Synecdoche, New York
Zaman ilerledikçe insanın hayatındaki dönüm noktalarından biriyle filizlendirdiği felsefesi, zaman geçtikçe acı veya tatlı tecrübelerle koca bir ağaca dönüşür. Yağmur için bulutlara yalvardığı günlerin ardından şükretmediği günlere lanet eden insanoğlu, kökleri yerin metrelerce altına uzanırken gövdesinin hareket etmediğini sadece ölmek üzereyken fark edebilir. Anı yaşamanın zorluğu bir sonraki anı planlamanın sonucudur lakin ömür, bunu fark etmek sanki sorumsuzluğu doğuracakmış gibi bir algının çelişkilerinde yaşanır. Çelişkilerle mi yoksa kaderin çizdiği çizgilerle mi ilerliyor hayat bilemem ama …
Manolya / Magnolia (1999)
Farklı yaşantılar farklı yönlerde seyrederken dünya her zaman aynı yöne dönüyor. Sonu belli olan bir yaşantının sadece şekli belirsiz olabiliyor. Kimi insan bir kukla misali kendisine hareket imkanı verilmeden sağa sola çekiliyor, kimi özgürlüğü şişenin dibinde veya pudra şekerinde sanıyor, kimi dürüstlüğünden ödün vermezken kimiyse kendini bile tanıyamıyor. Paul Thomas Anderson bu filminde 90′lar Amerikan kültürünün bahsettiğim farklılıklarını değişik hayatları ele alarak anlatıyor. Kadınları yok etmeyle elde etme arasında gidip gelen bir adam (Tom Cruise) …
XXY (2007)
Bir toplumda farklılık yaratmak olumlu karşılansa da farklı olmak hiçbir zaman öyle olmadı. Dışlanılmak bir azınlığın kaderi olmak zorundaydı. Azınlığın bir parçası olmaksa kaderin kendisiydi zaten. Değiştirmek istediklerinin zamanın gerisinde kaldığını bilmek istemeyenlerin çabası toplumda var olma çabasıydı. Başarılı olanlar oldu ama biz olamayanları gördük hep. Görmemezlikten gelsek de onların varlığı her zaman hissedildi. Tek sorun, onların ne hissettiğinin bilinmek istenmemesiydi. Bu film doğuştan çift cinsiyetli olan bir çocuğun hikayesini anlatıyor. Sergio Bizzio’nun başlattığı bu …
Water Lilies (2007)
Aşkın cinsiyete indirgenmediği bir dünyaya ulaşmak o kadar zor ki. Elinizi uzatsanız da uzakta kalırsınız. Yüreğinizi açmaya çalışırsınız bu yüzden ama o zaman da yalnız olduğunuzun farkına varırsınız. Günü geldiğinde gün ışığına “merhaba” diyebilmek için kabuğunuza kaçar, beklersiniz. Bir bakmışsınız ki ilk heyecan ve birçok ilk çok geride kalmış. Yapmadıklarınızın pişmanlığı içinizi daha da karartmış. Bu film size anlatmaya çalıştığım ilklerden bahseden bir genç kız filmi. Marie 15 yaşlarında genç bir kızdır. Senkronize yüzme takımına …
One Day
Dexter ve Emma. Bir 15 Temmuz sabahında hayatlarını birbirleriyle tanıştırmış ve ama birleştirememiş iki insan. Sebepler sorgulanabilir, arkadaş kalma kararı da. Yalnız, bilinen bir gerçek asla saklanamaz. Çünkü bir gün açığa çıkacaktır ister istemez. Bazen arkadaş kalmak veya kalabilmek en doğru karar gibi gözükür. Objektivist bir yaklaşım bazında iki olgun bireyin mantık uzlaşması olarak kabul gören bu anlaşmasında analitik bir düşünce mekanizması çalıştırılsa da hesaba katılmayan bir şey vardır: Aşk. Çünkü, onun ne ağırlığı ne …
Mr. Nobody
Nereden başlamalıyım bilmiyorum. Zaman, aşk, dram, fantezi, romantizm, bilim kurgu… Hepsi bir arada, ama gerçekten bir arada. Hızlıca değişen sahneler arasındaki bağlantıyı koparmadan kurmak bazen yorucu bile gelebiliyor. Temposu ve heyecanı yüksek bir film. Senaristi ve aynı zamanda yönetmeni olan Jaco Van Dormael sanırım hayatı boyunca biriktirdiği tüm soruları sinemaya taşımak istemiş. Hepimizin cevap bulamadığı sorular aslında. Film bunlara cevap vermiyor ama bir şeyleri açıklamaya çalışıyor. Ölümü, belki de ölümsüzlüğü anlatıyor. Uzun bir yolculuk olan …
Paris’te Gece Yarısı
Paris. Yıllar boyunca sanata ve sanatçıya ilham kaynağı olan duygu yüklü bu şehrin bir başka fantastik yapımda yer alması hayal gücü geniş bir dünyaya davetiyeydi. Şehrin göze çarpan noktalarıyla başlayan film Paris’e özgü betimler nitelikte birkaç cümleyle devam ediyor. Gil (Owen Wilson) Paris’teki büyünün farkında olup bunu ruhuna indirgeyerek kitap yazmak isteyen bir Hollywood yazarı. İhtiyacı olan tek şey şehrin atmosferini biraz daha uzun solumak. Evlenmek üzere olan Gil ve Inez (Rachel McAdams) birbirlerini seviyor …
Killer Elite
Klasik, Jason Statham (Danny). Aksiyon filmlerinin vazgeçilmez yüzü bir başka katil rolünde: Bitmeyen bir aksiyon. Özellikle kavga sahnelerindeki adrenalin filmi en çekici kılan etkenlerden biri. Senaryoysa başlangıçta gerçek bir hikayeden alıntı olduğundan ötürü heyecanlıymış gibi gözükse de film ilerledikçe sıradan bir hal alıyor. Her ne kadar sıradan desem de beklemediğiniz sonuçlarla karşılaşabiliyorsunuz. Büyük bir sürpriz temennisi vermek istemem yine de. Bir heyecan olacağını ve bir sürü sırrı açıklayacağını düşündüğünüz film kuru bir tat bırakıyor ağzınızda. …
Cowboys and Aliens Vizyonda
- 16.9.2011 - 13:13
- Aksiyon Bilim Kurgu Gerilim Korku
- 1 Yorum
Hatırladığım kadarıyla en son izlediğim kovboy temalı film 3:10 to Yuma idi. Her ne kadar silahlı aksiyon filmlerini ve reflekslerin kullanılmasını sevsem de kovboy filmlerinin dinginliği tabiri caizse uykumu getiriyor. O yavaş yürüyüşler ve uzun konuşmalar yok mu… Ah, felsefeden (söz meclisten dışarı) ziyade işin özünde “erkeklik” olurdu o filmlerde. Bu filmde de keza herhangi bir düşünce yapısı beklememeniz gerekiyor. Kovboylar ve Uzaylılar filmi klasik bir kovboy aksiyonuyla başlıyor ve film boyunca bu klasik temayı …
Children of Men (2006)
- 24.5.2011 - 2:02
- Aksiyon Bilim Kurgu Dram Macera
- Yorum Yaz
İnsanlığın sonunun nasıl geleceğini merak ediyorum, belki de ediyoruz. Türlü senaryolar ve komplolar silsilesine bu film çok farklı bir açıyla yaklaşmış: kısırlık. Dünyayı kasıp kavuran bu hastalık ya da dindar kesimlere göre lanet en genç insanın ölümüyle tekrar hafızalarda canlanır. En genç insan, Diego (Juan Yacuzzi), sadece 18 yaşındaydı bu arada, 18 aylık değil. Hiçbir umudun olmadığı ve geleceğin yeşermediği dünya artık kaosa sürüklenmiş ve kendi ipini çekmekteyken, insanların sonu gelirken insanlığın sonunun gelmemesi gerektiğini …
Korkum Geldi
Türkiye’de korku filminin neden yapıl(a)madığını çoğumuz iyi biliyoruz: Gişe korkusu muhakkak. E(k)mek parası n’apalım. Diğer sebeplerden ikisiyse ya çok yetenekli insanların bulunmaması ya da seyirci algısının önyargılı olması olsa gerek. Hollywood filmleri genellikle birbirinin kopyası olmasına rağmen ilgi çekebiliyorken, Türkiye’deki uyarlamalar hiçbir zaman aynı ilgiyi göreme(z)di. İlgi çekmek istiyorsa bir korku filmi, kendine özgü olmalıdır Türkiye’de. Yeniliğe açız deli gibi. Özenerek makyaj yapılmamalı oyunculara, karakterlere ve senaryoya. Böyle denemelerin getirisi korku filminden ziyade, korku-komedi olabiliyor …
Daisy Diamond (2007)
Noomi Rapace. Çarpıcı bir başrolle Anna’yı canlandırıyor. Aktris olma hayalini gerçeğe dönüştürmeye çalışan genç bir anne. Dört aylık bebeğiyle bir sürü oyuncu denemelerine katılır ama her seferinde ağlayan Daisy yüzünden seçilemez… Çözüm ne peki? Ağlar. Çünkü Anna’nın küçük göğüslerinde verebilecek süt kalmamış, aslında hiç olmamıştır da. Susturamaz. Uyuyamaz, ve uyutmaz geceleri. Çalışamaz Anna, ezberlemesi gereken repliklere. Gider, gelir, gider gelir. Dinletemez emirlerini… Senaryonun ve yönetmenin başarısı Anna’nın aktris olmaya çalışırken aslında hayatını oynamasıyla göze çarpıyor. …
Full Metal Jacket (1987)
Stanley Kubrick. Sizlerin olduğu gibi benim de favori yönetmenlerimden biri. Sizi filmin içine çekip gerçekliği her zaman yansıtabiliyor. Beni hiçbir zaman sıkmayan filmlerinde sanki her zaman sinemaya ve sinemanın tekniğine dair yeni şeyler öğreniyor gibi hissediyorum. Her bir filmi ders niteliğini taşıyor benim için ve eminim birçok yönetmen için de. Savaş psikolojisinin insanları nasıl etkilediğini ve farklı karakterler üzerinde nasıl yansımalar gösterdiğini keşfedebileceğiniz filmde aksiyondan ziyade komedinin de tadına varacaksınız. Kara mizah olduğunu düşünmeyin. Aksiyon …


Düşler Bahçesi / We Bo…
The Girl With The Drag…
Demir Leydi (The Iron …
Zenne Dancer
Yılbaşı Gecesi (New Ye…
Berlin Kaplanı
Fetih 1453
Bel Ami
My Week With Marilyn
Katilin Yüzü / Faces i…
Beyazperdenin Yeni Sah…
Fetih 1453 Yeni Fragma…
Ocak Ayı Sinema Haberl…
Underworld Awakening S…
ÜÇ film ÜÇ fikir
Yoruldum Patron
KISA’CA..
“PERDE”yle…
“Saklı PerdeR…
Kalp Hırsızı