Vampir dosyası: Nosferatu vs Twilight

01 Mayıs 2013

Aman Tanrım!!!  Vampirler hortladı. (Vampirler için hortlamak kelimesi çok doğru bir tanım olmasa da :) sinemadaki durumu özetleyen en iyi cümle bu maalesef ) Her zaman beyazperdenin en karizmatik, en özenilesi korku karakterleri vampirler olmuştur. 1922 yılında çekilen Alman yapımı Nosferatu tarihte bilinen ilk Vampir filmidir. Film Bram Stoker?in özgün bir uyarlaması olduğu halde kaynak belli etmemek adına Nosferatu ismiyle vizyona girmiştir. Nosferatu, doğuştan vampir anlamına gelmektedir. Stocker ?in kitabındaki Kont Dracula ,bu uyarlamada Kont Orlok adı ile yer alır. Bram Stocker?a herhangi bir telif hakkı ödenmediği için film yasaklanarak vizyondan kaldırılmıştır. Nosferatu,bugün bile hala en önemli korku klasikleri arasında yer almaktadır.1931'de Dracula olarak filmi yapılan, Bram Stoker?in Kont Drakula?sı, gelmiş geçmiş en karizmatik korku fenomenlerindendir. Kont Dracula sinemada defalarca vampir filmlerinde rol bulmuştur. 1983 yılında Tonny Scott Hunger (Açlık) ?da vampir edebiyatını aşk ve eşcinsel ilişkilerle harmanlayıp, içerdiği sahneler yüzünden çok konuşulan, en uçarı vampir filmlerinden birini yaptı. Bu film vampir sineması tutkunları tarafından mutlaka görülmesi gereken filmler içinde hala yerini korumaktadır. 1992 yılında Coppola'nın çektiği Bram Stocker?s Dracula filmi de vampir mitolojinden nasibini almış korkunç ve acımasız aynı zamanda da asil gelenekçi vampir doğasını bir kez daha perdeye aktardı. Ardından, vampir hikayelerini çok detaylı ve tarihsel işleyen Ann Rice romanından uyarlama olan Vampirle Görüşme?de acımasız ve bencil Lestat (Tom Cruise), yalnız ve vicdanlı Louis (Brad Pitt), Aristokrat Armand (Antonio Banderas) vampir karizmasını göklere çıkartıyorlardı. Ann Rice, vampirlerinin vahşiliği yanında onlara insani duygular da eklemiş, hatta bu sınırsız gücün ve sonsuz yaşamın aslında ne kadar acı çektirici olduğunun altını çizerek, bakış açımızı biraz da onlardan tarafa çevirmişti. Film çok başarılı bulunmasına rağmen, Ann Rice ?i mutlu edemedi. Romanının ve karakterlerinin çok yüzeysel anlatıldığını düşünen Rice, bir daha Hollywood?a prim vermemeye yemin etti. Vampir avcısı, iyi kalpli yarı vampir Blade karakteri ile konu alt dallara ayrılıp bilim kurgulara kaymaya başlasa da filmde tüylerimizi diken diken eden Frost gibi acımasız vampirler bolca vardı. Van Helsingler?den tutun da Gün Batımından Şafağa kadar bir sürü vampir türü izledik. Bütün filmlerin çeşitliliğine rağmen iki ortak noktaları vardı ?kan ve karanlık?. Çok uzun yıllardır, korku ve acımasızlık sembolu olmuş vampir karakteri, 2000?lere gelindiğinde nerdeyse tüm popülaritesini yitirmişti ki, imdadımıza Stephenie Meyer koştu. Fakat bu sefer karşımızda geceleri sokaklarda korku salan gündüzleri tabutlarına çekilen vampirler yerine, çok güçlü bir aşk hikâyesinin, iflah olmaz Romeosu vampir ?Edward Cullen ? vardı. Hayatını vampir edebiyatına adamış çevreler tarafından yerden yere vurulan Alacakaranlık serisi, tüm bunlara inat tüm dünyada peynir ekmek gibi sattı. Bununla da kalmadı serinin ilk filmi Alacakaranlık (Twilight) çekilince, tam anlamıyla yer yerinden oynadı. Edebi geçmişi bir yana, hitap ettiği kitlenin genişliği ve yüzyıllardır korku kulvarında koşan vampirleri bir aşk hikayesinin ortasına oturtmasıyla bugüne kadar yapılmamış bir şeyi gerçekleştiren Stephenie Meyer, bu anlamda çok başarılı. Yazara göre Alacakaranlık serisine olan hayranlığın arkasında vampir hikayelerinin çekiciliğinden çok, Bella ve Edward?ın umutsuz ama ölümsüz aşkı yatıyor. Her zaman prim yapan aşk?ın yanına sinema tarihinin hep izlenmiş korkunç ama hayran olunan vampirlerini koymak da işin süsünü oluşturuyor. Bu açıdan bakınca bütün vampir anlatılarını ayaklar altına aldı, mitolojiyi popülerleştirdi diye Stephenie Meyer?a da çok kızmak çok da adil değil. E peki yüzyıllardır, belli bir karizması olan vampirlerin, bir anda insanların içinde yaşayan burjuva vampir ailesinin fertleri olarak görmek, hatta evin asi oğlunun tutup da zavallı bir insana aşık olması, hatta aşkından yerlerde sürünmesi biraz garip değil mi gerçekten? Bu kadar da değil üstelik,insanların arasında bulutlu havalarda dolaşıyorlar, insan kanı içmek yerine hayvanlarla idare ediyorlar, güneş çıkınca da çürüyüp ölmek yerine parlıyorlar, hem de elmas gibi!!!  Stephenie Meyer bu anlamda eleştirilmeyi göze aldıysa da ortaya çıkardığı ?vampir çocukla, ölümlü kızın ölesiye aşkı ? korkunç vampir mitine, romantizm ekerek hem farklı bir hikaye yarattı, hem de vampirli sinema günlerini geri getirdi. Serinin ilk filmi Alacakaranlık, düşük bir bütçe ile daha önce kendi halinde bir yönetmen olan Catherine Hardwicke?e çektirildi. Aslında yapımcı firma Summit Entertainment?in bile çok da bir şey beklemediği film gişede 382 milyon dolar gibi bir hasılatla bir fenomene dönüşüverdi. Böyle bir başarı aynı zamanda bir kadın yönetmenin yönettiği film için de büyük bir başarı oldu. Film eleştirmenlerce çok başarılı bulunmasa da, Catherine Hardwicke?in  başarılı oyuncu seçimi nedeniyle, filmin başarısı beklentilerin de üzerine çıktı. (Söylentilere göre Bella rolünde Khristen Stewart?ı seçen  Catherine Hardwicke binlerce oyuncu içinden Robert Pattinson?u Edward rolü için seçtiğinde yapımcı firma bu çirkin çocuk mu dünyanın en yakışıklı, en romantik  vampirini oynayacak diye ortalığı ayağa kaldırmış. Ama görüyoruz ki Catherine içgüdülerinde yanılmamış.) İlk filmin yakaladığı başarıdan sonra hiç vakit kaybetmeden kolları sıvayan Summit entartainment, nedense Yeni Ay?ın çekimleri için Chris Weitz da karar kıldı.   Daha önce altın pusula ve Amerikan pastası gibi filmleri çeken Chris Weitz, şahsi fikrimce Yeni Ay?ı berbat etti. Zaten Serinin en güçlü noktası ?olağanüstü aşk? temasının aslında biraz da serinin gelişme sürecinde gölgede kaldığı tek kitap olan Yeni ay?ı Chris Weitz kopuk kopuk görüntüler ve ilk filmden beter makyajlarla önümüze koymuştu. Tabi bu bir şey fark ettirdi mi? Kocaman bir Hayır, film gişede yaklaşık olarak 700 milyon dolar hasılat yaptı. Bol bol kas yapmış Jacob?u her üç sahnede bir çıplak göstermek, üstüne de Edward?ı da üstsüz göstermek suretiyle Weitz işi kotardı. Serinin üçüncü kitabı Tutulma da (Eclipse) 30 Haziran?da vizyona giriyor. Seri içinde en aksiyon dolu olanı Tutulma?da aşkın içine savaş da giriyor. Bella ile Edward?ın dolu dizgin aşklarının yanında aksiyon dolu vampir savaşları da olan hikayeyi filme dökerken bu kez seçilen isim David Slade. 2005 yılında Hard Candy (lolipop) adlı korku gerilim filmiyle adından çok söz ettiren David Slade, 30 gün 30 gece isimli vampir filmiyle de beğeni topladı. Sert ve ürkünç bir tarzı olan yönetmenin, türü romantik olarak seyreden bu vampir hikayesine, vampirsel bir şeyler katacağından umutluyum açıkçası. Daha önce seri ile hiç ilgilenmediğini belirten David Slade, hikayeyi okuduktan sonra diğer karakterlerin de çok hoş öyküleri olduğunu fark etmiş ve bu filmde Cullen ailesinin her bir ferdine daha derinlik verme çabası içine de girmiş. Kitabın konusundan dışarı çıkmamaya da çok özen göstermiş. Serinin en karanlık öyküsü olan  Tutulma?da vampirlerin ve kurtadamların insani çizgiden çıkıp, vahşi birer yaratık da olabildiğini göreceksiniz gibi iddialı söylemler de ortada dolanıyor. Tabi savaş sahneleri iyi çekeceğiz, vampirlerin iç yüzünü tekrar göstereceğiz diye, özü tamamen aşk olan bu hikâyenin tüm romantizmini de yok etmek düşünülemez. Biz Tutulmayı bekleyeduralım, serinin son filmi Şafak Vakti?nin (Breaking Down)  çekim hazırlıklarına başlandı bile. Bu kalın kitabın iki filmden oluşacağı da dedikodular arasında. Yönetmen yine değişmiş, Dreamgirls ile Oscar kazanan Bill Condon final filmi için uygun görülmüş. Yayınlanan vizyon tarihi ise 18 Ekim 2011. Uzun Lafın kısası, 2008 yılında Alacakaranlık?ın dirilttiği vampirlerin vizyona dönüşü bereketli oldu. Serinin dışında bir sürü vampir filmi izledik. Vampir imparatorluğu (Dayberakers) umut vaad edenler içinde yer alırken, çok ses getirmese de vampir filmleri içinde yerini alan yapımlardan biri ise 2008-İsveç yapımı  ?Låt den Rätte Komma in? adlı film, Türkiye?de Gir Kanıma adıyla biraz geç vizyona giren film, farklı bakış açısıyla, vampircilerin kesinlikle görmesi gereken bir yapım. Onun dışında Güney Kore sinemasının yükselen yönetmenlerinden Park Chan-Wook ?ın 2009 yapımı Kan Arzusu (Thirst) ise yapılan kan nakli sonucu bir vampire dönüşen rahibin günah dolu yeni yaşantısını konu almasıyla çok farklı ve çok başarılı bir vampir anlatısıydı. Meraklısına not: Stephenie Meyer'in  doğaüstü romantizminden sonra, vampir romansı, kitapçı raflarında da patlama yarattı. Film olarak çekilmesi muhtemel seriler ise: Vampir Academy (Vampir akademisi serisi)-Richell Mead, Night Huntress (Gece avcısı serisi)-Jeaniene Frost, The Vampire Diaries ( Vampir günlükleri serisi)-L.J. Smith, (hali hazırda tv dizisi var) Cassey Palmer Serisi-Karen Chance ve House of Night (Gece evi serisi)-P.C. Cast olarak gösteriliyor. Aslında Alacaranlık'la yeniden dirilen bu doğaüstü aşk teması,Güzel ve çirkinden beri sürekli tekerrür etmekte, Bu popülerliğin arkasından gelen tartışma konusu ise Vampirlerin aşk hikayelerinden sonra hangi doğaüstü aşk ilişkisinin popüler olacağı? Kimbilir bakarsınız sıra meleklere döner.

Üye Yorumları

caute caute Üye 07.08.2010

ne varsa eskilerde var...bakınız bir yerde makyajsız klaus kinski bir yerde bu yeni modern vampirler...nosferatu cok yasa =))

buse-suay-duman buse-suay-duman Üye 06.08.2010

Vampir filmlerine ve kitaplarına hiç ilgim olmamasına rağmen tavsiye üzerine Twilight serisi'ni okumaya başladım ve 4 kitabı 1 hafta gibi bir zamanda bitirdim. İş yerinde, öğle tatillerinde kitap okumaya başlamıştım :) Kitabı büyük bir keyifle okumama rağmen( filmlerini beğenmediğimi ilave etmeden geçemeyeceğim) vampirlere olan ilgim kitapla beraber bitti.. Sayenizde vampir dünyasının derinliklerine inerek detaylı bilgi sahibi oldum, bilmediklerimi öğrendim. Akıcı yazınız ve yorumlarınız harika bundan sonra sitenizin sıkı takipçisiyim :):)

osman-duman osman-duman Üye 06.08.2010

dünyanın şu anki dururmunu gördükce,sizi korkutacak flimler para vermenin manasızlığı ortaya çıkıyor.( tabiki sadece benim fikrim ) ancak bu flimde ne var ne yoktu diye düşünmenize gerek yok sevgili selin o kısmını en iyi şekilde hallediyor.

nazokiraze nazokiraze Yazar 18.06.2010

vampir filmlerinden hoşlanmayan biriyken trueblood dizisi ile kendimi vampirella gibi hissetmeye başladım. Kızımın hiç kaçırmadığı alacakaranlık serisini hala izlememiş olmaktan da gocunmuyorum. Ama izlemeyi planlıyorum

Selin Güneş Selin Güneş Üye 17.06.2010

korku,gerilim ve Vampir filmlerini çok severim,hatta bu tip filmleri takip ettiğim için de kendimle hafif çapta gurur da duyarım :D yazıyı okuyup beğendiğin için de çok teşekkür ederimm :)))

fafatuka fafatuka Yönetici 15.06.2010

Ne korku ne gerilim ne vampir filmi severim, hatta bu tip filmlere prim vermediğim için de kendimle hafif çapta gurur da duyarım; ama yazı harika :))

askahukum askahukum Üye 12.06.2010

Vampir tarzı belli bir hedefi içerisine alan filmlerin romantizm ile harmanlanması hem kitlesini hemde tarzını geliştirmiş oldu. Keyifle okudum, teşekkür ederim.

Ethem Sak Ethem Sak Yönetici 11.06.2010

Ellerine sağlık, çok güzel ve güncel bir paylaşım olduğu gibi, arşivde her zaman okunup yorum yapılabilir bir makale oldu. Bir zamanlar belli bir kitle sahibi olan vampirlerin aşk ve romantizmle birleştikten sonraki serüvenini ele alman, bununla beraber nostaljiyi de eksik etmeden, yazdığın bu makaleyi okurken aklımdan birbirinden güzel filmler geldi geçti. Hoş bir yazı-makale oldu. Bu arada dosya derken... Dosyalarının devamını bekliyoruz;) Tebrik ederim.

aziz aziz Üye 10.06.2010

bu siteden bu zamana kadar haberdar olmadığıma ciddiyetle üzülmeye başladığımı söylemek istiyorum. uzakdoğunun yanısıra alakalı makalelerede yer vermeniz oldukça hoş ve okunası olmuş. alaka; sinema ile ilgileniyorsam, sinema ile ilgili özgün yazılar eleştiriler okumalıyım diye düşünüyorum... makale harika olmuş yazar arkadaşı kutluyorum. vampir çılgınlığına el atmak, nereden nereye geldiğimizi ve mutasyonu değerlendirmek ve bunu okumak çok keyifliydi teşekkür ediyorum. birde uzakdoğu ile ilgili önyargıları konu alan bir makale görmek isterdim. ellerinize sağlık çok hoş ve keyifli bir ortam burası:)

Selin Güneş Selin Güneş Üye 10.06.2010

Çok teşekkür ederim.Vampir alemi iyice canlanmışken dediğin gibi bir ucundan tutup yazmak lazımdı. afiş ve düzen bence de harika görünüyor.Bu konudaki yardımları için de Ethem'e çok teşekkürler.

aydan_emine_uzun aydan_emine_uzun Üye 09.06.2010

Afiş, hazırlanış, düzen ve yazı harika olmuş. Bu konu hakkında neresinden tutup neresine vursak acaba? Her bir detay ayrı bir makale olur bana göre. Anti vampirciler de dahil olmak üzere... Yazı çok güzel ve ele alınan konu oldukça tatmin edici. Söylediğim gibi bir çok makale yazılabilir bu konu hakkında ve bununla birlikte yukarıdaki arkadaşıma katılmıyorum, aslında gereksiz detay diye bir durum yok, aksine bir köşesinden tutulup yazılmış ve güzel de yazılmış. Mühim olan diğer dalları biz yorumcuların tamamlaması, yada konuyu açmaktır. Şikayetimiz var vampir furyasına bir yandan... Öteki yandan da vampir furyası ne zaman başladı ve bu fantastik dünyaya nasıl giriş yapıldı merakıyla takip eder dururuz. Yazar (Selin), bu dosyaları çoğaltman dileklerimle:) Ellerine sağlık.

Emin Buğra Saral Emin Buğra Saral Yazar 09.06.2010

Aslında vampir filmlerini sevmem. Hatta Twilight'ın ikincisini de izlememiştim, ilkinden dolayı. Ama bilgilendirici bir yazı ele almışsın, gereksiz detaylar var mıydı bilmiyorum :) Bu yüzden eline sağlık demek istedim. Bu tür bilgilendirici ve derinlemesine bakış açısına sahip yazıları esirgememen dileğiyle...