KISA’CA..

01 Mayıs 2013

Kısa’ca anlatılır hayatta bazı şeyler. Az ve öz derler hani.. Ki hayatın en çarpıcı, en akılda kalıcı ve en hakikatli vurgularıdır bu kısa’ca anlatılanlar. Kısa’ca anlatır mesela ölüm, çok fazla uzatmaz sözü ve yalnızlıkta mesela çok bir şey anlatmadan çok kısa söyler sözünü.

Öyle ki sayfalarca şey anlatmak yerine kısa’ca bir söz söylersin, seni dinleyen kulaklara, anlayan zihinlere sayfalar açtırırsın. Mesela onlarca yıllık ömründe kısa’cık bir an yaşarsın, o andan ibaret kalır ömrün. Yine hani çok güzel iki çift göz görürsün, kısa’cık bakarsın, o kısa’cık bakışa, o iki çift göze meftun olur, hapsedersin saatlerini, günlerini.. Kısa’cık bir isyan büyür içinde ama öyle kocaman bir haykırışa dönüşür ki kısarsın duymak istemediğin her ne ses varsa!

Değil midir ki her şeyde makbul olan öz’dür, ziyaretin bile mesela kısa olanı.. Söze geldikçe özden uzaklaşılır, söz söyledikçe özdeki güzellik yitirilir. Öyle ki hayatımız; kısa’ca yaşadığımız anların bıraktığı izlerden ibaret değil midir?

Sinemada da kısa’ca söylenmiş sözler vardır. Kısa’ca anlatılmış hikayeler, açılmış yaralar.. Kısaca atılmış kahkahalar ve dökülmüş gözyaşları vardır. Kısa Film olarak sesleniriz; bu kısa boylu, süresi fakir ama yüreği kocaman ve içerdiği manaları alabildiğince zengin çocuğa.

Kendimi bildim bileli, ya da kendimi bilmeye çalıştığımdan beri özel bir ilgi duyarım kısa filmlere. Kim bilir belki kısa oluşundan, saatlerimi almayışındandır. Ya da amatörce ele alınan kameralara, kim hangi niyetle nasıl hikâyeler resmettiğini merakımdan dolayıdır. Belki de ifade edişlerin en yalın ve öz/gün bir şekilde güzelleşen görünüşlerine duyduğum sempati yüzündendir. Her ne olursa olsun benim için özel bir ilgiye layıktır bu kısa film alanı..

Ya da hayatı profesyonellikten uzak amatörce yaşamayı sevdiğimden dolayı mıdır acaba? Amatör bir yazar,[amatör] bir senarist, [amatör] bir sinemacı, [amatör] bir müzisyen, [amatör] bir fotoğrafçı, [amatör] bir sporcu olarak... Yani bu amatör ruhumdan dolayı mı kısa filmler bana daha samimi geliyor? Kim bilir.. Belki.. Ya da kesinlikle.. Ama şuna da eminim ki amatör olarak yapılan her şey profesyonel olarak yapılanlardan çok daha fazla keyif vermektedir. Bir tek işini profesyonel olarak yapmaya çalışırsın ondan da pek keyif aldığın söylenemez.
İşte, değil mi ki kısa filmler de çoğunlukla amatör ruhludur. Acemice tutulur elde kamera. Ve bu acemilik siner her bir saniyeye. Yalnız bu ayıplanası bir amatörlüğü ya da acemiliği değil bilakis samimiyet ve doğallıkla beslenmiş asilce bir duruşu ifade eder. Öyle ki bu asalet ve samimiyet, paranın, egonun, çıkar ve kaprislerin olduğu popüler kültürün, bu sektörün dinamiğinde ve bileşenlerinde yer etmemesi için müthiş bir savaş vermektedir.

Evet, sinemanın amatör yönüdür kısa filmler. Öyle büyük yatırımlar istemeden az bir masrafla hazırlanıp gişe kaygısından uzak serbestçe görücüye çıkabilen filmler. Hikayelerimize, hayallerimize görüntü elbisesini giydirerek sinema dünyasının dar ve kenar sokaklarına saldığımız yaramaz çocuklarımız.. Tıpkı küçük bir çocuğun sokaklarda düşe kalka koşturup hayatı öğrenmesi gibi kısa filmlerimizde devasa sinema sektörü içinde düşe kalka ilerler, samimiyetle..

Madem kısa’ca dedik, sözü de fazla uzatmadan kısa keselim. Kelimelerle bestelemeye çalıştığımız bu kısa yazımızı da bu sektör içerisinde alın teri döken, samimiyetle ve içtenlikle kendini bu sektöre adayan sinemacılar için çalalım. Yani bu yazı da onlar için gelsin.

Sinemanın fakir ama gururlu genç delikanlısı kısa filmler hakkında dilim döndüğünce bahsedip naçizane bu sektöre bir katkı sağlamak istedim. Ve bir gün bende kısa’ca hikayelerimi resmedip , bu sektöre dahil olabileceğim imkana kavuşmayı kendimce ümit ediyorum..

Kısa’ca ve hoşça kalın..
Muhabbetle..

İletişim:
m.ikbal.uzun@hotmail.com
http://twitter.com/#!/MikuI_I

Üye Yorumları

Ethem Sak Ethem Sak Yönetici 19.10.2011

Evrim :) sayende gülümsüyorum... Teşekkür ederim... Şahsıma iletmiş olduğunuz kelimeler, :) güldüm ama senin kötü niyetli olmadığını bildiğim için saol. İyi de olsa kötü de olsa içindekileri söylemiş olman güzeldi. Hani o sansür değil, onaylamadığım kelimelerini ne yalan söyleyeyim anımsamıyorum şuan. Ama eminim bir sebebi vardı. Bunun üzeride çok durma. Sansürmüş, popülariteymiş vs... bunlara takılsaydık senin bu mesajını da es geçer şu an ki zamanımı yazılarıma yoğunlaşmaya verebilirdim. Ama öyle değil. Yönetici havalarında gezinseydik, blog değil forum sayfası açardık. Neyseki ithamda bulunduğun kelimelerinin arasında yazarımı savunmamı içerleyip ziyaretçimi ekarte etmeye çalıştığımı söylemişsin ama bunun için beni üzmediğini bil. Çünkü ne kadar sivri olsak da adil, özgür ve kendimizce yaptığımız bu iş arasında sana da aynı adalet ile yaklaştığımı düşünüyorum. Uzun uzuna her soruna cevap yazıp seni sıkmak istemem. Dolayısıyla yorumlarımız makalemizin çok dışına çıkmaya başladı. Fakat cevap vermek isteğin olacaktır. Adil olmak dedik, hadi bakalım. Fazla uzatmadan ama. Gidin başka bir yazıda tartışın :) Her ne kadar seninle sürekli tartışsak da, senin bu sivri yorumlarını sevdiğimi bilmeni istiyorum. Bu gidişle kadroya almak zorunda kalacağım. İçindekileri dışa çıkartmalısın. Ayrıca dikkatimizi çekmeye gerek yok, çok açık ortada, senin MiKU'ya karşı bir takıntın oldu. :) Şunu da ekleyip bitirmek istiyorum; hiç bir zaman yazdığın kelimelerden dolayı kırgın, şaşkın ve çaresiz kalma.. Burası sivrisinema...

evrim_ates evrim_ates Üye 19.10.2011

Ethem Sak'a Yazar,yorumcu,okuyucu,kontrolcü,yönetici ve ileri görüşlü ethem.Kırgın,şaşkın,çaresizim fakat kesinlikle suskun değilim.Yayınlamadığınız yorumum da "ince bir ayrıntı vardır ki yayınlanmamıştır" demişsin ve bu yüzden yazının engellenmiş olabileceğini belirtmişsin.Şunu bil ki yazmış olduğum metinde sansür uygulanmasına neden olacak en ufak bir söz mevcut değildi.Fakat gel gör ki "göz nurunuz" MİKU nun bana karşı sarf ettiği sözler görmezden gelinmekte.Hal bu iken benim yazılarımın sümenaltı edilerek haşmetlinizin gene ve tekrar göklere çıkarılması tam anlamıyla çelişkiden başka bir şey değildir. Sansür,yönetimin bizden daha iyi düşünmesidir.Ben ve aklım bir bütün isek, ve bu bütünlük dahilinde doğruyu yanlışı ayırabilme kabiliyeti varsa bende,sizlerin,bizlerin yerine düşünmesini kabul edemem.Kaldı ki sansür sinemanın yegane düşmanıdır.John Maynard Keynes in bir aforizması vardır;" Kelimeler sert olmalı çünkü onlar,düşünmemeye karşı,düşüncenin saldırısıdır" Miku ya Bak sevgili kardeş...Belki senin hoşuna gitmese de benim bir adım var;EVRİM.İdeolojine belki uymayabilir fakat bu bir gerçek ve beni böyle kabul etmek zorundasın,tıpkı benim seni kabul ettiğim gibi.Şahsı ciddiye almıyorum tarzı yaklaşımın,kim ne derse desin ulaşılamaz egonun bir göstergesidir.Bana yönelik sahte isim sahte profil tarzı yaftalamalarını neye dayanarak dillendirmektesin bunu bana açıklaman gerekmekte.Kaldı ki eğer beni sahte bir kişilik olarak itham ediyorsan senin gerçekliğin nasıl sorgulanmalı bunu bilmem gerekli.Popüler olmak istemediğini söylemen,bunu aslında ne kadar istediğini bilinçaltından diline vurması olarak düşünmekteyim.Ama günümüzde ki popüler kavramını sonuna kadar hak ettiğini de belirtmek isterim. Başrollerini jim carrey nin oynadığı bir film vardı; Truman show.Filmin içeriği; çevresinde ki herkesin kendi rolünü oynamaya çalıştığı fakat aykırı davranarak rollerini oynamak istemeyenlerin oyundan uzaklaştırıldığı yapay bir dünyada ki gerçeklerdi.Buradan baktığımda senin durumunda bana bir ana onu hatırlatı.Sen alışıksın; " Good morning, and in case I don't see ya, good afternoon, good evening, and good night! " tarzı aynı repliği dillendirmeye.Yani demem o ki her şey aynı olmayacak, ne kadar oyundan uzaklaştırılmak istensem de ben gene bildiklerimi söyleme gayretinde olacağım tabi engellenmediğim müddetçe.

MikU MikU Yazar 19.10.2011

Öncelikle Ethem, vermiş olduğun bu seviyeli ve düzeyli cevabın ve her fırsatta polemik yaratan şahsıma ve yazılarıma sahip çıktığın için teşekkür ederim. Ama ben artık adı geçen arkadaşı pek fazla ciddiye al(a)mıyorum çünkü kasıt olduğunu düşünüyorum. Derdi üzüm yemek değil bağcıyı dövmeye çalışmak olan bu arkadaş, sahte bir ismin, sahte bir profilin arkasına sığınıp kendince her aklına geleni söyleme özgürlüğüne sahip olduğunu zannediyor. Burada ben bu arkadaşın ağır psikolojik tramvaları ya da büyük saplantıları olduğunu bunun yanında bir yerlerden ezildiği ve horlandığı için hayalinde yarattığı bu profil ile bir takım duygularını tatmin etmeye ve kendini değerli hissetmeye ya da bir çocuk gibi arsızca birileriyle dalga geçmeye çalışıyor.. Pek fazla kafa yormak da istemiyorum çünkü bu adil bir dövüş olmuyor. Bizlerin gerçek kimlikleri ortadayken, sahte profillerin ve hesapların arkasından taş atmaya çalışan bu türlere karşı en azından ben daha fazla kafa yorarak cevap verme gereği bile duymayacağım. Sanırım kimi insanlar beni ve yazılarımı haddinden fazla ciddiye alıyorlar. Ben profesyonel bir yazar değilim, her zaman söylüyorum içimde uyanan duygulara kelimelerle hayat vermeye çalışan bir cankurtaranım. Evvela kendi canımı kurtarıyorum ve yine bir cankurtaran bir hayat kurtarırken ne kadar çıkarsız ve amaçsız düşünüyorsa ben de öyle yapmaya çalışıyorum bu yaptığım işi. Bir cadde kenarında elinde ki yıllanmış enstrümanı ile müzik yapmaya çalışan bohem bir insan kadardır kalemimin gücü.. Sonrası iyilik, güzellik... Bu arada Evrim Kardeş'e son sözüm..Eğer bu tür polemikler ve sataşmalarla beni popüler kılmaya ve okunabilirliğimi artırmaya çalışması gibi içinde gizli ve ulvi bir amaç saklıyorsa, hiç gerek yok kardeş..popüler olmak gibi bir gayem yok..yazılarımdaki duygularıma eşlik eden iki üç tane dost üç beş kelam söz sarfetsin sohbet amaçlı ..bana yeter..sonrası iyilik, güzellik..

Ethem Sak Ethem Sak Yönetici 19.10.2011

Evrim'in tüm önerilerini, fikir ve düşüncelerini herkesi dinlediğimiz ve dikkate aldığımız gibi alıyoruz. Dilediğin gibi fikrini belirtmekte özgürsün. İnan sansürlenen paragrafında ince bir ayrıntı vardır diye sansürlenmiştir. Biz ki yazarlarımızın dahi yazılarına müdahale etmiyorken siz ziyaretçilerimizin yazılarına da aynı hassasiyeti gösterdiğimizi bilmeni isterim. Sonra... Neden yazılan bir yazının saklanması gerektiğini düşündüğünü anlamadım. Daha doğrusu sorum şudur; Yazılmış bir yazı okuyucusuna ulaşabilecekken neden hafızada saklı dursun? Her gün düzenli olarak yazı çıkartmaya gayret etmekteyken ve her gün az diye düşünüyoruz ama bir yazı ile okuyucuyu yeni bir yazıyla karşılamayı temenni ederken ve bu sayede de dolaylı olarak sivrisinema'yı güncel tutarken, neden harika bir yazı günlerce vs içeride yada hafızada dursun ki? Bence bunun ego tatmini ile alakası yoktur. MiKU arkadaşımızı bu hafta performansı ile hem bizi hemde okuyucusunu mutlu ettiğini düşünüyorum. Bence bu EGO tatmini değil, aklından geçeni yazabilme özgürlüğüdür, paylaşımdır, kendini geliştirmektir, sivrisinema'yı geliştirmektir. İnan ard arda yazabilmek düşündüğünüz kadar kolay değil ve inanın burada yazan arkadaşlarımız sırf yazı yazmak adına değil destek olmak, takip edenlere güzel paylaşımlar yapmak vs için buradalar. Başka hiç bir çıkarımız yok. Bu cevabı vermemin nedeni; ettiğin sitemin ardındaki kalbinin burukluğu yumuşatmaktı. Umarım ismin sivrisinema'da daimi olur. Sitem dahi olsa sivrisinema'nın yegane kuralında olduğu gibi kendine has yorumundan dolayı teşekkür ediyorum.

MikU MikU Yazar 19.10.2011

:)) Evet ilginç gerçekten, bende yeni farkettim, gözümden kaçmış.. Bu kadar dikkatli okuyucuların olması sevindirici, tşk ederim.. *** Sanırım en yakın zamanda gözlük alıp toplum arasında dört göz (bu söz sadece şahsımadır) diye anılan konuma ve duruma yerleşip bu tabirimi doğrulatmam gerek, malum dört göz=iki çift göz, zamanı da gelmiş hani :))

ziyaretci ziyaretci Üye 18.10.2011

İki çift göz görmek ilginç :s

evrim_ates evrim_ates Üye 18.10.2011

Burası iyice ego tatmin merkezi oldu.bir yazı bitmeden ardı arkası gelmekte.Niye bütün yazılar yayınlanıyor anlamıyorum.Miku kardeş, yokmu senin bilgsayarının hafızasında yer? biriktir biriktir dursun orda yazıların.Niye hepsini ardı ardına yayınlama gereği hissediyosun?Hayır yani demek şu ki ben yazıyorum kafa var bende sizde okuyun anca okursunuz hesabı.Burdan sivrisinemaya da sitem...Bir yazıya karşı göndermiş olduğum yorumum yayınlanmayarak sansürlendi ya da ben yanlış anladım.Eğer serbestçe yorum yazılmayacaksa sivrisinemanın sivriliğinden eser kalmadığını söylemek zorundayım.Sanırım bazı kafalar ağır basıyor...