Christopher Lee : 90 Yıllık Devrilmez Çınar!

01 Mayıs 2013

Sir Christopher Lee, fantazinin ve korkunun yaşayan babalarından biri... Bir jenerasyonun Dracula'sı, Rochefort'u, Sherlock Holmes'u, Lord Bathurst'u, Lord Summerisle'ı, daha taze jenerasyonun ise Saruman'ı ve Kont Dooku'su... Geçtiğimiz günlerde doksanıncı yaşına basan ve yaşına rağmen en son Martin Scorsese'nin Hugo'sunda dimdik ayakta gördüğümüz Christopher Frank Carandini Lee'ye bir kere daha yürekten iyiki doğdun diyoruz!

Son günlerdeki toplaşık kolektif hafızamızı kurcalayacak olursak, kendisinin karakteristiklerini kabaca şu şekilde sıralayabiliriz. Her şeyden önce, duyduğunuz anda tüylerinizi diken diken eden davudi sesi, en az hayat verdiği karakterlerin fiziki nişleri kadar etkileyicidir ki, bu efsanevi tınıyı, sadece filmlerinde ya da çeşitli animasyonlarda değil, ünlü senfonik metal grubu, Rhapsody Of Fire ile gerçekleştirdikleri The Magic Of The Wizards Dream parçasında da kullanmaktan çekinmemiştir. Büyük ustanın, metal müziğe olan katkıları bununla da sınırlı kalmamış, Earthshaker festivalinde, Manowar ile birlikte sahne almıştır. Ustanın müzikal anlamda -şimdilik- son golü ise, senfoni bonkörü Charlemagne By The Sword And The Cross adlı albümüdür.

Yüzüklerin Efendisi'nde canlandırdığı Saruman karakteri dışında da Orta Dünya'ya fazlasıyla tutkundur Lee. Üstelik onun Tolkien sevdası, Orta Dünya dillerinin pek çoğunu ezberlemek kadar kronik bir seviyededir. Ayrıca, filmin kadrosunda Tolkien ile tanışma şerefine erişmiş olan tek kişidir kendisi. Yüzüklerin Efendisi serisini her seni dönüp dönüp okuduğu ise, sağlam rivayetler arasındadır.

Bir nevi, beyazperdede ikinci doğuşunu Saruman ile yaşamış olması ve hem öncesinde hem de o günden bu yana sinema dışında vuku bulan münferit fantastik oluşuma da gönül vermesi; yeni nesil fantezi ve bilimkurgu sevenler tarafından da keşfedilmesinin önünü açmış oldu. Oysa ki Lee, yeni jenerasyonun ilgisini çekmeden önce, 90'lı yıllarda, her ne kadar fazla göz önünde durmuyor gibi gözükse de, irili ufaklı pek çok filmde rol alıyordu ki, gelmiş geçmiş en fazla ekran performansına sahip aktör olma rekorunun hali hazırda kırılamaması da bu iddianın kanıtlarından biridir. Elbette Samuel Jackson ya da Morgan Freeman'ın bir kaç sene öncesine kadar hız kesmeden farklı yapımlarla karşımıza çıkması, bir karşı iddia olarak mizah malzemesi haline getirilmedi değil!

Bu gün sinemada, işlerini ağzımız açık izlediğimiz pek çok yönetmen, performansına hayran kaldığımız bir o kadar aktör ve aktristin en güçlü etkilenim paydalarından biridir Lee. Bununla birlike, James Bond'un yaratıcısı olan Ian Flemming'in kuzeni olduğu pek az kişi tarafından bilinir.

Günümüz orta yaşı aşmış Hollywood oyuncularının, dublör kullanmadıkları sahneler ağızlara sakız edilir fakat nedense 80'ini aşmış bir aktörün, dublörsüz kılıç düelloları pek de ilgi çekmez... Garip! Lee, daha sonraki röportajlarında, Yıldız Savaşları için giriştiği düello sahnelerinin, kariyerinin en zorlu sahneleri arasında yer aldığını söyleyecektir üstelik.

Elbette ki, çalışmış olduğu hemen her yönetmen, kendisinden saygı ve sevgi ile bahsetse de, en uzun soluklu iş birliklerinden biri, kuşkusuz Tim Burton ile olandır. Öyle ya! bu iş birliği Depp'i neredeyse kıskandıracak boyutlardadır. Aslında perde arkasında, iki jenerasyon arasında köprü kurmasını sağlayan isim her ne kadar Peter Jackson gibi görünse de, Tim Burton'ın Lee takıntısının da, bu revizasyonda rolü büyüktür. En son Alice Harikalar Diyarında'ki Jabberwocky'e ses vererek bu ortaklığı pekiştiren usta aktör, önümüzdeki günlerde önce Dark Shadows'da karşımıza çıkacak ardından da Frenkenweeni'nin kısa soluklu konuğu olarak perdeye teşrif buyuracak. Aralık ayında ise kendisini tanıdık bir surette yeniden göreceğiz beyazperdede. Anlaşılan o ki, Yüzüklerin Efendisi filminde, Kralın Dönüşü'ndeki sahneleri Extented Edition için saklanan ve sinemada gösterilmediği için Peter Jackson ile arası bozulan aktör, bu tatsızlığı çoktan unutmuş. E iyi de olmuş hani!

64 yıllık sinema kariyeri boyunca, pek çok aktörün kıskanacağı karakterlere hayat veren, bununla da kalmayıp o aktörlere ilham veren Chrsitopher Lee, üç silahşörlerin sonuncusu (diğerleri kuşkusuz Peter Cushing ve vincent Price) olarak at sürmeye devam ediyor. Her bir fersahta bizleri kendisine hayran edecek işler ortaya çıkararak üstelik!

Üye Yorumları