Guzaarish (2010)
Duygularımın karmakarışık olduğu nadir hislerden birini yaşattı bu film bana. Neresinden başlayıp, neresini tasvir edeceğimi düşünüyorum iki gündür. Tavsiye ile ne film izlerim, ne müzik dinlerim, ne alış-veriş yaparım. Çünkü, birinin “çok övdüğü” şeylere karşı anti-patik biriyim. Buna rağmen, izleyici olarak kendime yakın bulduğum arkadaşımın “cebren ve hile ile” tadındaki baskısıyla , çokta korkarak “onunla aynı hisleri paylaşamamaktan” başladım filmi izlemeye. Aşırı duyguların olduğu “olaylar” herkese hitap etmez. Özellikle, bunun “yaşam” boyutu var ise; gerçekten …
Yedi Psikopat / Seven Psychopaths (2012)
Bir senarist/yönetmenin çektiği filmin yazım serüvenini/sürecini anlatan bir film yapması bana çok ilgi çekici geldi. 2008 yapımı In Bruges ile tanıdığımız Martin McDonagh, bir kez daha Colin Farrell’ı yanına alarak her haliyle ilginç hatta tuhaf diyebileceğimiz bir öyküyle çıkıyor karşımıza. Yedi Psikopat, hem anlattıklarıyla/üslubuyla hem tarzıyla/biçimiyle hayli sıra dışı bir film. Yazma konusunda sıkıntılar yaşayan senaryo yazarı Marty (Farrell), “Yedi Psikopat” isimli senaryosuna yeni başlamıştır. Marty’ye düşkünlük derecesinde bağlı arkadaşı Billy, zengin insanların köpeklerini çalarak …
Denizaltı / Submarine (2010)
Gece yatılmamış bir yatak, taze gün ışığı, resimler, iskelet adam ve teleskop.Kamera odayı gezinirken iç sesiyle Oliver Tate ile son bulur.Tik Tak Tik Tak Ve sonrasında Alex Turner “Oturup sana yıldızlar hakkında şarkı söyleyecek bir tip değilim, kızım. Ama dün akşam kalkıp baktığımda, gök mavinin karanlık tarafına. Yıldızlar geriye sardı kendilerini” Jeo Dunthorne’un ayni isimli romanindan uyarlanan Richard Ayoade‘nin uyarlamasınıda kendisinin yaptığı ilk yönetmenlik deneyimi Denizaltı (Submarine) filmi 15 yaşındaki Oliver Tate’in gençlik yıllarında yaşanan …
Bir Yıldız Doğuyor
Yapımcı ve aktör olan Adam Sandler gibi kendi alanında kaliteli işler yapabilen bir komedi ustasından Bir Yıldız Doğuyor (Bucky Larson: Born to Be a Star ) filminin çıkması beni üzdü doğrusu. Komedi olarak bakıldığı zaman diğerlerine göre gayet eğlenceli ve başarılı denilebilecek sahneleri yok değildi fakat beni hayal kırıklığına uğratan tek şey, Adam Sandler ismini Bir Yıldız Doğuyor filminin hikayesine laik göremememdi. Bunun yanında çocuk oyunlarından çıkma abartılı karakteristik oyunculuk ise insanın canına “tak” dedirtmiyor değil. …
Oyunbozan Ralph / Wreck-It Ralph (2013)
80′lerden günümüze kadar bizimle büyüyen, biz büyüdükçe olgunlaşan, bittikçe yenilenen bir dünya… Ne kadar eski olsalarda bir o kadar da anılarımızın olduğunu hatırlatırlar; Walt Disney kahramanları… Bakalım Oyunbozan Ralph’ı (Wreck-It Ralph) hatırlayacak mısınız? (Videoyu göremiyorsanız sayfayı yenileyebilirsiniz) Wreck-It Ralph’ı olmasada dönemin oyunlarını hatırlayanlar için eski anıları anımsamak adına hoş bir film olmuş. Film içerisinde sadece Wreck-It Ralph değil ekranı dörde bölüp şeker dünyasında yaptığınız araba yarışlarından tutun Street fighter, Mortal Kombat, Super Sonic hatta Super …
Moonrise Kingdom (Yükselen Ay Krallığı)
Wes Anderson, her haliyle sıradışı bir yönetmen. Tenenbaum Ailesi ile bilinen en iyi özgün senaryo dalında akademi adaylığı bulunan yönetmenin farklı türden hikayeleri absürd komedi sınırlarında dolaşıyor. Çoğunlukla sorunlu aileleri ve onların iletişimsizlikleri üzerine inşa ettiği mizahı beyazperdeye aktaran Anderson, bu kez hayali bir adada yaşananları romantizm sosuyla resmediyor. Senaryosunu Roman Coppola ile birlikte yazdığı Moonrise Kingdom’da Wes Anderson, bizleri 1965 yazına New England’a götürüyor. Avukat anne-babası ve üç kardeşiyle yaşayan Suzy ile izci …
The Apartment (1960): Ahlak Kalmadı, İdeal Verelim
Hollywood’da bir zamanlar hükümferma olan ‘ahlakçı’ hâkimiyete ciddi darbeler vuran Mankiewicz’in Suddenly, Last Summer (1959)’ıyla birlikte Altın Çağ’ını yaşayan Hollywood’da ahlakçı ve geleneği sürdüren tutumu sorgulayan bir akım başladı. Gerçi bu tutucu tutumun karşısında olan yapımların hepsinin ciddi bir sorgulamayı hedeflediğini söylemek de zor; birçoğunda salt ‘karşı oluş’un yarattığı cazibeden nemalanma gayesini hissetmek zor değil. Billy Wilder’ın, duruş olarak konumlanışı da bu noktadan okunabilir. Bilhassa sinemanın ilk gelişim yıllarından hemen sonraki dönemde Hollywood’u sıkı bir …
Bu Kız Beni Aşar (She’s Out of My League)
Her adım atışımda aşkın izlerini görüyorum, kendisini takip ediyormuşum gibi izlerini ve kokusunu bırakıp peşinden gelmemi bekliyor. Herkese açık olan sevişmeler, bir mucize yaşanmadıkça aynı pabuca girer. Ne vurur topuklarından, nede sıkar parmaklarını… Jay Baruchel (Kirk), görüldüğü üzere filmin adına yakışır bir karakter olmakla beraber zannediyorum ki, Alice Eve (Molly) gibi bir karaktere zıt birisi olsun da ne olursa olsun düşüncesiyle filmin başrol karakterine uygun görülmüş olmalı. Her ne kadar film adına uygun bir orantısızlık istenilse …
I am a King (Naneun Wangyirosoyida)
Bana dokunmayan yılan bin yaşasın!! Sejong, Krallık nimetlerinden faydalanmaktan başka bir derdi olmayan, gayet kendi halinde bir prenstir. Abisinin aşırı agresif ve asi tavırları yüzünden Veliaht Prenslikten azledilerek, Kral tahtından da olması sonrası, ailedeki en saf, en tembel, en mızmız Prens olan Sejong veliaht olarak seçilir. Ancak Sejong’un, abisi gibi taht hırsı yoktur ve bunun için saraydan kaçar. Bu esnada, hayta gibi etrafta dolanan Deok-chil ile istemsiz bir sekilde çarpışırlar ve olanlar olur. Çünkü, Deok-chil …
Timothy Green´in Sıradışı Yaşamı
Kimi için sevgiliye duyulan, kimi için bir duygudan ibaret, kimine göre kısa kimi de hiç bitmeyecek bir şey gibi sarılır sonsuza dek AŞK’a… Bana soracak olursanız aşk, kişiye göre değişen bir şey ve en büyük aşk ise yine bireyin yaşadığı kendi aşkıdır. Kişinin yaşadığı duygusal patlama, bir başkasının yaşadığı bin yıllık aşktan daha büyük, daha duygusal ve daha güzeldir. Green çiftinin şimdiki aşkı ise bir çocuk ama sadece bir çocuk değil bu, bu aşkın ta kendisi… Yıllardır çocuk …
Dikkat Yumruk Geliyor (Here Comes The Boom)
Her zaman söylediğim gibi, “Amerikan komedi filmleri, senaryo nekadar basit olsa yada film bir komedi filmi olsa bile genelinde ve film sonunda ufak bir yastık altı hikayesi çıkartmanızı sağlıyor”. Bir çok Amerikan filminde görüldüğü gibi kaliteli kadroya sahip ama hikaye olarak güçlü olmayan filmlerin hemen hepsi bu yolu takip ediyor. Bu da o filmi “Amerikan klasiği” kategorisinden ayırmış oluyor. En azından bu klişeyi siz/biz gülerken yapıyorlar. Salma Hayek, durduğu heryerde, aldığı tüm rollerde istisnasız başka …
Seven Psychopaths (2012)
Seven Psychopaths isimli kara mizah öğelerini taşıyacak olan film, ilham konusunda sıkıntı yaşayan bir oyun yazarının, kendi arkadaşlarıyla birlikte bir köpeği kaçırma planları yaparken bulur. Ama olay burada köpeği kaçırılan adamın sıkıntılı bir gangster olması ve ortaya çıkacak olan sorunlar. Filmi izleyebilmek için biraz sabırlı olmanız gerekiyor. Nasıl anlatabilirim tam olarak bilemedim şu anda ama biraz Tarantino film tarzı, biraz ‘’snatch’’ tarzı diyebilirim. Bu yönetmenin daha önceki filmi olan ‘’ In Brudges’’ i de izlemiştim …
Silver Linings Playbook
İzlemesi zor bir filmdi diyebilirim, ama izlenmesinin zor olan kısmı gereksiz sahnelerle donatılmış, samimi gözükmeyen oyunculuk performanslarıydı… Pat, her zaman bardağın dolu kısmına bakan, herşeyde hayır vardır sözüne inanan bir adamdır.. Karısını başka bir adamla banyoda bastıktan sonra akıl hastanesinde kalan Pat, karısını geri kazanmak için kendini düzeltmeye çalışmaktadır. Tam bu sırada kocasını kaybetmiş olan Tiffany’ile tanışırlar ve olaylar farklı bir boyuta doğru yol alır. İçten bir senaryosu olduğuna lafım yok, ama olayları biraz daha farklı pencerelerden göstermek isterken aile …


Herkes Ölecek (No One …
Aklımı Oynatacağım (I&…
Spring Breakers
Kimlik Hırsızı (Identi…
Olympus Has Fallen
Star Wars: Episode VII
Açlık Oyunları 2: Ateş…
Büyük Düğün (The Big W…
Uzun Kuyruk (Sur La Pi…
Son Ayin 2 (The Last E…
Natalie Portman yeni L…
Zach Braff Yeni Filmi …
Sinema Haber
Yeni Fragmanlar
Yeni Fragmanlar
Sinemanın İnanılmaz Gü…
Modern Zamanlar (dergi…
Çapraz Medya ve Sinema…
Fascism alla Americana…
Bir Zamanlar Malezya’d…