Cennetimden Bakarken / The Lovely Bones [2009]

The Lovely Bones

Cennetimden Bakarken / The Lovely Bones [2009]

Sivrisinema Puanı

1
1 İnceleme

Üye Puanı

0
6 Yorum

Film Künyesi

  • Tür: Fantazi, Drama
  • Yönetmen: Peter Jackson
  • Oyuncular: Mark Wahlberg, Rachel Weisz, Susan Sarandon, Stanley Tucci, Michael Imperioli, Saoirse Ronan, Rose McIver, Christian Thomas Ashdale, Reece Ritchie, Carolyn Dando, Nikki SooHoo, Andrew James Allen, Jake Abel, AJ Michalka, Thomas McCarthy… Devamı

Sivrisinema İncelemeleri (1)

Biblio Biblio Editör 01.05.2010
1

Cennetimden Bakarken / The Lovely Bones [2009]

Yarıda kalmış bir hayatın kısacık, hazin hikayesi.. Öbür dünya sahneleri, Robbie Williams'ın oynadığı "What Dreams May Come True" dakilere bir hayli benziyordu. Dramatizasyon daha hafif bu filmde elbette ama renkler ve mekanlar açısından yakın görüntüler vardı. Sağlam semboller de kullanılmış film

Devamı

Üye Yorumları

karamsar karamsar Üye 02.05.2010
0

aslına bakarsanız korku denilen olay budur saw gibi filmler dehşet vahşet.

Biblio Biblio Yazar 02.05.2010
0

fafatuka, dediklerinizin tamamı doğru. Filmin bazı havada kalmış tarafları var. Yalnız atmosferi ve duyguyu aktarış tarzı kuvvetli olduğu için, eksiklerini bir nebze de olsa örtüyor diye düşünüyorum. Seyrettiğimde ağladığım bir filmdi, ilk cümlede de bunu yazdım zaten. O duyguyu aktarabildiği için başarılı buluyorum. Bu arada yorumunuz benim not düştüklerimden daha uzun olmuş :) teşekkür ediyorum.

fafatuka fafatuka Yönetici 02.05.2010
0

Yazılan övgüleri hak etmesi bir tarafa, ufak tefek olmamışlıkları da yok değil bence The Lovely Bones'un. Ben yazayım, bakalım hak verecek misiniz? :) Mesela anneanne Susan Serendon, bu bir roman uyarlaması olduğu için kitapta belki de gerekli bir karakter olarak verilmiştir ama filmde maalesef olmamış. Özellikle de kızın kaybolmasının ardından ailenin yanına taşındıktan sonra aile efradıyla ilgilenme sahnesi var müzik eşliğinde, hani çamaşır yıkıyor, derleyip toparlıyor güya evi. Hani romantik komedilerde müzik eşliğinde kahramanların komik işleri verilir, sonra beraber dansederler, hayat ne güzel falan diye. Öyle bir sahne filmin anlattığı tradejiyle o kadar zıttı ki, aklı başında biri bu tip bir sahnenin bu filmde ne denli gereksiz olduğunu anlayabilir, yönetmen ne düşünmüş de böyle bir sahne çekmiş anlayamadım. İkincisi, annenin evi terketme meselesi iyi işlenemedi, dediğim gibi kitapta belki bu mantıklı bir sebebe bağlanmıştır, ama filmde "nasıl yani, ne yapıyor bu kadın yahu" dedirttiyor izleyene bence, yani ben dedim de. Zaten yazıda da belirtilmiş, dönüşü de gidişi gibi tuhaftı. Filmde üzerinde durulması gereken en önemli iki kişi çok iyi işlenememiş, kızın babası ve katili. Baba önemli çünkü The Lovely Bones, özünde baba-kız ilişkisini, aralarındaki bağı işleyen bir hikaye. Baba-kız arasındaki metafizik iletişim de bu anlamda mantıklı olabilir ancak zaten, yani aralarındaki bağ çok kuvvetli. Ama bir şeyler eksikti baba da. Ya da bana öyle geldi, bilemiyorum yine. Hadi onu geçelim, yazıda da belirtilmiş ve katılıyorum buna da, katilin nedeni yok ortada. Sonu da fazla didaktik bir şekilde bitiyor bence. Yani böyle arkadaşlar, ne dersiniz? :))

alploganer alploganer Yazar 01.05.2010
0

fragmanını ilk kez izlediğimde tüylerim diken diken olmuştu ve ben bu filmi izlemeliyim demiştim. İzledim ve Peter Jackson'a bir kez daha hayran oldum. Kurduğu büyülü dünya ve gerçek dünya arasındaki geçişler, Susie'nin çok etkilendiğim konuşmaları, özellikle babanın çektiği acı... Her şeyiyle çok güzel bir filmdi.

Biblio Biblio Yazar 01.05.2010
0

Rica ederim, son zamanlarda en beğendiğim psikolojik gerilimlerden biriydi. Bir parça da olsa aydınlatıcı bir yazı olduğunu umuyorum.

Ethem Sak Ethem Sak Yönetici 01.05.2010
0

Korku denilince aklıma gelen olay buydu. İnsanların karşılaştıkları çıkmazlar karşısındaki pisikolojik durum. Beni en çok bu etkiliyor. Yazı için teşekkür ederim.