Türkiye'den Almanya'ya Göçün 50. Yılı

01 Mayıs 2013

KARŞIDAN BAKIŞ – GÖÇ FİLMLERİ SEÇKİSİ İLE TÜRKİYE'DEN ALMANYA'YA GÖÇÜN 50. YILI

Türkiye’den Almanya’ya göçün 50. yıldönümü nedeniyle Goethe-Institut'un
düzenlediği etkinlikler çerçevesinde gerçekleşecek Karşıdan Bakış/Der andere
Blick isimli film seçkisi, 11-14 Ekim tarihleri arasında Ankara’da, 17-20 Ekim
tarihleri arasında İzmir’de ve 20-30 Ekim tarihleri arasında İstanbul’da, İstanbul
Modern Sinema’da seyirciyle buluşacak.

Küratörlüğünü sinema yazarı Engin Ertan’ın yaptığı seçki; göç çerçevesinde
Almanya ve Türkiye arasındaki bağa ve kültürel alışverişe odaklanıyor. Bu dönem
dâhilinde çekilmiş Türk ve Alman filmlerinde diğer ülkeden karakterlerin nasıl temsil
edildikleri, seçkinin çıkış noktasını oluşturuyor. Seçki, birbirinden çok farklı türlerden
örnekler ve farklı zamanlara ait hikâyeler aracılığıyla, birbirimizi nasıl gördüğümüz ve
algıladığımız fikrine yoğunlaşıyor.

Gösterim programının İstanbul ayağının açılışını yapacak filmler, Halit Refiğ’in
yönettiği 1969 yapımı “Bir Türk’e Gönül Verdim” ve Jörg Gförer’in yönettiği 1986
yapımı “Ganz unten/En Alttakiler”. “Bir Türk’e Gönül Verdim”, çocuğunun babası
olan Türk göçmen işçinin peşinden Kayseri’ye gelen ve burada Türk kültürünün
etkisi altında kalan Alman bir kadının hikâyesini anlatıyor. “En Alttakiler” ise Günter
Wallraff’ın 80’li yıllarda çok ses getiren aynı isimli kitabının belgesel versiyonu.
Wallraff, bir Türk göçmen işçi kılığında Almanya’da çeşitli işlerde çalışmış ve
deneyimlerini kitabında aktarmıştı. Göçmen işçilerin sorunlarına içeriden bir bakış
sunmayı hedefleyen kitap ve ondan uyarlanan film, o dönemde Türkiye’de de
yayımlanmış ve vizyona girmişti.



Seçkide yer alan filmler:

Yellow Devil
Yön.: Robert Siodmak
Oyn.: Lex Barker, Marie Versini
Karl May’ın Şark Çemberi serisinin altıncı ve son romanı olan Der Schut/Haydut,
1964 yılında aynı isimle sinemaya uyarlanmış ve büyük bir gişe başarısı elde etmişti.
Serinin başkarakteri Kara Ben Nemsi’nin Osmanlı topraklarındaki maceralarından
birisi olan “Haydut”, Balkanlar’da geçiyor ve Alman gezginin halkı perişan eden bir
eşkıyaya karşı verdiği savaşı konu alıyor.

Bir Türk’e Gönül Verdim / Ich habe mich in einen Türken verliebt (1969/Türkiye)
I Lost My Heart to a Turk
Yön.: Halit Refiğ


Oyn.: Eva Bender, Ahmet Mekin
Çocuğunun babası olan göçmen Türk işçi İsmail tarafından terk edilen Eva (Eva
Bender), oğlunu da yanına alıp Kayseri’nin yolunu tutar. İsmail’i bulduğundaysa onun
evlenmiş olduğunu görür. Yalnız kalan kadına, İsmail’in iş arkadaşı Mustafa (Ahmet
Mekin) sahip çıkar. Halit Refiğ’in öncüleri arasında yer aldığı Ulusal Sinema akımının
bir örneği olan “Bir Türk’e Gönül Verdim”, Türk kültürü üzerindeki Batı etkisini ters
yönde ele alıyor ve hem bir Türk’e hem de Türkiye’ye gönül veren Eva’nın hikâyesini
anlatıyor.


 

Ankara Ekspresi / Ankara Express (1970/Türkiye)

Yön.: Muzaffer Arslan

Oyn.: Filiz Akın, Ediz Hun
II. Dünya Savaşı sırasında Türkiye’de geçen bu casus filmi, Alman ajan Hilda
(Filiz Akın) ve Binbaşı Seyfi (Ediz Hun) arasındaki aşkı konu alıyor. Esat Mahmut
Karakurt’un aynı adlı romanından uyarlanan film, Antalya’da En İyi Film ve En
İyi Kadın Oyuncu (Filiz Akın) dâhil olmak üzere 5 ödül kazanmıştı. Filiz Akın,
“Ankara Ekspresi”nden 4 yıl sonra “Almanyalı Yârim” isimli filmde yine bir Almanı
canlandırmıştı.


Almanya Acı Vatan / Deutschland bittere Heimat (1979/Türkiye)
Germany Bitter Homeland
Yön.: Şerif Gören
Oyn.: Hülya Koçyiğit, Rahmi Saltuk
Berlin’de işçi olarak çalışan Güldane ve Almanya’ya gitmek isteyen Mahmut’un
anlaşmalı evlilik yapmasını anlatan film, Türk göçmen işçilerin çalışma ve yaşama
koşullarını perdeye taşımasıyla dikkat çekmişti. “Almanya Acı Vatan”ın restore
edilmiş kopyası program dâhilinde ilk kez izleyiciyle buluşacak.

Die Kümmeltürkin geht / Melek Gidiyor (1985/Batı Almanya)
Melek Leaves
Yön.: Jeanine Meerapfel
Meerapfel’ın belgeseli, bir kısmı yeniden canlandırma olan sahnelerle, 15 yıldır
Almanya’da göçmen işçi olarak yaşayan Melek Tez’in Türkiye’ye dönme çabasını
anlatıyor. Bürokrasi gelişte olduğu gibi, dönüşte de benzer zorlukları bir bir Melek’in
önüne seriyor. Filmin orijinal ismindeki ironi de bu bağlamda yerini buluyor: Türklere
yönelik ırkçı bir hakareti kendine isim seçen film, âdeta “Madem beğenmiyorsunuz,
işte gidiyor,” diyor.

Ganz unten / En Alttakiler (1986/Batı Almanya)
Lowest of the Low
Yön.: Jörg Gförer
Alman gazeteci/yazar Günter Wallraff’ın bir Türk göçmen işçi kılığına girerek yaptığı
araştırmalara yer verdiği kitabı Ganz unten/En Alttakiler, 80’li yıllarda Almanya’da
olduğu kadar Türkiye’de de ses getirmişti. Göçmen işçilerin zor çalışma koşullarını
ve sürekli maruz kaldıkları ırkçılığı ortaya koyan olaylı kitabın film versiyonu olan bu
belgesel, gizli yapılmış çekimlerden ve röportajlardan oluşuyor.

Polizei (1988/Türkiye-Batı Almanya)
Yön.: Şerif Gören
Oyn.: Kemal Sunal, Babett Jutte
Berlin’de yaşayan ve çöpçülük yapan Ali Ekber, Alman kızı Babett’e âşık olur. Onu
etkilemek için, bulduğu bir polis üniformasını giyerek karşısına çıkar. Gören’in filmi,
Almanlarla sık sık özdeşleştirilen disiplini farklı bir bakışla hicvediyor. Kemal Sunal ise rol aldığı diğer gurbetçi
filmlerindekinden farklı bir karaktere hayat veriyor.


Yasemin (1988/Batı Almanya)
Yön.: Hark Bohm
Oyn.: Ayşe Romey, Uwe Bohm, Şener Şen
Hark Bohm’un “Yasemin”i, Almanya’daki ikinci kuşak Türklerin ebeveynleriyle
yaşadığı kültürel çatışmayı ele alan ilk filmlerden biri. Alman bir gence, Jan’a (Uwe
Bohm) âşık olan Yasemin (Ayşe Romey), tutucu ailesinin koyduğu kurallara karşı
gelmek istiyor. Öte yandan ailesini kaybetmekten de korkuyor. “Yasemin”, 1988
yılında Alman Film Ödülleri’nde En İyi Film seçilmiş ve Ayşe Romey’e de En İyi Kadın
Oyuncu ödülünü getirmişti.

Abschied vom falschen Paradies / Sahte Cennete Veda (1989/Batı Almanya)
Farewell to False Paradise
Yön.: Tevfik Başer
Oyn.: Zuhal Olcay, Brigitte Janner
Zuhal Olcay’a Alman Film Ödülleri’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandıran
“Sahte Cennete Veda”, kocasını öldürme suçundan Almanya’da hapse giren Elif’in
dramını konu alıyor. Tevfik Başer, kendisine uluslararası başarı kazandıran ilk uzun
metraj filmi “40 m2 Almanya”dan sonra, bu filminde de Almanya’da yaşayan bir Türk
kadının sıkışmışlığını anlatıyor.

Happy Birthday, Türke!/Doğum Günün Kutlu Olsun, Türk! (1992/Almanya)
Happy Birthday, Turk!
Yön.: Doris Dörrie
Oyn.: Hansa Czypionka, Özay Fecht
Jakob Arjouni’nin aynı adlı romanında uyarlanan bu polisiye/komedi, Türk asıllı
dedektif Kemal Kayankaya’nın, işin içinde Türklerin yer aldığı bir davayı çözmeye
çalışmasını anlatıyor. Filmin mizahıysa, Türk kimliğinden bütünüyle uzaklaşmış
Kemal’in yaşadığı kültürel çatışmadan ileri geliyor. Zira kendisi Almanlar için
yeterince Alman değil, Türkler içinse fazla Alman.

Berlin in Berlin (1993/Türkiye- Almanya)
Yön.: Sinan Çetin
Oyn.: Hülya Avşar, Cem Özer, Armin Block
Sinan Çetin, çekildiği dönemde çok ses getiren filmi “Berlin in Berlin”de iki kültür
arasındaki farklılık ve çatışmaları mizah duygusunu da elden bırakmadan işliyor.
Thomas (Armin Block), bir kaza sonucu oğullarının ölümüne neden olduğu Türk
aileden özür dilemek için evlerine konuk olduğunda, hayatta kalmak için dışarı
çıkmaması gerektiğini anlar. Böylece Almanya’daki Türkiye’de zorunlu geçen günler
başlar.

Kebab Connection (2004/Almanya)
Yön.: Anno Saul
Oyn.: Denis Moschitto, Nora Tschirner
Senaryo yazarları arasında Fatih Akın’ın da yer aldığı “Kebab Connection”, Türk
asıllı İbo’nun Almanya’nın ilk kung-fu filmini çekme hayali üzerine kurulu bir
komedi. “Duvara Karşı”nın büyük başarısı sonrasında vizyona giren film, Türk asıllı
göçmenlerin son 10 yıl içerisinde Alman sinemasında kazandığı ağırlıklı yerin de bir
göstergesi.


Crossing the Bridge: The Sound of Istanbul / İstanbul Hatırası (2005/Almanya-
Türkiye)

İstanbul’un sesi üzerine bu belgeselde, Türk müzik sektörünün en önemli ve ilginç
isimlerinden bazıları röportajları ve performanslarıyla yer almakta. Ancak yönetmen
Fatih Akın, İstanbul’un sesini keşfetme görevini Alman bir müzisyene, Einstürzende
Neubauten grubundan tanıdığımız Alexander Hacke’ye devretmiş durumda.
Dolayısıyla “İstanbul Hatırası” Akın’ın olduğu kadar, Hacke’nin de İstanbul’u ve Türk
müziğini nasıl algıladığı üzerine kurulu.

Knallhart / Acımasız (2006/Almanya)
Tough Enough
Yön.: Detlev Buck
Oyn.: David Kross, Jenny Elvers-Elbertzhagen
Berlin Uluslararası Film Festivali’nde FIPRESCI ödülü kazanan “Acımasız”, nezih
Zehlendorf semtinden, suç oranının yüksek olduğu Neukölln’e taşınmak zorunda
kalan bir anne-oğulun hikâyesini anlatıyor. Detlev Buck filminde iyi yetiştirilmiş Alman
genci Michael’in yavaş yavaş suç dünyasına çekilmesini işlerken, Almanya’daki suç
oranını sıklıkla göçmenlerle ilişkilendiren iddialara da yanıt veriyor: Sorun insanların
kökeniyle değil, içinde bulundukları yaşama koşullarıyla ilgilidir.

Auf der Sonnenseite/Bahtı Açık (2008/Almanya)
On the Sunny Side
Yön.: Richard Huber
Oyn.: Mehmet Kurtuluş, Peter Jordan
1970 yılından beri gösterimi devam eden polisiye televizyon dizisi Tatort, Alman
kültürünün vazgeçilmezlerinden birisi. Seri dâhilindeki 709. film olan “Bahtı
Açık”daysa Mehmet Kurtuluş, Tatort’un ilk Türk asıllı komiseri Cenk Batu’yu
canlandırıyor.

Bunu Gerçekten Yapmalı mıyım? / Soll ich es wirklich tun? (2009/Türkiye)
Should I Really Do It?
Yön.: İsmail Necmi
Oyn.: Petra Woschniak, Herold
İsmail Necmi, belgeselle kurmacayı birleştiren bu ilginç filminde göçmen hikâyelerini
tersine çeviriyor. Bu sefer İstanbul’da yaşayan bir Alman’ın, Petra’nın hayatını
izliyoruz perdede.

Wir sitzen im Süden / Yedek Memleket (2010/Almanya)
Based Down South
Yön.: Martina Priessner
Priessner’in belgeseli Türk asıllı Almanlara ve göçmen işçilere dair bildiğimiz
klişelerin dışında dört hayatı ele alıyor. Bu sefer biri hariç kendi istekleri dışında
Türkiye’ye dönmüş veya dönmek zorunda kalmış insanlar var kameranın önünde.
Nereye ait olduklarından emin değiller. Bazıları Almanya’ya geri dönmek için
çabalıyor, bazılarıysa İstanbul’da yeni bir hayat kurmaya… Ancak Almanya ve
Almanca hepsinin gündelik hayatının ayrılmaz bir parçası. Kameranın takip ettiği
insanlardan üçü, Alman bir şirketin Türkiye’deki çağrı merkezinde çalışıyor, tüm gün
boyunca Almanya’dan gelen telefonlara cevap veriyor ve en ilginci, kendilerini Alman
olarak tanıtıyor…


Bkz. İletişim

 

 

Üye Yorumları

evrim_ates evrim_ates Üye 20.10.2011

seçkide yer alacak filmler içerisinde dilekler zamanı nasıl olmaz hayretler içerisindeyim.Gurbet,aşk ve töre kavramlarının bu kadar hakkını veren,bu kadar sarsıcı bir sonu olan bir filmin seçkide olmaması çok acı.Genede top listemde ilk beşte kendine sağlam bir yer etmiş olarak kalacak.Muazzam müziklerini ise bulamadım gitti,elinde olan varsa ve saklıyorsa çok üzülürüm.