Mary and Max
İzlemekte olduğunuz filmin güzel bir film olacağını zaten tahmin edip beklediğinizin de ötesinde bir filmle karşılaşmak nasıl bir duygu biliyor musunuz? Kelimelerin kifayetsiz kalacağı kadar harika! Mary and Max’in methini bir hayli okumuş, iyi bir stop-motion animasyon olduğunu yazıp çizilenlerden anlamıştım. Nihayet dün filmi izleyebildim, yazıp çizilenler azmış diye biraz da ben ekleyeceğim düzülen methiyelere. Önce filmin konusuyla ilgili azıcık bilgi vereyim. Efendim, Mary Avustralya’da yaşayan sekiz yaşındaki sevimli mi sevimli bir kızcağız. Yalnız kendisinin …
Julie & Julia
Julie & Julia, iki tane ayrı ama biri diğerini etkileyen yaşanmış hayatlardan oluşturulmuş; heyecan değil belki ama hoş bir bir buçuk saat vadeden keyifli bir seyirlik. Efendim, 1960?lı yılların Paris?inde Julia Child adında boyuna posuna kurban olunası Amerikalı bir kadın, kendine uğraş arar dururken, yemek yemeği çok sevdiğinden mütevellid aşçılık kursuna yazılır, ki yurdumuzda bu mesleği icra edenlere hâlâ ?ahçı? diyen dillerine biber sürülesicelere rastlanmaktadır. Kısa sürede kurstaki tek kadın kursiyer olarak tüm erkek AŞÇI …
Persepolis
Pixar?ın, Dreamworks?ün bilgisayar harikası animasyonlarından sonra biraz sönük bulacağımı düşündüğüm ama konusu itibariyle fazlasıyla merak ettiğim Persepolis?i izledikten sonra bu kadar geç izleyişime epey bir hayıflandım sayın seyirciler. Zira, tahmin edebileceğim üzre politik göndermelerle içeriği dolu, tahmin edemeyeceğim kadar da sahneler arası geçişlerle izleyeni büyüleyen, aldığı ödülleri anasının ak sütü gibi hak etmiş bir film Persepolis. 1979 yılı İran?ında, hayatın akışının bambaşka bir yöne seyredeceği devrimden sonra, Marjane adında cimcime mi cimcime bir kızın bakışından …
Uzak İhtimal
Film ile isminin bu denli birbirine yakıştığı filmlerin sayısı ne kadardır bilmiyorum ama, Uzak İhtimal, adını her anlamda hak eden, sessiz (mecaz anlamda demiyorum, gerçekten sessiz), sakin (derin sular durgun olur ne de olsa) ama içinde fırtınalar kopan bir film. Biz bu fırtınaları boğazın serin sularında göremesek de Musa?nın gözlerinde, sevdiceğinin yollarını beklerkenki hallerinde, yemeğe geleceğini duyduğundaki ?Vallaha mı abi!?sinde farkedebiliyoruz (şimdiye kadar duyduğum en samimi ?vallaha? idi o). Musa, Ankara?dan İstanbul?daki bir camiiye tayin …
The Limits of Control – 2009
“Usted no habla español, ¿verdad?” (İspanyolca konuşmuyorsun, değil mi?) sorusu filmin başrolünü oynayan Isaach De Bankolé (Lone Man – Yalnız Adam) için farklı bir konunun habercisi. Ardından “Are you interested in … by any chance?” sorusuyla bu konu (veya felsefe) karşı tarafa aktarılıyor… Fazla şey anlamadınız değil mi? Merak etmeyin, ben filmi izlememe rağmen hala bu mantığı anlayamadım doğrusu :) Yalnız ve gizemli bir adam düşünün. Ve bu adamla bağlantıları kuran daha da gizemli insanlar …
Dick Tracy
Dick Tracy adlı ünlü çizgi roman ilk olarak 1945 yılında siyah beyaz olarak sinemayla tanışmıştı. Filmin 1990 yılındaki ikinci turunda filmi renkli bir dünyaya taşıyan yönetmen Warren Beatty aynı zamanda da filmin başrolünü üstlenmiştir. Güzel oyuncu Glenne Headly (Tess Trueheart) ile Madonna (Breathless Mahoney), Dick Tracy’nin hayatındaki iki kadındır: Tess, Tracy’nin evlenmeyi umduğu; Mahoney ise Tracy’nin çekici bulduğu kadındır. Bir sürü mafya babasının arasında hükümdarlığını sürdüren polis Tracy’nin en azılı düşmanı Al Pacino‘nun oynadığı Big …
Armored -2009
Yönetmen: Nimród Antal Cast: Matt Dillon (Mike Cochrone) Jean Reno (Quinn) Laurence Fishburne (Baines) Amaury Nolasco (Palmer) Fred Ward (Duncan Ashcroft) Milo Ventimiglia (Eckehart) Skeet Ulrich (Dobbs) Columbus Short (Ty Hackett) Andre Kinney (Jimmy Hackett) (as Andre Jamal Kinney) Bir güvenlik şirketinin elemanları, 42 Milyon Dolar gibi sağlam bir parayı, bankanın başka yerdeki kasasına taşımakla görevlendirilir. Ancak Grubun asıl amacı o parayı , seneler önce yapılan bir soygunu emsal alarak çalmak ve işin içinden sıyrılmaktır. …
Ejder Kapanı
Her toplum bir kahraman arayışı içindedir. Tabi bu beklenen kahraman-ya da kahramanlaştırılan kişi-kripton dan gelmeyebilir, tek eliyle tren de durduramaz. Ya da gerisinden ateş çıkaramaz:)).. Şimdi kahramanlığın bu filmle ne alakası var diyeceksiniz. Ben o zaman size filmle ilgili bilgiler vereyim daha fazla meraklandırmadan; Çok iyi reklâmlarla başladı filmin tanıtımı. Etkileyici bir tanıtım fragmanı hazırlanmış. Türkiye?nin ilk seri katil filmi deniyor.(Tabi ki değil aslında Beyza?nın Kadınlarını hatırlarsınız belki.) Üstelik sağlam bir kadrosu var. Uğur Yücel …
The King And The Clown – Kral ve Soytarı
Efemine (kadınsı) bir soytarının yaşantısı ve dostluğa dair sıcacık, bol ödüllü bir uzakdoğu filmi. Soytarı rolündeki Lee Jun Ki’nin ödül aldığı bir güney Kore yapımı bu film. Kesinlikle Lee Jun Ki’nin oyunculuğunda zirve yaptığı filmlerden biri diye düşünüyorum. Kaldı ki, gerçek hayattan alınma hikayesi ile May 18 (18 Mayis) filminde de aynı performansı göstermisti. Her rolün adamı olma yolundaki Lee jun Ki’ye , Kral ve Soytarı’da 2006 43. Dragon Festivali’nde en iyi erkek oyuncu seçildi. …
The Clue – 4th Period Mystery (2009)
40 dakikalığına (Bir ders zamanı kadar) dedektif olmak zorundasınız ve dedektiflik hakkında sıfır bilgiye sahipsiniz, ama bir taraftanda hoşlandığınız kişiyi cinayet zanlısı olmaktan kurtarma stresi var… Film, derste cinayet romanı okuyan bir kız ile başlıyor. Romanda okuduğu “içeceğinin içine katılan zehir sayesinde, ağzindan köpükler saçarak yere düştü” satırından hemen sonra, sınıf arkadaşlarından biri aynı emareler ile yere düşer. Kitabı okuyan kız, a-sosyal, gayet içine kapanık, sınıftakilerin kendisine “perde kafa” diye hitap ettiği ve aslına bakarsanız, …
In Bruges
Önce vur sonra işine bak. Bir kaç mafya adamı, birkaç cinayet ve soğuk diyaloglar. Tam bir mafya işi değilmi? İçlerinde kendince doğruları vardı ve kendi dünyalarındaki savunma mekanizmasının kazandırdığı mantıkla kendilerini haklı çıkartma senfonisi beni oldukça etkiledi:). Bir yandan yapılması gereken işlerini aksatmadan yapıyor olmaları ve diğer yandan da insani duygularını kendi cahillikleriyle vurguluyor olmaları, öldürmekten başka birşey bilmeyen karakterlerin gerçek yüzleriydi aslında. Hayatı boyunca kendi kurallarıyla yaşayan ve bir patronun sadakatinden ayrılmanın cezasının anında …
Güneşi Gördüm
Filmi izledim, ve resmen kalbime bıçaklar saplandı.. Terör yüzünden, mezralarından göç etmek zorunda kalan ailelerin, parçalanış öyküsü bu film. Ve gerçek bir hikaye… Hem öyle bir parçalanış ki, sormayın gitsin. 2 oğlundan biri asker, diğeri ise dağa çıkmış bir terorist olan babanın oğlu bir gece eve gelir, erkek kardeşiyle arasında bir diyalog geçer. * abi, dağda karşılaşırsak ne olacak? – sen ölürsen şehit, ben ölürsem terorist olacağız… Bu sahne sonrasında, ertesi gün askerler köye gelir …
The Majestic
Eski bir film (2001) fakat bu kadar zamandır nasıl görmemişim nasıl olduda atlamışım bu filmi bilemiyorum. Belkide filmin afişinin kalitesizliğiydi bunca zaman The Majestic filmini izlemeyişimin sebebi. Kendime haksızlık etmişim. Her rolün hakkını fazlasıyla verdiğini bildiğimiz Jim Carrey, bu seferde romantik komedi tarzında, duygusal ve bir o kadarda insanlık adına yapıcı bir filmle, Majestik (The Majestic) ile karşımızda-ymışta ben yeni fark etmişim:) Filmin ana menüsünde yalan söylemenin ne kadar yanlış olduğunu, bilmeyerekte olsa nelere yol …



Berlin Kaplanı
Düşler Bahçesi / We Bo…
The Girl With The Drag…
Demir Leydi (The Iron …
Zenne Dancer
Sürücü (Drive)
Fetih 1453
Bel Ami
My Week With Marilyn
Katilin Yüzü / Faces i…
BatesMotelPro’da…
2. Uluslararası Engels…
Yenilmezler (The Aveng…
Beyazperdenin Yeni Sah…
Fetih 1453 Yeni Fragma…
Yoruldum Patron
KISA’CA..
“PERDE”yle…
“Saklı PerdeR…
Kalp Hırsızı