Aşk filmi denilince belli bir kaç kalıp içerisinde, giriş gelişme ve sonuçları aynı olan filmlerin değişik yüzlerinden bıktıysanız, işte karşınızda bazılarına tuaf gelen ama seyrinden kendilerini alamadıkları, belki bazılarının aradığı parçaları kafasında toparlayan ve bir çok izleyicinin hem fikir olduğu gibi sıradışı bir aşk filmi, Camille.
Filmin başlangıcının birazcık can sıkıcı olduğuna aldanmayıp sonuna kadar gitmelisiniz. Öyleki, filmin başında evlenmek için kendini paralayan güzel bir kadının sarfettiği anlamsız performans yüzünden hemcinslerine itici bile gelebilirken, karşı cinsin ağzı açık vaziyette bir an olsun düşündürüp, bu denli sevgi dolu bir eş hayaline de sürükleyebiliyor.
Çok konuşan bir eş ve bundan dolayı mızmızlayan bir erkek. Peki hangisi haklıydı? Bence içinden gelenleri söyleyebilen insanlar hiç susmamalı.
Sonrasında büyük bir mucizeyle aşklarını henüz evliliklerinin ilk gününde sınayabilecekleri büyük bir sınavla karşı karşıya kalan çiftin, karşılıklı olarak bir çok pes etme şansı olmalarına rağmen hala şavaşıyor olmaları resmen içinizdeki aşk tohumlarını suluyor diyebilirim.
Kah kendinizi Camille’nin (Sienna Miller) yerine koyup yaptığı fedakarlığa hak veriyorsunuz, kah kendinizi Silas’ın (James Franko) yerine koyup çaresiz kalmaktansa şavaşmanın doğru tercih olduğunu onaylayıp aynı heyecanla ve O’nunla beraber yola koyuluyorsunuz.
Camille filminin sıra dışı olma nedenlerinden biriside tahmin ettiğiniz sonla biter gibi olup, kendi aşklarına yakışır bir sonla bitiyor olmasıydı.
Ayrıca James Franko’nun performansından etkilenmeseniz bile (ben) Sienna Miller’in muhteşem oyunculuğu ve ustad aktör David Carradine’nin herzamanki gibi harika performansı filme ayrı bir zefk katıyor.
Camille, yeni evlenen çiftin balayına gitmek için yola çıktıkları günde geçirdikleri talihsiz kaza ve sonrasında yaşanan mucize ile beraber çiftlerin manevi fedakarlıklarınıda anlatan ve en önemliside sevdiğinize inanmanız gerektiğini anlatan bir aşk filmi.
Filmde Camille’nin bir repliği tüm filmi özetlercesineydi, “Ölüm bizi ayırana dek”.
Şayet Camille filmini varsa bir adet sevgili ile izlerseniz, sonunda gözlerine bakıp “İyiki varsın” tarzında kocaman açtığınız kucaklarınızın dolması için sıkı sıkıya birbirinize sarılabilirsiniz.
Bu bir uyarımıydı? Hayırrrrrrrrr:)
Şunuda ilk defa söylüyorum, bazen yazılarımı yazdıktan sonra farklı bir kaç web sayfasına girip aynı film için yapılan yorumlara bakıyorum, yazdıktan sonra bakmamın nedeni acaba izleyiciye ne kadar yaklaşmışımım analizidir. (Tabiki bu beni etkileyemez ki içimden gelmeyen tek bir cümle dahi yazmayı red ederim.) Bu film için yapılan bir kaç mualefet tarzında eleştirel yoruma takılmamanızı rıca ediyorum, çünkü film gerçekten izlenmeye değer bir filmdi.
İçinizde aşk varsa, onunla beraber izleyin.
İyi seyirler.
2 kişi bu yazıyı beğendi. Ya siz?

Yorumlar:
"Camille" yazısı hakkında toplam 3 Yorum yazıldı. Siz de bu yazı hakkında yorum yazabilirsiniz.
Adem Koman 16.4.2010 - 16:16
filmi izlemedim ama arkadaşımın tavsiyesi üzerine araştırıp nasıl bir film olduğunu görmek istedim.
yoruma bakılırsa arkadaşımın bahsettiğinden de güzele benziyor.
izledikten sonraki görüşlerimide paylaşmak isterim.
anlatılan gibidir kesin.
fakat bilirimki
aşk herkesin dünyasında farklı doğar büyür ve gelişir.
yasemin 13.9.2010 - 22:22
gerçekten güzel ve farklı bi filmdi eminim izleyen herkesin yüzünde bi gülümseme bırakmış bi filmdir camille.
Ethem Sak 13.9.2010 - 23:23
Filmin başları cidden çok önemli noktalara değinmiş, aslında hiçde bu kadar sıkmamamız gerektiğini örneklemişti. Sonrasında sevginin vazgeçilmezliğini duygusal şekilde işleyişi, bu adan sonra filmi bırakamamanızı sağlamayı başardı.
Filmin son ise; Yasemin’in de söylediği gibi “yüzünüzde bi gülümseme” brakıyor.