Deli Deli Olma
Kars yöresinde ?dellenme, aklına mukayyet ol? anlamına gelen ?deli deli olma? sözünden adını alan filmimiz, manzaralardaki çiş donduran yoğun kar ve soğuğa nispet, yürekleri ısıtırcasına sıcacık bir film. Uzun yıllar önce Rusya?dan Kars?a göç eden Malakanlardan geriye kalan son bir tanesi Mişka (Tarık Akan) Kars?ın bir köyünde etliye sütlüye karışmadan yaşamaktadır. Bir zamanlar değirmenden geçimini sağlayan amcamız, değirmenin işe yaramaz hale gelmesiyle iyice zor duruma düşmüştür. Köy halkıyla hiçbir derdi olmayan, ağzı var dili yok, …
Flawless – Kusursuz
İki ayrı dünyanın, hayata bakış açılarından tutun aklınıza gelecek her konuda ayrı fikirleri barındıran iki insanın, iki erkeğin aynı apartmanda oturduğunu düşünün. Birisi güvenlik biriminde çalışan oldukça sert bir yapıya sahip tam bir taş fırın erkeği ki Robert De Niro’dan bahsediyorum. Bundan önceki hemen hemen tüm filmlerinde aynı sert erkek imajından vazgeçmemiş bir aktör (en zıt erkek karakterine kafalama oturmuş), diğeri ise light erkekliğin çok ötesinde bir yerlerde dolaşan eşcinsel bir erkek (erkek mi ayol …
İtirafçı – The Informant
Tarzını hemen hemen her filminde gösteren Matt Damon, yine tarzına yakışır yaşanmış bir hikaye olan İtirafçı, orjinal adıyla The Informant ile izleyiciyi adeta sessizliğe boğup, tek kelime konuşamadan sakince hikayenin seyrine dalmasını sağlayacak kadar ilgi çekici bir senaryoyla, biraz da kilolu haliyle karşımızda. Tarzının zekice hazırlanan planlar doğrultusunda oyunlar yapmak, birilerini kandırmak ya da kendi özgürlüğü adına şavaşmak olduğunu bildiğimiz için bu filmi izlemeden önce sizleri uyarıp filmin başından iyi bir izleyici ve dinleyici olmanızı, …
Funny Games U.S
1997 yılında Michael Haneke tarafından yazıp yönetilen Funny Games adlı sinir bozucu filmin aynı yönetmen tarafından tekrar çekilmiş 2007 versiyonunu izledim evvelki gün ve hemen paylaşayım dedim. Böyle aileye uygulanan şiddet içerikli filmlerden daha fazla etkilenmemdeki sebep evli ve çocuklu bir kadın olarak kendimi ve çocuklarımı onların yerine koyma halim mi bilemiyorum ama gerçekten bu filmde yer alan iki caninin kibarlıkları beni benden etti. Haneke’nin on yıl aradan sonra bu kez Amerika’da çektiği bu filmin …
Garden Of Heaven (Cennet Bahçesi) [2003]
Ohsung ( jae wook ahn ) babası gibi -diplomasını henüz almamış- bir doktordur. Babası ölüm döşeğinde hastaneyi oğluna miras olarak bırakır. İçe dönük bir adam olan Ohsung ne doktorluk yapmak istemektedir, ne de hastaneyi devralmak. Kim Youngju ( Eun ju Lee ) başarısız bir film seti makyözüdür. Kendisinden hoşlanan sanat Yönetmeni Jeong Jeol?a ( Jong-beom Son ) haksızlık eden Film yönetmeninin ağzının payını verir ve ikisi birden işsiz kalırlar. İşsiz kalan Youngju, yeni bir çok …
İnfaz / The Executioner (Jiphaengja) [2009]
Jae-kyeong (Gye-Sang Yun) ; Kamu görevlisi olarak bir hapishaneye infaz memuru olarak atanmıştır. Jong-ho (Jae-hyeon Jo) kidemli bir infaz memurudur ve Jae-kyeong’u ise alıştırmaya çalışmaktadır. Memur Kim (In-hwan Park) amirleridir ve 3 kişiyi öldürmekten ömür boyu hapis cezasına çarptırılmış, su an 60 yaşında olan bir mahkumla iyi bir dostluk kurmuştur. Eun-joo (Su-yeon Cha) ; Jae-kyeong kız arkadaşıdır. 12 senedir Kore’de idam cezası verilmemiştir. Ancak 3 kadını doğrayarak öldüren bir şuçlu, bu durumun değişmesine sebep olur. …
A Single Man / Tek Başına Bir Adam
Tek başına bir adam, yazar Christopher Isherwood’un aynı adlı romanından perdeye bir uyarlama. Aslında romanın da Isherwood’un kişisel yaşantısıyla bir çok bağı var. Ziyadesiyle içsel anlatıma sahip bu bu kitap ‘sinemaya uyarlanması imkansız’ kitaplar arasındaydı. 29. uluslar arası İstanbul film festivali’nin programında da yer alan film, 1960′larda Amerikada yaşayan İngiliz bir profesor’un 16 yıllık partneri Jim’in ani ölümünden sonra geçireceği ilk günü, yaşadığı bunalımı ve hayatını sona erdirmeyi düşünmesini anlatan filmin yönetmen koltuğunda Tom Ford’u görünce aklınızdan …
Düşüş / The Fall [2006]
Sanatsal bir film yapalım diye o kadar zorlamışlar ki, bu emellerine bir ölçüde ulaşmış olsalar da filmin mânâ yönü eksik kalmış maalesef. Aslında eleştirmeye kıyamadığım kadar görkemli görüntülere sahip bir film “The Fall”. İki katmanlı kurgusunun temelinde, 1920′lerin Los Angeles’ında geçen hikaye, ilk işinde düşüp yaralanarak başarısızlığa uğramış bir dublör ve onunla aynı hastanede tedavi gören, ailesi ile portakal bahçelerinde çalışırken ağaçtan düşerek kolunu sakatlamış küçük bir kız arasındaki ilişkiyi anlatıyor. Beş yaşındaki Alexandria’nın(Catinca Untaru) hastanede …
Sarhoş Atlar Zamanı/A Time For Drunken Horses [2000]
İranlı yönetmen Bahman Ghobadi, İran-Irak sınırındaki karlı, sarp yamaçlara çarpa çarpa keskinleşmiş Kürt lisanında tersine bir masal anlatıyor bize. Bu, ilk uzun metrajlı filmiyle büyük takdir topluyor ve ödüller alıyor. Film demeğe dili varmıyor insanın, perdede görünenler öylesine sahici çünkü. Birçok İran filminde olduğu gibi çocuklar yine başrolde. Siyah zemin üzerinde iradesiz bir el tarafından yazılmış gibi titrek hat yazıları geçerken, öyküdeki aile ferdlerinin kimler olduğunu küçük bir kızın sesinden öğreniyoruz. İkisi kız, biri sakat …
Sır Çocukları
Filmi izlerken gözlerime inanamadım… O kadar yakın düşüyor ki yangını, bir nefes ben yazıyorum şimdi, bir nefeste siz hatırlayacaksınız. İzlemediyseniz bile yaşadınız ya da şahitsinizdir böyle bir yalnızlığa, çaresizliğe yahut dolu tarafından bakmışsanız hayata, buna benzer bir savaş haline… Tarzı ya da türü gereği savaş filmi değildi “Sır Çocukları”, ama gerçek bir savaşçıydı, sonradan gözümüze aşina olan hür komutan Velit (Fırat Tanış)… Hem en büyük savaş değil miydi yaşamak? Bu çırpınışın sebebi ekmeğin, suyun ve …
Cesaretin Var mı Aşka / Jeux D’enfants [2003]
{Bu yazı, film hakkında izlemeden öğrenmek istemeyeceğiniz ipuçları içerebilir!} Böyle şeker, böyle güzel, böyle tatlı bir film olabilir mi? Bir hikaye, kahramanlarının çocukluğundan bahsetmiyorsa her zaman eksik demektir benim için. Bilakis Jeux D’enfants, Julien ve Sophie’nin küçüklüklerinden başlıyor. Julien’e (Guillaume Canet) kanser hastalığı nedeniyle son günlerini yaşayan annesi tarafından verilen rengarenk, atlıkarınca görünümünde bir kutuyla açılıyor hikaye. Aynı sınıfta okuduğu Polonya kökenli Sophie’ye (Marion Cotillard) ırkı yüzünden diğer çocukların eziyet ettiklerini görünce, Julien’de şafak atar ve yere, çamurların …
Hunting and Gathering – Ensemble, c’est tout
Fransız sinemasının önde gelen isimlerinden Claude Berri bu sefer izlerken dinlendiren, aynı zamanda heyecanlandıran sakin bir aşk filmine imza atmış. Anna Gavalda‘nın kitabından uyarlanan filmde Amelie’nin sevimli yüzü Audrey Tautou, Jeux d’enfants’ın yakışıklı erkeği Guillaume Canet ve Laurent Stocker oyunculuklarıyla beklenen performansı sergiliyorlar. Zaten Tautou filmdeki karakteri, sevimliliği ve ses tonuyla beni bağladı diyebilirim. 2007′de beyaz perdeyle buluşan film 2008 yılında Türkiye’de gösterime girmişti: “Bir aradayız, hepsi bu“. Aşçı bir erkeğin (Franck) tek varlığı anneannesinin, hayvanlarıyla …
Gözlerindeki Sır (The Secret in Their Eyes) [2010]
Artık emekliye ayrılmış bir sorgu müfettişi Benjamin (Rikardo Darin) ; yıllar önceki bir cinayet-tecavüz olayını hala ilk günkü ateşle; ortaya çıkarmak; aydınlatmak istemektedir. Bu arada , müdiresine de o zamandan beri deli gibi aşıktır fakat aşkını dile getiremediği için, yıllar içinde müdiresi evlenmiş ve çocuk sahibi olmuştur. Her emekli ve hayatının yogun bir dönemden geçtiğini kabullenen, akabinde çalışmadan duramayacağını anladığında hemen onu o yalnızlıktan kurtaracak bir meşgale arayan insan gibi o da kendi yolunu seçer …



Sürücü (Drive)
Jack And Jill
My Week With Marilyn
Karanlıklar ülkesi 4: …
Berlin Kaplanı
Açlık Oyunu / The Hung…
Çok Gürültülü ve Çok Y…
Pamuk Prenses’in…
Siyahlı Kadın
Mevsim Çiçek Açtı
Sinema Haber
BatesMotelPro’da…
2. Uluslararası Engels…
Yenilmezler (The Aveng…
Beyazperdenin Yeni Sah…
Yoruldum Patron
KISA’CA..
“PERDE”yle…
“Saklı PerdeR…
Kalp Hırsızı