Sınır – Crossing
Fakir bir aileye sahipseniz ve yüreğinizde biraz olsun “insan” sevgisi, “aile” bağliliği” taşıyorsanız eminim icçinizde bir “Joon” taşıyorsunuzdur. Babasının, kendilerini doyurabilmek, tuberkulozlu ve aynı zamanda hamile olan annesini iyileştirebilmek için sadık dostları köpeklerini pişirip onlara yedirmesi ile ilk yumruğu yiyorsunuz.
Tek lüksü “köpekle oynamak” olan Joon, sofardaki yemeğin biricik köpeği olduğunu öğrendiğinde yaşadiği o üzüntüyü, o yokluğu, o bir daha kavuşamayacağını bilmenin verdiği derin acıyı taa içimde hissettim. Her iki taraf açısından da düşününce ikisine de hak vermemek elde değil. Biri karısını ve evladını beslemek için her yola başvuran fedakar bir baba, diğeri hayatın ne kadar zor olduğunu yoksul olmasına rağmen henüz keşfetmemiş, masum bir cocuk. Hangisine kızabilir , hangisini egoistlikle suçlayabilirim ki? Çocuk aklı ve kalbi ile Min-Su’ya olan aşkını da izlemeniz gerek.. O utangaç çocukluğumuz bizi hep tebessüm ettirmiştir ve Joon’da o tebessümü kalıcı kilanlardan biri bana göre.
Ayrıca, Joon’un (Shin Myeong-Cheol) babası Yong-soo’nun (In-Pyo Cha) Çin’de tüm parasını kaybettiği o sahne ise boğazıma düğümlenen acıya bir halka daha ekledi. Onca emek, onca fedakarlık ve Kuzey Kore’de aç-sefil bıraktığı ailesine götürebileceği yegane şeyi , canını kurtarabilmek için birakmak zorunda kaldı. Acı ki ne acı. Bir karar vermek zorundasınızdır ve bu karar, çok hayati önem taşır. Her iki seçenekte sizin için vazgeçilmezdir ancak hayat ve şartlar size sadece birini seçmenizi emreder. Çaresizlik buna deniyor işte. Ya paran, ya canın misali. O seçeneklerden birini elediniz mi hayatınızda bilmiyorum, ancak doldurulamayacak bir boşluk birakacaği kesin. Resmen bunu yaşatıyor o sahne.
Filmde, yoksulluk sınırlarını zorlayabilirdi senarist, yani izleyici ilk baktığında bir ailenin yoksul olduğunu anlıyor ancak drama senaristlerinin , izleyiciyi daha çok ele geçirmesi için, vurucu konuyu insanin gözüne sokması gerek. Acımasızca bir eleştri belki. Ama o ailenin Çin maceraları başlamadan önce, yaşadıkları yerdeki o fakirlikleri daha da göz önüne sürelebilirdi. Crossing ilk bakışta bir babanın fedakarlıkları gibi görünen bir film olsa da, aslında daha çok çocuğun üzerinde durulmuş. Anne’ye fazla önem verilmemiş ki bu da eksiklerden biri. Çünkü, macera anne’nin hastalanması ile başlıyor ki bu maceraya en azından filmin neredeyse sonuna değin tanıklık etmesini beklerdim… Çünkü o zaman , bir izleyici olarak “İşte Drama’da son nokta” diyebilirdim.
Yorum Yaz:
Yorum yazarken adınız, soyadınız, e-posta adresiniz ile yorumunuzu mutlaka girmelisiniz. E-posta adresiniz burada gözükmeyecek ve aynı zamanda başkalarıyla kesinlikle paylaşılmayacaktır. Lütfen yazı ile alakalı yorumlar yazmaya özen gösteriniz. Aksi halde yorumunuz yayımlanmayabilir.










Sürücü (Drive)
Jack And Jill
My Week With Marilyn
Karanlıklar ülkesi 4: …
Berlin Kaplanı
Açlık Oyunu / The Hung…
Çok Gürültülü ve Çok Y…
Pamuk Prenses’in…
Siyahlı Kadın
Mevsim Çiçek Açtı
Sinema Haber
BatesMotelPro’da…
2. Uluslararası Engels…
Yenilmezler (The Aveng…
Beyazperdenin Yeni Sah…
Yoruldum Patron
KISA’CA..
“PERDE”yle…
“Saklı PerdeR…
Kalp Hırsızı
Yorumlar:
"Sınır – Crossing" yazısı hakkında toplam 3 Yorum yazıldı. Siz de bu yazı hakkında yorum yazabilirsiniz.
fulya okur 04.8.2009 - 0:00
acıkcası cok etkılendım anlatımdan mutlaka ızlanmesı gerekır dıye dusunuyorum..çok önemlı dersler cıkarabılecegımız bır yapıt bence..
Burak G 04.8.2009 - 9:09
Herşeyin akılla mumkun oldugunu bilenlerdenim, farklılıgı saglayan da akıldır lakin gözleri çekik olanların akıllarında tasarladıkları filmler bi’ farklı tat vermekte bana. Senaristin yazısını yönetmenin uyarlamasından çok oyuncuların takdire şayan rolünü hakkıyla yerine getirmesi de hazzımı zirveye taşıyan vesilelerden.
Yazınızı okumak film hakkında pozitif düşünce sağladı. Akabinde fragmanı izlemek filme başarı sıfatı vermeme yetti. Teşekkürler.
MoRBaHCe 04.8.2009 - 10:10
Sevgili Fulya,
Yorumda da bahsettigim gibi, icinde biraz “insan ve aile” sevgisi olanlari derinden etkileyecek turden bir film…
Sevgili Burak,
Kesinlikle katiliyorum. Senaryo ne kadar iyi olursa olsun, Yonetmen ne kadar muhtesem olursa olsun “Is Oyuncuda bitiyor…”