Hurt Locker / Ölümcül Tuzak

The Hurt Locker

Hurt Locker / Ölümcül Tuzak

Selin Güneş 26 Mayıs 2014 — 14:00 tarihinde yazdı.

Dikkat "Bu yazı, filmi izlemeyenler için ipuçları içermektedir" 

War is a drug" (savaş bir nevi uyuşturucudur) gibi protest sayılabilecek bir alt başlıkla başlayan, Akademi ödüllerinde senenin bütün iyi filmlerine tozunu attırıp geçen, ödül kazanan ilk kadın yönetmen olarak Kathryn Bigelow'u tarihe geçiren Ölümcül Tuzak'ı izledikten sonra açıkçası nasıl hissedeceğimi bilemedim. Kaybeden diğer filmlere üzülmeli miyim yoksa politika karşıtlığı mı yapıyorum?

Sezar'ın hakkını Sezar'a vermek lazım başta. Film üzerinde gerçekten çok emek var, ses, görüntü, efekt, kamera kullanımı bakımından eline su dökülecek türden değil. Tertemiz görüntüler  var ve kurgusal mekanlar çok başarılı. Öyle görüntü kalabalığı olan gürültülü bir aksiyon filmi değil, insanı parmak uçlarına kadar  geren basbayağı bir savaş filmi Ölümcül Tuzak. Senaryo yazarı Mark Boal'un bu kadar ayrıntılı bir senaryo yazması ise hiç tesadüfi değil, zira kendisi bizzat Irak'ta görev almış bir olay yeri gazetecisi. Bu yüzden senaryoya çok hakim olmuş ve yarı belgesel kıvamında, tadından yenmez bir iş çıkarmış karşımıza.

Film, üç Amerikan askerinden kurulu bomba imha timinin Iraktaki 45 günlük görevlerine kamera çeviriyor. Hassas ve eğitimli Amerikan askerlerinin bombacıyı elinde cep telefonuyla fark etmelerine rağmen insan öldürmemekteki ısrarları üzerine bomba teknisyeni patlayan bomba yüzünden ölünce, tabura psikopata bağlamış, daha önce de Afganistan'da bulunduğunu ilk sözlerine sokuşturuveren bir imha teknisyeni geliyor. Yeni ekip bu hafif deli teknisyen eşliğinde şehirdeki bombaları imhaya başlıyor. Bütün bunlar çok tamam, yerli yerinde ama hikayenin alt metni bana şöyle bir durum hissettirdi: Bakın biz Amerikalılar güvenliği sağlamak için buradayız. Arkadaşımızın ölümüne sebep olacak bombayı patlatan adamı bile öldürmekten tereddüt ettik. Biz Iraklılar'ı öldürme taraftarı hiç değiliz. Biz zaten taraf değiliz.

Iraklı küçük Beckham'la sıcak dostluk kuran hafif çatlak bomba teknisyeni, görevde çocuğun cesedine yerleştirilmiş bombayı görünce yıkılıyor, cesedi patlatmak yerine bombayı minik cesetten çıkartıyor ve cesedi Iraklılara teslim ediyor. Bu sahne mükemmele yakın gerçeklikte. Amerikalı asker bunu yaparken, yine Iraklılarla iletişim kurmaya çalışan psikolog asker ayağının altındaki bombanın patlatılmasıyla havaya uçuyor. Bu sahne de mükemmel gerçeklikte. Biz de duygusalız, film de duygusal olabiliyor. Peki, gerçekten öyle miyiz?

Ama bir taraftan da çöl ortasında bu üç askerin yakaladıkları, yüzleri gözleri sarıklı adamların aslında Amerikalı oldukları anlaşıldığında söylenen replik ise:"Hey dostum aynı tarafın adamlarını yakaladınız? Hani taraf değildiniz siz? Ama yok bu filmde alt metin aramayalım derseniz, savaş filmi işte yememiş içmemiş çalışmışlar, görsel bakımdan seyirciyi doyurmuşlar, hatta temiz yüzlü Jeremy Jenner bile hafif çatlatmış rolüne yakışmış, o kadar çok işini seviyor ki çoğu savaş filminde olduğu gibi göreve dönen asker finalini gülümseyerek yapıyor. Hem de 365 günlük yeni göreviyle...

Devam filmi gelir mi dersiniz?

not:Hurt locker, imha edilecek bombanın patlaması sonucu alınan yara anlamına geliyormuş.