Tatil filmleri yazısı 1

01 Mayıs 2013

Bu yıl tatil planlarımız arasında ağaca çıkmak, börtüye, böceğe sarmak, dalından sebze, meyve yemek, kuş, çekirge sesi dinlemek dışında korku filmi izlemek vardı. (sanki yıllardır her hafta sonu yapmıyormuşuz gibi) Ancak yıllar sonra ilk kez gittiğimiz annemizin köy evindeki korku filmi hayallerimizin başka bir sebebi vardı, ilk olarak köy fazla kalabalık bir köy değildi sonrasında evin köydeki en son ev olması sebebiyle önünden gelen geçen insanın yokluğu .Yani koskoca köyün en sonundaki evde,orman ve ıssız otlaklara en yakın mekanda gece korku filmi izlemeyecektik de başka nerede izleyecektik.Bu kez olaylara çok daha fazla adapte olabileceğiz diye sevinçle bir dolu filmle çıktık tatile. (nasıl bir ruh hastasıysak artık)

İlk olarak 'Lovely Molly' ile başlayalım. Evlenir evlenmez doğup büyüdüğü  ve ailesinin öldüğü eve yerleşen Molly'in hikayesinin işlendiği filme bir çeşit psikolojik gerilim de diyebiliriz.Geçmişine ait pek çok anının zamanla Molly ve eşinin hayatını nasıl cehenneme çevirdiğini ilerleyen dakikalarda görüyoruz. Yönetmen olarak Eduardo Sanchez'in adını gören ve fragmanını izleyen filmden çok şey bekleyebilir, ben çok çok kötü bulmadım ama çok ta etkilenmedim.Film ruh hastalığı ile doğaüstü olaylar arasındaki çizgiyi işliyor, Molly'i canlandıran Gretchen Lodge gerçekten iyi bir performans sergilemiş. Film bana İspanyol korku filmlerini hatırlattı.

Yönetmen: Eduardo Sanchez     Oyuncular: Gretchen Lodge, Alexandra Holden, Johnny Lewis.

Son sahnesine kadar heyecanı üst sınırda tutan ve beğenerek izlediğim 'The Canyon' filmi Amerika'da kanyon gezisine çıkan ve çıktıkları gezide başlarına gelen aksilikler yüzünden hayatta kalma mücadelesine giren yeni evli bir çiftin hikayesi üzerine kurulu.

Çok ses getiren 127 Saat'i beğenen bu filmi çok daha fazla sever diye düşünüyorum,çünkü  her ne kadar gerçek hayattan kurgulanmış ve yüksek performansla canlandırılmış olsa da 127 Saat'te bir tek kişinin oradan kurtulma, açlık ve susuzlukla mücadelesini izledik. Ancak The Kanyon'da kayboluş, açlık ve susuzluğun yanı sıra, yılan,kurtlar,akbabalar, sıcak, soğuk gibi pek çok olumsuz faktör filme biraz daha heyecan katmış. Ayrıca bazı sahnelerin sıkıcı olması,gözden kaçmayan mantık hatalarına rağmen filmin finalinin ilginç olması hoşuma gitti.

Vahşi doğada hayatta kalma mücadelesi konularına ilgi duyanlara  The Canyon biçilmiş kaftan,iyi seyirler.

Yönetmen: Richard Harrah       Oyuncular: Eion Bailey, Yvonne Strahovski      Yapım yılı: 2009

Konusunun, sonunun hiç bir zaman değişmeyeceğini bildiğim halde ısrarla her çıktığında deli gibi izlediğim seri Final Destination'un beşincisini de ancak köyde izleme şansını bulabildim. Aslında birincisi ile beşincisi arasında mekanlar, ölüm şekilleri ve oyuncular dışınca hiç bir fark olmayan serinin  beni çeken yönlerinin efektleri ve ölüm şekillerindeki ince ayrıntılar olduğuna karar verdim.

'Final Destination 5' zaten  birbirine benzeyen 4 tane filmi izleyen beşinciyi de izlememezlik etmeyeceği bir film, öyleki ben her bölümde bir nebze olsun süpriz olur mu diye bekler,her seferinde öylece kalırım.Bu arada komedi unsurlarının azaltılması ve serinin ilk filmiyle kurulan ilişki çok hoş olmuş. Ne olursa olsun seviyorum arkadaş ben bu seriyi, heleki son bölümde ölüm sahnelerinde ters köşe yapmaları da oldukça heyecanlıydı, 3D olması da cabası.

Kısaca ben artık bu kez bakalım bakalım nasıl ölecekler diye bakıyorum, yoksa başı sonu belli.

Yönetmen: Steven Quale      Oyuncular: Emma Bell, Miles Fisher, Ellen Wroe, Tony Todd.

İzlediğim türün nadiren dışına çıktığımda vasat film izlersem genellikle uzun bir süre aksiyon,komedi,dram gibi film türlerine el atmam, ancak Loft, İnside Man, The Town gibi filmler denk gelecek ki izleyeyim, neyseki zaten ayda yılda bir izlediğim Aksiyon filmlerinden seçtiğim Hodejegerne beni hiç pişman etmedi.

Norveç yapımı 'Hodejegerne' son zamanlarda izlediğim en hoş filmlerden biri diyebilirim.Bir şirkette çalışan ve eşini elinde tutabilmek, onu lüks içinde yaşatabilmek için sanat eseri hırsızlığı yapan Roger, tesadüfen hayatına dahil olan oldukça değerli bir tablonun sahibi, eski bir asker Clas ve Roger'i Clas ile aldatan ve eşinin ikinci mesleğinden haberdar olmayan Diana bir anda kendilerini oldukça heyecanlı, eğlenceli ve gerilimli bir macera içerisinde bulurlar.

Akılcı planlar, kaçış kovalamaca, aşk, sadakatsizlik gibi konuları barındıran ve Roger'in kendi anlatımıyla ilerleyen film, bana göre her zaman izlediğimiz aksiyonlu Amerikan filmlerinden çok daha güzel. Bundan sonra daha fazla Norveç filmi izlemeye karar vermemi sağlayan film Kafa Avcıları olarak çevrilmiş.

Yönetmen: Morten Tyldum        Oyuncular:  Aksel Hennie, Nikolaj Coster Waldau.

Hani bazen acaba ne izlesek diye kararsız kalırız ya, inşallah biraz fikir verebilmişimdir, devamı gelecek... İyi seyirler

Üye Yorumları