments">29 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/vavien-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>29</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kaynak / The Fountain</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/kaynak-the-fountain/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/kaynak-the-fountain/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Apr 2010 22:00:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik]]></category>
		<category><![CDATA[2006]]></category>
		<category><![CDATA[bilim fantastikurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Brad Pitt Kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[Brad Pitt The Fountain]]></category>
		<category><![CDATA[darren aronofsky]]></category>
		<category><![CDATA[DVD filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[en güzel filmler]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Film Arşivi]]></category>
		<category><![CDATA[film eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[filmin özeti]]></category>
		<category><![CDATA[hayat ağacı]]></category>
		<category><![CDATA[Hugh Jackman]]></category>
		<category><![CDATA[Hugh Jackman filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hugh Jackman Kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[Hugh Jackman The Fountain]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[Kaynak / The Fountain]]></category>
		<category><![CDATA[Kaynak / The Fountain film hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Kaynak / The Fountain film özeti]]></category>
		<category><![CDATA[Kaynak / The Fountain fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Kaynak / The Fountain photo]]></category>
		<category><![CDATA[Kaynak / The Fountain resimler]]></category>
		<category><![CDATA[Kaynak / The Fountain trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Kaynak / The Fountain yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Kaynak film eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Kaynak film özeti]]></category>
		<category><![CDATA[Kaynak film yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Kaynak sinema filmi]]></category>
		<category><![CDATA[ne izlesem]]></category>
		<category><![CDATA[ölümsüzlük]]></category>
		<category><![CDATA[ölümsüzlük arzusu]]></category>
		<category><![CDATA[Rachel Weisz]]></category>
		<category><![CDATA[sinekritik]]></category>
		<category><![CDATA[sonsuz hayat]]></category>
		<category><![CDATA[the fountain]]></category>
		<category><![CDATA[The Fountain cast]]></category>
		<category><![CDATA[The Fountain film hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[The Fountain fragman]]></category>
		<category><![CDATA[The Fountain nasıl bir film]]></category>
		<category><![CDATA[The Fountain ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[The Fountain photoshop]]></category>
		<category><![CDATA[The Fountain trailer]]></category>
		<category><![CDATA[üç ayrı yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[üç ayrı yaşam bir filmde]]></category>
		<category><![CDATA[üç zamanlı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=6022</guid>
		<description><![CDATA[Ölümsüzlük arzusu insanoğlunun kadim arzularından biri olagelmiştir hep. Efsaneler ölümsüzlük arayışının maceralarını, sonsuz yaşamın peşinde  sona ulaşan yaşamları anlatır. Doğu kültüründe &#8220;ab-ı hayat&#8221;, batı kültüründe &#8220;hayat ağacı&#8221; olarak tasvir edilen sonsuz yaşam iksiri, günümüzde bir efsane motifi olarak kabul edilse de biz günümüz insanları ölümsüzlük arzusundan uzak olduğumuzu iddia edemeyiz yine de. Çevremizde her gün çeşitli ölümler görmemize rağmen (insanlar, hayvanlar, bitkiler, zaman&#8230;) o makus kaderin bizim karşımıza çıkacağını hep gözardı etmemiz, hiç ölmeyecekmiş gibi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Ölümsüzlük arzusu insanoğlunun kadim arzularından biri olagelmiştir hep. Efsaneler ölümsüzlük arayışının maceralarını, sonsuz yaşamın peşinde  sona ulaşan yaşamları anlatır. Doğu kültüründe &#8220;ab-ı hayat&#8221;, batı kültüründe &#8220;hayat ağacı&#8221; olarak tasvir edilen sonsuz yaşam iksiri, günümüzde bir efsane motifi olarak kabul edilse de biz günümüz insanları ölümsüzlük arzusundan uzak olduğumuzu iddia edemeyiz yine de. Çevremizde her gün çeşitli ölümler görmemize rağmen (insanlar, hayvanlar, bitkiler, zaman&#8230;) o makus kaderin bizim karşımıza çıkacağını hep gözardı etmemiz, hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamamız bilinçaltımızdaki bu arzunun bir çeşit tezahürü değil midir?</p>
<p style="text-align: justify;">Kaynak / The Fountain, özüne bu arzuyu koymuş, izlediğim en ilginç ama bir o kadar da yorumlanması en zor filmlerden biri. Üç zamanlı/yaşamlı olarak ilerleyen filmde bu üç yaşamın kronolojik mi paralel mi ilerlediğinin ayırdına varılamasa da, en basit anlatımla, ölümsüzlüğün çeşitli nedenlerle insanlığın her döneminde arzulanan bir şey olduğunun anlamını çıkardım ben. 16. yy&#8217;da ülkesini ve kraliçesini kurtarmak adına Maya topraklarına doğru yola çıkan bir asker, günümüzde (2000&#8242;li yıllar) beynindeki tümör yüzünden ölmek üzere olan karısını kurtarmak için ilaç araştıran bir biliminsanı ve günümüzden çok sonraki bir zamanda Mayalar&#8217;ın ölümsüzlüğe ulaştıracağına inandıkları Şibalba yıldızına duğru yola çıkmış bir adam (imdb&#8217;de astronot olarak yazılmış, ama açıkcası filmi izlerken onun bir astronot olduğunu anlayamamıştım.) filmin bahsettiğim üç ayrı yaşamdaki insanlar. Hepsinin en önemli noktası insanı ölümsüz kılacak &#8220;şey&#8221;e ulaşmak; İspanyol askerin şey&#8217;i Mayalar&#8217;ın hayat ağacı, biliminsanınınki ilaç ve astronotunki bir yıldız.</p>
<p style="text-align: justify;">Film bu üç zamanı bize kronolojik olarak değil birbirleriyle iç içe veriyor. Bu yüzden İspanyol askerin hayat ağacına ulaşmış ve ölümsüzlüğü elde etmiş biri olarak günümüzde ve gelecekte yaşadığı şüpheleri kafa karıştırıyor izlerken. Sonra İspanyol askerin &#8220;The Fountain&#8221; adlı romanda yaşayan bir karakter olduğunu görüyoruz. Kafamız iyice karışıyor tabii (sonsuza kadar yaşayacak adam imgesi güm!). Derken astronotun içinde bulunduğu fanusta yaşatmaya çalıştığı ağacın iki binli yıllarda yaşayan biliminsanının karısıyla ilintili olduğunu ve bu astronotun aslında o biliminsanı olabileceğinden şüpheleniyoruz. Haydaa, yine karıştı!</p>
<p style="text-align: justify;">Evet açıklaması zor bir film Kaynak / The Fountain. Şahsi açıklamamı yazının sonuna bırakıp filmle ilgili başka bir detaya dikkatinizi çekmek istiyorum. Kaynak / The Fountain oldukça büyük bir bütçeyle çekilmiş. Nerede kullanmışlar peki bu kadar parayı? Görsellikte. Evet, harcadıkları paraya helal olsun dedirtecek, şiir gibi bir görselliği var filmin. Burada yönetmen Darren Aronofsky&#8217;nin hayal gücüne hayret etmemek mümkün değil. Aynı zamanda filmde, nice aşk filmlerine taş çıkartacak çok güzel bir aşk hikayesi var. Hugh Jackman beklediğimden de iyi bir iş çıkartmış, inandırıcılığından bir an bile şüpheye düşmedim açıkçası ki oyuncuların en küçük bir firesi beni filmden soğutur çoğu zaman. Bir yerlerde önce Brad Pitt&#8217;in bu rol için düşünüldüğünü okumuştum, iyi ki olmamış. Zira Pitt&#8217;in, elinden bilyeleri alınmış sümüklü çocuk gibi ağlayışını, Jackman&#8217;ın erkek gibi ağlayışıyla karşılaştırınca beni hüzünlendirmekten çok kendine güldürürdü Pitt. Aynı şekilde çocuksu güzelliğiyle Rachel Weisz de hasta ama bunu kabullenmiş, kocası onu teselli edecekken o kocasını teselli eder duruma gelmiş bir kadın rolünün altından kalkmış. Zaten filmde bu iki isim dışında ağırlıklı bir başka oyuncu yok.</p>
<p style="text-align: justify;">Gelelim benim filmle ilgili anladıklarıma. <strong>BU PARAGRAF İSPİYONDUR (SPOİLER) EY OKUR, FİLMİ İZLEMEYENLER TİZ UZAK DURA!</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bence olaylar şöyle gelişti :) Olayların başlangıcı ikibinli yıllar, yani günümüz. Tommy ki kendisi bir biliminsanıdır, karısı ölümcül bir hastalığa yakalanınca onu tedavi edecek bir ilaç geliştirme peşine düşer. Öte yandan karısı İzzi, bu uğraşın gerekli olmadığı, ölümün düşünüldüğü gibi kötü bir şey olmadığı düşüncesindedir. Ölüm yeni bir başlangıçtır ona göre. Bu düşünceye araştırdığı Mayalar&#8217;ın inançlarıyla vardığını sanıyorum. Zira o kadar inanmıştır ki rüyasında mezarına bir tohum ekilen ve böylece bir ağaç olarak tekrar yaşamaya başlayan bir Maya görür. Bunu kocasına da anlatır ve &#8220;Ben korkmuyorum&#8221; der, kocasının da ölümü bir son olarak düşünmesini istemez. Aynı zamanda İzze bir roman yazmaktadır. 16.yy&#8217;da geçen romanda &#8220;hayat ağacı&#8221;nı arayan bir İspanyol asker vardır. Filmde bu askerin yaşadıklarını da yani romanın canlandırılmasını da izleriz. İzzi bu romanı kocasına inandığı şeyleri anlatmak için yazmıştır, yani kocasının ilaç bulma çabasını gördükçe ölüme çare bulmanın gereksiz olduğunu anlatmaya çalışmaktadır. Zira filmin bir yerinde Tommy &#8220;Ölüm bir hastalıktır ve ilacını mutlaka bulacağım&#8221; der. Romanın sonunu yazmayan İzzi, kocasından romanı tamamlamasını ister. Burada kocasına bir seçim hakkı tanıdığını sanıyorum. Çünkü ölümü tedavi edilebilir bir hastalık olarak gören birini ölümle barıştırmanın kolay olmadığını düşünüyor olsa gerek. Neyse lafı uzatmadan sadede gelelim. İzzi&#8217;nin öldüğü gece Tommy&#8217;nin çalışmalarının sonuç verdiği haberi gelir. Tommy filmin bir yerinde karısının mezarına bir tohum eker. Bu önemli, çünkü karısnın rüyasında anlattığı şey şimdilik elindeki tek çaredir, yani İzzi&#8217;nin mezarında büyüyen bir ağaçta yaşama ihtimali. İlaç sayesinde yüzyıllar boyunca yaşayan Tommy, bir şekilde yeniden hayat verecek olan Şibalba&#8217;ya doğru yola çıkar, ağaç olarak yaşamaya devam eden İzzi ile beraber. Amacı yıldıza ulaşıp karısını yeniden hayata döndürmektir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İSPİYONUMUZ BURADA SONA ERDİ. BİR SONRAKİ İSPİYONDA BULUŞMAK ÜZERE, ESEN KALIN.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Hasıl-ı kelam, ölmek falan istemiyoruz ey okur, değil mi? Yok olmak, bir daha olamamak, ya da sevdiklerimizin yok olması, onlardan sonsuza kadar ayrı olmak düşüncesi  korkutucu bir düşünce gerçekten de. Ölümden sonra bir hayatın olduğuna inanmak ya da inanmamak, asıl mesele bu aslında Üstat Shakespeare.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>05 April 2010 00:00</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/kaynak-the-fountain/#comments">9 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/kaynak-the-fountain/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Can Dostum / Good Will Hunting</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/can-dostum-good-will-hunting/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/can-dostum-good-will-hunting/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Mar 2010 22:01:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[1997]]></category>
		<category><![CDATA[ben affleck]]></category>
		<category><![CDATA[can dostum]]></category>
		<category><![CDATA[Can Dostum / Good Will Hunting]]></category>
		<category><![CDATA[Can Dostum cast]]></category>
		<category><![CDATA[Can Dostum film]]></category>
		<category><![CDATA[Can Dostum film eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Can Dostum film hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Can Dostum film özeti]]></category>
		<category><![CDATA[Can Dostum fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Can Dostum fragman izle]]></category>
		<category><![CDATA[Can Dostum künye]]></category>
		<category><![CDATA[Can Dostum mat damon]]></category>
		<category><![CDATA[Can Dostum robin williams]]></category>
		<category><![CDATA[Can Dostum trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Can Dostum yorum]]></category>
		<category><![CDATA[dahi]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi senaryo oscarı]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi senaryo oskarı]]></category>
		<category><![CDATA[good will hunting]]></category>
		<category><![CDATA[Good Will Hunting afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Good Will Hunting cast]]></category>
		<category><![CDATA[Good Will Hunting film hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Good Will Hunting film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Good Will Hunting film özeti]]></category>
		<category><![CDATA[Good Will Hunting fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Good Will Hunting fragman izle]]></category>
		<category><![CDATA[Good Will Hunting mat damon]]></category>
		<category><![CDATA[Good Will Hunting ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Good Will Hunting poster]]></category>
		<category><![CDATA[Good Will Hunting trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Good Will Hunting yorum]]></category>
		<category><![CDATA[gus van sant]]></category>
		<category><![CDATA[mat damon film]]></category>
		<category><![CDATA[mat damon Good Will Hunting]]></category>
		<category><![CDATA[Matt Damon]]></category>
		<category><![CDATA[minnie driver]]></category>
		<category><![CDATA[ne izlesem]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar]]></category>
		<category><![CDATA[Robin Williams]]></category>
		<category><![CDATA[robin williams film]]></category>
		<category><![CDATA[robin williams Good Will Hunting]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=5903</guid>
		<description><![CDATA[İnsanın aklı ne kadar ileri seviyede olursa olsun; hatta isterse bir deha olsun, hayat yürekle yaşanıyor aslında. Yüreğini çözemeyene, yüreğini dinleyemeyene yaşıyor denemez ki, olsa olsa  aklıyla hayatta kalıyor denir. 1997 yılı yapımı, Gus Van Sant&#8217;ın yönettiği Can Dostum / Good Will Hunting, yetimhanede büyüyüp doğru düzgün bir eğitim alamamış ama okuduğu kitapları su gibi yutan, matematikte bir deha olan Will Hunting&#8217;in dehasının keşfediliş öyküsü gibi gözükse de bence Will&#8217;in kendi yüreğini keşfediş öyküsü. Bu ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">İnsanın aklı ne kadar ileri seviyede olursa olsun; hatta isterse bir deha olsun, hayat yürekle yaşanıyor aslında. Yüreğini çözemeyene, yüreğini dinleyemeyene yaşıyor denemez ki, olsa olsa  aklıyla hayatta kalıyor denir.</p>
<p style="text-align: justify;">1997 yılı yapımı, Gus Van Sant&#8217;ın yönettiği Can Dostum / Good Will Hunting, yetimhanede büyüyüp doğru düzgün bir eğitim alamamış ama okuduğu kitapları su gibi yutan, matematikte bir deha olan Will Hunting&#8217;in dehasının keşfediliş öyküsü gibi gözükse de bence Will&#8217;in kendi yüreğini keşfediş öyküsü. Bu yüzden aklıyla değil yüreğiyle yaşayanların daha çok seveceği bir öykü.</p>
<p style="text-align: justify;">Yukarıda bahsettiğim minval üzre Will, yetimhanede büyümüş, başı bozgun bir hayatın içinde çeşitli suçlara karışmış, bir üniversitede temizlikçi olarak çalışan bir gençtir. Bir matematik profesörünün, koridordaki tahtaya yazdığı çözülmesi epey zor bir soruyu kimse görmeden çözer. Problemi çözenin kim olduğu ortaya çıkmayınca tahtaya bu sefer daha zor bir soru yazılır, ama Will bu problemi çözerken profesör tarafından görülür ve son işlediği suçtan hapis yatmak üzereyken profesörün yanında çalışması ve düzenli olarak bir psikologa görünmesi şartıyla serbest bırakılır. Will&#8217;in zaten bildiği dehası ile matematik profesörü ilgilenirken hiç bilmediği yüreğinin derinlikleri, geçmişinden kalan korkuları  ile de görüştüğü psikolog ilgilenecektir. Böylece Will&#8217;in şiddete yatkınlığını tedavi etmek için çıktığı bu yolculuk  kendini tanıma yolculuğuna dönüşür.</p>
<p style="text-align: justify;">Can Dostum&#8217;un en akılda kalıcı sahneleri Will (Matt Damon) ile psikolog Sean&#8217;ın (Robin Williams) görüştüğü sahneler. Will&#8217;in gerçek korkularını ortaya çıkarırken hayatla, aşkla, dostlukla ilgili güzel tesipitler ortaya dökülüyor. Kusurlarımız diye nitelendirdiğimiz nice şeyin aslında bizi diğer insanlardan ayıran özelliklerimiz olduğunu dinliyoruz mesela. Kimsenin mükemmel olmadığını,   iki mükemmel olmayan insanın birbiri için mükemmel olup olmadığı sorusunun asıl önemli olduğunu dinliyoruz, insanın gerçekten yapmak istediği şeyi bilmesinin ne denli önemli olduğunu, insanın kendine meydan okuyacak, onu hep bir adım ileriye sürükleyecek dostlara ihtiyacı olduğunu dinliyoruz. Dinliyoruz ve hak veriyoruz. En azından ben hak verdim. Siz de dinleyin, bakalım aynı fikirde olacak mıyız?</p>
<p style="text-align: justify;">
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>31 March 2010 00:01</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/can-dostum-good-will-hunting/#comments">7 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/can-dostum-good-will-hunting/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Secret Of Kells</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/animasyon/the-secret-of-kells/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/animasyon/the-secret-of-kells/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Mar 2010 22:39:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[book of kells]]></category>
		<category><![CDATA[brendan and the secret of kells]]></category>
		<category><![CDATA[çizgifilm]]></category>
		<category><![CDATA[film eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[ne izlesem]]></category>
		<category><![CDATA[oscar adayı]]></category>
		<category><![CDATA[sinekritik]]></category>
		<category><![CDATA[sivri kadro]]></category>
		<category><![CDATA[sivri yazdı]]></category>
		<category><![CDATA[sivri yazıyor]]></category>
		<category><![CDATA[sivrisinema]]></category>
		<category><![CDATA[the secret of kells]]></category>
		<category><![CDATA[The Secret Of Kells çizgi film]]></category>
		<category><![CDATA[The Secret Of Kells çizgifilm]]></category>
		<category><![CDATA[The Secret Of Kells film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[The Secret Of Kells fragman]]></category>
		<category><![CDATA[The Secret Of Kells fragman izle]]></category>
		<category><![CDATA[The Secret Of Kells hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[The Secret Of Kells izlenilirmi]]></category>
		<category><![CDATA[The Secret Of Kells izlesem]]></category>
		<category><![CDATA[The Secret Of Kells konu]]></category>
		<category><![CDATA[The Secret Of Kells nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[The Secret Of Kells nasıl bir film]]></category>
		<category><![CDATA[The Secret Of Kells ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[The Secret Of Kells özet]]></category>
		<category><![CDATA[The Secret Of Kells seslendirme]]></category>
		<category><![CDATA[The Secret Of Kells sinema]]></category>
		<category><![CDATA[The Secret Of Kells sinema film]]></category>
		<category><![CDATA[The Secret Of Kells trailer]]></category>
		<category><![CDATA[The Secret Of Kells yorum]]></category>
		<category><![CDATA[tomm moore]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=5811</guid>
		<description><![CDATA[2010 yılı oskarlarında en iyi animasyon dalında adaylar arasında yer alacak kadar iyi olup  da şansızlığı Yukarı Bak / Up ile yarışmak olan bir animasyon The Secret Of Kells. Milattan sonra 800&#8242;lü yıllarda yazıldığı bilinen, Hz. İsa&#8217;nın öğretilerinin yer aldığı ve İrlandalılar için özel bir önem arz eden Book Of Kells&#8217;in yazılma serüveninin anlatıldığı film,  görsellik ve anlatım açısından benim gibi animasyon sevenleri, izlerken köşelerden köşe beğendiren bir film. Brendan adında gözlerinden zeka fışkıran bir ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">2010 yılı oskarlarında en iyi animasyon dalında adaylar arasında yer alacak kadar iyi olup  da şansızlığı <a href="http://www.sivrisinema.com/aksiyon/yukari-bak-up/" target="_blank">Yukarı Bak / Up</a> ile yarışmak olan bir animasyon The Secret Of Kells. Milattan sonra 800&#8242;lü yıllarda yazıldığı bilinen, Hz. İsa&#8217;nın öğretilerinin yer aldığı ve İrlandalılar için özel bir önem arz eden Book Of Kells&#8217;in yazılma serüveninin anlatıldığı film,  görsellik ve anlatım açısından benim gibi animasyon sevenleri, izlerken köşelerden köşe beğendiren bir film.</p>
<p style="text-align: justify;">Brendan adında gözlerinden zeka fışkıran bir oğlanın, bu önemli eserin yazılmasına tanıklık etmesini, hatta yaşına başına bakmadan bi de, kitaba katkıda bulunmasını izlediğimiz filmimizde; kötü adam Vikingler, altına hücüm akınını yüzyıllar önce başlatmış, geçtikleri yerleri kasıp kavurmaktadır. Brendan&#8217;ın amcası da başrahip ve yöneticisi olduğu halkını korumak için şehrin çevresine kocaman bir duvar ördürmektedir. Kurtuluşu sağlam olduğunu sandığı taş duvarlarda arayan başrahibin aksine, halk arasında &#8220;karanlıkları aydınlığa çeviren&#8221; bir kitabın yazılmakta olduğu söylentisi almış başını yürümüştür bile.  Bilge Aidan&#8217;ın şehre sığınmasıyla Brendan&#8217;ın hayatı da değişecektir, zira bahsi geçen kitabı Aidan yazmaktadır ve kitabı bitirebilmesi için Brendan&#8217;dan yardım istemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">İzlerken büyük keyif aldığım The Secret Of Kells&#8217;in, elim varmıyor ama ne yazık ki  eksik yönleri de var.  Hikayenin derinleştirilememesi, bazı soru işaretlerini cevaplayamaması ve finalin havada kalması, görselliğini ağzımız açık izlerken içimizde buruk bir tat da bırakmıyor değil. Hiç olmazsa kitabın niteliği daha iyi anlatılsaydı (herkes nasıl olsa biliyor diye mi düşünmüşler acaba?) geri kalan eksiklikleri sineye çekmek daha kolay olurdu. Zira gugıl amca sağolsun, eksik bilgilerimi tamamlayınca bir nebze daha taşlar yerine oturdu.</p>
<p style="text-align: justify;">Ama Allah için, çizimleri gerçekten harika. Masalsı anlatımı, sahneler arası geçişler, mekanların çizimi, hepsi harika, çok beğendim. Sadece görselliği açısından bile The Secret Of  Kells&#8217;i gönül rahatlığı ve muhabbetle siz sivrisinema okuyucularımıza, özellikle de animasyon severlere tavsiye ederim.</p>
<p style="text-align: justify;">
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>29 March 2010 00:39</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/animasyon/the-secret-of-kells/#comments">1 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/animasyon/the-secret-of-kells/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayat Var</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/hayat-var/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/hayat-var/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Mar 2010 14:22:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[2008]]></category>
		<category><![CDATA[elit işcan]]></category>
		<category><![CDATA[en güzel filmler]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi filmler]]></category>
		<category><![CDATA[hayat var]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat Var eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat Var elit işcan]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat Var film eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat Var film hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat Var film özeti]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat Var film yorumu]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat Var fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat Var fragman izle]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat Var konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat Var özet]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat Var reha erdem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat Var sinema filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat Var trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat Var türk filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat Var türk sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat Var yorum]]></category>
		<category><![CDATA[ne izlesem]]></category>
		<category><![CDATA[reha erdem]]></category>
		<category><![CDATA[sinekritik]]></category>
		<category><![CDATA[sinema eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalardan]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[türk filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sineması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=5752</guid>
		<description><![CDATA[Yaşamın karmaşık ve korkutucu olduğunu düşündüğümüz; hayatın, içinden çıkılmaz-pençesinden kaçılmaz-insafından medet umulmaz  bir hâl aldığı zamanlarını  yaşadığımız olmuştur. Neyse ki çoğu zaman su yüzüne çıkıp derin bir soluk alır, sonra da  hayatımızın rutin sularında kulaç atmaya devam ederiz. Hayatın su yüzüne çıkmaya hiç fırsat vermediği insanlar aklımızın kıyısından bile geçmez. Hayat Var, işte bu  su yüzüne çıkamayanları karaya vurmuş balıklar misali aklımızın kıyısına getiren bir film. Reha Erdem&#8217;in bol ödüllü bu filminde baştan sona bir ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Yaşamın karmaşık ve korkutucu olduğunu düşündüğümüz; hayatın, içinden çıkılmaz-pençesinden kaçılmaz-insafından medet umulmaz   bir hâl aldığı zamanlarını  yaşadığımız olmuştur. Neyse ki çoğu zaman su yüzüne çıkıp derin bir soluk alır, sonra da  hayatımızın rutin sularında kulaç atmaya devam ederiz. Hayatın su yüzüne çıkmaya hiç fırsat vermediği insanlar aklımızın kıyısından bile geçmez.</p>
<p style="text-align: justify;">Hayat Var, işte bu  su yüzüne çıkamayanları karaya vurmuş balıklar misali aklımızın kıyısına getiren bir film. Reha Erdem&#8217;in bol ödüllü bu filminde baştan sona bir nefessizlik, bir daralma dolayısıyla bir boğulma hissini yaşayacağımızı da baştan söyleyeyim.</p>
<p style="text-align: justify;">Mesleği balıkçılık olan  ama aslında kaçakçılık yapan babası ve yatalak dedesiyle beraber yaşayan henüz ergenlik dönemindeki Hayat, adının anlamını çok da geniş olmayan dünyasında anlamaya çalışmaktadır. Ne yazık ki  gerçek hayatın küçük kıza verdiği dersler adıyla övünebileceği bir duruma getirmez Hayat&#8217;ı. Zira daha o yaşta annesizliğin, sevgisizliğin, güvensizliğin, tekinsizliğin, cinsel istismarın (hatta daha kötüsünün), insanları kullanmanın ve çıkarcılığın ne olduğunu öğrenir, yaşıtlarının tek derdi okuldaki dersleri ya da hoşlandıkları erkekler/kızlar iken.</p>
<p style="text-align: justify;">Hayat Var&#8217;ı izlerken bir durum hikayesiyle karşı karşıya olduğumuzu bilerek izlemek yerinde olur (Hani okulda öğrendiğimiz Maupassant tarzı hikaye -Çehov tarzı hikaye vardır ya), zira film bize,  fakir bir kızın türlü zorluklarla başa çıkarak sonunda sınıf atladığı hayalperest Yeşilçam öykülerinden birini anlatmıyor. fakir bir kızın türlü zorluklara kendince bulduğu gerçekçi başa çıkma yollarını gösteriyor. Bunu yaparken oldukça ağır bir dil kullandığını, izleyeni oturduğu koltukta rahat bırakmamaya kararlı olduğunu, neredeyse &#8220;Açın pencereleri, açın!!!&#8221; feryadını basmamıza niyetlendiğini eklemem yerinde olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmde yaratılan karabasan ortamı  ve bunun ustaca anlatımı kadar filmin başrol oyuncusu Elit İşcan&#8217;ın da oldukça başarılı olması filmi izlemeye değer kılan etmenlerin başında geliyor elbette. Ayrıca, filmin başından beri bizi hiç rahat bırakmayan gerçek hayatın sesleri de filmin etkileyiciliğinde oyuncular kadar rol oynamış.</p>
<p style="text-align: justify;">Reha Erdem&#8217;in <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/korkuyorum-anne/">Korkuyorum Anne&#8217;</a>sini çok beğenmiş biri olarak Hayat Var&#8217;ın beni epey zorladığnı söyleyebilirim. Gerçi Reha Erdem&#8217;in en büyük ve en iyi özelliği birbirinden farklı tatlarda film yapması bence. Sanırım hep göz ardı ettiğimiz ama bir yerlerde bütün acı çıplaklığıyla yaşanmaya devam eden hayatların tabir-i caizse suratıma çarpılması beni biraz rahatsız etti. Ee, bir şeyler de eğlendirivermesin bizi, acıtsın biraz.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>27 March 2010 16:22</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/hayat-var/#comments">1 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/hayat-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Seni O Kadar Çok Sevdim Ki&#8230; / Il y a longtemps que je t&#8217;aime</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/seni-o-kadar-cok-sevdim-ki-il-y-a-longtemps-que-je-taime/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/seni-o-kadar-cok-sevdim-ki-il-y-a-longtemps-que-je-taime/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Mar 2010 11:50:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Gizem]]></category>
		<category><![CDATA[2008]]></category>
		<category><![CDATA[Elsa Zylberstein]]></category>
		<category><![CDATA[en güzel filmler]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi filmler]]></category>
		<category><![CDATA[film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[filmin özeti]]></category>
		<category><![CDATA[Il y a longtemps que je t'aime]]></category>
		<category><![CDATA[Il y a longtemps que je t'aime cast]]></category>
		<category><![CDATA[Il y a longtemps que je t'aime fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Il y a longtemps que je t'aimeIl y a longtemps que je t'aime trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Kristin Scott Thomas]]></category>
		<category><![CDATA[ne izlesem]]></category>
		<category><![CDATA[Philippe Claudel]]></category>
		<category><![CDATA[seni o kadar çok sevdim ki]]></category>
		<category><![CDATA[Seni O Kadar Çok Sevdim Ki film eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Seni O Kadar Çok Sevdim Ki film hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Seni O Kadar Çok Sevdim Ki film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Seni O Kadar Çok Sevdim Ki film özet]]></category>
		<category><![CDATA[Seni O Kadar Çok Sevdim Ki film yorumları]]></category>
		<category><![CDATA[Seni O Kadar Çok Sevdim Ki fragman]]></category>
		<category><![CDATA[sinekritik]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sinema eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalar]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalardan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=5755</guid>
		<description><![CDATA[On beş yıl hapiste yattıktan sonra şartlı tahliye olan Juliette, yıllardır görmediği kız kardeşinin yanında kalmaya başlar. İşlediği suç anne babası tarafından reddedilecek, küçük kız kardeşine öldüğü söylenecek ve ailenin yaşamından tamamen çıkarılacak kadar büyüktür; Juliette altı yaşındaki oğlunu öldürmüştür. Böyle dramatik bir hikayeyi trajik bir hale getirmeden, hikayeden çok karakterlerin üzerinde durarak anlatan ve özellikle oyuncuların başarısıyla göz dolduran  Seni O Kadar Çok Sevdim Ki&#8230; / Il y a longtemps que je t&#8217;aime, sinema ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">On beş yıl hapiste yattıktan sonra şartlı tahliye olan Juliette, yıllardır görmediği kız kardeşinin yanında kalmaya başlar. İşlediği suç anne babası tarafından reddedilecek, küçük kız kardeşine öldüğü söylenecek ve ailenin yaşamından tamamen çıkarılacak kadar büyüktür; Juliette altı yaşındaki oğlunu öldürmüştür.</p>
<p style="text-align: justify;">Böyle dramatik bir hikayeyi trajik bir hale getirmeden, hikayeden çok karakterlerin üzerinde durarak anlatan ve özellikle oyuncuların başarısıyla göz dolduran  Seni O Kadar Çok Sevdim Ki&#8230; / Il y a longtemps que je t&#8217;aime, sinema denince illâ ki damarlarında adrenalinin tavan yapmasını beklemeyen sinemaseverlerin beğeneceği türde usul usul bir film. Yaşananlardan çok yaşayana odaklandığı için  çoğu şeyi, anlatmayı değil izleyenin anlamasını tercih ediyor. Böyle olsa bile , Juliette&#8217;in zaten kendini taa en başından beri mahkum ettiği,   kimseden medet beklemediği, gerçek duvarların ardına geçmiş olsa bile kendi ördüğü duvarlardan çok da kolay geçemeyeceği dikkatli gözlerden kaçmıyor. Öyle ki evlat katili olduğunu bildiğimiz halde Juliette&#8217;in böyle bir şeyi nasıl yapabildiği sorusunun film boyunca biz izleyenlerin kafasında takılı kalması, onun gerçekten bir cani olamayacağına bizi inandırması demek değil midir? Öte yandan toplumun bir suçluya hem de böyle bir suçu işlemiş bir kişiye karşı tavrını da Juliette&#8217;nin iş başvuruları sırasında açıkça görebiliyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmin  sorguladığı aile kavramı, hem Juliette&#8217;i reddeden ailesi, hem kız kardeşinin kurduğu aile (çocukları olması için hiç bir sağlık problemleri olmadığı halde iki vietnamlı çocuk evlat edinmişler) hem de yıllardır haber alamadığı ablasını geçen yılların acısını çıkartmak istermişcesine sahiplenen Lea ile irdeleniyor, aile olmayı sağlayan &#8220;gerçek bağ&#8221;lar nedir sorusu soruluyor. Bunun yanında suç ve ceza kavramları, cezayı verenin aslında kim olduğu, cezanın çekilmiş olduğunun kanıtının ne olduğu gibi noktalara değiniyor. Ve elbette evlat katili olmayı meşrulaştırabilecek bir nedenin gerçekte var olup olmadığı sorgulanıyor; ve bu son soru cevaplanması en zor soru olarak kalıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Son olarak yönetmen Philippe Claudel&#8217;in ilk uzun metraj filmi olan 2008 yılı yapımı Seni O Kadar Çok Sevdim Ki&#8230;&#8217;nin  Juliette&#8217;i  Kristin Scott Thomas ve kız kardeş Lea rolündeki  Elsa Zylberstein&#8217;in  gerçekten abla kardeş olduklarını zannettirecek kadar iyi bir oyunculuk sergilediklerini  söyleyip daha başka sözleri izleyenlere bırakalım.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>26 March 2010 13:50</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/seni-o-kadar-cok-sevdim-ki-il-y-a-longtemps-que-je-taime/#comments">2 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/seni-o-kadar-cok-sevdim-ki-il-y-a-longtemps-que-je-taime/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Acı Bir Hayat Öyküsü / Precious: Based On The Novel Push By Sapphire</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/aci-bir-hayat-oykusu-precious-based-on-the-novel-by-sapphire/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/aci-bir-hayat-oykusu-precious-based-on-the-novel-by-sapphire/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Mar 2010 16:26:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[2010 filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Acı Bir Hayat Öyküsü]]></category>
		<category><![CDATA[Acı Bir Hayat Öyküsü / Precious: Based On The Novel By Sapphire]]></category>
		<category><![CDATA[Acı Bir Hayat Öyküsü amacı]]></category>
		<category><![CDATA[Acı Bir Hayat Öyküsü cast]]></category>
		<category><![CDATA[Acı Bir Hayat Öyküsü film]]></category>
		<category><![CDATA[Acı Bir Hayat Öyküsü film detay]]></category>
		<category><![CDATA[Acı Bir Hayat Öyküsü film eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Acı Bir Hayat Öyküsü film fragmanı]]></category>
		<category><![CDATA[Acı Bir Hayat Öyküsü film hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Acı Bir Hayat Öyküsü film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Acı Bir Hayat Öyküsü fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Acı Bir Hayat Öyküsü fragman izle]]></category>
		<category><![CDATA[Acı Bir Hayat Öyküsü gösterim tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Acı Bir Hayat Öyküsü hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[Acı Bir Hayat Öyküsü izlemelimiyim]]></category>
		<category><![CDATA[Acı Bir Hayat Öyküsü izlenilirmi]]></category>
		<category><![CDATA[Acı Bir Hayat Öyküsü künye]]></category>
		<category><![CDATA[Acı Bir Hayat Öyküsü nasıl bir film]]></category>
		<category><![CDATA[Acı Bir Hayat Öyküsü ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Acı Bir Hayat Öyküsü nerede]]></category>
		<category><![CDATA[Acı Bir Hayat Öyküsü öneriler]]></category>
		<category><![CDATA[Acı Bir Hayat Öyküsü özet]]></category>
		<category><![CDATA[Acı Bir Hayat Öyküsü özet bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Acı Bir Hayat Öyküsü teasler]]></category>
		<category><![CDATA[Acı Bir Hayat Öyküsü trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Acı Bir Hayat Öyküsü vizyonda]]></category>
		<category><![CDATA[Acı Bir Hayat Öyküsü yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Acı Bir Hayat Öyküsü yorumlar]]></category>
		<category><![CDATA[Based On The Novel By Sapphire]]></category>
		<category><![CDATA[Based On The Novel By Sapphire eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Based On The Novel By Sapphire fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Based On The Novel By Sapphire fragman izle]]></category>
		<category><![CDATA[Based On The Novel By Sapphire gösterim tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Based On The Novel By Sapphire hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Based On The Novel By Sapphire konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Based On The Novel By Sapphire nasıl bir film]]></category>
		<category><![CDATA[Based On The Novel By Sapphire ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Based On The Novel By Sapphire teasler]]></category>
		<category><![CDATA[Based On The Novel By Sapphire trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Based On The Novel By Sapphire vizyon tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Based On The Novel By Sapphire yorum]]></category>
		<category><![CDATA[en güzel filmler]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi filmler]]></category>
		<category><![CDATA[fragman]]></category>
		<category><![CDATA[gabourey sidibe]]></category>
		<category><![CDATA[lee daniels]]></category>
		<category><![CDATA[mariah carey]]></category>
		<category><![CDATA[mo'nique]]></category>
		<category><![CDATA[ne izlesem]]></category>
		<category><![CDATA[paula patton]]></category>
		<category><![CDATA[Pek Yakında]]></category>
		<category><![CDATA[pekk yakında]]></category>
		<category><![CDATA[Precious]]></category>
		<category><![CDATA[Precious fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Precious sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Precious: Based On The Novel By Sapphire detay]]></category>
		<category><![CDATA[Precious: Based On The Novel By Sapphire eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Precious: Based On The Novel By Sapphire film eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Precious: Based On The Novel By Sapphire film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Precious: Based On The Novel By Sapphire fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Precious: Based On The Novel By Sapphire fragman izle]]></category>
		<category><![CDATA[Precious: Based On The Novel By Sapphire hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Precious: Based On The Novel By Sapphire izlemeliyim]]></category>
		<category><![CDATA[Precious: Based On The Novel By Sapphire izlenilirmi]]></category>
		<category><![CDATA[Precious: Based On The Novel By Sapphire künye]]></category>
		<category><![CDATA[Precious: Based On The Novel By Sapphire nasıl film]]></category>
		<category><![CDATA[Precious: Based On The Novel By Sapphire teasler]]></category>
		<category><![CDATA[Precious: Based On The Novel By Sapphire trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Precious: Based On The Novel By Sapphire yorum]]></category>
		<category><![CDATA[sinema eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon Based On The Novel By Sapphire]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon sinema]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[vizyona yeni giren]]></category>
		<category><![CDATA[vizyonda]]></category>
		<category><![CDATA[vizyonda bu hafta]]></category>
		<category><![CDATA[vizyonda ne var]]></category>
		<category><![CDATA[vizyondaki filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Vizyondakiler]]></category>
		<category><![CDATA[yakındaki filmler]]></category>
		<category><![CDATA[yeni çıkan filmler]]></category>
		<category><![CDATA[yeni filmler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=5594</guid>
		<description><![CDATA[Ne yüreğin ne de midenin kaldırabileceği bir konuyu işlediği için izlemesi epey zorlu bir film Acı Bir Hayat Öyküsü (Precious: Based On The Novel By Sapphire). Kurgu ürünü olsa yönetmene &#8220;Ne yaptın usta!&#8221; diye çıkışabilecekken gerçek bir yaşamın kurguya döküldüğünü bildiğimizden elimiz dilimiz bağlı kalıyor. Konu çoğumuzun malumu, enine boyuna bereket Precious (anlamı &#8220;değerli, kıymetli&#8221;) on altı yaşında, biri eteğinde biri göbeğinde iki çocuk annesi diyebileceğimiz bir durumda, işsiz ve hissiz annesiyle beraber yaşamaktadır. Annenin ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Ne yüreğin ne de midenin kaldırabileceği bir konuyu işlediği için izlemesi epey zorlu bir film Acı Bir Hayat Öyküsü (Precious: Based On The Novel By Sapphire). Kurgu ürünü olsa yönetmene &#8220;Ne yaptın usta!&#8221; diye çıkışabilecekken gerçek bir yaşamın kurguya döküldüğünü bildiğimizden elimiz dilimiz bağlı kalıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Konu çoğumuzun malumu, enine boyuna bereket Precious (anlamı &#8220;değerli, kıymetli&#8221;) on altı yaşında, biri eteğinde biri göbeğinde iki çocuk annesi diyebileceğimiz bir durumda, işsiz ve hissiz annesiyle beraber yaşamaktadır. Annenin öfkesi Precious&#8217;u evlilik dışı dünyaya getirmesinden çok, elinden erkeğini aldığına yönelik saplantılı bir düşünceye sahip olmasından dolayı Precious&#8217;un üstünden hiç eksik olmaz. Evet, Precious&#8217;un iki çocuğu da öz babasındandır. Aidsten ölerek Hakk&#8217;ın gazabına kavuşan baba, bedenen dünyayı terk etmiş olsa da iki kadın üstünde yol açtığı travmanın etkisi kaybolacak gibi değildir. Precious, cehennem misal yaşamına ek olarak devam etmeye çalıştığı eğitim hayatına, hamile olduğu için okuldan atılmasından dolayı sosyal bir kuruluşta devam eder, ve hayatındaki en güzel şey bu kuruluş ve buradaki öğretmen ve arkadaşları olur, tabii çocuklarından sonra.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmin bence en güzel yanı yukarıda yazdığım son cümlenin son iki kelimesi. Precious, yaşadığı onca acıya rağmen çocuklarına karşı hiç bir kin, hiç bir öfke beslemiyor. Annelerinin hem anne hem de ablaları olması hiç birinin suçu değil çünkü, Precious on altı yaşında bir ergen olmasına rağmen bu durumu  kavrayacak olgunluğu gösteriyor. Olgun ama çocuk da&#8230; Kendini film yıldızı ya da süper star olarak düşleyecek, yakışıklı bir erkek arkadaşın hayalini kuracak, aynada kendini sarışın güzel bir genç kız olarak görebilecek kadar duygusal bir çocuk. Bu anlamda hangimiz Precious gibi hayaller kurmadık ya da kurmuyoruz ki?</p>
<p style="text-align: justify;">Filmin oyunculuk bakımından da doyurucu olmasını artı hanesine ekleyelim. Bence Mariah Carey&#8217;in övgüde abartılan oyunculuğuna gelene kadar Mo?Nique ve Gabourey Sidibe&#8217;in ortaya çıkardıkları işi görmek gerekir. Ayrıca filmin uygun atmosfer yaratıp izleyeni iyice boğmasında da başarılı olduğunu söyleyelim.</p>
<p style="text-align: justify;">Sonuç olarak, konu itibariyle gazetelerin üçüncü sayfa haberleri kategorisinde pulitzeri garantileyecek film içimizi açmasa da, bu tip olayları birilerinin yaşadığını bilmek filmden daha çok canımızı yakmalı bence.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>18 March 2010 18:26</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/aci-bir-hayat-oykusu-precious-based-on-the-novel-by-sapphire/#comments">2 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/aci-bir-hayat-oykusu-precious-based-on-the-novel-by-sapphire/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ciddi Bir Adam / A Serious Man</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/ciddi-bir-adam-a-serious-man/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/ciddi-bir-adam-a-serious-man/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Mar 2010 23:16:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[2010 filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[A Serious Man]]></category>
		<category><![CDATA[A Serious Man cast]]></category>
		<category><![CDATA[A Serious Man detay]]></category>
		<category><![CDATA[A Serious Man eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[A Serious Man film]]></category>
		<category><![CDATA[A Serious Man film hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[A Serious Man film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[A Serious Man film özeti]]></category>
		<category><![CDATA[A Serious Man fragman]]></category>
		<category><![CDATA[A Serious Man fragman izle]]></category>
		<category><![CDATA[A Serious Man full]]></category>
		<category><![CDATA[A Serious Man galeri]]></category>
		<category><![CDATA[A Serious Man hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[A Serious Man nasıl bir film]]></category>
		<category><![CDATA[A Serious Man ne anlatıyor]]></category>
		<category><![CDATA[A Serious Man poster]]></category>
		<category><![CDATA[A Serious Man sinema]]></category>
		<category><![CDATA[A Serious Man teasler]]></category>
		<category><![CDATA[A Serious Man trailer]]></category>
		<category><![CDATA[A Serious Man yorum]]></category>
		<category><![CDATA[CD-DVD filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ciddi Bir Adam]]></category>
		<category><![CDATA[Ciddi Bir Adam cast]]></category>
		<category><![CDATA[Ciddi Bir Adam detay]]></category>
		<category><![CDATA[Ciddi Bir Adam dram]]></category>
		<category><![CDATA[Ciddi Bir Adam dram komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Ciddi Bir Adam eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Ciddi Bir Adam film]]></category>
		<category><![CDATA[Ciddi Bir Adam film hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Ciddi Bir Adam film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Ciddi Bir Adam fragman izle]]></category>
		<category><![CDATA[Ciddi Bir Adam gösterim]]></category>
		<category><![CDATA[Ciddi Bir Adam hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Ciddi Bir Adam komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Ciddi Bir Adam ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Ciddi Bir Adam sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Ciddi Bir Adam sinema fimi]]></category>
		<category><![CDATA[Ciddi Bir Adam sinemada]]></category>
		<category><![CDATA[Ciddi Bir Adam teasler]]></category>
		<category><![CDATA[Ciddi Bir Adam trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Ciddi Bir Adam video]]></category>
		<category><![CDATA[Ciddi Bir Adam yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Ciddi Bir Adamnasıl bir film]]></category>
		<category><![CDATA[dram komedi]]></category>
		<category><![CDATA[DVD filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[en güzel filmler]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Film Arşivi]]></category>
		<category><![CDATA[film eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[ne izlesem]]></category>
		<category><![CDATA[sinekritik]]></category>
		<category><![CDATA[sinema eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Vizyondakiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=5568</guid>
		<description><![CDATA[Yaşamın  çok tuhaf olduğunu düşündüğümüz zamanlar olmuştur. Bazen başımıza olmadık şeyler geldiğinde, bazen işler şaşırtıcı bir şekilde yolunda gittiğinde &#8220;bütün bunların anlamı nedir?&#8221; sorusunun çoğumuzun  beyninin kıvrımlarında dolaştığı vakidir.  Bu soruyu cevapla buluşturabilen mesut insanlara ne mutlu! Ciddi Bir Adam (A Serious Man)&#8217;daki kahramanımız Larry de film boyunca bu soruyla uğraşır. Uğraşır zira, rutinin dibine vurmuş sıradan bir hayat yaşadığını sanırken çalıştığı üniversitede zayıf not alan bir öğrencisinin üstü kapalı rüşvet teklifiyle karşılaşmış, eşinin boşanma ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Yaşamın  çok tuhaf olduğunu düşündüğümüz zamanlar olmuştur. Bazen başımıza olmadık şeyler geldiğinde, bazen işler şaşırtıcı bir şekilde yolunda gittiğinde &#8220;bütün bunların anlamı nedir?&#8221; sorusunun çoğumuzun  beyninin kıvrımlarında dolaştığı vakidir.  Bu soruyu cevapla buluşturabilen mesut insanlara ne mutlu!</p>
<p style="text-align: justify;">Ciddi Bir Adam (A Serious Man)&#8217;daki kahramanımız Larry de film boyunca bu soruyla uğraşır. Uğraşır zira, rutinin dibine vurmuş sıradan bir hayat yaşadığını sanırken çalıştığı üniversitede zayıf not alan bir öğrencisinin üstü kapalı rüşvet teklifiyle karşılaşmış, eşinin boşanma isteğiyle şaşırmış, bir aile dostlarıyla eşinin mercimeği fırına verip neredeyse yemeği yakmak üzere olduklarını öğrenip şok olmuştur. Oğlunun ergenliğe giriş dersleri, kızının ailesinin kapsama alanı dışına çıkmış hareketleri, kardeşinin yanlarına taşınmasıyla başlayan tuvalet kuyrukları ve tam terfi beklerken üniversite yönetim kuruluna gönderilen aleyhte mektuplar hepsinin üzerine tuz biber ne ki, acı sos ekler. Gittikçe daha bir girdap içine gömülen Larry, son glup gluplarını demeden, dermanı mensup olduğu dinin din adamlarında arar. Fakat bu kutsal arayışta bile Larry&#8217;nin şansı yaver gitmez.</p>
<p style="text-align: justify;">Coen kardeşlerin şahıslarına münhasır filmleri Ciddi Bir Adam (A Serious Man), yukarıdaki paragrafı okurken bile hafakanlar geçirebilecek siz sinemaseverlere (bir de yazanı düşünün) anlaşıldığı üzre keyifli bir seyir sunmuyor, en azından biraderlerin tarzlarına uzak olanlara. Çünkü absürdlüğü şiar edinmiş bu iki biladerin filmleri patlamış mısır tadında değildir, ya da şöyle diyelim, patlamış mısır tadındadır ama mısırların kabukları habire boğazınıza takılır. Siz de film boyunca dil kaslarınızı geliştirirsiniz kabuğu çıkarmak için.</p>
<p style="text-align: justify;">Ciddi Bir Adam (A Serious Man) da bu tarzın dışına çıkmış bir film değil, dolayısıyla herkesin sevebileceği bir film de değil. Bu sevememe ihtimali, filmde fazlasıyla yahudilik argümanları kullanıldığı ve yahudilik kültürüne ait detaylara göndermeler yapıldığı için de yükselmekte. Yanlış anlaşılmaya, filmde yahudilik var diye demiyorum, o kültürü bilmediğimiz için filmi anlamamız zorlaşıyor demek istiyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Ama ortak paydalarda buluşmak da mümkün çoğu zaman. Larry inançlı biri ve inancında ciddi olmaya çalışıyor. Yaşadığı sorunları çözmek için mesela bir psikologdan değil din adamlarından medet umuyor. Tanrının neden bütün bunları kendisine yaşattığın bulmaya çalışıyor.  Başına gelenlere şaşkın çünkü &#8220;Ben hiçbir şey yapmadım ki!&#8221; diyor. Bu bağlamda inancı sorgulama  değil de yaşadıklarını inancıyla bağdaştırma bazında Larry&#8217;nin içinde bulunduğu durumla empati kurmamız olanaksız değil. Herşeyin üst üste gelmesi de yaşamımızda rastlamadığımız bir durum değil aynı zamanda.</p>
<p style="text-align: justify;">Bundan sonrasında filmin Larr&#8217;ye, dolayısıyla izleyene verdiği cevabı konuşmak gerekir sanırım. Şöyle ki gerek Larry&#8217;nin görüştüğü din adamlarını gerek  filmin genelinde anlattıklarını göz önüne alırsak &#8220;bütün bunların anlamı nedir?&#8221; sorusunun bir cevabı yok! Hayat böyle işte diyor film. Fazla kurcalama, olayları büyütme. Olduğu gibi kabul et ve ona göre davran. Çünkü bütün bunların cevabını tam olarak bilmenin kesin bir yolu belki de hiç yok zaten. Ha , ille de cevap mı istiyorsun, o zaman ilk rahibin dediği gibi, bakış açını değiştir. Olaylara karşı perspektifini değiştirirsen, onlar da başka türlü görünür. Bu olmaz dersen, al sana bir öneri daha, hani &#8220;ben hiçbir şey yapmadım ki!&#8221; deyip duruyorsun ya, bir şeyler yap!</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>18 March 2010 01:16</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/ciddi-bir-adam-a-serious-man/#comments">3 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/ciddi-bir-adam-a-serious-man/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Başka Dilde Aşk</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/romantik/baska-dilde-ask-2/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/romantik/baska-dilde-ask-2/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 20:39:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[Başka Dilde Aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Başka Dilde Aşk cast]]></category>
		<category><![CDATA[Başka Dilde Aşk eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Başka Dilde Aşk film eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Başka Dilde Aşk film hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Başka Dilde Aşk film için]]></category>
		<category><![CDATA[Başka Dilde Aşk film özeti]]></category>
		<category><![CDATA[Başka Dilde Aşk filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Başka Dilde Aşk filmi için yapılan yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Başka Dilde Aşk filmi için yapılan yorumlar]]></category>
		<category><![CDATA[Başka Dilde Aşk fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Başka Dilde Aşk fragman izle]]></category>
		<category><![CDATA[Başka Dilde Aşk için söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[Başka Dilde Aşk izlenimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Başka Dilde Aşk konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Başka Dilde Aşk künye]]></category>
		<category><![CDATA[Başka Dilde Aşk nasıl bir film]]></category>
		<category><![CDATA[Başka Dilde Aşk ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Başka Dilde Aşk ne zaman tv]]></category>
		<category><![CDATA[Başka Dilde Aşk oyuncuları]]></category>
		<category><![CDATA[Başka Dilde Aşk seyirci yorumu]]></category>
		<category><![CDATA[Başka Dilde Aşk teasler]]></category>
		<category><![CDATA[Başka Dilde Aşk teasler izle]]></category>
		<category><![CDATA[Başka Dilde Aşk tv]]></category>
		<category><![CDATA[Başka Dilde Aşk yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Başka Dilde Aşk yorumları]]></category>
		<category><![CDATA[CD-DVD filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[DVD filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[el işareti]]></category>
		<category><![CDATA[elle konuşmak]]></category>
		<category><![CDATA[en güzel filmler]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi filmler]]></category>
		<category><![CDATA[engelleri kaldırmak]]></category>
		<category><![CDATA[engelli]]></category>
		<category><![CDATA[engelli film]]></category>
		<category><![CDATA[engelli insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[film eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[fragman]]></category>
		<category><![CDATA[işaretle konuşmak]]></category>
		<category><![CDATA[işaretleşerek konuşma]]></category>
		<category><![CDATA[işaretleşme]]></category>
		<category><![CDATA[konuşamayan]]></category>
		<category><![CDATA[konuşulmayan]]></category>
		<category><![CDATA[ne izlesem]]></category>
		<category><![CDATA[sinema eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[sözle dille]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[türk filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Türk vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Yapımı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk yapımı filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Vizyondakiler]]></category>
		<category><![CDATA[vucut dili]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=5420</guid>
		<description><![CDATA[Hayatta bazı şeyler çok laf kaldırmaz, söz dile düştüğünde anlamını yitirir, sıradanlaşır; bazı şeyler sadece yaşanmak, iliklerine kadar hissedilmek için vardır. Ve o bazı şeylerde farklılıklar ortadan kalkmalıdır, kaldırılmalıdır. Bu yüzden Başka Dilde Aşk, yazılıp söylenen çoğu şeyin aksine ne sadece engelleri kaldıralım, engellilerle bir olalım filmi ne de sadece aşk filmi bana göre. Başka Dilde Aşk , her şeye rağmen değil her şeyle birlikte filmi. Filmin konusu çoğunuzun malumu, Onur işitme engelli haber bültenlerinin ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatta bazı şeyler çok laf kaldırmaz, söz dile düştüğünde anlamını yitirir, sıradanlaşır; bazı şeyler sadece yaşanmak, iliklerine kadar hissedilmek için vardır. Ve o bazı şeylerde farklılıklar ortadan kalkmalıdır, kaldırılmalıdır.</p>
<p>Bu yüzden Başka Dilde Aşk, yazılıp söylenen çoğu şeyin aksine ne sadece engelleri kaldıralım, engellilerle bir olalım filmi ne de sadece aşk filmi bana göre. Başka Dilde Aşk , her şeye rağmen değil her şeyle birlikte filmi.</p>
<p>Filmin konusu çoğunuzun malumu, Onur işitme engelli haber bültenlerinin muhattabı, kütüphanede çalışan, yanısıra kürek sporuyla ilgilenen gencimiz. Zeynep ise bir markanın müşteri hizmetlerinde çalışan genç kızımız. Söz konusu iki genç birbirlerine aşık olur ve olaylar gelişir, kâh iyi yönde kâh ters yönde.</p>
<p>Başlarına gelecekleri  tahmin etmek mümkün, film de tahminlerimiz doğrultusunda ilerliyor zaten. Yalnız şu var ki, filmde Onur ile Zeynep&#8217;in yaşadığı çatışmalar engelli ve engelsiz kişilerin çatışmaları gibi gözükse de bence iki engelsiz insanı ele alsak benzer çatışmaları yaşayacakları çok büyük bir ihtimal, hatta kesin. Dolayısıyla Onur ile Zeynep ilişkisini bu anlamda sağır-duyar ilişkisi olarak görmedim açıkçası. Mesele engelli olmak, engelsiz olmak meselesi değil bu anlamda,  hatta tu bi or nat tu bi de değil, mesele birbirimizi ne olursa olsun karşılıklı ne kadar kabullenebiliyoruz meselesi, artılarımız ve eksilerimizle. Sevmeyi göze alacak kadar cesur davrandığımız bir hengamede kendimizi sevdiceğe yakınlaştıracak/ uyduracak ne yapabiliyoruz meselesi. Kendimizi onun yerine ne kadar koyabiliyoruz meselesi. Aklından tuttuğu sayıyı ve rengi doğru tahmin edebilme meselesi.</p>
<p>Bununla beraber Başka Dilde Aşk, belki de bir ilki gerçekleştirerek, Türk sinema tarihinde engelli birini acındırmadan, küçük ya da komik durumlara düşürmeden, onunla empati kurmamıza, bu durumdaki birinin hissettiklerini-yaşadıklarını bizim de hissetmemize-yaşamamıza imkan veriyor. Gerek Onur&#8217;un, Zeynep&#8217;in arkadaş ortamındayken filmin bizi sesten mahrum ettiği sahnede özellikle Onur&#8217;la bizi aynı duruma düşürerek doğrudan, gerekse Onur&#8217;un durumun sadece görünen yüzünü anlaması onu da yanlış anlaması yüzünden yol açtığı olaylarla dolaylı yoldan gösterdiği sahneler, filmin kahramanıyla izleyicinin empati kurması açısından önemli sahneler.</p>
<p>Bir diğer taraftan, gerçek sığırın pardon sağırın kim ve ya kimler olduğuyla ilgili de sözleri var filmin. Başlarda Zeynep&#8217;in iş yerindeki hareketlenmeleri filmin genelinde bir yere oturtamadıysam da bunun toplumsal olarak bazı şeylere ne kadar sağır olduğumuzu anlatmak için kullanıldığını düşünüp rahatladım. Toplumsal olarak sağır olduğumuz gibi bireysel olarak da  sağır olduğumuzu, &#8220;Anormal biriyle neden beraber olmak istiyorsun?&#8221; mealli bir soruyu soracak kadar ağzından çıkan sözü kulaklarının duymadığı,  Zeynep&#8217;in arkadaşları gibi Onur&#8217;dan daha sağır olan  kişileri izlediğimizde rahatça söyleyebiliriz.</p>
<p>Başka Dilde Aşk&#8217;ı, anlatımı ve hikayesiyle olduğu kadar oyunculuk açısından da oldukça başarılı buldum. Mert Fırat gerçekten işitme engelli biri olduğunu zannettirecek kadar iyi oynamış, hani &#8220;Kapalı Çarşı&#8221; adlı dizide rast gelmeseydim kendisine ve ilk bu filmde görmüş olsaydım Mert Fırat&#8217;ı, sağır olduğuna kani olabilirdim rahatlıkla. Saadet Işıl Aksoy da olması gerektiği gibiydi bence. Yan rollerde gördüğümüz oyuncuların da fire vermeden oynadığını söyleyebilirim.</p>
<p>Yönetmen İlksen Başarır&#8217;ın ilk filmini yüzünün akıyla başardığını ekleyelim ayrıca. Filmdeki bazı sahneleri de çok çok beğendim, mesela hemen filmin başında iki karakterin partiye hazırlandıkları bölüm, hem Zeynep&#8217;in hem de Onur&#8217;un arkadaş muhabbetlerini gösterdikleri bölüm, doğum günü akşamı  ve tabii Zeynep&#8217;in eve geldiği ve Onur&#8217;un bundan haberinin olmadığı sahne çok çok güzeldi.</p>
<p>Filmle ilgili pürüz olarak karakterlerin ekonomik durumuyla yaşayışlarının uymayışı (bana öyle geldi ya da), Onur&#8217;un grafik ve tasarım okuyup da neden kütüphanede çalıştığının açıklanmayışı ( ben kaçırdım ya da), sahneler arasındaki geçişlerde bazı aksaklıkların olması (ben aksadım ya da) gibi ufak tefek şeyleri sayabiliriz. Ama saymazsak, son zamanlarda çekilmiş en güzel Türk filmlerinden biri olan Başka Dilde Aşk&#8217;ı kaçırmayın, izleyin derim ben.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>11 March 2010 22:39</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/romantik/baska-dilde-ask-2/#comments">2 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/romantik/baska-dilde-ask-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>This Is It!</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/belgesel/this-is-it/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/belgesel/this-is-it/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 02:01:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[2010 filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[CD-DVD filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[en güzel filmler]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Film Arşivi]]></category>
		<category><![CDATA[fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Jackson]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Jackson biografi]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Jackson hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Jackson hayatını anlatan film]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Jackson This Is It!]]></category>
		<category><![CDATA[ne izlesem]]></category>
		<category><![CDATA[sinekritik]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sinema eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalar]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalardan]]></category>
		<category><![CDATA[This Is It]]></category>
		<category><![CDATA[This Is It michael jackson]]></category>
		<category><![CDATA[This Is It seyret]]></category>
		<category><![CDATA[This Is It trailer]]></category>
		<category><![CDATA[This Is It! biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[This Is It! cast]]></category>
		<category><![CDATA[This Is It! eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[This Is It! film]]></category>
		<category><![CDATA[This Is It! film ekibi]]></category>
		<category><![CDATA[This Is It! film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[This Is It! film seyret]]></category>
		<category><![CDATA[This Is It! fragman]]></category>
		<category><![CDATA[This Is It! fragman izle]]></category>
		<category><![CDATA[This Is It! gösterim tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[This Is It! hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[This Is It! künye]]></category>
		<category><![CDATA[This Is It! movies]]></category>
		<category><![CDATA[This Is It! nasıl bir film]]></category>
		<category><![CDATA[This Is It! ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[This Is It! oyuncuları]]></category>
		<category><![CDATA[This Is It! poster]]></category>
		<category><![CDATA[This Is It! sinema]]></category>
		<category><![CDATA[This Is It! sinema film]]></category>
		<category><![CDATA[This Is It! teasler]]></category>
		<category><![CDATA[This Is It! tv]]></category>
		<category><![CDATA[This Is It! tv ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[This Is It! video]]></category>
		<category><![CDATA[This Is It! vizyon tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[This Is It! yorum]]></category>
		<category><![CDATA[trailer]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[vizyondaki filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Vizyondakiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=5271</guid>
		<description><![CDATA[Gerçekleşseydi belki de yüzyılın en etkileyici konserleri olacaktı This is it! konserleri; ama olmadı. Ne yazık ki hem konserlerden olduk hem Michael Jackson&#8217;dan. Günümüz gençleri için çok şey ifade etmiyor belki ama gençliği doksanlarda geçmiş benim gibiler iyi bilir ki, dinleyelim ya da dinlemeyelim, Michael Jackson pop müzikte gelmiş geçmiş en iyi müzik adamlarından biri hatta en iyisidir. Michael Jackson&#8217;un hayranlarına büyük üzüntü yaşatan ölümünden sonra Londra&#8217;da vereceği konserlerin provasını içeren bir film yapıldı. Konser ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Gerçekleşseydi belki de yüzyılın en etkileyici konserleri olacaktı This is it! konserleri; ama olmadı. Ne yazık ki hem konserlerden olduk hem Michael Jackson&#8217;dan. Günümüz gençleri için çok şey ifade etmiyor belki ama gençliği doksanlarda geçmiş benim gibiler iyi bilir ki, dinleyelim ya da dinlemeyelim, Michael Jackson pop müzikte gelmiş geçmiş en iyi müzik adamlarından biri hatta en iyisidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Michael Jackson&#8217;un hayranlarına büyük üzüntü yaşatan ölümünden sonra Londra&#8217;da vereceği konserlerin provasını içeren bir film yapıldı. Konser provaları aslında Michael&#8217;in ve şirketinin arşivi için kameraya çekilmiş. Prova kayıtlarının filme dönüştürülmesi aklıma, birilerinin  MJ&#8217;in ölüsünden bile para kazanmaya çalışması gibi bir düşünceyi getirmiş olsa da film boyunca Michael ile ilgili en ufak bir duygu sömürüsüne bile girilmediğini görünce aklıma geleni kendi fesatlığıma verdim. Sonuçta yapımcılar gene para kazandılar elbette gişeden de, dvdlerden de; ama This Is It!, hâlâ ölümüne alışamamış Michael Jackson hayranlarına küçük bir MJ hediyesi gibi.</p>
<p style="text-align: justify;">This Is It! için film demek  de doğru olmaz herhalde, Michael Jackson ve ekibinin konsere nasıl hazırlandıklarını gösteren bir  belgesel desek başımız ağrımaz. Belgesel boyunca Michael Jackson&#8217;un hit olmuş şarkılarının prova edilişini izliyoruz, o güzel şarkıları son kez  Michael&#8217;dan canlı olarak dinliyoruz. Nasıl bir müzik dehası kaybetmişiz, iyice  anlıyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Anlıyoruz zira şahsen ben Michael Jakson&#8217;un bu kadar titiz, bu kadar işini iyi bilen, bu kadar hassas, bu kadar mütevazi olduğunu düşünmezdim. Son yıllarda müziğinden çok davalarıyla, fiziksel görünümüyle gündeme geldiği daha doğrusu getirildiği için olsa gerek, müzisyenlik ve insanlık yönünü göz ardı etmişim belki de çoğumuz gibi. Şimdi iyi ki This Is It!&#8217;i izlemişim diyorum; işini iyi yapmak, mükemmeli hedeflemek ve bu uğurda çalışmaktan yorulmamak neymiş görmüş oldum. Çünkü Michael&#8217;in bütün bu özellikleri This Is It&#8217;te o güzel şarkılarıyla beraber gözler önüne serilmekte. İnsana söyleyecek söz de bırakmıyor açıkçası. Ben bu kadar laffü güzar edebildim, son sözü Michael&#8217;a bırakalım: Love lives forever!</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>10 March 2010 04:01</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/belgesel/this-is-it/#comments">1 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/belgesel/this-is-it/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>9</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/animasyon/9-2/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/animasyon/9-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Mar 2010 03:38:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[9]]></category>
		<category><![CDATA[9 clip]]></category>
		<category><![CDATA[9 film afiş]]></category>
		<category><![CDATA[9 film cast]]></category>
		<category><![CDATA[9 film eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[9 film hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[9 film oyuncuları]]></category>
		<category><![CDATA[9 film özeti]]></category>
		<category><![CDATA[9 film poster]]></category>
		<category><![CDATA[9 film resim]]></category>
		<category><![CDATA[9 film yorum]]></category>
		<category><![CDATA[9 filmi hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[9 filmin seslendirme]]></category>
		<category><![CDATA[9 fragman]]></category>
		<category><![CDATA[9 fragman 2]]></category>
		<category><![CDATA[9 künye]]></category>
		<category><![CDATA[9 Nine]]></category>
		<category><![CDATA[9 nine film]]></category>
		<category><![CDATA[9 sinema]]></category>
		<category><![CDATA[9 sinema filmi]]></category>
		<category><![CDATA[9 sinema fragman]]></category>
		<category><![CDATA[9 sinema fragman 2]]></category>
		<category><![CDATA[9 sinema teasker 2]]></category>
		<category><![CDATA[9 sinema teasler]]></category>
		<category><![CDATA[9 sinema trailer]]></category>
		<category><![CDATA[9 sinema trailer 2]]></category>
		<category><![CDATA[9 trailer]]></category>
		<category><![CDATA[9 trailer 2]]></category>
		<category><![CDATA[Elijah Wood]]></category>
		<category><![CDATA[Elijah Wood 9]]></category>
		<category><![CDATA[Elijah Wood 9 clip]]></category>
		<category><![CDATA[Elijah Wood 9 da]]></category>
		<category><![CDATA[Elijah Wood 9 film hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Elijah Wood 9 film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Elijah Wood 9 filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Elijah Wood 9 fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Elijah Wood 9 fragman 2]]></category>
		<category><![CDATA[Elijah Wood 9 fragman2]]></category>
		<category><![CDATA[Elijah Wood 9 teasler]]></category>
		<category><![CDATA[Elijah Wood 9 teasler 2]]></category>
		<category><![CDATA[Elijah Wood film]]></category>
		<category><![CDATA[film eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[ne izlesem]]></category>
		<category><![CDATA[Pek Yakında]]></category>
		<category><![CDATA[sinekritik]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sinema eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalar]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon sinema]]></category>
		<category><![CDATA[vizyona yeni giren]]></category>
		<category><![CDATA[vizyonda ne var]]></category>
		<category><![CDATA[vizyondaki filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Vizyondakiler]]></category>
		<category><![CDATA[yakındaki filmler]]></category>
		<category><![CDATA[yeni çıkan filmler]]></category>
		<category><![CDATA[yeni filmler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=5237</guid>
		<description><![CDATA[Büyük bir dünya savaşı sonrası insanlığın perişan hallerini ibret-i alem gösteren filmlere aşina olduğumuz şu günlerde, tarzıyla hedefi gözünden vurmuş, senaryosuyla ıskalamış bir filmden bahsedeyim size: 9 Her zaman olduğu gibi dünyada büyük bir savaş patlak vermiş, kafa göz yarmış, ortalıkta beşer adına bir şey bırakmamıştır zira The Book of Eli&#8217;nin aksine buradaki savaş makineler ve insanlar arasında gerçekleşmiştir ve maçın galibi makinelerdir. Yenilginin dolaylı yoldan müsebbibi bir bilim adamı (ki kendisi harika bir makine ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Büyük bir dünya savaşı sonrası insanlığın perişan hallerini ibret-i alem gösteren filmlere aşina olduğumuz şu günlerde, tarzıyla hedefi gözünden vurmuş, senaryosuyla ıskalamış bir filmden bahsedeyim size: 9</p>
<p style="text-align: justify;">Her zaman olduğu gibi dünyada büyük bir savaş patlak vermiş, kafa göz yarmış, ortalıkta beşer adına bir şey bırakmamıştır zira The Book of Eli&#8217;nin aksine buradaki savaş makineler ve insanlar  arasında gerçekleşmiştir ve maçın galibi makinelerdir. Yenilginin dolaylı yoldan müsebbibi bir bilim adamı (ki kendisi harika bir makine icat eder ama işini tam olarak bitiremeden zamanın hükümeti makineyi kullanmak ister, hal böyle olunca makine tozutur ve insanların aleyhine çalışmaya başlar.)  küçük makinsancıklar (makine artı insanın küçüğü) yapar ve her birine ruhundan ayrı özellikler yükler. Sonra bunlar makinelerden gizlenir. En son yaptığı makinsancık 9, gizlenen diğer kardeşceğizleriyle karşılaşır, başlarından birtakım atlamalı hoplamalı, ateşli patlamalı olaylar geçer falan.</p>
<p style="text-align: justify;">Aslında bu filmi  sevme potansiyelimin bir hayli fazla olmasına karşın ne yazık ki filmi böyle lakayt anlatacak duruma düşmüşlüğüme mi yanayım, yapımcılar arasında Tim Burton adını görüp hayal kırıklığına uğramama mı yanayım, yoksa bunları boş verip gerçeklere dönelim deyü kızımı hâlâ bezden kurtaramadığıma mı yanayım şaşırdım yani ey okur. Zira senaryodaki fazlasıyla yer işgal eden boşluklar, karakterlerin yüzeysel işlenmesi gibi sebeplerden dolayıdır ki iyi çekilmiş ama kötü yazılmış bir filmle karşı karşıyayız. Öncelikle o makinsancıkların ne olduğu pek belli değil, robot olma ihtimalleri ilk akla gelen olasılık elbette ama o zaman kaçarken kovalarken niye nefes nefese kalıyorlar anlamadım zari. Bilim adamı onları neden yapmış o da belli değil. İnsanların hepsi öldüyse ki film boyunca beşer namına bir şey görmüşlüğümüz yok, o zaman dünyanın kurtulması, makinelerin yenilmesi falan kimin umrunda, bırak birbirlerini yesinler, ya da parçalasınlar ne bileyim.</p>
<p style="text-align: justify;">Yani demem o ki ey okur, teknik olarak çok güzel bir film, animasyon olarak ben çok beğendim. Yönetmen Shane Acker&#8217;in ilk uzun metraj denemesi sanırım, bence denemeye devam etsin, belki sonunda deneme değil adam akıllı bir film çıkarabilir ortaya. Çünkü filmin  hikayesi tam oturmamış, nasıl desem biraz daha demlenebilirdi, karanfil, belki defne yaprağı eklenebilirdi hatta porselen demlik kullanılabilirdi mesela. Ya da ben çaydan anlamıyorumdur, tadına bakıp da beğenenler anlamadığım yerleri burada anlatabilirler, çekinmesinler, buyursunlar, bi çayımızı içsinler.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>05 March 2010 05:38</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/animasyon/9-2/#comments">2 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/animasyon/9-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mary and Max</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/animasyon/mary-and-max/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/animasyon/mary-and-max/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Feb 2010 08:44:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[animasyon film]]></category>
		<category><![CDATA[animasyon filmi Mary and Max]]></category>
		<category><![CDATA[en güzel filmler]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi filmler]]></category>
		<category><![CDATA[fafatuka]]></category>
		<category><![CDATA[film eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max animasyon film]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max caps]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max cats]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max detay]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max ekip]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max film]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max fragman İZLE]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max kadro]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max komedi filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max künye]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max özet]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max resim]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max trailer]]></category>
		<category><![CDATA[ne izlesem]]></category>
		<category><![CDATA[Pek Yakında]]></category>
		<category><![CDATA[sinekritik]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sinema eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalar]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalardan]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon sinema]]></category>
		<category><![CDATA[vizyona yeni giren]]></category>
		<category><![CDATA[vizyonda bu hafta]]></category>
		<category><![CDATA[vizyonda ne var]]></category>
		<category><![CDATA[yakındaki filmler]]></category>
		<category><![CDATA[yeni çıkan filmler]]></category>
		<category><![CDATA[yeni filmler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=4930</guid>
		<description><![CDATA[İzlemekte olduğunuz filmin güzel bir film olacağını zaten tahmin edip beklediğinizin de ötesinde bir filmle karşılaşmak nasıl bir duygu biliyor musunuz? Kelimelerin kifayetsiz kalacağı kadar harika! Mary and Max&#8217;in methini bir hayli okumuş, iyi bir stop-motion animasyon olduğunu yazıp çizilenlerden anlamıştım. Nihayet dün filmi izleyebildim, yazıp çizilenler azmış diye biraz da ben ekleyeceğim düzülen methiyelere. Önce filmin konusuyla ilgili azıcık bilgi vereyim. Efendim, Mary Avustralya&#8217;da yaşayan sekiz yaşındaki sevimli mi sevimli bir kızcağız. Yalnız kendisinin ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İzlemekte olduğunuz filmin güzel bir film olacağını zaten tahmin edip beklediğinizin de ötesinde bir filmle karşılaşmak nasıl bir duygu biliyor musunuz? Kelimelerin kifayetsiz kalacağı kadar harika!</p>
<p>Mary and Max&#8217;in methini bir hayli okumuş, iyi bir stop-motion animasyon olduğunu yazıp çizilenlerden anlamıştım. Nihayet dün filmi izleyebildim, yazıp çizilenler azmış diye biraz da ben ekleyeceğim düzülen methiyelere.</p>
<p>Önce filmin konusuyla ilgili azıcık bilgi vereyim. Efendim, Mary Avustralya&#8217;da yaşayan sekiz yaşındaki sevimli mi sevimli bir kızcağız. Yalnız kendisinin ne denli şirin olduğunun farkında değil, zira sosyal yaşamdan ve de ailesinden kopuk bir baba ve alkolik bir anneden oluşan çekirdek ailesinde ona özgüvenini kazandıracak bir çitlemlik hareket dahi yok. O da alnındaki kahverengi doğum lekesini alınyazısıyla karıştırıp hayatını hep kahve tonlarında yaşayacağını sanmakta.  Günlerden birgün, telefon rehberinde rastgele bulduğu bir adrese mektup yazmasıyla hem kendisinin hem de mektup yazdığı Max&#8217;in yaşamına renk katacağını bilmiyor tabii küçük kızımız. New York&#8217;ta tek başına yaşayan Max ise, asperger sendromundan ve obeziteden muzdarip kırklı yaşlarında bir adamcağız. Hiç tanımadığı birinden aldığı mektup önce onu panik ataklara soksa da elinden geldiği kadar Mary&#8217;nin mektuplarını cevapsız bırakmamakta. İkili arasındaki bu mektup alışverişine bir de değişik biçimlerde ve türlerde çikolatalar da eşlik ediyor ki filmin tadına tat katıyor.</p>
<p>Genel anlamda hikayenin iskeleti  bu şekilde ayakta dururken,   anatomisini incelediğimizde oldukça hoş ayrıntılarla, duygu yüklü  görüntülerle ve en önemlisi sevgiye aç bir çift yürekle karşılaşıyoruz. Bu iki yürek, yekpare atışları zaman zaman sekteye uğrasa da gerçek dostluğun; mesafe, cinsiyet, yaş, fiziksel görünüm ya da kusurlara aldırmaksızın yürekleri ısıtacak yegane şey olduğunu kanıtlıyor.</p>
<p>Yönetmen Adam Elliot&#8217;un sanırım ilk uzun metraj filmi olan Mary and Max, bir hayli güldüren ama kahkalarımızın diyetini ödetirmişcesine  bir o kadar da yürek burkan, herkese ki bazı filmleri herkese tavsiye etmem, ama herkese gönül rahatlığı, yürek sıcaklığı ve de akıl berraklığı ile tavsiye ettiğim harika bir film arkadaşlar. Mutlaka izleyin, bakın mutlaka diyorum!</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>24 February 2010 10:44</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/animasyon/mary-and-max/#comments">4 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/animasyon/mary-and-max/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Julie &amp; Julia</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/julie-julia/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/julie-julia/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Feb 2010 16:33:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[Amy Adams]]></category>
		<category><![CDATA[Amy Adams film]]></category>
		<category><![CDATA[Amy Adams filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Amy Adams Julie & julia]]></category>
		<category><![CDATA[Amy Adams julie ve julia]]></category>
		<category><![CDATA[Amy Adams kim]]></category>
		<category><![CDATA[biyografi filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[dvd si çıkan filmler]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Günışığı Temizleme Şirketi]]></category>
		<category><![CDATA[juile ve julia]]></category>
		<category><![CDATA[Julie & Julia]]></category>
		<category><![CDATA[Julie & Julia Amy Adams]]></category>
		<category><![CDATA[Julie & Julia bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Julie & Julia detay]]></category>
		<category><![CDATA[Julie & Julia eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Julie & Julia film]]></category>
		<category><![CDATA[Julie & Julia film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Julie & Julia film özeti]]></category>
		<category><![CDATA[Julie & Julia fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Julie & Julia full]]></category>
		<category><![CDATA[Julie & Julia hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Julie & Julia konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Julie & Julia künye]]></category>
		<category><![CDATA[Julie & Julia Mery Streep]]></category>
		<category><![CDATA[Julie & Julia nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Julie & Julia sinekritik]]></category>
		<category><![CDATA[Julie & Julia sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Julie & Julia teasler]]></category>
		<category><![CDATA[Julie & Julia trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Julie & Julia yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Julie and Julia]]></category>
		<category><![CDATA[Julie and Julia film]]></category>
		<category><![CDATA[Julie and Julia fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Julie and Julia sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Julie and Julia trailer]]></category>
		<category><![CDATA[julie ile julia]]></category>
		<category><![CDATA[komedi filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Meryl Streep]]></category>
		<category><![CDATA[Meryl Streep film]]></category>
		<category><![CDATA[Meryl Streep filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Meryl Streep Julie & Julia]]></category>
		<category><![CDATA[Meryl Streep julie ile julia]]></category>
		<category><![CDATA[Meryl Streep julie ve julia]]></category>
		<category><![CDATA[Meryl Streep kim]]></category>
		<category><![CDATA[Meryl Streep ve Amy Adams]]></category>
		<category><![CDATA[mutfaktaki kadın]]></category>
		<category><![CDATA[mutfaktaki kadın sinema]]></category>
		<category><![CDATA[ne izlesem]]></category>
		<category><![CDATA[paris film]]></category>
		<category><![CDATA[romantik film]]></category>
		<category><![CDATA[sinekritik]]></category>
		<category><![CDATA[Sunshine Cleaning]]></category>
		<category><![CDATA[tv de ne var]]></category>
		<category><![CDATA[tv filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[yazar fafatuka]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=4834</guid>
		<description><![CDATA[Julie &#38; Julia, iki tane ayrı ama biri diğerini etkileyen yaşanmış hayatlardan oluşturulmuş; heyecan değil belki ama  hoş bir bir buçuk saat vadeden keyifli bir seyirlik. Efendim, 1960?lı yılların Paris?inde Julia Child adında boyuna posuna kurban olunası Amerikalı bir kadın, kendine uğraş arar dururken, yemek yemeği çok sevdiğinden mütevellid aşçılık kursuna yazılır, ki yurdumuzda bu mesleği icra edenlere hâlâ ?ahçı? diyen dillerine biber sürülesicelere  rastlanmaktadır. Kısa sürede kurstaki tek kadın kursiyer olarak tüm erkek AŞÇI ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Julie &amp; Julia, iki tane ayrı ama biri diğerini etkileyen yaşanmış hayatlardan oluşturulmuş; heyecan değil belki ama  hoş bir bir buçuk saat vadeden keyifli bir seyirlik.</p>
<p>Efendim, 1960?lı yılların Paris?inde Julia Child adında boyuna posuna kurban olunası Amerikalı bir kadın, kendine uğraş arar dururken, yemek yemeği çok sevdiğinden mütevellid aşçılık kursuna yazılır, ki yurdumuzda bu mesleği icra edenlere hâlâ ?ahçı? diyen dillerine biber sürülesicelere  rastlanmaktadır. Kısa sürede kurstaki tek kadın kursiyer olarak tüm erkek AŞÇI adaylarını geçen Julia, yemek kitabı hazırlayan iki gurmeyle de tanışınca bir yemek kitabı yazmak için takım arkadaşlarıyla beraber kolları sıvar. Sonunda azmin elinden elbette ne taş, ne de aş kurtulur ve Julia kocasıyla beraber Amerika?ya döndüklerinde Amerikan mutfağını ve de mutfaktaki kadınları en çok etkileyen isimlerden biri olur.</p>
<p>İlk hikayemiz bu minval üzere seyrederken 2002 yılında Queens?e yeni tanışan bir çiftimizi görürüz. Sosyal yardım danışmanlığı yapan Julie Powell, kocasıyla beraber bir yandan yeni evlerine alışmaya bir yandan da kendine seveceği bir uğraş bulmaya çalışmaktadır. Tesadüfe bakın ki Julie?nin de hayatta yapmaktan en çok zevk aldığı şey yemek yapmaktır. Yıllar önce yazılmış Julia Child?ın yemek kitabını baz, Julia Child?ı da kendine idol alan Julie, yemek kitabındaki tüm tarifleri bir yıl içinde pişirerek sonuçlarını bir blogla insanlarla paylaşmaya karar verir. Bu uğurda evliliğinin selametini de riske atan Julie, sonunda hedefine ulaşabilecek ve en önemlisi hâlâ hayatta olan Julia Child?a hayranlığının hakkını verebilecek midir? Ki yurdumuzda bu tip cümlelerle okuyucuda merak uyandıracağını sanan, klavye tuşlayan parmaklarına yapıştırıcı sürülesicelere hâlâ rastlanmaktadır.</p>
<p>Julie &amp; Julia?da Meryl Streep ve Amy Adams, baş rol olup da beraber sahnesi olmayan nadir filmlerden birinde yer almaktalar. Amy Adams, herzamanki sevimliliğiyle çok da azimli bir çaba gerektirmeyen bir rolle karşımızda. Ben  <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/gunisigi-temizleme-sirketi-sunshine-cleaning/" target="_blank">Günışığı Temizleme Şirketi</a>?nde (Sunshine Cleaning) kendisini daha çok beğenmiştim mesela. Meryl Streep ise,  gerçek Julia Child?ı bilmeyenler için abartılı zannedilebilecek ama yutupta falan Julia Child?ın vidyolarını izleyenler için neredeyse gerçeği gibi olmuş bir Julia Child olarak arz-ı endam edip, üstüne üstlük bu rolüyle oskarlarda da en iyi kadın oyuncu olarak adaylık çıkarıyor. Akademinin yaşanmış hikayelerden çekilen filmleri ve yaşamış kişilere bürünen oyuncuları ne kadar sevdiğini düşünürsek, bu seneki en iyi kadın oyuncu ödülünde Meryl Streep?in şansı bir hayli fazla bence.</p>
<p>Tutkusu olan insanlara hep gıptayla bakmışımdır. Hevesli olmaktan, deneyip de görelim bakalımcılıktan bahsetmiyorum; öyle bir şey olacak ki uğrunda saatlerce, yıllarca çalışmak, nice engelleri aşmak işten bile gelmeyecek. Julie &amp; Julia?nın en sevdiğim tarafı da buydu, bana içindeki tutkuyu farkına varıp bunu ortaya çıkaran ve bu uğurda hiç pes etmeyen iki insanı gösterdi. İş içimizdeki cevheri farkına varabilmekte? Farkına varanlara ne mutlu?</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>22 February 2010 18:33</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/julie-julia/#comments">5 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/julie-julia/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Persepolis</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/animasyon/persepolis/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/animasyon/persepolis/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Feb 2010 00:48:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[animasyon PERSEPOLİS]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk film]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Türkiye'si]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[avrupada özgür hayat]]></category>
		<category><![CDATA[bir çocuğun gözünden]]></category>
		<category><![CDATA[bir çocuğun gözüyle]]></category>
		<category><![CDATA[bir çocuğun gözüyle Avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[bir çocuğun gözüyle hayat]]></category>
		<category><![CDATA[bir çocuğun gözüyle Irak]]></category>
		<category><![CDATA[bir çocuğun gözüyle politika]]></category>
		<category><![CDATA[cimcime]]></category>
		<category><![CDATA[cimcime kız]]></category>
		<category><![CDATA[çizgi film]]></category>
		<category><![CDATA[çizgi film PERSEPOLİS]]></category>
		<category><![CDATA[çizgi sinema]]></category>
		<category><![CDATA[çizgi sinema PERSEPOLİS]]></category>
		<category><![CDATA[Dreamworks]]></category>
		<category><![CDATA[DVD filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[ecnebi]]></category>
		<category><![CDATA[ecnebice]]></category>
		<category><![CDATA[en güzel filmler]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Eye Of The Tiger]]></category>
		<category><![CDATA[Eye Of The Tiger film]]></category>
		<category><![CDATA[Eye Of The Tiger sinema]]></category>
		<category><![CDATA[film eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Irak]]></category>
		<category><![CDATA[İrak'lı çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[İrak'lı kız]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[İran film]]></category>
		<category><![CDATA[İran-Irak]]></category>
		<category><![CDATA[İran-Irak film]]></category>
		<category><![CDATA[İran-Irak sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Marjane]]></category>
		<category><![CDATA[mollalar]]></category>
		<category><![CDATA[PERSEPOLİS]]></category>
		<category><![CDATA[Persepolis detay]]></category>
		<category><![CDATA[PERSEPOLİS film]]></category>
		<category><![CDATA[Persepolis film detayı]]></category>
		<category><![CDATA[Persepolis film özeti]]></category>
		<category><![CDATA[Persepolis filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Persepolis fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Persepolis fragman izle]]></category>
		<category><![CDATA[Persepolis hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Persepolis konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Persepolis künye]]></category>
		<category><![CDATA[Persepolis nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Persepolis nerede]]></category>
		<category><![CDATA[Persepolis özet]]></category>
		<category><![CDATA[Persepolis teasler]]></category>
		<category><![CDATA[Persepolis trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Persepolis trailer izle]]></category>
		<category><![CDATA[Persepolis yorum]]></category>
		<category><![CDATA[pixar]]></category>
		<category><![CDATA[politik film]]></category>
		<category><![CDATA[politika ve çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[rejim]]></category>
		<category><![CDATA[şah dönemi sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sinekritik]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalardan]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye hakkında film]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'yi içeren film]]></category>
		<category><![CDATA[yeni çıkan filmler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=4652</guid>
		<description><![CDATA[Pixar?ın, Dreamworks?ün bilgisayar harikası animasyonlarından sonra biraz sönük bulacağımı düşündüğüm ama konusu itibariyle fazlasıyla merak ettiğim Persepolis?i izledikten sonra bu kadar geç izleyişime epey bir hayıflandım sayın seyirciler. Zira, tahmin edebileceğim üzre politik göndermelerle içeriği dolu, tahmin edemeyeceğim kadar da sahneler arası geçişlerle izleyeni büyüleyen, aldığı ödülleri anasının ak sütü gibi hak etmiş bir film Persepolis. 1979 yılı İran?ında, hayatın akışının bambaşka bir yöne seyredeceği devrimden sonra, Marjane adında cimcime mi cimcime bir kızın bakışından ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Pixar?ın, Dreamworks?ün bilgisayar harikası animasyonlarından sonra biraz sönük bulacağımı düşündüğüm ama konusu itibariyle fazlasıyla merak ettiğim Persepolis?i izledikten sonra bu kadar geç izleyişime epey bir hayıflandım sayın seyirciler. Zira, tahmin edebileceğim üzre politik göndermelerle içeriği dolu, tahmin edemeyeceğim kadar da sahneler arası geçişlerle izleyeni büyüleyen, aldığı ödülleri anasının ak sütü gibi hak etmiş bir film Persepolis.</p>
<p>1979 yılı İran?ında, hayatın akışının bambaşka bir yöne seyredeceği devrimden sonra, Marjane adında cimcime mi cimcime bir kızın bakışından önce İran?ı, sonra Avrupa?yı sonra tekrar İran?ı izleriz Persepolis?te. Şah döneminde zamanın baskılarından rahatsız olan aydın kesim, mollalarla iş birliği yaparak yeni bir düzen getirmek üzere şah mat yapar. Oyunu kazandıklarını düşünürken humeyninin oyununa geldiklerini geç farkeden bir çok solcu hapsedilir ya da asılır. İran?da devir şeriat devridir ve modern yaşam koşulları giderek orta çağ koşullarına dönüşür. Topraklarındaki bu mağara adamlık durumların üstesinden gelmekte hayli zorlanan, İran-Irak savaşının başlamasıyla da hayatları iyice zorlaşan Marjene?in ailesi, kızlarını Avusturya?ya bir liseye gönderir. Marjene?in özgürlüğü yaşamak üzere gittiği Avrupa, cimcime kızımıza, bittabii o artık genç bir kızdır, sınırları belirsiz bir özgürlük sunuyormuş gözükse de daha çok yalnızlaşmasına sebep olur. Ülkesini ve ailesini özleyen Marjene, ölümden döndüğü bir hastalık sonrası yurduna döner. İran?da işler bıraktığından daha zor ve daha ?kapalıdır? artık.</p>
<p>Persepolis konusu itibariyle bir çok yönden ele alınabilecek bir film. İlk akla gelen politik tavrı elbette. Daha doğrusu dile getirdiği, göze gösterdiği sahneler. Şah?ın başta Atatürk?ün Türkiye?yi modernleştirmesi gibi kendi ülkesini modernleştirmek isterken İngiliz oyununa gelmesi, İran-Irak savaşında batı ülkelerinin iki tarafa da silah satıp ateşe körükle gitmeleri dile getirdiği cümleler olarak kayda geçiyor. Büyük umutlarla ve halkın yüzde yüzüne yakın oy desteğiyle iktidara gelip İran&#8217;ı  karabasana çeviren humeyninin şeriatının insanları ne hallere soktuğu da gözler önüne serilen sahneler arasında.</p>
<p>Ele alınabilecek bir diğer yön ise Marjene?in Avrupa?da gördüğü özgür hayat. Yasaklarla çevrili bir düzenden sonra, kaydı kuydu yok denilebilecek marjinal bir arkadaş çevresinde yaşadıklarının/hissettiklerinin de pek matah şeyler olmadığını görüyoruz Marjene?in. ?Her şey boş, bu boşluğu doldurmak için insanlar savaşlar uyduruyor.? diyen apaçi kılıklıya verdiği cevapta Marjene?in bu yaşamdan ve ilişkilerden de mutlu olmadığını anlıyoruz. Hatta kendini Fransız olarak tanıtacak kadar  arafta kalıyor Avrupa?da. Gerçi ipi koparan şey, talihsiz bir aşk hikayesi oluyor, ve kısa sayılabilecek ömr-ü hayatında bir devrim bir de savaş görmüş Marjene, bir aşkzede olarak ülkesine geri dönüyor. Döndükten sonra ecnebicesi Eye Of The Tiger olan yıkılmadım ayaktayım şarkısını terennüm etmesi biraz zaman alsa da sevmeye hatta evlenmeye cesaret edecek kadar kendine geliyor. Yazık ki mutluluğun yine yüzüne gülmediği Marjene, ülkesini bir kez daha ve bu sefer dönmemek üzere terkediyor ama bir İranlı olarak.</p>
<p>Film aynı zamanda bir genç kızın, bir kadının hikayesi. Çocukluğun saf ama muzip dönemlerinden çoğu insandan farklı olarak geçen küçük bir kızın, büyüdükçe ergenliğe yakışır asilikte kendince başkaldırışlarını çok güzel yansıtmış Persepolis. Bir kadın olarak ise,  hayatın çelmelerine bir de kadını ikinci sınıf olarak bile görmeyen bir rejimin zorlamaları altında takılmamaya çalışan Marjene?in hikayesi söylenebilecek ya da gösterilebilecek en net sahnelerle ortaya konulmuş. Bu arada, hikayenin bir çeşit otobiyografi olduğunu, filmin, Marjene  Satrapi?nin yaşadıklarından yola çıkarak resimleyip yazdığı aynı adlı çizgi romandan uyarlandığını da ekleyelim.</p>
<p>Persepolis, anlattıkları kadar anlatma biçimiyle de etkileyici bir animasyon. Siyah beyaz olması ya da iki boyutlu sade çizimleri sizi yanıltmasın. Daha jeneriği başladığında izleyeni etkisi altına alan çizimler, özellikle sahne geçişlerindeki akıcılıkla, anlatımdaki şaşırtıcı buluşlarla holivud animasyonlarından farklı ama en az onlar  kadar (hatta belki de daha fazla) keyifle izlenebilir çizimler. Filmin keyif veren bir diğer yanı da elbette mizahı tam ayarında, küçük bir çocuğa, genç bir kıza ve bir kadına yakışır bir biçimde vermesi.</p>
<p>Dindar insanlar filmin şeriat eleştirisinden hoşlanmayabilir diye düşünüyorum, ama burada dikkat edilmesi gereken nokta filmdeki eleştirinin dine değil dini kendi bağnaz düşüncelerine göre yaşamaya/yaşatmaya çalışanlara geldiğidir. Bu tür insanları görmek için uzağa bakmaya bile gerek yok, daha geçenlerde 16 yaşındaki bir genç kız babası ve dedesi tarafından diri diri toprağa gömülmedi mi benim güzel ama yalnız ülkemde?</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>17 February 2010 02:48</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/animasyon/persepolis/#comments">4 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/animasyon/persepolis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uzak İhtimal</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/uzak-ihtimal/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/uzak-ihtimal/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 00:18:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[CD-DVD filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[en güzel filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Ersan Uysal]]></category>
		<category><![CDATA[Görkem Yeltan]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmut Fazıl Çoşkun]]></category>
		<category><![CDATA[Nadir Sarıbacak]]></category>
		<category><![CDATA[ne izlesem]]></category>
		<category><![CDATA[sinekritik]]></category>
		<category><![CDATA[Türk dram]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[türk filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Uzak İhtimal]]></category>
		<category><![CDATA[Uzak İhtimal detay]]></category>
		<category><![CDATA[Uzak İhtimal eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Uzak İhtimal film özeti]]></category>
		<category><![CDATA[Uzak İhtimal filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Uzak İhtimal fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Uzak İhtimal fragman izle]]></category>
		<category><![CDATA[Uzak İhtimal hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Uzak İhtimal konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Uzak İhtimal künye]]></category>
		<category><![CDATA[Uzak İhtimal Mahmut Fazıl Çoşkun]]></category>
		<category><![CDATA[Uzak İhtimal Nadir Sarıbacak]]></category>
		<category><![CDATA[Uzak İhtimal sinema]]></category>
		<category><![CDATA[yeni çıkan filmler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=4564</guid>
		<description><![CDATA[Film ile isminin bu denli birbirine yakıştığı filmlerin sayısı ne kadardır bilmiyorum ama, Uzak İhtimal, adını her anlamda hak eden, sessiz (mecaz anlamda demiyorum, gerçekten sessiz), sakin (derin sular durgun olur ne de olsa) ama içinde fırtınalar kopan bir film. Biz bu fırtınaları boğazın serin sularında göremesek de Musa?nın gözlerinde, sevdiceğinin yollarını beklerkenki hallerinde, yemeğe geleceğini duyduğundaki ?Vallaha mı abi!?sinde farkedebiliyoruz (şimdiye kadar duyduğum en samimi ?vallaha? idi o). Musa, Ankara?dan İstanbul?daki bir camiiye  tayin ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Film ile isminin bu denli birbirine yakıştığı filmlerin sayısı ne kadardır bilmiyorum ama, Uzak İhtimal, adını her anlamda hak eden, sessiz (mecaz anlamda demiyorum, gerçekten sessiz), sakin (derin sular durgun olur ne de olsa) ama içinde fırtınalar kopan bir film. Biz bu fırtınaları boğazın serin sularında göremesek de Musa?nın gözlerinde, sevdiceğinin yollarını beklerkenki hallerinde, yemeğe geleceğini duyduğundaki ?Vallaha mı abi!?sinde farkedebiliyoruz (şimdiye kadar duyduğum en samimi ?vallaha? idi o).</p>
<p>Musa, Ankara?dan İstanbul?daki bir camiiye  tayin olan bir müezzindir. Yeni görev yerine gelir, evine taşınır, işine başlar. Hayatında ne bir gel git, ne bir çalkantı ne de düzenini bozacak bir durum vardır. Hatta Yakup adında yaşlı bir sahafın yanında ek bir iş bile bulmuştur. Ama aşk, ah minel aşk! İnsanın başına ne gelirse ondan gelmiyor mu? İnsana kendini unutturup başını döndürmüyor mu? Musa da komşusu Clara ile tanışınca belki de  kırk yıl düşünse aklına gelmeyecek bir sevdaya yakalanıyor. Şimdiki emesen ya da feysbuk aşıklarının (!) gülüp geçeceği hallere de düşüyor üstelik; mutfak pencereleri karşı karşıya olduğundan bir ışık görme umuduyla bulaşıkları tekrar tekrar yıkıyor Musa, kapıda karşılaşırım diye yollarda bekliyor Clara?nın gelmesini, düşürdüğü tespihi verebilmek için kiliseye bile gidiyor. Yaşadığı bu art niyetlerden arınmış, saf aşkı Clara tarafından da karşılık görüyor sonunda ama bir araya gelmeleri filmin dediği gibi uzak ihtimal. Farklı dinlerin insanları onlar, din demek de dünya demek onlar için zira Musa bir müezzin, Clara ise rahibe olmaya karar vermiş bir hristiyan.</p>
<p>Aslında filmin benim en sevdiğim tarafı, bu dinî farklılığı aşırıya kaçmadan, demagoji yapmadan hatta insanın gözüne gözüne sokmadan, olduğunca insanî bir şekilde vermesi oldu. Musa da Clara da kendini ve karşısındakini olduğu gibi kabul etmiş, olmaz duaya amin demeyen iyi niyetli insanlar. Belki içlerinden ?keşke başka şartlarda tanışsaydık? diye geçirmişlerdir ama ikisi de birbirlerinin şartlarını değiştirmek için herhangi bir harekette bulunmuyorlar. Böyle karşılıklı sevgi ve saygı çerçevesinde, bakışmalarla, dile getirilemeyen cümlelerle, sade sevdiceğinin yanında olma mutluluğuyla bir sevda yaşıyorlar.</p>
<p>Film, yönetmen Mahmut Fazıl Çoşkun?un ilk filmi. Baş rollerde Nadir Sarıbacak, Görkem Yeltan ve Ersan Uysal yer alıyor. Üçü de işlerini iyi yapmışlar, söyleyecek pek fazla bir şey yok. Yalnız filmin senaryosuna baktığımızda ki senaryo bir kaç kişi tarafından yazılmış, bazı yerine oturmayan şeyler olduğunu görüyoruz. Örneğin, filmin baş karakterlerinin hayatını değiştirecek nitelikteki Yakup?un kimliğiyle ilgili bilgi ortaya çıktığında Yakup?tan daha etkin bir tavır bekliyoruz ama olmuyor. Böyle bir durumda işleri oluruna bırakmak ne kadar insaflı olmuş tartışılır bence. Aynı zamanda Musa ile Yakup?un yaşadığı adlî olay  ?filmde bari biraz hareket olsun? diye konulmuş gibi. Olmasa çok şey değişmeyecekti filmde bence. Musa kadar Clara da işlense acaba daha iyi olmaz mıydı demeden de geçemiyorum. Ama olaylar Musa?nın bakış açısıyla anlatılıyor, senaristler, bu durumda belki çok zorunlu görmemişlerdir bunu.</p>
<p>Ufak tefek eksiklikleri olsa da güzel bir Türk filmi bence Uzak İhtimal.  Bazıları için izlemesi sabır gerektiriyor ama, demedi demeyin sonra.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>11 February 2010 02:18</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/uzak-ihtimal/#comments">1 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/uzak-ihtimal/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karanlıktakiler</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/karanliktakiler/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/karanliktakiler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 20:27:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Çağan Irmak Issız Adam]]></category>
		<category><![CDATA[Çağan Irmak Karanlıktakiler]]></category>
		<category><![CDATA[en güzel filmler]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Erdem Akakçe]]></category>
		<category><![CDATA[film eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Issız adam]]></category>
		<category><![CDATA[Karanlıktakiler]]></category>
		<category><![CDATA[Karanlıktakiler detay]]></category>
		<category><![CDATA[Karanlıktakiler eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Karanlıktakiler film]]></category>
		<category><![CDATA[Karanlıktakiler film fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Karanlıktakiler fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Karanlıktakiler hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Karanlıktakiler künye]]></category>
		<category><![CDATA[Karanlıktakiler özet]]></category>
		<category><![CDATA[Karanlıktakiler resim]]></category>
		<category><![CDATA[Karanlıktakiler sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Karanlıktakiler yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Karanlıktakiler yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Meral Çetinkaya]]></category>
		<category><![CDATA[ne izlesem]]></category>
		<category><![CDATA[sinekritik]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalardan]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[yeni çıkan filmler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=4545</guid>
		<description><![CDATA[Çağan Irmak&#8217;ın Issız Adam yersizliğinden sonra çoklarımızca karizmayı düzelttiği Karanlıktakiler, izleyeni gerçekten de karanlıkta bırakan bir film. Özellikle de sonuyla. Ama biz sonuna gelmeden bir başından başlayalım bakalım. Efendim, Egemen adındaki genç irisi arkadaşımız mahallenin delisi annesiyle büyükçe bir evde yaşamaktadır. Anne sosyal yaşamı bırakın kişisel yaşamını bile tek başına idame ettirmediği için yaşamlarının tüm sorumluluğu Egemen?dedir. Bir ajansta ofisboy olarak çalışan Egemen ise  yıllardır bu garip ve soyut yaşamın biriktirdiği sıkıntıdan, hayatına istediği gibi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çağan Irmak&#8217;ın Issız Adam yersizliğinden sonra çoklarımızca karizmayı düzelttiği Karanlıktakiler, izleyeni gerçekten de karanlıkta bırakan bir film. Özellikle de sonuyla. Ama biz sonuna gelmeden bir başından başlayalım bakalım.</p>
<p>Efendim, Egemen adındaki genç irisi arkadaşımız mahallenin delisi annesiyle büyükçe bir evde yaşamaktadır. Anne sosyal yaşamı bırakın kişisel yaşamını bile tek başına idame ettirmediği için yaşamlarının tüm sorumluluğu Egemen?dedir. Bir ajansta ofisboy olarak çalışan Egemen ise  yıllardır bu garip ve soyut yaşamın biriktirdiği sıkıntıdan, hayatına istediği gibi egemen olamayışından iyice bunalmış, kimseye de bir zararı dokunmadan yaşayıp gitmektedir. Ama nereye kadar? Patronuna duyduğu platonik aşkın gerçekleriyle karşılaştığında aynı soruyu Egemen de sorar kendine: Nereye kadar?</p>
<p>Egemen?in değil belki ama izleyici olarak bizim bu soruya aldığımız yanıt, başta da belirttiğim gibi, bizi karanlıkta bırakan bir yanıt ne yazık ki. Aynı zamanda başka sorulara da gebe bir yanıt. Acaba gerçekte karanlıkta olan kim? Acaba karanlık dışarda mı yoksa içimizde mi aslında?</p>
<p>Filmin baş rol oyuncuları Meral Çetinkaya ve Erdem Akakçe gerçekten de iyi bir iş çıkarmışlar, özellikle Meral Çetinkaya okuduğum bazı yorumlarda abartılı bir oyunculuk sergilediği yazılsa da bence tam rolünün hakkını vermiş, ne eksik ne fazla. Zira başlarda fazlasıyla antipatik gelen bir deli görünümünden sonra delirişinin hikayesini öğrendikten sonra duruşunda ?şimdi beni sevin artık? durumu yok, hâlâ deli yani. Tabii delirişinin müsebbiplerini düşündüğümüzde kimin aklından zoru olduğu tartışılır bir konu. Erdem Akakçe benim iyi takip ettiğim bir isim değil, diğer işlerini bilemiyorum, bu filmdeki gibi bir performans sergilerse her işinde, Türk sineması iyi bir oyuncu kazanmış demektir.</p>
<p>Karanlıktakiler herkesin seveceği bir film değil elbette, Çağan Irmak?ın diğer filmleriyle de karşılaştırmamak gerek zannımca, çünkü kendine has, sadece kendi için izlenebilecek bir film. Biraz sıkıcı gelebilir hatta, filmin gişedeki halini düşününce bu ifadeyi kullanmak zorunda hissettim kendimi, zira halkımızın çoğu kendisine küfür edilmeyince filmlerden zevk alamıyor malumunuz.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>10 February 2010 22:27</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/karanliktakiler/#comments">3 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/karanliktakiler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lütfen Beni Öldürme / Stranger Than Fiction</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/komedi/lutfen-beni-oldurme-stranger-than-fiction/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/komedi/lutfen-beni-oldurme-stranger-than-fiction/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 Jan 2010 12:31:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Dustin Hoffman]]></category>
		<category><![CDATA[Emma Thompson]]></category>
		<category><![CDATA[Harold Crick]]></category>
		<category><![CDATA[Harold Crick Stranger Than Fiction]]></category>
		<category><![CDATA[Lütfen Beni Öldürme]]></category>
		<category><![CDATA[Lütfen Beni Öldürme / Stranger Than Fiction]]></category>
		<category><![CDATA[Lütfen Beni Öldürme / Stranger Than Fiction fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Lütfen Beni Öldürme / Stranger Than Fiction fragman izle]]></category>
		<category><![CDATA[Lütfen Beni Öldürme / Stranger Than Fiction izle]]></category>
		<category><![CDATA[Lütfen Beni Öldürme detay]]></category>
		<category><![CDATA[Lütfen Beni Öldürme eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Lütfen Beni Öldürme film]]></category>
		<category><![CDATA[Lütfen Beni Öldürme fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Lütfen Beni Öldürme full]]></category>
		<category><![CDATA[Lütfen Beni Öldürme hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Lütfen Beni Öldürme izle]]></category>
		<category><![CDATA[Lütfen Beni Öldürme künye]]></category>
		<category><![CDATA[Lütfen Beni Öldürme özet]]></category>
		<category><![CDATA[Lütfen Beni Öldürme sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Lütfen Beni Öldürme trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Maggie Gyllenhaal]]></category>
		<category><![CDATA[Stranger Than Fiction]]></category>
		<category><![CDATA[Stranger Than Fiction detay]]></category>
		<category><![CDATA[Stranger Than Fiction eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Stranger Than Fiction full]]></category>
		<category><![CDATA[Stranger Than Fiction künye]]></category>
		<category><![CDATA[Stranger Than Fiction trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Will Ferrell]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=4057</guid>
		<description><![CDATA[Başımıza gelen şeyleri kaderimizde yazılı olduğu için mi yaşarız yoksa attığımız adımların sonucu mu yazılır yazımız alnımıza? Bu soruya herkesin kendine/inancına göre verecek bir cevabı vardır elbet. Ama bence daha önemli olan şey, cevabımıza göre yaşayıp yaşamadığımızdır. Lütfen Beni Öldürme / Stranger Than Fiction, yukarıda sözünü ettiğim kader kavramına eğlenceli bir şekilde değinen, insan yaşamına ne kadar müdahildir sorusunun etrafını dolaşıp, hayatın aslında ne kadar değerli ve kısa olabileceğini, bu yüzden yaşamımızı gerçekten yaşamaya değer ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!-- 		@page { margin: 2cm } 		P { margin-bottom: 0.21cm } -->Başımıza gelen  şeyleri kaderimizde yazılı olduğu için mi yaşarız yoksa attığımız adımların sonucu mu yazılır yazımız alnımıza? Bu soruya herkesin kendine/inancına göre verecek bir cevabı vardır elbet.  Ama bence daha önemli olan şey,  cevabımıza göre yaşayıp yaşamadığımızdır.</p>
<p>Lütfen Beni Öldürme / Stranger Than Fiction, yukarıda sözünü ettiğim kader kavramına eğlenceli bir şekilde değinen, insan yaşamına ne kadar müdahildir sorusunun etrafını dolaşıp, hayatın aslında ne kadar değerli ve kısa olabileceğini, bu yüzden yaşamımızı gerçekten yaşamaya değer / yaşamak isteyeceğimiz anlarla doldurmamızı  öneren, gösterimde olduğu zamanlarda dudak büküp ?Bu filmden iş çıkmaz.? diye düşündüğüm ama izlediğimde bütün düşündüklerimi bana yalatan, izlemesi keyifl,i süte banılmış kurabiye tadında bir film.</p>
<p>Filmimizin kahramanı Harold Crick, kurulmuş saat misali yaşayan bir vergi memurudur. Tam 12 yıl boyunca her gün aynı saatte kalkıp, hiç şaşmadan aynı saatte otobüse binerek işine gider, aynı şekilde dakika sektirmeden evine gelip her gece aynı saatte yatağına girer. İşinde oldukça becerikli, dört basamaklı sayılarla hesap makinesi kullanmadan dört işlem yapabilecek, sabunluktaki sıvı sabunun doluluk oranının yüzdesini hesaplayabilecek kadar yaşamı ve kafası sayılarla dolu ama bir o kadar da yalnız bir adamdır. Bir sabah kalktığında bir kadının kendi hakkında konuştuğunu duyar. Bu gaipten gelen ses Harold&#8217;un yaptığı şeyleri anlatmaktadır, hem de edebî cümlelerle. Sonunda hal-i hazırda yazılan bir romanın kahramanı olduğu ortaya çıkacak olan Harold, bir yandan romanının sonunda kahramanını öldürmeyi planlayan yazara ulaşmak için uğraşacak, bir yandan da hayatının aslında yaşamak istediği hayat olup olmadığının hesabını, sayılar olmadan yapmaya çalışacaktır.</p>
<p>2006 yılı yapımı Lütfen Beni Öldürme / Sranger Than Fiction&#8217;da , hepsinin ayrı ayrı kutlanması gereken oyuncularının yanında ( Will Ferrell, Emma Thompson, Maggie Gyllenhaal ve Dustin Hoffman) senarist  Zach Helm de ayrı bir kutlamayı hak ediyor. Senaryoda hiçbir şey abartılmadan, duygu da komedi de yerli yerinde kulanılmış. Will Ferrell&#8217;dan pek hazzetmediğim halde (sanırım çıktığı zaman filme dudak bükmemin asıl sebebi buydu, itirafediyorumnoktaben), Harold Crick rolunde gayet başarılı bir iş çıkardığını maalesef kabul etmem gerekiyor (bak bak hâlâ adama çamur atıyorum, oysa bir kötülüğü de dokunmuş değil bana garibin ). Bunun yanında Emma Thompson, takıntılı yazar rolünde gerçekten de takıntılı bu kadın dedirtiyor. Filmin kurgusunun da filme ayrı bir güzellik kattığını not düşerek, sivrisinema okurlarına işbu bahsi geçen filmi büyük bir keyifle tavsiye ediyorum.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>28 January 2010 14:31</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/komedi/lutfen-beni-oldurme-stranger-than-fiction/#comments">4 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/komedi/lutfen-beni-oldurme-stranger-than-fiction/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sherlock Holmes</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/sherlock-holmes-2/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/sherlock-holmes-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 13:28:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[fafatuka yazdı]]></category>
		<category><![CDATA[fafatuka yazıyor]]></category>
		<category><![CDATA[Guy Ritchie]]></category>
		<category><![CDATA[Jude Law]]></category>
		<category><![CDATA[Rachel McAdams]]></category>
		<category><![CDATA[Sherlock Holmes]]></category>
		<category><![CDATA[Sherlock Holmes cinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sherlock Holmes detay]]></category>
		<category><![CDATA[Sherlock Holmes eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Sherlock Holmes film]]></category>
		<category><![CDATA[Sherlock Holmes fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Sherlock Holmes fragman 2]]></category>
		<category><![CDATA[Sherlock Holmes full]]></category>
		<category><![CDATA[Sherlock Holmes hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Sherlock Holmes izle]]></category>
		<category><![CDATA[Sherlock Holmes Jude Law]]></category>
		<category><![CDATA[Sherlock Holmes klip]]></category>
		<category><![CDATA[Sherlock Holmes konu]]></category>
		<category><![CDATA[Sherlock Holmes künye]]></category>
		<category><![CDATA[Sherlock Holmes ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Sherlock Holmes özet]]></category>
		<category><![CDATA[Sherlock Holmes sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sherlock Holmes spaciel]]></category>
		<category><![CDATA[Sherlock Holmes trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Sherlock Holmes trailer 2]]></category>
		<category><![CDATA[Sherlock Holmes tv de]]></category>
		<category><![CDATA[Sherlock Holmes video]]></category>
		<category><![CDATA[Sherlock Holmes yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Sherlock Holmes yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Sherlock Holmes yorum]]></category>
		<category><![CDATA[sinema eleştirmen fafatuka]]></category>
		<category><![CDATA[sinema yazarı]]></category>
		<category><![CDATA[sinema yazarı fafatuka]]></category>
		<category><![CDATA[yazar fafatuka]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=4020</guid>
		<description><![CDATA[Polisiye denince akla ilk gelebilecek isimlerden olan Sherlock Holmes&#8217;un, Guy Ritchie yorumuyla beyazperdeye taşındığı haberinin heyecanı, filmi izledikten sonra biraz sönse de; keyifli, seyirlik bir filmle karşı karşıyayız yine de. Sherlock Holmes, Londra&#8217;da şüpheli ölümleri araştırmakta, arkadaşı Dr. Watson&#8217;la (Jude Law) ipucuyu ipucuna bağlamaktadır. İpin ucuna kara büyüyle tarikatımsı bir şey kuran Blackwood gelince, Sherlock Holmes, usta dedektifliğinin yanı sıra kimyagerliğini de işin içine sokar, zira kocakarı ilaçları, wudu büyüleri ve dahi bilumum hurafelerden hiç ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!-- 		@page { margin: 2cm } 		P { margin-bottom: 0.21cm } -->Polisiye denince akla ilk gelebilecek isimlerden olan Sherlock Holmes&#8217;un,  Guy Ritchie yorumuyla beyazperdeye taşındığı haberinin heyecanı, filmi izledikten sonra biraz sönse de; keyifli, seyirlik bir filmle karşı karşıyayız yine de.</p>
<p>Sherlock Holmes, Londra&#8217;da şüpheli ölümleri araştırmakta, arkadaşı Dr. Watson&#8217;la (Jude Law) ipucuyu ipucuna bağlamaktadır. İpin ucuna kara büyüyle tarikatımsı bir şey kuran Blackwood gelince, Sherlock Holmes, usta dedektifliğinin yanı sıra kimyagerliğini de işin içine sokar, zira kocakarı ilaçları, wudu büyüleri ve dahi bilumum hurafelerden hiç de hazetmeyen kahramanımız arkadaşı Dr. Watson&#8217;la beraber, dünyanın seyrini değiştirme niyetli bu karabüyü tarikatının arkasındaki sırrı öğrenmek ve gerekirse ?Durun, siz kardeşsiniz!?(Olmadı mı?  Peki şu nasıl?: Durun, hepimiz kardeşizzz!!!) uyarısıyla kötü emellerini hayata geçirmelerine engel olmak için atılmadık ateş, girilmedik kavga, yarılmadık baş bırakmayacaktır. Böyle adrenali had safhada, aksiyonu tavan yapmış oradan oraya atılırlarken, Holmes&#8217;un eski göz ağrısı Irene de (Rachel McAdams) ortaya çıkar, ?Buralara bir kadın elinin değmesi  lazım!? mealli girişimleri ile bizim iki kafadara destek mi köstek mi olduğu belli olmayan icraatlar gerçekleştirir. Elbette Holmes&#8217;a da, hem vak&#8217;ayı çözmek hem atmaya da satmaya da kıyamadığı bu göz ağrısının sızılarını geçirmek düşer.</p>
<p>Filmin yönetmeni Guy Ritchie&#8217;in kedine has üslubunu Sherlock Holmes&#8217;ta da konuşturduğunu gördüğümüz film, Arthur Conan Doyle&#8217;un kitaplarındaki gibi bir Holmes görme beklentisiyle izlenildiğinde hayal kırıklığı uğratabilir. Zira filmin en çok eleştiri alan yanı da Ritchie&#8217;nin tamamen  kendi yorumladığı bir Sherlock Holmes&#8217;u karşımıza çıkarması. Nerede bir İngiliz beyfendisi; nerede kendi de odası da dağınık, aklı havalarda, çocuk gibi kaprisli Robert Downey Jr&#8217;ın canlandırdığı pasaklı adam diyeyim, siz anlayın. Bunun dışında filmin ağır bir polisiye film olduğun da söyleyemeyiz, konusunu ben bile anladım diyeyim, siz anlayın.</p>
<p>Polisiye özelliğinin yanı sıra bolca aksiyon sahneleriyle de bezeli filmi keyiflik bir seyir olarak , hem de Robert Downey Jr yorumu Sherlock Holmes&#8217;u görmek için  sivrisinema okuyucularına  tavsiye edebilirim.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>26 January 2010 15:28</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/sherlock-holmes-2/#comments">6 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/sherlock-holmes-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Günışığı Temizleme Şirketi / Sunshine Cleaning</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/gunisigi-temizleme-sirketi-sunshine-cleaning/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/gunisigi-temizleme-sirketi-sunshine-cleaning/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 21:05:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[Alan Arkin]]></category>
		<category><![CDATA[Amy Adams]]></category>
		<category><![CDATA[Amy Adams film]]></category>
		<category><![CDATA[cinayet]]></category>
		<category><![CDATA[Emily Blunt]]></category>
		<category><![CDATA[Günışığı Temizleme Şirketi]]></category>
		<category><![CDATA[Günışığı Temizleme Şirketi / Sunshine Cleaning film]]></category>
		<category><![CDATA[Günışığı Temizleme Şirketi / Sunshine Cleaning hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Günışığı Temizleme Şirketi / Sunshine Cleaning izle]]></category>
		<category><![CDATA[Günışığı Temizleme Şirketi / Sunshine Cleaning konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Günışığı Temizleme Şirketi / Sunshine Cleaning nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Günışığı Temizleme Şirketi / Sunshine Cleaning özet]]></category>
		<category><![CDATA[Günışığı Temizleme Şirketi detay]]></category>
		<category><![CDATA[Günışığı Temizleme Şirketi eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Günışığı Temizleme Şirketi film]]></category>
		<category><![CDATA[Günışığı Temizleme Şirketi fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Günışığı Temizleme Şirketi fragman izle]]></category>
		<category><![CDATA[Günışığı Temizleme Şirketi hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Günışığı Temizleme Şirketi izle]]></category>
		<category><![CDATA[Günışığı Temizleme Şirketi künye]]></category>
		<category><![CDATA[Günışığı Temizleme Şirketi makale]]></category>
		<category><![CDATA[Günışığı Temizleme Şirketi sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Günışığı Temizleme Şirketi yorum]]></category>
		<category><![CDATA[İntihar]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[Sunshine Cleaning]]></category>
		<category><![CDATA[Sunshine Cleaning ( Gün Işığı Temizleme)]]></category>
		<category><![CDATA[Sunshine Cleaning aktor]]></category>
		<category><![CDATA[Sunshine Cleaning aktrist]]></category>
		<category><![CDATA[Sunshine Cleaning cinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sunshine Cleaning fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Sunshine Cleaning full]]></category>
		<category><![CDATA[Sunshine Cleaning künye]]></category>
		<category><![CDATA[Sunshine Cleaning nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Sunshine Cleaning play]]></category>
		<category><![CDATA[Sunshine Cleaning sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sunshine Cleaning trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Sunshine Cleaning video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=4010</guid>
		<description><![CDATA[Şu üç günlük dünyada insanın her istediği olmuyor. Bazen, belki de çoğu zaman kendimizle ilgili beklentilerimizin çok uzağında bulmuşuzdur kendimizi.Yaşadığımız yer, yaşamak istediğimiz yer değildir; çalıştığımız iş çalışmak istediğimiz iş değildir ve en kötüsü birlikte olduğumuz insan hiç de bize göre değildir. O zaman ipleri elimize tekrar, sıkıca almanktansa, ?kaderim böyleymiş!? kolaycılığına kaçıp olmayan rahatımızı hiç bozmamak mı yeğdir? Elbette değil. İşte şimdi bu fikirdeki bir filmden bahsedeceğim size: Günışığı Temizleme Şirketi / Sunshine Cleaning. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!-- 		@page { margin: 2cm } 		P { margin-bottom: 0.21cm } -->Şu üç günlük dünyada insanın her istediği olmuyor. Bazen, belki de çoğu zaman  kendimizle ilgili beklentilerimizin çok uzağında bulmuşuzdur kendimizi.Yaşadığımız yer, yaşamak istediğimiz yer değildir; çalıştığımız iş çalışmak istediğimiz iş değildir ve en kötüsü birlikte olduğumuz insan hiç de bize göre değildir. O zaman ipleri elimize tekrar, sıkıca almanktansa, ?kaderim böyleymiş!? kolaycılığına kaçıp olmayan rahatımızı hiç bozmamak mı yeğdir? Elbette değil. İşte şimdi bu fikirdeki bir filmden bahsedeceğim size: Günışığı Temizleme Şirketi / Sunshine Cleaning.</p>
<p>Baş rollerde Amy Adams, Emily Blunt ve Alan Arkin&#8217;in yer aldığı Günışığı Temizleme Şirketi / Sunshine Cleaning, bir temizlik şirketinde çalışan, yaşadığı hayatla hayattan beklediklerinin bir türlü aynı yolda yürüyemediği  Rose&#8217;un hepimizinkine benzeyen hikayesini anlatıyor. Rose sekiz yaşındaki oğluyla birlikte kendi ayakları üstünde durmaya çalışmaktadır. Fakat çalıştığı iş maddi ve manevi beklentilerini karşılamamaktadır. Bir yandan oğlunun okuldaki probemleri yüzünden onu özel okulda okutmak istemesiyle ortaya çıkan para ihtiyacı; bir yandan da temizlediği evin sahibinin liseden bir arkadaşı çıkmasıyla yaşadığı ?Yaşıtlarım nerelere geldi ben hela temizliyorum!? sarsıntısı Rose&#8217;u yeni bir iş arayışına yöneltir. Sonunda yapmaya kalkıştığı iş intihar ya da cinayet yerlerinin temizlenmesi işidir. Kız kardeşiyle beraber kolları sıvayıp kan, idrar ve bilumum vücut sıvısı demeden olay mahallerini pir ü pak etmeye başlarlar. Artık Rose&#8217;un benim diyebileceği bir işi vardır. Fakat her benim&#8217;in getirdiği sorumluluk ve sorunlar gibi gelen bu sorumluluk ve sorunların üstesinden gelebilecek midir?</p>
<p>Filmimizde her ne kadar intihar, cinayet, kan sözcüklerini zikretmiş olsak da film kesinlikle bir polisiye ya da aksiyon, o da olmadı gerilim filmi değil, aman yanlış anlaşılmaya. Yazının başında bahsettim ya, bu film, hayat bize beklentilerimizi vermezse biz almasını bilelim filmi, en azından deneyelim, kolay lokma olmadığımızı gösterelim. Ve sonunda hissemize düşen dersi çıkaralım: Ne makam, ne para ne mülktür insanın gerçek değerini gösteren. İnsanın değeri kendine biçtiği değerdir asıl, bütün maddiyattan sıyrılmış haline biçtiği değer.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>25 January 2010 23:05</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/gunisigi-temizleme-sirketi-sunshine-cleaning/#comments">3 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/gunisigi-temizleme-sirketi-sunshine-cleaning/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karamazovi</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/karamazovi/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/karamazovi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Jan 2010 09:19:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[2008]]></category>
		<category><![CDATA[çek]]></category>
		<category><![CDATA[dostoyevski]]></category>
		<category><![CDATA[DVD filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[en güzel filmler]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi filmler]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[Film Arşivi]]></category>
		<category><![CDATA[film eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[karamazovi]]></category>
		<category><![CDATA[Karamazovi afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Karamazovi detay]]></category>
		<category><![CDATA[Karamazovi eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Karamazovi film]]></category>
		<category><![CDATA[Karamazovi fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Karamazovi full]]></category>
		<category><![CDATA[Karamazovi hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Karamazovi kardeşler]]></category>
		<category><![CDATA[Karamazovi künye]]></category>
		<category><![CDATA[Karamazovi nasıl bir film]]></category>
		<category><![CDATA[Karamazovi özet]]></category>
		<category><![CDATA[Karamazovi poster]]></category>
		<category><![CDATA[Karamazovi sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Karamazovi trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Karamazovi video]]></category>
		<category><![CDATA[karamazovkardeşler]]></category>
		<category><![CDATA[petr zelenka]]></category>
		<category><![CDATA[polonya]]></category>
		<category><![CDATA[sinekritik]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalardan]]></category>
		<category><![CDATA[sivrisinema]]></category>
		<category><![CDATA[uyarlama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=3808</guid>
		<description><![CDATA[Hem kitapkurdu hem de iflah olmaz bir sinefilseniz, izlerken mest olacağınız 2008 ylılı yapımı bir filmden bahsedeceğim : Karamazovi. Adından da anlaşılacağı üzre ünlü Rus yazar Dostoyevski&#8217;nin ?Karamazov Kardeşler? adlı romanı filmimizin temelini oluşturuyor. Nasıl mı? Anlatayım. Bir Çek tiyatro topluluğu, Karamazov Kardeşler adlı romanın tiyatro uyarlamasını oynamak üzere Polonya&#8217;ya bir festivale giderler. Oyunun oynanacağı günün öncesinde prova yapmaları için bir fabrikanın kullanılmayan bir bölümüne getirilirler. Ortalık kir pas içinde, kullanılmayan bir sürü çelik alet ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hem kitapkurdu hem de iflah olmaz bir sinefilseniz, izlerken mest olacağınız 2008 ylılı yapımı bir filmden bahsedeceğim : Karamazovi. Adından da anlaşılacağı üzre ünlü Rus yazar Dostoyevski&#8217;nin ?Karamazov Kardeşler? adlı romanı filmimizin temelini oluşturuyor. Nasıl mı? Anlatayım.</p>
<p>Bir Çek tiyatro topluluğu, Karamazov Kardeşler adlı romanın tiyatro uyarlamasını oynamak üzere Polonya&#8217;ya bir festivale giderler. Oyunun oynanacağı günün öncesinde prova yapmaları için bir fabrikanın kullanılmayan bir bölümüne getirilirler. Ortalık kir pas içinde, kullanılmayan bir sürü çelik alet edavatla dolu olduğu halde burada prova yapacaklarına önce şaşıran oyuncular, oyunun da burada seyirci karşısında oynanacağını öğrenince küçük dillerini yutmamak için hemen provaya başlarlar. Gerilim filmini andıran bir ortamda geçen filmin bundan sonrasında, şimdiye kadar yazılmış en iyi romanlardan biri olan Karamazov Kardeşler&#8217;in  kahramanlarının sahnede canlanmasını büyük bir keyifle izleriz. Filmdeki oyuncuların istisnasız gayet iyi oynadıkları filmdeki provalar arası geçişler de gerçekten çok başarılı ve akışkan. ?Akışkan? sinema dilinde kullanılan bir tabir değil büyük ihtimalle tabii, benim cahilliğim ve uydurmasyonum, söylemek istediğim sahnelerin birbiri ardına ,oyuncuların hem gerçek kişilikleri hem de oyundaki karakterleri arasında geçişlerin çok başarılı olduğu. Buna sinema dilinde ne denir acep?</p>
<p>Peki koca filmde bir romanın sahnedeki halinden daha fazlası yok mu? Var elbette, yoksa film Karamazov Kardeşler&#8217;in filmi olurdu sadece. Filmde provaya yedirilmiş iki farklı öğe var. Biri bir oyuncuyla ilgili, arkadaşlarıyla beraber prova yaparken aslında başka bir yerde de olması gereken bir oyuncu. Yönetmen Petr Zelenka&#8217;nın ve senaristin bu öğeyle ne yapmak istediğini anlamış değilim açıkçası. Oyuncunun bu durumu olmasa da filmden bir şey eksilmezdi bence. İkinci öğe, orada çalışan ve provayı başından beri izleyen güvenlik görevlisiyle ilgili. Romanın temasıyla görevlinin başına gelenin örtüştürülmeye çalışıldığı belli. Zira filmin finaliyle romanın/oyunun finalinin aynı olduğunu görüyoruz. Böyle bir final bekliyordum zaten. Yoksa romanın ustalığı yanında film sönük kalacaktı.</p>
<p>Yazımın sonunda, romanı okumuş olmanın filmi izleme keyfini kat kat arttıracağını, zira epey tuğla misali kalıptaki romanın en önemli bölümlerinin sahneye taşındığını, dolayısıyla filmdeki sahneleri ve karakterleri daha iyi anlamak için romanın sahnelenmeyen kısımlarını bilmenin daha iyi olacağını söylememe gerek yoktur sanıyorum ama bi kere yazmış bulundum.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>21 January 2010 11:19</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/karamazovi/#comments">2 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/karamazovi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Shine</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/shine/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/shine/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Jan 2010 15:57:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[1996]]></category>
		<category><![CDATA[dahi]]></category>
		<category><![CDATA[david helfgott]]></category>
		<category><![CDATA[geofrey rush]]></category>
		<category><![CDATA[Piyano]]></category>
		<category><![CDATA[scott hicks]]></category>
		<category><![CDATA[shine]]></category>
		<category><![CDATA[Shine 1996]]></category>
		<category><![CDATA[Shine eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Shine film]]></category>
		<category><![CDATA[Shine fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Shine Geofrey Rush]]></category>
		<category><![CDATA[Shine hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Shine movies]]></category>
		<category><![CDATA[Shine sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Shine trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Shine video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemalardan.com/?p=1334</guid>
		<description><![CDATA[Shine, usta piyanist David Helfgott&#8217;un hayatını anlatan, 1996 yılında çekilmiş ve baş rol oyuncusu Geofrey Rush&#8217;a Oscar getirmiş oldukça güzel, izlenesi, biyografik bir film. Daha küçük yaşlarında ?dahi? olarak sıfatlandırılan David, piyanodaki yeteneğini bir çok yarışmada göstermeye başlar. Bu konuda en büyük destekçisi ama filmi izledikçe görürüz ki aslında en büyük köstekçisi kendisi de müziğe meraklı ama müzik eğitimi alamamış ve bu yüzden oğluna fazla yüklenen babasıdır. Oldukça despot, her şeyi ben bilirim baba, oğlunun ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom: 0cm;">Shine, usta piyanist David Helfgott&#8217;un hayatını anlatan, 1996 yılında çekilmiş ve baş rol oyuncusu   Geofrey Rush&#8217;a Oscar getirmiş oldukça güzel, izlenesi, biyografik bir film.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">Daha küçük yaşlarında ?dahi? olarak sıfatlandırılan David, piyanodaki yeteneğini bir çok yarışmada göstermeye başlar. Bu konuda en büyük destekçisi ama filmi izledikçe görürüz ki aslında en büyük köstekçisi kendisi de müziğe meraklı ama müzik eğitimi alamamış ve bu yüzden oğluna fazla yüklenen babasıdır. Oldukça despot, her şeyi ben bilirim baba, oğlunun Amerika&#8217;da müzik eğitimi almasına engel olur. Buna oldukça içerleyen David, birkaç yıl sonra Londra Kraliyet Müzik Koleji&#8217;nden burs kazanınca babasının yine engellemelerine rağmen İngiltere&#8217;ye gider. Orada kaldığı yıllar, dünyanın çalınması en zor bestelerinden biri olan Rahmaninov&#8217;un 3. Piyano Konçertosu&#8217;nu çalmayı başardığı zaman sona erer. Zira bu konçerto babasının David&#8217;den hep çalmasını istediği bestedir ve David bunu başarınca üzerindeki psikolojik baskı bir anda iplerini boşalttığından mıdır nedir, kendisini bir akıl hastanesinde bulur. Uzun yıllar tedavi gördükten sonra yeniden hayata adımını atan David için acaba yeni bir yaşam kurmak mümkün olacak mıdır?</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">İlginç ve gerçek bir yaşamı anlatması yanında kurgusuyla da çok beğendiğim bu filmi izlemek için  bir neden de müzikleri diyebilirim rahatlıkla. Zira benim gibi az buçuk klasik müzikten hoşlanıyorsanız (çok hoşlanıyorsanız tam size göre zaten) ve yine benim gibi piyano çalmak isteyip de   bu imkana hiç sahip olamayan bir çocukluğunuz varsa Shine&#8217;ı izlemek, David&#8217;in trajik yaşamını bir tarafa bırakırsak (hoş kolay kolay da bırakılamaz ya) oldukça keyifli.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>20 January 2010 17:57</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/shine/#comments">4 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/shine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İki Dil Bir Bavul</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/iki-dil-bir-bavul-2/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/iki-dil-bir-bavul-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2010 17:16:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[em aydın]]></category>
		<category><![CDATA[İki Dil Bir Bavul]]></category>
		<category><![CDATA[İki Dil Bir Bavul afiş]]></category>
		<category><![CDATA[İki Dil Bir Bavul eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[İki Dil Bir Bavul film hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[İki Dil Bir Bavul fragman]]></category>
		<category><![CDATA[İki Dil Bir Bavul hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[İki Dil Bir Bavul özet]]></category>
		<category><![CDATA[İki Dil Bir Bavul resim]]></category>
		<category><![CDATA[İki Dil Bir Bavul video]]></category>
		<category><![CDATA[orhan eskiköy]]></category>
		<category><![CDATA[özgür doğan]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[türk sineası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemalardan.com/?p=1333</guid>
		<description><![CDATA[Konusunu gerçek yaşamdan almış filmleri oldum olası sevmişimdir. Doğal olarak bana daha sahici, daha inandırıcı ve daha ibretlik gelirler. Yazıma mevzu bahis olan film ise bir adım önde bu konuda. Çünkü bu filmde hiçbir oyuncu ya da daha önce senaryosu yazılmış hiçbir sahne yok, hepsinin tamamen o anda nasıl yaşanmışsa o şekilde kaydedilmiş gerçek sahnelerden oluştuğu belgesel tadında bir filmle karşı karşıyayız. Orhan Eskiköy ve Özgür Doğan&#8217;ın yönettiği İki Dil Bir Bavul, Urfa&#8217;nın Demirci Köyü&#8217;nde, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Konusunu gerçek yaşamdan almış filmleri oldum olası sevmişimdir. Doğal olarak bana daha sahici, daha inandırıcı ve daha ibretlik gelirler. Yazıma mevzu bahis olan film ise bir adım önde bu konuda. Çünkü bu filmde hiçbir oyuncu ya da daha önce senaryosu yazılmış hiçbir sahne yok, hepsinin tamamen o anda nasıl yaşanmışsa o şekilde kaydedilmiş gerçek sahnelerden oluştuğu belgesel tadında bir filmle karşı karşıyayız.</p>
<p>Orhan Eskiköy ve Özgür Doğan&#8217;ın yönettiği İki Dil Bir Bavul, Urfa&#8217;nın Demirci Köyü&#8217;nde, bir ilkokul öğretmeninin ilk yılını anlatıyor. Öğretmenliğinin de ilk yılında olan Emre Aydın adındaki öğretmenimiz gediği bu köyde tahmin edemeyeceği kadar yoklukla karşılaşır. Oturduğu evde su yoktur, elektrikler sık sık kesilmektedir, okulunda birleştirilmiş sınıf uygulaması yapılmaktadır ve daha da kötüsü okuma yazma öğreteceği birinci sınıf öğrencilerinden hiçbiri Türkçe bilmemektedir.</p>
<p>Öğretmenimiz, başta tüm iyi niyeti ve idealistliğiyle mesleğini icra etmeye dört elle sarılır. Öğrencilerine en basit bir şeyi anlatması dakikalarını alsa bile sabırla devam eder. Ama aylar geçtikçe ne kadar yorulduğunu ve yaptığı işin aslında ne zor bir iş olduğunu görmeye başlarız. Tek zorluk çeken kendisi de değildir elbette, köyün tek düze bilindik yaşamını renklendiren okul hayatı birinci sınıf öğrencileri için de kolay geçmemektedir. Zira okuma yazma öğrenme telaşı bir yana öğrenciler öğretmenlerinin ne dediğini anlamamaktadır.</p>
<p>?Filmin sonunda acaba öğretmenimiz muvaffak olabilecek mi?? merakını bir yandan kafamızda soru işareti olarak barındırırken, oralarda insanların ne şartlar içinde yaşadıklarını görüp, ?bu çocukların ve dahi orada yaşayan insanların bizden ne farkları var ki bizim rehavet içindeki yaşamımızdan mahrumlar?? gibi soru işaretlerini de diğerlerinin yanına ekleriz.</p>
<p>Ekşın sevenlere fazlasıyla sıkıcı ve durağan gelebilecek bu naif filmi herkese tavsiye etmiyorum arkadaşlar. Çünkü sevilme ihtimali, Recep İvedik gibi bir mide bulantısını ülkesinin en çok izlenen filmi yapan bünyeler için oldukça düşük. Sevmenin biraz da fedakarlık ve sabır gerektirdiğine inananlardansanız, buyrun, hiç olmazsa emeğe saygı için&#8230;</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>17 January 2010 19:16</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/iki-dil-bir-bavul-2/#comments">2 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/iki-dil-bir-bavul-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Buz Devri 3 / Ice Age 3</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/animasyon/buz-devri-3-ice-age-3/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/animasyon/buz-devri-3-ice-age-3/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jan 2010 05:46:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Buz Devri]]></category>
		<category><![CDATA[Buz Devri 3]]></category>
		<category><![CDATA[Buz Devri 3 : Dinozorların Şafağı]]></category>
		<category><![CDATA[Buz Devri 3 animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Buz Devri 3 film]]></category>
		<category><![CDATA[Buz Devri 3 fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Buz Devri 3 hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Buz Devri 3 özet]]></category>
		<category><![CDATA[Buz Devri 3 sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Buz Devri 4]]></category>
		<category><![CDATA[CD-DVD]]></category>
		<category><![CDATA[diego]]></category>
		<category><![CDATA[DVD filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[ellie]]></category>
		<category><![CDATA[en güzel filmler]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Film Arşivi]]></category>
		<category><![CDATA[film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[filmin özeti]]></category>
		<category><![CDATA[Gelecek Filmler]]></category>
		<category><![CDATA[ice age]]></category>
		<category><![CDATA[ice age 3]]></category>
		<category><![CDATA[Ice Age 3 fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Ice Age 3 indir]]></category>
		<category><![CDATA[Ice Age 3 ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Ice Age 3 özet]]></category>
		<category><![CDATA[Ice Age 3 seyret]]></category>
		<category><![CDATA[Ice Age 3 sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Ice Age 3 trailer]]></category>
		<category><![CDATA[ice age dawn of the dinosaurs]]></category>
		<category><![CDATA[manny]]></category>
		<category><![CDATA[ne izlesem]]></category>
		<category><![CDATA[scrat]]></category>
		<category><![CDATA[sid]]></category>
		<category><![CDATA[sinekritik]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sinema eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalardan]]></category>
		<category><![CDATA[vizyondaki filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Vizyondakiler]]></category>
		<category><![CDATA[yeni çıkan filmler]]></category>
		<category><![CDATA[yeni filmler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemalardan.com/?p=1310</guid>
		<description><![CDATA[Üç yıl önce Buz Devri: Erime Başlıyor&#8217;da kahramanlarımızı hayatlarına giren yeni arkadaşlarıyla beraber başbaşa bırakmıştık. Buz Devri 3&#8242;te, Manny ve Ellie artık bir aile olmuş, yakında doğacak minik mamutlarıyla çekirdeği oluşturmayı beklemektedir. Onlar böyle mutlu mesut tatlı bir heyecan yaşar, Manny bebek geliyor diye olmadık telaşlara düşerken, adamımız Sid, kendine bir aile kurmanın özlemi içinde olduğunu anlar. Kader bu noktada Sid&#8217;in tarafındadır ve karşısına 3 yumurta çıkarır. Sid, dinozor yumurtası olduklarından bî-haber, bu üç yumurtayı ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Üç yıl önce Buz Devri: Erime Başlıyor&#8217;da kahramanlarımızı hayatlarına giren yeni arkadaşlarıyla beraber başbaşa bırakmıştık. Buz Devri 3&#8242;te, Manny ve Ellie artık bir aile olmuş, yakında doğacak minik mamutlarıyla çekirdeği oluşturmayı beklemektedir. Onlar böyle mutlu mesut tatlı bir heyecan yaşar, Manny bebek geliyor diye olmadık telaşlara düşerken, adamımız Sid, kendine bir aile kurmanın özlemi içinde olduğunu anlar. Kader bu noktada Sid&#8217;in tarafındadır ve karşısına 3 yumurta çıkarır. Sid, dinozor yumurtası olduklarından bî-haber, bu üç yumurtayı bağrına basar ve yumurtadan çıktıktan sonra yavrulara bir anne şefkatiyle davranır. Ne de olsa o ?üç çocuklu bekar bir annedir? artık.</p>
<p>Sid, yeni kazandığı bu konumdan mutlu olsa da, minik dinoların gerçek annesi ortaya çıkınca işler sarpa sarar. Her zamanki gibi Sid&#8217;in tetiklediği olaylar kahramanlarımız Manny, Ellie ve Diego&#8217;yu heyecanlı bir maceraya sürükleyecek, sürüklendikleri bu macerada ormanlar gelinciği Buck da onlara rehberlik edecektir.</p>
<p>Scratsız bir Buz Devri düşünemeyeceğimize göre, bu gözü dönmüş meşe palamudu fetişini merak edenler için de filmin oldukça hoş bir sürpriz hazırladığını hemen söyleyelim. Filmin en komik sahnelerinden sayabileceğimiz Scrat ve dişi sincap ilişkisi, özellikle sonunda gerçekten de kadın-erkek ilişkisi açısından söylenebilecek bir tespiti sözsüz gözler önüne sermekte.</p>
<p>Buz Devri : Dinozorların Şafağı / Ice Age : Dawn Of The Dinosaurs, bence Buz Devri serisinin en iyi bölümüdür. Hikaye olarak serinin ilk filmi gibi içten bir konusu olmasa da sahnelerin birbiriyle bağlantılarını, heyecanı dorukta tutan aksiyonu, iyi esprileri ve çoğu zaman söze gerek kalmadan istediği şeyi anlatabildiği sahneleri düşündüğümde bu kanıya varıyorum. Ayrıca üçüncü filmde tanıdığımız ama en az kahramanlarımız kadar sevdiğimiz bir kafadan çatlak gelinciğimiz Buck var ki, izlemeyenler için söylüyorum, onu tanımak için bile değer Buz Devri 3&#8242;ü izlemek.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>06 January 2010 07:46</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/animasyon/buz-devri-3-ice-age-3/#comments">3 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/animasyon/buz-devri-3-ice-age-3/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yasak Bölge 9 / District 9</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/yasak-bolge-9-district-9-2/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/yasak-bolge-9-district-9-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jan 2010 12:15:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[bilimkurgu]]></category>
		<category><![CDATA[District 9]]></category>
		<category><![CDATA[District 9 fragman]]></category>
		<category><![CDATA[District 9 hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[District 9 izle]]></category>
		<category><![CDATA[District 9 özet]]></category>
		<category><![CDATA[District 9 seyret]]></category>
		<category><![CDATA[District 9 trailer]]></category>
		<category><![CDATA[güney afrika]]></category>
		<category><![CDATA[johannesburg]]></category>
		<category><![CDATA[neill blomkamp]]></category>
		<category><![CDATA[sharlto copley]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Uzaylı]]></category>
		<category><![CDATA[Yasak Bölge]]></category>
		<category><![CDATA[yasak bölge 9]]></category>
		<category><![CDATA[Yasak Bölge 9  sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Yasak Bölge 9 eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Yasak Bölge 9 film]]></category>
		<category><![CDATA[Yasak Bölge 9 frgagman]]></category>
		<category><![CDATA[Yasak Bölge 9 hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Yasak Bölge 9 özet]]></category>
		<category><![CDATA[Yasak Bölge 9 trailer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemalardan.com/?p=1305</guid>
		<description><![CDATA[Yıl 1982, Güney Afrika?nın Johannesburg şehrinin tepesine devasa bir uzay gemisi biner. İnsanlar şoktadır. Büyük bir korku ve merak içinde olacakları beklemeye başlarlar. Uzun bir süre uzay gemisinden bir tık, uzaylılardan bir ?huuu!? sesi gelmeyince, geminin içine girilmeye karar verilir. İçeri girilince de bir de ne görülür beğenelim; bizim yıllardır medeniyetimize göz koymuş diye bellediğimiz uzaylılar yalın ayak başı kabak, aç bi-ilaç, sefil bir halde durup bekleşmekteler. İnsanoğlu hemen bu garibanları sarıp sarmalar, onlara aş ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yıl 1982, Güney Afrika?nın Johannesburg şehrinin tepesine devasa bir uzay gemisi biner. İnsanlar şoktadır. Büyük bir korku ve merak içinde olacakları beklemeye başlarlar. Uzun bir süre uzay gemisinden bir tık, uzaylılardan bir ?huuu!? sesi gelmeyince, geminin içine girilmeye karar verilir. İçeri girilince de bir de ne görülür beğenelim; bizim yıllardır medeniyetimize göz koymuş diye bellediğimiz uzaylılar yalın ayak başı kabak, aç bi-ilaç, sefil bir halde durup bekleşmekteler. İnsanoğlu hemen bu garibanları sarıp sarmalar, onlara aş ve giyecek verir; üstüne üstlük şehrin bir bölgesini onlara tahsis edip barakalarının direği, eğlencelerinin ?karides?i yapar. 20 yıl sonraya gelindiğinde bölgedeki zuzaylı sayısı 1.800.000?e (yazı ile bir milyon sekiz yüz bin) ulaşmış, asayiş ber kemallikten çoktan çıkmıştır. Hal böyle olunca uzaylıların tahliye edilmesine karar verilir. Ve olaylar gelişir..</p>
<p>Bilimkurgudan pek de haz etmeyen beni bile Alien 2?den sonra ağz açık bırakan Yasak Bölge 9/ District 9 adlı filmi, sade bilimkurgu olarak değerlendirmek eksik olacaktır deyü de bir hatırlatma yapmam iyi olacaktır kanısındayım. Zira insanoğlunun ne menem sefil-rezil bir yaratık olabileceğini; kendinden olmayani/kendine benzemeyeni sokacağı hallerin insanlıkla nasıl da bağdaşmayacak haller olabileceğini göstermesi açısından vurucu bir hikayesi var filmimizin. Hani biz bu filmi izlerken uzaylıları değil de onlarn yerine insanlık tarihinin yüz karası sayılacak olaylara maruz kalmış insanları/toplulukları/milletleri koyalım da öyle izleyelim diyeyim, siz anlayın artık gerisini?</p>
<p>Bilgisayar efektlerinin de oldukça gerçekçi ve doğal olması açısından da başarılı bulduğum Yasak Bölge 9 / District 9 ?da, şiddet öğesinin de çok yoğun olduğunu yazıyı okuyup filmi izlemek adına iştahı kabaran okuyucularımıza hatırlatmamda da fayda var. İştahı kaçırtacak cinsten mide bulandırıcı sahnelerle karşılaşmamız işten bile değil çünkü. Ama filmin içeriğini düşününce yönetmenin niye böyle şeyler çektiğini de anlayabiliyoruz. Birkaç mantık hatasını da görmezden gelirsek, bu bilimkurgudan çok insanlık dersi veren filmimizi sinemalardan.com okuyucularımızın beğeneceğini tahmin ediyorum. Bakalım haklı çıkacak mıyım?</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>01 January 2010 14:15</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/yasak-bolge-9-district-9-2/#comments">3 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/yasak-bolge-9-district-9-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yukarı Bak / Up</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/yukari-bak-up/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/yukari-bak-up/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Dec 2009 11:19:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[2009 filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[2010 filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[alpha]]></category>
		<category><![CDATA[balon]]></category>
		<category><![CDATA[betha]]></category>
		<category><![CDATA[Carl Fredricksen]]></category>
		<category><![CDATA[CD-DVD]]></category>
		<category><![CDATA[CD-DVD filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[charles muntz]]></category>
		<category><![CDATA[dug]]></category>
		<category><![CDATA[dvd]]></category>
		<category><![CDATA[dvd film]]></category>
		<category><![CDATA[DVD filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[DVD sinema]]></category>
		<category><![CDATA[eleştiri sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[ellie]]></category>
		<category><![CDATA[en güzel film]]></category>
		<category><![CDATA[en güzel filmler]]></category>
		<category><![CDATA[en hit sinemaa sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi filmler]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi sinema filmi]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi sinema sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[en popüler filmler]]></category>
		<category><![CDATA[en yeni filmler]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Arşivi]]></category>
		<category><![CDATA[film eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Film hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[film izle]]></category>
		<category><![CDATA[film seçelim]]></category>
		<category><![CDATA[fragman]]></category>
		<category><![CDATA[gama]]></category>
		<category><![CDATA[Gelecek Filmler]]></category>
		<category><![CDATA[gelmiş geçmiş en iyi filmler]]></category>
		<category><![CDATA[geşecek vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[Hangi filmi izlesem]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[movies]]></category>
		<category><![CDATA[ne izlesem]]></category>
		<category><![CDATA[pixar]]></category>
		<category><![CDATA[rek]]></category>
		<category><![CDATA[russel]]></category>
		<category><![CDATA[sinekritik]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sinema arşiv]]></category>
		<category><![CDATA[sinema eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[sinema eleştiri blog]]></category>
		<category><![CDATA[sinema eleştiri sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema filmi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema izle]]></category>
		<category><![CDATA[sinema ön fikir]]></category>
		<category><![CDATA[sinemaa blog]]></category>
		<category><![CDATA[sinemaa sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalar]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalara]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalardan]]></category>
		<category><![CDATA[sinemaların]]></category>
		<category><![CDATA[sinemaloji]]></category>
		<category><![CDATA[trailer]]></category>
		<category><![CDATA[up]]></category>
		<category><![CDATA[Up animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Up cinema]]></category>
		<category><![CDATA[Up download]]></category>
		<category><![CDATA[Up film]]></category>
		<category><![CDATA[Up fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Up indir]]></category>
		<category><![CDATA[Up install]]></category>
		<category><![CDATA[Up izle]]></category>
		<category><![CDATA[Up movies]]></category>
		<category><![CDATA[Up seyret]]></category>
		<category><![CDATA[Up sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Up trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Up up]]></category>
		<category><![CDATA[Up video]]></category>
		<category><![CDATA[uzakdoğu filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[VCD film]]></category>
		<category><![CDATA[video]]></category>
		<category><![CDATA[Vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[vizyonda]]></category>
		<category><![CDATA[vizyonda bu hafta]]></category>
		<category><![CDATA[vizyonda ne var]]></category>
		<category><![CDATA[Vizyondakiler]]></category>
		<category><![CDATA[vizyone yeni giren]]></category>
		<category><![CDATA[yakında filmler]]></category>
		<category><![CDATA[yakında ne var]]></category>
		<category><![CDATA[yakındaki filmler]]></category>
		<category><![CDATA[yukarı bak]]></category>
		<category><![CDATA[Yukarı Bak / Up]]></category>
		<category><![CDATA[Yukarı Bak / Up animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Yukarı Bak / Up fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Yukarı Bak / Up indir]]></category>
		<category><![CDATA[Yukarı Bak / Up izle]]></category>
		<category><![CDATA[Yukarı Bak / Up online]]></category>
		<category><![CDATA[Yukarı Bak / Up seyret]]></category>
		<category><![CDATA[Yukarı Bak / Up trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Yukarı Bak animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Yukarı Bak direk]]></category>
		<category><![CDATA[Yukarı Bak film]]></category>
		<category><![CDATA[yukarı bak fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Yukarı Bak indir]]></category>
		<category><![CDATA[Yukarı Bak izle]]></category>
		<category><![CDATA[Yukarı Bak komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Yukarı Bak seyret]]></category>
		<category><![CDATA[yukarı bak trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Yukarı Bak Up çizgi]]></category>
		<category><![CDATA[Yukarı Bak Up d]]></category>
		<category><![CDATA[Yukarı Bak Up film]]></category>
		<category><![CDATA[Yukarı Bak Yukarı Bak]]></category>
		<category><![CDATA[Yukarı Bakçizgi]]></category>
		<category><![CDATA[zepplin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemalardan.com/?p=1291</guid>
		<description><![CDATA[Ah Pixar ah, yine yaptı yapacağını. Wall-E ile animasyonun dibine vurmuşken bu sefer Up ile bize ?&#8217;Yukarı Bak&#8217; animasyon konusunda nasıl da zirvelerde geziyorum.? diyor adeta. Efendim, benim gibi animasyon sever biriyseniz ve hâl-i hazırda Yukarı Bak / Up&#8217;ı izlemediyseniz ?Bu ne gaflet ve dahi dalalettir! Tiz bu harika animasyon izlenile!? yazısıdır bu ey okuyucu, demedi demeyiniz. Pixar&#8217;ın son harikası Yukarı Bak / Up, başta ?hayallerini erteleme, onları gerçekleştirmene hiçbir şeyin engel olmasına izin verme? ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ah Pixar ah, yine yaptı yapacağını. Wall-E ile animasyonun dibine vurmuşken bu sefer Up ile bize ?&#8217;Yukarı Bak&#8217; animasyon konusunda nasıl da zirvelerde geziyorum.? diyor adeta.</p>
<p>Efendim, benim gibi animasyon sever biriyseniz ve hâl-i hazırda Yukarı Bak / Up&#8217;ı izlemediyseniz ?Bu ne gaflet ve dahi dalalettir! Tiz bu harika animasyon izlenile!? yazısıdır bu ey okuyucu, demedi demeyiniz.</p>
<p>Pixar&#8217;ın son harikası Yukarı Bak / Up, başta ?hayallerini erteleme, onları gerçekleştirmene hiçbir şeyin engel olmasına izin verme? filmi gibi gözüküyor. Zira Carl Fredricksen, eşi Ellie&#8217;nin hayatı boyunca hayalini kurduğu ama bir türlü gerçekleştirme fırsatını bulamadığı bir düşünü gerçekleştirmek için, başta zorunlu bir sebepten de olsa yollara düşer (yukarılara çıkar mı demeliydim acaba? :)); istemeden de olsa peşine takılan afacan Russel ile birlikte heyecanlı ve adrenali yüksek bir macera yaşar. Ama sonuna doğru  ?hayatın kendisidir asıl macera? filmi izlediğimizi görürüz.</p>
<p>Filmin bize verdiği tek şey bu hayat dersiyle sınırlı değil. Örneğin  filmin ilk 10-15 dakikası hiç laf kalabalığı etmeden mutlu bir hayat nasıl yaşanır, vefakarlık-fedakarlık nedir sorularının cevaplarını günümüz ayran gönüllülerine bir çırpıda vermekte, hem de zırıl zırıl ağlattırarak. Sözünde durmanın insanî erdemlerden en önemlisi olduğu, sevginin hata-kusur aramaması gerektiği gibi bonuslar da cabası. Artı, neredeyse kusursuz (aslında neredeyse değil başlı başına kusursuz ama ben yine bir yanılma payı bırakayım) bir görsellikle film bizi gerçekten de gökyüzünde seyr ü sefer ettirmekte. Görüldüğü üzere hem güldürüp hem hüzünlendiren, Russel ve Dug gibi sevimli ötesi karakterler barındıran, bitişindeki jeneriği bile izlenilesi bu harika animasyon filmini izlememek, hadi Ethem&#8217;in deyişiyle diyelim, kendinize haksızlıktır; hadi benim deyişimle diyelim ?daha ne duruyorsunuz!?.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>24 December 2009 13:19</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/aksiyon/yukari-bak-up/#comments">9 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/yukari-bak-up/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşkın 500 Günü / 500 Days of Summer</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/askin-500-gunu-500-days-of-summer/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/askin-500-gunu-500-days-of-summer/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Dec 2009 10:53:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[2009 filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[2010 filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[500 days of summer]]></category>
		<category><![CDATA[500 Days of Summer direk]]></category>
		<category><![CDATA[500 Days of Summer download]]></category>
		<category><![CDATA[500 Days of Summer fragman]]></category>
		<category><![CDATA[500 Days of Summer free]]></category>
		<category><![CDATA[500 Days of Summer full]]></category>
		<category><![CDATA[500 Days of Summer install]]></category>
		<category><![CDATA[500 Days of Summer izle]]></category>
		<category><![CDATA[500 Days of Summer movies]]></category>
		<category><![CDATA[500 Days of Summer online]]></category>
		<category><![CDATA[500 Days of Summer trailer]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[aşk hali]]></category>
		<category><![CDATA[aşkın 500 günü]]></category>
		<category><![CDATA[Aşkın 500 Günü direk]]></category>
		<category><![CDATA[Aşkın 500 Günü film]]></category>
		<category><![CDATA[Aşkın 500 Günü film indir]]></category>
		<category><![CDATA[Aşkın 500 Günü film seyret]]></category>
		<category><![CDATA[Aşkın 500 Günü fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Aşkın 500 Günü hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Aşkın 500 Günü indir]]></category>
		<category><![CDATA[Aşkın 500 Günü konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Aşkın 500 Günü nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Aşkın 500 Günü online]]></category>
		<category><![CDATA[Aşkın 500 Günü özet]]></category>
		<category><![CDATA[Aşkın 500 Günü seyret]]></category>
		<category><![CDATA[Aşkın 500 Günü sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Aşkın 500 Günü trailer]]></category>
		<category><![CDATA[aşkın hali]]></category>
		<category><![CDATA[CD-DVD]]></category>
		<category><![CDATA[CD-DVD filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[dvd]]></category>
		<category><![CDATA[dvd film]]></category>
		<category><![CDATA[DVD filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[DVD sinema]]></category>
		<category><![CDATA[eleştiri sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[en güzel film]]></category>
		<category><![CDATA[en güzel filmler]]></category>
		<category><![CDATA[en hit sinemaa sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi filmler]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi sinema filmi]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi sinema sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[en popüler filmler]]></category>
		<category><![CDATA[en yeni filmler]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Arşivi]]></category>
		<category><![CDATA[film eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Film hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[film izle]]></category>
		<category><![CDATA[film seçelim]]></category>
		<category><![CDATA[fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Gelecek Filmler]]></category>
		<category><![CDATA[gelmiş geçmiş en iyi filmler]]></category>
		<category><![CDATA[geşecek vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[Hangi filmi izlesem]]></category>
		<category><![CDATA[joseph gordon levitt]]></category>
		<category><![CDATA[marc webb]]></category>
		<category><![CDATA[movies]]></category>
		<category><![CDATA[ne izlesem]]></category>
		<category><![CDATA[sinekritik]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sinema arşiv]]></category>
		<category><![CDATA[sinema eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[sinema eleştiri blog]]></category>
		<category><![CDATA[sinema eleştiri sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema filmi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema izle]]></category>
		<category><![CDATA[sinema ön fikir]]></category>
		<category><![CDATA[sinemaa blog]]></category>
		<category><![CDATA[sinemaa sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalar]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalara]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalardan]]></category>
		<category><![CDATA[sinemaların]]></category>
		<category><![CDATA[sinemaloji]]></category>
		<category><![CDATA[trailer]]></category>
		<category><![CDATA[uzakdoğu filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[VCD film]]></category>
		<category><![CDATA[video]]></category>
		<category><![CDATA[Vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[vizyonda]]></category>
		<category><![CDATA[vizyonda bu hafta]]></category>
		<category><![CDATA[vizyonda ne var]]></category>
		<category><![CDATA[Vizyondakiler]]></category>
		<category><![CDATA[vizyone yeni giren]]></category>
		<category><![CDATA[yakında filmler]]></category>
		<category><![CDATA[yakında ne var]]></category>
		<category><![CDATA[yakındaki filmler]]></category>
		<category><![CDATA[zooey deschanel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemalardan.com/?p=1290</guid>
		<description><![CDATA[Hayat bize bazen acımasız gerçeklerden bahseder, biz dinleriz, başımızla onaylarız; ama bir yandan da o gerçeğin ?bizim? karşımıza hiç çıkmayacağının ümidini içimizde hep koruruz. Aşkın 500 Günü / 500 Days of Summer, başına geleceği önceden haber verilmiş bir gerçeği kabul etmek istemeyen Tom&#8217;un eninde sonunda bu gerçekle yüzleşmesinin tatlı bir hikayesi. Efendim, Tom, sonsuz aşka inanan sevimli bir gencimiz. Kendisi tebrik kartları  hazırlayan bir şirkette kart tasarımcısı olarak çalışmakta, bir yandan da ruh eşinin karşısına ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayat bize bazen acımasız gerçeklerden bahseder, biz dinleriz, başımızla onaylarız; ama bir yandan da o gerçeğin ?bizim? karşımıza hiç çıkmayacağının ümidini içimizde hep koruruz. Aşkın 500 Günü / 500 Days of Summer, başına geleceği önceden haber verilmiş bir gerçeği kabul etmek istemeyen Tom&#8217;un eninde sonunda bu gerçekle yüzleşmesinin tatlı bir hikayesi.</p>
<p>Efendim, Tom, sonsuz aşka inanan sevimli bir gencimiz. Kendisi tebrik kartları  hazırlayan bir şirkette kart tasarımcısı olarak çalışmakta, bir yandan da ruh eşinin karşısına çıkmasını beklemektedir.  Summer da, ki adının Türkçe meali ?yaz mevisimi?dir, adı ile müsemma görenlerin içini ferahlatır cinsten bir afet olup, yaz mevsimi gibi cıvıl cıvıl, yaz aşkları gibi geçici ilişkiler yaşayan, aşkın sonsuzluğuyla ilgili kafasında soru işaretlerini noktaya dönüştüremediği için birine bağlanmaktan kaçınan güzel bir kızımız. Olacakları tahmin ettiniz değil mi? Evet, Summer ve Tom  çıkmaya başlarlar.  Bir süre beraber olduktan ve ilişkilerini kulak memesi kıvamına getirdikten sonra Summer, Tom&#8217;dan ayrılır. Sonrasında da Tom feleğini şaşırır.</p>
<p>Filmimiz klişe bir konuya sahipmiş gibi görünse de oyuncuların performansı başta olmak üzere harika kurgusuyla klişe ve sıkıcı olmaktan kurtulup tam aksine şimdiye kadar izlediğim en tatlı, en eğlenceli filmlerden birine dönüşüyor. Özellikle Tom&#8217;un Summer&#8217;la geçirdiği 500 günün kronolojik olarak değil de baştan, sondan, ortadan karışık ama belli bir mantığa göre verilmesi, ?Beklenti-Gerçek? bölümü (harika bir fikirmiş gerçekten, sade bunun için bile yönetmeni kutlamak gerek), Tom&#8217;un Summer hakkında ondan hoşlanırken ve ayrıldıktan sonraki aynı temalar üzerinde ama birbirine zıt cümleleri ve daha bir çok güzel ayrıntıyı çok beğendim. Tom rolündeki Joseph Gordon Levitt, aşık rolünde çok iyiydi, Zooey Deschanel&#8217;ın ise kendisi yeter zaten :)</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>24 December 2009 12:53</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/askin-500-gunu-500-days-of-summer/#comments">3 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/askin-500-gunu-500-days-of-summer/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

