<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sivrisinema &#187; rahmetli</title>
	<atom:link href="http://www.sivrisinema.com/author/rahmetli/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sivrisinema.com</link>
	<description>Sinema, film, dizi, gelecek filmler, vizyondaki filmler, gösterimdeki filmler, fragmanlar, film eleştirileri, sinema yorumları Sivrisinema.com&#039;da...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 12 Feb 2012 23:01:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Synecdoche, New York</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/synecdoche-new-york/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/synecdoche-new-york/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Jan 2012 21:48:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Catherine Keener]]></category>
		<category><![CDATA[Daniel London]]></category>
		<category><![CDATA[Michalle Williams]]></category>
		<category><![CDATA[New York]]></category>
		<category><![CDATA[Peter Friedman]]></category>
		<category><![CDATA[Philip Seymour Hoffman]]></category>
		<category><![CDATA[Samatha Morton]]></category>
		<category><![CDATA[Synecdoche]]></category>
		<category><![CDATA[Tom Noonan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=25275</guid>
		<description><![CDATA[Zaman ilerledikçe insanın hayatındaki dönüm noktalarından biriyle filizlendirdiği felsefesi, zaman geçtikçe acı veya tatlı tecrübelerle koca bir ağaca dönüşür. Yağmur için bulutlara yalvardığı günlerin ardından şükretmediği günlere lanet eden insanoğlu, kökleri yerin metrelerce altına uzanırken gövdesinin hareket etmediğini sadece ölmek üzereyken fark edebilir. Anı yaşamanın zorluğu bir sonraki anı planlamanın sonucudur lakin ömür, bunu fark etmek sanki sorumsuzluğu doğuracakmış gibi bir algının çelişkilerinde yaşanır. Çelişkilerle mi yoksa kaderin çizdiği çizgilerle mi ilerliyor hayat bilemem ama ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Zaman ilerledikçe insanın hayatındaki dönüm noktalarından biriyle filizlendirdiği felsefesi, zaman geçtikçe acı veya tatlı tecrübelerle koca bir ağaca dönüşür. Yağmur için bulutlara yalvardığı günlerin ardından şükretmediği günlere lanet eden insanoğlu, kökleri yerin metrelerce altına uzanırken gövdesinin hareket etmediğini sadece ölmek üzereyken fark edebilir. Anı yaşamanın zorluğu bir sonraki anı planlamanın sonucudur lakin ömür, bunu fark etmek sanki sorumsuzluğu doğuracakmış gibi bir algının çelişkilerinde yaşanır. Çelişkilerle mi yoksa kaderin çizdiği çizgilerle mi ilerliyor hayat bilemem ama kaderin başlı başına bir çelişkiden ibaret olduğunu söyleyebilirim.</p>
<p style="text-align: justify">Charlie Kaufman sıradan bir senarist değil, bu yüzden onun filmini yorumlamaya başlarken sıradan cümleler kurmamalısınız. Bunun kanıtını bazılarınız Eternal Sunshine of the Spotless Mind, Adaptation veya Being John Malkovic filmlerinde görmüştür. Filmlerinde kendine özgü bir zaman akışı sergileyen senarist Kaufman, bu sefer yönetmen koltuğunu da - Spike Jonze teklifini kabul etmeyince - kendisi doldurdu. Bu konuda başarılı olduğu kadar oyuncu seçimlerinde de büyük bir başarı yakaladığını söyleyebiliriz.</p>
<p style="text-align: justify">Filmin ana karakteri Caden Cotard (Philip Seymour Hoffman) yakın zamanda öleceğini düşünerek bunu saplantı haline getiren bir tiyatro yönetmenidir. Kalıcı olmayı isteyip gerçek hayatı sahneye yansıtmayı amaçlayan yönetmen tüm gerçekliğin ölümle aşk arasındaki kocaman bir dünyada paylaşıldığını düşünür. Mutlu olmayı isterken mutsuzluğun koynuna düşen, doğruyla yanlışın kararını vermeye çalışırken peşinden koştuğu hayatın ara sokaklarında kaybolan ve istediği hayatı küçük parçalara ayırıp birleştirmeye çalışan bir adam düşünebilirsiniz. Yönetmen elde ettiği para ödülüyle hayatını kocaman bir sahneye (hatta küçük bir şehre) dönüştürerek, kurduğu hayallerle gerçek hayatını bir oyuna dökmeyi amaçlar. Synecdoche&#8217;un anlamı da zaten tümevarım veya tümdengelim düşüncelerini simgeler: Küçük bir şehirde koca bir hayatı oynamak gibi.</p>
<p style="text-align: justify">Filmin belirsizliklerinin metaforlarla gizlendiğini unutmayarak izlenilmesi gereken yorucu ve aynı zamanda düşündürücü bir yapıttan bahsetmek aslında çok zor. Ele aldığı konu basitçe &#8220;hayat&#8221;, ama hayat o kadar da basit değil. Ölümden korkarak yaşamanın olumsuzlukları ele alınırken aynı zamanda ölüm hiç yokmuş gibi davranmanın yersizliğini de filmde görebiliyorsunuz. Mesela yanan bir evin temsil ettiği korkularla yüzleşme veya korkuyu (ölümü) kabullenme metaforu sizde başka anlamlar çağrıştırabilir. Birkaç kere izlemeniz bile gerekebilir. Bu yüzden eğer izlemeyenler varsa diye düşünerek detaylara inmek istemiyorum çünkü görüşünüzü sabitleyerek farklı anlamlar çıkarmanızı engelleyebilirim.</p>
<p style="text-align: justify">Yine de filmde beni etkileyen sahnelerden bahsetmeden geçmek istemiyorum. Bir rahibin canlandırıldığı konuşmadaki cümleler filmin kısmi düşüncesini açıklıyor gibi: &#8220;Dünya zaman ilerledikçe devam ediyor olsa da siz burada saniyenin küçük bir dilimi kadar var olursunuz. Zamanınızın büyük bir kısmı doğmadan önce veya öldükten sonra harcanır ama siz hayatınızı yaşamak varken birinin gelip bunu düzeltmesini bekliyorsunuz. Bir telefon, bir mektup veya bir bakış için yıllarınızı harcıyorsunuz. Gelecek gibi görünmesine rağmen asla gelmiyor. Sonuçta hayatınızı gerçekleşmesini umduğunuz bir hayal veya imkansız bir umut ile geçiriyorsunuz: Birine bağlandığınızı hissettiren, bir bütünmüş gibi hissetmenizi sağlayan veya sevildiğinizi hissetmenizi sağlayan bir şey. Gerçek şu ki çok kızgınım, çok mutsuzum. Gerçek şu ki çok yalnız kaldım, çok uzun süre acı çektim. Yalnız kaldıkça bu zaman zarfında iyiymişim gibi davrandım. Nedenini bilmiyorum. Belki de nedeni herkes kendi dertleriyle varken benim zavallılığımı duymak istememişlerdir&#8230;&#8221;</p>
<p style="text-align: justify">Tahmin edilebilirlilik unsurlarının düşük olduğu bu filmde birçok gerçeklikle hayal gücü birleştirilmiş durumda. O yüzden neyin yanlış veya doğru olduğunu söyleyemezsiniz çünkü kurulan cümlenin bir temenni mi yoksa bir düşünce mi olduğunu da tam olarak bilemiyorsunuz. Yine de varsayımda bulunmak benliğinize serbest olacaktır. Senarist Charlie Kaufman yazar Marcel Proust&#8217;un kitaplarından epey esinleniyor olsa gerek ki önceki filmlerinden biri olan Adaptation&#8217;da Japonların kağıttan çiçekleriyle ilgili olan kısmı için küçük bir alıntı yapmıştı. Aynı zamanda bu filmin birkaç temasını da <a title="Marcel Proust" href="http://www.dr.com.tr/Kitap/Swann-larin-Tarafi-Kayip-Zamanin-Izinde-birinci-kitap-/Marcel-Proust/Edebiyat/Roman/Dunya-Roman/urunno=0000000058316" target="_blank">Kayıp Zamanın İzinde</a> adlı kitaptan esinlenerek yazdığını görebilirsiniz. Mesela Caden&#8217;ın psikologunun sahip olduğu karakter gibi. Bu yüzden yapıtların tamamen orjinal olduğunu düşünen insanların aslında Kaufman&#8217;ın çoğu zaman bilineni bilgeliğe bürüyerek veya bilgelikle birleştirerek sunduğunu görmeleri gerek. Filmdeki her bir isim ve her bir mekan seçilerek koyulmuş. Her birinin günlük hayatta farklı dünyalarda hikayeleri var. Bunları bilmiyor olabilirsiniz, gayet normal. Siz sadece filmi izleyin, anlatamadıklarımı o zaman anlayacaksınız ve yazmadıklarımı o zaman göreceksiniz.</p>
<p style="text-align: justify">Sevgiler.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>20 January 2012 22:48</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/synecdoche-new-york/#comments">2 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/synecdoche-new-york/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Manolya / Magnolia (1999)</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/magnolia/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/magnolia/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Jan 2012 10:09:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[1999]]></category>
		<category><![CDATA[Jason Robards]]></category>
		<category><![CDATA[Julianne Moore]]></category>
		<category><![CDATA[Magnolia]]></category>
		<category><![CDATA[Magnolia eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Magnolia fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Magnolia hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Magnolia izle]]></category>
		<category><![CDATA[Magnolia teaser]]></category>
		<category><![CDATA[Magnolia trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Magnolia yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Manolya]]></category>
		<category><![CDATA[Tom Cruise]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=24832</guid>
		<description><![CDATA[Farklı yaşantılar farklı yönlerde seyrederken dünya her zaman aynı yöne dönüyor. Sonu belli olan bir yaşantının sadece şekli belirsiz olabiliyor. Kimi insan bir kukla misali kendisine hareket imkanı verilmeden sağa sola çekiliyor, kimi özgürlüğü şişenin dibinde veya pudra şekerinde sanıyor, kimi dürüstlüğünden ödün vermezken kimiyse kendini bile tanıyamıyor. Paul Thomas Anderson bu filminde 90&#8242;lar Amerikan kültürünün bahsettiğim farklılıklarını değişik hayatları ele alarak anlatıyor. Kadınları yok etmeyle elde etme arasında gidip gelen bir adam (Tom Cruise) ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Farklı yaşantılar farklı yönlerde seyrederken dünya her zaman aynı yöne dönüyor. Sonu belli olan bir yaşantının sadece şekli belirsiz olabiliyor. Kimi insan bir kukla misali kendisine hareket imkanı verilmeden sağa sola çekiliyor, kimi özgürlüğü şişenin dibinde veya pudra şekerinde sanıyor, kimi dürüstlüğünden ödün vermezken kimiyse kendini bile tanıyamıyor. Paul Thomas Anderson bu filminde 90&#8242;lar Amerikan kültürünün bahsettiğim farklılıklarını değişik hayatları ele alarak anlatıyor.</p>
<p style="text-align: justify">Kadınları yok etmeyle elde etme arasında gidip gelen bir adam (Tom Cruise) ve onun vefasız ve zengin babasının (Jason Robards) pişmanlığı. Zeki olmanın getirisinin götürüye dönüştüğü bir adam (William H. Macy) ve bu adamın neslini devam ettiren bir başka zeki çocuk (Jeremy Blackman). Hayatının sonuna gelirken bir baba ve eş olarak hatalarının farkına varan bir adam (Philip Baker Hall) ve bu hataların cezasını çeken genç bir kadın (Melora Walters). Umutlarının peşinden koşan bir polis memuru (John C. Reilly) ve doğrunun gerçekliğine kapılan duygusal bir hasta bakıcı (Philip Seymour Hoffman).</p>
<p style="text-align: justify">Yazdığım ve yazmayı unuttuğum isimlerin hepsinin ana karakter olması sizi bir karmaşaya sürüklemesin. Tüm bu hayatların ortak noktasında çevrilen film muhteşem bir yönetmenliği gözler önüne seriyor. Akıcılığında senaryonun inceliklerinin farkına varacak ve eğer bilinçli bir izleyiciyseniz verilen mesajları bilinç altınızda hissedeceksinizdir. Aynı zamanda farklı çekim tekniklerinin bir araya getirildiğini görmek görsel beğeniyi film boyunca ayakta tutuyor.</p>
<p style="text-align: justify">Biraz olsun karmaşadan çıkıp senaryodan bahsetmek gerekirse sanırım size hayatın karmaşıklığını açıklamam gerekecek. Babasının baskısıyla bilgisini yarışma programında paylaşan bir çocuk zirveye yaklaşırken kullanıldığının farkına varır ve isyan bayrağını korkarak çeker. Aynı yoldan geçen bir başka karakter kendini kısa bir süreliğine zirvede görme imkanı yakalamıştır lakin bu sefer onu aşağıya iten ailesi olmuştur. Bu yüzden kazandığı para ödülünün tadına hiçbir zaman bakamamıştır. Bilgi cehaletin elinde para yapmıyorsa onlar için değersizdir; siz onlardan olmayın.</p>
<p style="text-align: justify">Bu yarışma programının yayınlandığı televizyon kanalının sahibi ölüm döşeğindeyken pişmanlığını bakıcısıyla oğluna duyurmak ister. Film ilerlerken oğlunun babasına olan öfkesinin sebeplerini görüyor ve yalnızlığın insanı vahşi bir hayata odaklı büyüttüğüne şahit oluyorsunuz. Terk edilmek terk edenin acizliğinin hayatınıza mal olmasıdır.</p>
<p style="text-align: justify">Hikayenin bir başka kısmı yarışma programının sunucusu, onun eşi, kızı  ve kızına aşık olan polis memurunu kapsıyor. Tüm karakterlerin lanetlendiğini düşündüğünüz bir anda aslında ödüllendirildiklerini görüyorsunuz. Bazı iyiliklerin kötülükten doğabileceğini düşündüğüm optimist bir metafor filmin içindeki gizli mesajlardan yalnızca biriydi.</p>
<p style="text-align: justify">Birçok dalga ödüle layık görülen film, yönetmenin çıkış yaptığı Sydney ve Boogie Nights adlı filmlerin ardından bir başka 90&#8242;ların milenyum öncesi ses getiren filmiydi. Kült bir yapıt olup olmadığı konusunda emin değilim yalnız IMDB&#8217;nin 250&#8242;sindeki yerinin sabit olduğuna eminim. Unutmayın ki bu yazıda film hakkında anlatamadığım daha çok şey var.</p>
<p style="text-align: justify">Sevgiler.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>07 January 2012 11:09</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/magnolia/#comments">Yorum Yaz</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/magnolia/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>XXY (2007)</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/xxy/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/xxy/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Jan 2012 10:43:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[German Palacios]]></category>
		<category><![CDATA[Ines Efron]]></category>
		<category><![CDATA[Ricardo Darin]]></category>
		<category><![CDATA[Valeria Bertuccelli]]></category>
		<category><![CDATA[xxy]]></category>
		<category><![CDATA[xxy 2007]]></category>
		<category><![CDATA[xxy eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[xxy filmi]]></category>
		<category><![CDATA[xxy fragman]]></category>
		<category><![CDATA[xxy hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[xxy izle]]></category>
		<category><![CDATA[xxy oyuncuları]]></category>
		<category><![CDATA[xxy yorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=24825</guid>
		<description><![CDATA[Bir toplumda farklılık yaratmak olumlu karşılansa da farklı olmak hiçbir zaman öyle olmadı. Dışlanılmak bir azınlığın kaderi olmak zorundaydı. Azınlığın bir parçası olmaksa kaderin kendisiydi zaten. Değiştirmek istediklerinin zamanın gerisinde kaldığını bilmek istemeyenlerin çabası toplumda var olma çabasıydı. Başarılı olanlar oldu ama biz olamayanları gördük hep. Görmemezlikten gelsek de onların varlığı her zaman hissedildi. Tek sorun, onların ne hissettiğinin bilinmek istenmemesiydi. Bu film doğuştan çift cinsiyetli olan bir çocuğun hikayesini anlatıyor. Sergio Bizzio&#8217;nun başlattığı bu ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Bir toplumda farklılık yaratmak olumlu karşılansa da farklı olmak hiçbir zaman öyle olmadı. Dışlanılmak bir azınlığın kaderi olmak zorundaydı. Azınlığın bir parçası olmaksa kaderin kendisiydi zaten. Değiştirmek istediklerinin zamanın gerisinde kaldığını bilmek istemeyenlerin çabası toplumda var olma çabasıydı. Başarılı olanlar oldu ama biz olamayanları gördük hep. Görmemezlikten gelsek de onların varlığı her zaman hissedildi. Tek sorun, onların ne hissettiğinin bilinmek istenmemesiydi.</p>
<p style="text-align: justify">Bu film doğuştan çift cinsiyetli olan bir çocuğun hikayesini anlatıyor. Sergio Bizzio&#8217;nun başlattığı bu hikaye toplumda yok sayılan bir gerçeği gün yüzüne çıkarmaya çalışıyor. Halbuki her doğan 2000 bebekten biri çift cinsiyetli olarak dünyaya geliyor. Ameliyatlar çözüm olarak nitelendirilse de çözülemeyen ruhsal sorunlar hala varlığını koruyor (muhakkak). Bizler bile taşıdığımız tek cinsiyetin karmaşasıyla bile bazen baş edemezken, onların yerine koymak yerine onları kapının önüne koyuyoruz.</p>
<p style="text-align: justify">- Kızını sonsuza dek böyle saklayamazsın.<br />
- Saklamak mı? Onun anormal olduğunu mu düşünüyorsun?<br />
- Hayır.<br />
- Buraya salakların (düşüncesizlerin) düşüncelerini duymamak için geldik.</p>
<p style="text-align: justify">Saklamak veya saklanmak zorunda kalıyorlar çünkü toplum içerisinde belirli bir yaşa geldiklerinde bir cinsi seçmek zorunda kalıyorlar. Erkek ve kadından başka bir seçenekleri yok, hermafroditlik (çift cinsiyet) ise yine sadece azınlıkların dilinde kalıyor. Filmin ana karakteri Alex&#8217;in haplarını almayı bıraktığındaki düşüncesi bıkkınlığını dile getiriyor. Sadece 15 yaşında, demiştim değil mi? Toplumdan topluma değişse de alışma süreci yine de alışamıyor(dur) insan. Mesela Türkiye&#8217;de hermafrodit biri mutlaka ailesinin seçtiği bir cinsiyeti yaşamak zorunda kalıyor. Bu cinsiyet genellikle tahmin edeceksinizdir ki &#8220;erkek&#8221; oluyor.</p>
<p style="text-align: justify">Alex ve ailesi bu yüzden küçük bir sahil kasabasında yaşamayı tercih ediyor. Toplumun kendi düşüncelerini onlara mal etme çabası usandırır hale getiriyor ve sonunda anılarını fotoğraflarda taşıyarak kalabalık yalnızlığın doğru yol alıyorlar. Alex&#8217;in babası geleneksel ebeveyn tepkilerinden arınarak çocuğunun arzularını sorguluyor ve onlara saygı duymaya çalışıyor. Filmin bu bağlamda örnek olma çabası teşkil ettiğini söyleyebilirim.</p>
<p style="text-align: justify">Bu film çift cinsiyet mağduru bir ailenin hayatını anlatırken aynı zamanda bu ailenin etrafındaki insanların psikolojik tepkilerini de ele alıyor. Sakin bir akıcılığı olan filmi soluksuz izlemeyeceksiniz. Belki de bazen sıkılacaksınız ama merak edeceğinize eminim. Empatiye düşkün olduğunuz bir anda bu tarz bir hayatın psikolojik etkilerini algılayabilmek için izlerseniz güzel bir deneyim olacaktır. Filmin toplam 20 ödülünün olduğu ve yönetmenin birçok festivalde ilgi gördüğünü söylemem gerek. Ayrıca Alex&#8217;i canlandıran Inés Efron&#8217;un yönetmen Lucia Puenzo ile çektiği bu ilk filmin ardından birliktelikleri iki lezbiyenin hikayesinin anlatıldığı <a title="Balık Çocuk" href="http://www.imdb.com/title/tt1235842/">El nino pez</a> (The Fish Child) adlı filmde de devam etti. Türkiye&#8217;de nedense henüz vizyona girmeyen bu filmin ilerleyen festivallerde yer almasını temenni ediyorum açıkçası.</p>
<p style="text-align: justify">Sevgiler.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>06 January 2012 11:43</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/xxy/#comments">1 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/xxy/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Water Lilies (2007)</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/water-lilies/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/water-lilies/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Jan 2012 11:12:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[Adele Haenel]]></category>
		<category><![CDATA[Céline Sciamma]]></category>
		<category><![CDATA[En iyi Yönetmen]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[fransız filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Louise Blachère]]></category>
		<category><![CDATA[Naissance des pieuvres]]></category>
		<category><![CDATA[Pauline Acquart]]></category>
		<category><![CDATA[Water Lilies]]></category>
		<category><![CDATA[water lilies eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[water lilies fragman]]></category>
		<category><![CDATA[water lilies hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[water lilies izle]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=24817</guid>
		<description><![CDATA[Aşkın cinsiyete indirgenmediği bir dünyaya ulaşmak o kadar zor ki. Elinizi uzatsanız da uzakta kalırsınız. Yüreğinizi açmaya çalışırsınız bu yüzden ama o zaman da yalnız olduğunuzun farkına varırsınız. Günü geldiğinde gün ışığına &#8220;merhaba&#8221; diyebilmek için kabuğunuza kaçar, beklersiniz. Bir bakmışsınız ki ilk heyecan ve birçok ilk çok geride kalmış. Yapmadıklarınızın pişmanlığı içinizi daha da karartmış. Bu film size anlatmaya çalıştığım ilklerden bahseden bir genç kız filmi. Marie 15 yaşlarında genç bir kızdır. Senkronize yüzme takımına ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Aşkın cinsiyete indirgenmediği bir dünyaya ulaşmak o kadar zor ki. Elinizi uzatsanız da uzakta kalırsınız. Yüreğinizi açmaya çalışırsınız bu yüzden ama o zaman da yalnız olduğunuzun farkına varırsınız. Günü geldiğinde gün ışığına &#8220;merhaba&#8221; diyebilmek için kabuğunuza kaçar, beklersiniz. Bir bakmışsınız ki ilk heyecan ve birçok ilk çok geride kalmış. Yapmadıklarınızın pişmanlığı içinizi daha da karartmış. Bu film size anlatmaya çalıştığım ilklerden bahseden bir genç kız filmi.</p>
<p style="text-align: justify">Marie 15 yaşlarında genç bir kızdır. Senkronize yüzme takımına katılmak istemesinin nedenlerinden biri de takım kaptanına olan hayranlığıdır. Ona yakın olmaya çalışırken aslında onun hayalini kurduğu gibi biri olmadığının farkına varır. Menfaat doğrultusunda kullanıldığını hissettiğinde uzaklaşmaya çalışır fakat bu sefer Floriane gitmesini istemez. Neden? Kim bilir çünkü Floriane ne hissettiğini kimsenin bilmesini istemeyen biridir.</p>
<p style="text-align: justify">Floriane erkeklerle birlikte olması gerektiğini düşündüğü için ona yanaşan herkese kapıyı tamamen açmasa da aralık bırakır. Arkadaşları onun bir sürtük olduğunu düşünür ve ondan nefret ederler. Bunun böyle olmadığını öğrenen Marie daha da yakınlaşmaya ve sahiplenmeye başlar. Bir ümittir içindeki, birlikteliğe yönelik. Adım atamasa da, ona sarılamasa da varlığının yakınlarında olmasını ister. Bu yüzden Floriane&#8217;in ilki olmayı kabul eder.</p>
<p style="text-align: justify">Aynı zamanda Marie&#8217;nin en yakın arkadaşı olan Anne hoşlandığı çocuğun peşini bırakmaz. Ona kendini beğendirmek için birçok şeyle uğraşırken, kendini ona sorgusuz sualsiz vermeyi hayal eder. Yalnız François ona yüz vermez ve birçok erkek gibi o da Floriane&#8217;in gölgesinde yaşamaya devam eder. Ta ki istediğini alamayana dek. O gece François hayvanlığının red görmesinden ötürü Anne&#8217;in zaafından yararlanır ve Anne&#8217;in hayalindeki kendi yerini alt üst eder.</p>
<p style="text-align: justify">Oyunculuklar bazı anlarda göz doldursa da, bazen sözler mesajları doğru vermelerine rağmen telaffuzda yapay kalabiliyorlar. Céline Sciamma&#8217;ın ilk filmi olduğunu düşünürsek yine de başarılı denebilir. Yapılan yorumlarda genç kızların çıplaklığından yararlanıldığı söylense de, hayatın içinde olanların yansıtıldığını düşünüyorum. Genç kızların erkekler tarafından reddedilmesi onları kızlara iten bir etken gibi gözükebilir ama filmde ailelerin hiç gözükmediğini de fark edeceksinizdir. Bu basit mesajı bile göremeyenler olacaktır, siz onlar gibi olmayın ve gizlenenleri bulmaya çalışın. Mesela dostluğun ikili ilişkilerdeki sevgili olma sıfatından önce geldiğini görebilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify">Sevgiler.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>05 January 2012 12:12</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/water-lilies/#comments">Yorum Yaz</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/water-lilies/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>One Day</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/one-day/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/one-day/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Nov 2011 15:43:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Hathaway]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Gün 2011]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Gün eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Gün hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Gün izle]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Gün sinema]]></category>
		<category><![CDATA[David Nicholls]]></category>
		<category><![CDATA[Jim Sturgess]]></category>
		<category><![CDATA[Ken Stott]]></category>
		<category><![CDATA[Lone Scherfig]]></category>
		<category><![CDATA[One Day]]></category>
		<category><![CDATA[One Day 2011]]></category>
		<category><![CDATA[One Day critics]]></category>
		<category><![CDATA[One Day download]]></category>
		<category><![CDATA[One Day eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[One Day Fragman]]></category>
		<category><![CDATA[One Day hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[One Day sinema]]></category>
		<category><![CDATA[One Day trailer]]></category>
		<category><![CDATA[One Day watch]]></category>
		<category><![CDATA[Patricia Clarkson]]></category>
		<category><![CDATA[Rachel Portman]]></category>
		<category><![CDATA[Rafe Spall]]></category>
		<category><![CDATA[Romola Garai]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=23750</guid>
		<description><![CDATA[Dexter ve Emma. Bir 15 Temmuz sabahında hayatlarını birbirleriyle tanıştırmış ve ama birleştirememiş iki insan. Sebepler sorgulanabilir, arkadaş kalma kararı da. Yalnız, bilinen bir gerçek asla saklanamaz. Çünkü bir gün açığa çıkacaktır ister istemez. Bazen arkadaş kalmak veya kalabilmek en doğru karar gibi gözükür. Objektivist bir yaklaşım bazında iki olgun bireyin mantık uzlaşması olarak kabul gören bu anlaşmasında analitik bir düşünce mekanizması çalıştırılsa da hesaba katılmayan bir şey vardır: Aşk. Çünkü, onun ne ağırlığı ne ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Dexter ve Emma. Bir 15 Temmuz sabahında hayatlarını birbirleriyle tanıştırmış ve ama birleştirememiş iki insan. Sebepler sorgulanabilir, arkadaş kalma kararı da. Yalnız, bilinen bir gerçek asla saklanamaz. Çünkü bir gün açığa çıkacaktır ister istemez.</p>
<p style="text-align: justify">Bazen arkadaş kalmak veya kalabilmek en doğru karar gibi gözükür. Objektivist bir yaklaşım bazında iki olgun bireyin mantık uzlaşması olarak kabul gören bu anlaşmasında analitik bir düşünce mekanizması çalıştırılsa da hesaba katılmayan bir şey vardır: Aşk. Çünkü, onun ne ağırlığı ne de sabit bir değeri vardır. Hiçbir denkleme uymaz, herhangi bir sonuca kesin olarak vardıramaz. Bir varsayımdan geriye sadece sonsuzluk kalır elde. Sonsuzluk bilinmezliği temsil etmez burada, aslında bilinen değerin nerede olduğunu gizler.</p>
<p style="text-align: justify">Dex&#8217;in doğuştan gelen şansın ivmesiyle edindiği, hızlı bir çıkışın ardından tükenmeyecek gibi gözüken varlığının zıttındaki sıradan hayatını iteleyen bir kadındır Emma. Kendi halinde bir yazar adayıdır. Yeteneğini henüz keşfedemeyip beklediği kıvılcımın gelmeyeceğine inanmaya başladığında hayatının seyrini monotonlaştırmaya başlar. İstediği adamın hayatındaki sıfatını değiştirmeye gücü olmadığını düşünerek aynı sıfatı farklı insanların önüne koymaya çalışır. Başarılı olamadığı aşikar.</p>
<p style="text-align: justify">Emma&#8217;nın ona olan ilgisinin farkında olup yine de bildiğini okuyarak kadınlara ve lükse olan düşkünlüğünün peşinden koşan bir adamdır Dex. Ailesinin istediği gibi biri olamazken aslında kendisinin de istediği biri olmadığının farkına varır. Geri adım atmaya çalıştığında tutunacak hiçbir dalının kalmadığını fark eder, O hariç.</p>
<p style="text-align: justify">Dex ve Emma sonsuzluğa bir adım kala birbirlerine olan aşklarını itiraf ettikleri gibi kabul de ederler. Uzun zamandır farklı yollarda yaşanan hayatın geleceğine birlikte açılan kucakta, yeni bir bebeğin hayalini kurarken geleceğe sarılmanın imkansızlığıyla karşılaşırlar. Hayatsa her yıldönümünde olduğu gibi farklı bir seçenek sunmaya devam eder.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="http://www.imdb.com/name/nm0390141/">David Nicholls</a>&#8216;un başarılı aşk kitabından uyarlanan filmin yönetmen koltuğunda <a href="http://www.imdb.com/name/nm0771054/">Lone Scherfig</a> oturuyor. <a href="http://www.imdb.com/name/nm0004266/">Anne Hathaway</a> ve <a href="http://www.imdb.com/name/nm0836343/">Jim Sturgess</a>&#8216;in başrollerinde oynadıkları film, çoğunlukla İngiltere&#8217;de geçiyor. Klasik bir akış anlayışını değiştiren ve isteyip de nedensizce kavuşamayan insanların dramatik aşk hayatlarına dair örnekler sunan hüzünlü, güzel ve eğlenceli bir film. Bile bile lades denebilir. İzlemeye değer lakin filmdeki teknik eksikliklere ve kurgu yanlışlıklarına değinmeye değecek bir yapıt olduğuna da inanmıyorum.</p>
<p style="text-align: justify">Sevgiler.</p>
<p style="text-align: justify">&#8220;I love you, Dex, so much. I just don&#8217;t like you anymore. I&#8217;m sorry.&#8221;</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>16 November 2011 16:43</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/one-day/#comments">Yorum Yaz</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/one-day/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mr. Nobody</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/mr-nobody/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/mr-nobody/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Nov 2011 20:47:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Bay Hiçkimse]]></category>
		<category><![CDATA[Bay Hiçkimse 2009]]></category>
		<category><![CDATA[Bay Hiçkimse eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Bay Hiçkimse fragmanı]]></category>
		<category><![CDATA[Bay Hiçkimse hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Bay Hiçkimse izle]]></category>
		<category><![CDATA[Bay Hiçkimse oyuncuları]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Mr. Nobody]]></category>
		<category><![CDATA[Mr. Nobody 2009]]></category>
		<category><![CDATA[Mr. Nobody about]]></category>
		<category><![CDATA[Mr. Nobody cast]]></category>
		<category><![CDATA[Mr. Nobody critics]]></category>
		<category><![CDATA[Mr. Nobody information]]></category>
		<category><![CDATA[Mr. Nobody trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=23538</guid>
		<description><![CDATA[Nereden başlamalıyım bilmiyorum. Zaman, aşk, dram, fantezi, romantizm, bilim kurgu&#8230; Hepsi bir arada, ama gerçekten bir arada. Hızlıca değişen sahneler arasındaki bağlantıyı koparmadan kurmak bazen yorucu bile gelebiliyor. Temposu ve heyecanı yüksek bir film. Senaristi ve aynı zamanda yönetmeni olan Jaco Van Dormael sanırım hayatı boyunca biriktirdiği tüm soruları sinemaya taşımak istemiş. Hepimizin cevap bulamadığı sorular aslında. Film bunlara cevap vermiyor ama bir şeyleri açıklamaya çalışıyor. Ölümü, belki de ölümsüzlüğü anlatıyor. Uzun bir yolculuk olan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Nereden başlamalıyım bilmiyorum. Zaman, aşk, dram, fantezi, romantizm, bilim kurgu&#8230; Hepsi bir arada, ama gerçekten bir arada. Hızlıca değişen sahneler arasındaki bağlantıyı koparmadan kurmak bazen yorucu bile gelebiliyor. Temposu ve heyecanı yüksek bir film. Senaristi ve aynı zamanda yönetmeni olan <a href="http://www.imdb.com/name/nm0233757/">Jaco Van Dormael</a> sanırım hayatı boyunca biriktirdiği tüm soruları sinemaya taşımak istemiş. Hepimizin cevap bulamadığı sorular aslında. Film bunlara cevap vermiyor ama bir şeyleri açıklamaya çalışıyor. Ölümü, belki de ölümsüzlüğü anlatıyor.</p>
<p style="text-align: justify">Uzun bir yolculuk olan hayatın belirli dönemlerinde seçim yapmak zorunda kalıyoruz: Dönüm noktaları. Yaptığımız seçimlerin sonuçlarını bilmeden olacaklara öncesinden katlanıyoruz çünkü sadece böyle mutlu olabiliriz. Ya her şeyin sonunu bilseydik? Mutlu olur muyduk veya istediğimiz &#8220;her şeye&#8221; sahip olabilir miydik? Düşünürken izleyin veya izlerken düşünün. Bir soluk yetmeyecektir, buna eminim.</p>
<p style="text-align: justify">Nemo, filmin ana karakteri, ihtimalleri şansa bırak(a)mayan kişi. Lanet mi yoksa lütuf mu, tartışabiliriz ama Tanrı onun geleceğini unutmasına izin vermedi. Tüm ihtimalleri görebilir olsa da her şeyi aynı anda yaşayamazdı. Bir seçim yapmak zorunda kalmalıydı her seferinde. Aynı anda her yerde olmak aslında hiçbir yerde olmamaktır ya da hiç var olmamaktır.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="http://www.imdb.com/name/nm0001467/">Jared Leto</a> oyunculuğuyla Nemo&#8217;ya beden olurken size estetiği ve yeteneği sunabilen biri. Yine de bazı karakterlerin üzerine oturmadığını söyleyebilirim. Yönetmenin onu seçmesindeki bir başka büyük etkeninse gözleri olduğunu düşünüyorum. Tüm düşüncesini gözleriyle yansıtabildiğine şahit olacağınız sahneler olacak.</p>
<p style="text-align: justify">Yönetmenin sahneler arasındaki geçişi bazen sizi rahatsız edecek ama çoğu zaman hayran bırakacak. Şimdiye dek belgesel ve kısa film çeken Dormael yaklaşık 140 dakikalık bu filmde aklınıza gelebilecek bütün sinema tekniklerini kullanmaya çalışmış. Konunun zamana yönelik olduğunu hesaba katarsak soyut bir algıyı yansıtmanın (hissettirmenin) kolay olmayacağını sizler de tahmin edersiniz. Bu yüzden hissettikleriniz sizi filme kesinlikle bağlayacaktır, buna da eminim.</p>
<p style="text-align: justify">Üç farklı kadının ortak noktası olan Nemo her seçiminde farklı bir kadınla birleşiyor. Anna (<a href="http://www.imdb.com/name/nm1208167/">Diane Kruge</a>) her birinin ortak noktasıyken Elise (<a href="http://www.imdb.com/name/nm0001631/">Sarah Polley</a>) onlardan karşılıksız sevgiye hedef olanı. Farklı hayatlardaki farklı ihtimallerin ürünü ilişkiler, dönüm noktaları farklılaştıkça Nemo&#8217;yu zamana bölüyor. Tek bir bedenin tüm zamana yayılması 2092&#8242;de yaşayan yaşlı bir Nemo&#8217;da toplanıyor. Aşkın en yoğun halini en içten ses tonuyla tasvir etmeye çalışıyor. Hikayenin farkında olan ve bize anlatan kişi de zaten o ve onun dokuz yaşındaki hali, ya da tam tersi. Neyin ters veya düz olduğunu anlamanız zaman alacak.</p>
<p style="text-align: justify">Filmdeki repliklerin bir çoğu kişiyi düşünmeye iten ve kısmi entellektüel imaj yaratan cümlelerden oluşuyor. Sizi de düşünmeye itecek olan filmde pişmanlık duyduğunuz veya keşke dediğiniz anları anacağınızı biliyorum. Bunda kullanılan müziklerin büyük bir paya sahip olacağını düşünüyorum. Çoğunu daha önceden biliyor olacaksınız ama kullanıldığı sahneye özgü seçildiklerinin farkına vardığınızda hoşunuza gidecek.</p>
<p style="text-align: justify">Daha fazla anlatmak istemiyorum, senaryoya değinmek ve tadını kaçırmak da istemiyorum. Lakin bu kısa tanıtım yazısının filmin felsefesine yönelik özeti yaptığını düşünüyorum. Kesinlikle sinemanın en güzel örneklerinden biri olduğunu düşündüğüm bu film 2010 yılında İstanbul Film Festival&#8217;inde gösterilmiş ve büyük bir beğeni kazanmıştı. Birçok festivalde aldığı ödüller en iyi film, sinematografi ve makyaja yönelikti. Yalnız bazı kesimlerce filmin çok yoğun bir senaryosu olmasına rağmen aslında hiçbir şey anlatmadığı da savunulmakta. Siz yine de zamanınızı ayırın, değecektir.</p>
<p style="text-align: justify">Sevgiler.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>09 November 2011 21:47</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/mr-nobody/#comments">1 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/mr-nobody/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Paris&#8217;te Gece Yarısı</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/komedi/pariste-gece-yarisi/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/komedi/pariste-gece-yarisi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Nov 2011 23:05:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fantastik]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[Kathy Bates]]></category>
		<category><![CDATA[Midnight in Paris]]></category>
		<category><![CDATA[midnight in paris trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Owen Wilson]]></category>
		<category><![CDATA[Paris'te Gece Yarısı]]></category>
		<category><![CDATA[Paris'te Gece Yarısı eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Paris'te Gece Yarısı eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Paris'te Gece Yarısı filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Paris'te Gece Yarısı fotoğrafları]]></category>
		<category><![CDATA[Paris'te Gece Yarısı fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Paris'te Gece Yarısı fragmanı]]></category>
		<category><![CDATA[Paris'te Gece Yarısı hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Paris'te Gece Yarısı izle]]></category>
		<category><![CDATA[Paris'te Gece Yarısı oyuncuları]]></category>
		<category><![CDATA[Paris'te Gece Yarısı sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Paris'te Gece Yarısı yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Rachel McAdams]]></category>
		<category><![CDATA[Woody Allen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=23516</guid>
		<description><![CDATA[Paris. Yıllar boyunca sanata ve sanatçıya ilham kaynağı olan duygu yüklü bu şehrin bir başka fantastik yapımda yer alması hayal gücü geniş bir dünyaya davetiyeydi. Şehrin göze çarpan noktalarıyla başlayan film Paris&#8217;e özgü betimler nitelikte birkaç cümleyle devam ediyor. Gil (Owen Wilson) Paris&#8217;teki büyünün farkında olup bunu ruhuna indirgeyerek kitap yazmak isteyen bir Hollywood yazarı. İhtiyacı olan tek şey şehrin atmosferini biraz daha uzun solumak. Evlenmek üzere olan Gil ve Inez (Rachel McAdams) birbirlerini seviyor ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Paris. Yıllar boyunca sanata ve sanatçıya ilham kaynağı olan duygu yüklü bu şehrin bir başka fantastik yapımda yer alması hayal gücü geniş bir dünyaya davetiyeydi. Şehrin göze çarpan noktalarıyla başlayan film Paris&#8217;e özgü betimler nitelikte birkaç cümleyle devam ediyor. Gil (<a href="http://www.imdb.com/name/nm0005562/">Owen Wilson</a>) Paris&#8217;teki büyünün farkında olup bunu ruhuna indirgeyerek kitap yazmak isteyen bir Hollywood yazarı. İhtiyacı olan tek şey şehrin atmosferini biraz daha uzun solumak.</p>
<p style="text-align: justify;">Evlenmek üzere olan Gil ve Inez (<a href="http://www.imdb.com/name/nm1046097/">Rachel McAdams</a>) birbirlerini seviyor gibi gözükseler de Inez ve ailesinin beklentisi bunun zıttını gözler önüne seriyor. Filmin fragmanında bu uyumsuzluğu görebiliyorsunuz lakin bahsi geçen gece yarısından sonraki maceraya dair hiçbir fikir edinemiyorsunuz. Bu merak duygusu film başladığında hemen gecenin başlamasını istemenize sebep oluyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Şehirde dolaşan Gil alkolün de hafif etkisiyle Paris&#8217;te kaybolup bir ara sokakta kendini bulur. Ardından gece yarısına dair bir çan sesi. Sonra bir araba yaklaşıyor ve içindekiler davetkar tavırlarla onu arabaya çağırıyorlar. Eğlenmeye ve içmeye devam edilirken, Gil nereye gittiğinden bihaberdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Her gece yarısı başka bir hayata adım atan Gil inanılmaz insanlarla tanışıyor ve onlarla hayatına dair köklü değişikliklere imza atıyor. Gittiği yerde bir başka kadına aşık olması aslında her şeyin sanırım başlangıcıydı. Adriana (<a href="http://www.imdb.com/name/nm0182839/">Marion Cotillard</a>) o kadar güzeldir ki, Gil onun için kendi tarihini değiştirmeyi göze alabilirdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Peki ne oldu? Bunu anlatamam size, çünkü merak duygusu sizi filme çekecektir muhakkak. Film bittiğinde ise hala bilmedikleriniz olacak, şu an olduğu gibi. <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000095/">Woody Allen</a>&#8216;ın da sanırım istediği buydu. Senaryonun fantastik mantığı size eğlenceli gelecektir ama aynı zamanda filmin sakinliği de içinde barındırdığını unutmayın. Nostaljiyi seven insanların bu büyülü dünyayı kaçırmamasını tavsiye ediyorum: Aşk, fantezi, komedi, romantizm&#8230; Bu arada <strong>30 Eylül</strong> itibariyle Türkiye&#8217;de vizyona giren film Mayıs ayında Cannes Film Festivali&#8217;ne katılmıştı ve dünya çapında beyaz perdeye aylar önce merhaba demişti.</p>
<p style="text-align: justify;">Sevgiler.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>09 November 2011 00:05</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/komedi/pariste-gece-yarisi/#comments">1 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/komedi/pariste-gece-yarisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Killer Elite</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/killer-elite-2/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/killer-elite-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Oct 2011 10:28:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Suç]]></category>
		<category><![CDATA[Clive Owen]]></category>
		<category><![CDATA[Jason Statham]]></category>
		<category><![CDATA[Killer Elite]]></category>
		<category><![CDATA[Killer Elite 2011]]></category>
		<category><![CDATA[Killer Elite eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Killer Elite film ayrıntıları]]></category>
		<category><![CDATA[Killer Elite film inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Killer Elite fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Killer Elite gösterim]]></category>
		<category><![CDATA[Killer Elite gösterim tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Killer Elite sinema]]></category>
		<category><![CDATA[killer elite vizyon tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Robert De Niro]]></category>
		<category><![CDATA[The Killer Elite film ayrıntıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=22767</guid>
		<description><![CDATA[Klasik, Jason Statham (Danny). Aksiyon filmlerinin vazgeçilmez yüzü bir başka katil rolünde: Bitmeyen bir aksiyon. Özellikle kavga sahnelerindeki adrenalin filmi en çekici kılan etkenlerden biri. Senaryoysa başlangıçta gerçek bir hikayeden alıntı olduğundan ötürü heyecanlıymış gibi gözükse de film ilerledikçe sıradan bir hal alıyor. Her ne kadar sıradan desem de beklemediğiniz sonuçlarla karşılaşabiliyorsunuz. Büyük bir sürpriz temennisi vermek istemem yine de. Bir heyecan olacağını ve bir sürü sırrı açıklayacağını düşündüğünüz film kuru bir tat bırakıyor ağzınızda. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Klasik, Jason Statham (Danny). Aksiyon filmlerinin vazgeçilmez yüzü bir başka katil rolünde: Bitmeyen bir aksiyon. Özellikle kavga sahnelerindeki adrenalin filmi en çekici kılan etkenlerden biri. Senaryoysa başlangıçta gerçek bir hikayeden alıntı olduğundan ötürü heyecanlıymış gibi gözükse de film ilerledikçe <strong>sıradan</strong> bir hal alıyor. Her ne kadar sıradan desem de beklemediğiniz sonuçlarla karşılaşabiliyorsunuz. Büyük bir sürpriz temennisi vermek istemem yine de. Bir heyecan olacağını ve bir sürü sırrı açıklayacağını düşündüğünüz film kuru bir tat bırakıyor ağzınızda. Hiç hoş değil.</p>
<p style="text-align: justify">Robert De Niro (Hunter) sinemada olduğu gibi filmde de yılların tecrübesini temsil eden biri. Danny&#8217;nin akıl hocasıyken basit bir hataya düşerek ister istemez ortaklarını da işin içine çekiyor. Ortaklardan biri Prison Break&#8217;ten de tanıyacağınız Dominic Purcell (Davies) diğeriyse Aden Young (Meier). Karakterlere özgü özellikler oyuncular tarafından açıkçası gayet güzel yansıtılmış. Yalnız Robert De Niro&#8217;nun oyunculuğuna bakınca tecrübeli değil de vasatın biraz üstünde bir katil olduğunu düşünebilirsiniz. Fazla çalışma imkanı bulamadığından mı yoksa bilerek mi öyle oynadığından emin değilim.</p>
<p style="text-align: justify">Clive Owen (Spike) avcıları avlamaya çalışan eski bir SAS üyesini canlandırıyor. Jason Statham ve arkadaşlarının peşindeyken aldığı eğitimin kazandırdıklarını iyi değerlendiriyor. Ne yaparsa yapsın bir adım geride olması onu en çok kamçılayan etken. Yine de kendi alanlarında profesyonel olan insanların ortak paydası adam öldürmek olunca çatışmaların nasıl biteceğini kestirmek zor oluyor.</p>
<p style="text-align: justify">Ranulph Fiennes&#8217;in The Feather Men adlı romanından uyarlanan filmin yönetmeni Gary McKendry. Ödüllü bir reklam yönetmeni olan McKendry, 2004 yılında çektiği kısa filmle (Everything in This Country Must) uzun metraja göz kırpmış oldu. Killer Elite yönetmenin ilk uzun metrajlı filmi. Yine de küçümsenemeyecek bir başarıya imza attığını söyleyebiliriz. Özellikle dövüş sahneleri bir aksiyon filminde olması gerektiği gibi. Yapmacıklığı hafifletemediği yerler de var lakin göze batmadığını düşünüyorum. Akıcılığın bazen sekteye uğradığını itiraf etmeliyim ama bunu tecrübesiz olmasına bağlayabiliriz diye düşünüyorum. Çekimlerde yaratıcılık kullanmak yerine hali hazır standartları kullanan yönetmen senaryonun altyapısını çöpe atıp olayı kovalamacaya dönüştürüyor. Zaten filmin başarısızlığı da bu noktada başlıyor. Bu arada filmin 1970&#8242;lerde çekilen The Killer Elite ile bir alakası yok, isim benzerliği dışında.</p>
<p style="text-align: justify">Öte yandan filmin afişinden bahsetmek istiyorum biraz. Her ne kadar bu filmi insanlar Jason Statham için izleyecektir dense de Robert De Niro ve Clive Owen için de birçok insan izleyecektir. Afişte oyuncuların belirli bir sıraya göre dizilmesi ve izleyici çekmek için diğer oyuncuların gereksiz yere büyütülmemesi çok güzel bir davranış. Ayrıca Robert De Niro&#8217;nun çok fazla rolünün olmadığını yine afişteki &#8220;and&#8221; (ve) bağlacıyla anlamanız da mümkün. Çok sıradan gibi gözükse de, son zamanlardaki film afişlerinin alakasız bir ilgi çekme methodu kullanmasına bakılırsa bence hiç de sıradan değil. Tam olması gerektiği gibi.</p>
<p style="text-align: justify">Ayrıca filmi Kanyon Cinebonus&#8217;ta <del><strong>izlememenizi</strong></del> tavsiye ediyorum çünkü klimalar çalışmıyordu birici salonda. Sinir oldum! :p Gitmeyin. Ama eğer aksiyon filmlerine bayılıyor ve Jason Statham&#8217;ın adam dövmesine hayransanız filme <strong>kesinlikle gidin</strong>.</p>
<p style="text-align: justify">Sevgiler.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>09 October 2011 11:28</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/aksiyon/killer-elite-2/#comments">1 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/killer-elite-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cowboys and Aliens Vizyonda</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/cowboys-and-aliens-vizyonda/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/cowboys-and-aliens-vizyonda/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Sep 2011 12:21:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[Ana De La Reguera]]></category>
		<category><![CDATA[Clancy Brown]]></category>
		<category><![CDATA[Cowboys & Aliens]]></category>
		<category><![CDATA[Daniel Craig]]></category>
		<category><![CDATA[kovboylar ve uzaylılar]]></category>
		<category><![CDATA[Kovboylar ve Uzaylılar 2011]]></category>
		<category><![CDATA[Kovboylar ve Uzaylılar fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Kovboylar ve Uzaylılar ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Kovboylar ve Uzaylılar salon]]></category>
		<category><![CDATA[Kovboylar ve Uzaylılar sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Noah Ringer]]></category>
		<category><![CDATA[Olivia Wilde]]></category>
		<category><![CDATA[Sam Rockwell]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=21915</guid>
		<description><![CDATA[Hatırladığım kadarıyla en son izlediğim kovboy temalı film 3:10 to Yuma idi. Her ne kadar silahlı aksiyon filmlerini ve reflekslerin kullanılmasını sevsem de kovboy filmlerinin dinginliği tabiri caizse uykumu getiriyor. O yavaş yürüyüşler ve uzun konuşmalar yok mu&#8230; Ah, felsefeden (söz meclisten dışarı) ziyade işin özünde &#8220;erkeklik&#8221; olurdu o filmlerde. Bu filmde de keza herhangi bir düşünce yapısı beklememeniz gerekiyor. Kovboylar ve Uzaylılar filmi klasik bir kovboy aksiyonuyla başlıyor ve film boyunca bu klasik temayı ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hatırladığım kadarıyla en son izlediğim kovboy temalı film <a title="3:10 to Yuma" href="http://www.imdb.com/title/tt0381849/">3:10 to Yuma</a> idi. Her ne kadar silahlı aksiyon filmlerini ve reflekslerin kullanılmasını sevsem de kovboy filmlerinin dinginliği tabiri caizse uykumu getiriyor. O yavaş yürüyüşler ve uzun konuşmalar yok mu&#8230; Ah, felsefeden (söz meclisten dışarı) ziyade işin özünde &#8220;erkeklik&#8221; olurdu o filmlerde. Bu filmde de keza herhangi bir düşünce yapısı beklememeniz gerekiyor. Kovboylar ve Uzaylılar filmi klasik bir kovboy aksiyonuyla başlıyor ve film boyunca bu klasik temayı uzaylılar heyecan katarak değiştiriyor.</p>
<p>Issız bir yerde baygınlıktan uyanıp merakla sağına soluna bakan bir kovboy ve sol kolunda gizemli metal bir kelepçe. Film, bu karenin ardından küçük bir kovboy aksiyonuyla başlıyor ve devam etmek için Absolution kasabasına yöneliyor. Nerede ve neden orada olduğunu hatırlayamayan Jack Lonergan (Daniel Craig) saldırgan ve dominant yapısıyla kasaba halkının ilgisini çekiyor. Tabi ki şerifin de. Jack tutuklanıp geçmişiyle yüzleşmeye doğru ilk adımını atıyor böylece. Fakat yolculuğa çıkmadan önce hali hazırda korku solunan kasabada korkunun asıl tanımı uzaylıların baskınıyla anlam kazanıyor. Halkın tek düşmanı o geceden sonra &#8220;iblisler&#8221; oluyor.</p>
<p>Birleşip uzaylıları avlamaya (!) ve kaçırılan insanları kurtarmaya çalışan Jack, Dolarhyde (Harrison Ford), Ella (Olivia Wilde) ve diğer insanlar bu maceranın düşündüklerinden daha zor olacağını bilmiyorlardı. Macera boyunca Jack&#8217;in anıları geri gelmeye başlıyor ve senaryo tahmin edilebilirken farklı bir boyuta ulaşıyor. Şaşırtan sürprizler açığa çıkarken birbirine düşman ırkların dayanışması bence güzel bir mesaj vermeye çalışıyor. Bahsettiğim küçük sürprizlerin dışında görebileceğiniz diğer mesajların hepsi alışılagelmiş Hollywood yinelemeleri.</p>
<p>Filmde süre bazında uzaylıların dominant olacağını sanıyorsanız ve sürekli çatışma (aksiyon) olacağını düşünüyorsanız, malesef yanılıyorsunuz. En azından filmin ilk yarısı için durum böyle. Filmin büyük bir bölümü kovboy diyalogları ve sakinliğiyle geçiyor. Bazı yerlerinde sıkılmadım değil ama genel olarak seyri hoş görüntüler vardı. Uzaylıların saldırdığı anlarda ise efektlerin ve sesin yetersiz kaldığını düşünüyorum. Daha görkemli ve ürperten saldırılar oluşturulabilirdi.</p>
<p>Filmin yönetmenliğini (Jon Favreau) başarılı bulduğumu söyleyemem. Keşke Iron Man&#8217;i de izlemiş olsaydım, böylelikle daha yapıcı bir eleştiri yapabilirdim her ne kadar aynı tarzda olmasalar da. Aksiyon sahnelerini üçüncü bir şahısmış gibi izledim, daha çok içine çekilmeyi isterdim açıkçası. Bu yüzden daha deneyimli bir yönetmen olmalıydı diye düşünüyorum. Ayrıca siz de detaylara takılan biriyseniz filmdeki devamlılık hatalarının oldukça fazla olduğunu göreceksiniz. Öyle ki diyalog hataları bile var. Oyunculuklarda ise bilerek klişelere kaçıldığını düşünüyorum çünkü kovboy filmlerinin tadını yeniliklerle katamazlardı. Yine de daha iyi olmalıydı. Sonuç olarak iki farklı sinema kültürünün bir filmde başarıyla birleştirildiğini görebiliyoruz. Gerçekten zorun başarıldığına emin olun ama izlemeye değer mi yoksa değil mi buna kendiniz karar vermelisiniz. Emin değilim. Sanatsal bir yenilik olmadığı kesin çünkü Hollywood yenilikçi olmaktan ziyade genelde filmleri birbiriyle birleştirmeyi ve temcit pilavı gibi sunmayı sever. Bu film de onlardan biri. Yine de Daniel Craig ve Olivia Wilde fikrinizi değiştirebilir. Ah bir de bahsedemediğim Sam Rockwell var tabi, gidip kendiniz görün :)</p>
<p>Sevgiler.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>16 September 2011 13:21</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/aksiyon/cowboys-and-aliens-vizyonda/#comments">1 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/cowboys-and-aliens-vizyonda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Children of Men (2006)</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/children-of-men-2006/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/children-of-men-2006/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 May 2011 01:01:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[alfonso cuaron]]></category>
		<category><![CDATA[children of men]]></category>
		<category><![CDATA[children of men about]]></category>
		<category><![CDATA[children of men cast]]></category>
		<category><![CDATA[children of men critic]]></category>
		<category><![CDATA[children of men fragman]]></category>
		<category><![CDATA[children of men trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Clive Owen]]></category>
		<category><![CDATA[Julianne Moore]]></category>
		<category><![CDATA[son umut]]></category>
		<category><![CDATA[son umut eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[son umut filmi]]></category>
		<category><![CDATA[son umut fragman]]></category>
		<category><![CDATA[son umut hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[son umut izle]]></category>
		<category><![CDATA[son umut oyuncuları]]></category>
		<category><![CDATA[son umut yönetmeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=18054</guid>
		<description><![CDATA[İnsanlığın sonunun nasıl geleceğini merak ediyorum, belki de ediyoruz. Türlü senaryolar ve komplolar silsilesine bu film çok farklı bir açıyla yaklaşmış: kısırlık. Dünyayı kasıp kavuran bu hastalık ya da dindar kesimlere göre lanet en genç insanın ölümüyle tekrar hafızalarda canlanır. En genç insan, Diego (Juan Yacuzzi), sadece 18 yaşındaydı bu arada, 18 aylık değil. Hiçbir umudun olmadığı ve geleceğin yeşermediği dünya artık kaosa sürüklenmiş ve kendi ipini çekmekteyken, insanların sonu gelirken insanlığın sonunun gelmemesi gerektiğini ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">İnsanlığın sonunun nasıl geleceğini merak ediyorum, belki de ediyoruz. Türlü senaryolar ve komplolar silsilesine bu film çok farklı bir açıyla yaklaşmış: kısırlık. Dünyayı kasıp kavuran bu hastalık ya da dindar kesimlere göre lanet en genç insanın ölümüyle tekrar hafızalarda canlanır. En genç insan, Diego (<strong>Juan Yacuzzi</strong>), sadece 18 yaşındaydı bu arada, 18 aylık değil.</p>
<p style="text-align: justify">Hiçbir umudun olmadığı ve geleceğin yeşermediği dünya artık kaosa sürüklenmiş ve kendi ipini çekmekteyken, insanların sonu gelirken insanlığın sonunun gelmemesi gerektiğini filmi izlerken onlarce kez hissediyorsunuz. Bir saatiniz dahi kalsa insanlara el uzatabilecek gücünüz olmalı, hatta hayvanlara bile. Nefes almanın ne kadar değerli olduğunu hissettiren film ilerledikçe adrenalin salmaya başlıyor.</p>
<p style="text-align: justify">Bu kadar karmaşanın içinde karanlığa doğacak bir güneş İngilizlerin mülteci olarak dışladığı insanlardan birinin karnında doğmak üzereyken, insanlığın yardımına ihtiyaç duyuyor Kee (<strong>Clare-Hope Ashitey</strong>). Julian (<strong>Julianne Moore</strong>) bu hamile kadının elinden tutarak beladan uzaklaştırıp umut kaynağını dünyaya getirmesine yardımcı olmaya çalışır fakat bunun kolay olmayacağını bildiği için eski eşi Theo&#8217;nun (<strong>Clive Owen</strong>) yardımına ihtiyaç duyar. Muhakkak bu ihtiyacı özlemin tetiklediği sizin de gözlerinizden kaçmayacak.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Alfonso Cuarón</strong>&#8216;ın yönetmenliği savaş sahnelerinde ve kesintisiz sahnelerde tartışılmaz kusursuzluğa sahipken klasik mantık hatalarıyla karşılaşmanız göz zevkinize ters düşmeyecektir muhakkak. Sahnelere uyumlu hoş müziklerin yanı sıra, yönetmenin bu başarısını oyuncular daha da yüceltmiş, özellikle Clive Owen&#8217;ın geçmiş oyunculuklarına paralel diyebileceğimiz performanslarının iki katını gösterdiğini diyebiliriz. Ama aynı şeyi Clare Hope için söyleyemiyorum. Her ne kadar bazı eleştirmenler ilk oyunculuklarından birinde böyle bir performansın çok değerli olduğunu dile getirse de yapmacık tavrı yapmacık oynadığını söylemek zorundayım. Belki de benim göz zevkime aykırı bir tutum sergilemiştir, bilemiyorum.</p>
<p style="text-align: justify">Dramı filmin içine girdiğinizde rahatlıkla hissedeceğinizi ve içinizin acıyacağını biliyorum ama göz yaşını aksiyonun süsleyeceği görsel haz duygusal yoğunluğu adrenaline bırakacaktır yer yer. Dünyanın gelecekte yüzleşebileceği farklı komplo teorilerinin ve bu teorilerin sonuçlarının neye benzeyebileceğini görmek ve insanlığın buna nasıl tepki verebileceğine usta yönetmen ve oyuncuların gözüyle tanıklık etmek isterseniz şimdiden iyi seyirler diliyorum. Ama en önemlisi, eğer yanınızda çok değer verdiğiniz biri varsa izlerken, film olduğundan daha <em>güzel</em> gözükecektir muhakkak.</p>
<p style="text-align: justify">Sevgiler.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>24 May 2011 02:01</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/aksiyon/children-of-men-2006/#comments">Yorum Yaz</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/children-of-men-2006/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Korkum Geldi</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/makale/korkum-geldi/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/makale/korkum-geldi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Apr 2011 23:01:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[emin buğra saral]]></category>
		<category><![CDATA[film değerlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[film makale yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[korku filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[korku filmlerindeki]]></category>
		<category><![CDATA[makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[sinema makale]]></category>
		<category><![CDATA[sinemakale]]></category>
		<category><![CDATA[sinopsis yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=17381</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;de korku filminin neden yapıl(a)madığını çoğumuz iyi biliyoruz: Gişe korkusu muhakkak. E(k)mek parası n&#8217;apalım. Diğer sebeplerden ikisiyse ya çok yetenekli insanların bulunmaması ya da seyirci algısının önyargılı olması olsa gerek. Hollywood filmleri genellikle birbirinin kopyası olmasına rağmen ilgi çekebiliyorken, Türkiye&#8217;deki uyarlamalar hiçbir zaman aynı ilgiyi göreme(z)di. İlgi çekmek istiyorsa bir korku filmi, kendine özgü olmalıdır Türkiye&#8217;de. Yeniliğe açız deli gibi. Özenerek makyaj yapılmamalı oyunculara, karakterlere ve senaryoya. Böyle denemelerin getirisi korku filminden ziyade, korku-komedi olabiliyor ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Türkiye&#8217;de korku filminin neden yapıl(a)madığını çoğumuz iyi biliyoruz: Gişe korkusu muhakkak. E(k)mek parası n&#8217;apalım. Diğer sebeplerden ikisiyse ya çok yetenekli insanların bulunmaması ya da seyirci algısının önyargılı olması olsa gerek. Hollywood filmleri genellikle birbirinin kopyası olmasına rağmen ilgi çekebiliyorken, Türkiye&#8217;deki uyarlamalar hiçbir zaman aynı ilgiyi göreme(z)di. İlgi çekmek istiyorsa bir korku filmi, kendine özgü olmalıdır Türkiye&#8217;de. Yeniliğe açız deli gibi. Özenerek makyaj yapılmamalı oyunculara, karakterlere ve senaryoya. Böyle denemelerin getirisi korku filminden ziyade, korku-komedi olabiliyor en fazla. Çoğumuz şahit olduk son dönemde bu tarz filmlere. Kendi içinde çürüdü filmler. Ama iyiye doğru gittiğini biliyorum her şeyin. Diğer hayatımda Pollyanna&#8217;ydım sanırım. Güzel de kız olurdum hani, aramızda.</p>
<p style="text-align: justify;">Dedikodu bir yana, benim bu yazıda anlatacaklarım Türkiye&#8217;de korku filmlerinin neden yapılamadığı değil. Biliyorum, yazıya öyle çok bilmiş bir edayla (Eda da kim?) başladım ama ben o eleştiriyi yapabilecek ne alt yapıya sahibim ne de yeteneğe (ama <a href="http://korkusitesi.com/korkusinema/turkiyede-korku-sinemasi" target="_blank">bu siteden</a> birkaç şey öğrenmiştim bir ara). Tek isteğim güzel bir korku filmini izleyebilmek artık [iç geçirme efekti gelecek buraya]. En son küçükken Süt Kardeşler&#8217;deki <a href="http://www.youtube.com/watch?v=MAqQU5A0HAs" target="_blank">Gülyabani</a>&#8216;den çok korktuğumu hatırlıyorum. Hemen pencereye koşup perdeleri çekmiştim. Yıllar sonra aklımda kalan Büyü filmini ilgiyle izlemiştim, fakat örnek vermek gerekirse Cin&#8217;in <a href="http://www.youtube.com/watch?v=B5AnrVOXMGM" target="_blank">tecavüzünde</a> gerilmem gerekecekken tahrik oldum malesef. Bunu yönetmenin başarısızlığına bağlıyorum, benim hormonal dengelerime değil. Demek istediğim şu ki, gerilim sesleri yersiz kullanıldığında ya da yapay olduğu belli olduğunda kamera açılarının mükemmel olması bile bir şeye yaramıyor, ki Büyü&#8217;de açılar da berbattı. Biraz daha alttan çekmeliydi yönetmen, çok şey kaçırdım. Korkutmak için korku filmi çekmenin yan etkileri bu olsa gerek. Bence her film psikolojik bir gerilim yaratmalıdır, ekrana aniden bir şey fırlatıp korkutmaya çalışmadan önce. Bekletmeli, bekletmeli, bekletmeli, düşünceleri zihinde canlandırdıktan sonra zihindekini ekrana beklenmedik şekilde yansıtmalıdır. Tahmin edilebilir korku filmlerinde insanlar zaten kendilerini düşüncelerinde gelecek olana hazırlamış oluyorlar malesef. Psikoloji sınavım çok iyi geçti bu arada. Ah, yine ahkam kesmeye başladım çok biliyormuş gibi. Özür dilerim.</p>
<p style="text-align: justify;">Türk sinemasında uzun yıllar korku filmlerine el atılmamasının ardından (o yıllarda erotizmimiz gelmişti de üzerinize afiyet) milenyum çağında kaliteli senaryolar ve/veya çekim teknikleri bu alışkanlığı kırmaya çalışıyor. Bu akımın öncülüğünde isyankar ve yenilikçi beyinler yer alıyor ve beklentilerimiz gittikçe artmaya başlıyor böylece. İşte tam bu noktada gelişmeye başlayan korku sinemasına darbeyi biz vurmuş oluyoruz. Beklenti. Beklentiyle sinema salonlarını doldurunca, çığlık çığlığa kalma zorunluluğunun olduğunu düşününce filmlerin vasat olduğunu fısıldamaya başlıyoruz eve giderken. &#8220;Bu mu lan korku filmi dediğin?&#8221; diyen adama biri de çıkıp &#8220;sen daha iyisini yap da görelim&#8221; diyemiyor, çünkü o da aynı fikirde anasını satim. Beyaz perdenin bu kadar hem gerçekçi olmasını bekleyen hem de &#8220;ne de olsa film, ancak bu kadar olur&#8221; algısı taşıyan başka millet var mıdır bilmiyorum. Ben ne biliyorum ki zaten.</p>
<p style="text-align: justify;">Yapımcılar baktılar ki korku filmlerinde para yok, korku-komedi sektörüne el atmaya başladılar. Öksüz ve gelişmeye aç olan korku sektörünün büyük kitlelere hitap edememesinin tek sebebi bu yapımcılar değil. Sinemada film izlemeyi sadece boş zaman aktivitesi, hobi veya eğlence olarak lanse eden medyanın aslında sanat icra edildiğini hatırlatmaması da büyük bir sorun. Ama benim korkum geldi, birileri acilen sanata katkıda bulunsun lütfen. Gel gör ki &#8220;ben mi kurtarıcam bu memleketi&#8221; akımı benim de bilincimde yer etmeye başladı yavaş yavaş. O zaman bitsin bu yazı, ben de kurtulayım siz de. Şaka maka, korku-komedi&#8217;ye ben de mi el atsam acaba?</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>30 April 2011 00:01</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/makale/korkum-geldi/#comments">6 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/makale/korkum-geldi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Daisy Diamond (2007)</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/daisy-diamond-2007/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/daisy-diamond-2007/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Apr 2011 14:57:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[+18]]></category>
		<category><![CDATA[Daisy Diamond]]></category>
		<category><![CDATA[Daisy Diamond eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Daisy Diamond hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Daisy Diamond izle]]></category>
		<category><![CDATA[Daisy Diamond trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Daisy Diamond watch]]></category>
		<category><![CDATA[Daisy Diamond yorum]]></category>
		<category><![CDATA[isveç]]></category>
		<category><![CDATA[isviçre]]></category>
		<category><![CDATA[noomi rapace]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=17075</guid>
		<description><![CDATA[Noomi Rapace. Çarpıcı bir başrolle Anna&#8217;yı canlandırıyor. Aktris olma hayalini gerçeğe dönüştürmeye çalışan genç bir anne. Dört aylık bebeğiyle bir sürü oyuncu denemelerine katılır ama her seferinde ağlayan Daisy yüzünden seçilemez&#8230; Çözüm ne peki? Ağlar. Çünkü Anna&#8217;nın küçük göğüslerinde verebilecek süt kalmamış, aslında hiç olmamıştır da. Susturamaz. Uyuyamaz, ve uyutmaz geceleri. Çalışamaz Anna, ezberlemesi gereken repliklere. Gider, gelir, gider gelir. Dinletemez emirlerini&#8230; Senaryonun ve yönetmenin başarısı Anna&#8217;nın aktris olmaya çalışırken aslında hayatını oynamasıyla göze çarpıyor. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Noomi Rapace.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Çarpıcı bir başrolle Anna&#8217;yı canlandırıyor. Aktris olma hayalini gerçeğe dönüştürmeye çalışan genç bir anne. Dört aylık bebeğiyle bir sürü oyuncu denemelerine katılır ama her seferinde ağlayan Daisy yüzünden seçilemez&#8230; Çözüm ne peki?</p>
<p style="text-align: justify;">Ağlar. Çünkü Anna&#8217;nın küçük göğüslerinde verebilecek süt kalmamış, aslında hiç olmamıştır da. Susturamaz. Uyuyamaz, ve uyutmaz geceleri. Çalışamaz Anna, ezberlemesi gereken repliklere. Gider, gelir, gider gelir. Dinletemez emirlerini&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Senaryonun ve yönetmenin başarısı Anna&#8217;nın aktris olmaya çalışırken aslında hayatını oynamasıyla göze çarpıyor. Olmuyor. Daisy&#8217;e nasıl bir anne olması gerektiğini bilmiyor, olamıyor. Nasıl bir anne olunmaması gerektiğini gösteriyor. Sevgi var tek elinde olan. Onu oynuyor gibiydi replikleri, sözcükleri, haykırışları. Fakat dönüm noktasına kadardı rolü, gerçek ruhuna çarptığında her şey için çok geçti.</p>
<p style="text-align: justify;">Yalnız, artık. Terkedilmiş herkesin yanından. Nasıl olması gerektiğini bilmeden, gençlik cahilliğinin önünde ilerlerken onsuz yapamayacağının farkına varamaması içinize işliyor. Sıradan değil bu film. Hiçbir şey hem de. Çıplaklık var, tecavüzü niteleyen seks de var. Hızlı, katı, öfkeli, üzgün bedenlerin çarpışması. Tasvirin incelikleri sadece mimiklerde gizli, sözlerin gerçekliğinde.</p>
<p style="text-align: justify;">Sıradan değil demiştim. Aktris olma yolunda evinden kaçan ve hafif bir dramla sonlanan filmlerden ziyade vermek istediği tek mesaj &#8220;evden kaçarsanız başınıza gelecekler&#8221; değil. Kaçmak zorunda kalanların <strong>sabırla mücadelesi ve hayatı algılayış biçimleri</strong>nin en gerçekçi yansıması bu film.</p>
<p style="text-align: justify;">Durgun bir aksiyonu içinde barındıran filmin feminist duygularınızı kabartırken birçok şeyi tekrar düşündüreceğine eminim.</p>
<p style="text-align: justify;">Sevgiler.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Not</strong>: Film +18 içeriğe sahip.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>22 April 2011 15:57</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/daisy-diamond-2007/#comments">Yorum Yaz</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/daisy-diamond-2007/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Full Metal Jacket (1987)</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/full-metal-jacket-1987/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/full-metal-jacket-1987/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Apr 2011 12:17:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[full metal jacket]]></category>
		<category><![CDATA[full metal jacket 1987]]></category>
		<category><![CDATA[full metal jacket eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[full metal jacket fragman]]></category>
		<category><![CDATA[full metal jacket hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[full metal jacket izle]]></category>
		<category><![CDATA[full metal jacket trailer]]></category>
		<category><![CDATA[full metal jacket yorum]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[stanley kubrick]]></category>
		<category><![CDATA[vietnam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=16142</guid>
		<description><![CDATA[Stanley Kubrick. Sizlerin olduğu gibi benim de favori yönetmenlerimden biri. Sizi filmin içine çekip gerçekliği her zaman yansıtabiliyor. Beni hiçbir zaman sıkmayan filmlerinde sanki her zaman sinemaya ve sinemanın tekniğine dair yeni şeyler öğreniyor gibi hissediyorum. Her bir filmi ders niteliğini taşıyor benim için ve eminim birçok yönetmen için de. Savaş psikolojisinin insanları nasıl etkilediğini ve farklı karakterler üzerinde nasıl yansımalar gösterdiğini keşfedebileceğiniz filmde aksiyondan ziyade komedinin de tadına varacaksınız. Kara mizah olduğunu düşünmeyin. Aksiyon ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Stanley Kubrick.</strong><br />
Sizlerin olduğu gibi benim de favori yönetmenlerimden biri. Sizi filmin içine çekip gerçekliği her zaman yansıtabiliyor. Beni hiçbir zaman sıkmayan filmlerinde sanki her zaman sinemaya ve sinemanın tekniğine dair yeni şeyler öğreniyor gibi hissediyorum. Her bir filmi ders niteliğini taşıyor benim için ve eminim birçok yönetmen için de.</p>
<p style="text-align: justify;">Savaş psikolojisinin insanları nasıl etkilediğini ve farklı karakterler üzerinde nasıl yansımalar gösterdiğini keşfedebileceğiniz filmde aksiyondan ziyade komedinin de tadına varacaksınız. Kara mizah olduğunu düşünmeyin.</p>
<p style="text-align: justify;">Aksiyon sahneleriyle &#8217;80lerin sinamasına şapka çıkartan filmin ilk yarısı aksiyonun olmadığı, Amerikan askerlerinin eğitildiği kampta geçiyor. Orada neden bulunduğunu bilmeyenlerle birlikte kana susayan insanların psikolojik tavırlarına şahit olabiliyorsunuz. En önemlisi, henüz savaş başlamadan veya savaşın içinde bulunmadan insanın hazırlanma evresinde psikolojik olarak evrim geçirdiğine şahit olurken bazen içiniz sızlayacak bazen de gördüğünüzden fazlasını algılayacaksınız.</p>
<p style="text-align: justify;">Bazı filmlerde argo olmazsa olmaz. Bu film de onlardan biri. Onlarca, yüzlerce erkeğin bir arada olduğu gerilim ortamında repliklerde küfre yönelik fazlalık olmadığını düşünüyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">İngiltere ve Amerika&#8217;da çekilen filmin konusu Vietnam&#8217;da geçiyor. &#8220;Çekik&#8221; gözlülere yapılan çıkarmada Amerika&#8217;nın askeri tepkisi beyaz perdeye yansıtılıyor. Amerika&#8217;ya yönelik eleştirilerin de bulunduğu film çekik gözlüleri çoğu zaman aşağılamak zorunda da kalıyor, çünkü gerçek buydu.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmin ana karakteri Pvt. Joker (<strong>Matthew Modine</strong>), bahsettiğim ilk yarıda ise Animal Mother (<strong>Adam Baldwin</strong>) göze çarpıyor. En sinir karakter ise Pvt. Pyle (<strong>Vincent D&#8217;Onofrio</strong>) olsa gerek. 87&#8242;de çekilen filmin 95&#8242;te Türkiye&#8217;de vizyona girmesiyse bir hayli şaşırtıcı.</p>
<p style="text-align: justify;">Joker&#8217;ın filmde savaşı tiye alması benim çok hoşuma gitti. Hatta üzerinde barış sembolü taşıyarak Yin-Yang felsefesini yansıtması filmin sunduğu en ince espirilerden biri. Kesinlikle izlenesi.</p>
<p style="text-align: justify;">Sevgiler.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>21 April 2011 13:17</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/aksiyon/full-metal-jacket-1987/#comments">1 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/full-metal-jacket-1987/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pan&#8217;ın Labirenti (2006)</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/panin-labirenti-2006/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/panin-labirenti-2006/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Apr 2011 17:17:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Gizem]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[2006]]></category>
		<category><![CDATA[Ariadna Gil]]></category>
		<category><![CDATA[Guillermo del Toro]]></category>
		<category><![CDATA[İspanya]]></category>
		<category><![CDATA[ispanyolca]]></category>
		<category><![CDATA[Ivana Baquero]]></category>
		<category><![CDATA[pan'ın labirenti]]></category>
		<category><![CDATA[pan'ın labirenti 2006]]></category>
		<category><![CDATA[pan'ın labirenti eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[pan'ın labirenti eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[pan'ın labirenti fragman]]></category>
		<category><![CDATA[pan'ın labirenti hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[pan'ın labirenti izle]]></category>
		<category><![CDATA[pan'ın labirenti yorum]]></category>
		<category><![CDATA[pan's labyrinth]]></category>
		<category><![CDATA[Sergi López]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=16891</guid>
		<description><![CDATA[Fantastik bir dünyanın perilerini hayal etmeniz istenseydi muhtemelen en derin dekolteleriyle ve ellerinde parıldayan değnekleriyle küçük hanımcıkları hayal edecektiniz. Bu filmin fantastik gerilim tadında olması bile algınızı değiştiremeyecekti büyük ihtimalle. Ama hayaller dünyası her zaman umulduğu gibi değil&#8230; 1944. İspanya. Faşist bir komutan Vidal (Sergi López). Acımasızlığının kimden yadigar kaldığını düşündüren bir insan. Esirlerini sorgulamadan öldürebilecek kadar da soğukkanlı. Gözlerindeki acımasızlık tüm bedenine ve mimiklerine yansıyor. Azrail&#8217;in bedene bürünmüş hali film ilerledikçe ürperti salıyor içinize. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Fantastik bir dünyanın perilerini hayal etmeniz istenseydi muhtemelen en derin dekolteleriyle ve ellerinde parıldayan değnekleriyle küçük hanımcıkları hayal edecektiniz. Bu filmin fantastik gerilim tadında olması bile algınızı değiştiremeyecekti büyük ihtimalle. Ama hayaller dünyası her zaman umulduğu gibi değil&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">1944. İspanya. Faşist bir komutan <strong>Vidal</strong> (Sergi López). Acımasızlığının kimden yadigar kaldığını düşündüren bir insan. Esirlerini sorgulamadan öldürebilecek kadar da soğukkanlı. Gözlerindeki acımasızlık tüm bedenine ve mimiklerine yansıyor. Azrail&#8217;in bedene bürünmüş hali film ilerledikçe ürperti salıyor içinize.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu acımasızlığın içinde ikinci kocasının yanına gelmek zorunda kalan <strong>Carmen</strong> (Ariadna Gil) çocuğunu burada doğurmak zorunda olduğunun farkında. Yalnız kalma korkusu ona hastalığını umursamamayı öğütlerken tek varlığı kızı <strong>Ofelia</strong> (Ivana Baquero).</p>
<p style="text-align: justify;">Ofelia, kitapların fantastik kelimelerini kaderini okurmuşçasına hazmediyor. Bulunduğu cehenneme gelmeden önce arabada okuduğu kitabın başrolünü oynamaya başlayıp mistik dünyaya kendini kaptırdıkça psikolojisine ayna tuttuğunu yaşadığı hikayelerde görebiliyorsunuz. Yarattığı karakterlerin en başarılısı ise Pan, ve onun gizemli labirenti. Kendine yol gösteren bilinci onu köşeye sıkıştırıp çaresizlik sunarken aynı zamanda şans elini de uzatıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Guillermo del Toro</strong>&#8216;nun yazıp yönettiği fantastik gerilim veya fantastik korku bile diyebileceğimiz film aslında dark-fantasy (karamsar fantazi). Çocuklara özgü olmayan bu filmde yetişkinlerin dahi zorla izleyebilecekleri sahneler var. Yaratıcılığın aklınızı uçuracağını sanmıyorum fakat filmin farklı ve içinize dokunan favorilerinizden olabileceğini hissediyorum. Birçok temanın farklı filmlerin birleşimi olduğunu düşünderecektir. Oyunculuklarsa çok başarılı, öyle ki Ofelia binlerce adayın arasından özenle seçilen bir yetenek ve filmin getirdiği ödülü hak ediyor. Yaratılan öyküler gizemli ve soru işaretleri serpecek kadar başarılı. Gösterdiğinden fazlasını anlatmaya çalışan hikayeleri yorumlarken hem eğlenecek hem terleyeceksiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Yetişkinler için peri masalı&#8221; olarak yorumlanan ve İspanyolcayı bana sevdiren bu filmi izlerken sesini açmayı unutmayın, çünkü müzikleri ve efektleri çok etkileyici. <strong>Javier Navarrete</strong>&#8216;nin notaları çok hoş, mesela: <a href="http://soundcloud.com/daralandapaslasmalar/pans-labyrinth-lullaby?utm_source=soundcloud&amp;utm_campaign=share&amp;utm_medium=twitter&amp;utm_content=http://soundcloud.com/daralandapaslasmalar/pans-labyrinth-lullaby">Lullaby</a>. Her şey bi yana, sanırım beni ağlatan filmleri daha çok seviyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Sevgiler.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>17 April 2011 18:17</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/panin-labirenti-2006/#comments">1 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/panin-labirenti-2006/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mahrem Şeyler (Secret Things)</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/secret-things-mahrem-seyler/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/secret-things-mahrem-seyler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Mar 2011 23:46:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Coralie Revel]]></category>
		<category><![CDATA[erotic]]></category>
		<category><![CDATA[Erotik]]></category>
		<category><![CDATA[Fabrice Deville]]></category>
		<category><![CDATA[Jean-Claude Brisseau]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[mahrem şeyler]]></category>
		<category><![CDATA[mahrem şeyler eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[mahrem şeyler fragman]]></category>
		<category><![CDATA[mahrem şeyler izle]]></category>
		<category><![CDATA[mahrem şeyler yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Roger Miremont]]></category>
		<category><![CDATA[Sabrina Seyvecou]]></category>
		<category><![CDATA[secret things]]></category>
		<category><![CDATA[secret things eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[secret things fragman]]></category>
		<category><![CDATA[secret things trailer]]></category>
		<category><![CDATA[secret things yorum]]></category>
		<category><![CDATA[seks]]></category>
		<category><![CDATA[sex]]></category>
		<category><![CDATA[swing]]></category>
		<category><![CDATA[swinger]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=15720</guid>
		<description><![CDATA[Güzelliğiyle sizi ilk saniyesiyle ekrana bağlayan bir kadın, Coralie Revel. Nathalie rolüyle mistik bir ortamda göz alan erotik bir dans sergiliyor. Filmin bu garip açılışında saniyeler yavaşça ilerledikçe bir barda striptizin sanatsal sergilendiğini anlıyorsunuz. Ve bir başka kadının sesi duyuluyor, Sabrina Seyvecou. Sandrine rolüyle filme barda çalışan kız olarak başlıyor. Nathalie&#8217;nin dansını ve vücudunu överken onun gibi olma hayaliyle onu daha da çekici kılıyor. Keşke&#8217;lerinden biri o gece kabul oluyor ve çalıştıkları bardan ikisi &#8220;birlikte&#8221; ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Güzelliğiyle sizi ilk saniyesiyle ekrana bağlayan bir kadın, <strong>Coralie Revel</strong>. <em>Nathalie</em> rolüyle mistik bir ortamda göz alan erotik bir dans sergiliyor. Filmin bu garip açılışında saniyeler yavaşça ilerledikçe bir barda striptizin sanatsal sergilendiğini anlıyorsunuz. Ve bir başka kadının sesi duyuluyor, <strong>Sabrina Seyvecou</strong>. <em>Sandrine</em> rolüyle filme barda çalışan kız olarak başlıyor. Nathalie&#8217;nin dansını ve vücudunu överken onun gibi olma hayaliyle onu daha da çekici kılıyor. Keşke&#8217;lerinden biri o gece kabul oluyor ve çalıştıkları bardan ikisi &#8220;<em>birlikte</em>&#8221; sokağa atılıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Nathalie, parasız olduğunu görerek Sandrine&#8217;e yardım etmek için evine davet ediyor. Ve ilk soruyu Sandrine sorarak başlıyor: &#8220;O kadar insan seni izlerken nasıl rahat olabiliyorsun?&#8221; Fazla merakın iyi olup olmadığını bilmeyerek kendini Nathalie&#8217;nin cümlelerine uyarken buluyor, yatakta kendini keşfetmeye çalışıyor. Örnek aldığı kadın onu izlerken ve hafif iltifatlar kondururken hayatlarının değişeceğini bilmiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Birlikte yaşamaya başlarlar. &#8220;Düzgün&#8221; bir iş bulup idare edeceklerini düşünüyorlardı. Ama hayat düzgün değildi ki. Gün geçtikçe Sandrine, Nathalie&#8217;nin rüzgarına daha da fazla kapılıyordu. Başkasının izleme fikri ona hem tatmadığı hazları hem de adrenalini hissettiriyordu. Bu rüzgarı fırtınaya dönüştürüp cazibelerinin aslında her şeyi elde etmeleri için hazırda bekleyen bir güç olduğu üzerine anlaşırlar. Değerlendirmek için avlayacakları erkeklere ihtiyaç vardı sadece, ve onların paralarına. Başka hiçbir şeylerine değil, hiçbir şeylerine. Ne aşklarına, ne sevgilerine&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Sandrine&#8217;in şeffaf hayatına karşılık Nathalie kendinden emin ve gizemli bir kadın imajını filmin sonlarına kadar devam ettiriyor. Sandrine&#8217;e kadın olmanın ve hayatı seksin ucunda döndürmenin derslerini veren Nathalie hiç ummadığı bir &#8220;şeyin&#8221; içinde buluyor kendini. &#8220;Beterin beteri var&#8221; diyerek filmdeki kadın üstünlüğünü yerle bir eden <strong>Fabrice Deville</strong>, <em>Christophe</em> rolüyle kadınların ruhlarına sahip olan gizemli, yakışıklı ve seksi bir patronu oynuyor.</p>
<p style="text-align: justify;">İlginç bir geçmişi olan Christophe&#8217;un kendine özgü felsefesi film ilerledikçe daha da karmaşık bir hale bürünüyor, ve genişliyor. Kız kardeşine olan cinsel ve ruhsal bağı Nathalie ile Sandrine&#8217;i yönetirken kullanmayı sevdiği mükemmel bir oyuncak halini alıyor. Adı geçen dört kişinin arasındakinin sadece cinsellikten ve oyunlardan ibaret olduğunu düşündünüz değil mi? Daha da fazlası var filmde.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Jean-Claude Brisseau</strong>, Cannes&#8217;da eleştirmenlerin özel ödülüne layık görüldüğü bu filmiyle size estetik ve sürükleyici bir görsel şölen sunuyor. Fantastik boyutlarda abartıya kaçmamayı seçerek cinselliği çekili kılan kadrajlara imza atıyor ve çoğu insanı, gerçekte yaşananları fantezi dünyasına yansıtarak güzelce kandırıyor :)</p>
<p><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>&#8220;Yaşarken hepimiz zincirlenmiş Tanrılar gibiyizdir, çoğu zaman gerçek özgürlüğü tatmaya korkarız.&#8221;</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Sevgiler.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Not:</strong> +18 bir içeriğe sahip.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>19 March 2011 02:46</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/secret-things-mahrem-seyler/#comments">2 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/secret-things-mahrem-seyler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Piano Teacher [2001]</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/the-piano-teacher/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/the-piano-teacher/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Mar 2011 20:49:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Müzikal]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[Annie Girardot]]></category>
		<category><![CDATA[Benoît Magimel]]></category>
		<category><![CDATA[Isabelle Huppert]]></category>
		<category><![CDATA[the piano teacher]]></category>
		<category><![CDATA[the piano teacher canlı izle]]></category>
		<category><![CDATA[the piano teacher cannes]]></category>
		<category><![CDATA[the piano teacher cannes ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[the piano teacher eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[the piano teacher fragman]]></category>
		<category><![CDATA[the piano teacher hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[the piano teacher izle]]></category>
		<category><![CDATA[the piano teacher ödüller]]></category>
		<category><![CDATA[the piano teacher ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[the piano teacher oyuncuları]]></category>
		<category><![CDATA[the piano teacher trailer]]></category>
		<category><![CDATA[the piano teacher yorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=15576</guid>
		<description><![CDATA[Olmak istediğiniz yerler vardır elbet. Bir türlü cesaret edip de gidemediğiniz, başkalarının lanetlediği yerler. Birinin sizin için oraya gidip elinizi uzatmasını dilersiniz, bilmediğiniz yeri keşfetmek adına sizi hayal dünyanıza çeksin diye beklersiniz. Diğer türlü yalnız kalırsınız yoksa hayal dünyanızda. Gidebilmeyi başarsanız da istediğiniz yere, yalnızlık size eski hayatınızı daha çekici kılar durumda olacaktır. İstediğiniz her şeyi bir arada yaşamanın imkansız olduğu taş ve toprak üstünde yürüyoruz, moral değerlerimiz bizi görmediğimiz sınırlara hapsediyor. Dört duvarın ardında ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Olmak istediğiniz yerler vardır elbet. Bir türlü cesaret edip de gidemediğiniz, başkalarının lanetlediği yerler. Birinin sizin için oraya gidip elinizi uzatmasını dilersiniz, bilmediğiniz yeri keşfetmek adına sizi hayal dünyanıza çeksin diye beklersiniz. Diğer türlü yalnız kalırsınız yoksa hayal dünyanızda. Gidebilmeyi başarsanız da istediğiniz yere, yalnızlık size eski hayatınızı daha çekici kılar durumda olacaktır. İstediğiniz her şeyi bir arada yaşamanın imkansız olduğu taş ve toprak üstünde yürüyoruz, moral değerlerimiz bizi görmediğimiz sınırlara hapsediyor. Dört duvarın ardında kendimizi özgür sanıyoruz, ne kadar acınası.</p>
<p style="text-align: justify">Erika Kohut, iki farklı dünyayı tek bir dünyaya sığdırmaya çalışan başarılı bir piyanist, profesör. Annesinin çizgi romanını renklendirmek için kara kalem kullanan, tekdüze hayatıyla tatmin olamayan orta yaşlarında biri. Dışarıdan mükemmel biri gözükmek zorunda, hanımefendi diye anılmalı. Çoğumuzun dışarıdan bakınca farklı gözüktüğü gibi. Kohut, annesinin de katkısıyla görmediği sınırlara hapsolmuş, birkaç oyunla dış dünyayı keşfetmeye çalışıyor. Günlük hayatında aşamadığı sınırı, cinsel fantezilerin sınırlarını zorlayarak iki farklı hayatını bir paydada buluşturmaya çalışıyor.</p>
<p style="text-align: justify">İçindeki öfkeyi mazoşist boyuta taşıyarak dışarı vuran profesör gidebilmeyi başaramadığı hayal dünyasındaki erkeği keşfediyor. Önce kendini kandırıyor. Ama hiçbir zaman onun halisünasyon olduğunun farkında değil. Elini uzatıyor. Sadistçe tutmasını umuyor elini ve yaşamayı istediği dünyaya çekmesini istiyor. Onu o dünyada bağlayıp, tokatlamasını. Odayı kilitleyip kimseyi içeri almamasını, hareket edemeyecek şekilde bağlanmayı istiyor.</p>
<p style="text-align: justify">Ya o içindeki öfkeyi dışarı atacak, ya da biri bu öfkeyi onun istediği şekilde bastıracak. İstediği olmadı, tatmin olma duygusunu gözyaşıyla ertelemek zorunda kaldı. Pişmanlıklar, yaşanmışlıklar, mükemmel olma çabası&#8230; Halisünasyon gerçeğe dönüştüğünde aradığı erkeğin o olmadığını farketmesi ve ait olmak istediği dünyanın kapısında beklemek insancıl duygularının körelmesine sebep oluyordu gün geçtikçe. Yalvardı, hiç olmadığı insan oldu. Rol yaptı kabul edilmek için tekrar. Ama olmadı. Yalnız kalmamak için, sadece yalnız kalmamak için, yine hayallerine veda etmek zorunda kalan Kohut, içindeki öfkeyi kendine patlatarak attığı adımı geri almak zorunda kaldı.</p>
<p style="text-align: justify">Her şey eskisi gibiydi, belki. Ya da hiçbir şey eskisi gibi değildi. <strong>Ama istediği hayatı istemediği hayatla takas etmek adına denemeye değerdi</strong>. Hangimiz onun kadar cesuruz ki?</p>
<p style="text-align: justify">Mazoşist duyguların farklı bir bakış açısıyla yansıtıldığı bu filmi yıllar önce izlemiştim. Bugün <a href="http://www.sivrisinema.com/aksiyon/the-mechanic-2011/">The Mechanic </a>filminde Schubert&#8217;ten bahsedince aklıma geliverdi The Piano Teacher (Piyanist olarak Türkiye&#8217;de gösterime girmişti). Farklı bir filmdi benim için, bu yüzden farklı bir anlatım yolu seçtim. Ruhumun an itibariyle acı çekmesi de buna yol açmış olabilir, ama herkesin bilinmeyen hayatlarında olduğu gibi ben de kendime düşen rolü oynuyorum sanırım.</p>
<p style="text-align: justify">Sadece <strong>Isabelle Huppert </strong>için bile izlenebilir film. Filmde gerçekten piyano çaldığını öğrenince şaşırmıştım, ama <strong>sadece</strong> bu yeteneği birden fazla &#8220;En İyi Kadın Oyuncu&#8221; ödülünü kazandırmadı ona, performansı da mükemmeldi. Belki de kariyerinin en iyilerinden biriydi bu film. Ayrıca filmin bir romandan uyarlandığını öğrendikten sonra, yazarının annesini yansıtması aslında gerçek bir hikaye olduğunun kanıtıydı benim için.</p>
<p style="text-align: justify">Sevgiler.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>13 March 2011 23:49</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/the-piano-teacher/#comments">Yorum Yaz</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/the-piano-teacher/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Mechanic [2011]</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/the-mechanic-2011/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/the-mechanic-2011/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Mar 2011 15:53:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Suç]]></category>
		<category><![CDATA[Ben Foster]]></category>
		<category><![CDATA[Jason Statham]]></category>
		<category><![CDATA[the mechanic]]></category>
		<category><![CDATA[the mechanic 2011]]></category>
		<category><![CDATA[the mechanic eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[the mechanic filmi]]></category>
		<category><![CDATA[the mechanic fragman]]></category>
		<category><![CDATA[the mechanic fragmanı]]></category>
		<category><![CDATA[the mechanic hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[the mechanic izle]]></category>
		<category><![CDATA[the mechanic online izle]]></category>
		<category><![CDATA[the mechanic trailer]]></category>
		<category><![CDATA[the mechanic trailerı]]></category>
		<category><![CDATA[the mechanic yorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=15567</guid>
		<description><![CDATA[Jason Statham. Aksiyon filmlerinde gözüme estetik gelen, adrenalin kokan nadir aktörlerden biri. Bu yüzden hiçbir filmini kaçırmamaya özen gösteriyorum. Bishop karakteriyle bu filmde de klasik bakışlarını, ses tonunu ve akrobatlığını ekrana başarıyla yansıtıyor. Birine katil olmanın bu kadar yakışması normal değil. Bu sefer bir hitman, yani kiralık katil. Soğukkanlı ve bir o kadar zeki. Adam öldürme sanatını idam emirlerini aldığı Harry McKenna sayesinde öğrendi. Ama kurnaz bir ortağın bu iki katili ve dostu bir otoparkta ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify"><strong>Jason Statham</strong>. Aksiyon filmlerinde gözüme estetik gelen, adrenalin kokan nadir aktörlerden biri. Bu yüzden hiçbir filmini kaçırmamaya özen gösteriyorum. Bishop karakteriyle bu filmde de klasik bakışlarını, ses tonunu ve akrobatlığını ekrana başarıyla yansıtıyor. Birine katil olmanın bu kadar yakışması normal değil.</p>
<p style="text-align: justify">Bu sefer bir hitman, yani kiralık katil. Soğukkanlı ve bir o kadar zeki. Adam öldürme sanatını idam emirlerini aldığı Harry McKenna sayesinde öğrendi. Ama kurnaz bir ortağın bu iki katili ve dostu bir otoparkta yüz yüze getirmesiyle ikisinden birinin hayatta kalması şarttı. McKenna, ölmeyi tercih etti. Bishop ilk kez bir cinayetinin ardından pişman olduğunda oyuna getirildiğinin farkında bile değildi.</p>
<p style="text-align: justify">Her yer intikam kokmaya başladığında McKenna&#8217;nın oğlu Steve, hiçbir şeyden habersiz Bishop&#8217;un öğrencisi oldu, ve sonra yardımcısı. Birlikte babalarının katilinin işlerini hallettiler, ta ki birlikte öldürülmek istenildikleri güne kadar. McKenna&#8217;nın katili gün yüzüne çıktığında Bishop&#8217;un pişmanlık duygusu Steve&#8217;e katılarak intikamı daha da körükledi. Aynı gün Steve&#8217;in babasının katiliyle sırt sırta olduğunu öğrenmesi, babasının ölüm emrini vereni onunla birlikte öldürme fikrine engel olmadı. Kafasının dikine hareket eden Steve intikam duygusuna sadece birkaç saat engel olabildi. Bishop&#8217;un aksine intikamını yarıda bırakan Steve yine düşünmeden hareket etti ve eksiği tamamlamaya çalıştı. Bilmediği şey ise onun düşünmediklerini Bishop her zaman düşünüyordu&#8230; Ve sonuç buna paralel doğdu. Detayları filmi izleme iştahınıza bırakıyorum.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Ben Foster</strong>, Steve karakteriyle izlenebilir bir performans ortaya koydu. Filmin yönetmeni aynı performansı yansıtabildi dersem eğer şimdiye kadarki dürüstlüğümü kenara atmış olurum. Film dikkatinizi dağıtıyor, sizi içine çekmek yerine. Sahneler arası geçişler konsantrasyonu bozuyor. Zaman bazen 15 dakika ilerleyerek devam ederken bazen birkaç saat ile ilerliyor. Bu normal olabilir ben yazarken ama filmi izlerken bir merdiveni değişik adımlarla çıktığınızı hissediyorsunuz. Müzikler size filmin atmosferini yansıtamıyor. Bu yanlış oldu. Yansıtıyor olabilir ama bir düzen yok. Franz Schubert&#8217;in enfes eseri &#8220;<em><a href="http://www.youtube.com/watch?v=06cvLKfShO0">Piano Trio No. 2</a></em>&#8221; ile Bishop&#8217;un müzik zevkini yansıtmaları temayı ona yaklaşık bir düzende kuracakları hissini verse de sizi ilerde hayal kırıklığına uğratıyor yönetmen. Belki de yönetmen sadece Schubert&#8217;i anmak istenmiştir, kim bilir. Lakin Schubert&#8217;in bu eseri ilk kez Stanley Kubrick&#8217;in <em><a href="http://www.imdb.com/title/tt0072684/">Barry Lyndon</a></em> adlı eserinin merkezinde bulunduktan sonra birçok filmde daha kullanılmıştı. Verdiği his hala inanılmaz.</p>
<p style="text-align: justify">Filmde zamanın değişik algılar uyandırarak ilerlemesi bir yana, sahneler arası geçişlerde estetik yönleri bulmak çok zor. Bağlantılar &#8220;nerdeyim ben yahu?&#8221; dedirtiyor bazen. Simon West&#8217;in TV dizilerine yönelmiş olması sanırım yeteneğinin köreldiğine bir işaret. Bu film de çıkış yakalayamadı çünkü. 28 Ocak&#8217;ta vizyona giren film henüz Türkiye&#8217;de vizyona girme gibi bir plana dahi sahip değil. Ama Statham hayranlarının izlemesi gereken filmlerden biri, unutmayın.</p>
<p style="text-align: justify">Sevgiler.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>13 March 2011 18:53</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/aksiyon/the-mechanic-2011/#comments">1 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/the-mechanic-2011/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>127 Hours [2010]</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/127-hours-2010/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/127-hours-2010/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Feb 2011 23:05:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[127 Hours]]></category>
		<category><![CDATA[127 Hours 2011]]></category>
		<category><![CDATA[127 Hours biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[127 Hours ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[127 Hours trailer]]></category>
		<category><![CDATA[127 Saat]]></category>
		<category><![CDATA[127 Saat 127 Hours]]></category>
		<category><![CDATA[127 Saat ayrıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[127 Saat fil konusu]]></category>
		<category><![CDATA[127 Saat film]]></category>
		<category><![CDATA[127 Saat film özeti]]></category>
		<category><![CDATA[127 Saat fragman]]></category>
		<category><![CDATA[127 saat geçek yaşam öyküsü]]></category>
		<category><![CDATA[127 saat ne zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=14848</guid>
		<description><![CDATA[James Franco. Yetenekli bir başrol oyuncusunun uzun metrajlı mükemmel performansına şahit olabileceğiniz çok hoş bir yapıt. Sadece çekimleriyle değil vermek istediği mesajlarla sizi kendine bir yönüyle bağlayan bir film olacağı kesin. Ve film öyle hızlı başlıyor ki, müziğiyle, ritmiyle, farklı mekanların farklı kameralarla çekilmesi gözünüze ve kulağınıza şenlik havası veriyor ve adrenalininiz muhtemelen yükseliyordur. Hemen soundtrack albümünü araştırmaya başlamıştım filmin ardından&#8230; Bencil, ukala, sorumsuz bir macera tutkunu. Film Ralston&#8217;un hayatına, daha doğrusu yaşadığı 127 saate ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">James Franco.</p>
<p style="text-align: justify">Yetenekli bir başrol oyuncusunun uzun metrajlı mükemmel performansına şahit olabileceğiniz çok hoş bir yapıt. Sadece çekimleriyle değil vermek istediği mesajlarla sizi kendine bir yönüyle bağlayan bir film olacağı kesin.</p>
<p style="text-align: justify">Ve film öyle hızlı başlıyor ki, müziğiyle, ritmiyle, farklı mekanların farklı kameralarla çekilmesi gözünüze ve kulağınıza şenlik havası veriyor ve adrenalininiz muhtemelen yükseliyordur. Hemen soundtrack albümünü araştırmaya başlamıştım filmin ardından&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Bencil, ukala, sorumsuz bir macera tutkunu. Film Ralston&#8217;un hayatına, daha doğrusu yaşadığı 127 saate uyarlanmış. Belki biliyorsunuzdur, Aron zamanında bir kanyonda sıkışmıştı ve kolunu kesip kurtulmak zorunda kalmıştı 127 saatin ardından. Daha sonra bunu bir popülarite olarak kullanmıştı kendisi de.</p>
<p style="text-align: justify">Aron Ralston.</p>
<p style="text-align: justify">Filmi izlemeye başlarken sadece Aron&#8217;ın sıkıştığı bir yerde koskoca filmi nasıl tamamlayacaklarını düşünüyordum. Fakat bulunduğu ortamdaki halüsinasyonların yansıtılması, psikolojik travmalarar, geçmişe dönük hatıraların yaşanılan an ile örtüştürülmesi derken film hiç hayal etmediğim şaşırtıcı bir boyuta ulaştı gözümde. Bazı yerlerde kendimi gördüm, sizin de göreceğinize eminim.</p>
<p style="text-align: justify">Hayatımızda sıradan olarak tabir ettiğimiz her şeyin aslında derin anlamlara sahip olduğunu, alınan bir kararın anlık tatmin adına alınmasının aslında bizi kalıcı bir mutluluğa sürüklemediğini, istediklerimizi gerçekte ne kadar isteyip istemediğimizi filmin sonunda kendinize soruyor halde olacaksınız muhtemelen. Bir bardak suyun boşa dökülmesine bile içiniz gidecek. Ve en önemlisi, hayata bencil olmadan daha çok nasıl sarılabileceğinizin yollarını arayacaksınız.</p>
<p style="text-align: justify">Danny Boyle.</p>
<p style="text-align: justify">Ah, kolunu kestiği sahneyi izleyemedim. Üzgünüm. Çünkü midem bulandı ve gözlerimle kulaklarımı kapatmak zorunda kaldım. Bazı yerlerinde ağladım. Ama kendimi gördüğümdendir mutlaka, sizde olmayabilir aynı duygu yoğunluğu. hehe. Yönetmen gerçekten başarılı bir iş çıkarmış. Filmin yarattığı etkide Boyle&#8217;un hakkı yenmemeli.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Not</strong>: Film yazının yazılış itibariyle vizyondaydı, haberiniz olsun.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>21 February 2011 02:05</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/127-hours-2010/#comments">6 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/127-hours-2010/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Misfortunates &#8211; Çölde Kutup Ayısı</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/the-misfortunates-colde-kutup-ayisi-2009/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/the-misfortunates-colde-kutup-ayisi-2009/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Jan 2011 01:09:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[alkol]]></category>
		<category><![CDATA[altın lale]]></category>
		<category><![CDATA[altın lale uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[altın lale uluslararası yarışma ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[belçika]]></category>
		<category><![CDATA[Çölde Kutup Ayısı]]></category>
		<category><![CDATA[çölde kutup ayısı eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[çölde kutup ayısı eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[çölde kutup ayısı film]]></category>
		<category><![CDATA[çölde kutup ayısı fragman]]></category>
		<category><![CDATA[çölde kutup ayısı hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[çölde kutup ayısı nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[çölde kutup ayısı ödül]]></category>
		<category><![CDATA[çölde kutup ayısı yorum]]></category>
		<category><![CDATA[En iyi film]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi filmler]]></category>
		<category><![CDATA[hollanda]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[ödüller]]></category>
		<category><![CDATA[seks]]></category>
		<category><![CDATA[The Misfortunates]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası istanbul film festivali]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=14009</guid>
		<description><![CDATA[Strobbe erkeği olmak öyle kolay değil. ERKEK olacak önce, büyük harflerle hem de. Her şeyi büyük olacak. 13 yaşındaki Gunther Strobbe de bu ailenin bir ferdi olarak boş beleş üç amcası ve babasıyla tüm bu kuralların izinde yaşar. Eğlenir de aslında ama küçük nüanslar onu mutsuz kılar&#8230; Gunther Strobbe, ilerleyen yıllarda yazar olacak ve bu ruh yapısına sahip bir zibididir. Gençlik yıllarında yazıya döktüklerini olgun yıllarındaki sesiyle ve daha olgun düşünceleriyle izleyiciye aktarır. İçindekileri, zamanında ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Strobbe erkeği olmak öyle kolay değil. ERKEK olacak önce, büyük harflerle hem de. Her şeyi büyük olacak. 13 yaşındaki Gunther Strobbe de bu ailenin bir ferdi olarak boş beleş üç amcası ve babasıyla tüm bu kuralların izinde yaşar. Eğlenir de aslında ama küçük nüanslar onu mutsuz kılar&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Gunther Strobbe, ilerleyen yıllarda yazar olacak ve bu ruh yapısına sahip bir zibididir. Gençlik yıllarında yazıya döktüklerini olgun yıllarındaki sesiyle ve daha olgun düşünceleriyle izleyiciye aktarır. İçindekileri, zamanında dışa yansıtamadıklarını okur sesindeki garip tonla. Evet, ses tonu güzel olabilir, hatta çocukluğu da güzel olabilir ama büyüdüğünde o kadar çirkinleşeceğini kimse tahmin etmemiştir muhtemelen. Bu yüzden sanırım afişlerde büyümüş halini kullanmamışlar :)</p>
<p style="text-align: justify">Delikanlılığın kitabını yazan (!) amcaları ve babası işi gücü olmayan, sürekli içen, boş işlerle uğraşan, gereksiz yarışmalarla şan salmayı bi bok zanneden it sürüsü. Aileyi ayakta tutansa anneleri, Gunther&#8217;in babaannesi yani. Yazımın ağzını bozan filmde bolca küfrün arasında kadınların da aşağılandığı çok açık, neyse ki anneler biraz olsun yüceltilmiş. Guntherse hayatındaki iki kadından da nefret etmektedir: annesi ve karısı. Neden lanetlediğini filmde görmek daha güzel olacaktır.</p>
<p style="text-align: justify">Açıkçası ilginç topluluklara sadece filmlerde şahit olarak, bunlar da var mı diye düşünen biriyim. Şahit olmak istediklerimle birlikte iyi ki o yıllarda, orada yaşamamışım dediğim filmler de oluyor. Bu filmde ikilemde kaldım. Eğlencenin bol olduğu, derdin tasanın olamayacağını düşündürüyor izlediğiniz aile. Her şeyin para olmadığını algılayabiliyorsunuz ve en önemlisi aile denen olgunun birbirine kenetlenen bireylerden ibaret olması gerektiğini görüyorsunuz. Tabii ki huzur olduğu söylenemez çünkü bu kadar dengesiz insanın aile içi huzuru sağlaması neredeyse imkansız. Film, iki zıt olguyu bir araya getirmeye çalışmış. Birey olarak çok değersiz olan insanlar aileye sahip çıkmayla beraber sağlam bir karakteri sahiplenmeye başlıyor. Gunther bunun en iyi temsilcisi filmde. Dürüstlüğünden ödün vermeyen ve aile bireylerini satmayan duruşu çöplükte krallığı yaşatıyor ahaliye.</p>
<p style="text-align: justify">Alkolün bir aile yapısını nasıl temelden etkilediğini farklı bakış açılarıyla zenginleştirerek anlatan ve dramla komedinin birleştiği EĞLENCELİ bir Belçika, Hollanda ortak yapımı olan, ama yaş sınırı bir hayli yüksek film, 29. Uluslararası İstanbul Film Festivali&#8217;nde Altın Lale Uluslararası Yarışma Ödülü&#8217;nü kazanmıştı. Özellikle afişten daha &#8220;fazlasını&#8221; gördüğünüzü garanti edebilirim. Yıh yıh. Ciddileşmek gerekirse, benim filme pozitif yaklaşmamın sebebi yazarın kullandığı betimlemeler ve ruh halini yansıtan cümleleri. Yolculuk üzerine bahsedilenler, hayatı değerlendiren cümleler not alınabilecek kadar güzel, ilham verici. Örnek vererek büyüyü yaşamadan bozmak istemiyorum, kendiniz deneyin.</p>
<p style="text-align: justify">Dayanamıcam: &#8220;Kadını ve çocuğunu terk ettiğin zaman pisliğin teki olursun. Bunun nedeni, kadını hamile bırakmadan önce terk edecek kadar pislik olamayışındır.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify">Sevgiler,<br />
İyi seyirler.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Not</strong>: Film festival festival gezdiğinden dolayı Türkiye&#8217;ye iki yıl sonra gelmiş 14 Ocak 2011&#8242;de vizyona girmişti. Şu an birkaç sinemada hala gösterimde, eğer beyaz perdede izlemek isterseniz.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>25 January 2011 04:09</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/the-misfortunates-colde-kutup-ayisi-2009/#comments">Yorum Yaz</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/the-misfortunates-colde-kutup-ayisi-2009/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Spirited Away &#8211; Ruhların Kaçışı [2001]</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/animasyon/spirited-away-ruhlarin-kacisi-2001/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/animasyon/spirited-away-ruhlarin-kacisi-2001/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Jan 2011 17:03:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[anime]]></category>
		<category><![CDATA[çizgi]]></category>
		<category><![CDATA[çizgi film]]></category>
		<category><![CDATA[Disney]]></category>
		<category><![CDATA[Ruhların kaçışı]]></category>
		<category><![CDATA[ruhların kaçışı çizgifilm]]></category>
		<category><![CDATA[ruhların kaçışı eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[ruhların kaçışı fragman]]></category>
		<category><![CDATA[ruhların kaçışı hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[ruhların kaçışı izle]]></category>
		<category><![CDATA[ruhların kaçışı nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[ruhların kaçışı nasıldır]]></category>
		<category><![CDATA[ruhların kaçışı türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[ruhların kaçışı yorum]]></category>
		<category><![CDATA[ruhların kaçışı yorumu]]></category>
		<category><![CDATA[Sen to Chihiro no kamikakushi]]></category>
		<category><![CDATA[Spirited Away]]></category>
		<category><![CDATA[spirited away fragman]]></category>
		<category><![CDATA[spirited away trailer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=13883</guid>
		<description><![CDATA[Anime-sever biriyseniz mutlaka bu filmi izlemişsinizdir, o yüzden yazdıklarım sizi tatmin etmeyebilir. Fakat, filmi izlemeyenlere söylemek isteyeceğim birkaç cümle olacak. Film kendine özgü bir felsefeye sahip, simgeleştirilen veya gizlenen kavramları açığa çıkarınca vermeye çalıştığı mesajları benimseyeceksiniz. Hayao Miyazaki&#8217;nin hem senaryosunu hem de yönetmenliğini üstlendiği ödül avcısı film 2004 yılında Türkiye&#8217;de gösterime girmişti. Daha sonra Disney tarafından İngilizce versiyonu Amerika&#8217;da yayına sokulmuştu, ama dedikodular tüm sahnelerin yansıtılmadığını ve Amerika&#8217;ya paralel şekilde düzenlendiğini söylüyor&#8230; Her neyse, devam ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Anime-sever biriyseniz mutlaka bu filmi izlemişsinizdir, o yüzden yazdıklarım sizi tatmin etmeyebilir. Fakat, filmi izlemeyenlere söylemek isteyeceğim birkaç cümle olacak. Film kendine özgü bir felsefeye sahip, simgeleştirilen veya gizlenen kavramları açığa çıkarınca vermeye çalıştığı mesajları benimseyeceksiniz. Hayao Miyazaki&#8217;nin hem senaryosunu hem de yönetmenliğini üstlendiği ödül avcısı film 2004 yılında Türkiye&#8217;de gösterime girmişti. Daha sonra Disney tarafından İngilizce versiyonu Amerika&#8217;da yayına sokulmuştu, ama dedikodular tüm sahnelerin yansıtılmadığını ve Amerika&#8217;ya paralel şekilde düzenlendiğini söylüyor&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Her neyse, devam etmek gerekirse: Ruhlar aleminde sıkışan filmin baş karakteri Chihiro, ailesini de kurtararak eski hayatına geri dönmeye çalışıyor. Bu serüveninde ona Haku ve diğer arkadaşları yardım ediyor. Fakat bu sıradanlığın dışında, serüvenin başlayacağı dakikalarda Chihiro&#8217;nun babası domuza dönüşmeden önce ukalalığıyla son kez şu cümleleri sarfediyor: &#8220;Endişelenme. Baban burada. Kredi kartları ve nakit parası var.&#8221; Ve sonrasında ebeveynlerin yedikleri yemek yüzünden domuza dönüştüğünü görüyorsunuz. Zenginliğin, kibirin insanı getireceği son nokta olarak bunu algılamıştım ben.</p>
<p style="text-align: justify">İlerleyen sahnelerde, No-Face (Yüzsüz) bir karakter orataya çıkıyor, konuşamayan. Chihiro&#8217;yu, ruhlar alemindeki adıyla Sen&#8217;i, takip eden Yüzsüz, ona bir şeyler vermeye çalışıyor ve her seferinde Chihiro&#8217;nun alçakgönüllülüğü verileni kabul ettirmiyor. Daha sonraki sahnelerde, Yüzsün&#8217;ün hediyelerini kabul edenler onun tarafından yeniyor. Paraya olan düşkünlüğün kötülüğe hizmet ettiğine dair ince mesajlar buralara serpiştirilmiş.</p>
<p style="text-align: justify">Chihiro&#8217;nun kilitli kaldığı yer ruhların kendilerini temizledikleri hamamvari bir ortam, ve burada insanları pek sevmiyorlar. &#8220;Sizler çok pis kokuyorsunuz&#8221; diyor hamamdaki bir kurbağa. İnsanlar, maneviyata eğilmediklerinde, dünyevi varlıklarıyla kirleniyor mesajı alınabilir eğer istenirse. Filmde aklıma şu an gelmeyen bir sürü mecaz-ı mürsel örneğiyle karşılaşacaksınız.</p>
<p style="text-align: justify">Sadece mesaj kaygısı güderek izlememeli filmi. Senaryonun bir &#8220;film&#8221; atmosferine soktuğu ve sürekliliği sağladığını söylemek gerek. Filmin bir kısmını dahi izlemeyecek olursanız anlatılmak istenileni anlamadan Chihiro&#8217;nun ailesiyle eve dönüşüne şahit olursunuz sadece. Müzikleri ruhu dinlendirir nitelikte, ve sahnelerin animasyon ruhuna uygun. Görselliği gözlere güzel bir şölen yaşatıyor. Öte yandan, eğlenceli sahneler kadar ürkütücü sahneler içeren bu filmin bir çocuk filmi olmadığını söyleyebilirim. Aile filmi olup olmadığına da emin değilim. En iyisi, siz bu filmi oturup eğlenceli bir anınızda tecrübe edinin (arkadaşlarınızla veya sevgilinizle, mümkünse ebeveynlerinizle de olabilir), böylece ne demek istediğimi anlayacaksınız ve filmin ardından duygu yoğunluğuna kapılmış olduğunuzu farkedeceksiniz.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>16 January 2011 20:03</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/animasyon/spirited-away-ruhlarin-kacisi-2001/#comments">1 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/animasyon/spirited-away-ruhlarin-kacisi-2001/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fast Five (Hızlı ve Öfkeli 5) fragmanı çıktı!</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/fast-five-hizli-ve-ofkeli-5-fragmani-cikti/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/fast-five-hizli-ve-ofkeli-5-fragmani-cikti/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Dec 2010 21:16:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Fast & Furious]]></category>
		<category><![CDATA[fast & furious 5 trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Fast & Furious cast]]></category>
		<category><![CDATA[fast 5 trailer]]></category>
		<category><![CDATA[fast and furious 5]]></category>
		<category><![CDATA[fast five 2011]]></category>
		<category><![CDATA[fast five trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Hızlı ve Öfkeli 5 fragman]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı ve öfkeli 5 fragmanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=13364</guid>
		<description><![CDATA[2011&#8242;in baharında vizyona girmesi planlanan Fast and Furious (Hızlı ve Öfkeli) serisinin beşincisi, FAST FIVE&#8216;ın fragmanı 14 Aralık 2010&#8242;da hayranlarıyla buluştu. Filmin sevilen oyuncusu Vin Diesel, birkaç ay önce fragmanı ilk kez Facebook&#8217;ta paylaşılacağını söylemişti. O gün geldi ve çattı, fragmanı binlerce hayranıyla paylaştı! Fragmanın öncesinde film hakkında kısaca düşüncelerini paylaşan Vin Diesel, konuşmasında şunları söylüyor: &#8220;Merhaba millet, ben Vin Diesel. Ipanema sahili, Rio de Janeiro, Brezilya&#8217;da daha az önce Hızlı ve Öfkeli 5&#8242;in çekimlerini tamamladık! ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">2011&#8242;in baharında vizyona girmesi planlanan Fast and Furious (Hızlı ve Öfkeli) serisinin beşincisi, <strong>FAST FIVE</strong>&#8216;ın fragmanı 14 Aralık 2010&#8242;da hayranlarıyla buluştu. Filmin sevilen oyuncusu Vin Diesel, birkaç ay önce fragmanı ilk kez Facebook&#8217;ta paylaşılacağını söylemişti. O gün geldi ve çattı, fragmanı binlerce hayranıyla paylaştı!</p>
<p style="text-align: justify">Fragmanın öncesinde film hakkında kısaca düşüncelerini paylaşan Vin Diesel, konuşmasında şunları söylüyor: &#8220;<strong>Merhaba millet, ben Vin Diesel. Ipanema sahili, Rio de Janeiro, Brezilya&#8217;da daha az önce Hızlı ve Öfkeli 5&#8242;in çekimlerini tamamladık! Hızlı ve Öfkeli filmlerinde gördüğünüzü düşündüğünüzden daha fazla aksiyonla karşılaşacaksınız. Ve bu filmde ilk kez Hızlı ve Öfkeli filminin fragmanını izleyeceksiniz, iyi seyirler!</strong>&#8220;</p>
<p style="text-align: justify">5. filmde daha fazla aksiyon sahneleriyle karşılaşacağımız kesin. Şimdiden iple çektiğimizi belirtiyor, sizi fragmanla başbaşa bırakıyoruz.</p>
<p style="text-align: justify">(Filmi künyesi için <a href="http://www.sivrisinema.com/aksiyon/hizli-ve-ofkeli-5-fast-furious-5/"><strong>buraya</strong></a> tıklayın, Facebook&#8217;ta izlemek için <a href="http://www.facebook.com/video/video.php?v=10150100009854789"><strong>buraya</strong></a> tıklayın)</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>15 December 2010 00:16</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/aksiyon/fast-five-hizli-ve-ofkeli-5-fragmani-cikti/#comments">2 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/fast-five-hizli-ve-ofkeli-5-fragmani-cikti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>New York&#8217;ta Beş Minare [2010]</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/new-yorkta-bes-minare-2010/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/new-yorkta-bes-minare-2010/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Nov 2010 22:42:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Polisiye]]></category>
		<category><![CDATA[Politik]]></category>
		<category><![CDATA[Suç]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi zikir]]></category>
		<category><![CDATA[film özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[gina gershon]]></category>
		<category><![CDATA[Haluk Bilginer]]></category>
		<category><![CDATA[haluk bilginer filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Mahsun Kırmızıgül]]></category>
		<category><![CDATA[Mahsun Kırmızıgül yönetmen]]></category>
		<category><![CDATA[New York]]></category>
		<category><![CDATA[New York'ta Beş Minare]]></category>
		<category><![CDATA[New York'ta Beş Minare afiş]]></category>
		<category><![CDATA[New York'ta Beş Minare detay]]></category>
		<category><![CDATA[New York'ta Beş Minare film]]></category>
		<category><![CDATA[New York'ta Beş Minare fragman]]></category>
		<category><![CDATA[New York'ta Beş Minare Mahsum Kırmızıgül]]></category>
		<category><![CDATA[New York'ta Beş Minare sinema]]></category>
		<category><![CDATA[New York'ta Beş Minare teaser]]></category>
		<category><![CDATA[New York'ta Beş Minare yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[zikir çekmek]]></category>
		<category><![CDATA[zikir etmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=12801</guid>
		<description><![CDATA[Öncelikle Mahsun Kırmızıgül&#8217;ün filmini senaryosundan ayırarak, teknik açıyla eleştirmek istiyorum. Bir filmi yapabilmek, bir ekibi kurmak çok kolay değilken, Kırmızıgül çok gündem yaratmayacak olsa da güzel isimleri filminde ağırlayabildi. Gina Gershon benim ilgimi çeken ünlüydü filmdeki. Hatta yorumladığım filmlerden birkaçında da onu görebilirsiniz. Hayranım dişiliğine, kem küm, pardon oyunculuğuna :) Yalnız, sen o kadar para ver, bir kere bile dudaktan öpüştürme. Bu bile ayrı bir konu açıkçası. ehe. Kadroyu güzel kurmuş derken, kendi acayip sesiyle ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Öncelikle Mahsun Kırmızıgül&#8217;ün filmini senaryosundan ayırarak, teknik açıyla eleştirmek istiyorum. Bir filmi yapabilmek, bir ekibi kurmak çok kolay değilken, Kırmızıgül çok gündem yaratmayacak olsa da güzel isimleri filminde ağırlayabildi. Gina Gershon benim ilgimi çeken ünlüydü filmdeki. Hatta yorumladığım filmlerden birkaçında da onu görebilirsiniz. Hayranım dişiliğine, kem küm, pardon oyunculuğuna :) Yalnız, sen o kadar para ver, bir kere bile dudaktan öpüştürme. Bu bile ayrı bir konu açıkçası. ehe.</p>
<p style="text-align: justify">Kadroyu güzel kurmuş derken, kendi acayip sesiyle ve üstüne yakışmayan oyunculuğuyla yönetmen olarak kalmak istemeyen Kırmızıgül oturmamış filme bana göre. Onun haricinde zaten rolünün hakkını en çok veren sadece Haluk Bilginer&#8217;di. Belki de Türk birinin ağzındaki İngilizce replikler benim gülmeme sebep olmuştur alışmadığımız için, fakat Bilginer&#8217;de bu duyguyu hiç hissetmedim. Farkında mısınız, alışmadığımdan dedim. Çünkü alışık değiliz Türklerin Amerika sınırlarında zencilere kafa tutmasına, çünkü alışık değiliz arabaların Amerika&#8217;da devrilmesine. Hangimiz bir Türk filmi için helikopterin New York üstünde uçtuğunu görebilmiştir? Belki bir iki kere olmuştur, yanlışlıkla, ya da ödünç alınan görüntülerle.</p>
<p style="text-align: justify">Fakat şöyle bir sorun var ki, Mahsun kiraladığı helikopterden hiç inmek istememiş olsa gerek ki gereksiz yere uzun hava çekimleri vardı. Ne zaman yere inecek, objeyi yakından çekecek diye beklemekten sıkıldığım oldu. Ama olsun, prodüksiyonun zenginliğini göstermeye yönelik olduğunu düşünerek hakkını yemedim. Varsın olsun, yardırsın New York simalarında. ehe.</p>
<p style="text-align: justify">Çekim teknikleri insanı sıkacak noktaya gelebiliyor bazen, fakat şunu farkediyoruz ki Mahsun filmde yeni teknikleri denemiş, kendini göstermeye çalışmış. Bu yüzden örnek olarak, Hacı&#8217;nın tutuklanacağı mekanı bir gece, bir de gündüz dışardan helikopterle yaklaşarak iki kere çekmiş olduğunu düşünüyorum. Yönetmen bir sonraki filminde artık kompozisyonu daha güzelleştirecek şekilde, geliştirdiği yeteneklerini kullanacağını hissettiriyor.</p>
<p style="text-align: justify">Yeter bu kadar filmi sadece Mahsun&#8217;a yönelik gelişim filmi olarak lanse etmeye. Gelelim filmin senaryosuna. Senaryodan mesaj bekleyeceksek eğer, tek mesaj &#8220;cehaletten kaçtım&#8221; olacaktır benim için. Başka bir mesaj algılayamadım filmden, zaten bu filmden başka bir mesaj edinmek de saçma olacaktır. Siyasete bağlamak, F. Gülen&#8217;in aklandığı film olarak göstermeye gerek yok senaryoyu. Öyle algılamak isterseniz, farklı beklentilere girmişsinizdir demektir gereksiz yere. Hangi Türk filmine vereceği mesaj için gidiyorsunuz ki bu filmden bir mesaj bekliyorsunuz? Beklemediğiniz halde uydurmayın o zaman. Varsa da, &#8220;banane&#8221; diyebilin, tadını çıkaramazsınız yoksa. ehe.</p>
<p style="text-align: justify">Senaryonun basit olduğunu ve detaylara kaçmadığını düşünüyorum. Sonunun sürpriz olduğu söylense de bazı eleştirmenlerce, filmin ortasında bile sonuna yakın tahminler yapabiliyorsunuz. Bu yüzden filmin karmaşıklığından ziyade duyguyu verme noktasındaki başarısına odaklanmanız gerekiyor. Haluk Bilginer&#8217;in oyunculuğu size gerekli olan duyguyu çok güzel veriyor: bakışları, ses tonu, şivesi, gözyaşı sizi filmin içine sokabiliyor. Kamera arkasında Kırmızıgül&#8217;e kredi verirken, kamera önünde de Bilginer&#8217;e vermek gerekiyor tüm krediyi. Yabancı oyuncuların zaten filmde çok doğal durduğunu söylemek gerekiyor. Bazı anlarda Hollywood filmi izlediğini düşündüğünüz oluyor, öyle ki sadece yabancı oyuncuların olduğu sahnelerde, sadece altyazıyı görünce içim bir hoş olmadı değil.</p>
<p style="text-align: justify">Film ses çıkaracak bir senaryoya sahip değil, ve öyle bir kurguya da sahip değil bence. Fakat Türk bir yönetmenin Amerika&#8217;da sanatını geliştirdiğine şahit olacağınız, tekniklerin bazen &#8220;vay be&#8221; dedirteceği, bazı anlarda duyguyu hissedeceğiniz, ve eğer duygulu bireyseniz ağlayacağınız 6.8 puanlık bir film olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca, kimse bana Mustafa Sandal&#8217;ın rolünün hakkını verdiğini söylemesin. Ondan daha güzel oynayabilecek, aksiyon sahnelerine daha çok yakışacak bir sürü aktör sayılabilir. Fakat görüntüsünün filme yakıştığı söylenebilir, orada hakkını yememek lazım. Öte yandan, filmdeki terör sahneleri etkileyiciydi ve zikir sahneleri söylenildiği gibi gayet başarılıydı. Senkronizasyon için uğraştıkları çok aşikar.</p>
<p style="text-align: justify">Daha yazabilecek çok şey var, fakat genel olarak bunları bilmeniz yeterli diye düşündüm. İzlemeye değer.</p>
<p style="text-align: justify">Sevgiler.</p>
<p style="text-align: justify">Not: Filmin tanıtım yazısı için <a href="http://www.sivrisinema.com/aksiyon/new-yorkta-bes-minare/"><strong>buraya</strong></a> tıklayın, altındaki izleyici yorumları size film hakkındaki farklı düşünceleri sunacaktır.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>17 November 2010 01:42</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/aksiyon/new-yorkta-bes-minare-2010/#comments">1 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/new-yorkta-bes-minare-2010/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Girl with The Dragon Tattoo</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/the-girl-with-the-dragon-tattoo/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/the-girl-with-the-dragon-tattoo/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Jul 2010 18:38:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Gizem]]></category>
		<category><![CDATA[Polisiye]]></category>
		<category><![CDATA[Suç]]></category>
		<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[biseksüel]]></category>
		<category><![CDATA[bisexual]]></category>
		<category><![CDATA[isveç]]></category>
		<category><![CDATA[lesbian]]></category>
		<category><![CDATA[lezbiyen]]></category>
		<category><![CDATA[lisbeth salander]]></category>
		<category><![CDATA[magazine]]></category>
		<category><![CDATA[michael nyqvist]]></category>
		<category><![CDATA[mikael blomkvist]]></category>
		<category><![CDATA[millenium]]></category>
		<category><![CDATA[Niels Arden Oplev]]></category>
		<category><![CDATA[noomi rapace]]></category>
		<category><![CDATA[seks]]></category>
		<category><![CDATA[sex]]></category>
		<category><![CDATA[Stieg Larsson]]></category>
		<category><![CDATA[sweden]]></category>
		<category><![CDATA[the girl who kicked hornet's nest]]></category>
		<category><![CDATA[the girl who played with the fire]]></category>
		<category><![CDATA[the girl with the dragon tattoo]]></category>
		<category><![CDATA[wamp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=9012</guid>
		<description><![CDATA[Bireyin insanlara bakış açısı geçmişinden süre gelen halkaların oluşturduğu zincirden ibarettir. Bilinçaltı kime, nasıl, ne kadar değer vereceğinizi size söyler, ya da emreder diğer bir deyişle. Bazı insanların geçmişinde pembeden ziyade siyaha daha çok rastlarsınız. Başkalarına anlatmayıp içlerine atarlar, o yüzden sizin gördüğünüz siyah basit bir karanlıktan ibarettir. Karanlık bir geçmişi olan bu insanların içlerinde kopan fırtınaya girmeye cesaret edenlere ise güvenemezler, uzakta dururlar. Sert ve korkusuz bakışlar sadece geçmişe duyulan nefretten ibarettir sadece. Lisbeth ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Bireyin insanlara bakış açısı geçmişinden süre gelen halkaların oluşturduğu zincirden ibarettir. Bilinçaltı kime, nasıl, ne kadar değer vereceğinizi size söyler, ya da emreder diğer bir deyişle. Bazı insanların geçmişinde pembeden ziyade siyaha daha çok rastlarsınız. Başkalarına anlatmayıp içlerine atarlar, o yüzden sizin gördüğünüz siyah basit bir karanlıktan ibarettir. Karanlık bir geçmişi olan bu insanların içlerinde kopan fırtınaya girmeye cesaret edenlere ise güvenemezler, uzakta dururlar. Sert ve korkusuz bakışlar sadece geçmişe duyulan nefretten ibarettir sadece.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Lisbeth Salander</strong> (Noomi Rapace), dünyevi karanlığı paylaşan bireylerden yalnızca biri. Babasının annesine olan tacizleri, tecavüzleri ve şiddeti bir gün dayanılamaz hale geldiğinde, onu benzin döküp yakmaya çalışarak geleceğini gölgeye bırakıyor. Akıl almaz yasadışı bir örgütün üyesi olan babası, Lisbeth&#8217;in 12 yaşında akıl hastanesine kaldırılmasını sağlar ve tacizci bir doktorun eline bırakır.</p>
<p style="text-align: justify">Yılları üstünden nasıl attığını bilemediğiniz ejderha dövmeli kız, hayata isyankar bir bakış açısıyla yaklaşır haldedir. Bunu makyajı ve giyim tarzıyla çekinmeden dışarı yansıtıyor. Ama dışarı yansıtmayı sevmediği iç dünyasında çok zeki biridir. Başarısını bilgisayar hackleme üzerinde yıldızlandırıp hayatını kazanırken hiç tahmin edemeyeceği bir soruşturmanın içinde bulur kendini. <strong>Mikael Blomkvist</strong> (Michael Nyqvist) adlı yazar bu soruşturmada Lisbeth&#8217;in yardımı için onun kapısına kadar gider.</p>
<p style="text-align: justify">Blomkvist ise idalist bir yazar olup Millenium adlı bir dergide yöneticilik yapmaktadır. Dergi büyük ve gizli yolsuzlukları, düzenbazlıkları, sahtecilikleri açığa çıkarıp insanların ilgisini çekmektedir. Dört kişilik bir ekipten oluşan dergi, her türlü gizlenmeye çalışan bilgiyi açığa çıkarmak için tek vücut olarak çalışıyor. Bunu yaparken de tüm tehditlere göğüs germek zorunda kalıyorlar. Kimi sağ kalmayı başaramıyor.</p>
<p style="text-align: justify">Soruşturmanın ne olduğunu ve nasıl çözüldüğünü anlatıp film hakkında ipucu vermek istemiyorum. Zaten Lisbeth&#8217;in hayatı bu filmle sona ermiyor. Film, <strong>Stieg Larsson </strong>adlı İsveçli bir yazarın üçleme romanlarından İsviçre&#8217;nin beyaz perdesine yansıtılmıştı. Serüven ilk olarak <strong>The Girl With The Dragon Tattoo</strong> (Ejderha Dövmeli Kız) filmi ile başlıyor, ardından<strong> The Girl Who Played with The Fire </strong>ve <strong>The Girl Who Kicked Hornet&#8217;s Nest</strong> serileri ile de son buluyor. Aslında film dördüncü ile devam ettirilebilirdi, fakat yazar üç romanını dahi bastıramadan vefat ediyor. Ne yazık ki yakaladığı bu başarıya tanıklık edememiş. 2009 yılında üçlemeyle sinemayla buluşan filmler, kitleler tarafından büyük bir beğeni kazandı. İlk filmlerinde 4 ödül kazanarak bu başarıyı taçlandıran ekibin yönetmeni <strong>Niels Arden Oplev</strong>. Devam filmlerinde ise aynı yönetmen görev almamış. Bu da demek oluyor ki devamlarının aksine farklı bir yönetmenin tadına bakacaksınız.</p>
<p style="text-align: justify">Lisbeth&#8217;in imajı ve oyunculuğu izlenmeye değer. Biseksüel bir hatun olması sanırım izleyip yorumladığım filmlerin çoğunun ortak noktalarından biri. Bilerek seçmiyorum, tamamen tesadüf :) Demek ki &#8216;farklı&#8217; bakış açısına sahip olan ve sıradanlığı takip etmeyen filmler daha ilgi çekici oluyor. Gelecekte ne olacağını tahmin edebileceğiniz filmin aynı zamanda kitapları da mevcut, daha çok detaya inebilmek için onlara göz atabilirsiniz. Mesela ben hala neden ejderha dövmesi yaptırdığını bilmiyorum, bu yüzden kitaplarda bu sorunun cevabını arayacağım. Belki de cevabı yoktur&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Sevgiler.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>11 July 2010 20:38</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/aksiyon/the-girl-with-the-dragon-tattoo/#comments">2 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/the-girl-with-the-dragon-tattoo/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Die Welle &#8211; The Wave &#8211; Tehlikeli Oyun</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/die-welle-the-wave-tehlikeli-oyun/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/die-welle-the-wave-tehlikeli-oyun/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jul 2010 23:09:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Suç]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Amelie Kiefer]]></category>
		<category><![CDATA[Christiane Paul]]></category>
		<category><![CDATA[cinema]]></category>
		<category><![CDATA[Cristina do Rego]]></category>
		<category><![CDATA[deney]]></category>
		<category><![CDATA[deutsch]]></category>
		<category><![CDATA[die welle]]></category>
		<category><![CDATA[Elyas M'Barek]]></category>
		<category><![CDATA[experiment]]></category>
		<category><![CDATA[Ferdinand Schmidt-Modrow]]></category>
		<category><![CDATA[Frederick Lau]]></category>
		<category><![CDATA[german]]></category>
		<category><![CDATA[germany]]></category>
		<category><![CDATA[Jacob Matschenz]]></category>
		<category><![CDATA[Jennifer Ulrich]]></category>
		<category><![CDATA[Jürgen Vogel]]></category>
		<category><![CDATA[Max Riemelt]]></category>
		<category><![CDATA[Maximilian Vollmar]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikeli oyun]]></category>
		<category><![CDATA[the wave]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=8932</guid>
		<description><![CDATA[Aşağıdaki yorum film hakkında birçok ipucu içerse de sonunu ve detayları içermiyor :) Günümüz Almanya&#8217;sında otokrasi yönetiminin Hitler ardından bir daha söz konusu dahi olmayacağını düşünen bir öğrenci grubu ve bahsi geçen otokrasi dersini bir haftalık proje şeklinde vermesi gereken bir öğretmen. Bu öğretmen, Rainer Wenger (Jürgen Vogel), aslında Anarşi dersine girmek ister o bir haftada, fakat ona otokrasi verilir. Öğrencileriyle farklı bir ders işleyip onlara farklı bir tecrübe yaşatmayı amaçlayan öğretmen, onları sosyal bir ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Aşağıdaki yorum film hakkında birçok ipucu içerse de sonunu ve detayları içermiyor :)</p>
<p style="text-align: justify">Günümüz Almanya&#8217;sında <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Otokrasi" target="_blank">otokrasi</a> yönetiminin Hitler ardından bir daha söz konusu dahi olmayacağını düşünen bir öğrenci grubu ve bahsi geçen otokrasi dersini bir haftalık proje şeklinde vermesi gereken bir öğretmen. Bu öğretmen, Rainer Wenger (Jürgen Vogel), aslında <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Anar%C5%9Fizm" target="_blank">Anarşi</a> dersine girmek ister o bir haftada, fakat ona otokrasi verilir.</p>
<p style="text-align: justify">Öğrencileriyle farklı bir ders işleyip onlara farklı bir tecrübe yaşatmayı amaçlayan öğretmen, onları sosyal bir gruba dönüştürmeye başlar. Önce birey olarak değil, grup olarak hareket etmeyi öğretir. Bunu haddinden fazla benimseyen öğrenciler, bir gruba ait olmanın sevinciyle farklı bir oluşuma dönüşmeye başlarlar: herkesin beyaz gömlek giymesi, grubun bir logosunun olması, hatta bir çeşit selamlaşmanın bile bulunması en önemli göstergelerinden biridir.</p>
<p style="text-align: justify">Ergenlik çağlarında olmanın verdiği hormon dengesizliği ve aile düzensizliğinden dolayı çoğu öğrenci için  oluşturdukları <strong>Dalga (Die Welle)</strong> adlı grup ellerindeki tek varlıktır. Birbirlerinin arkasını kollayıp kendi düşüncelerini paylaşmayanlarla kutup savaşlarına girmeye başlayan gençler, gitgide yayılmayı hedef edinirler. Öyle ki, okulda Dalga grubuna üye olmak artık popüler bir hal almaya başlar.</p>
<p style="text-align: justify">Daha önce otokrasi dersine kısa bir süre için katılan ve ardından saçma bir fikir olduğunu düşünüp ayrılan Karo ve Mona, Dalga hareketine karşı duruş sergilemeye başlarlar. Aslında düşünürsek eğer, onlar da bir grup haline gelmiş oluyorlar böylece, ama düşünceleri haksızlığı ve kutuplaşmayı yok etmek üzerine kuruludur. Karo ve Mona&#8217;nın Dalga&#8217;yı kötüleyen bir ilan bastırıp ortalığı karıştırmasıyla olaylar artık çığrından çıkmaya başlar&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Öğrencilerin lider vasfıyla seslendikleri <strong>Herr Wenger (Bay Wenger)</strong>, deneyinin ulaştığı noktanın zarar vermeye başladığını ilk başta sevgilisinin onu terk etmesiyle farkeder. Öğrencilerin yorumlarıyla Dalga hareketine ne kadar kapıldıklarını görünce, geri adım atmaya karar verir. Fakat geri adım atmak hiç de tahmin ettiği kadar kolay olmuyor, çünkü bir canavar yaratmıştır&#8230; Devamı filmde :)</p>
<p style="text-align: justify"><strong>The Wave</strong> adlı kitaptan uyarlanmış bir deney filmi olan Alman yapımı <strong>Die Welle</strong>, insanların kolayca manipüle edilebildiğini kanıtlayan bir yapıt. Film iki farklı psikolojik açıya sahip: yalnız olduğunu hissedip ilgiye ihtiyaç duyan insanlar ve ilginin sürekli üstünde olmasını sevip kaybedince dengesini de kaybeden insanlar. Farkında olmasak bile, ne kadar bireysel olmaya çalışsak da aslında bir gruba aitiz.</p>
<p style="text-align: justify">Peki doğru olan bu mu? Yalnız kalmamak için sosyal bir gruba katılmalı mıyız? Ya da menfaatlerimizi gözeterek sosyal akımları desteklemeli miyiz? Bir gruba ait olmak için aslında yapmayacağınız davranışları benimsemeli miyiz? Bu sorular ve türevlerinin cevapları filmin içinde küçük veya büyük sahnelerle verilmeye çalışılıyor. İnsanın hiç olmayacağı birine dönüşmesini izlemek kendinize çeki düzen vermenize ve <strong>pişman</strong> olacağınız şeyleri yapmamanıza yardımcı oluyor. En azından bu yönde düşünmeye tetikleyen bu filmi arşivinize ekleyebilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify">Öte yandan, <strong>Dennis Gansel</strong> tarafından yönetilen film <strong>2008</strong> yılında beyaz perdeyle buluşmuştu. Almanya sinemalarında 10 haftada 2.3 milyon seyirci tarafından izlenen film aynı zamanda IMBD tarafından 7.5 ile oylandı. Filmin adı Türkçe&#8217;ye aslında <em>Dalga</em> diye dönüştürülmeliyken, neden <em>Tehlikeli Oyun</em> olarak çevrildiğine mantığım el vermiyor. Bilmenizi isterim ki, filmin yönetmeni Dennis Gansel, bu filmle İstanbul Uluslararası Film Festivali&#8217;nde jüri özel ödülüne layık görülmüştü.</p>
<p style="text-align: justify">Sevgiler.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>06 July 2010 01:09</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/die-welle-the-wave-tehlikeli-oyun/#comments">1 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/die-welle-the-wave-tehlikeli-oyun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hunting and Gathering &#8211; Ensemble, c&#8217;est tout</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/hunting-and-gathering-ensemble-cest-tout/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/hunting-and-gathering-ensemble-cest-tout/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Jun 2010 10:55:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[2007]]></category>
		<category><![CDATA[2008]]></category>
		<category><![CDATA[Anna Gavalda]]></category>
		<category><![CDATA[Audrey Tautou]]></category>
		<category><![CDATA[bir aradız hepsi bu]]></category>
		<category><![CDATA[c'est tout]]></category>
		<category><![CDATA[claude berri]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi aktör]]></category>
		<category><![CDATA[En iyi Fransız aktör]]></category>
		<category><![CDATA[Ensemble]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek vaad eden]]></category>
		<category><![CDATA[Guillaume Canet]]></category>
		<category><![CDATA[Hunting and Gathering]]></category>
		<category><![CDATA[japon incileri]]></category>
		<category><![CDATA[Laurent Stocker]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=8131</guid>
		<description><![CDATA[Fransız sinemasının önde gelen isimlerinden Claude Berri bu sefer izlerken dinlendiren, aynı zamanda heyecanlandıran sakin bir aşk filmine imza atmış. Anna Gavalda&#8216;nın kitabından uyarlanan filmde Amelie&#8217;nin sevimli yüzü Audrey Tautou, Jeux d&#8217;enfants&#8217;ın yakışıklı erkeği Guillaume Canet ve Laurent Stocker oyunculuklarıyla beklenen performansı sergiliyorlar. Zaten Tautou filmdeki karakteri, sevimliliği ve ses tonuyla beni bağladı diyebilirim. 2007&#8242;de beyaz perdeyle buluşan film 2008 yılında Türkiye&#8217;de gösterime girmişti: &#8220;Bir aradayız, hepsi bu&#8220;. Aşçı bir erkeğin (Franck) tek varlığı anneannesinin, hayvanlarıyla ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Fransız sinemasının önde gelen isimlerinden <strong>Claude Berri</strong> bu sefer izlerken dinlendiren, aynı zamanda heyecanlandıran sakin bir aşk filmine imza atmış. <strong>Anna Gavalda</strong>&#8216;nın kitabından uyarlanan filmde Amelie&#8217;nin sevimli yüzü <strong>Audrey Tautou</strong>, Jeux d&#8217;enfants&#8217;ın yakışıklı erkeği<strong> Guillaume Canet</strong> ve <strong>Laurent Stocker</strong> oyunculuklarıyla beklenen performansı sergiliyorlar. Zaten <em>Tautou</em> filmdeki karakteri, sevimliliği ve ses tonuyla beni bağladı diyebilirim. 2007&#8242;de beyaz perdeyle buluşan film 2008 yılında Türkiye&#8217;de gösterime girmişti: &#8220;<strong>Bir aradayız, hepsi bu</strong>&#8220;.</p>
<p style="text-align: justify">Aşçı bir erkeğin (<em>Franck</em>) tek varlığı anneannesinin, hayvanlarıyla yaşadığı mütevazi malikanesinde yere düşüp hastaneye kaldırılmasının ardından Franck&#8217;ın hayatı değişmeye başlar. Kendisi eve kız atabildiği tatil günlerini de hastanede ziyarete ayırmak zorunda kaldığından dolayı sinir küpüne dönüşür.</p>
<p style="text-align: justify">Titiz ötesi insan <em>Philibert</em> ise Franck&#8217;ın ev sahibi, oda arkadaşıdır. Soylu bir aileden gelen Philibert bir gün aynı apartmanın çatısında yaşayan <em>Camille</em> ile karşılaşır. İlk adımı Camille&#8217;in atmasıyla birlikte bir elektriklenme olmuştur. Hatta birkaç gün sonra Camille, Philibert&#8217;i yemeğe davet eder, evine. &#8220;<em>Bak sen, bu pıtırcık ona aşık olmuş sanırım</em>&#8221; diye iç geçirirken filmin ilerleyen dakikalarında Türkiye&#8217;de nadir rastlanabilecek tarzda sıkı arkadaş olduklarını farkediyorsunuz. Güzelim Camille hasta olunca bu arkadaşlık tavan arasından Philibert&#8217;in evine taşınır. Camille kocaman evi bırakıp çatı arasına gitmez ve üç kişi bir yerde yaşamaya başlarlar&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Agresif delikanlı Franck her gece müziğin sesini abartıp güzelim kızı rahatsız eder ve birkaç gün sonra bu eylemi evin salonuna kız atarak pekiştirir. Camille daha da sinir olup müzik setini camdan aşağıya atar ve gıcık kızkardeşlerin yaptığı gibi odasına pıtı pıtı kaçar. Franck ile Camille&#8217;in bu anlaşmazlığı uzun sürecek ve kötü sonuçlanacak diye düşünürken Franck geri adım atar, fakat Camille yeni müzik seti hediye ederek ileri adım atmıştır bile.</p>
<p style="text-align: justify">Bir masada yapılan uyum anlaşmasından sonra ilerleyen zamanlarda bu iki zıt insan birbirine yakınlaşır. Kadınlara becerilecek yaratıklar olarak yaklaşan Franck hiç farkında olmadan yavaşça Camille&#8217;e aşık olur. Güzel bayan bunu algılamaya başlar fakat emin olamayıp ilişkilerinin sadece zevk ve seks üzerine olduğuna atıfta bulunur. Eskiden olsa Franck buna acayip sevinirdi fakat gel gör ki <em>Eros</em>&#8216;un oku poposuna saplanmıştı bile.</p>
<p style="text-align: justify">Mutlu sonla bittiğini tahmin etmişsinizdir muhtemelen. Evet, senaryo çok da uçuk değil. Ama filmin müzikleri, karakterleri ve günlük hayat sıradanlığı izlemeye değer bir kalite sunuyor. En büyük aşkların nefretle başladığını kanıtlayan film 3 ödül kazandı: <em>En iyi Fransız aktör </em>Guillaume Canet, <em>en iyi aktör</em> Guillaume Canet ve <em>gelecek vaad eden aktör</em> Laurent Stocker.</p>
<p style="text-align: justify">Issız Adam&#8217;ın Havuçlu Tarçınlı Keki gibi bu filmde aklımda kalan da <em>Japon İncileri</em> oldu. Aşık olmak istemeyen, o korkuyla aşkı kendinden uzaklaştıran, günlük ilişkilerde veya sekste tat arayan herkesin göz atması gereken bir film. Ben öyle yaptım en azından :)</p>
<p style="text-align: justify">Sevgiler.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>06 June 2010 12:55</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/hunting-and-gathering-ensemble-cest-tout/#comments">2 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/hunting-and-gathering-ensemble-cest-tout/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>White Noise 2: The Light</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/white-noise-2-the-light/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/white-noise-2-the-light/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Jun 2010 14:14:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[2007]]></category>
		<category><![CDATA[abe]]></category>
		<category><![CDATA[devil]]></category>
		<category><![CDATA[evp]]></category>
		<category><![CDATA[hayalet]]></category>
		<category><![CDATA[Hayalet Sesler]]></category>
		<category><![CDATA[hayalet sesler 2]]></category>
		<category><![CDATA[ışık]]></category>
		<category><![CDATA[katee sackhoff]]></category>
		<category><![CDATA[lucifer]]></category>
		<category><![CDATA[nathan fillion]]></category>
		<category><![CDATA[öcü]]></category>
		<category><![CDATA[patrick lussier]]></category>
		<category><![CDATA[şeytan]]></category>
		<category><![CDATA[the light]]></category>
		<category><![CDATA[White Noise]]></category>
		<category><![CDATA[white noise 2]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=8101</guid>
		<description><![CDATA[White Noise (Hayalet Sesler) 2005 yılındaki ilk filminin ardından 2007 yılında The Light (Işık) ile devam etti. Aynı prodüksiyon muhtemelen ilk filmden gelen hasılatı tekrarlamak adına bu yola başvurdular. İlk filmin devamı olma gibi bir amaç güdmeyip farklı bir boyut kazandırmışlar. İlk filmi nazokiraze yorumlamıştı: buyrun burdan yakın benim yorumumu okumadan önce. İkinci filmde EVP teknolojisi bakıyoruz ki bir hayli gelişmiş. Artık ölüler manyetik ses ve televizyon ile iletişim kurmayı bırakıp bildiğiniz görünür olmaya başladılar. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify"><strong>White Noise</strong> (Hayalet Sesler) 2005 yılındaki ilk filminin ardından 2007 yılında <strong>The Light</strong> (Işık) ile devam etti. Aynı prodüksiyon muhtemelen ilk filmden gelen hasılatı tekrarlamak adına bu yola başvurdular. İlk filmin devamı olma gibi bir amaç güdmeyip farklı bir boyut kazandırmışlar.</p>
<p style="text-align: justify">İlk filmi <a href="http://www.sivrisinema.com/author/nazokiraze/"><strong>nazokiraze</strong></a> yorumlamıştı: <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/white-noise-hayalet-sesler/"><strong>buyrun burdan yakın</strong></a> benim yorumumu okumadan önce.</p>
<p style="text-align: justify">İkinci filmde <strong><a href="http://atransc.org/theory.htm" target="_blank">EVP</a></strong> teknolojisi bakıyoruz ki bir hayli gelişmiş. Artık ölüler manyetik ses ve televizyon ile iletişim kurmayı bırakıp bildiğiniz görünür olmaya başladılar. Muhtemelen her yerde elektrik olduğundan dolayı bu imkanları kullanarak görünür olduklarını algılamamızı bekliyorlar ama filmde birçok mantıksız olayın gerçekleştiğini söylemek gerek. Hayır, senaryo zaten kurgu üzerine, ona lafım yok fakat televizyon ekranları çok yapmacık karıncalanıyordu. Öte yandan manyetik sesler de çok yapmacık kalıyordu, ilk filmde daha başarılı olduğunu söyleyebilirim.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Nathan Fillion</strong>, Abe karakteriyle filmin başrolünü üstleyip kahraman olmaya çalışıyor. 3 kişinin hayatını yaydıkları ışık sayesinde ölmeden kurtarıyor. Sen misin kurtaran? Lucifer (Şeytan) boş durur mu güzelim? Şeytan da diğer yandan yardırıp kurtardığı insanları canavara dönüştürüyor. Bir değil 10 kişi öldürebilecek potansiyele sahip oluyorlar. İşler bu noktaya varınca, &#8220;<em>if you save, you must kill</em>&#8221; fısıldamalarını çokça duyar oluyoruz. Yani, &#8220;<em>madem kurtardın, öldüreceksin</em>&#8221; diyor Şeytan. E Şeytan da bir nevi haklı. Yani işi gücü yok o kadar adamı öldürmek için plan yapıyor, sen de gidip Şeytan&#8217;ın planını bozuyorsun. Neyse, Abe son olarak hayatını kurtardığı sarışın güzel Sherry (<strong>Katee Sackhoff</strong>) için elinden geleni yapıyor. Onu öldürerek hatasını düzeltmeyi umuyor ama işler hiç de düşündüğü gibi olmuyor. Bir de çocukcağız var Abe&#8217;in hayatını kurtardığı, piskopat bir şeyler bekliyorsunuz ondan. Sürprizi bozmak istiyorum: çok beklersiniz anam. Gerisi, filmde.</p>
<p style="text-align: justify">Çekimlerde çok fazla özel efekt var ama güzel efekt olduklarını söyleyemem. Çok göze batıyor, inandırıcılık azalıyor. İlkindeki sade efektler daha yeterli boyuttaydı, en azından hayaletlerin bi gizemi, bi artistliği vardı. Öte yandan gerilim unsurları önceden tahmin edilebilir seviyede. Yani bi tarafta öcüler çıktıysa 8 saniye sonra &#8220;aha diğer taraftan da çıkacak&#8221; diyebiliyorsunuz. Yönetmen her seferinde aynı yöntemi kullanmış çünkü. Yer mi bunları Türk evladı <strong>Patrick Lussier</strong>? Tey tey&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">İlk film IMDB&#8217;den düşük puanla ayrıldı ve ikincisi de bu başarısızlığı takip ediyor. İnsanların öcü merakı sayesinde gişe filmi olarak sınıflandırabilir, canınız sıkıldıysa eğer izleyebilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify">Sevgiler.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>05 June 2010 16:14</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/white-noise-2-the-light/#comments">2 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/white-noise-2-the-light/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yok öyle Şirinler&#8217;i görmeler falan filan</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/makale/yok-oyle-sirinleri-gormeler-falan-filan/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/makale/yok-oyle-sirinleri-gormeler-falan-filan/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Jun 2010 11:56:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[2010]]></category>
		<category><![CDATA[Avatar]]></category>
		<category><![CDATA[azman]]></category>
		<category><![CDATA[eğlence]]></category>
		<category><![CDATA[fiction]]></category>
		<category><![CDATA[fikşın]]></category>
		<category><![CDATA[gargamel]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[hollywood]]></category>
		<category><![CDATA[iyi]]></category>
		<category><![CDATA[iyi çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Kedi]]></category>
		<category><![CDATA[komik]]></category>
		<category><![CDATA[kötü]]></category>
		<category><![CDATA[kutsal tahta]]></category>
		<category><![CDATA[mart]]></category>
		<category><![CDATA[miyav]]></category>
		<category><![CDATA[örümcek adam]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[şirin]]></category>
		<category><![CDATA[şirin baba]]></category>
		<category><![CDATA[şirinler]]></category>
		<category><![CDATA[sivrisinema]]></category>
		<category><![CDATA[Spiderman]]></category>
		<category><![CDATA[Tırtıl]]></category>
		<category><![CDATA[Yalan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=8019</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Ay havalar bi sıcak bi sıcak sorma hanım&#8221; diyerek bu yazıya başlamak isterdim ama Haziran&#8217;ın başlarında pencereyi dahi açınca 10 saniye içinde odam &#8220;güneye göç etmek gerek&#8221; nidalarıyla yankılanmaya başlıyor. Küresel Isınma da bir karaktersiz sormayın, hani bozulmuştun, hani yağmur yağmayacaktı? Çok bozuldun gerçekten, eskiden böyle değildin sen Küreselcan. Neyse, şükretmeyi bilmek gerek yoksa sopa inebilir anında kafama. Keşke Hande Yener&#8217;in Sopa&#8216;sı olsa diye geçirmedim değil içimden. Şaka maka kadın yaşlandıkça çirkinleşiyor. Ben ünlüleri yaşlandıkça ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">&#8220;<strong>Ay havalar bi sıcak bi sıcak sorma hanım</strong>&#8221; diyerek bu yazıya başlamak isterdim ama Haziran&#8217;ın başlarında pencereyi dahi açınca 10 saniye içinde odam &#8220;<strong>güneye göç etmek gerek</strong>&#8221; nidalarıyla yankılanmaya başlıyor. Küresel Isınma da bir karaktersiz sormayın, hani bozulmuştun, hani yağmur yağmayacaktı? Çok bozuldun gerçekten, eskiden böyle değildin sen <em>Küreselcan</em>. Neyse, şükretmeyi bilmek gerek yoksa <strong>sopa</strong> inebilir anında kafama. Keşke Hande Yener&#8217;in <strong>Sopa</strong>&#8216;sı olsa diye geçirmedim değil içimden. Şaka maka kadın yaşlandıkça çirkinleşiyor. Ben ünlüleri yaşlandıkça güzelleşen insanlar olarak bilirdim. Her şeyi yanlış öğretmişler bize. Konuyu bağlamak adına devam ediyorum: Küçükken de iyi bir çocuk olunca <strong>Şirinler&#8217;</strong>i görebileceğimi söylediler. Onların yüzünden her gün evden kaçıp ormana koşardım cıbıl cıbıl ayaklarımla. İki üç tırtıl ve bir böcek dışında kimseyi göremezdim.</p>
<p style="text-align: justify">Küçük çocukların duygularıyla oynamaya utanmayan büyükler artık kendi aksanlarını bile kandırmaya yönelik cilvenaz güdüyorlar. Mesela <strong>Hollywood</strong> (<em>Kutsal Tahta olacakmış bir l eksik olsa</em>) filmlerinde gerçek olmayan o kadar palavra sıkılıyor ki. Bu yüzden adına <strong>Fiction</strong> (<em>Fikşın</em>) deyip telafi etmeye çalışıyorlar. &#8220;<strong>Arkadaşım, aşklar fikşın olur mu yahu?</strong>&#8221; diye kimse de çıkıp iki <em>Osmanlı</em> tokatı atmıyor yönetmenlere. Ah nerde o <strong>Yeşilçam</strong> delikanlıları, kalmadı artık kalmadı. Zamane gençliği kandırılmayı seviyor. <em>&#8220;Biber gerçekse, gerçek acıdır&#8221; </em>mantığıyla &#8220;<em>film uydurmaysa, hayat dondumadır</em>&#8221; felsefesi güden 1 milyon kişi toplayabilirim. Peki izlediklerinin etkisinde kalıp günlük hayatı mahveden insanlar olmuyor değil, kim verecek bunun hesabını? <strong>Pokemon</strong> yüzünden pencereden atlayan Pikaçular, <strong>Örümcek Adam</strong> (Spider-Man) olup &#8220;ağ çıkacak, kesin kesin&#8221; diyerek binalardan atlayanlar, erotik iç çamaşırıyla sevgilisini cezbedeceğini sanıp evlenme aşamasındayken yüzük atmak zorunda kalanlar ve daha binlercesi. Akıl fikir niyaz ediyor, büyüklerin ellerinden öpüyorum.</p>
<p style="text-align: justify">Gelelim konunun benim hayatımdaki yerine. En son ormanda kalmıştık Şirinler&#8217;i ararken. Şirinler&#8217;i bulamayınca <strong>Gargamel&#8217;i</strong> aramaya başladım. Yani adam kısmen de olsa haklı. Çünkü küçük mavi cinsiyetsiz yaratıklar insanı ürkütüyor. Gargamel&#8217;i de bulamadım, ama bi kedi buldum. <strong>Azman</strong>! Mart ayında olmamızla alakası yoktu ama Gargamel&#8217;in kedisi olmalı diye düşünüp aldım ve eve götürdüm, sorguya çektim:</p>
<p style="text-align: justify">- Konuş, Gargamel nerde? Şirinler nerde?!<br />
- Miyaauuvvv&#8230;<br />
- Hım, demek bilmiyorsun. Nöbetçiler, iki gün daha süt vermeyin!<br />
- Miyaaaaaaaaaaauuuvvvvvv!<br />
- ha ha ha ha&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Evet, iyi bir çocuk olunca Şirinler sözünü tutmadı. Ben de kötü bir çocuk olmaya karar verdim. Malesef 6 gün sonra kedinin Gargamel&#8217;in kedisi olmadığını anladım. Komşumuz gelip &#8220;benim kedimm bu&#8221; deyince dünyam yıkılmıştı. Biraz zayıflamadı değil, ama şekle girdi sayemde kedicik. İki gün sonra vefat etti rahmetli. Bir Şirin bile cenazesine katılmadı, sinsice uzaktan takip ettim.</p>
<p style="text-align: justify">Yıllar geçti şimdi, maziye dönüp bakınca yine ormanlara koşasım geliyor. Acaba diyorum, yıllarla birlikte Şirinler de bizim gibi büyüyüp Avatar olmuş olmasın? Ne bileyim, belki Şirin Baba bir iksir yapmıştır hepsi kocaman olmuştur. Bu Şirinler&#8217;den her şey beklenir mazallah, siz siz olun eğer bir gün iyi çocuk olup da Şirinler&#8217;i görürseniz, <strong>KAÇIN</strong>!</p>
<p style="text-align: justify">Sevgiler.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>03 June 2010 13:56</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/makale/yok-oyle-sirinleri-gormeler-falan-filan/#comments">6 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/makale/yok-oyle-sirinleri-gormeler-falan-filan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Stoning of Soraya M. / Soraya&#8217;yı Taşlamak</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/the-stoning-of-soraya-m-sorayayi-taslamak/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/the-stoning-of-soraya-m-sorayayi-taslamak/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 May 2010 14:00:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Suç]]></category>
		<category><![CDATA[14 mayıs]]></category>
		<category><![CDATA[2008]]></category>
		<category><![CDATA[2010]]></category>
		<category><![CDATA[aldatılmak]]></category>
		<category><![CDATA[aldatma]]></category>
		<category><![CDATA[cinayet]]></category>
		<category><![CDATA[critics]]></category>
		<category><![CDATA[idam]]></category>
		<category><![CDATA[ihanet]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[James Cavieze]]></category>
		<category><![CDATA[Mozhan Marnò]]></category>
		<category><![CDATA[Navid Negahban]]></category>
		<category><![CDATA[Parviz Sayyad]]></category>
		<category><![CDATA[recm]]></category>
		<category><![CDATA[şeraat]]></category>
		<category><![CDATA[Shohreh Aghdashloo]]></category>
		<category><![CDATA[soraya]]></category>
		<category><![CDATA[soraya'yı taşlamak]]></category>
		<category><![CDATA[the stoning]]></category>
		<category><![CDATA[the stoning of soraya m.]]></category>
		<category><![CDATA[töre]]></category>
		<category><![CDATA[turkey]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[zina]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=7806</guid>
		<description><![CDATA[Not: Bir nevi filmin özetidir aşağıdakiler, bilginize. Fakat filmin sürpriz bir sonu veya ilerleyişi yoktur zaten. Yıl 1986 ve İran&#8217;ın kimsenin haberdar olmadığı bir köyüne arabasının arızalanmasıyla varan gazeteci Freidoune (James Caviezel). Yıllar sonra bir kitapta o köyde yaşanan acı gerçekleri açığa vuracak ve tüm dünyanın ilgisini çekecektir. İhanet, yalan, komplo, haksızlık ve aklıma gelmeyen benzer sıfatlar bahsi geçen acıyı tanımlayamaz bile. Ve tüm bunları yöneten iki sahtekar: Soraya&#8217;nın kocası ve köyün mollası. 14 Mayıs ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify"><strong>Not:</strong> Bir nevi filmin özetidir aşağıdakiler, bilginize. Fakat filmin sürpriz bir sonu veya ilerleyişi yoktur zaten.</p>
<p style="text-align: justify">Yıl 1986 ve İran&#8217;ın kimsenin haberdar olmadığı bir köyüne arabasının arızalanmasıyla varan gazeteci Freidoune <strong>(James Caviezel)</strong>. Yıllar sonra bir kitapta o köyde yaşanan acı gerçekleri açığa vuracak ve tüm dünyanın ilgisini çekecektir. İhanet, yalan, komplo, haksızlık ve aklıma gelmeyen benzer sıfatlar bahsi geçen acıyı tanımlayamaz bile. Ve tüm bunları yöneten iki sahtekar: Soraya&#8217;nın kocası ve köyün mollası.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>14 Mayıs</strong> <strong>2010</strong>&#8216;da <strong>Türkiye</strong>&#8216;de gösterime giren filmde kocasından yediği dayaklara ve binbir türlü aşağılamaya rağmen ondan boşanmayı reddeden bir kadın, Soraya <strong>(Mozhan Marnò)</strong>. Çünkü boşandığında çocuklarına bakacak maddi gücü yoktur. Kocası Ali <strong>(Navid Negahban)</strong> verdiği zülumdan ziyade, 14 yaşında başka bir kızla evlenmek ister. Gününü diğer fahişelerle gün eder. Bunlardan göğsü kabarırken iki erkek çocuğunu da annelerine karşı siper aldırır. Ağzını gözünü yarasım gelmiştir çoğu zaman, meymenetsiz tipi vardır çünkü.</p>
<p style="text-align: justify">Günler böyle ilerlerken bir gün komşulardan Hashem&#8217;in <strong>(Parviz Sayyad)</strong> karısı vefat eder. Yukarıda bahsettiğim sahtekarlar Soraya&#8217;dan Hashem&#8217;in ev işlerini yapmaları için ricada bulunurlar. Soraya&#8217;nın teyzesi Zehra <strong>(Shohreh Aghdashloo)</strong> belirli bir ücret karşılığında bunu kabul edeceğini beyan eder. Planı ise Soraya&#8217;ya belli bir miktarda birikim sağlayıp Ali&#8217;den boşanmasını sağlamaktır.</p>
<p style="text-align: justify">Ali tüm kurnazlığı ile Hashem ve Soraya arasında yasak bir ilişki aramaya çalışır. Ne yazık ki böyle bir şey söz konusu olmuyor, ve Soraya namusuyla Hashem&#8217;in ev işlerini yapıp ardından evine dönüyordur. Bakar ki bu böyle zina izi sürmekle olmaz, iftira atıp Soraya&#8217;yı suçlayayım diye düşünür. Köydeki Şeraat&#8217;e göre birkaç şahitle zina yapıldığı, kocanın aldatıldığı kanıtlanırsa kadın recm edilir. Yani taşlanarak öldürülür. Peki ortada kanıt var mıydı? Hayır&#8230; Yalancı şahitler, tehditler&#8230;</p>
<p style="text-align: justify"><strong>2008</strong> yılında çekilen bu filmde, Soraya bu düzenbazların oyunuyla köyün meydanında taşlanarak öldürülür. Her bir taş vücuduna geldiğinde içiniz cız eder. &#8216;Keşke&#8217; dersiniz, orada durup yanlışın karşısında bağırabilmeyi dilersiniz. Gözyaşınız dökülür eğer o acıyı hissedebilirseniz. Ve filmin de üzerinde durulması gereken gerçek bir hikayenin çok gerçekçi olarak yansıtılmasıydı. Oyuncular muhtemelen köy halkından oluşuyordu, yerli kadınların dedikoduları o kadar doğal olamazdı başka türlü. Dır dır dır: bildiğiniz mahalle kadınlarının ikiye bölünüp iki yüz ile çarpılması gibi bir şey. Filmde aksiyon beklememeniz gerekiyor, bir olay anlatıldığı için. Günlük hayatın ilerleyişi ve durumların yansıtılması üzerine devam eden film sıkılmadan izleniyor. Ayrıca Zahra&#8217;yı canlandıran <strong>Shohreh Aghdashloo</strong> 2009 yılında en iyi kadın oyuncu ödülüne layık görülmüştür. Her ne kadar erkeksi bir sese sahip olsa da, çok feminen görünümlü dominant bir kadındır.</p>
<p style="text-align: justify">Evet, ne yazık ki günümüzde bile hala taşlanarak öldürülen kadınlar mevcut, her ne kadar resmi kaynaklar bunu reddetse de. Kimin haberi olacak ki? Küçük yerlerde birbirlerini örtbas ederek Allah&#8217;ın emriymiş gibi lanse edilen cinayetlere imza atıyorlar. Öyle bir vaziyetteler ki, kadınlara verilen hakkı erkekler kontrol edecek hakka sahipmiş gibi. Eziyorlar, dövüyorlar, kullanıyorlar, maddi bağımsızlığa dokundurtmuyorlar. Öyle bir kin birikiyor ki o kadınların içinde böylece, bazen o kin hayatın normaliymiş gibi algılanıyor kendilerince. &#8220;Herhalde böyle olmalı&#8221; diye düşünüyorlar, dış dünyaya yabancı oldukları için. Ama Zahra gibi, göz yummak istemeyen kadınlar da var: Tüm dünyaya bu haksızlığı duyurmak için dimdik ayakta duran. Eğer imkanınız varsa bir yanlışın ortasında, düşen bir kadına el uzatmayı deneyin, taş atanları seyretmeyin. Beni sinir etmeyin nan!</p>
<p style="text-align: justify"><strong>İkinci not:</strong> Filmi izlerken yalnız olmam çok güzel bir durumdu, keza meymenetsiz Ali&#8217;ye ve şerefsiz Molla&#8217;ya bir sürü küfür yağdırdığımı hatırlıyorum çünkü.</p>
<p style="text-align: justify">Sevgiler.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>23 May 2010 16:00</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/the-stoning-of-soraya-m-sorayayi-taslamak/#comments">Yorum Yaz</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/the-stoning-of-soraya-m-sorayayi-taslamak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Public Enemies / Halk Düşmanları (2009)</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/public-enemies-halk-dusmanlari-2009/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/public-enemies-halk-dusmanlari-2009/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 May 2010 14:31:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Polisiye]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[Suç]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[banka]]></category>
		<category><![CDATA[banka soygunu]]></category>
		<category><![CDATA[chicago]]></category>
		<category><![CDATA[Christian Bale]]></category>
		<category><![CDATA[gangster]]></category>
		<category><![CDATA[Halk Düşmanları]]></category>
		<category><![CDATA[James Russo]]></category>
		<category><![CDATA[Johnny Depp]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[mafya]]></category>
		<category><![CDATA[mafya filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Marion Cotillard]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Mann]]></category>
		<category><![CDATA[public enemies]]></category>
		<category><![CDATA[soygun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=7760</guid>
		<description><![CDATA[John Dillinger bildiğimiz mafya modundan biraz uzakta olup kendi başına birkaç arkadaşıyla çalışan bir banka soyguncusu. Sağolsun bankayı soyarken halkın parasına elini uzatmayacak kadar kibar. Bu yüzden halkın sevdiği bir isim olduğu filmin bazı yerlerinde yansıtılıyor. Hiçbir hedefi olmayan Johnny durup dururken Marion Cotillard&#8216;ın oynadığı Billie adlı bir kıza aşık oluyor. Hangi ara bunu becerdiğini açıkçası anlayamadım. Daha doğrusu o his güzelce yansıtılmıyor. Gördün, ve aşık oldun. Ama neyine? Neden? Ne hissettin? Bunları ben mi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">John Dillinger bildiğimiz mafya modundan biraz uzakta olup kendi başına birkaç arkadaşıyla çalışan bir banka soyguncusu. Sağolsun bankayı soyarken halkın parasına elini uzatmayacak kadar kibar. Bu yüzden halkın sevdiği bir isim olduğu filmin bazı yerlerinde yansıtılıyor. Hiçbir hedefi olmayan Johnny durup dururken <strong>Marion Cotillard</strong>&#8216;ın oynadığı Billie adlı bir kıza  aşık oluyor. Hangi ara bunu becerdiğini açıkçası anlayamadım. Daha doğrusu o his güzelce yansıtılmıyor. Gördün, ve aşık oldun. Ama neyine? Neden? Ne hissettin? Bunları ben mi tahmin etmeliydim filmi izlerken?</p>
<p style="text-align: justify">Gerçek bir hikayenin sinemaya uyarlandığı filmde bazı karakterler ya çok uçuk ya çok gereksiz. Bazı çatışmalarda göze çarpan oyunculuk &#8220;hadi nen ordan&#8221; dedirtiyor. Gerçekçilikten saptığını hissediyorsunuz. Bu sapkınlık acaba olmayan tempoyu yükseltmek için miydi diye düşünüyorum. Fakat olumlu bir cevap bulamıyorum kendimde. Tempo yükselmiyor, çatışma sahnelerinde daha da sıkıcı bir hal alıyordu. Senaryonun yetersizliği mi bilinmez ama bazı sahneler çok uzun tutulmuş.</p>
<p style="text-align: justify">Filmin ortasına doğru sürüklenirken esnediğimi hissettim elimi ağzıma götürdüğümde. Sonra hafifçe gözlerim kapandı. Hikaye en sonuna kadar çok bilindik. Sonu biraz farklı bitiyor, en azından benim filmin ortasında tahmin ettiğim gibi değil. Evet, filmin ortasında bile tahmin edebilecek bilgelikte hissettiriyor film. Kim ölecek kim kalacak altyazıyla 10 dakika önceden yazılmıyor tabi, ama gözler yarı kapalıyken bile neyin ne olacağını anlıyorsunuz. Herhalde en düşünülerek yazılmış yerler John&#8217;ın hapishaneden kaçış sahneleriydi. İddia edilen Dillinger zekası ve kurnazlığı sadece bu sahnelerde biraz olsun ortaya çıkıyor.</p>
<p style="text-align: justify">Çok fazla eleştirirken, filme senaryo dışında başka bir boyuttan bakmak istiyorum. Filmin başlangıcında kameranın sallanması yüksek kalitede ya da sinemada izleyenlerin sinirlerini bozmuştur diye düşünüyorum. Kameranın milimetre bazında titremesi gerçekçilik katmıyor fakat gözleri rahatsız ediyor. Herhangi özel bir efekt yok, geçmişteyiz demek için kullanılan siyah beyaz televizyon efektleri hariç. Bunun yanında itiraf etmeliyim ki bazı fotoğraflar çok nostaljik ve güzeldi. Kıyafetler de keza döneme çok uygundu. İnce düşünüldüğü açık. Ama benim en çok hoşuma giden Dillinger&#8217;in sürekli değiştirdiği gözlükleriydi. Filmin sonunda sinemada taktıkları (sinemada gözlük takıyor, dikkat) beşgen misali bir yapıya sahipti. Bulabilirsem hemen almayı istiyorum :)</p>
<p style="text-align: justify">&#8220;Yahu napıyorsun, filmi yerden yere vurdun?&#8221; diyenler için daha başlamadım bile demek istiyorum. <strong>Johnny Depp</strong>, John Dillinger&#8217;a pek uymamış diye düşünüyorum. İfadeleri beyaz perdeden ötesine geçmiyordu, yani hissedemiyordum. Zorladım, ıkındım, olmadı. <strong>Christian Bale</strong> de keza Melvin Purvis&#8217;i canlandırırken sanki sıkılmış gibiydi. Michael Mann yönetmenliğinde daha kaliteli bir yapıt ortaya çıkabilirdi.</p>
<p style="text-align: justify">Çok güzel ele alınan mafya ya da mafya adamı filmlerinin yanında vasat bir film olan Public Enemies izlenmese de olurdu tarzında benim açımdan. En azından mafya filmlerini seven biri için özentiden öteye geçeceğini düşünmüyorum. Belki de Godfather varken hiçbir mafya teması barındıran filmi sevemeyeceğim.</p>
<p style="text-align: justify">Sevgiler.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>22 May 2010 16:31</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/public-enemies-halk-dusmanlari-2009/#comments">2 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/public-enemies-halk-dusmanlari-2009/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Amelie (2001)</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/amelie-2001/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/amelie-2001/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 May 2010 22:00:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[2001]]></category>
		<category><![CDATA[Amelie Poulain]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Audrey Tautou]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi kadın oyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[hayal]]></category>
		<category><![CDATA[hayalgücü]]></category>
		<category><![CDATA[Jean-Pierre Jeunet]]></category>
		<category><![CDATA[Le fabuleux destin d'Amélie Poulain]]></category>
		<category><![CDATA[Mathieu Kassovitz]]></category>
		<category><![CDATA[Montmartre]]></category>
		<category><![CDATA[motorbisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[motorsiklet]]></category>
		<category><![CDATA[nino]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=7742</guid>
		<description><![CDATA[Küçük bir kızken tek arkadaşı hayal gücü olan sevimli biri. Trajikomik olaylar silsilesinde annesini kaybeder ve babasıyla kocaman bir kız olana dek hayatına devam eder. Doğaya karşı gelip büyümeyi reddeden ama içindeki tüm saf duyguları kocaman yapan Amelie, içinde ne bir kötülük ne vahşi insan doğasından bir kir taşımaktadır. Aksine içindeki meleği yüzüne yansıtıyor. Bir gülümseyişi yetiyor kahkahalara kapılmam için, küçük bir mimiği de keza. Bu kahkahalar Montmartre&#8217;de yaşayan bu kızın mutluluğunu kıskandığımdan, saçma bulduğumdan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Küçük bir kızken tek arkadaşı hayal gücü olan sevimli biri. Trajikomik olaylar silsilesinde annesini kaybeder ve babasıyla kocaman bir kız olana dek hayatına devam eder. Doğaya karşı gelip büyümeyi reddeden ama içindeki tüm saf duyguları kocaman yapan <strong>Amelie</strong>, içinde ne bir kötülük ne vahşi insan doğasından bir kir taşımaktadır. Aksine içindeki meleği yüzüne yansıtıyor. Bir gülümseyişi yetiyor kahkahalara kapılmam için, küçük bir mimiği de keza. Bu kahkahalar Montmartre&#8217;de yaşayan bu kızın mutluluğunu kıskandığımdan, saçma bulduğumdan değil. O kadar iyi niyetli ki, yaptıklarının komedisi de bu iyi niyete alışık olmadığımdan.</p>
<p style="text-align: justify">Filmi izlerken acaba böyle yaşanabilir mi diye düşünüyorsunuz. Yani tüm insanlara iyilik yaparak, kimseye zarar gelmesin diye uğraşarak, beyaz yalanlarla insanları mutlu kılarak. Kocaman bir insan olduğumuzda kendimizi kasım kasım kasıp büyük insanlarmış gibi davranıyoruz. Aslında çocuklar gibi bir oyun oynuyoruz: Büyüklük oyunu. Herkes paranın peşinde, mutluluk somut kavramlarda. Ne yazık, duyuyor musun Amelie?</p>
<p style="text-align: justify">Amelie bizim dünyamızın aksine kendi dünyasında mutlu olmaya çalışan ve merak duygusunu hiçbir zaman kaybetmeyen genç bir kız. Bir gün evinde bulduğu hatıra kutusuyla hayata daha da farklı yaklaşmaya başlar. O günden itibaren etrafındakileri mutlu etmek, onları mutsuz kılan durumlardan uzaklaştırmak için uğraşır.</p>
<p style="text-align: justify">Ve kendi mutluluğu. Yıllarca hiçbir arkadaşı olmadan büyüyen, soyut arkadaşlıklarıyla yüzündeki tebessümü eksiltmeyen şirin kız bir gün kendisi gibi biri olduğunu keşfeder. Şans eseri karşılaştığı bu erkek, ruh ikizidir aslında. Çocukluğu ve ilgi alanları uyuşan belki de tek insandır. Karşısındaki de ona benzer bir hayatı yaşayıp aynı duyguları Amelie için besler. Amelie, bu yüzden onu kaybedecek gibi olduğunda çocuksu gözyaşları benim 6 yaşındayken elimden alınan oyuncağa verdiğim bir tepki gibiydi. Gözyaşları içimi burkuyor olduğunda, farkettim ki tek derdi oydu yıllar sonra. Gözlerinden süzülen yaşı ilk o vakit gördüm filmde sanırım.</p>
<p style="text-align: justify">Ya bizler? Aşkı böyle yaşayabiliyor muyuz? Elimizdekinin değerini bilebiliyor muyuz? Ya da elimizdeki<strong>ler</strong>in&#8230; Yetmiyor, yetmiyor, yetmiyor! Bir de koltuk altımıza yerleştiriyoruz elimizde taşıyamadıklarımızı, başımızın üstüne, arabamızın bagajına, boş bulduğumuz her yere&#8230; Ama kalbimizi doldurmak için saf duyguları karanlık bir odaya kilitleyip anahtarının yerini bilmiyormuş gibi davranıyoruz. Hepimiz çocuktuk, hepimiz saftık. Savaş ve kin sadece çizgi fimlerde veya oyuncaklarda vardı. Unuttunuz mu?</p>
<p style="text-align: justify">Orjinal adı <strong>Le fabuleux destin d&#8217;Amélie Poulain</strong> olan filmin başrolünü Amelie rolüyle <strong>Audrey Tautou</strong> üstlenirken aşık olduğu ruh ikizi Nino&#8217;yu <strong>Mathieu Kassovitz</strong> canlandırıyor. Fransız sinemasının üstün çekiciliği bu filmi de <strong>Jean-Pierre Jeunet</strong> sayesinde size yakın kılıyor. İnsanlığı sorgulamanıza ve yüzünüzdeki tebessümle içinizdeki şiddeti dövmenize yardımcı oluyor. En önemlisi küçük şeylerde mutluluğun var olduğunu gösteriyor. Dram ve komedinin bile bir arada olması bir yana, yazdıklarımdan hiç belli olmuyor mu ki?</p>
<p style="text-align: justify">Sevgiler.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>22 May 2010 00:00</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/amelie-2001/#comments">8 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/amelie-2001/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hardcore &#8211; 2004 (+18)</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/hardcore-2004/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/hardcore-2004/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 May 2010 22:05:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Suç]]></category>
		<category><![CDATA[+18]]></category>
		<category><![CDATA[2004]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Aleka Lasko]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Danai Skiadi]]></category>
		<category><![CDATA[Dennis Iliadis]]></category>
		<category><![CDATA[Erotik]]></category>
		<category><![CDATA[erotik fanteziler]]></category>
		<category><![CDATA[fantazi]]></category>
		<category><![CDATA[fantezi]]></category>
		<category><![CDATA[fuhuş]]></category>
		<category><![CDATA[greece]]></category>
		<category><![CDATA[greek]]></category>
		<category><![CDATA[hardcore]]></category>
		<category><![CDATA[Katerina Tsavalou]]></category>
		<category><![CDATA[lezbiyen]]></category>
		<category><![CDATA[martha]]></category>
		<category><![CDATA[nadia]]></category>
		<category><![CDATA[para]]></category>
		<category><![CDATA[seks]]></category>
		<category><![CDATA[sex]]></category>
		<category><![CDATA[yunan]]></category>
		<category><![CDATA[yunanistan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=7490</guid>
		<description><![CDATA[Bir Yunan filmi, ve Yunanca. Oyuncular da Yunan. Film de muhtemelen Yunanistan&#8217;da çekilmiştir. 16 ve 17 yaşlarında iki genç kız düşünün: Nadia ve Martha. İkisi de ailesinden ayrılmış daha da genç yaşta. Biri evini yakarak kaçmış, diğeri bir yalanla. Kaçtıkları yerde Martha günü geçirmek adına, Nadia ise eğlence olsun diye fuhuş yapıyor. Başlangıçta birbirlerine yabancı olan iki genç kızın ilk konuşmalarını görene dek Martha içindekileri dökmeye başlıyor. Ne kadar kıskandığını, aslında Nadia&#8217;nın ne kadar farklı ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Bir Yunan filmi, ve Yunanca. Oyuncular da Yunan. Film de muhtemelen Yunanistan&#8217;da çekilmiştir. 16 ve 17 yaşlarında iki genç kız düşünün: Nadia ve Martha. İkisi de ailesinden ayrılmış daha da genç yaşta. Biri evini yakarak kaçmış, diğeri bir yalanla. Kaçtıkları yerde Martha günü geçirmek adına, Nadia ise eğlence olsun diye fuhuş yapıyor. Başlangıçta birbirlerine yabancı olan iki genç kızın ilk konuşmalarını görene dek Martha içindekileri dökmeye başlıyor. Ne kadar kıskandığını, aslında Nadia&#8217;nın ne kadar farklı olduğunu anlatıyor. Sırf Nadia fuhuş yaptıkları ortamdan iş ortağı bir erkekle sevgili rolü yapıyor diye o da kendine birini seçiyor mesela.</p>
<p style="text-align: justify">Zaman ilerlerken iki genç kız birbirlerinin hayatında yer almaya karar veriyorlar. Aşk mı bu? Bilemiyorum. Ama çok güçlü bir bağ olduğu kesin, ayrılmak istemedikleri de. Nadia, Martha ve kendi için hayatının akışını engel olanları ortadan kaldırarak ilerliyor. Güzelliği ve cazibesi ise en büyük kozu. Baskın karakteri ve istediğini yapan deli havası cabası. Martha ise sadece izlemekle yetiniyor. Kendi içinde Nadia&#8217;yı yaşatıyor, yaşamaya çalışıyor. Sonuna, sonunu getirene kadar&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Nadia, <strong>Danai Skiadi</strong>, üstün bir performans sergiliyor mimikleri ve duruşuyla. Ani ifade değişiklikleriyle ruh halinin nasıl bir durumda olduğunu çözmekte zorlanıyorsunuz. Keşke zihnini okuyabilsem diyerek empatinin aslında kolay bir şey olmadığını görüyorsunuz. Martha&#8217;yı seviyor mu yoksa kullanıyor mu? Belki de Martha&#8217;ya ihtiyacı yoktur hiç, içindeki eksik duyguları tamamlamak için bir ruha ihtiyaç duyuyordur. Onu kendi olduğu için seven, onu anlamak isteyen. Nadia, Martha&#8217;yı seviyorsa eğer neden önüne gelen her kişiyle onu aldatıyor, onun gözünün önünde. Belki de fuhuştan gelen bir alışkanlık, normallikti onun için. Peki pişman mı? Kim bilir. İpucu varsa eğer siz keşfetmek isteyeceksiniz filmi izlerken.</p>
<p style="text-align: justify">Martha, <strong>Katerina Tsavalou</strong>, hayattan bezgin ve artık insanlara o kadar uzaklaşmış biri ki yüzündeki gülümsemeyi bile taklit ediyor. Yine inanılmaz bir performans: genç yaşında, duygusuzca ve sadece para için onlarca erkekle birlikte olan, içinde pembe bir dünya barındırıp simsiyah bir hayata sahip olan birini canlandırırken bunu siz de hissediyorsunuz. Hissizseniz bile bir nebze olsun kıpırdama olacaktır, filmi sonuna kadar izlerseniz. Nadia onun için bir kurtuluş kapısı, aydınlığa çıkan. En azından Martha onu öyle görmek istiyordu. Kendini Nadia&#8217;ya bırakıp onu takip ediyordu, sevgisiyle. Ve filmin başından sonuna kadar iç sesiyle eşlik ederken birini aynı anda hem sevip hem nefret etmenin nasıl bir duygu olduğunu tarif etmeye çalışıyor. Belki biz bunun ne demek olduğunu bilmiyoruz günlük hayatımızda ya da derinlemesine yaşıyoruz. Bu iki kutbun tek bir bünyede toplandığı mutluluk arayışında genç bir kız. Masum. Ama ne kadar ve kim kadar?</p>
<p style="text-align: justify">Yönetmen <strong>Dennis Iliadis</strong>, <strong>Aleka Lasko</strong><strong>u</strong>&#8216;nun kitabını sinemaya uyarlarken sizi bazen filmin içine çekiyor bazen de tepeden izlemenizi sağlıyor. Filmde çok başarılı fotoğraflara imza atan yönetmen, film çekilirken halen daha oyunculuk bölümünde okuyan öğrencilerle gerçek bir sinama filmi ortaya çıkarmış. Doğal yetenekleri ekranda parlatan yönetmen filmde seks sahnelerinin sayısını sanırım biraz abartmış, ya da bazen çok banel boyutlara kaçırmış. Fakat bir çoğu duygunun yansıtılması için gerekenlerdi diye düşünüyorum.</p>
<p style="text-align: justify">Kıskandım. Hayır, ırkçı filan değilim fakat Yunan filminin bu kadar başarılı olması ve özgür ruha sahip olması &#8216;bizim neyimiz eksik?&#8217; diye düşündürüyor. İfadeler, düşünceler, seksüel ayrımlar. Bunlar olması gerekirsen, seks neden hep göz kapatılarak izlenilmesi gereken bir olay olarak sinemamızı rehin almış bilemiyorum. Ama yavaş yavaş ortadan kalkıyor. Diye umuyorum, görüyorum. Umarım yakında soyutlaştırabiliriz.</p>
<p style="text-align: justify">Filmi eğer sadece seksten ibaret görüyorsanız, sinemaya uzun bir süre ara verin, soluklanın, tatile çıkın, kendinize iki üç tokat atın. Sonra bir daha izleyin. Filmin piskopatlığı sizi de saracaktır&#8230;<br />
Sevgiler.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>16 May 2010 00:05</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/hardcore-2004/#comments">4 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/hardcore-2004/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mulholland Drive (Mulholland Çıkmazı) &#8211; 2001</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/mulholland-drive-mulholland-cikmazi-2001/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/mulholland-drive-mulholland-cikmazi-2001/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Apr 2010 10:38:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Gizem]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[çıkmaz]]></category>
		<category><![CDATA[david lynch]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp otoban]]></category>
		<category><![CDATA[laura harring]]></category>
		<category><![CDATA[lezbiyen]]></category>
		<category><![CDATA[lost highway]]></category>
		<category><![CDATA[mulholland]]></category>
		<category><![CDATA[mulholland çıkmazı]]></category>
		<category><![CDATA[mulholland dr.]]></category>
		<category><![CDATA[mulholland drive]]></category>
		<category><![CDATA[Naomi Watts]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=6397</guid>
		<description><![CDATA[Piskopat yönetmen David Lynch tarafından 2001 yılında çekilen bu acayip film, yine aynı yönetmenin filmi, Lost Highway 1997 (Kayıp Otoban) sonrası klasik bir senaryo anlayışına kapılmamamız gerektiğini gösteriyor. Baş rollerini Naomi Watts ve Laura Harring&#8216;in paylaştığı filmde Watts&#8217;ın performansı göz alıcı bir seviyede. Çünkü filmdeki iki farklı karakteri de başarılı şekilde yansıtabiliyor. IMDB&#8217;de 8.0 ile 236. sırada olan filmin senaryosunu anlatmaya çalışırsam veya açıklamak istesem muhtemelen birkaç sayfa sürer. Çünkü filmin her izleyici üzerinde farklı ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">
<p style="text-align: justify">Piskopat yönetmen <strong>David Lynch</strong> tarafından <strong>2001</strong> yılında çekilen bu acayip film, yine aynı yönetmenin filmi, <strong>Lost Highway</strong> 1997 (Kayıp Otoban) sonrası klasik bir senaryo anlayışına kapılmamamız gerektiğini gösteriyor. Baş rollerini <strong>Naomi Watts</strong> ve <strong>Laura Harring</strong>&#8216;in paylaştığı filmde Watts&#8217;ın performansı göz alıcı bir seviyede. Çünkü filmdeki iki farklı karakteri de başarılı şekilde yansıtabiliyor.</p>
<p style="text-align: justify">IMDB&#8217;de <strong>8.0</strong> ile 236. sırada olan filmin senaryosunu anlatmaya çalışırsam veya açıklamak istesem muhtemelen birkaç sayfa sürer. Çünkü filmin her izleyici üzerinde farklı bir etki bırakabilme özelliği var. Fakat asıl anlatılmak istenen konuyu anlamak da o kadar kolay olmuyor.</p>
<p style="text-align: justify">Filmi izledikten sonra, aklımda iki farklı senaryo oluşmuştu. Çünkü film iki parçaya ayrılmış. Anahtar öncesi ve sonrası. Zaman gelecekten geçmişe doğru ilerliyor gibi, ya da zaman kavramı hiç yok. Kafam allak bullak olduktan sonra oturup uzunca düşündüm senaryo üzerinde, doğru bir sonuca varmamış da olabilirim :)</p>
<p style="text-align: justify">Benim düşünceme göre, filmin ilk yarısında birbiriyle karşılaşan iki kadının birbirine aşık olma hikayesi anlatılıyor. Ama filmin ikinci yarısında aslında bu yaşananların gerçek olmadığını düşündürtüyor yönetmen. Filmin ikinci yarısını izledikten sonra, aşık olan kadının hayatının aslında berbat gittiğini görüyoruz. Sanki ilk bölüm, hayal dünyası ve iyimser bir yaklaşımmış gibi. Anlatmam imkansız, kendiniz görmelisiniz :)</p>
<p style="text-align: justify">İlginç bir gizem, sesini çok beğendiğim birkaç kadın sesi ve kadın aşkının estetiği bu filmde beğendiğim noktalar (sapık mıyım neyim :P). Fakat kurgunun yer yer anlaşılmaz kılınması ve bazı düşüncelerin fazla kapalı yansıtılması filmi izlerken yoruyor. Kendinizi bir filmi anlamaya yormak isterseniz ve bulmacasını çözmekten zevk alıyorsanız, izlemenizi tavsiye ederim. Ve bildiğiniz klasik senaryoları unutmanız gerekiyor, bunu unutmayın.</p>
<p style="text-align: justify">Cibili bibili höp güp,<br />
sevgiler.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>17 April 2010 12:38</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/mulholland-drive-mulholland-cikmazi-2001/#comments">4 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/mulholland-drive-mulholland-cikmazi-2001/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doubt (Şüphe)</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/doubt/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/doubt/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Mar 2010 16:29:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Gizem]]></category>
		<category><![CDATA[2008]]></category>
		<category><![CDATA[Aloysius]]></category>
		<category><![CDATA[Amy Adams]]></category>
		<category><![CDATA[doubt]]></category>
		<category><![CDATA[Flynn]]></category>
		<category><![CDATA[james]]></category>
		<category><![CDATA[Joseph Foster]]></category>
		<category><![CDATA[Meryl Streep]]></category>
		<category><![CDATA[Philip Seymour Hoffman]]></category>
		<category><![CDATA[rahibe]]></category>
		<category><![CDATA[rahip]]></category>
		<category><![CDATA[şüphe]]></category>
		<category><![CDATA[Viola Davis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=5289</guid>
		<description><![CDATA[Meryl Streep: Katı bir rahibe, Rahibe Aloysius. Öğrencilerin kendisinden fazlaca korktuğu bir okulda, Philip Seymour Hoffman&#8216;ın oynadığı Rahip Flynn&#8217;e karşı olan şüphe filmi baştan sona merakla izlemenize sebep oluyor. Bende ayrıca hafif bir gerginlik yaratan film, geçmişinde gizli olayların barındığı bir rahip, bu geçmişi irdeleyen kuşkucu bir rahibe ve saflığıyla göz dolduran başka bir rahibenin arasındaki ilişkileri anlatıyor. Rahibe James (Amy Adams) pıtırcık, genç ve saf biridir. Öğrencilerini çok sever, onlara bağırmaya kıyamaz. Bu davranışın yanlış ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify"><strong>Meryl Streep</strong>: Katı bir rahibe, Rahibe Aloysius. Öğrencilerin kendisinden fazlaca korktuğu bir okulda,<strong> Philip Seymour Hoffman</strong>&#8216;ın oynadığı Rahip Flynn&#8217;e karşı olan şüphe filmi baştan sona merakla izlemenize sebep oluyor. Bende ayrıca hafif bir gerginlik yaratan film, geçmişinde gizli olayların barındığı bir rahip, bu geçmişi irdeleyen kuşkucu bir rahibe ve saflığıyla göz dolduran başka bir rahibenin arasındaki ilişkileri anlatıyor.</p>
<p style="text-align: justify">Rahibe James (<strong>Amy Adams</strong>) pıtırcık, genç ve saf biridir. Öğrencilerini çok sever, onlara bağırmaya kıyamaz. Bu davranışın yanlış olduğunu düşünmez fakat buna inanmak zorunda olduğunu görür. Fakat bir damla gözyaşı onu katılıktan alıp yine sevecen insan moduna sokar. Rahibe James, filmin kilit noktasını oluşturmaktadır. Çünkü Rahibi, Rahibe Aloysius&#8217;a ispiyonlar. İspiyonlar diyorum, çünkü film ilerledikçe yanlış bir davranışta bulunduğunu düşünür. Rahibin aslında suçsuz olduğuna inanmak ister. Uyuyamaz, kötü rüyalar görür&#8230; Rahatlamaya varır elbet, fakat birçok şey yaşanmıştır bile&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Rahip Flynn acayip bir insandır. Bu kadar kıyak bir rahip sadece &#8220;siyah&#8221; insanlardan çıkar diye düşünürdüm ben. Muhtemelen komedi filmlerinin etkisindeyim. Modern dünyayı takip eden Rahip, vaazlarında can alıcı yerlere temas edip insanları kendine daha çok bağlar. Bahsettiğim &#8220;siyahi&#8221; tavırlardan mıdır bilmem fakat okulun tek siyah çocuğuna (<strong>Joseph Foster</strong>) fazla ilgi duyar. Rahiplerin çocuklara olan ilgisi espiri kaynağı olsa da bu filmde trajedi olarak ele alınmış. Acaba gerçekten rahibin bu kadar ilgili olması cinsel noktalara kadar taşıyor mu? Rahip yoksa dışlanan çocuğa yardımsever bir el mi uzatıyor? Çocuk rahibi neden bu kadar çok seviyor? Filmi izlemeniz için bu soruları sormuyorum, ben izlediğim halde hala cevaplarını bilmiyorum. Soru işaretleri filmi çekilmez değil, daha da çekici kılıyor. Bunun gibi daha birçok soru işareti var.</p>
<p style="text-align: justify">Rahibe Aloysius&#8217;ın filmin başında öğrencilere karşı katı tavrı karakterini yansıtıyor. Fakat film ilerledikçe bu katı tavır yerini anlayışa bırakıyor. Öğrencilere karşı değil tabi, çünkü öğrenciye takınılan sert duruşun zorunluluk olduğunu düşünüyor kendileri. İnsanlara olan tutumunun değişme sebebini ben de bilmiyorum. Belki de rahip Flynn&#8217;i sorgularken, onun açığını ararken kendiyle yüzleşiyordur. Rahibin erkeklere olan ilgisini kanıtlamaya çalışırken, onun hatalarını gün yüzüne çıkarmak isterken kendi hataları yüzüne sertçe çarpıyor. Kim bilir? Filmdeki ince noktalarda bunun farkına varabiliyorsunuz. Meryl Streep üstün performansı sevilmesi imkansız olan bu insanı filmin sonunda kafanızda farklı bir yere taşıyor. İzleyip görün, siz de takdir edin&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Sevgiler.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>06 March 2010 18:29</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/doubt/#comments">6 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/doubt/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bound &#8211; Tuhaf İlişkiler (1996)</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/gerilim/bound-tuhaf-iliskiler-1996/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/gerilim/bound-tuhaf-iliskiler-1996/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Feb 2010 23:01:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[Suç]]></category>
		<category><![CDATA[+18]]></category>
		<category><![CDATA[1996]]></category>
		<category><![CDATA[Andy Wachowski]]></category>
		<category><![CDATA[bound]]></category>
		<category><![CDATA[gina gershon]]></category>
		<category><![CDATA[jennifer tilly]]></category>
		<category><![CDATA[joe pantoliano]]></category>
		<category><![CDATA[Lana Wachowski]]></category>
		<category><![CDATA[tuhaf ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[wachowski brothers]]></category>
		<category><![CDATA[wachowski kardeşler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=4955</guid>
		<description><![CDATA[Wachowski kardeşler tarafından 1996 yılında çekilen filmin başrollerini Jennifer Tilly (Violet) ve Gina Gershon (Corky) paylaşıyor. 6 ödül kazanan ve 7.4 imdb puanına sahip olan filmde Violet ve Corky&#8217;nin kaderleri bir apartmanda birleşiyor. Violet cazibesiyle mafyanın gözde bir hanımı, Joe Pantoliano (Caesar)&#8217;nun eşidir. Corky ise apartmanın teknik işlerine bakan erkeksi bir kadındır. 5 yıl hapiste yatıp çıktıktan sonra fiziği hala çekicidir, zaten bu filmlerde hep böyle olur nedense. Violet, asansörde ilk gözgöze gelmelerinde Corky&#8217;e karşı ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify"><strong>Wachowski</strong> kardeşler tarafından 1996 yılında çekilen filmin başrollerini <strong>Jennifer Tilly</strong> (Violet) ve <strong>Gina Gershon</strong> (Corky) paylaşıyor. 6 ödül kazanan ve 7.4 <strong><a href="http://www.imdb.com/title/tt0115736/" target="_blank">imdb</a></strong> puanına sahip olan filmde Violet ve Corky&#8217;nin kaderleri bir apartmanda birleşiyor.</p>
<p style="text-align: justify">Violet cazibesiyle mafyanın gözde bir hanımı, <strong>Joe Pantoliano</strong> (Caesar)&#8217;nun eşidir. Corky ise apartmanın teknik işlerine bakan erkeksi bir kadındır. 5 yıl hapiste yatıp çıktıktan sonra fiziği hala çekicidir, zaten bu filmlerde hep böyle olur nedense. Violet, asansörde ilk gözgöze gelmelerinde Corky&#8217;e karşı olan ilgisini fena halde belli eder. Daha sonra Corky&#8217;e oyunlar yaparak onu yatağa atmayı başarır. Violet, Caesar ile iş icabı birlikte olduğunu, Corky&#8217;e aşık olduğunu dile getirir ve birlikte mafyayı oyuna getirip yeni bir hayat kurmaya onu ikna eder.</p>
<p style="text-align: justify">Birçok cinayetin ve cinayete teşebbüsün, iki kadının birbirine olan tutkusunun yoğun olduğu hafif gerilim barındıran filmde benim keşfettiğim şu oldu: ikili ilişkilerde iki tarafın da kadın olması gerçekten çok estetik gözüküyor :p Hatta The Best Kiss (En iyi öpüşme sahnesi) ödülüne bile aday gösterilmesi dediğimi kanıtlamaktadır. E ne olsun, birbirinden çekici iki hatun mafyayı dize getirirse, bu da haliyle gayet çekici gelir. Hele de hatunlardan biri ses tonuyla bile dişiliğini son damlasına kadar yansıtırsa&#8230; <strong>18+</strong> olduğunu belirtmemde fayda olması izlemeye değer olmadığını değil, farklı bir film olduğunu yansıtırsa ne mutlu.</p>
<p style="text-align: justify">Sevgiler.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>26 February 2010 01:01</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/gerilim/bound-tuhaf-iliskiler-1996/#comments">Yorum Yaz</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/gerilim/bound-tuhaf-iliskiler-1996/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Amores Perros &#8211; 2000</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/amores-perros-paramparca-asklar-ve-kopekler/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/amores-perros-paramparca-asklar-ve-kopekler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Feb 2010 00:07:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[2000]]></category>
		<category><![CDATA[amores perros]]></category>
		<category><![CDATA[chivo]]></category>
		<category><![CDATA[daniel]]></category>
		<category><![CDATA[ispanyolca]]></category>
		<category><![CDATA[maru]]></category>
		<category><![CDATA[meksika]]></category>
		<category><![CDATA[octavio]]></category>
		<category><![CDATA[paramparça]]></category>
		<category><![CDATA[paramparça aşklar ve köpekler]]></category>
		<category><![CDATA[susana]]></category>
		<category><![CDATA[valeria]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=4582</guid>
		<description><![CDATA[52 ödül kazanan ve Oscar&#8216;a aday gösterilen 154 dakikalik, imdb&#8216;de 8.2 puanlık, Türkiye&#8217;de 2001 yılında Paramparça Aşklar ve Köpekler adıyla gösterime giren bu Meksikan filmini izlerken aşkı, kaybetmeyi, pişmanlığı ve hayatın acı gerçeklerini en derin şekilde hissediyorsunuz. İki serserinin yaralı bir köpekle birilerinden kaçmasıyla başlayan filmde bu gençlerin kaza yapmalarıyla hikaye anlatılmaya başlanıyor. Evsiz, sokaklardaki çöpleri karıştıran pislik içindeki bir insan filmdeki kaderin dönüm ya da başlangıç noktasında&#8230; Hepimizin hayatında dönüm noktaları olmuştur. Geçmişteki bir saniyelik ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify"><strong>52 ödül </strong>kazanan ve <strong>Oscar</strong>&#8216;a aday gösterilen 154 dakikalik, <a href="http://www.imdb.com/title/tt0245712/" target="_blank">imdb</a>&#8216;de 8.2 puanlık, Türkiye&#8217;de 2001 yılında <strong>Paramparça Aşklar ve Köpekler </strong>adıyla gösterime giren bu <strong>Meksikan</strong> filmini izlerken aşkı, kaybetmeyi, pişmanlığı ve hayatın acı gerçeklerini en derin şekilde hissediyorsunuz. İki serserinin yaralı bir köpekle birilerinden kaçmasıyla başlayan filmde bu gençlerin kaza yapmalarıyla hikaye anlatılmaya başlanıyor. Evsiz, sokaklardaki çöpleri karıştıran pislik içindeki bir insan filmdeki kaderin dönüm ya da başlangıç noktasında&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Hepimizin hayatında dönüm noktaları olmuştur. Geçmişteki bir saniyelik karar değişikliği hayatınızı ummadığınız yerlere sürükler, belki daha iyiye ya da olduğundan kötüye sevkeder. İşte bu kimsesiz herifin filmde kendi köpeklerini koruma isteği diğer karakterlerin kaderini değiştiriyor, ve en sonunda dönüp dolaşıp yine bu kimsesizi buluyor&#8230; Filmin belli bir yerinde aslında kimsesiz olmadığını görüyoruz&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Üç farklı hikaye ele alınıyor trafik kazasından sonra. İlki <strong>Octavio</strong> ve <strong>Susana</strong>&#8216;nın ilginç ilişkisi. Susana, Octavio&#8217;nun abisinin eşi olmasına rağmen libidosu yüksek vatandaş evin ücra köşelerinde Susana&#8217;ya olan aşkını bedensel dilini kullanarak ifşa etmektedir. Hatta Susana&#8217;yı alıp uzak diyarlara kaçmayı planlamaktadır, Susana&#8217;nın bir doğmuş bir de doğacak olan çocuğuyla beraber. Abisine kafa tutar ve de abartıp aynı zamanda kafa atar. Kafayı iyi kullanan Octavio para kazanmanın kolay bir yolunu bulur köpeğini kullanarak. Bu köpek kim biliyor musunuz? Yaşlı adamın başladığı ile bittiği yerdeki <strong>Zenci</strong>. Bu arada yaşlı adamın bir adı var elbet: <strong>Chivo</strong>. İlk çiftin hikayesinde aşkın kaybetme duygusunu ve hayatın acı gerçeğini sindiriyorsunuz&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">İkinci hikaye <strong>Valeria</strong> ve <strong>Daniel</strong>&#8216;e ait. Daniel, eşini ve iki kızını çapkınlık yaptığını sandığımız Valerie yüzünden terkeder. Fakat aslında çapkınlık yapmamış, kalbini ona kaptırmıştır kereta. Manken olan Valeria ile mutlu bir hayat süreceklerini sanarken ummadıkları bir kazayla karşılaşırlar. Kaza sonrası köpekleri Richie ilişkilerini farklı boyuta taşır. Daniel&#8217;in pişmanlığı, Valeria&#8217;nınkiyle harmanlaşıp içinize işliyor. Mutlu olup olmadıklarını bilmiyorsunuz. Çünkü bu filmde hiçbir hikayenin sonunda &#8216;nokta&#8217; yok, &#8216;soru işareti&#8217; var&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Üçüncü hikaye Chivo ile <strong>Maru</strong> arasında. Burada baba-kız aşkı ele alınıyor. Pişmanlığın en yoğun yaşandığı hikayede her şeyin içinizde biriktiğini ve filmin sizi çok etkilediğini göreceksiniz sonlara doğru. Bunda oyuncuların etkisi inanılmaz fazla olacak.</p>
<p style="text-align: justify">Üç hikaye farklı hayatlarda gerçekleşse de yakın mekanlarda yaşanıyor. Birbirleriyle olan bağları sizi senaryoya ilginç bir hayranlık duygusuna bürüyecek. Kaybettikleriniz, kaderinizdeki anlık kararlarınız ve etkileri film şeridi misali aklınıza gelecektir, eminim. Hatta istemedikleriniz bile. Ya filmden sonra ya da film arasında lavaboya gittiğinizde :) Bunca yazının özeti, kesinlikle izlemenizi tavsiye edeceğim filmin içinde geçen şu cümledir belki de: &#8220;<strong>Tanrı&#8217;yı güldürmek istiyorsan, ona planlarından bahset</strong>&#8220;&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Sevgiler.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>13 February 2010 02:07</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/amores-perros-paramparca-asklar-ve-kopekler/#comments">2 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/amores-perros-paramparca-asklar-ve-kopekler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Shining (Cinnet) &#8211; 1980</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/gerilim/the-shining/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/gerilim/the-shining/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 16:54:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[cinnet]]></category>
		<category><![CDATA[danny lloyd]]></category>
		<category><![CDATA[Jack Nicholson]]></category>
		<category><![CDATA[redrum]]></category>
		<category><![CDATA[shelly duvall]]></category>
		<category><![CDATA[shining]]></category>
		<category><![CDATA[shining 1980]]></category>
		<category><![CDATA[Stanley Kurbick]]></category>
		<category><![CDATA[Stephen King]]></category>
		<category><![CDATA[the shining]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=4529</guid>
		<description><![CDATA[Stanley Kurbick ile Stephen King 1980&#8216;lerde bu filmde bir araya gelirse ve başrolde Jack Nicholson varsa eğer bu film Sivrisinema&#8217;da kesinlikle yer almalıdır arkadaş. Hele de milyonlar bu filmi izlediyse. Hepiniz otelin kocaman koridorlarında 3 tekerlekli bisikletiyle dolaşan zibidiyi hatırlıyorsunuzdur muhtemelen. Günümüzde bile ortalıkta &#8220;redrum&#8221; naralarıyla dolaşan insanlara rastlayabilirsiniz. Arkadaşlarımın arasında popülaritesini korumakta olan Danny adlı kahramanın asıl adı da Danny (Lloyd). Hatta Jack Nicholson&#8217;un oynadığı karakterin adı da Jack. Yoksa bu insanlar kendilerini mi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify"><strong>Stanley Kurbick </strong>ile <strong>Stephen King</strong> <strong>1980</strong>&#8216;lerde bu filmde bir araya gelirse ve başrolde <strong>Jack Nicholson</strong> varsa eğer bu film Sivrisinema&#8217;da kesinlikle yer almalıdır arkadaş. Hele de milyonlar bu filmi izlediyse.</p>
<p style="text-align: justify">Hepiniz otelin kocaman koridorlarında 3 tekerlekli bisikletiyle dolaşan <strong>zibidiyi</strong> hatırlıyorsunuzdur muhtemelen. Günümüzde bile ortalıkta &#8220;<strong>redrum</strong>&#8221; naralarıyla dolaşan insanlara rastlayabilirsiniz. Arkadaşlarımın arasında popülaritesini korumakta olan Danny adlı kahramanın asıl adı da <strong>Danny (Lloyd)</strong>. Hatta Jack Nicholson&#8217;un oynadığı karakterin adı da Jack. Yoksa bu insanlar kendilerini mi oynadılar, anaam :S Ve koca film baştan sona kadar çekilirken Danny&#8217;nin korku filmi çekildiğinden haberi bile olmamış.</p>
<p style="text-align: justify">Eğer ben &#8216;<strong>sebi</strong>&#8216; çağlarımda bu filmi izleseydim, gayri ihtiyari Danny&#8217;nin yerinde olmak isterdim. Keza 1 metrelik boyuyla 1 gün sonrasını görebilecek Allah vergisi yeteneğe sahipti. Bir de meraklı olmasa, denileni yapsa, ne güzel olacaktı. Yahu yavrum, sana o odaya girme dedilerse, bir bildikleri var değil mi? Sen yerinde durama, lüks arabandan (bisiklet) pıtı pıtı giderken inip 237 numaralı odaya süzül. Ondan sonra al başına belayı. Yalnız yiğidi öldür, hakkını ver demişler. Filmin en iyi oyuncusu olduğunu düşünüyorum. O zamanlar Danny&#8217;nin <strong>7</strong> yaşında olduğunu biliyor muydunuz peki? Aynı zamanda Jack de o yıllarda 34 yaşındaydı. 3 ile 4&#8242;ü topla, ne yaptı? 7. :) Anneciğim&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Gel gelelim filmin dişi oyuncusu, Jack&#8217;in eşi, Danny&#8217;nin pıtırcık annesi Wendy&#8217;e (<strong>Shelly Duvall</strong>). Bana eski sevgilimi anımsatmasından ziyade filmi izlerken oynadığı karaktere kendimce &#8220;<strong>yok yahu artık</strong>&#8221; diyorum. Bir insan nasıl bu kadar sabırlı, nasıl bu kadar anlayışlı olabilir bilemiyorum. Eşini sevdiğinden de değil, bildiğin saygıdan dolayı yapıyor bunu kesin. En azından ben öyle düşünüyorum. Ses tonu filmdeki kişiliğiyle gayet de güzel uyumuş, yerim onun yanaklarını&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Kocaman bir otelde 3 kişi kalmak Jack&#8217;in kafayı yemesine sebep olduğu andan itibaren filmin akıbetini çok merak edivermiştim. Acaba dedim, çocuğu paramparça mı edecek? Yoksa Wendy&#8217;i doğrayıp kendine daktilo mu yapacak?  Tüm bu ihtimallere rağmen, Jack, &#8220;<strong>Danny&#8217;nin kızları ikiz, al sana arkadan dikiz</strong>&#8221; şarkısını mırındanarak ikisini kovalıyor. Sonuçta ölen de yok. Korku filminde mutlu son, yuppi.</p>
<p style="text-align: justify">İzlemediyseniz, <strong>&#8220;shame on you guys&#8221;</strong> diyebilirim. Evet, bunu yaparım. Kork benden <strong>Tony</strong>.</p>
<p style="text-align: justify">Sevgiler.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>10 February 2010 18:54</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/gerilim/the-shining/#comments">6 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/gerilim/the-shining/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Limits of Control &#8211; 2009</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/the-limits-of-control-2009/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/the-limits-of-control-2009/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 08:11:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Suç]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Gizem]]></category>
		<category><![CDATA[hayalgücü]]></category>
		<category><![CDATA[imagination]]></category>
		<category><![CDATA[Isaach De Bankolé]]></category>
		<category><![CDATA[ispanyolca]]></category>
		<category><![CDATA[lone man]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[seks]]></category>
		<category><![CDATA[sex]]></category>
		<category><![CDATA[the limits of control]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=4516</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Usted no habla español, ¿verdad?&#8221; (İspanyolca konuşmuyorsun, değil mi?) sorusu filmin başrolünü oynayan Isaach De Bankolé (Lone Man &#8211; Yalnız Adam) için farklı bir konunun habercisi. Ardından &#8220;Are you interested in &#8230; by any chance?&#8221; sorusuyla bu konu (veya felsefe) karşı tarafa aktarılıyor&#8230; Fazla şey anlamadınız değil mi? Merak etmeyin, ben filmi izlememe rağmen hala bu mantığı anlayamadım doğrusu :) Yalnız ve gizemli bir adam düşünün. Ve bu adamla bağlantıları kuran daha da gizemli insanlar ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify"><strong>&#8220;Usted no habla español, ¿verdad?&#8221;</strong> (İspanyolca konuşmuyorsun, değil mi?) sorusu filmin başrolünü oynayan <strong>Isaach De Bankolé</strong> (Lone Man &#8211; Yalnız Adam) için farklı bir konunun habercisi. Ardından &#8220;Are you interested in &#8230; by any chance?&#8221; sorusuyla bu konu (veya felsefe) karşı tarafa aktarılıyor&#8230; Fazla şey anlamadınız değil mi? Merak etmeyin, ben filmi izlememe rağmen hala bu mantığı anlayamadım doğrusu :)</p>
<p style="text-align: justify">Yalnız ve gizemli bir adam düşünün. Ve bu adamla bağlantıları kuran daha da gizemli insanlar düşünün&#8230; Her bir bağlantıda farklı bir konu ele alınıyor. Müzik, film, bilim gibi&#8230;<br />
Bu film size alışılagelenlerin dışında bir senaryo sunuyor. Seyircinin umduğunu anlatmaya çalışmayıp kendi felsefesinde kavruluyor. Daha doğrusu içindeki felsefeyi &#8220;açıklama&#8221; çabası gütmeden beyaz perdeye yansıtıyor. Filmde hiçbir karakterin ismi yok, geçmiyor da. &#8220;Garson, müzisyen, sürücü&#8230;&#8221; gibi sıfatlardan öteye gidemiyorsunuz.</p>
<p style="text-align: justify">&#8220;Aksiyonsuz bir aksiyon&#8221; filmi olaran tanımlanan bu filmde tüm konu Yalnız Adam etrafında dönüyor. Film boyunca bu adam kimdir, neyin nesidir, amacı ne, nasıl bir insan sorularına cevap arıyorsunuz. Ama belki de hiçbirinin cevabını bulamıyorsunuz :) Çünkü bu film size kendini anlatmaya çalışmıyor. İçindeki karakterler gibi kendi de bir gizeme sahip değil mi?</p>
<p style="text-align: justify">Benim tattığım çok farklı bir tecrübe olmuştu izlediğimde. İki kere izledim felsefesini çözebilmek adına, fakat yine de kendi yorumlarımdan öteye gitmedi açıkçası. Her insanın izlerken farklı sonuçlar, yorumlar elde edebileceği nadir filmlerden biri olduğuna kanaat getirdim.</p>
<p style="text-align: justify">Bahsi geçen bu gizemli adam filmin sonunda birini öldürüyor. Ama o noktaya gelene dek sanki ruhunu temizliyormuşçasına hayatın ilginç yönlerini belirgin hale getiriyor. Sanatla ruhunu besliyor. Düşünün, bir katilsiniz, birini öldüreceksiniz ve birkaç sınamadan geçiyorsunuz. Seks? I-ıh yok. Silah? Hayır, silaha karşı bir katil olmalısınız. Ruhunuz ise bir katil gibi kirli değil. Ee o zaman, bu adam bir katil değil sanırım &#8220;dava adamı&#8221; dedirten de bu olmuştu zaten. Filmin sonu bu düşüncemi daha da belirginleştirdi.</p>
<p style="text-align: justify">Onlarca korumanın ruhu bile duymadan öldüreceği kişinin odasına girdiğinde &#8220;nasıl girdin buraya?&#8221; sorusuna  &#8221;I used my imagination&#8221; (hayal gücümü kullandım) cevabını vermesi bu sıkı disiplinin sonucu olsa gerek&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Sonuç olarak, bu filmi tatmin olmak adına izlemeyin. Yani bir sahneden bir &#8220;sonuç&#8221; çıkmasını ummayın. Her ne kadar böyle desem de, filmin amacı olmadığını düşünmeyin sakın. Amacı var, fakat sizin sorularınıza cevap vermek değil. Sanatla yoğunlaşan, kendi içinde farklı bağlar yaratan, bu bağlarda farklı gizemler taşıyan bir film. Gizemli diye bahsi geçen filmlerin gizemi aslında korumadığını düşünürsek aslında, bu film <strong>gerçek</strong> bir gizeme sahip. Bu yüzden tecrübe edilmesi taraftarıyım :)</p>
<p style="text-align: justify">Bu arada bu bahsi geçen herifin her içecek içişinde sadece espresso içmesi, ve iki tane ayrı fincanda iki espressoyu aynı anda istemesi sinir bozucu gelebilir, aman dikkat :P</p>
<p style="text-align: justify">Sevgiler.</p>
<p style="text-align: justify">(ooo baksanıza filmi saat 10.10&#8242;da eklemişim, kim düşünüyordu bakayım beni? keh keh&#8230;)</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>10 February 2010 10:11</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/aksiyon/the-limits-of-control-2009/#comments">1 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/the-limits-of-control-2009/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Donnie Brasco</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/donnie-brasco/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/donnie-brasco/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 00:25:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Suç]]></category>
		<category><![CDATA[aksesuar]]></category>
		<category><![CDATA[Al Pacino]]></category>
		<category><![CDATA[anne heche]]></category>
		<category><![CDATA[bejamin lefty]]></category>
		<category><![CDATA[capish]]></category>
		<category><![CDATA[donnie brasco]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi erkek oyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi görüntü]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi kadın oyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi oyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[fbi]]></category>
		<category><![CDATA[gözlük]]></category>
		<category><![CDATA[Johnny Depp]]></category>
		<category><![CDATA[kapiş]]></category>
		<category><![CDATA[lefty]]></category>
		<category><![CDATA[maggie]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=4507</guid>
		<description><![CDATA[Gerçek hayattan yola çıkılarak 1997 yılında çekilen filmde Johnny Depp&#8216;in oynadığı FBI ajanı Donnie Brasco, New York&#8217;ta bir mafyanın içine sızmaya çalışır. Bu bağlamda kendine aracı olarak Al Pacino&#8216;nun oynadığı Lefty&#8217;yi bulur. Brasco, bu gizli göreve yıllarını verdiğinden dolayı ailesiyle ilgili birçok sıkıntı yaşar. Onlarla birlikte olmaya fazla zaman bulamaz. Lefty ise yıllarını mafya hayatında tüketmiş, hala bir yere yükselememiş, ayak işleri yapmaya mahkum kalmış biridir. Uyuşturucu sorunu olan oğlu kendini baba olarak sorgulamaya sebep ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Gerçek hayattan yola çıkılarak <strong>1997</strong> yılında çekilen filmde <strong>Johnny Depp</strong>&#8216;in oynadığı FBI ajanı Donnie Brasco, New York&#8217;ta bir mafyanın içine sızmaya çalışır. Bu bağlamda kendine aracı olarak <strong>Al Pacino</strong>&#8216;nun oynadığı Lefty&#8217;yi bulur. Brasco, bu gizli göreve yıllarını verdiğinden dolayı ailesiyle ilgili birçok sıkıntı yaşar. Onlarla birlikte olmaya fazla zaman bulamaz. Lefty ise yıllarını mafya hayatında tüketmiş, hala bir yere yükselememiş, ayak işleri yapmaya mahkum kalmış biridir. Uyuşturucu sorunu olan oğlu kendini baba olarak sorgulamaya sebep olur. Öte yandan Brasco, Lefty&#8217;nin tüm güvenini kazanarak içine girdiği mafya dünyasında Lefty&#8217;nin kıskançlığıyla beraber iyi yerlere gelir ve mafyanın kötü işlerini açığa çıkarır.</p>
<p style="text-align: justify">Film Oscar&#8217;a aday gösterilirken, 1997 yılında Al Pacino&#8217;ya <strong>En İyi Oyuncu</strong> ödülünü kazandırmıştır. Ayrıca Johnny Depp&#8217;in eşini oynayan <strong>Anne Heche</strong> (Maggie) de 1998 yılında <strong>En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu</strong> ödülünü kazanmıştır.</p>
<p style="text-align: justify">Al Pacino birçok mafya filminde iyi bir kariyere sahip olan karakterleri oynamıştır. Fakat bu filmde diğerlerinin aksine ezik bir mafya karakterini temsil eder. Tüm bu ezikliği filmin sonuna kadar götürüp filmin sonunda insanın gözünde bambaşka bir yere sahip oluyor. Sonunu merak edin diye bahsetmiyorum :) Filmde şimdiye kadar alışık olduğumuz dışında bir Al Pacino gördüğümüzden dolayı filmin çekiciliği daha da artıyor.</p>
<p style="text-align: justify">Lefty filmde bazen ezikliğini kabul etse de, Brasco&#8217;nun yanında kendini tecrübeli biri olarak görür ve ona sürekli öğütler verir. Her bir öğüt ardından da anlayıp anlamadığını kontrol etmek için &#8220;capish?&#8221; &#8211; kapiş &#8211; demesi gayet komiktir. Lefty&#8217;nin bu mafya dünyasında muhtemelen kendini şanslı hissetmesini sağlayacak tek şey eşidir. Lüks bir hayata sahip olamamasına rağmen her zaman lüks görünüşe sahip olmayı sever. Özellikler saati ve gözlükleri vazgeçemeyeceği aksesuarlarıdır. Ben Al Pacino&#8217;nun normalde Godfather filminde kullandığı bir eşyayı açık arttırma usulüyle çok para harcayarak satın alabilirim fakat bu filmdeki eşyaları için aynı şeyi söyleyemem :) Yani o karizmasını bu filmde kaybetmesi iyi olmadı benim gibi biri için.</p>
<p style="text-align: justify">Johnny Depp&#8217;i bu filmde özel kılan pek fazla yanını göremiyorum açıkçası. Muhteşem bir oyunculuk da sergilediğini söyleyemem. Soğukkanlı olabilmeyi başarsa da klasik bir FBI ajanının mafya ortamındaki stresini yansıtma açısından daha iyi olabilirdi. Çünkü açığa çıkmamak için korktuğu anlardaki &#8220;belli etmek&#8221; ve &#8220;etmemek&#8221; arasındaki ince çizgiyi tam koruyamadığını düşünüyorum. Karşısındaki mafya elemanı tutumlarından ve konuşma tarzından anında enseleyebilirdi bana kalırsa, ama senaryo gereği olmamış sanki&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Film sonunda izleyicide bırakılan soru işaretiyle gayet mutlu olduğumu belirterek bu yazıya da son veriyorum.</p>
<p style="text-align: justify">Sevgiler.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>10 February 2010 02:25</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/donnie-brasco/#comments">3 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/donnie-brasco/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dick Tracy</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/dick-tracy/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/dick-tracy/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Feb 2010 23:34:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Polisiye]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[aksiy]]></category>
		<category><![CDATA[Al Pacino]]></category>
		<category><![CDATA[big boy caprice]]></category>
		<category><![CDATA[breathless mahone]]></category>
		<category><![CDATA[charlie korsmo]]></category>
		<category><![CDATA[çizgi roman]]></category>
		<category><![CDATA[comic]]></category>
		<category><![CDATA[comic strip]]></category>
		<category><![CDATA[dick]]></category>
		<category><![CDATA[dick tracy]]></category>
		<category><![CDATA[dick tracy 1990]]></category>
		<category><![CDATA[efsane]]></category>
		<category><![CDATA[glenne headly]]></category>
		<category><![CDATA[Jim Wilkey]]></category>
		<category><![CDATA[jr. dick tracy]]></category>
		<category><![CDATA[karikatür]]></category>
		<category><![CDATA[kid]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[madonna]]></category>
		<category><![CDATA[sexy]]></category>
		<category><![CDATA[tess trueheart]]></category>
		<category><![CDATA[tracy]]></category>
		<category><![CDATA[warren beatty]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=4477</guid>
		<description><![CDATA[Dick Tracy adlı ünlü çizgi roman ilk olarak 1945 yılında siyah beyaz olarak sinemayla tanışmıştı. Filmin 1990 yılındaki ikinci turunda filmi renkli bir dünyaya taşıyan yönetmen Warren Beatty aynı zamanda da filmin başrolünü üstlenmiştir. Güzel oyuncu Glenne Headly (Tess Trueheart) ile Madonna (Breathless Mahoney), Dick Tracy&#8217;nin hayatındaki iki kadındır: Tess, Tracy&#8217;nin evlenmeyi umduğu; Mahoney ise Tracy&#8217;nin çekici bulduğu kadındır. Bir sürü mafya babasının arasında hükümdarlığını sürdüren polis Tracy&#8217;nin en azılı düşmanı Al Pacino&#8216;nun oynadığı Big ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify"><strong>Dick Tracy</strong> adlı ünlü çizgi roman ilk olarak 1945 yılında siyah beyaz olarak sinemayla tanışmıştı. Filmin <strong>1990</strong> yılındaki ikinci turunda filmi renkli bir dünyaya taşıyan yönetmen <strong>Warren Beatty</strong> aynı zamanda da filmin başrolünü üstlenmiştir.</p>
<p style="text-align: justify">Güzel oyuncu <strong>Glenne Headly</strong> (Tess Trueheart) ile <strong>Madonna</strong> (Breathless Mahoney), Dick Tracy&#8217;nin hayatındaki iki kadındır: Tess, Tracy&#8217;nin evlenmeyi umduğu; Mahoney ise Tracy&#8217;nin çekici bulduğu kadındır. Bir sürü mafya babasının arasında hükümdarlığını sürdüren polis Tracy&#8217;nin en azılı düşmanı<strong> Al Pacino</strong>&#8216;nun oynadığı Big Boy Caprice&#8217;tir. Tracy, Big Boy&#8217;u altüst etmeye çalışır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Filmin genel hikayesini bir yana bırakıp kendi yorumlarıma gelirsek:</p>
<p style="text-align: justify">Dick Tracy, Madonna&#8217;nın çekiciliğini ön planda tuttuğu bir film. Günlük hayatında olduğu gibi bir sanatçıyı canlandırmış, tüm seksapelliğiyle ve temaya uyan sesiyle. En azından bir erkek gözüyle baktığımızda, erkeklerle dolu bir mafya-polis filminde göze batan tek dişidir kendileri. Al Pacino ise yapılan makyajdan dolayı ilk bakışta tanınmayacak bir görünüme sahiptir. Ta ki o karakteristik sesi duyulana dek ben Al Pacino&#8217;yu görüntüsüyle kolayca tanıyamadım açıkçası. Peki bu kötü bir şey mi? Hayır. Filmdeki kötü karakterlerin hepsi çizgi romana uygun şekilde yapılan başarılı makyaj yardımıyla aslında daha da iğrenç olduklarını hissettiriyorlar. Kendine özgü bir çekim tekniği olan filmdeki kıyafetler, mekanlar ve renkler hareketli bir çizgi roman okuyormuşsunuz gibi his veriyor. Hatta çizgi romandaki şehrin havası güzel yakalanmış. Bu da benim en çok hoşuma giden yönlerinden biridir. Filmin müzikleri çok başarılı. Örnek vermek gerekirse: &#8220;Sooner or Later&#8221; ve &#8220;Back in Business&#8221;&#8230; Öte yandan bunların yanında oyunculuğunu takdir ettiğim bir başka kişi ise: Kid karakterini oynayan <strong>Charlie Korsmo</strong>. O yıllarda küçük bir çocuk olan Korsmo çok güzel bir oyunculuk sergiliyor.</p>
<p style="text-align: justify">Filmde benim en çok sevdiğim karakter Al Pacino&#8217;nun canlandırdığı Big Boy idi. Çünkü Al Pacino&#8217;nun filme özgü yarattığı konuşma tarzı ve mimikleri hem çok komik (bazen) hem çok orjinal. Hele o sürekli orasından burasından uydurduğu özlü (!) sözler yok mu, beni öldürüyor :) Tracy ise hepimizin bildiği klasik bir polis imajına sahip, dedektif desek daha doğru olabilir ama. Tüm bunların yanında filmin sonuna geldiğimde Madonna ile sevişmeyen Tracy tamamen gözümden düşmüştür. Belki de filmin <strong><a href="http://www.imdb.com/title/tt0099422/" target="_blank">imdb</a></strong>&#8216;de <strong>5.9</strong> puana sahip olmasının tek sebebi de budur :P Yoksa herkesin film kültürüne dahil etmesi gereken bir yapıt.</p>
<p style="text-align: justify">Sevgiler.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>10 February 2010 01:34</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/aksiyon/dick-tracy/#comments">1 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/dick-tracy/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

