İmgelerle Konuşan Yönetmen

01 Mayıs 2013

Kim Ki Duk üzerine konuşmak ve yazmak hep çok zor geliyor bana. Nerden başlasam nasıl anlatsam hesaplarına takılıp kalıyorum. Önyargılar denizi mi acaba onu içine yerleştirdiğim şey yoksa hakkını vermek mi? Önce Kubrick, Lynch, Julio Medem, Mike Leigh fethetti gönlümü ama Kim Ki Duk?un filmografisi kadar etkileyen olmadı beni hiç. Yönetmen, senarist, yapımcı? Güney Koreli müthiş adam.


Kimilerince ?psikopat? ilan edilen Kim Ki Duk? un serüveni bir uçak bileti alabilecek kadar para biriktirip, Fransa?ya sanat eğitimi almak için gelişiyle şekilleniyor. Kendi resimlerini satarak para kazanan Kim Ki Duk birkaç sene sonra Kore? ye geri dönüyor ve 1996? da ilk filmi olan Crocodile?la her şeye başlıyor. Şu ana kadar 13 muhteşem filmin yönetmenliğini ve senaristliğini yapıyor. Wild Animals (1996), Birdcage Inn (1998), Real Fiction (2000), The Isle (2000), Address Unknown (2001), Bad Guy (2001), The Coast Guard (2002), Spring, Summer, Autumn, Winter... and Spring (2003), Samaritan Girl (2004), 3-Iron (2004), The Bow (2005), Time (2006)filmografisini oluşturuyor Kim Ki Duk? un.

Benim Kim Ki Duk? la tanışıklığım The Isle? ı izlememle başladı ve sanırım bundan sonra her yeni filmini merakla bekliyorum, el mahkûm. El mahkûm diyorum çünkü öyle bir etki bırakıyor. Her şeyi sorgulatıyor, değerleri yıkıyor, olanı öyle bir göze sokuyor ki, normalle anormal olan karışıyor, şiddetin hayatın içindeliği ortaya konuyor, aşkın, bilincin, aklın, rahatsız ediciliğin...her şeyin tadını ağzınız yana yana alıyorsunuz. Beklenmedik bir anda yıkılıveriyor her şey, konuşmalara gerek kalmıyor o anlarda Kim Ki Duk filmlerinde; oltalar, resimler, renkler, bakışlar şiddetin, çirkinliğin, iyinin, güzelin insanın imgesel dünyası oluyor. Bu yüzden ona ?imgelerin yönetmeni? deniyor. İmgelerle, konuşmaya gerek kalmadan anlatıyor anlatacaklarını hem de çok daha etkileyerek.

Sanat yapmakla geçinen, ağır metrajlı boş filmlerdense- ki buna en büyük örnek bence Tarkovski? dir şahsi kanaatim- Kim Ki Duk? ta ne bir zorlama, ne bir sıkıntı hissedersiniz. Görsellik her filminde muhteşemdir. Renkleri sunar, olduğu gibidir her şey. İronilere gerek yoktur onun filmlerinde. Baştan aşağıya sanattır çünkü bakışı farklıdır.

Günümüz sinema anlayışı özellikle vizyona gelen filmler, Oscar alanlar, göz boyamalık efektler, milyar dolarlar?o kadar anlamsız ve sıkıcı ki!. Her zaman aynı şeyler. Adı Hollywood bu sektörün. Uzakdoğu?dan alınan filmlerin yapay görsellikler katılarak ünlü aktörlerle tekrar çekilmesi, eski filmlerin yeni versiyonları, anlamsız ödül ve reklâmlar. Sanatın ve sinemanın daha farklı olduğuna inanıyorum açıkçası. Bir filmin şaşırtıcı yönü ağır basıyorsa, etkileyiciyse, duygusal ve tepkisel olarak tepki alıyorsa izleyiciden asıl başarı bu diye düşünüyorum.

Julio Medem? in nasıl ki filmlerinde nüdizm etkisi farklı anlaşılıyorsa, Kim Ki Duk filmlerinin birçokları tarafından ?psikopat? olarak nitelendirilmesi aynı sebeplerdir. Sanat açık bir alandır ve bakış açısıyla ilişkilidir. Dar bir bakış açısı eserleri çok uç yerlerde değerlendirmeye götürebilir, olmayacak yorumlar çıkabilir anlatımlardan.

Zamanın saplanıp kalmış önyargılı, üretmeyen yönetmenlerine karşı Kim Ki Duk sinema dünyasına yaptığı filmlerle bir ok gibi saplanıp kendi farkını göstermiştir ve göstermektedir. Kısır bir üretkenlik sürecine saplanmış olan Hollwood?a karşın Kim Ki Duk her yaptığıyla yaratıcılığın bakışını ortaya koyuyor ve sayesinde sanat izliyoruz.
Sezar? ın hakkı Sezar? a!

Üye Yorumları

evrim_ates evrim_ates Üye 20.05.2011

Özel ve güzel bir metin olmuş,yazarken ellerin terlemesin inşallah

fafatuka fafatuka Yönetici 07.02.2011

@Tarkovsky'nin Avukatı Bilmenizde fayda var diye yazma gereği hissettim, yorumunuzu sitemize uygun görmediğim için ben silmiştim; ama başka bir editör arkadaş herhangi bir sakınca görmemiş olacak ki yayımlanmasına izin vermiş. Olabilir, bu konuda esnek olmayabilirim elbette, yalnız üslubunuzda bir değişiklik olmazsa bundan sonraki yorumlarınız için görüşümü arkadaşlara daha net ileteceğim. Burada herkes fikirlerini açık yüreklilikle ifade etmekte özgürdür, olmalıdır da. Bu konuda sayfalarımız herkese de açıktır. Ama kimse kimsenin güya avukatlığını üstlenip başkalarına izin merciiliği taslayamaz.

tarkovskynin-avukati tarkovskynin-avukati Üye 07.02.2011

İsmiyle hitap etme gereği duymadığım arkadaş. Tarkovsky'i olumlu yönde bile eleştiremezsin sen. İzin vermiyorum. Çarpılırsın, ağzın yüzün yamulur. Kim Ki Duk izleyiciye anlatmak istediini yüzde yüz aktarabilen bir adam, yaşayan yönetmenler arasında en iyi 3'e girer.

caute caute Üye 15.08.2010

tecrübeye tabii anlatım tarzı her yönetmenin etkilendikleri kadar yaşamından da parçalar sunar.ben bakın Tarkovsky nin yaşadıklarına ya da kişiliğine dair bir sevmemezlikte bulunduğumu söylemedim,tarzını beğenmediğimi söyledim.ki aynı olsaydık bireysel ayrılıklar diye bir bilim dalı olmazdı zannediyorum.fartklı düşünmeliyiz ki farklı düşünceler farklı tarzlar olsun.

alaettin-ayar alaettin-ayar Üye 15.08.2010

Bilahare burada söylediklerinize karşı çıkıyorum, başka bir fikir ortaya atıyorum. "Ağır ve sanatsal filmler" şeklinde tanımladığınız filmleri sevdiğinizi söylüyorsunuz, tanımınızdan rahatsızlık duyuyor olsam da ayrı bir tartışma bu da. Tarkovsky'nin filmografisine, vaktinde Sovyetlerde yaşadığı sorunlar ve sıkıntılar büyük oranda etki etmiştir. Zerkalo'da kendi çocukluğunu, pişmanlığını anlatır lakin film onay görmez, 2 yıl boyunca kurgu ve montajıyla uğraşır. Filmde baba figürü sorgulanır, birçok insanın yaşadığı sıkıntılar anlatılır. Stalker'da Sovyetler'in o dönemine dair kapalı ve haliyle ağır bir eleştiri vardır. Tarkovsky'nin bu kapalı anlatımının sebebi de sansür kuruluyla başının birçok kez derde girmiş olmasıdır. Nasıl ki Kieslowski'nin aldığı eğitim sonucu film yapmasına izin verilmemesi dolayısıyla belgesel-film tadında, sembolizm ağırlıklı eserler üretmesi sistemin dayatmasıysa, Tarkovsky' de çok uzağa düşmez sistemin dayatmaları sonucunda. "Zorlama film sahibidir, zorlama sanat çabasında bulunur , filmleri çok doldurma çabasının hemen yakınında ki boşluğa götürür" gibi iddialarınızın altını nasıl dolduruyorsunuz? Yani Tarkovsky nasıl zorlamaktadır? Bir filmi "doldurma" kriterleri nelerdir? Bir filmi "çok doldurup hemen yakınındaki boşluğa götürmeden" önce ne kadar doldurmak gerekir sizce? "Zorlama sanat çabası" nasıl tespit edilmektedir?

caute caute Üye 15.08.2010

kanaat denilen sey sahsi fikir demek olduğuna göre ben de Tarkovsky hakkında ki fikirlerimi belirttim. sanıyorum bu bana dair bir fikir olup,evet bana göre zorlama film sahibidir kedisi. ağır ve sanatsal filmler sevmeme rağmen ben Tarkovsky i zorlama bir sanat çabasında bulurum. Buda filmleri çok doldurma çabasının hemen yakınında ki boşluğa götürür.neden bu kadar kızdığınıızı anlamadım.fikir telakkisiyle burda yaptığımız galiba burda bir terslik var.

alaettin-ayar alaettin-ayar Üye 15.08.2010

Şahsi kanaatiniz? "Sanat yapmakla geçinen, ağır metrajlı boş filmlerdense- ki buna en büyük örnek bence Tarkovski? dir şahsi kanaatim-" Şahsi kanaatim demeniz burada sizi korumuyor çünkü "boş" olarak niteliyorsunuz filmleri -ki buna en yanlış örnek Tarkovsky'dir. Filmlerini anlamıyor olabilirsiniz, beğenmiyor olabilirsiniz ama bu size "boş" deme hakkını "şahsini kanaatimce" öntakısıyla bile vermez.

caute caute Üye 14.08.2010

arakdaşlar yorumlar için teşekkür ederim.yazıda söylediğiniz üzere son 3 filmi eksiktir kim ki duk un.bu yazıyı bir 4 yıl önce yazmış olup ethem in beğenisine sundum.o da yayınlamak ve paylaşmak istedi...=) eksiklikler için kusura bakmayın.bununla beraber kim ki duk a olan "fetişim"son filmleriyle beraber yok olmakla birlikte,filmlerinde kullandığı tarzı cok değiştiğini düşünmekteyim.bunu kendiside röportajlarında söylemektedir.eskiden cok daha sert filmler yapmakla braer ben shi gan öncsi imgeleri kullanışını,renkleri simgelemesini daha cok severim.giderek bence modernistlere katılmaktadır.kanatim budur. bununla beraber julio medem,mike leigh,chr,stofer boe nin her filmini önerebilirim.Chan-wook Park da aynı şekilde imgeleri,müzikleri senaryoyu cok cok iyi kullanan yönetmenlerdendir. bütün ilginiz için teşekkürler =)

Kaneshiro Kaneshiro Yazar 13.08.2010

@Halil Erol, kesinlikle ve hatta siddetle tavsiyemdir... KKD'den sonra, ilk yorumum da saydigim yonetmenlerin yapımlarini da izlemelisiniz... Yonetmenlere baslangic onerisi olarak , John Woo ; Red Cliff I ve II filmini onerebilirim. John Woo, bildiginiz -ya da yeni ogrendiginiz- uzere, Mission Impossible'in da yonetmenidir.

halil-erol halil-erol Üye 13.08.2010

Uzakdoğu filmlerine hızla sempati duymamı sağlamak üzeresiniz. Yazı için ellerinize sağlık, çok hoş ve ilgi çekici. Önerdiğiniz filmleri izlemeye karar verdim. Teşekkürler.

Kaneshiro Kaneshiro Yazar 12.08.2010

KKD (Kim Ki Duk) kesinlikle Uzakdogu'nun "Hoca"sidir. Onun filmlerinde, soze gerek yoktur. O, replikleri mimiklere saklamis bir adamdir cunku. "Wild Animals (1996), Birdcage Inn (1998), Real Fiction (2000), The Isle (2000), Address Unknown (2001), Bad Guy (2001), The Coast Guard (2002), Spring, Summer, Autumn, Winter? and Spring (2003), Samaritan Girl (2004), 3-Iron (2004), The Bow (2005), Time (2006)filmografisini oluşturuyor Kim Ki Duk? un." eksiklerle beraber, filmografisi insani urkutecek kadar basari ve odullerle doludur. Arastirma yapmayi sevenler bunu gorecektir. Bin Jip (3Iron) (Boş Ev ); Shigan- time-zaman, address unknown- bilinmeyen adres Hwal-the bow- Yay Spring, Summer, Autumn, Winter? and Spring bu filmlerin yani sira, Ggoom-Dream-Rüya isimli filmi de kesinlikle izlenmelidir.

Ethem Sak Ethem Sak Yönetici 12.08.2010

biriside benim hayatımı yazsaya :P ama böyle güzel yazsın... Ellerine sağlık.

Fırat Çimenli Fırat Çimenli Yazar 12.08.2010

@ Yazıya hayat veren; izleyiciyi iştahlandırmak üzre yazılan güzel bir yazı olarak gördüm... Farklı birşeyler görmek adına; Jim Jarmusch tarzına biraz daha yakın (imgelerle konuşan) bir yönetmen olma tarzına göre tavsiyeler neler olabilir?