Korkum Geldi

01 Mayıs 2013

Türkiye'de korku filminin neden yapıl(a)madığını çoğumuz iyi biliyoruz: Gişe korkusu muhakkak. E(k)mek parası n'apalım. Diğer sebeplerden ikisiyse ya çok yetenekli insanların bulunmaması ya da seyirci algısının önyargılı olması olsa gerek. Hollywood filmleri genellikle birbirinin kopyası olmasına rağmen ilgi çekebiliyorken, Türkiye'deki uyarlamalar hiçbir zaman aynı ilgiyi göreme(z)di. İlgi çekmek istiyorsa bir korku filmi, kendine özgü olmalıdır Türkiye'de. Yeniliğe açız deli gibi. Özenerek makyaj yapılmamalı oyunculara, karakterlere ve senaryoya. Böyle denemelerin getirisi korku filminden ziyade, korku-komedi olabiliyor en fazla. Çoğumuz şahit olduk son dönemde bu tarz filmlere. Kendi içinde çürüdü filmler. Ama iyiye doğru gittiğini biliyorum her şeyin. Diğer hayatımda Pollyanna'ydım sanırım. Güzel de kız olurdum hani, aramızda.


Dedikodu bir yana, benim bu yazıda anlatacaklarım Türkiye'de korku filmlerinin neden yapılamadığı değil. Biliyorum, yazıya öyle çok bilmiş bir edayla (Eda da kim?) başladım ama ben o eleştiriyi yapabilecek ne alt yapıya sahibim ne de yeteneğe (ama bu siteden birkaç şey öğrenmiştim bir ara). Tek isteğim güzel bir korku filmini izleyebilmek artık [iç geçirme efekti gelecek buraya]. En son küçükken Süt Kardeşler'deki Gülyabani'den çok korktuğumu hatırlıyorum. Hemen pencereye koşup perdeleri çekmiştim. Yıllar sonra aklımda kalan Büyü filmini ilgiyle izlemiştim, fakat örnek vermek gerekirse Cin'in tecavüzünde gerilmem gerekecekken tahrik oldum malesef. Bunu yönetmenin başarısızlığına bağlıyorum, benim hormonal dengelerime değil. Demek istediğim şu ki, gerilim sesleri yersiz kullanıldığında ya da yapay olduğu belli olduğunda kamera açılarının mükemmel olması bile bir şeye yaramıyor, ki Büyü'de açılar da berbattı. Biraz daha alttan çekmeliydi yönetmen, çok şey kaçırdım. Korkutmak için korku filmi çekmenin yan etkileri bu olsa gerek. Bence her film psikolojik bir gerilim yaratmalıdır, ekrana aniden bir şey fırlatıp korkutmaya çalışmadan önce. Bekletmeli, bekletmeli, bekletmeli, düşünceleri zihinde canlandırdıktan sonra zihindekini ekrana beklenmedik şekilde yansıtmalıdır. Tahmin edilebilir korku filmlerinde insanlar zaten kendilerini düşüncelerinde gelecek olana hazırlamış oluyorlar malesef. Psikoloji sınavım çok iyi geçti bu arada. Ah, yine ahkam kesmeye başladım çok biliyormuş gibi. Özür dilerim.


Türk sinemasında uzun yıllar korku filmlerine el atılmamasının ardından (o yıllarda erotizmimiz gelmişti de üzerinize afiyet) milenyum çağında kaliteli senaryolar ve/veya çekim teknikleri bu alışkanlığı kırmaya çalışıyor. Bu akımın öncülüğünde isyankar ve yenilikçi beyinler yer alıyor ve beklentilerimiz gittikçe artmaya başlıyor böylece. İşte tam bu noktada gelişmeye başlayan korku sinemasına darbeyi biz vurmuş oluyoruz. Beklenti. Beklentiyle sinema salonlarını doldurunca, çığlık çığlığa kalma zorunluluğunun olduğunu düşününce filmlerin vasat olduğunu fısıldamaya başlıyoruz eve giderken. "Bu mu lan korku filmi dediğin?" diyen adama biri de çıkıp "sen daha iyisini yap da görelim" diyemiyor, çünkü o da aynı fikirde anasını satim. Beyaz perdenin bu kadar hem gerçekçi olmasını bekleyen hem de "ne de olsa film, ancak bu kadar olur" algısı taşıyan başka millet var mıdır bilmiyorum. Ben ne biliyorum ki zaten.


Yapımcılar baktılar ki korku filmlerinde para yok, korku-komedi sektörüne el atmaya başladılar. Öksüz ve gelişmeye aç olan korku sektörünün büyük kitlelere hitap edememesinin tek sebebi bu yapımcılar değil. Sinemada film izlemeyi sadece boş zaman aktivitesi, hobi veya eğlence olarak lanse eden medyanın aslında sanat icra edildiğini hatırlatmaması da büyük bir sorun. Ama benim korkum geldi, birileri acilen sanata katkıda bulunsun lütfen. Gel gör ki "ben mi kurtarıcam bu memleketi" akımı benim de bilincimde yer etmeye başladı yavaş yavaş. O zaman bitsin bu yazı, ben de kurtulayım siz de. Şaka maka, korku-komedi'ye ben de mi el atsam acaba?

Üye Yorumları

evrim_ates evrim_ates Üye 13.05.2011

Bu film de pek özgün sayılmaz hani.Bildiğin Blair Witch çakması olmuş.

Emin Buğra Saral Emin Buğra Saral Yazar 11.05.2011

Teşekkürler, beğendiğinize sevindim :) Hala yaşıyorum :) İkinci makaleye benzer yazım bu. Her yeni makaleye benzer yazımda daha kaliteli videolar çekmeye çalışıyorum :) Her ne kadar toplamda beş dakika sürse de çekimler, bunu kimse bilmiyor tabi. Sıradaki makalenin konusunu bilmiyorum henüz. Sizlerin konu önerileriyle bir video çekerek yazı oluşturabiliriz, herkesin katkısı olmuş olur böylece :) Hatta sizinle bile çekebiliriz filmi, İstanbul'daysanız eğer :) Önerilerinize açığım, yoksa kendi yaratıcılığımı kullanmak zorundayım her zamanki gibi :p Sevgiler.

yandi_keten_helva yandi_keten_helva Üye 10.05.2011

2. makaleniz sanırım ve kendinize has oluşu ayrıca keyif veriyor. ellerinize sağlık. hala yaşıyorsanız :)

selatin-koclar selatin-koclar Üye 05.05.2011

bence türkiye'de çekilmiş en korkunç film devamı ne zaman geliyor :)

Emin Buğra Saral Emin Buğra Saral Yazar 30.04.2011

İçerde çatal kaşık yerleştiriyordu annem, sesleri geliyor :p Gayet alıştılar yani. aha.

fafatuka fafatuka Yönetici 30.04.2011

Anne-baban seninle nasıl başediyor Emin? :)))