Abraham Lincoln: Vampir Avcısı

01 Mayıs 2013

Önnot: Biraz uçuk kaçık bir metin olacak ama başka türlü derdimi anlatamazdım.

Bekmambetov, Holywood’a gelip feleğini şaşırmayan nadir ani-Yanki yönetmenlerden biri.

Filmleri ‘Rus bir şeysi’ taşıyor: Biraz animizm, biraz panteizm, biraz mistisizm, biraz totemizm metisajı ama ama özgün bir harman lezzetinde.

Tuhaf olan durum, Ruslar’ın bunu biz barbarlardan, yani Moğollar’dan, Tatarlar’dan ve Türkler’den öğrenmiş olmaları. Aynı zamanda kalıcı devlet kurmayı da bizden öğrendiler. Bugün Tataristan Rusya’nın vassalı ama 700 yüzyıl önce durum tersiydi. Ruslar, bunu ayrıca zayıf bir öncül-devletlerini yıktırıp, kuzeye göç etmek zorunda kalıp, yarı yarıya kutup halkı olmalarıyla da öğrendiler. Bu sırada tuhaf bir uygar-barbar melezi durumuna da evrildiler.

Bu melezlik (metisaj), Tarkovski’nin filmlerinde vardı ama nedense daha önce pek göze çarpmadı. ‘Andrey Rublov’daki toplu animizm / Hristiyan-dışılık (bir tür doğal orji ve/ya Dionis’yak şenlik) planı, en ilgi çekici sinema planlarından biridir. Böylelikle papaz-savaşçı öldürmeyi öğrenebilmiştir, barbarları taklit yoluyla. Burada papaz ve Tarkovski, diriden ölüye yol alıyor (bu aşırı matriyarkal bir tavır ve bence Tarkovski bunu kadınlarından kopya çekti).

Bekmambetov ise, tam tersi yönde yol alıyor filmlerinde: Ölüden diriye doğru. Bunu da doğrudan birinci elden mistisizmle yapıyor: Doğaüstülük, gizem onun olağan sinema öğeleri. (Bunun Tarkovski zamanında / tarafından becerilememesi ve ancak SSCB yıkımı ertesinde gerçekleşmesi de ilginç bir durum: Bekmambetov, Tarkovski-‘Türk Fedası’ (Gambiti) melezi ya da Tarkovski’nin bilimkurgu / aksiyon çekebileni türünden sinemasal / yönetmensel bir örnek oldu çıktı.

Böylelikle de, ABD başkanı Abraham Lincoln’ü de bir vampir avcısı yapmayı, ancak o akıl edebiliyor ve buna ancak o cesaret edebiliyor.

Bekmambetov’u, aksiyon filmlerine getirdiği onlarca plan yorumu ve aşırı yorumu nedeniyle severim. Aynı zamanda, benim aslında ilgi alanım hiç olmasa da, korku filmlerinde yakalanamayan uhrevi ve manevi derinliği, aksiyon filmi gibi bir alanda kendiliğinden yaratmasını da bir ekstra puan sayarım.

‘Abraham Lincoln’ bu ikisini de beceriyor. Ancak beni asıl ilgilendiren nokta, Bekmambetov’un, ‘eh, işte sonunda’ dedirterek, yepyeni bir sinemanın kurucusu veya onun kurulmasının aracısı olma evresine girmesi.

Birden çok neo- ve trans-sinema olacağını metinlerimde kezlerce yazdım. Bekmambetov’unki onlardan biri. Üstelik, bunu bilerek, isteyerek, arayışla, dene-yanıl ile beceriyor. Bu, avangard tarihinde çok nadir raslanan bir durumdar.

Filmi keyifle izledim ve arkama yaslanıp sordum: ‘What is next man?’

Üye Yorumları