Chef

"Chef" Hadi herkes mutfağa!

Murat Teke 01 Şubat 2015 — 20:07 tarihinde yazdı.

Kendimizi unutturacak kadar uzakta kaldığımız için özürle başlayalım ilk olarak. Yazmayı çok özlediğimden olacak uzunca bir yazı bekliyor sizi. Bakalım, mürekkebimiz kurumuş mu?

Unutmadan söyleyeyim ki benim gibi zor durumda kalmayın. Bu filmi, gece ve karnınız açken asla izlemeyin. :)

Filmi tanımlamak gerekirse, Hollywood’un ezelden beri kullandığı klişeleri ve değerleri mesleğinin doruğundaki bir aşçının inişli çıkışlı hayatı üzerinden modernize eden, aileyi ve dostlukları kutsayan bir kendini iyi hisset filmi. Fakat buna ek olarak sosyal medyanın hayatımızdaki yerini açık sözlülükle anlatan nadir filmlerden.

Konusuna duyduğu aşkla “food porn” (yemek pornosu) olarak nitelendirilebilecek biçime sahip yakın kamera çekimleriyle bezenmiş filmde birbirinden lezzetli, sunumları aşırı derecede şık yemekler göreceksiniz.

Oyuncu olarak birçok filmden tanıdığımız, yönetmen koltuğuna oturmaya başladıktan sonra Marvel yapımı Iron Man filmleriyle kendini bu alanda da ispatlayan Jon Favreau, bu sefer hem yazıp hem yönetip hem de başrolde oynamış.

Dünyada ilk gösterimi South by Southwest Film Festivali'nde yapılmış olan Chef’in oyuncu kadrosuna baktığımızda; Dustin Hoffman, Scarlett Johansson, Sofia Vergara ve Robert Downey Jr’ı aynı filmde görmek şaşırtıyor. Konusuna bile bakmadan açıp izlenebilecek bir film yapıyor bu özelliği açıkçası.

Filmde Dustin Hoffman (patronu Riva), Scarlett Johansson (iş arkadaşı Molly), ve Robert Downey JR (eski eşinin eski kocası Marvin) gibi büyük isimler, ufak rollerdeler.

Küçücük bir rolde de olsa Scarlett Johansson esere renk katmış. Kariyerine bir yıldız olmaktansa bir karakter oyuncusu olarak devam etmeye çalışması bende her zaman büyük sempati uyandırmıştır ki kuşağının en değerli aktristlerinden biri kuşkusuz.

Film aynı zamanda Dustin Hoffman'ın dört yıllık bir aranın ardından sinemaya dönüşünü müjdeliyor.

Robert Downey Jr için de diyecek tek lafım, neyi oynasa altından başarıyla kalkıyor. Çok sempatik bir karaktere sahip, zaten o sebeple şüphem yoktu onu gördüğüm anda sevineceğime. Ayrıca Casper ile Marvin arasında belden aşağı ama seviyeli konuşma tartışmasız filmin en iyi sahnesi. Çok az gözükse bile gerçekten çok pozitif bir etkisi var filme.

Carl'ın eşi rolündeki Sofia Vergara'nın karakteri Inez ise biraz yapmacık olmuş. Doğru söylemek gerekirse Sofia filmde kötü harcanmış.

Oliver Platt'ın keyifli performansıyla canlandırdığı Ramsey Michel karakteri her izleyen eleştirmenin kendinden izler bulmasını sağlıyor. Tabi ki Ratatouille'un Anton Von Ego'su kadar acımasız olmasa da Ramsey, özellikle blog yazarlarına da hitap eden bir karakter.

Carl'ın oğlu Percy'yi canlandıran Emjay Anthony ise filmde epey bir dikkatimi çekti. Yaşının üstünde performans sergilemiş, onu da takibe almak lazım.

Bir de John Leguizamo var ki o sıcacık sadık dost rolüyle filmin ritmini yükselten oyunculardan biri olmuş.

Filmin ilk önce en dikkat çekici pozitif yanlarına değineyim. Filmde atılan twitlerin çıkardığı ses ve 'send' tuşuna her basıldığında uçuşan tweet kuşu animasyonları çok iyi düşünülmüş. Dönemimizin gerçeği olan Twitter filmin içinde bir karakter adeta.

Filmin müziklerine değinmeden geçmek haksızlık olur. Bu tarz filmlerde müzikler çok önemlidir, bu filmde de müzikler inanılmaz güzel ayarlanmış.

Yalnız eksi noktalar yok mu? Elbette ki var. Mesela sözünü ettiğim bu oyuncular sırf reklam yapıp filmi izlettirebilmek için ufak sahnelere serpiştirilmişler. Yani bir Robert ya da Scarlett görmek için izliyorsanız, hayal kırıklığına uğramadan edemiyorsunuz. Bir de izleyince sizler de bana hak vereceksiniz; sonu çok basit olmuş açıkçası.

Filmde Jon Favreau ‘nun canlandırdığı Carl Casper karakteri, şık bir restoranda çalışan çok başarılı bir baş aşçıdır. Ona saygı duyan bir ekibi de vardır yanında. Kendi mutfağına ait yemekleri nefistir ama restoranın menüsüne bağımlı kaldıkça yaratıcılığı ve zamanla yemeklerinin lezzeti de düşüşe geçer. Bir de bunun üzerine önemli bir gurme olan Ramsey Michel’in yemekleri hakkında yaptığı olumsuz eleştiriler Carl için bardağı taşıran son damla olur. Ratatouille filminin yan hikâyelerinden hatırlarsanız, meşhur Şef August Gustau, Anton Von Ego'nun olumsuz eleştirilerinden sonra gururuna yediremeyip hayatını kaybetmişti. İşte Carl Casper da bu durumun eşiğine gelmiş durumdadır.

Her kapitalist sistemde para kazanmaya yönelik ticari bir işin içinde yaratıcılıkla ilgili bir iş yapıyorsanız, yaşanması mutlak bir durum gerçekleşir. Bir eleştirmen yaptığınız bir ürünle ilgili olumsuz yorumlar yazdığında, ama yaptığınız ürün aslında ‘sattığında’, o eleştirmene kulak mı verirsiniz yoksa ne de olsa satıyor diyerek, yaptığınız işe aynı şekilde devam mı edersiniz? Carl bu sorunun cevabını kendi içinde savaştıktan sonra verir ve prensiplerinden vazgeçmeyen patronu Riva’nın bitmek bilmeyen sınırlamalarına daha fazla katlanamayarak istifa eder.

Arkadaşlarından ve oğlundan yarım yamalak öğrendiği Twitter’da yanlış hareketler de yapınca herkese rezil olur. Aslında reklamın iyisi kötüsü olmadığı için bir anda popüler olmuştur. Ama o sadece yemekler yapıp, insanları mutlu etmek istemektedir. Bütün bunlarla cebelleşirken, boşandığı ama hala iyi arkadaş olduğu eşi ve çocuğuyla da iletişimde sorunlar yaşamaya başlar.

Sonunda kararını verir, hayallerinin peşinden gidecektir ve eski eşinin önerisini kabul eder; “İkinci el bir yemek karavanı al ve kendi işinin patronu ol!” Yanına oğlu Percy ve eski iş arkadaşı Martin'i de katarak Amerika’da şehir şehir gezerek; yemeğe, yeni lezzetlere ve en önemlisi de hayata dair tutkularını yeniden keşfedecektir. Percy'nin internet alemi hakkındaki teknik bilgisi, Martin'in iyimser ve hevesli karakteri, Casper'ın kaybettiği heyecan ve motivasyonu bulmasına yardımcı olacaktır.

Aslında film hem aile olmanın önemini hem de eleştirinin dikkat edilmesi gereken bir meziyet olduğunu vurgulayan tatlı bir film. En büyük farklılığı da bunu sosyal medya sayesinde yapması. Özellikle Casper'ın oğluyla geçirdiği günlerin kaydını tutan Vine videosunu izlediği sahneyi görünce Casper kadar duygulanmamak elde değil.

Favreau, gerçekten de usta bir aşçı. Yaptıklarını izlerken, acaba profesyonel bir aşçının ellerini mi izliyoruz diye düşündüm. Sonra film hakkında araştırma yaptığımda gördüm ki çok usta bir aşçıdan (Roy Choi) aylarca ders almış ki gerçekten takdire şayan bir çaba olarak görüyorum. Onun için bir artı daha. Yemek kamyonu sahibi ve şef Roy Choi filmin ortak yapımcılarından biri olmanın yanı sıra filmde yer alan menüleri ve yemeklerin denetimini yapan kişi.

Dikkat dikkat! Bu film aşırı derecede reklam içerir. Viral başrollerde Twitter ve Vine yer alıyor. Chef’de hikâye ana hatlarıyla Twitter üzerinden yürüyor. Twitter’ın bu kadar hayatımızın içinde olmasından dolayı bu pazarlama bölümleri fazla eğreti durmuyor. Bu yüzden filmi sevme katsayımızda bir azalma olmuyor. Filmde ayrıca net bir şekilde Twitter'ın takip ve reklam yönünün de önemine vurgu yapılmış. Çünkü Carl, oğlunun Vine, Facebook, Twitter reklamlarından sonra işini büyütmeyi başarıyor.

Filmin yolculuğunun varış noktası kesinlikle tahmin edilebilir nitelikte, fakat yolculuğun kendisi zevkli ve bazı anlarında fazlasıyla eğlenceli. Eğer sizler de benim gibi yemek yapmayı, yemek yaparken değişik tatlar kullanıp yakınlarınızı şaşırtmayı ve mutfakta olmayı seviyorsanız mutlaka görmeniz gereken bir film olduğunu ve sıkılmadan izleyebileceğinizi ve benim gibi filmin ikincisi çıksa diye bekleyeceğinizi düşünüyorum.

Yemekleriyle, ünlüleriyle, manzaralarıyla, oyunculukları ve eğlenceli konusu ile Chef bence, geçtiğimiz yılın en eğlenceli ve güzel filmlerinden birisi. Leziz yemeklerden oluşan sahneleri, ajitasyona sığınmayan aile bağları ve ince esprileriyle Chef bana kalırsa türünün en iyisi. İzlemenizi tavsiye ederim.

Şimdiden iyi seyirler. Sağlıcakla kalın.