"Saklı Perde"

01 Mayıs 2013

Gösterim tarihi “Şu An” olan filmlerin durmaksızın oynatıldığı perdenin adıdır Saklı Perde. Bir diğer adını koymak gerekirse; Hayal Perdesi! Anlamsızlığın hüküm sürdüğü düşünce topraklarında nice anlamlar filizlenir kimi zaman. Tadından yenmeyen nice fikir meyveleri peydah olur ansızın. Gerçek ile hayal arasında ki çizgi kadar yakın ve uzaktır anlam ile anlamsızlığın arası. Anlama çabasıyla geçen ömürlerimizin ihtiyarlığıyla bükülürken belimiz, çoğu zaman kendimizi umarsızca içine bıraktığımız ve gerçekliğin o çok ciddi suratından, zaman ve mekân kelepçelerinden kaçtığımız dünyadır hayallerimiz, düşlerimiz, düşüncelerimiz. Yanımıza bir valiz, bir çanta ve hatta ceketimizi bile almadan çekip gidebileceğimiz diyarların adıdır Saklı Perdelerimiz. Akıl, Düşünce, Zihin, Beyin, Kafa, Gönül, Kalp, Ruh… Her ne derseniz deyin, içimizde bir dünya saklı. Ve bir perde. An ile, anında görüntü bulan, an ile yaratılan nice düşünce, hikaye, olay… Yansır Saklı Perdemize. Ve kimse bilmez ve izlemez Senin Zat’ından ve Seni Yaratan’ın Zatın’dan başka. Her ne kadar iki izleyici varmış gibi görünse de, özünde Tek bir seyircisi olan filmlerdir. Oynayan da O’dur, Oynatan da… Yazan, çizen, yönetende O’dur. Kudret O’ndadır ki bu saklı perdelerimizin bileni, işiteni, göreni ve belki de yöneteni O’dur. Akıl, Düşünce, Zihin, Beyin, Kafa, Gönül, Kalp, Ruh… Her ne derseniz deyin, içimizde bir dünya saklı. Ve bir perde. Öyle bir perde ki, küçücük bedenlerimizde sonsuzluk kadar derinleşen ve sonsuzluk kadar büyüyen bir perde. Gücünü, kaynağını, İlhamını Başı ve Sonu olmayan Yaratan’ın Ruhundan alan bir perde. Ve sinema perdesi… Saklı Perde’min farkına vardıktan sonra nedense çok basit gelmeye başladı bana dış dünyanın perdeleri. Hikayeleri sınırlı. Zaman kafesi içinde başlayan ve biten, belli bir mekan ile çerçevelenmiş gösterimler. Fantastik ve bilim kurgu türlerinin dışında gerçeklikle paralelleştirilen gösterimler… Ki zaten sinema perdesi de, insan denilen yönetmenin, insan denilen oyuncunun, insan denilen senaristin, saklı perdesinden açığa çıkan ve zahire yansıyan küçük bir parçasıdır. Sinema perdeleri ki saklı perdelerimizin dublörleridir. Değil mi ki; bizi en çok korkutan filmler, bizi en çok üzen, bizi en çok güldüren filmler, evvela bir insanın saklı perdesinde hayat bulmuş ve gösterime girmiştir, diğer tüm insanlardan habersiz. Değil mi Lord Of The Rings ve o temanın bütününü ifade eden Orta Dünya, önce Tolkien’in hayal perdesinde canlanmış ve o nefes aldığı sayıya denk gelen seanslarında orta dünyanın o harika havasını hayatı boyunca teneffüs etmiş, ayaklarını uzatarak seyretmiştir. Ve belki de nice saklı perdelerde Orta Dünya kadar güzel hikayeler, sinema perdesine aktarılmadan kaybolup gitmiştir, bizlerden habersiz! İlginçtir Saklı Perdelerimiz. Dünyanın en seksi kadınlarıyla sevişiriz, kadınlar bilmez. En ayıp günahlara girer, yüzümüzü kızartacak suçlar işleriz, yüzümüz kızarmaz, yüzümüz bilmez. En fantastik hayallerle dünyayı kurtaran bir kahraman oluruz, halk bilmez. En saçma düşüncelerimize sınırsızca ve özgürce bir illüzyonist gibi hareket kazandırırız, sihirbazlar bilmez. Uçarız, kaçarız, bulutları halı yapar yürürüz, yatak yapar yatarız, bulutlar da bilmez… Evet ilginçtir saklı perdelerimiz, mesela bu makalemin her harfine sinen manalar uzun zamandır benim saklı perdemde an be an yaşananlardır. Ve hani Cennet dedikleri bir yer varmış ya, orda, uzakta, gitmesek de görmesek de.. Ki bence bu cennet denilen yer, saklı perdelerimizde kaynayan hayallerimizin, dünya denilen kafesten, zaman ve mekan kelepçelerinden sıyrılıp da sonsuzlukta anlam kazanan diyarın adı ../ mı?.. Anlamsızlık hüküm sürdü biraz, anlamsızlık ağır bastı biraz bu yazımda. Gerçeklik denilen can sıkıcı, can yakan dünyadan biraz kaçmak, sizleri de yanıma alıp kaçırmak için. Bazen anlamsız şeyler yapmak da gerekir zannımca. Ki çoğu zaman anlamsızlığın gölgesinde anlam bulur çoğu düşünce, hayal ve gerçek. Evet, bu makalemi anlayanlara selam olsun. Anlamayanlara iki defa selam olsun, onlar ki daha özel kimseler. Ve bi zahmet anlamayanlar, anlayanlara anlatsın ve anlayanlarda anlamayanlara anlatmasın. Öyle işte, yine görüşürüz… Muhabbetle…

Üye Yorumları

MikU MikU Yazar 15.10.2011

Vampirler kanımı emiyor, kan kaybediyorum gerçekten, yakında kan bağışı için bütün sosyal paylaşım sitelerine "Acil Kan Aranıyor" diye ilanlar vereceğim. Bir yandan da kansızlıktan her akşam pekmez suyu içmekteyim ama nafile.. Sanırım sonum geldi.. :) Hiç dikkate almaz olur muyum ben seni ya! Her yorumunda yüzümde yarattığın tebessümün yüzü suyu hürmetine bile dikkate değersin, emin ol. Benim inancıma göre yaratılan her zerre, bir su kabarcığı bir toz taneciği bile lüzumsuz ve gereksiz değilken, varlık resmi içerisinde seni dikkate almamak büyük bir günah olur benim için, elbet yaratılış senaryosunda seninde ufak da olsa bir rolün vardır. Her ne kadar yazının yayınlanış tarihi 2 ay değil henüz 18 gün olmuş olsa da ve ben kendimce, kendime yazan bir yazarken ve her ifade ettiğim kelimeye bir anne şefkatiyle yaklaşırken, yazılarımın kalitesini ve başarısını altına yapılan yorumları kıstas alıp değerlendirebilecek kadar bencil, megoloman ve akli değerlerimi kaybetmiş değilken..ve sen tüm bunları iddia ederken bile seni dikkate alırım. Sen yine yorumlarını eksik etme fakat bi yandandag ün nasıl hesaplanır tarih nasıl belirlenir onu öğren.. Tabi bunu yapabilmek için önce toplama çıkarma çalışman gerek.Hem sonra bakkaldan ekmek aldığında Bakkal Amca paranın üstünü eksik vermesin, yazık olur zira bu zamanda para kolay kazanılmıyor..

evrim_ates evrim_ates Üye 14.10.2011

Miku kan kaybetmekte,yazı yayınlanalı neredeyse 2 ay olmuş fakat sadece 1 yorum göze ilişmekte.Zamanında dedimdi; üslup bayık olmuyo böyle diye ama dinletemedik.Neyse belki gene dikkate almaz.

ismailcom ismailcom Üye 27.09.2011

Afiş çok ilgi çekici olmuş. Sinema ve izleyiciyle alakalı makale yazınızda isabet olmuş. açık açık çok keyif aldığımı söyleyebilirim. diğer yazılarınızda (makale) okuyorum bu arada. ellerinize aklınıza sağlık