White Noise 2: The Light
White Noise (Hayalet Sesler) 2005 yılındaki ilk filminin ardından 2007 yılında The Light (Işık) ile devam etti. Aynı prodüksiyon muhtemelen ilk filmden gelen hasılatı tekrarlamak adına bu yola başvurdular. İlk filmin devamı olma gibi bir amaç güdmeyip farklı bir boyut kazandırmışlar.
İlk filmi nazokiraze yorumlamıştı: buyrun burdan yakın benim yorumumu okumadan önce.
İkinci filmde EVP teknolojisi bakıyoruz ki bir hayli gelişmiş. Artık ölüler manyetik ses ve televizyon ile iletişim kurmayı bırakıp bildiğiniz görünür olmaya başladılar. Muhtemelen her yerde elektrik olduğundan dolayı bu imkanları kullanarak görünür olduklarını algılamamızı bekliyorlar ama filmde birçok mantıksız olayın gerçekleştiğini söylemek gerek. Hayır, senaryo zaten kurgu üzerine, ona lafım yok fakat televizyon ekranları çok yapmacık karıncalanıyordu. Öte yandan manyetik sesler de çok yapmacık kalıyordu, ilk filmde daha başarılı olduğunu söyleyebilirim.
Nathan Fillion, Abe karakteriyle filmin başrolünü üstleyip kahraman olmaya çalışıyor. 3 kişinin hayatını yaydıkları ışık sayesinde ölmeden kurtarıyor. Sen misin kurtaran? Lucifer (Şeytan) boş durur mu güzelim? Şeytan da diğer yandan yardırıp kurtardığı insanları canavara dönüştürüyor. Bir değil 10 kişi öldürebilecek potansiyele sahip oluyorlar. İşler bu noktaya varınca, “if you save, you must kill” fısıldamalarını çokça duyar oluyoruz. Yani, “madem kurtardın, öldüreceksin” diyor Şeytan. E Şeytan da bir nevi haklı. Yani işi gücü yok o kadar adamı öldürmek için plan yapıyor, sen de gidip Şeytan’ın planını bozuyorsun. Neyse, Abe son olarak hayatını kurtardığı sarışın güzel Sherry (Katee Sackhoff) için elinden geleni yapıyor. Onu öldürerek hatasını düzeltmeyi umuyor ama işler hiç de düşündüğü gibi olmuyor. Bir de çocukcağız var Abe’in hayatını kurtardığı, piskopat bir şeyler bekliyorsunuz ondan. Sürprizi bozmak istiyorum: çok beklersiniz anam. Gerisi, filmde.
Çekimlerde çok fazla özel efekt var ama güzel efekt olduklarını söyleyemem. Çok göze batıyor, inandırıcılık azalıyor. İlkindeki sade efektler daha yeterli boyuttaydı, en azından hayaletlerin bi gizemi, bi artistliği vardı. Öte yandan gerilim unsurları önceden tahmin edilebilir seviyede. Yani bi tarafta öcüler çıktıysa 8 saniye sonra “aha diğer taraftan da çıkacak” diyebiliyorsunuz. Yönetmen her seferinde aynı yöntemi kullanmış çünkü. Yer mi bunları Türk evladı Patrick Lussier? Tey tey…
İlk film IMDB’den düşük puanla ayrıldı ve ikincisi de bu başarısızlığı takip ediyor. İnsanların öcü merakı sayesinde gişe filmi olarak sınıflandırabilir, canınız sıkıldıysa eğer izleyebilirsiniz.
Sevgiler.
Yorum Yaz:
Yorum yazarken adınız, soyadınız, e-posta adresiniz ile yorumunuzu mutlaka girmelisiniz. E-posta adresiniz burada gözükmeyecek ve aynı zamanda başkalarıyla kesinlikle paylaşılmayacaktır. Lütfen yazı ile alakalı yorumlar yazmaya özen gösteriniz. Aksi halde yorumunuz yayımlanmayabilir.









Sürücü (Drive)
Jack And Jill
My Week With Marilyn
Karanlıklar ülkesi 4: …
Berlin Kaplanı
Açlık Oyunu / The Hung…
Çok Gürültülü ve Çok Y…
Pamuk Prenses’in…
Siyahlı Kadın
Mevsim Çiçek Açtı
Sinema Haber
BatesMotelPro’da…
2. Uluslararası Engels…
Yenilmezler (The Aveng…
Beyazperdenin Yeni Sah…
Yoruldum Patron
KISA’CA..
“PERDE”yle…
“Saklı PerdeR…
Kalp Hırsızı
Yorumlar:
"White Noise 2: The Light" yazısı hakkında toplam 2 Yorum yazıldı. Siz de bu yazı hakkında yorum yazabilirsiniz.
nazokiraze 06.6.2010 - 18:18
ben çok uyudum bu filmi izlerken demekki sarmamış :D
rahmetli 06.6.2010 - 20:20
senin için izleyip yorum yazdım zaten, bi daha senden ipucu almayacağım :D