<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sivrisinema &#187; fafatuka</title>
	<atom:link href="http://www.sivrisinema.com/etiket/fafatuka/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sivrisinema.com</link>
	<description>Sinema, film, dizi, gelecek filmler, vizyondaki filmler, gösterimdeki filmler, fragmanlar, film eleştirileri, sinema yorumları Sivrisinema.com&#039;da...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 12 Feb 2012 23:01:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Deli Deli Olma</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/deli-deli-olma/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/deli-deli-olma/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jun 2010 13:00:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Deli]]></category>
		<category><![CDATA[Deli Deli Olma]]></category>
		<category><![CDATA[dvd]]></category>
		<category><![CDATA[fafatuka]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[fragman]]></category>
		<category><![CDATA[galeri]]></category>
		<category><![CDATA[Kars]]></category>
		<category><![CDATA[Köy Halkı]]></category>
		<category><![CDATA[Malakan]]></category>
		<category><![CDATA[Malakan Amca]]></category>
		<category><![CDATA[Piyano]]></category>
		<category><![CDATA[Pupuç Nine]]></category>
		<category><![CDATA[Şerif Sezer]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Tarık Akan]]></category>
		<category><![CDATA[trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[vizyondaki filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Vizyondakiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemalardan.com/?p=980</guid>
		<description><![CDATA[Kars yöresinde ?dellenme, aklına mukayyet ol? anlamına gelen ?deli deli olma? sözünden adını alan filmimiz, manzaralardaki çiş donduran yoğun kar ve soğuğa nispet, yürekleri ısıtırcasına sıcacık bir film. Uzun yıllar önce Rusya?dan Kars?a göç eden Malakanlardan geriye kalan son bir tanesi Mişka (Tarık Akan) Kars?ın bir köyünde etliye sütlüye karışmadan yaşamaktadır. Bir zamanlar değirmenden geçimini sağlayan amcamız, değirmenin işe yaramaz hale gelmesiyle iyice zor duruma düşmüştür. Köy halkıyla hiçbir derdi olmayan, ağzı var dili yok, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kars yöresinde ?dellenme, aklına mukayyet ol? anlamına gelen ?deli deli olma? sözünden adını alan filmimiz, manzaralardaki çiş donduran yoğun kar ve soğuğa nispet, yürekleri ısıtırcasına sıcacık bir film.</p>
<p>Uzun yıllar önce Rusya?dan Kars?a göç eden Malakanlardan geriye kalan son bir tanesi Mişka (Tarık Akan) Kars?ın bir köyünde etliye sütlüye karışmadan yaşamaktadır. Bir zamanlar değirmenden geçimini sağlayan amcamız, değirmenin işe yaramaz hale gelmesiyle iyice zor duruma düşmüştür. Köy halkıyla hiçbir derdi olmayan, ağzı var dili yok, saç-sakal karışmış tarağı yok amcamıza hışımla bakan, gördüğü yerde lazer ışınlı gözleriyle adamcağızı eritip bitiren bir tek Papuç Nine (Şerif Sezer) vardır ki hışmından köy halkını  da nasipsiz bırakmaz yeri geldikçe. Ama birgün, oğlu Şemistan?ın Yeke Kişi?ye (Köy halkı arasında Malakan amcaya takılan isim) veresiye bir şeyler verdiğini ve borcun da bir hayli yükseldiğini öğrenince şiddet ve celali doruk noktasına ulaşır. Köy halkı zavallı gariban bir amcaya köyün delisinin (Köy halkı arasında Papuç Nine?ye takılan isim) neden bu kadar öfkeli olduğunu bir türlü anlamamaktadır ama biz filmin sonunda bu öfkenin sebeb-i hikmetini göreceğizdir. Sonunda Yeke Kişi, baba yadigârı piyanoyu borçlarının karşılığında Papuç Nine?nin oğluna vermekten başka çare bulamaz. Yalnız bir sorun vardır, Allah?ın bir dağında piyano ne işe yarayacaktır?</p>
<p>İşte bu noktada Şehriyar?ın kızı Alma devreye girer. Kendisi inşaat işçiliği için henüz küçük, ilköğretim çağında olduğundan, kızımızın müziğe olan yatkınlığını  mecburen müzik öğretmeni keşfetmiştir ve Alma?nın mutlaka müzik eğitimi almasını istemektedir. Okulda orgda öğrendiği şarkıları evde piyanoyla çalmaya çalışan Alma?nın mutluluğu ise uzun sürmez, zira Papuç Nine bu şeytan icadı aleti tez elden sattırmıştır. Piyano film sürecince elden ele dolaşır ama sonunda Alma?nın kaderinin bir parçası olur hem de umulmadık bir şekilde. Çünkü Alma?nın Yeke Kişi?yle kurduğu dede-torunvâri dostluk hem ?öteki?nin aslında hiç de ötelerde olmadığını bize gösterirken hem de Alma?nın kaderinin altyapısını hazırlamıştır.</p>
<p>Yeke Kişi?nin gençliğini Tarık Akan?ın oğlu, Papuç Nine?nin gençliğini de Şerif Sezer?in kızının oynamasının  ayrı bir hoşluk kattığı Deli Deli Olma; sıcak, sade hikayesi, iyi oyunculukları, kâh güldürüp kâh hüzünlendiren sahneleri ile güzel bir Türk filmi.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>24 June 2010 15:00</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/deli-deli-olma/#comments">4 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/deli-deli-olma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mary and Max</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/animasyon/mary-and-max/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/animasyon/mary-and-max/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Feb 2010 08:44:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[animasyon film]]></category>
		<category><![CDATA[animasyon filmi Mary and Max]]></category>
		<category><![CDATA[en güzel filmler]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi filmler]]></category>
		<category><![CDATA[fafatuka]]></category>
		<category><![CDATA[film eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max animasyon film]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max caps]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max cats]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max detay]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max ekip]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max film]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max fragman İZLE]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max kadro]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max komedi filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max künye]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max özet]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max resim]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Mary and Max trailer]]></category>
		<category><![CDATA[ne izlesem]]></category>
		<category><![CDATA[Pek Yakında]]></category>
		<category><![CDATA[sinekritik]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sinema eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalar]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalardan]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon sinema]]></category>
		<category><![CDATA[vizyona yeni giren]]></category>
		<category><![CDATA[vizyonda bu hafta]]></category>
		<category><![CDATA[vizyonda ne var]]></category>
		<category><![CDATA[yakındaki filmler]]></category>
		<category><![CDATA[yeni çıkan filmler]]></category>
		<category><![CDATA[yeni filmler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=4930</guid>
		<description><![CDATA[İzlemekte olduğunuz filmin güzel bir film olacağını zaten tahmin edip beklediğinizin de ötesinde bir filmle karşılaşmak nasıl bir duygu biliyor musunuz? Kelimelerin kifayetsiz kalacağı kadar harika! Mary and Max&#8217;in methini bir hayli okumuş, iyi bir stop-motion animasyon olduğunu yazıp çizilenlerden anlamıştım. Nihayet dün filmi izleyebildim, yazıp çizilenler azmış diye biraz da ben ekleyeceğim düzülen methiyelere. Önce filmin konusuyla ilgili azıcık bilgi vereyim. Efendim, Mary Avustralya&#8217;da yaşayan sekiz yaşındaki sevimli mi sevimli bir kızcağız. Yalnız kendisinin ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İzlemekte olduğunuz filmin güzel bir film olacağını zaten tahmin edip beklediğinizin de ötesinde bir filmle karşılaşmak nasıl bir duygu biliyor musunuz? Kelimelerin kifayetsiz kalacağı kadar harika!</p>
<p>Mary and Max&#8217;in methini bir hayli okumuş, iyi bir stop-motion animasyon olduğunu yazıp çizilenlerden anlamıştım. Nihayet dün filmi izleyebildim, yazıp çizilenler azmış diye biraz da ben ekleyeceğim düzülen methiyelere.</p>
<p>Önce filmin konusuyla ilgili azıcık bilgi vereyim. Efendim, Mary Avustralya&#8217;da yaşayan sekiz yaşındaki sevimli mi sevimli bir kızcağız. Yalnız kendisinin ne denli şirin olduğunun farkında değil, zira sosyal yaşamdan ve de ailesinden kopuk bir baba ve alkolik bir anneden oluşan çekirdek ailesinde ona özgüvenini kazandıracak bir çitlemlik hareket dahi yok. O da alnındaki kahverengi doğum lekesini alınyazısıyla karıştırıp hayatını hep kahve tonlarında yaşayacağını sanmakta.  Günlerden birgün, telefon rehberinde rastgele bulduğu bir adrese mektup yazmasıyla hem kendisinin hem de mektup yazdığı Max&#8217;in yaşamına renk katacağını bilmiyor tabii küçük kızımız. New York&#8217;ta tek başına yaşayan Max ise, asperger sendromundan ve obeziteden muzdarip kırklı yaşlarında bir adamcağız. Hiç tanımadığı birinden aldığı mektup önce onu panik ataklara soksa da elinden geldiği kadar Mary&#8217;nin mektuplarını cevapsız bırakmamakta. İkili arasındaki bu mektup alışverişine bir de değişik biçimlerde ve türlerde çikolatalar da eşlik ediyor ki filmin tadına tat katıyor.</p>
<p>Genel anlamda hikayenin iskeleti  bu şekilde ayakta dururken,   anatomisini incelediğimizde oldukça hoş ayrıntılarla, duygu yüklü  görüntülerle ve en önemlisi sevgiye aç bir çift yürekle karşılaşıyoruz. Bu iki yürek, yekpare atışları zaman zaman sekteye uğrasa da gerçek dostluğun; mesafe, cinsiyet, yaş, fiziksel görünüm ya da kusurlara aldırmaksızın yürekleri ısıtacak yegane şey olduğunu kanıtlıyor.</p>
<p>Yönetmen Adam Elliot&#8217;un sanırım ilk uzun metraj filmi olan Mary and Max, bir hayli güldüren ama kahkalarımızın diyetini ödetirmişcesine  bir o kadar da yürek burkan, herkese ki bazı filmleri herkese tavsiye etmem, ama herkese gönül rahatlığı, yürek sıcaklığı ve de akıl berraklığı ile tavsiye ettiğim harika bir film arkadaşlar. Mutlaka izleyin, bakın mutlaka diyorum!</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>24 February 2010 10:44</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/animasyon/mary-and-max/#comments">4 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/animasyon/mary-and-max/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Korkuyorum Anne</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/korkuyorum-anne/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/korkuyorum-anne/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 Aug 2009 18:59:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[2004]]></category>
		<category><![CDATA[afacan çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[ali düşenkalkar]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[arzu bazman]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Yakası]]></category>
		<category><![CDATA[aydoğan oflu]]></category>
		<category><![CDATA[bülent emin yarar]]></category>
		<category><![CDATA[cd]]></category>
		<category><![CDATA[CD filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[CD-DVD]]></category>
		<category><![CDATA[dominant]]></category>
		<category><![CDATA[dvd]]></category>
		<category><![CDATA[DVD filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[esra bezen bilgin]]></category>
		<category><![CDATA[fafatuka]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[fragman]]></category>
		<category><![CDATA[galeri]]></category>
		<category><![CDATA[insan nedir]]></category>
		<category><![CDATA[insanın anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar ikiye ayrılır]]></category>
		<category><![CDATA[ışıl yücesoy]]></category>
		<category><![CDATA[Köksal Engür]]></category>
		<category><![CDATA[korkuyorum]]></category>
		<category><![CDATA[korkuyorum anne]]></category>
		<category><![CDATA[ozan uygun]]></category>
		<category><![CDATA[reha erdem]]></category>
		<category><![CDATA[şenay gürler]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[trailer]]></category>
		<category><![CDATA[turgay aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[vizyondaki filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Vizyondakiler]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancı Film]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemalardan.com/?p=1004</guid>
		<description><![CDATA[Siz hiç duvar kağıtlarının da oyuncu olarak yer aldığı bir film izlediniz mi? Reha Erdem?in yönettiği Korkuyorum Anne?yi izlediğimde aynen bunu düşündüm işte: Bu filmde duvar kağıtları da oynuyor. Bunun sebebi Türk filmlerinde görmeye çok da alışık olmadığımız bir görselliğin kullanılmış olması. Fransız filmlerini, hatta ad da vereyim, Amelie?yi hatırlatıyor biraz ki Amelie?nin ne kadar güzel bir film olduğunu bilirsiniz. Görüntü yönetmeninin (Florent Herry) kazandığı paranın helal olduğu bir film Korkuyorum Anne. Siz hiç konusunun ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Siz hiç duvar kağıtlarının da oyuncu olarak yer aldığı bir film izlediniz mi? Reha Erdem?in yönettiği Korkuyorum Anne?yi izlediğimde aynen bunu düşündüm işte: Bu filmde duvar kağıtları da oynuyor. Bunun sebebi Türk filmlerinde görmeye çok da alışık olmadığımız bir görselliğin kullanılmış olması. Fransız filmlerini, hatta ad da vereyim, Amelie?yi hatırlatıyor biraz ki Amelie?nin ne kadar güzel bir film olduğunu bilirsiniz. Görüntü yönetmeninin (Florent Herry) kazandığı paranın helal olduğu bir film Korkuyorum Anne.</p>
<p>Siz hiç konusunun sıradan ama bir o kadar da hayattan olduğu bir film izlediniz mi? Korkuyorum Anne?de girişi yapılıp düğümlenen sonra da etkileyici bir çözümle sonuçlandırılan bir konu yok. Daha çok insan hallerini izliyoruz insan hallerine en yakın konularda. Mesela sünnetten korkan afacan bir çocuk, spor akademisine girmek için çalışan ama başarısız olmaktan korkan genç bir kız, askerlikten korktuğu için kendine hastalık üreten kazık kadar bir adam ya da sevdiğine bir türlü açılamayan belki de beğenilmemekten, reddedilmekten korkan; ama sevdiği için işi hırsızlık yapmaya kadar götüren başı önde genç bir adam.</p>
<p>Siz hiç figüranlar dahil bütün oyuncularının iyi olduğu bir film izlediniz mi? Korkuyorum Anne?nin oyuncu kadrosunda yer alan bütün oyuncular fire vermeden, kanlı canlı oynamışlar rollerini. Özellikle Ali?nin babası Rasih (Köksal Engür), mahallenin av meraklısı kasabı Kemal (Bülent Emin Yarar), dominant terzi Neriman (Işıl Yücesoy) ve küçük bıcırık Çetin (Ozan Uygun) benim en beğendiğim tipler oldu. Avrupa Yakası?ndan aşina olduğumuz Şenay Gürler de kendine çok yakışan bir tiple filmde yer alıyor.</p>
<p>Siz hiç ?İnsan nedir ki?? sorusunun cevabını arayan bir film izlediniz mi? Korkuyorum Anne, mahallenin kasabı Kemal?in dediği gibi ?İnsan dediğin nedir? Et, kemik, yağ ve sinir&#8230; Danadan ne farkımız var.? cevabının da ötesinde cevaplar bulabileceğiniz bir film.</p>
<p>Siz hiç komedi filmi diye izleyip insanın yüreğine dokunan sözler de sarfeden bir film izlediniz mi? Korkuyorum Anne, ?Köpekler bizi içimizde kemik olduğu için mi ısırır Neriman Teyze?? sorusuna ?Hayır, içimizde kalp olmadığı için ısırır oğlum.? yanıtını da verebilecek yüreklilikte bir film.</p>
<p>Siz Korkuyorum Anne filmini izlediniz mi? O zaman Türk filmleri arasında her zaman iyilerin arasında bahsi geçecek; kendine özgü senaryosu, görselliği ve harika oyunculuklarıyla güzel bir filmi kaçırdınız demektir. Koşun yakalayın. Ama holivud aksiyonlarıyla sulanmış dimağımıza belki garip ya da durağan gelecek bu filmi ilk başta sevmeyebilirsiniz. Sebat gösterin, devam edin. Sonunda göreceksiniz ki karın ağrısı çektiren kahkahalar atmamışsınız belki ama film yüzünüzde tatlı bir tebessüm açtırmayı başarmış.</p>
<p>Haa, bir de siz hiç insanları habire kategorize eden bir film izlediniz mi? Mesela ?İnsanlar ikiye ayrılır: Eğri basanlar ve doğru basanlar. Eğri basanlar, bel ağrısından kurtulamazlar. Beli ağrıyanın gövdesi ve başı rahat olmaz. Başı rahat olmayan da, hayatta doğruyu bulamaz. Hep doğru basmaya gayret edeceksin, hep&#8230;? sözleri eski sağlıkçı baba Rasih?in dilinden düşmez filmde. Sonra da diğer kategorizasyonları (sözcük türettiğimin resmidir bu!) dinleriz.</p>
<p>Ne de olsa insanlar ikiye ayrılır: İnsanları ikiye ayıranlar ve ayırmayanlar.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>19 August 2009 20:59</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/korkuyorum-anne/#comments">1 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/korkuyorum-anne/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kaldırım Serçesi / La Vie En Rose</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/kaldirim-sercesi-la-vie-en-rose/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/kaldirim-sercesi-la-vie-en-rose/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Aug 2009 20:00:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[1 - o yenik]]></category>
		<category><![CDATA[acıların kadını]]></category>
		<category><![CDATA[Aktör]]></category>
		<category><![CDATA[aktrist]]></category>
		<category><![CDATA[arz-ı endam]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[bohem bir hayat]]></category>
		<category><![CDATA[çöküş]]></category>
		<category><![CDATA[Cotillard]]></category>
		<category><![CDATA[dvd]]></category>
		<category><![CDATA[Édith Giovanna Gassion]]></category>
		<category><![CDATA[Edith Piaf]]></category>
		<category><![CDATA[Edith Piaf?ın yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[fafatuka]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[galeri]]></category>
		<category><![CDATA[gazino patronu]]></category>
		<category><![CDATA[Gérard Depardieu]]></category>
		<category><![CDATA[günah]]></category>
		<category><![CDATA[hayran]]></category>
		<category><![CDATA[I.Dünya Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[içki]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kaldırım]]></category>
		<category><![CDATA[Kaldırım Serçesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kaldırım Serçesi/ La Vie En Rose]]></category>
		<category><![CDATA[la mome]]></category>
		<category><![CDATA[la mome piaf]]></category>
		<category><![CDATA[La Vie En Rose]]></category>
		<category><![CDATA[Marion Cotillard]]></category>
		<category><![CDATA[minik serçe]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[Piaf]]></category>
		<category><![CDATA[Serçe]]></category>
		<category><![CDATA[sevmek]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sokak]]></category>
		<category><![CDATA[trailer]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşturucu]]></category>
		<category><![CDATA[Vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[vizyondaki filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Vizyondakiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemalardan.com/?p=998</guid>
		<description><![CDATA[Hüzün, hüzün, hüzün&#8230; Kaldırım Serçesi?ni izlerken bende kalan tortu bu oldu işte, hüzün. Fransızların ünlü sanatçısı Edith Piaf?ın hayatını anlatan La Vie En Rose ya da bizdeki adıyla Kaldırım Serçesi, izlediğim biyografik filmler arasında en iyisi diyebilirim rahatlıkla. Filmi ister Edith Piaf ile ilgili birşeyler bilerek izleyin, isterse bilmeden; kendinizi Edith ile nefes alıp verirken, onunla gülüp onunla ağlarken bulmanız işten bile değil. Bunda Edith Piaf?ı canlandıran Marion Cotillard?ın müthiş performansı var şüphesiz. Nitekim kendisi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hüzün, hüzün, hüzün&#8230; Kaldırım Serçesi?ni izlerken bende kalan tortu bu oldu işte, hüzün. Fransızların ünlü sanatçısı Edith Piaf?ın hayatını anlatan La Vie En Rose ya da bizdeki adıyla Kaldırım Serçesi, izlediğim biyografik filmler arasında en iyisi diyebilirim rahatlıkla. Filmi ister Edith Piaf ile ilgili birşeyler bilerek izleyin, isterse bilmeden; kendinizi Edith ile nefes alıp verirken, onunla gülüp onunla ağlarken bulmanız işten bile değil. Bunda Edith Piaf?ı canlandıran Marion Cotillard?ın müthiş performansı var şüphesiz. Nitekim kendisi bu rolüyle Oscar?ı almış, popülerliğine popülerlik, hayranlarına hayranlar eklemiş; üstüne üstlük tatlı tatlı da gülümsemiştir. Cotillard?ı yazının ileriki bölümlerinde tekrar ele alacağımızı belirterek filmin konusuna geçelim.</p>
<p>Efendim, filmin konusu Edith Piaf?ın hayatı &#8230;</p>
<p>Oyunculara gelince. Tamam, şaka şaka</p>
<p>Bilenler bilir, Edith Piaf, hani bizde acıların kadını var ya (Bergen miydi sahi o?), o misal Fransızların bahtsız bedevisi sanki. Bu tabirlerle ona ve hayranlarına saygısızlık etmek istemem kesinlikle, Piaf?ın hayatını düşününce yüreğimi kaplayan hüznü biraz yatıştırmak için işi dalgaya vurmamdan geliyor bu inanın. Zira I.Dünya Savaşı yıllarında doğan küçük Edith?in, annesinin onu bırakıp gitmesiyle başlayan çileler silsilesinden bir türlü kurtulamamış yaşamını, hayata daha başında 1-0 yenik başlamış bu kendi küçük yüreği büyük kadını düşünürken üzülmeden edemiyorum. Yine de birşeyler karalamaya çalışacağım. Efendim, küçük Edith, boynu bükük bir halde yaşarken savaş bitince evine dönen babası tarafından kerhane işleten babaannesinin yanına verilir. Orada hayat kadınları arasında yaşayan, gözlerinin mikrop kapması sonucu birkaç yılını görmeden geçiren Piaf, bir süre sonra babası tarafından alınarak onunla beraber sirklerde çalışmaya başlayacaktır. Sonra da sokaklarda şarkı söyleme devri başlar ki bu, onu yirmili yaşlarına kadar götürecek iştir. Birgün sokaklarda şarkı söylerken Louis Leplee adında bir gazinolar kralı tarafından keşfedilir (bir de Türk filmleriyle dalga geçeriz, buyrun işte, buna ne demeli?), gerçek adı Édith Giovanna Gassion olan kızımıza Piaf adını da bu babacan patron verir (Piaf, serçe demek) ve böylece Edith, ?La Môme Piaf? (Minik Serçe) adıyla sahnelere çıkar. Ve olaylar gelişir&#8230;</p>
<p>Hayatının bundan sonraki kısmı sahne önünde bir diva, sahne arkasında ise acılarla geçer. Bunların neler olduğunu filmin büyüsünü bozmamak için yazmak istemiyorum. Ama şu var ki onun bedenen çöküşüne ve hastalanmasına sebep olan içki, uyuşturucu, bohem bir hayat, belki de Edith?in yaşadığı acılara karşı dayanma gücü vereceğini umduğu şeylerdi; ne yazık ki onun kırklı yaşlarda doksanlık bir nine gibi görünmekten ve bedenine fiziksel acıları da eklemekten başka bir işe yaramadılar. Sonunda çok sevilen, saygı duyulan; ama bana öyle geliyor ki yalnız, küçük bir kız çocuğu olarak hayata gözlerini yumdu.</p>
<p>Kaldırım Serçesi filminde Edith Piaf?ın yaşamı ne kadar iç burkuyorsa, Marion Cotillard?ın oyunculuğu da o kadar göz kamaştırıyor. Edith Piaf?la ilgili fazla bir bilgim olmadan ve Piaf?ın fiziksel görünüşünü bilmeden izlemiştim filmi ve açıkçası Cotillard?ın bazı yerlerde abarttığını düşünmüştüm. Ama Piaf?ın resimlerine, vidyolarına bakınca anladım ki değilmiş, hiç de abartı değilmiş. Yaramaz çocuk tavırları, şarkı söyleyişi, sahne korkusu, acıları ile bu çok özel kadının her şeyini yaşatmış Marion Cotillard. Bu durumda Oscar anasının ak sütü gibi helaldir kendisine. Güzel kızımız dışında, Fransız filmlerinin Kamber?i, Gérard Depardieu da filmimizde gazino patronu rolünde kısa da olsa arz-ı endam ediyor. Diğer oyuncuları ise şahsen tanımıyorum açıkçası. Yani tanışmışlığım var anlamında demiyorum, daha önce görmedim işitmedim anlamında diyorum. Bunların babalarını da tanımazdım zaten. Bilmiyorum, benim kabahatim belki, neyse.</p>
<p>Son olarak Edith Piaf?ın bir sözüyle yazıma son verirken filmin biraz karanlık bir havasının olduğunu, her bünyenin sevebileceği bir film olmadığını, ama sinemayı sadece ekşınlı bir sanat olarak görmeyenlerin yani sanat olarak görenlerin filmi beğeneceklerini bilmenizi istiyor; mümkünse filmi mutsuz olduğunuz bir zamanda izlemenizi tavsiye ediyorum, çünkü o zaman dibe vurabiliyor, içinde saklayıp biriktirdiklerini boşaltabiliyor insan; zira dibe vurmadan boğazda düğümlenenler başınızı çok ağrıtabilir, benden söylemesi.</p>
<p>?Aşk benden daima kaçtı. Onu, yani sevdiğim kişiyi, hiçbir zaman uzun süre kollarımın arasında tutamadım. Her defasında, tam hayatımın adamını buldum sandığımda, her şey mahvoldu ve ben bir kez daha yalnız kaldım. İstediğim şey, benim ardımdan tıpkı Maria Magdelena&#8217;ya söylendiği gibi &#8220;Onun günahlarının çoğu affedildi, çünkü o çok sevdi&#8221; diye söylenmesidir.?</p>
<p>Edith Piaf</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>14 August 2009 22:00</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/kaldirim-sercesi-la-vie-en-rose/#comments">5 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/kaldirim-sercesi-la-vie-en-rose/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Usta</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/usta/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/usta/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Jul 2009 22:25:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[afiş]]></category>
		<category><![CDATA[dvd]]></category>
		<category><![CDATA[Eskişehir]]></category>
		<category><![CDATA[Eskişehirli]]></category>
		<category><![CDATA[Fadik Sevin Atasoy]]></category>
		<category><![CDATA[fafatuka]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[fragman]]></category>
		<category><![CDATA[galeri]]></category>
		<category><![CDATA[Hasibe Eren]]></category>
		<category><![CDATA[Şevket Çoruh]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Yapımı]]></category>
		<category><![CDATA[tutku]]></category>
		<category><![CDATA[uçak]]></category>
		<category><![CDATA[uçak yapımı]]></category>
		<category><![CDATA[USTA]]></category>
		<category><![CDATA[Usta Afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Usta film fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Usta filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Usta Oyuncular]]></category>
		<category><![CDATA[Vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[vizyondaki filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Vizyondakiler]]></category>
		<category><![CDATA[Yetkin Dikinciler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemalardan.com/?p=964</guid>
		<description><![CDATA[?Usta? filmine   fazla bir beklenti içinde olmadan, bir nevi Türk filmlerine destek mahiyetinde ama daha çok da, ne yalan söyleyeyim, hani aramızda yabancı yok, Atlas?ta 5 liraya gösterildiği için gittim. Evet, param az, öldürecek zamanım çoktu. Üstelik filmin ne denli  güzel olduğuyla ilgili de hiç bir fikrim yoktu. Hani hiç ummadığın bir zamanda radyoda en sevdiğin şarkı çalar ya! Hani çantanın bir yerinde, ceketinin bir cebinde ya da kitabının arasında para bulursun ya! Hani istemeye ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>?Usta? filmine   fazla bir beklenti içinde olmadan, bir nevi Türk filmlerine destek mahiyetinde ama daha çok da, ne yalan söyleyeyim, hani aramızda yabancı yok, Atlas?ta 5 liraya gösterildiği için gittim. Evet, param az, öldürecek zamanım çoktu. Üstelik filmin ne denli  güzel olduğuyla ilgili de hiç bir fikrim yoktu. Hani hiç ummadığın bir zamanda radyoda en sevdiğin şarkı çalar ya! Hani çantanın bir yerinde, ceketinin bir cebinde ya da kitabının arasında para bulursun ya! Hani istemeye istemeye gittiğin bir akraba ziyaretinde çok eğlenirsin ya! Hani hiç umutlu olmadığın bir sınavdan geçtiğini öğrenirsin ya! İşte öyle güzel bir duyguyla sinema salonundan çıktım.</p>
<p>Öncelikle filmin hikayesi Holivud filmlerinde kusana kadar izlediğimiz ?tutkunun peşinden git, azmin sağından sap, gayretin elli bilemedin altmış metre ötesinde hedefine ulaşacaksın? temalı hikayeleriyle benzer nitelikte. Ama daha bizden, daha gerçekçi, daha sıcak. Burada da uçak yapma daha doğrusu tamamen Türk yapımı bir uçak yapma tutkusuyla yanıp tutuşan, hatta hızını alamayıp atölyeyi tutuşturan bir ustamız var. Kendisi işinin ehli olmakla beraber gece gündüz kafası uçak uçurma hayalleriyle dolu olduğu için işini az buçuk, evini az biraz, eşini de bir hayli ihmal etmekte. Hadi diğerleri neyse de, kadın kısmı kendisinden daha baskın bir tutku kabul eder mi? Etmiyor da nitekim. Ya ben ya uçak kertesine gelince işler, ustamız bir yol ayrımına varıyor işte. Başta Hezarfenliği ağır bassa da, gerçek olanın, en büyük tutkusunun aşkı olduğunu anlıyor da neyse ki, hayatta en çok sevdiği iki şey arasında bir seçim yapıyor. Bir pırpıra binip uçmaktansa sevdiceğinin yanında ayaklarını sağlamca yere basmayı yeğliyor.  İşe bakın ki, ?Birini feda etmem gerekti, ben de onu attım gitti.? diye düşünürken, sırrına eremediğimiz kader, ustamıza sevdiceğiyle ayaklarını yerden kesmeyi de nasip ediyor. Adamın kalbi hakikaten temizmiş demek ki.</p>
<p>Hikayenin ayrıntıları izleyeceklere kalsın biraz da, biz gelelim oyunculara. Başrol oyuncularından tutun da figüranlara kadar hepsinin iyi olduğu fazla film hatırlamıyorum. Usta, artık ilk aklıma gelenlerden olacak. Yetkin Dikinciler, Babam ve Oğlum?da çok iyiydi zaten, burada da tam bir usta. Beni şaşırtan oyunculardan biri Şevket Çoruh ki tam anlamıyla Eskişehirli bir esnaftı gerçekten. Bir diğeri de Hasibe Eren ki kendisi Makbule?den tek bir kare bile vermedi, Makbule?yi andıracak herhangi bir jest veya mimik dahi yapmadı (Zira bir tiple tanınan bir oyuncuyu izlediğinde,  seyircinin genellikle hep o tipi görme gibi bir kusuru vardır oyuncuya karşı.). Çocuk oyuncular, Emine?nin ailesi, ustanın çırakları vs. hepsi çok iyi oynamışlar.</p>
<p>Filmin bir diğer dikkatimi çeken  tarafı, uzun sahnelerin tek kamerayla çekilmesiydi.  Başka filmlerde pek sık rastlamadığım, fazlasıyla beğendiğim, bir film çeksem ben de böyle bir yöntem kullanırdım dediğim bu tekniğin adı sanı nedir bilemiyorum ama çok hoş olmuş.</p>
<p>Bir şey daha ekleyerek yazıma son veriyorum. Filmin müzikleri de çok güzel.<br />
Tamam iki şey olsun. Bu nasıl denir, tuhaf kaçar mı bilemiyorum ama şöyle diyeyim; şimdiye kadar izlediğim filmler içinde en güzel ölüm sahnesine sahip filmdi.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>10 July 2009 00:25</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/usta/#comments">2 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/usta/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Benjamin Button&#8217;un Tuhaf Hikayesi</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/benjamin-buttonun-tuhaf-hikayesi/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/benjamin-buttonun-tuhaf-hikayesi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2009 15:41:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[Benjamin Button]]></category>
		<category><![CDATA[Benjamin Button brat pitt]]></category>
		<category><![CDATA[Benjamin Button film]]></category>
		<category><![CDATA[Benjamin Button fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Benjamin Button hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Benjamin Button indir]]></category>
		<category><![CDATA[Benjamin Button izle]]></category>
		<category><![CDATA[Benjamin Button seyret]]></category>
		<category><![CDATA[Benjamin Button sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Benjamin Button'un Tuhaf Hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[Benjamin Button'un Tuhaf Hikayesi fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Benjamin Button'un Tuhaf Hikayesi izle]]></category>
		<category><![CDATA[Benjamin Button'un Tuhaf Hikayesi saund]]></category>
		<category><![CDATA[Benjamin Button'un Tuhaf Hikayesi trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Brad Pitt]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[delikanlı]]></category>
		<category><![CDATA[fafatuka]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[fragman]]></category>
		<category><![CDATA[galeri]]></category>
		<category><![CDATA[mucize]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[trailer]]></category>
		<category><![CDATA[tuhaf]]></category>
		<category><![CDATA[Vizyondakiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaş yetmiş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemalardan.com/?p=855</guid>
		<description><![CDATA[Fitzgerald&#8217;ın bir tuhaf hikayesinden uyarlanan film, yaş yetmiş iş bitmiş bir ahval üzre doğup bilimum romatizma, kireçlenme, damar sertliği, katarakt gibi hastalıklardan mustarip Benjamin&#8217;in yıllar geçtikçe gençleşip önce olgun bir erkek, sonra fit bir delikanlı ve tabii sonunda da yanakları mıncıklanası nur topu bir bebeğe dönüşüp ruhunu sevdiği kadının kollarında &#8220;teee teee&#8221; diye sallanırken teslim etmesini anlatan, uzun (neredeyse üç saat), durağan (holivud aksiyonlarına alışmış adrenalin meraklıları için fazlasıyla durağan), didaktik (vermek istediği mesajlar var ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Fitzgerald&#8217;ın bir tuhaf hikayesinden uyarlanan film, yaş yetmiş iş bitmiş bir ahval üzre doğup bilimum romatizma, kireçlenme, damar sertliği, katarakt gibi hastalıklardan mustarip Benjamin&#8217;in yıllar geçtikçe gençleşip önce olgun bir erkek, sonra fit bir delikanlı ve tabii sonunda da yanakları mıncıklanası nur topu bir bebeğe dönüşüp ruhunu sevdiği kadının kollarında &#8220;teee teee&#8221; diye sallanırken teslim etmesini anlatan, uzun (neredeyse üç saat), durağan (holivud aksiyonlarına alışmış adrenalin meraklıları için fazlasıyla durağan), didaktik (vermek istediği mesajlar var anladık), görsel olarak bir şölen (Benjamin amcanın seksenlik halinden tutun da on yedilik haline kadar her dönemin makyajı oldukça  başarılı), görsel olarak bir şölen (hayır yanlışlıkla yazmadım, bu cümle Brad Pitt&#8217;in kendisi için, adam görsel bir şölen değil de nedir ya hu? ) kıvamında, sonu başından belli olan bir film.</p>
<p>Filmimizde yaşlı doğup genç ölen kahramanımızın başından geçenleri izlerken ister istemez böyle bir durumda olsaydık ne yapardık sorusuyla cebelleşip duruyoruz. Acaba Benjamin&#8217;in yaşadıklarıyla ne kadar örtüşürdü yaptıklarımız? Bebek kadar boyla ama seksenlik bir ihtiyar vücuduyla doğsaydık mesela</p>
<p>a. çöplüğe atılırdık<br />
b. sakallı bebek gibi kıyamet alameti sayılırdık<br />
c. başta Reha Muhtar olmak üzere bütün haber programlarına çıkarılır ibret-i alem diye gösterilirdik<br />
d. cami avlusuna bırakılırdık ki bu seçenek Benjamin&#8217;in hikayesiyle örtüşür işte.</p>
<p>Sahil kenarında yetmişlik halimizle bankta oturup yaşıtlarımızla sohbet ederken &#8220;Kim teknemde çalışmak ister?&#8221; sorusuna mesela</p>
<p>a. romatizmalarımızı bahane ederdik<br />
b. maaş kuyruğuna geç kalıyorum deyip sıvışırdık<br />
c. kulağımızı kepçe yapıp sağır numarası yapardık<br />
d. bastonumuzla adamı kovalardık ki bunlar Benjamin&#8217;in yaptığının tam tersi olduğu için hayatımızı değiştiren olaylar zinciri de başlamamış olurdu.</p>
<p>Sonu başından belli bir filmi bile güzel yapabilen de işte bu seçenek aslında, yani Benjamin&#8217;in verdiği kararla başlayan olaylar. Sonu başından belli bir filmde anlatılan nedir o zaman? Efendim anladıklarımı anlatayım:</p>
<p>Şu yalan dünyada çoğunluğu oluşturan normallerden farklı bir anormal olmaya gör, ne ana yâr ne Bağdat diyar olur sana. Şanslıysan &#8220;Bu tanrının bir mucizesi, insanların görmek istemediği türden.&#8221; diyen biriyle karşılaşırsın da &#8220;İnsan nasıl olduğu gibi sevilir?&#8221;i hem yaşar hem öğrenirsin.</p>
<p>İnsanın yaşadığı koşullar ne olursa olsun, varsa bir tutkusu ve gerçek bir tutkuysa içindeki, insan bedenini bir tabloya dönüştürebilir, yaşı kaç olursa olsun bilmem ne boğazını yüzerek geçebilir. İsteyip de yapmadığı/yapamadığı bir şey varsa aslında onu gerçekten istememiştir.</p>
<p>Elin iş tutuyor, ayakların yürüyor, gözlerin de görüyorsa yapamayacağın iş yoktur, yeter ki yüreğin sağlam olsun.</p>
<p>Nimetlerinin peşinden koştuğunu görmek hayatı daha da nazlandırır ancak. Sen yüz verme hele, nasıl da tıpış tıpış geliyor ayağına bak.</p>
<p>Hayatta oynadığın rolü beğenmiyorsan senaryoda değişiklik yapmaktan çekinme, senin yazdığın cümleler kabul görecektir belki de.</p>
<p>Kendi kaderini gerçekleştirirken başkalarının da kendi kaderlerini canlandırmaya çalıştıklarını hatırla, en az seninki kadar değerli kaderlerini.</p>
<p>Ve sana hiç mi hiç benzemeyen birileri mutlaka vardır karşılaştığın; haklı olanın sen haksızın o, güzel olanın sen çirkin olanın o, doğru olanın sen yanlış olanın o olduğunu düşünürsün. Ama unutma,  sen de ona hiç mi hiç benzemiyorsun.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>09 March 2009 17:41</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/benjamin-buttonun-tuhaf-hikayesi/#comments">9 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/benjamin-buttonun-tuhaf-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mustafa</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/belgesel/mustafa/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/belgesel/mustafa/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Dec 2008 21:29:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[fafatuka]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[fragman]]></category>
		<category><![CDATA[galeri]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Vizyondakiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemalardan.com/?p=426</guid>
		<description><![CDATA[Her hal ü kârda eleştirileceği belli olan bir konuda belgesel çekmek de her baba yiğidin harcı olmasa gerek. Konuyu neresinden ele alsanız gözünü yumup ağzını açacakların olacağı muhakkak, hem de peşin hükümlerle. Mustafa adlı belgesel de işte bu peşin hükümlülüğü bir nebze de olsa kırabilmeyi amaçlamış bir belgesel. Mustafa&#8217;nın çocukluktan itibaren yaşadığı belli başlı olayları izlerken bazen ne kadar da bize benzediğini düşünüyor, bazen de onunla beraber hüzünleniyoruz, çoğu zaman da yalnızlığını paylaşasımız geliyor. Öğrenciliğinde ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her hal ü kârda eleştirileceği belli olan bir konuda  belgesel çekmek de her baba yiğidin harcı olmasa gerek. Konuyu neresinden ele alsanız gözünü yumup ağzını açacakların olacağı muhakkak, hem de peşin hükümlerle. Mustafa adlı belgesel de işte bu peşin hükümlülüğü bir nebze de olsa kırabilmeyi amaçlamış bir belgesel.</p>
<p>Mustafa&#8217;nın çocukluktan itibaren yaşadığı belli başlı olayları izlerken bazen ne kadar da bize benzediğini düşünüyor, bazen de onunla beraber hüzünleniyoruz, çoğu zaman da yalnızlığını paylaşasımız geliyor. Öğrenciliğinde onun da parasızlık çektiğini, ama hedefine kilitlenmiş bir genci bunun asla durduramayacağını görmek içimizde bir yerlerde uyuttuğumuz  kahramanımızı şöyle bir silkeliyor. Bir gün arkadaşlarıyla arasında geçen bir diyalog ise onu tamamen uyandırıyor, &#8220;Heeytt bea, savulun ben geliyorum!&#8221; dedirtiyor (Ters köşeye yatırmak gibi olmasın ama diyalog için bakınız: Yazının sonu). Belgesel bize böyle çoşku vere dursun, vakit ilerlediçe koca bir yaşamın iki saate ziplenmesinin de dezavantajlarını görmeye başlıyoruz. Az zamanda başarılan büyük işlerin hepsini anlatmanın telaşına düşen belgeselimiz yine de duygu yoğunluğunu es geçmeden derdini dillendirmenin üstesinden gelebiliyor. Bilgisayar teknolojisiyle yapılan bazı ben diyeyim atraksiyonları siz deyin animasyonları da pek bir başarılı buldum, geçer notumu vedim.  Peki, belgesel gerçekten de bilmediğimiz Mustafa&#8217;yı mı anlatıyor amaçladığı gibi? Eh işte orada çok da başarılı olamıyor ne yazık ki. &#8220;Bilmediğimiz ne vardı ki şimdi bunda?&#8221; dedirtme ihtimali yürksek. Belgeselin bir eksi tarafı da müzikleri . Goran Bregoviç bir yere kadar olmuş, doğduğu toprakları anlatan bölümlerde ya da sılaya özleminin doruklara çıktığı sahnelerde yabancı durmuyor besteler. Ama ondan ötesi, kurtuluş mücadelesi, Cumhuriyet&#8217;in ilanı, devrimler vb. konulu bölümler farklı birinin tınılarıyla renklendirilmeliydi, daha bizden olurdu o zaman.</p>
<p>Sonuç olarak hakkında o kadar tartışılan belgeselimizin aslında yaygara kopartılacak bir tarafı yok naçizane kanaatimce. Karanlıkta uyuyamamasına, âşık olma potansiyeline, bazı şeyler için köprüyü geçene kadar sabretmesine takacağımıza üst satırlarda zikrettiğim arkadaşlarıyla arasında geçen diyaloğa (evet çok gıcıkça oldu bu da) ya da hedeflerini yazdığı listeye dikkat edelim. Uyduruk kişisel gelişim kitaplarından  alacağımız derslerden daha etkili bir ders almış oluruz böylece.</p>
<p>Gelelim benim belgeselde en sevdiğim bölüme. Burası izlemeyenler için spoiler (ya Allah rızası için bunun Türkçesini bulalım uşaklar) içerir. Mustafa Kemal, askerî okulda arkadaşlarıyla oturmuş sohbet ediyordur. Bir ara arkadaşlarına tek tek &#8220;Sen şurada komutan olacaksın.&#8221;, &#8220;Sen şurada şu işte olacaksın.&#8221;, &#8220;Sen şurada şu görevde olacaksın.&#8221; vesaire deyü öngörülerini söyler. Arkadaşları ona da sorar: &#8220;Peki sen ne olacaksın?&#8221;. Mustafa cevap verir: &#8220;Ben size o görevleri veren adam olacağım!&#8221;</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>07 December 2008 00:29</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/belgesel/mustafa/#comments">1 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/belgesel/mustafa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Son Buluşma</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/son-bulusma/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/son-bulusma/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Nov 2008 12:16:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fafatuka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[entrika]]></category>
		<category><![CDATA[fafatuka]]></category>
		<category><![CDATA[fedakar]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[fragman]]></category>
		<category><![CDATA[galeri]]></category>
		<category><![CDATA[kin]]></category>
		<category><![CDATA[salon]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[son buluşma]]></category>
		<category><![CDATA[trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Vizyondakiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemalardan.com/?p=338</guid>
		<description><![CDATA[Sinema salonuna girerken ağlayacağımı biliyordum elbette, dedelerin halleri bana dokunacak, fedakarlıklarını, kahramanlıklarını dinlerken gözlerimde tutmaya çalıştığım yaşlar yanaklarımdan akacak, biliyordum. Ama dakka bir gol bir olacağını da tahmin edemezdim doğrusu. Belgesel başlıyor, birileri elma ağaçlarından elma silkeliyor. Aşağıda yere oturmuş yaşlı mı yaşlı bir dede, düşen elmaları topluyor, bir yandan da serzenişte: &#8220;Bizim zamanımızda taş topraktı buralar, hepsini ben diktim, yokluk vardı, kıtlık vardı, şimdi her şey bol ama toplayan nerde?&#8221;. Göğsünde iki madalya, her ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sinema salonuna girerken ağlayacağımı biliyordum elbette, dedelerin halleri bana dokunacak, fedakarlıklarını, kahramanlıklarını dinlerken gözlerimde tutmaya çalıştığım yaşlar yanaklarımdan akacak, biliyordum. Ama dakka bir gol bir olacağını da tahmin edemezdim doğrusu. Belgesel başlıyor, birileri elma ağaçlarından elma silkeliyor. Aşağıda yere oturmuş yaşlı mı yaşlı bir dede, düşen elmaları topluyor, bir yandan da serzenişte: &#8220;Bizim zamanımızda taş topraktı buralar, hepsini ben diktim, yokluk vardı, kıtlık vardı, şimdi her şey bol ama toplayan nerde?&#8221;. Göğsünde iki madalya, her an ziyaretçi gelebilir diye, saygısızlık olmasın diye hep taktığı kravatı boynunda. Elleri yaşamı boyunca çalışmışlığın tecrübesini taşıyor. Sesinde bile kıymet bilmezliğe karşı sitemi hissedilen dedemiz sonra bombasını patlatıyor: &#8220;Toplayın hepsini, toplayın, kafanızı kırarım!&#8221; Son Buluşma işte bu ahval üzere ilerleyip gidiyor, bazen güldürerek ama daha çok hüzünlendirerek.</p>
<p>Hüzünlendiriyor; çünkü kıymetlerini bilemeyişimizin belgeselini izliyoruz. Hüzünlendiriyor; çünkü biz dünya, mal mülk, para derken bazılarının katlandıkları sıkıntıların neler olduğunu idrak ediyoruz. Hatta utandırıyor; çünkü o eli öpülesi insanlara üç ayda bir 500 lira ödediğimizi, hatta birine &#8220;Kayıtlara göre sen ölmüşsün.&#8221; diyerek o maaşı da vermediğimizi, onu küstürdüğümüzü öğreniyoruz. Şaşırıyoruz bile; çünkü bu fedakar insanların aslında hiç bir karşılık beklemediklerini, insan olmanın, vatanına hayırlı bir evlat olmanın haklı gururunu yaşadıklarını ve bunun da onlara yettiğini görüyoruz. Ve ağlıyoruz; çünkü peşinde koştuğumuz, önemsediğimiz çoğu şeyin ne kadar da boş olduğunu, değer vermemiz gereken şeyleri nasıl da görmezden geldiğimizi anlıyoruz. İşte bu halde, neredesiniz, bir şey yapamadık ellerinizi öpelim hiç olmazsa diyesimiz varken artık çok geç olduğunu farkediyoruz. Sonra bu üç masal kahramanının, yaşamları bilinmezlikten bilinirliğe çıkmışken, sanki, zaten bizden bir karşılık beklemediklerini göstermek istemiş gibi cennetin bahçelerinde yarım bıraktıkları sohbetlerine devam ettiklerini düşünüyoruz.</p>
<p>Son Buluşma, bize aşk, kin, entrika, aksiyon vaadeden bir film değil arkadaşlar, zaten bir film de değil. Türk sinemasının en güzel filmlerinden Züğürt Ağa&#8217;nın yönetmeni Nesli Çölgeçen&#8217;in yönettiği mütevazı bir belgesel. İyi  vakit geçirmek için de hiç uygun değil. İzledikten sonra boğazımıza düğümlenen şeylerle öylece kalakalmak ihtimali de çok yüksek. Ama değmez mi? Hiç olmazsa kendimizden utanabildiğimizi kanıtlamış olmak için.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı fafatuka tarafından <strong>23 November 2008 15:16</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/son-bulusma/#comments">2 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/son-bulusma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

