Lanetli Kan

Stoker

Lanetli Kan (Stoker)

Rosebud 02 Haziran 2014 — 23:00 tarihinde yazdı.

İntikam üçlemesi -Mr.Vengeance, Oldboy ve Lady Vengeance- ile tanıdığımız Güney Kore’li yönetmen Chan-Wook Park, kendi ülkesi dışındaki ilk filmi Stoker ile ABD’ye yelken açıyor. Amerika transferi sonrası yönetmenlerin çoğunlukla anlatılarından “taviz verdikleri” söylenir. Bu tartışmalı bir konudur, kısmen doğrudur. Böyle bir şey varsa Chan-Wook Park, bu söylemi Stoker ile boşa çıkarıyor diyebiliriz. Kurgu konusundaki hünerlerini bu filmde de sergileyen yönetmen klasik anlatımı yapıbozumuna uğratarak yine kendine has üslubuyla baştan sona pürdikkat izlenen bir filme imza atıyor.

Hayatta en iyi anlaştığı insan olan babasını kaybeden 18 yaşındaki India (Mia Wasikowska), psikolojik sorunları olan annesiyle (Nicole Kidman) yalnız kalmıştır. İlk kez babasının cenazesinde gördüğü amcası Charlie’nin (Mathew Goode) evlerine yerleşmesine alışmaya çalışan India, bir yandan babasının ölüm acısını yaşarken bir yandan da amcasının “gizem”ini çözmeye çalışacaktır. India, amcasının kendisine yaklaşmak için sarfettiği çabaları anlamlandırmakla uğraşırken evdeki tuhaflıklar ardarda gelmeye başlayacaktır. 

Senaryosu Prison Break’ın Michael Scofield’ı Wentworth Miller’a ait olan Stoker, Hitchcockyen tarzı gerilimi tekinsiz havasıyla seyirciyi diken üstünde oturtuyor. Büyük usta Alfred Hitchcock’un Şüphe’nin Gölgesi ve Sapık filmlerine açık göndermelerde bulunarak ustaya saygı duruşunda bulunan Chan-Wook Park, filme kendi dokunuşlarını da katarak Uzakdoğu estetiğiyle harmanlıyor. Film boyunca iki kez denediği paralel kurgularla – flashbacklerle amcanın küçük kardeşe yaptığıyla babaya yaptığı - gerilimi arttırıp seyircinin konsantrasyonuna zirve yaptırıyor. India’nın amcasına “ısınmaya” başladığı muhteşem piyano sahnesi ve yine India’nın duş sahnesi uzun süre hafızalardan çıkmayacaktır.

Mia Wasikowska’nın tüyler ürperten bakışları film boyunca etkileyici bir oyunculuk sergilemesini sağlıyor. Apansız ortaya çıkan yakışıklı Charlie amca rolünde Mathew Goode çok başarılı bir performans çiziyor. Karakterin zorlu gizemini ve iniş-çıkışlarını yansıtma konusunda son derece inandırıcı. Nicole Kidman ise her zamanki gibi… Finale doğru  artan gerilime ayak uydurmada biraz zorlandığını düşünüyor olsam da orta yaş bunalımı yaşayan eşini kaybetmiş zayıf kadın/kızıyla iletişim kuramayan anne rolünde sırıtmadığı kanaatindeyim.

 Stoker – Bizdeki adıyla Lanetli Kan: Masumiyetin Sonu – İstanbul Film Festivali’nin ardından ülkemizde gösterim şansı buldu. İngilizce konuşulan bir filmde de Chan-Wook Park’ın “taviz vermeden” yönetmenlik yaptığını görmek ve genç bir oyuncunun ilk senaryosunun ne denli olgun olabileceğine şahitlik yapmak isterseniz bu filme duyarsız kalmayınız.