<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sivrisinema &#187; Makale</title>
	<atom:link href="http://www.sivrisinema.com/kategori/makale/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sivrisinema.com</link>
	<description>Sinema, film, dizi, gelecek filmler, vizyondaki filmler, gösterimdeki filmler, fragmanlar, film eleştirileri, sinema yorumları Sivrisinema.com&#039;da...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 12 Feb 2012 23:01:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Yoruldum Patron</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/makale/yoruldum-patron/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/makale/yoruldum-patron/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Oct 2011 23:02:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MikU</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[baba oğul]]></category>
		<category><![CDATA[eleştiri sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi eleştiri sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi film yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi filmler]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi makale yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi sinema eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi sinema makale yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi sinema sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[father and children]]></category>
		<category><![CDATA[father and girl]]></category>
		<category><![CDATA[film eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[film eleştiri sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[film kritikleri]]></category>
		<category><![CDATA[gelmiş geçmiş en iyi filmler]]></category>
		<category><![CDATA[green mile]]></category>
		<category><![CDATA[green mile sinema]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[kritik sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sinema eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[sinema film yorumları]]></category>
		<category><![CDATA[sinema filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[sinema hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[sinema kritikleri]]></category>
		<category><![CDATA[sinema makale yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[sinemaca]]></category>
		<category><![CDATA[sinemacı]]></category>
		<category><![CDATA[sinemakale]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil yol]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil yol film]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil yol sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=23126</guid>
		<description><![CDATA[Bir gün bir baba eve gelir, yorgundur. İşinde yorulmuştur. Günlük hayatın kargaşasında geçen her dakika onu yormuştur. Belki de gün içinde türlü türlü insanla uğraşmak.. Ama küçük bir kız çocuğu bekler evinde. Çocuksu düşlerinin canlılığıyla inadına sevecen ve inadına dinç… Babam gelse de onunla oynasam diye süsler düşlerini. Baba eve gelir ve küçük kızın hayat dolu gülücükleriyle karşılanır. Baba yorgundur ama küçük kız en tatlı haliyle: - “Baba gel oyun oynayalım biraz” der. Baba arada ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir gün bir baba eve gelir, yorgundur. İşinde yorulmuştur. Günlük hayatın kargaşasında geçen her dakika onu yormuştur. Belki de gün içinde türlü türlü insanla uğraşmak.. Ama küçük bir kız çocuğu bekler evinde. Çocuksu düşlerinin canlılığıyla inadına sevecen ve inadına dinç… Babam gelse de onunla oynasam diye süsler düşlerini. Baba eve gelir ve küçük kızın hayat dolu gülücükleriyle karşılanır. Baba yorgundur ama küçük kız en tatlı haliyle:<br />
- “Baba gel oyun oynayalım biraz” der.<br />
Baba arada kalır. Dinlenmek ister ama küçük kızının sevecen bakışları yorgunluğuna savaş açar. Düşünür ki sonra bir dünya haritası bulur masasında, başlar bu dünya haritasını yırtmaya. Onlarca parçaya ayırır ve yetişkinlere özel takma bir sevecenlikle kızına döner ve:<br />
- “ Kızım bu parçalara ayırdığım dünya haritasını eski haline getir, bu dünyayı düzelt sonra oyun oynayalım” der.<br />
Çocuk sevinir, minnacık kollarıyla yüklenir bu paramparça dünyayı ve koşarak odasına gider. Baba yorgundur ve hem dinlenmesi için vakit kazandığını düşünür, hem de kızını üzmediği için sevinir. Her ne kadar ufak bir oyun oynasa da biricik kızına, yetişkinler bunu hep yapar, çünkü yetişkinler yorulur. Atar üzerinden baba; iş kokusunun ve günlük hayat kargaşasının üzerine sindiği elbiseleri. Ve tam dinlenmek için uzanacakken kızı çıkagelir, elinde dünya haritası. O minnacık elleriyle o varlığına bedel gülüşüyle düzeltmiştir dünyayı.<br />
- “ Baba ” der küçük kızı, “ bak düzelttim dünyayı. Hadi gel oyun oynayalım şimdi.”<br />
Baba şaşırır. Bir küçük kıza bakar bir kocaman dünyaya.<br />
- “ Kızım “ der. “ Nasıl yaptın bunu. Nasıl düzelttin bu param parça olmuş dünyayı. Ben bile bu kadar kısa zamanda bunu yapamazdım. Nasıl”?<br />
Baba yorgundur, küçük kız mutlu… Ve kelebekler uçuşturur dişlerinin beyazlığından. Ve:<br />
- “ Baba “ der; “ben dünyayı düzeltmedim, bu dünya haritasının arkasında bir insan resmi vardı. Ben o insanı düzelttim, sonra dünya da düzeldi”…</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com/makale/yoruldum-patron/attachment/wurditsch-father-and-son/" rel="attachment wp-att-23261"><img class="aligncenter size-full wp-image-23261" title="wurditsch-father-and-son" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/10/wurditsch-father-and-son.jpg" alt="" width="500" height="252" /></a></p>
<p>Baba yorgun diye bir tabir sinmiştir dilimize. Bana çok şey anlatır bu iki kelime. Ve bu hikaye. Her hatırıma gelişinde nedense titretir solgun yüreğimi. Babanın yorgun oluşundan mıdır? Yoksa küçük bir kız çocuğunun tebessümünde saklı mutluluğundan mıdır?<br />
Ama yorulur her insan. Hem de çoğu zaman. Dinlenesi bir yorgunluk değildir bazı insanların yoruluşu. Dağılır aynı zamanda. Her zerresiyle evrene…</p>
<p>Neden uğraşır ki insan kendisi dururken başkaları ile. Neden bozmak ister ki başkalarının içinde saklı olan kendi huzurunu. Neden çevirmez her gün yüzüne baktığı aynayı birazda ruhuna. Evvela Nefsim…</p>
<p>Ve bende dağılıyorum bazen…<br />
Varlığımın ve yaşıyor olmanın ağırlığı düşüyor bir göktaşı gibi zihnime..<br />
ve ben dağılıyorum..<br />
Yine dağılıyorum.<br />
Birilerinin varlığı ve yaşıyor olmasının hüznü düşüyor bir göz yaşı gibi kalbime..<br />
Evet ben dağılıyorum..</p>
<p>Şaşırıyorum. Önce kendime. Ve şu üç günlük dünya da, şu ölümün tüm değerleri; malı, mülkü, makamı, şanı, şöhreti, parayı sıfırladığı; güçlüyü güçsüzü eşitlediği şu üç günlük dünyada.. İnsanların hunharca birbirlerine kıymasına şaşıyorum. Sonu hiç olacak bir sebebin insanları hırslandırmasına, birbirine düşürmesine şaşıyorum. Sorumsuzluğa şaşıyorum. Ve haddinden fazla sorumlu olmaya çalışan insanlara. Bir damla akan kana, acıyla düşen bir damla gözyaşına şaşıyorum. Kabil’e şaşıyorum. Şeytanın kibrine, firavunların tanrılığına, peygamberlerin sabrına ve anaların her kelimesinde acemice kendini belli eden ve oğulcuğunu düşünen tedirginliğine şaşıyorum. İnsanların birbirini anlamak yerine, korkusuzca sergiledikleri anlayışsızlıklara şaşıyorum. Ve tabi ki önce kendi nefsime…<br />
Şaşırdıkça ben ürküyorum. Ürktükçe ben üşüyor, üşüdükçe yoruluyorum. Ve yoruldukça dağılıyorum.</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com/makale/yoruldum-patron/attachment/108587/" rel="attachment wp-att-23273"><img class="aligncenter size-full wp-image-23273" title="108587" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/10/108587.jpg" alt="" width="400" height="257" /></a></p>
<p>Evet, dağılıyorum çoğu zaman ben. Tıpkı şuan olduğu gibi, dağılıyor ve dağıtıyorum kelimelerimi. Ve cümlelerime paylaştırmaya çalışıyorum âdemden ve âlemden kalma yorgunluğumu.</p>
<p>Ne için vardık, şimdi ne olduk? Neden bunca çaba, bunca eziyet bunca zulüm? Bir avuç toprak için sulanan onca gözyaşı ve kan ne için? Yeşerecek olan ne? Vurduğunda, kırdığında, döktüğünde, ezdiğinde… Eline geçen ne? Ne istiyoruz bu dünyadan, ne bekliyoruz. Beklediklerimiz gerçekleşince ne olacak, ne kopacak sonunda bilir miyiz ki?</p>
<p>Gittikçe yorulan kalbim aynı zamanda yabancılaşıyor bu dünyaya da. Camus’un Yabancı’sı geliyor aklıma. Nasılda yabancıdır toplum değerlerine. Ve insan değerlerini yitirdikçe; alçaklığı, hırsı, ihtirası, metanın şehvetini değer diye kabul ettikçe, değersizleşesim geliyor benimde.</p>
<p>Evet, baba yorgun… Yüreği yorgun. Kalemi yorgun. Yorgunlukla bir gece de yazdım ilk defa bir makalemi. Dağılan zihnimi biraz daha dağıtmak yorulan yüreğimi biraz daha yormak için… Sinema mı? Evet sinema! Sinema bunun neresinde? Aslında bunca lakırdı boşa. Bir sahne. Bir filmden bir diyalog ki her şeyi özetliyor, o yaşaran kara gözleriyle o devasa esmer bedeniyle…</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com/makale/yoruldum-patron/attachment/photo8-1/" rel="attachment wp-att-23265"><img class="aligncenter size-full wp-image-23265" title="photo8-1" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/10/photo8-1.jpg" alt="" width="400" height="224" /></a></p>
<p>-“ Yoruldum patron. Yollarda yağmurdaki bir serçe kadar yalnız olmaktan yoruldum. Yanımda hiç arkadaş olmamasından yoruldum. Nereye gideceğimizi, nereden geldiğimizi söyleyecek biri. En çok da insanların birbirine kötü davranmasından yoruldum. Her gün dünyada hissettiğim ve duyduğum acılardan yoruldum. Çok fazla var, sanki her an için kafama cam parçaları batıyor. Anlıyor musun? Karanlıktan korkuyorum patron lütfen ışığı kapatma… “</p>
<p>(Yeşil Yol Filminden)</p>
<p>İletişim:<br />
m.ikbal.uzun@hotmail.com</p>
<p>http://twitter.com/#!/MikuI_I</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı MikU tarafından <strong>26 October 2011 00:02</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/makale/yoruldum-patron/#comments">1 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/makale/yoruldum-patron/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KISA’CA..</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/makale/kisa%e2%80%99ca/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/makale/kisa%e2%80%99ca/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Oct 2011 23:00:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MikU</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[En son çıkan filmler]]></category>
		<category><![CDATA[film ayrıntıları]]></category>
		<category><![CDATA[film değerlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[film detay]]></category>
		<category><![CDATA[film fagman]]></category>
		<category><![CDATA[film içeriği]]></category>
		<category><![CDATA[film incelme]]></category>
		<category><![CDATA[film kritikleri]]></category>
		<category><![CDATA[filmlerden haberler]]></category>
		<category><![CDATA[gazete sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Gelecek Filmler]]></category>
		<category><![CDATA[güncel sinema]]></category>
		<category><![CDATA[güncel sinema magazin]]></category>
		<category><![CDATA[haber sinema vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[haberci sinema]]></category>
		<category><![CDATA[izlenmesi gereken 10 film]]></category>
		<category><![CDATA[izlenmesi gereken 50 film]]></category>
		<category><![CDATA[izlenmesi gereken filmler]]></category>
		<category><![CDATA[mutlaka izleyin]]></category>
		<category><![CDATA[ölmeden önce izlenmesi gereken filmler]]></category>
		<category><![CDATA[önerilen filmler]]></category>
		<category><![CDATA[online sinema dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[sinama]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sinema dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[sinema geçmişi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema haber]]></category>
		<category><![CDATA[sinema haber köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[sinema ile ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[sinema köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema.com]]></category>
		<category><![CDATA[sinemacı]]></category>
		<category><![CDATA[sinemacılar]]></category>
		<category><![CDATA[sinemacılık]]></category>
		<category><![CDATA[sinemagazin]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalarda]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalardan.com]]></category>
		<category><![CDATA[sinemayla ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[son çıkan filmle 2012]]></category>
		<category><![CDATA[son çıkan filmler]]></category>
		<category><![CDATA[son çıkan filmler 2010]]></category>
		<category><![CDATA[son çıkan filmler 2011]]></category>
		<category><![CDATA[son filmle 2012]]></category>
		<category><![CDATA[son filmler]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon haber]]></category>
		<category><![CDATA[yakında sinema]]></category>
		<category><![CDATA[yeni çıkan filmler]]></category>
		<category><![CDATA[yeni çıkan filmler 2011]]></category>
		<category><![CDATA[yeni fagmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yeni filmlerden]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=22863</guid>
		<description><![CDATA[Kısa’ca anlatılır hayatta bazı şeyler. Az ve öz derler hani.. Ki hayatın en çarpıcı, en akılda kalıcı ve en hakikatli vurgularıdır bu kısa’ca anlatılanlar. Kısa’ca anlatır mesela ölüm, çok fazla uzatmaz sözü ve yalnızlıkta mesela çok bir şey anlatmadan çok kısa söyler sözünü. Öyle ki sayfalarca şey anlatmak yerine kısa’ca bir söz söylersin, seni dinleyen kulaklara, anlayan zihinlere sayfalar açtırırsın. Mesela onlarca yıllık ömründe kısa’cık bir an yaşarsın, o andan ibaret kalır ömrün. Yine hani ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kısa’ca anlatılır hayatta bazı şeyler. Az ve öz derler hani.. Ki hayatın en çarpıcı, en akılda kalıcı ve en hakikatli vurgularıdır bu kısa’ca anlatılanlar. Kısa’ca anlatır mesela ölüm, çok fazla uzatmaz sözü ve yalnızlıkta mesela çok bir şey anlatmadan çok kısa söyler sözünü.</p>
<p>Öyle ki sayfalarca şey anlatmak yerine kısa’ca bir söz söylersin, seni dinleyen kulaklara, anlayan zihinlere sayfalar açtırırsın. Mesela onlarca yıllık ömründe kısa’cık bir an yaşarsın, o andan ibaret kalır ömrün. Yine hani çok güzel iki çift göz görürsün, kısa’cık bakarsın, o kısa’cık bakışa, o iki çift göze meftun olur, hapsedersin saatlerini, günlerini.. Kısa’cık bir isyan büyür içinde ama öyle kocaman bir haykırışa dönüşür ki kısarsın duymak istemediğin her ne ses varsa!</p>
<p>Değil midir ki her şeyde makbul olan öz’dür, ziyaretin bile mesela kısa olanı.. Söze geldikçe özden uzaklaşılır, söz söyledikçe özdeki güzellik yitirilir. Öyle ki hayatımız; kısa’ca yaşadığımız anların bıraktığı izlerden ibaret değil midir?</p>
<p>Sinemada da kısa’ca söylenmiş sözler vardır. Kısa’ca anlatılmış hikayeler, açılmış yaralar.. Kısaca atılmış kahkahalar ve dökülmüş gözyaşları vardır. Kısa Film olarak sesleniriz; bu kısa boylu, süresi fakir ama yüreği kocaman ve içerdiği manaları alabildiğince zengin çocuğa.</p>
<p>Kendimi bildim bileli, ya da kendimi bilmeye çalıştığımdan beri özel bir ilgi duyarım kısa filmlere. Kim bilir belki kısa oluşundan, saatlerimi almayışındandır. Ya da amatörce ele alınan kameralara, kim hangi niyetle nasıl hikâyeler resmettiğini merakımdan dolayıdır. Belki de ifade edişlerin en yalın ve öz/gün bir şekilde güzelleşen görünüşlerine duyduğum sempati yüzündendir. Her ne olursa olsun benim için özel bir ilgiye layıktır bu kısa film alanı..</p>
<p>Ya da hayatı profesyonellikten uzak amatörce yaşamayı sevdiğimden dolayı mıdır acaba? Amatör bir yazar,[amatör] bir senarist, [amatör] bir sinemacı, [amatör] bir müzisyen, [amatör] bir fotoğrafçı, [amatör] bir sporcu olarak&#8230; Yani bu amatör ruhumdan dolayı mı kısa filmler bana daha samimi geliyor? Kim bilir.. Belki.. Ya da kesinlikle.. Ama şuna da eminim ki amatör olarak yapılan her şey profesyonel olarak yapılanlardan çok daha fazla keyif vermektedir. Bir tek işini profesyonel olarak yapmaya çalışırsın ondan da pek keyif aldığın söylenemez.<br />
İşte, değil mi ki kısa filmler de çoğunlukla amatör ruhludur. Acemice tutulur elde kamera. Ve bu acemilik siner her bir saniyeye. Yalnız bu ayıplanası bir amatörlüğü ya da acemiliği değil bilakis samimiyet ve doğallıkla beslenmiş asilce bir duruşu ifade eder. Öyle ki bu asalet ve samimiyet, paranın, egonun, çıkar ve kaprislerin olduğu popüler kültürün, bu sektörün dinamiğinde ve bileşenlerinde yer etmemesi için müthiş bir savaş vermektedir.</p>
<p>Evet, sinemanın amatör yönüdür kısa filmler. Öyle büyük yatırımlar istemeden az bir masrafla hazırlanıp gişe kaygısından uzak serbestçe görücüye çıkabilen filmler. Hikayelerimize, hayallerimize görüntü elbisesini giydirerek sinema dünyasının dar ve kenar sokaklarına saldığımız yaramaz çocuklarımız.. Tıpkı küçük bir çocuğun sokaklarda düşe kalka koşturup hayatı öğrenmesi gibi kısa filmlerimizde devasa sinema sektörü içinde düşe kalka ilerler, samimiyetle..</p>
<p>Madem kısa’ca dedik, sözü de fazla uzatmadan kısa keselim. Kelimelerle bestelemeye çalıştığımız bu kısa yazımızı da bu sektör içerisinde alın teri döken, samimiyetle ve içtenlikle kendini bu sektöre adayan sinemacılar için çalalım. Yani bu yazı da onlar için gelsin.</p>
<p>Sinemanın fakir ama gururlu genç delikanlısı kısa filmler hakkında dilim döndüğünce bahsedip naçizane bu sektöre bir katkı sağlamak istedim. Ve bir gün bende kısa’ca hikayelerimi resmedip , bu sektöre dahil olabileceğim imkana kavuşmayı kendimce ümit ediyorum..</p>
<p>Kısa’ca ve hoşça kalın..<br />
Muhabbetle..</p>
<p>İletişim:<br />
m.ikbal.uzun@hotmail.com</p>
<p>http://twitter.com/#!/MikuI_I</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı MikU tarafından <strong>18 October 2011 00:00</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/makale/kisa%e2%80%99ca/#comments">7 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/makale/kisa%e2%80%99ca/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;PERDE&#8221;yle Eriyen Duygularımız</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/makale/%e2%80%9cperde%e2%80%9dyle-eriyen-duygularimiz/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/makale/%e2%80%9cperde%e2%80%9dyle-eriyen-duygularimiz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Oct 2011 23:04:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MikU</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[bir sinema]]></category>
		<category><![CDATA[duygu konulu makale]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal sinema]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi sinema eleştiri yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi sinema kritik]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi sinema kritik yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi sinema sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[eriyen duygular]]></category>
		<category><![CDATA[eriyen duygular film]]></category>
		<category><![CDATA[eriyen duygular kritik]]></category>
		<category><![CDATA[eriyen duygular makale]]></category>
		<category><![CDATA[eriyen duygular sinema]]></category>
		<category><![CDATA[film fagman]]></category>
		<category><![CDATA[filmler hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[filmlerden haberler]]></category>
		<category><![CDATA[gazete sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Gelecek Filmler]]></category>
		<category><![CDATA[güldükten sonra]]></category>
		<category><![CDATA[güncel sinema]]></category>
		<category><![CDATA[güncel sinema haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[güncel sinema magazin]]></category>
		<category><![CDATA[haber sinema vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[haberci sinema]]></category>
		<category><![CDATA[kabusun başlangıcı]]></category>
		<category><![CDATA[kaliteli sinekritik]]></category>
		<category><![CDATA[kaliteli sinema eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[kaliteli sinema makale]]></category>
		<category><![CDATA[kaliteli yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[kork filmine para vermek]]></category>
		<category><![CDATA[korkmak için para harcamak]]></category>
		<category><![CDATA[korku filmleri makale]]></category>
		<category><![CDATA[korku nedir]]></category>
		<category><![CDATA[makale yazılaı]]></category>
		<category><![CDATA[Miku yazdı]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu olmanın nedeni]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu son]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluğun anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluğun sonu]]></category>
		<category><![CDATA[ne izlesem]]></category>
		<category><![CDATA[online sinema dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Perdeyle eriyen duygular]]></category>
		<category><![CDATA[Perdeyle eriyen duygular makale]]></category>
		<category><![CDATA[Perdeyle eriyen duygular yazı]]></category>
		<category><![CDATA[sinama]]></category>
		<category><![CDATA[sinekritik]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sinema dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[sinema duygu]]></category>
		<category><![CDATA[sinema eleştii sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema eleştiri makale]]></category>
		<category><![CDATA[sinema geçmişi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema haber]]></category>
		<category><![CDATA[sinema haber köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[sinema hayat]]></category>
		<category><![CDATA[sinema ile ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[sinema konpozisyon yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[sinema köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema ne diyor]]></category>
		<category><![CDATA[sinema rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema salonları]]></category>
		<category><![CDATA[sinema ve hayat]]></category>
		<category><![CDATA[sinema ve korku]]></category>
		<category><![CDATA[sinema.com]]></category>
		<category><![CDATA[sinemaca]]></category>
		<category><![CDATA[sinemacı]]></category>
		<category><![CDATA[sinemacılar]]></category>
		<category><![CDATA[sinemacılık]]></category>
		<category><![CDATA[sinemagazin]]></category>
		<category><![CDATA[sinemakale]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalarda]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalardan.com]]></category>
		<category><![CDATA[sinematik]]></category>
		<category><![CDATA[sinemayla ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[sivri yazar]]></category>
		<category><![CDATA[sivrisinema makale]]></category>
		<category><![CDATA[sivrisinema yazıyor]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon haber]]></category>
		<category><![CDATA[yakında sinema]]></category>
		<category><![CDATA[yeni çıkan filmler]]></category>
		<category><![CDATA[yeni fagmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yeni filmlerden]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=11941</guid>
		<description><![CDATA[İnsan ruhuna şöyle bir ayna tuttuğumuz da; gökkuşağında ki renkleri andıran ve insanı insan yapan bir takım duygulara tanık olmaktayız. Bu duyguların kaynağı ki varoluşsaldır. Nereden geldiğini bilmediğimiz içsel şartlanmalar ve dışsal etkenlerle açığa çıkardığımız bir takım insani yansımalar. Mesela güleriz, ince bir espriyle şahlanan kahkahalarımıza engel olamadan. Ağlarız mesela, yüreğe çarpan ve ruhumuzu sarsan acı bir haberle. Mutlu oluruz, başarmanın, ulaşmanın, yaşamanın verdiği heyecanla. Korkarız da aynı zamanda, yalnızlığın karanlığın sessizliğin ve bilinmezliğin çaresiz ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan ruhuna şöyle bir ayna tuttuğumuz da; gökkuşağında ki renkleri andıran ve insanı insan yapan bir takım duygulara tanık olmaktayız. Bu duyguların kaynağı ki varoluşsaldır. Nereden geldiğini bilmediğimiz içsel şartlanmalar ve dışsal etkenlerle açığa çıkardığımız bir takım insani yansımalar.</p>
<p>Mesela güleriz, ince bir espriyle şahlanan kahkahalarımıza engel olamadan.<br />
Ağlarız mesela, yüreğe çarpan ve ruhumuzu sarsan acı bir haberle.<br />
Mutlu oluruz, başarmanın, ulaşmanın, yaşamanın verdiği heyecanla.<br />
Korkarız da aynı zamanda, yalnızlığın karanlığın sessizliğin ve bilinmezliğin çaresiz bakışlarıyla.</p>
<p>Tüm bu duygular ki insan olmanın nişanı, var olduğumuzun işaretidir. Bedenin yaşaması için nefes alması gibi, ruhu da yaşatan bu duyumsamalardır.</p>
<p>Zihnimizin kategoriksel düşünme biçimiyle, sorgulayan yanlarıyla, bizde açığa çıkardığı etkiye göre bu duyguları bir takım sınıflamalara sokarız. Korku, üzüntü, öfke gibi ruhumuza kara düşüren ve bizi yıpratan duygularımızı olumsuz duygular olarak ifade etme yolunu seçerken; mutluluk, sevinç, neşe gibi ruhumuza bahar getiren duygularımızı ise olumlu olarak ifade etmekteyiz.</p>
<p>Mutlu olmayı bir yaşam biçimi olarak benimseyebilirken korku, hüzün gibi duygulardan olabildiğince uzak durmaya çalışırız. Olumsuz olarak ifade ettiğimiz duyguların bizi yıprattığını psikolojimizi bozduğuna inanırız. Ama bilmeyiz ki belki de mutlu olmaktır insanı en çok yıpratan duygu! Belki de mutluluğa saklanmıştır nice acı gerçekler.</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com/makale/%e2%80%9cperde%e2%80%9dyle-eriyen-duygularimiz/attachment/sivrisinema-16/" rel="attachment wp-att-11963"><img class="aligncenter size-full wp-image-11963" title="sivrisinema" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/10/sivrisinema4.jpg" alt="" width="450" height="190" /></a></p>
<p>Hayat zıtlıkla kaimdir der kadim kitabımız, bizlere can veren RUH. Öyle ki hayatta ikiliğe sıkışmış birlik mevcut. Tüm varlığı kendinde eriten bir TEK?lik. Zikrettiğimiz bu duyguların hepsi de aslında gece ile gündüzün takibi misali, birbirini belli bir yörünge de takip etmektedir. Ve sabitlikten uzak her an değişen yapısı ile ruhumuza tek bir duygunun hakim olması mümkün değildir. Her şey yolunda gidiyor derken, mutsuz olmamız için hiçbir sebep yokken bile ruhumuzda hüküm süren bu mutluluğumuz, kendisini hüzünlendirecek bir sebep aramaya koyulur. Çünkü yukarıda ifade etmeye çalıştığım gibi, tüm duygular, tüm zıtlıklar aslında özünde BİR?dir. Çok mutlu olduğumuz anda bilmeliyiz ki mutsuzluğun, hüznün kapısını çalmak için elimizi kaldırmışızdır. İnsan varoluşunu sorgulamak gibi amansız bir çıkmaza dahi refah seviyesini en üst düzeyde yaşadığı anda başlar.</p>
<p>Tüm bu ?duygu?sal açıklamaların ardından gelelim insanı iliştirdiğimiz iğnemizin ucunu sinemaya dokundurmaya. Gelelim bu ?duygu?sallığı sinemaya nakşetmeye.</p>
<p>Yukarıda ifade etmeye çalıştığımız açıklamalardan hareketle, yaşamaktan kaçındığımız, varlığından hoşnut olmadığımız ve olabildiğince uzak durmaya çalıştığımız bir takım olumsuz duygularımızın Beyazperde de beğeniye dönüştüğünün bilmem farkında mısınız?</p>
<p>Korkularından kurtulmak için para ödeyen bir neslin, korkmak için para veren bir türüyüz.<br />
Sinema öyle bir toprak ki ektiğimiz olumsuz duyguların meyvesini beğeni olarak sunuyor bize.</p>
<p>Biz değil miyiz ki, perdeden yansıyan psikopat seri katillere hayranlıkla iç geçiren.<br />
Değil miyiz korkmak için para ödediğimiz, vakit ayırdığımız filmlere kendimizi zorlarcasına korkmaya çalışan.<br />
Yalnızlığı en hissel biçimiyle bize sunan filmlere melankolik yanaklarımızı okşatan.<br />
Şahit olduğumuz en ağır dramlarda gözyaşı ayinleriyle bu sihirli perdeye gözbebeklerimizi kurban veren. ..</p>
<p>Peki neden?. Hüzünlenmek ağlamak kızmak korkmak için neden kendimizi kapalı salonlara atarız? Olamadıklarımızın hayalini resmettiği yahut yapamadıklarımızı gözlerimizin önüne serdiği için olabilir mi? Yoksa içimizde bir yerlerde saklanmış mazoşist yanımızı gıdıklamak için mi?</p>
<p>Çağımızın efsunlu kutusudur Sinema. Hislerimizi dönüştüren rüyamızın perdesidir. İfade edemediklerimizin en estetik ve güçlü sesidir. Ve varoluşumuzun mekanik nefesidir. Ve her şeyin ötesinde bir masaldır. İnsanlığın masalıdır. Ve insan ki masalın bütününü dinlemek ister. Bütünüyle ister. Bu yüzden korkmak ister, biraz ağlamak biraz kızmak ister. İnsan her şeyin ötesinde önce insan olduğunu bilmek ister.<br />
Elbet sizlerinde bu ufak tespit kabilinde ki soru ve görüşlere mantıklı bir cevabınız vardır. Ben içimi döktüm sadece, bir tez ortaya sunmaktan ziyade muhabbet ikliminden ufak bir esintiydi benim ki, ola ki aklınıza gelecek istisnai gerçeklerinizin acımasız fırtınasıyla bu iklimi tarumar etmeyiniz.<br />
Daha çok korkup daha çok ağladığımız, kahkahalarımızı ve neşemizi katladığımız, SEYİR dolu günlere?</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı MikU tarafından <strong>10 October 2011 00:04</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/makale/%e2%80%9cperde%e2%80%9dyle-eriyen-duygularimiz/#comments">2 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/makale/%e2%80%9cperde%e2%80%9dyle-eriyen-duygularimiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Saklı Perde&#8221;</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/makale/sakli-perde/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/makale/sakli-perde/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Sep 2011 23:05:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MikU</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[En iyi film]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi film arşivi]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi film sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi komedi filmi]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi korku filmi]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi kritik yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi kritik yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi romantik film]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi sinema blogu]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi sinema eleştiri sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi sinema eleştiri yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi sinema sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[En son çıkan filmler]]></category>
		<category><![CDATA[en son çıkan filmler 2011]]></category>
		<category><![CDATA[en son vizyon filmleri 2012]]></category>
		<category><![CDATA[en yeni 2012 filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[film ayrıntıları]]></category>
		<category><![CDATA[film değerlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[film detay]]></category>
		<category><![CDATA[film fagman]]></category>
		<category><![CDATA[film içeriği]]></category>
		<category><![CDATA[film incelme]]></category>
		<category><![CDATA[film kritikleri]]></category>
		<category><![CDATA[film tavsiyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[filmlerden haberler]]></category>
		<category><![CDATA[gazete sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Gelecek Filmler]]></category>
		<category><![CDATA[güncel sinema]]></category>
		<category><![CDATA[güncel sinema magazin]]></category>
		<category><![CDATA[haber sinema vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[haberci sinema]]></category>
		<category><![CDATA[izlenmesi gereken 10 film]]></category>
		<category><![CDATA[izlenmesi gereken 50 film]]></category>
		<category><![CDATA[izlenmesi gereken filmler]]></category>
		<category><![CDATA[makale yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[mutlaka izleyin]]></category>
		<category><![CDATA[nema]]></category>
		<category><![CDATA[ölmeden önce izlenmesi gereken filmler]]></category>
		<category><![CDATA[önerilen filmler]]></category>
		<category><![CDATA[online sinema dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[s]]></category>
		<category><![CDATA[sinama]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sinema dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[sinema geçmişi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema haber]]></category>
		<category><![CDATA[sinema haber köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[sinema ile ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[sinema köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema makale]]></category>
		<category><![CDATA[sinema rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sinema yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[sinema yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[sinema.com]]></category>
		<category><![CDATA[sinemacı]]></category>
		<category><![CDATA[sinemacılar]]></category>
		<category><![CDATA[sinemacılık]]></category>
		<category><![CDATA[sinemagazin]]></category>
		<category><![CDATA[sinemakale]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalarda]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalardan.com]]></category>
		<category><![CDATA[sinemayla ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[son çıkan filmle 2012]]></category>
		<category><![CDATA[son çıkan filmler]]></category>
		<category><![CDATA[son çıkan filmler 2010]]></category>
		<category><![CDATA[son çıkan filmler 2011]]></category>
		<category><![CDATA[son filmle 2012]]></category>
		<category><![CDATA[son filmler]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon haber]]></category>
		<category><![CDATA[yakında sinema]]></category>
		<category><![CDATA[yeni çıkan filmler]]></category>
		<category><![CDATA[yeni çıkan filmler 2011]]></category>
		<category><![CDATA[yeni fagmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yeni filmlerden]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=22420</guid>
		<description><![CDATA[Gösterim tarihi “Şu An” olan filmlerin durmaksızın oynatıldığı perdenin adıdır Saklı Perde. Bir diğer adını koymak gerekirse; Hayal Perdesi! Anlamsızlığın hüküm sürdüğü düşünce topraklarında nice anlamlar filizlenir kimi zaman. Tadından yenmeyen nice fikir meyveleri peydah olur ansızın. Gerçek ile hayal arasında ki çizgi kadar yakın ve uzaktır anlam ile anlamsızlığın arası. Anlama çabasıyla geçen ömürlerimizin ihtiyarlığıyla bükülürken belimiz, çoğu zaman kendimizi umarsızca içine bıraktığımız ve gerçekliğin o çok ciddi suratından, zaman ve mekân kelepçelerinden kaçtığımız ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gösterim tarihi “Şu An” olan filmlerin durmaksızın oynatıldığı perdenin adıdır Saklı Perde. Bir diğer adını koymak gerekirse; Hayal Perdesi!</p>
<p>Anlamsızlığın hüküm sürdüğü düşünce topraklarında nice anlamlar filizlenir kimi zaman. Tadından yenmeyen nice fikir meyveleri peydah olur ansızın. Gerçek ile hayal arasında ki çizgi kadar yakın ve uzaktır anlam ile anlamsızlığın arası. Anlama çabasıyla geçen ömürlerimizin ihtiyarlığıyla bükülürken belimiz, çoğu zaman kendimizi umarsızca içine bıraktığımız ve gerçekliğin o çok ciddi suratından, zaman ve mekân kelepçelerinden kaçtığımız dünyadır hayallerimiz, düşlerimiz, düşüncelerimiz. Yanımıza bir valiz, bir çanta ve hatta ceketimizi bile almadan çekip gidebileceğimiz diyarların adıdır Saklı Perdelerimiz.</p>
<p>Akıl, Düşünce, Zihin, Beyin, Kafa, Gönül, Kalp, Ruh… Her ne derseniz deyin, içimizde bir dünya saklı. Ve bir perde. An ile, anında görüntü bulan, an ile yaratılan nice düşünce, hikaye, olay… Yansır Saklı Perdemize. Ve kimse bilmez ve izlemez Senin Zat’ından ve Seni Yaratan’ın Zatın’dan başka. Her ne kadar iki izleyici varmış gibi görünse de, özünde Tek bir seyircisi olan filmlerdir. Oynayan da O’dur, Oynatan da… Yazan, çizen, yönetende O’dur. Kudret O’ndadır ki bu saklı perdelerimizin bileni, işiteni, göreni ve belki de yöneteni O’dur.</p>
<p>Akıl, Düşünce, Zihin, Beyin, Kafa, Gönül, Kalp, Ruh… Her ne derseniz deyin, içimizde bir dünya saklı. Ve bir perde. Öyle bir perde ki, küçücük bedenlerimizde sonsuzluk kadar derinleşen ve sonsuzluk kadar büyüyen bir perde. Gücünü, kaynağını, İlhamını Başı ve Sonu olmayan Yaratan’ın Ruhundan alan bir perde.</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com/makale/sakli-perde/attachment/sakli-perde-2/" rel="attachment wp-att-22430"><img class="aligncenter size-full wp-image-22430" title="saklı perde 2" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/09/saklı-perde-2.jpg" alt="" width="480" height="154" /></a></p>
<p>Ve sinema perdesi… Saklı Perde’min farkına vardıktan sonra nedense çok basit gelmeye başladı bana dış dünyanın perdeleri. Hikayeleri sınırlı. Zaman kafesi içinde başlayan ve biten, belli bir mekan ile çerçevelenmiş gösterimler. Fantastik ve bilim kurgu türlerinin dışında gerçeklikle paralelleştirilen gösterimler… Ki zaten sinema perdesi de, insan denilen yönetmenin, insan denilen oyuncunun, insan denilen senaristin, saklı perdesinden açığa çıkan ve zahire yansıyan küçük bir parçasıdır. Sinema perdeleri ki saklı perdelerimizin dublörleridir. Değil mi ki; bizi en çok korkutan filmler, bizi en çok üzen, bizi en çok güldüren filmler, evvela bir insanın saklı perdesinde hayat bulmuş ve gösterime girmiştir, diğer tüm insanlardan habersiz. Değil mi Lord Of The Rings ve o temanın bütününü ifade eden Orta Dünya, önce Tolkien’in hayal perdesinde canlanmış ve o nefes aldığı sayıya denk gelen seanslarında orta dünyanın o harika havasını hayatı boyunca teneffüs etmiş, ayaklarını uzatarak seyretmiştir. Ve belki de nice saklı perdelerde Orta Dünya kadar güzel hikayeler, sinema perdesine aktarılmadan kaybolup gitmiştir, bizlerden habersiz!</p>
<p>İlginçtir Saklı Perdelerimiz.<br />
Dünyanın en seksi kadınlarıyla sevişiriz, kadınlar bilmez.<br />
En ayıp günahlara girer, yüzümüzü kızartacak suçlar işleriz, yüzümüz kızarmaz, yüzümüz bilmez.<br />
En fantastik hayallerle dünyayı kurtaran bir kahraman oluruz, halk bilmez.</p>
<p>En saçma düşüncelerimize sınırsızca ve özgürce bir illüzyonist gibi hareket kazandırırız, sihirbazlar bilmez.<br />
Uçarız, kaçarız, bulutları halı yapar yürürüz, yatak yapar yatarız, bulutlar da bilmez…<br />
Evet ilginçtir saklı perdelerimiz, mesela bu makalemin her harfine sinen manalar uzun zamandır benim saklı perdemde an be an yaşananlardır.</p>
<p>Ve hani Cennet dedikleri bir yer varmış ya, orda, uzakta, gitmesek de görmesek de.. Ki bence bu cennet denilen yer, saklı perdelerimizde kaynayan hayallerimizin, dünya denilen kafesten, zaman ve mekan kelepçelerinden sıyrılıp da sonsuzlukta anlam kazanan diyarın adı ../ mı?..</p>
<p>Anlamsızlık hüküm sürdü biraz, anlamsızlık ağır bastı biraz bu yazımda. Gerçeklik denilen can sıkıcı, can yakan dünyadan biraz kaçmak, sizleri de yanıma alıp kaçırmak için. Bazen anlamsız şeyler yapmak da gerekir zannımca. Ki çoğu zaman anlamsızlığın gölgesinde anlam bulur çoğu düşünce, hayal ve gerçek.</p>
<p>Evet, bu makalemi anlayanlara selam olsun. Anlamayanlara iki defa selam olsun, onlar ki daha özel kimseler. Ve bi zahmet anlamayanlar, anlayanlara anlatsın ve anlayanlarda anlamayanlara anlatmasın.<br />
Öyle işte, yine görüşürüz…<br />
Muhabbetle…</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı MikU tarafından <strong>27 September 2011 00:05</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/makale/sakli-perde/#comments">3 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/makale/sakli-perde/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalp Hırsızı</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/romantik/kalp-hirsizi/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/romantik/kalp-hirsizi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Sep 2011 23:31:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Lavinya Oz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Müzikal]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[Assassination Tango]]></category>
		<category><![CDATA[Assassination Tango 2003]]></category>
		<category><![CDATA[Assassination Tango film]]></category>
		<category><![CDATA[Assassination Tango fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Assassination Tango sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Assassination Tango trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Hırsızı]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Hırsızı sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Hırsızı tango]]></category>
		<category><![CDATA[Shall We Dance]]></category>
		<category><![CDATA[Shall We Dance 2004]]></category>
		<category><![CDATA[Shall We Dance Aşka Davet]]></category>
		<category><![CDATA[Shall We Dance film]]></category>
		<category><![CDATA[Shall We Dance fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Shall We Dance sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Shall We Dance trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Take the Lead]]></category>
		<category><![CDATA[Take the Lead 2004]]></category>
		<category><![CDATA[Take the Lead film]]></category>
		<category><![CDATA[Take the Lead film ayrıntıları]]></category>
		<category><![CDATA[Take the Lead fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Take the Lead izle fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Take the Lead izle video]]></category>
		<category><![CDATA[Take the Lead ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Take the Lead özet]]></category>
		<category><![CDATA[Take the Lead sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Take the Lead trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Tango]]></category>
		<category><![CDATA[Tango 2011]]></category>
		<category><![CDATA[Tango dance]]></category>
		<category><![CDATA[Tango dans]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=21806</guid>
		<description><![CDATA[Aşk gibi, ateş gibi, hep yarım ama tam bir görsel şölen… Neden yarım? Çünkü ne kadar izlese de hiç bitmesin istiyor insan. “Şimdi ya da asla!” isimli  film geldi birden aklıma. “Ölmeden önce yapılacaklar listesi!”… Sanırım benim listemin ilk iki sırasını; Roma’ya gitmek ve TANGO öğrenmek oluşturur. Tango&#8217; nun Roma&#8217; da ne işi var demeyin; Roma’da Tango öğrenmek gibi bir şansım olsaydı çok iyi olurdu, bir taşla iki kuş! &#160; Öncelikle Tango hakkında derleme bir ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aşk gibi, ateş gibi, hep yarım ama tam bir görsel şölen… Neden yarım? Çünkü ne kadar izlese de hiç bitmesin istiyor insan. “Şimdi ya da asla!” isimli  film geldi birden aklıma. “Ölmeden önce yapılacaklar listesi!”… Sanırım benim listemin ilk iki sırasını; Roma’ya gitmek ve TANGO öğrenmek oluşturur. Tango&#8217; nun Roma&#8217; da ne işi var demeyin; Roma’da Tango öğrenmek gibi bir şansım olsaydı çok iyi olurdu, bir taşla iki kuş!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Öncelikle Tango hakkında derleme bir ön betimleme hazırladım:</p>
<p>“Tango kelimesinin dilbiliminde kesin bir kökeni yoktur. Latince&#8217; deki tangere (dokunmak) fiilinden türemiş olma olasılığı büyüktür. Önceleri pek çok dans çeşidinden biri olan tango, kısa sürede halk arasında çok popüler bir hale geldi. Tiyatrolar ve laternalar sayesinde varoşlardan yüz binlerce Avrupalı göçmenin yaşadığı fakir işçi sınıfı mahallelerine hızla yayıldı. Kısa sürede sokaklar, barlar ve üst tabakanın buluştuğu mekânlarda tango dansı görülmeye başlandı. 20.yy.ın ilk yıllarında, Buenos Aires&#8217;ten dansçılar ve orkestralar Avrupa’ya yolculuklara başladılar. Avrupa’nın ilk tango çılgınlığı Paris&#8217;te başladı ve bunu Londra, Berlin ve diğer başkentler takip etti. 1913&#8242;lerin sonralına doğru, bu dans New York&#8217;u ve Finlandiya&#8217;yı da etkisi altına aldı. Tutkulu, dokunaklı ve kışkırtıcı; tango birçok insan için değişik şeyler ifade eder. Bir dansçı için, Avrupa ve uluslararası stiller arasından o andaki duygusal durumuna göre seçebileceği birçok dans bulunur; Vals’ in romantizmi, Rock n Roll &#8216;un dinamizmi veya Samba’nın karnavalı çağrıştıran atmosferi… Melankoli dansı olarak ün yapmış olmasına rağmen tango, aslında bütün bu duyguları ve daha fazlasını içinde barındırır.”</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-21856" style="border-style: initial; border-color: initial;" title="Tango  4" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/09/Tango-4.jpg" alt="" width="500" height="178" /></p>
<p>Tango en kısa tanımıyla; ilk etap da etkilenen ve etkiyi dans ederek gösteren kadın tarafından anlatılan üzgün bir hava ile başlasa da, daha sonra kıskanç bir erkek tarafından hissedilen aşk, nefret, gurur üçlemi ile ilerler bu ilişki öyle noktalara gelir ki, izleyenin; şiddet mi yoksa şefkat mi ikileminden kurtulamadığı, tek bir duygu ile ifade edilemeyen, önüne kattığını götüren fırtına gibi bir dans türünü oluşturur tek başına. Yani, diğer müzik türleri yaraları tedavi ederken, tango; dansı ve müziğiyle yaralara tuz basar. Ama unutmamalı bir yarayı en iyi ve çabuk iyileştiren şey de tuzdur bence!</p>
<p>(Daha da güzel anlatamazdım sanırım.)</p>
<p>Bugün boşta kalan vaktimin çoğunu tango gösterileri izleyerek geçirdim ve izlenimlerimi birleştirerek TANGO ile ilgili bir yazı kaydettim. Artık bu yazı arşivimdeki en güzel yerini koruyarak yaşayacak : )</p>
<p>Filmlerdeki tango sahnelerinden kendimce bir “TOP 5” listesi bile oluşturdum ve bu listeyi de sizlerle paylaşmak istedim.</p>
<p>Tüm TOP 5’i sıralı olarak sonuna kadar izlemenizi öneririm çünkü müthiş bir görsel şölen oluştu yazı tamamlanınca. Keyifli seyirler…</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-21857" title="Tango  3" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/09/Tango-3.jpg" alt="" width="400" height="245" /></p>
<p><strong>TOP 5 listem:</strong></p>
<p><strong>5)</strong> <strong>Assassination Tango (2003)</strong></p>
<p><strong></strong>Robert Duvall’ ı tango yaparken görmemiştim daha önce. Gerçi ağır tango performansları ruhuma hitap etmez ama bu Robert Duvall gösterisiyse izlemeye değer. Üstelik hem yazıp hem yönetiyor hem de DANS ediyor<strong></strong> <strong></strong></p>
<p><strong>KONUSU:</strong> Kız kardeşlerine ve sevgilisine derin bir sevgi duyan John, Brooklyn&#8217; de yaşayan yetenekli bir dansçıdır. Ancak hayatı; Bounes Aires&#8217; de, bir generale suikast planına dâhil olmasıyla değişir. John generali öldürmeye hazırdır. Ancak general, başkente uçuş planını iptal eder. John generali beklerken bir yandan da şehirde tangonun büyülü dünyasına kapılır. Ancak ulusal güvenlik ajanları da John&#8217;u kovalamaya başlamıştır. John bir yandan kaçak hayatı yaşarken bir yandan da evine dönmenin yollarını araştırır&#8230;</p>
<p><strong>SAHNE:</strong></p>
<p><a href="http://www.youtube.com/watch?v=t-WXPyS4oxI&amp;feature=related" target="_blank">http://www.youtube.com/watch?v=t-WXPyS4oxI&amp;feature=related</a></p>
<p><strong>4)</strong> <strong>Shall We Dance?( Aşka Davet &#8211; 2004)</strong></p>
<p><strong></strong>Dansın büyüsüne kapıldığı halde hayallerin büyüsüne kapılmayan özel bir çift; Richard Gere ve Jennifer Lopez.</p>
<p><strong>KONUSU:</strong> Evden işe-işten eve döngüsüne kapılmış, yoğun bir tempoda çalışarak hayatını tüketen Chicagolu avukat John Clark tekdüze hayatından bıkıp usanmıştır. Üstelik karısıyla arasında bazı şeyleri geri dönüşü olmayacak şekilde kaybetmeye başladıklarını hissetmektedir. Bir akşam trenle işten eve dönerken, uzaktaki bir pencerede gördüğü güzel dans hocası Paulina&#8217;dan çok etkilenir ve cesaretini toplayarak onu gördüğü dans okuluna yazılır. Asıl amacı Paulina&#8217;yla tanışmaktır; ancak güzeller güzeli Latin dans hocası ona aynı ilgiyle bakmaz. Ancak bu John için harcanmış bir fırsat değildir; çünkü bir süre derslere devam edince, dans etmekten nasıl büyük bir zevk aldığının farkına varacak; hatta bu işte ustalaşarak Chicago Crystall Ball dans yarışmasına katılmaya karar verecektir.</p>
<p>(Yönetmen: Peter Chelsom/ Senaryo : Audrey Wells, Masayuki Suo / Görüntü yönetmeni: John De Borman/ Müzik: John Altman, Gabriel Yared )</p>
<p><strong>SAHNE:</strong></p>
<p><a href="http://www.youtube.com/watch?v=1dUCZxaTJzk">http://www.youtube.com/watch?v=1dUCZxaTJzk</a></p>
<p><strong>3)</strong> <strong>Take the Lead! (2006)  </strong></p>
<p><strong></strong>Antonio Banderas’ ın boyunun kısalığı(ya da bana öyle gelmiştir) sebebiyle TANGO ya yakışacağını düşünmezdim hiç. Fena yanılmışım. Önyargımdan özür diliyorum.<strong></strong></p>
<p><strong>KONUSU:</strong> Dulaine, gönüllü olarak zamanını bir grup cezalı öğrenciye salon dansı dersleri vererek geçiren Manhattanlı bir dans öğretmenidir. Öğrenciler ilk başlarda özellikle Dulaine&#8217; in orada bulunma sebebini öğrendiklerinde ona karşı oldukça şüpheli yaklaşıyorlar. Ancak değişmeyen tavrı ve dansa olan bağlılığı sayesinde yavaş yavaş uyguladığı programı takip etmeye başlıyorlar. Hatta bunu bir adım ileri götürerek, Dulaine&#8217; nin klâsik dansını kendi hip hop tarz ve müziğiyle birleştirerek ortaya eşsiz bir bileşim çıkarıyorlar. Dulaine öğrencileri için bir akıl hocasına dönüştükçe, çoğu hayatları boyunca herhangi bir şeyle mücadele etme ihtiyacı duymamış olan bu öğrencileri; prestijli bir salon dansları yarışmasına katılmalarına ve gurur, saygı ve onurla ilgili çok önemli dersler almalarına sebep olacaktır.</p>
<p>(Yönetmen : Liz Friedlander/ Senaryo : Dianne Houston/ Görüntü Yönetmeni : Alex Nepomniaschy/ Müzik : Swizz Beatz , Aaron Zigman/ Oyuncular; Antonio Banderas (Pierre Dulaine) , Rob Brown (Rock) , Alfre Woodard , Dante Basco (Ramos) , Ray Liotta , Lyriq Bent (Easy))</p>
<p><strong>SAHNE:</strong></p>
<p><a href="http://www.youtube.com/watch?v=hs93LiKk0KQ&amp;feature=related" target="_blank">http://www.youtube.com/watch?v=hs93LiKk0KQ&amp;feature=related</a></p>
<p><strong>2)</strong> <strong>“Scent of a Woman” (Kadın Kokusu/1992)</strong></p>
<p>AL PACINO bu sahnede gözümde devasa bir oyuncu olmuştu. Zaten “dev” di gözümde, çok çok bir de “asa” yı ekledim sonuna : )<br />
“Gözü görmeyen bir adam nasıl Tango yapar?” sorusunun cevabı için:</p>
<p><strong>SAHNE:</strong></p>
<p><a href="http://www.youtube.com/watch?v=CeWeHxe30Rs" target="_blank">http://www.youtube.com/watch?v=CeWeHxe30Rs</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>1) The Tango Lesson(1998)</strong></p>
<p>“Hollywood stüdyoları için senaryo yazmak gibi meşakkatli bir işe biraz ara vermeyi amaçlayan bir kadın yönetmen, Arjantin&#8217;in önde gelen dansçılarından olan ve Paris&#8217;te yaşayan Pablo&#8217; dan dans dersleri almaya başlıyor. Bir süre sonra, onun koruması altına girmiş olduğunu fark ediyor.<br />
Tango dersleri ilerledikçe, ikisi birbirine âşık oluyorlar ve kadın iki taraf için de kârlı olabilecek bir anlaşma teklif ediyor: Eğer Pablo onu bir tango dansçısına dönüştürebilirse, o da Pablo&#8217;yu bir film yıldızı yapacak. Yönetmen Sally Potter, sinemacı olmadan önce profesyonel bir dansçıydı.<br />
Tango Dersi iki sanat arasında bir bağlantı kuruyor ve tangonun güzelliğini keşfeden bir film yönetmeninin öyküsünü anlatıyor.”</p>
<p>İzlemeden önce tüm nefeslerinizi tutacağınız için başlatmadan derin bir nefes almanız önerilir(bence de tango, saçlar toplanmadan yapılmalı).</p>
<p>Sally Potter &amp; Pablo Veron</p>
<p><a href="http://www.youtube.com/watch?v=yi1dprxgEz8" target="_blank">http://www.youtube.com/watch?v=yi1dprxgEz8</a></p>
<p>(Yönetmen: Sally Potter / Senaryo : Sally Potter/ Görüntü yönetmeni:</p>
<p>Robby Müller/ Müzik: Sally Potter )<br />
Elbette bu konuda yazılmış kitaplar vardır… Tangoyu anlatan kitaplar…</p>
<p>Ama “Tango” kitaplardan öğrenilmez, çünkü; “kitaplardan öğrenilmeyecekler” grubuna girer…</p>
<p>SAYGILARLA</p>
<p>LAVİNYA ÖZ.</p>
<p><em><strong>DERİN NOTLAR:</strong></em></p>
<p>BİR: Sizlere ulaşa bileceğiniz dans kursları sitelerini içeren bir link:</p>
<p><a href="http://www.ara.com.tr/dans%20kurslari.htm" target="_blank">http://www.ara.com.tr/dans%20kurslari.htm</a></p>
<p>(Bir yere not düşün belki bir gün lazım olur)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İKİ: Birçok müzikal de var, Arjantin dans müzikali TANGO PASION’ da onlardan biri.</p>
<p>Burada bu çarpıcı müzikali geçemeyeceğim. Bir gösteri de onlardan olsun.</p>
<p><a href="http://www.youtube.com/watch?v=5E4mBoGX6Dw" target="_blank">http://www.youtube.com/watch?v=5E4mBoGX6Dw</a></p>
<p>ÜÇ: Uzun bir aradan sonra, kültür, sanat ve mizah dergimiz Ütopya nın yeni sayılarını çıkarmaya başladık. Bilginize:</p>
<p><a href="http://www.lavinyaoz.com/">http://www.lavinyaoz.com/</a></p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı Lavinya Oz tarafından <strong>15 September 2011 00:31</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/romantik/kalp-hirsizi/#comments">9 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/romantik/kalp-hirsizi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel İçerikli Türk Filmi, Öyle mi?</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/makale/cinsel-icerikli-turk-filmi-oyle-mi/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/makale/cinsel-icerikli-turk-filmi-oyle-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Aug 2011 23:26:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>UnjustLucifer</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[2012 filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel filmler]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel içerik]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel içerikli filmler]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel unsur]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi dram filmi]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi komedi filmi]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi korku filmi]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi romantik film]]></category>
		<category><![CDATA[En son çıkan filmler]]></category>
		<category><![CDATA[en son çıkan filmler 2011]]></category>
		<category><![CDATA[en son vizyon filmleri 2012]]></category>
		<category><![CDATA[en yeni 2012 filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[erotik filmler]]></category>
		<category><![CDATA[erotik içerikli filmler]]></category>
		<category><![CDATA[film ayrıntıları]]></category>
		<category><![CDATA[film değerlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[film detay]]></category>
		<category><![CDATA[film fagman]]></category>
		<category><![CDATA[film içeriği]]></category>
		<category><![CDATA[film incelme]]></category>
		<category><![CDATA[film kritikleri]]></category>
		<category><![CDATA[filmlerdeki cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[filmlerden haberler]]></category>
		<category><![CDATA[gazete sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Gelecek Filmler]]></category>
		<category><![CDATA[güncel sinema]]></category>
		<category><![CDATA[güncel sinema magazin]]></category>
		<category><![CDATA[haber sinema vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[haberci sinema]]></category>
		<category><![CDATA[izlenmesi gereken 10 film]]></category>
		<category><![CDATA[izlenmesi gereken 50 film]]></category>
		<category><![CDATA[izlenmesi gereken filmler]]></category>
		<category><![CDATA[mutlaka izleyin]]></category>
		<category><![CDATA[ölmeden önce izlenmesi gereken filmler]]></category>
		<category><![CDATA[önerilen filmler]]></category>
		<category><![CDATA[online sinema dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[sinama]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sinema dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[sinema geçmişi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema haber]]></category>
		<category><![CDATA[sinema haber köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[sinema ile ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[sinema köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema makale]]></category>
		<category><![CDATA[sinema rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema tartışma]]></category>
		<category><![CDATA[sinema.com]]></category>
		<category><![CDATA[sinemacı]]></category>
		<category><![CDATA[sinemacılar]]></category>
		<category><![CDATA[sinemacılık]]></category>
		<category><![CDATA[sinemagazin]]></category>
		<category><![CDATA[sinemakale]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalarda]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalardan.com]]></category>
		<category><![CDATA[sinemayla ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[son çıkan filmle 2012]]></category>
		<category><![CDATA[son çıkan filmler]]></category>
		<category><![CDATA[son çıkan filmler 2010]]></category>
		<category><![CDATA[son çıkan filmler 2011]]></category>
		<category><![CDATA[son filmle 2012]]></category>
		<category><![CDATA[son filmler]]></category>
		<category><![CDATA[tartışma konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk filmleri erotik mi]]></category>
		<category><![CDATA[türk filmlerindeki cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[türk filmleriyle yabancı filmler]]></category>
		<category><![CDATA[türk filmleriyle yabancı filmlerın farkı]]></category>
		<category><![CDATA[türk filmleriyle yabancı filmlerin farkları]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede erotik film]]></category>
		<category><![CDATA[tüsk filmleri cinsel içerikli mi]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon haber]]></category>
		<category><![CDATA[yakında sinema]]></category>
		<category><![CDATA[yeni çıkan filmler]]></category>
		<category><![CDATA[yeni çıkan filmler 2011]]></category>
		<category><![CDATA[yeni fagmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yeni filmlerden]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=20610</guid>
		<description><![CDATA[Cinsel içerikli Türk filmi, öyle haa? &#160; Nereden çıktı bu yazı? Elbette otururken hayal edip, daha sonra biraz bir şeyler yazım diye değil, Kaybedenler Kulübünü izledim. Evet, o hani her sahnesi erotik olan, gençlerimizi içkiye ve sigaraya yönelten çarpık yapılı film var ya o işte… Bırakın filmi falan, bazıları onlarca bazıları yüzlerce ben ise binli rakamlar kadar film izliyorum her sene. Hepimiz hayatımızın belli alanlarında mutlaka film izlemişizdir değil mi? Sinemalara önce büyüklerimizin elimizden tutmasıyla, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cinsel içerikli Türk filmi, öyle haa?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Nereden çıktı bu yazı? Elbette otururken hayal edip, daha sonra biraz bir şeyler yazım diye değil, Kaybedenler Kulübünü izledim. Evet, o hani her sahnesi erotik olan, gençlerimizi içkiye ve sigaraya yönelten çarpık yapılı film var ya o işte…</p>
<p>Bırakın filmi falan, bazıları onlarca bazıları yüzlerce ben ise binli rakamlar kadar film izliyorum her sene. Hepimiz hayatımızın belli alanlarında mutlaka film izlemişizdir değil mi? Sinemalara önce büyüklerimizin elimizden tutmasıyla, daha sonra kız arkadaşımızla ve arkadaşlarımız giderek filmler izledik. Kimilerimiz sinemayı bir kültür öğesi olarak kabul ederken, kimileri sevgilisiyle yiyişmek için en nezih ortam olarak kabul etti. Ama daha sonralarında teknoloji sayesinde artık o filmleri bedavaya izleme şansımız oldu ve rahatladık. Şimdi neden bu kadar gereksiz bir giriş yaptım değil mi?</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com/makale/cinsel-icerikli-turk-filmi-oyle-mi/attachment/8ed672028931f78c3b2245bfcb2a5446/" rel="attachment wp-att-20614"><img class="aligncenter size-full wp-image-20614" title="8ed672028931f78c3b2245bfcb2a5446" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/08/8ed672028931f78c3b2245bfcb2a5446.jpg" alt="" width="400" height="242" /></a></p>
<p>Biraz hafızamı yoklamama izin verin. Cinsel içerikten bahsediyoruz değil mi? Peki, o zaman artık sokaktaki amcamın bile diline dolanan ‘’Hollywood’’ yapımları çok mu ahlaklı ki cinsel içerikten bu kadar bahsedip rahatsız oluyoruz? Kendinize bir yol olarak gördüğünüz, bakmadan asla film izlemediğiniz IMDB’nin top 250 listesinde bulunan kaç filmde ‘’cinsel’’ içerik yok, hiç düşündünüz mü?</p>
<p>Ailecek yapılan ‘’film’’ aktivitelerin kutsal olduğuna sizi kim inandırdı? Böyle bir inanışa sahip misiniz cidden? Ailecek açık film izlenmeyeceğini; porno’dan bahsetmiyorum elbette; size kim gösterdi, kim böyle olması gerektiğini söyledi? Elbette bizler biraz daha kapalı, biraz daha geleneksel bir tutum sergiliyoruz, kendini tatmin etme eğiliminin literatürdeki ismini söylemekten bile utanan bir toplum olarak… Etrafta yayınlanan filmlerin çoğunun altındaki yorumları okuyorum ve cidden nasıl bir çıkmazda olduğumuza şahit oluyorum. ‘’Aileyle birlikte izlenmez’’ nasıl bir kavramdır cidden çok merak ediyorum. Aileyle izlenmesi gereken filmlerin listesi, kuralları her kimdeyse, kesin olarak daha ortaya çıkartmamış demektir ki bu kadar zor durumlara sokuyoruz kendimizi. Hayatımızın belirli alanlarında kendimizi sokmak zorunda olduğumuz kalıplardan birini de filmleri izlerken yaşıyoruz. Yazık.</p>
<p>Elbette ki hayatımızın farklı alanlarında cinsellik içeren dizilere ya da filmlere tepkimizi koyma durumunda hissediyoruz kendimizi çünkü gereğinden fazla kapalıyız bu tür olaylara. Şöyle biraz daha geniş açıdan bakmak istiyorum. Aşırı klasik bir örnek olacak ama Fatmagül’ün Suçu’nu izleyenlere sesleniyorum, siz orada tecavüze uğramış bir kadının hayatını izliyorsunuz. Yayınlandığı zaman, günün en iyisi olarak ekranlarda boy gösteren Muhteşem Yüzyıl dizisini herhalde sadece +21 yaşındaki izleyicilerin ya da +30 izleyicilerin izlenme oranlarını alarak yansıttıklarını düşünmüyorsunuz değil mi? Bu bahsettiğim diziler ‘’prime time’’ olarak nitelendirilen saatlerde yayınlanıyor ve ailecek izlenmiyor mu? Haydi, Muhteşem Yüzyıl başladı, kapatalım diyen var mı cidden?</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com/makale/cinsel-icerikli-turk-filmi-oyle-mi/attachment/1-31/" rel="attachment wp-att-20664"><img class="aligncenter size-full wp-image-20664" title="1" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/08/16.jpg" alt="" width="290" height="227" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Asıl konu bir filmde cinselliğin olup olmamasından daha fazla sizin neyi gördüğünüzdür, daha doğrusu neyi görmek istediğinizdir. Filmlerde ya da dizilerde açık olarak nitelendirilen sahnelere takılıyorsanız elbette bir şey söyleyemem, kişisel düşüncedir beğenidir ama bunda biraz tutarlılık göstermek gerekiyor. Şöyle bir toparlama yapalım. Hayatınca Jessica Alba’nın filmlerini, onun iyi oyuncu olduğunu, sinema tarihine geçecek dört-beş performansı olduğu için izleyen kaç tane Türk seyirci vardır? İsim A ya da B fark etmez, örnekleri ben burada durmadan çoğaltabilirim ama soruya cevap ne yazık ki bulamadım henüz. Ya da herhangi bir kadın oyuncunun çıplak sahnesinin olduğu filmi, kaç kişi adı için, kaç kişi işlediği konu için izledi? Yapmayın, siz filmlere bakarak sadece cinsellik görüyorsanız sizin sorununuz elbet. Bilinçaltınıza ayıp diye attığınız cinsellikten kaynaklanıyor, başka bir şey değil…</p>
<p>Sinemayı her seferinde ilerlere taşımak, farklılaştırmak gerektiğinden bahsediyoruz. Farklı konular sadece cinsellik öğeleriyle bağdaştırmak yanlış olur elbette ve açıkça bende belirtmek isterim ki, güzel ya da sağlam denebilecek filmlerin cinselliği ön plana koyarak var olmasına tamamen karşıyım. Bu benim kapalı bir izleyici ya da cinselliğe karşı olduğumu değil, aksine sinemayı destekleyen bir seyirci olduğumu gösterir diye düşünüyorum. Lakin bu yazıyı yazmamda bana esin kaynağı olan ‘Kaybedenler Kulübü’’ filminde de bundan daha fazlası yoktu. Filmde asla cinselliği bir öğe, bir kaçış noktası olarak kullanmamalarına rağmen çok çok ağır eleştiriye maruz kaldığının farkına vardım.</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com/makale/cinsel-icerikli-turk-filmi-oyle-mi/attachment/monhana/" rel="attachment wp-att-20649"><img class="aligncenter size-full wp-image-20649" title="monhana" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/08/monhana.jpg" alt="" width="450" height="357" /></a></p>
<p>Bu kadar ufak denilebilecek ayrıntılara takılarak, yok efendim çocukların izlemesi sakıncalı, yanlış şeyler öğreniyorlar ve yanlış yönlendiriyorlar diyene kadar, sinemasal açıdan hiçbir değer taşımayanve sadece halkı güldürmek için yapılan, sinemaya katkısı minimum düzeyde olan filmler üzerine biraz daha fazla konuşmak gerekmez mi sizce? Alın size farklılaşma, alın size çeşitlilik. Teşekkür ediyorum ki, İngilizce dilinde ‘’fuck’’ sözcüğünden daha ileri düzeyde, daha anlamlı küfürler ne yazık ki yok. Ama zengin Türkçemiz sayesinde, filmlerde kullanılan bu sözcüklerin bu kadar batması ise diğer bir nokta. Altyazılarda her filmde ‘’fuck’’ kelimesinin Türkçe anlamını defalarca okurken sorunmuş gibi gözükmüyor ama iş Türkçe olarak söylenmesine gelince aşırıya mı kaçınılmış oluyor? Çok merak ediyorum, filmlere bu açıdan bakabilenler, gerçek hayatta ne kadar temiz, duru ve yalın bir Türkçe konuşuyorlar. Hepsi edebiyatçı değil mi?</p>
<p>Kimseyi zorla yeniliklere açamazsınız ya da bu şekilde davranmasını sağlayamazsınız bunun bilincinde olarak söylemek isterim ki, bazı durumlar vardır ki olayı bir bütün olarak ele almak gerekir ve bunu yaparken de tutarlı olmak gerekir. Yabancı ya da yerli olarak ayır edip, onların ki tamam, ama Türkiye’de böyle bir şey olamaz, ben kabul etmiyorum dememeliyiz. Buradan toplumsal mesaj vererek ‘’ yeniliklere açık olun’’ gibi bir kalıptan asla bahsetmiyorum ama en azından yapılan esere saygı göstermek gerektiğini düşünüyorum. Beğenmemiş olabilir, hatta hiç bir şey anlamamış bile olabilirsiniz, ama saygı göstermesini bilmemiz gerekiyor.</p>
<p>Allah sizi standartlıktan ayırmasın inşallah!</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı UnjustLucifer tarafından <strong>19 August 2011 00:26</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/makale/cinsel-icerikli-turk-filmi-oyle-mi/#comments">6 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/makale/cinsel-icerikli-turk-filmi-oyle-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeşil Bölge / Green Zone (2010)</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/yesil-bolge-green-zone-2010/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/yesil-bolge-green-zone-2010/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jul 2011 23:10:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ömer KALAFATCI</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Alex Moore]]></category>
		<category><![CDATA[Allen Vaught]]></category>
		<category><![CDATA[Amar Adatia]]></category>
		<category><![CDATA[Amy Ryan]]></category>
		<category><![CDATA[Antoni Corone]]></category>
		<category><![CDATA[Aymen Hamdouchi]]></category>
		<category><![CDATA[Brendan Gleeson]]></category>
		<category><![CDATA[Green Zone]]></category>
		<category><![CDATA[Green Zone 2011]]></category>
		<category><![CDATA[Green Zone filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Green Zone fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Green Zone izle fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Green Zone ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Green Zone yeşil bölge]]></category>
		<category><![CDATA[Greg Kinnear]]></category>
		<category><![CDATA[Jason Isaacs]]></category>
		<category><![CDATA[Khalid Abdalla]]></category>
		<category><![CDATA[Matt Damon]]></category>
		<category><![CDATA[Matt Damon 2011]]></category>
		<category><![CDATA[Matt Damon 2012]]></category>
		<category><![CDATA[Matt Damon filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[matt damon Green Zone]]></category>
		<category><![CDATA[Matt Damon yeni filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Matt Damon yeşil bölge]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Bölge]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Bölge (Green Zone)]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Bölge 2011]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Bölge film]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Bölge fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Bölge ne zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=19612</guid>
		<description><![CDATA[Geçmişi olmayan ülkelerin silik tarihlerinde uyduruk kahramanlık hikayeleri yaratma adetleri olduğunu Amerika Birleşik Devletleri sayesinde öğreniyoruz. Hani ağızlarda pek şaşaalı yer bulan  ‘United States of America’ 1776’da kurulduğundan beri dünya üzerinde pek çok yerde ve savaşta adını duyurma çabası içerisinde oldu. Kuruluştan itibaren 19 .yüzyılı kapsayan süreçte hızla sanayileşerek gelişimini sürdüren Amerika 1861-1865 yılları arasındaki Amerikan İç Savaşı’nda bölünmenin eşiğine gelse de bu dönemi hasarsız atlattı. İlerleyen dönemde 20. yüzyılın başında çıkan 1.Dünya Savaşı’nda itilaf ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçmişi olmayan ülkelerin silik tarihlerinde uyduruk kahramanlık hikayeleri yaratma adetleri olduğunu Amerika Birleşik Devletleri sayesinde öğreniyoruz. Hani ağızlarda pek şaşaalı yer bulan  ‘United States of America’ 1776’da kurulduğundan beri dünya üzerinde pek çok yerde ve savaşta adını duyurma çabası içerisinde oldu. Kuruluştan itibaren 19 .yüzyılı kapsayan süreçte hızla sanayileşerek gelişimini sürdüren Amerika 1861-1865 yılları arasındaki Amerikan İç Savaşı’nda bölünmenin eşiğine gelse de bu dönemi hasarsız atlattı. İlerleyen dönemde 20. yüzyılın başında çıkan 1.Dünya Savaşı’nda itilaf devletleri lehinde duruma müdahil olarak; sonraki dönemde ise 2.Dünya Savaşı’nda özellikle Japonya karşısında gövde gösterisi yaparak ağırlığını ortaya koydu. Bundan sonraki yıllarda Rusya ile mücadelesi ve soğuk savaş dönemi, Kore ve Vietnam Savaşları, Irak ile Körfez Savaşı,11 Eylül saldırıları Afganistan ve Irak Savaşı derken Amerika artık o kısacık tarihine birçok savaş ve gözyaşı doldurmayı başardı.</p>
<p>Vietnam Savaşı’nı bilirsiniz. Hani Hollywood’un senaryo sıkıntısı çektiği zamanlarda vatansever sinemacıların birbirine ardına popülizm aşıladıkları filmlerinden… Ya da savaş dönemleri öncesi zamanlarda mı demeliyim? Özellikle 2000 li yılların başlarında milliyetçilik duygularının hitap eden ‘Vatansever’, ’Er Ryan’ı Kurtarmak’, ‘Pearl Harbor’,’Kara Şahin Düştü’ gibi birçok propaganda taşıyan filmle ‘An American Dream’  oluşturma çabası aşikardı. Bu yıllarda bir Amerikan kahramanlığı, beyaz ekran aracılığıyla şahsım dahil bir çok akranımın çocukluklarına da tesir ediyor/ettiriliyordu. Ve bir nesil, müfredatlarda yer almasa da ‘Amerika bizi kurtarır.’ kazanımıyla büyüyordu. İlerleyen yıllarda alakasız bir coğrafyada harıl harıl sözde ‘kitle imha silahları’ arayan bu ülke vakt-ı zamanında bizim gibi kitleleri böyle etki altına alıyordu. Sinemanın gücüyle!</p>
<p><a rel="attachment wp-att-19680" href="http://www.sivrisinema.com/aksiyon/yesil-bolge-green-zone-2010/attachment/sivrisinema-38/"><img class="aligncenter size-full wp-image-19680" title="sivrisinema" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/07/sivrisinema.jpg" alt="" width="520" height="225" /></a></p>
<p>Son yıllarda ise durum biraz değişti. Tek tip sinemacıların olmadığı bir dünyada yaşamak, ‘Green Zone’ gibi Amerikan savaş karşıtı, eleştirel filmler görmemizi de sağlıyor. Hele bu eleştirel ses  adı geçen ülkenin kendi içinden çıkınca daha da ikna edici oluyor. ‘Green Zone’ açık açık ‘Kitle İmha Silahları’ nın Amerikan üst düzey bir yetkilisi tarafından uydurulmuş bir istihbarat yalanı olduğunu ve 2003’de başlayan ve birçok sivilin ölümüne sebep olan Irak Savaşı’nın bahanesinin düpedüz bir safsatadan ibaret olduğunu belirtiyor. On binlerce kişinin ölüm sebebinin ‘demokrasi götürme’ nin çok ötesinde ‘petrol getirme’ amacı taşıdığını da hiç söz etmeden, filmin son sahnesinde sessizce yer alan petrol rafinerilerinin görüntüsüyle işaret ediyor.</p>
<p>Film hakkında çok bahsetmeyeceğim. Matt Damon’un rolünün hakkını verdiğini söylemek gerek. Kurgu ve ilerleyiş açısından da başarılı bir film olduğunu söyleyebiliriz. Aslında filmde Damon’un canlandırdığı Teğmen Miller’a Iraklı ‘Farid(Freddy)’ in söylediği söz herşeyi özetliyor. &#8220;It&#8217;s not for you to decide what happens in my country.&#8221;.Evet bu onların iç meselesiydi…</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı ömer KALAFATCI tarafından <strong>27 July 2011 00:10</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/aksiyon/yesil-bolge-green-zone-2010/#comments">1 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/yesil-bolge-green-zone-2010/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AKKAD’ın Çağrı&#8217;sı  “Varlığın Finalinde Bir Yetim”</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/akkad%e2%80%99in-cagrisi-%e2%80%9cvarligin-finalinde-bir-yetim%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/akkad%e2%80%99in-cagrisi-%e2%80%9cvarligin-finalinde-bir-yetim%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Jul 2011 23:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MikU</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed Abdelhalim]]></category>
		<category><![CDATA[André Morell]]></category>
		<category><![CDATA[Anthony Quinn]]></category>
		<category><![CDATA[Anthony Quinn aktör]]></category>
		<category><![CDATA[Anthony Quinn biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Anthony Quinn çağrı filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Anthony Quinn filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Anthony Quinn fimlerl]]></category>
		<category><![CDATA[Anthony Quinn hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Anthony Quinn hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Anthony Quinn kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Anthony Quinn resim]]></category>
		<category><![CDATA[Anthony Quinn son filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Anthony Quinn'in filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Anthony Quinn'nin filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Anthony Quinnin filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Bruno Barnabe]]></category>
		<category><![CDATA[Çağrı]]></category>
		<category><![CDATA[Çağrı Anthony Quinn]]></category>
		<category><![CDATA[Çağrı film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Çağrı filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Çağrı ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Çağrı sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Damien Thomas]]></category>
		<category><![CDATA[Donald Burton]]></category>
		<category><![CDATA[Earl Cameron]]></category>
		<category><![CDATA[Elaine ıves-cameron]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi müslüman filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Ewen Solon]]></category>
		<category><![CDATA[Garrick Hagon]]></category>
		<category><![CDATA[Irene Papas]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet film]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyeti anlatan film]]></category>
		<category><![CDATA[John Bennett]]></category>
		<category><![CDATA[Johnny Sekka]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Ansara]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Forest]]></category>
		<category><![CDATA[Moustapha Akkad]]></category>
		<category><![CDATA[Moustapha Akkad çağrı]]></category>
		<category><![CDATA[Moustapha Akkad çağrı filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Nicolas Amer]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Richard Johnson]]></category>
		<category><![CDATA[Rosalie Crutchley]]></category>
		<category><![CDATA[sinema makale]]></category>
		<category><![CDATA[sinemakale]]></category>
		<category><![CDATA[The Message]]></category>
		<category><![CDATA[The Message 1976]]></category>
		<category><![CDATA[The Message 1976 çağrı]]></category>
		<category><![CDATA[The Message 1977]]></category>
		<category><![CDATA[The Message 1977 Çağrı]]></category>
		<category><![CDATA[The Message Anthony Quinn]]></category>
		<category><![CDATA[The Message film ayrıntıları]]></category>
		<category><![CDATA[The Message sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=19312</guid>
		<description><![CDATA[[Kelimelerin efsununa sığınarak; Evvela O’na dair birkaç söz ile…] … Beş Yedi Bir ve kayıt… … Start verildi. Başla denildi. Son defa, AŞK ile. “BİR” dahi. … BİR’i hariç her şey doğarak [yaratılışla] başlar, doğumla başlar. Tıpkı varlığımız gibi, tıpkı bizler gibi. Ana rahminde filizlenen bedenimiz… Ve Hipokrat yeminli bir şaplak sonucu gelen ağlamalarımız gibi. Doğarız, her şey doğar, Doğmamış ve Doğrulmamışın emriyle. Güneş gibi ve de güneş mesela! Koca gözünü açar ve doğar doğduğu ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>[Kelimelerin efsununa sığınarak; Evvela O’na dair birkaç söz ile…]<br />
…<br />
Beş<br />
Yedi<br />
Bir<br />
ve kayıt…<br />
…<br />
Start verildi.<br />
Başla denildi.<br />
Son defa,<br />
AŞK ile.<br />
“BİR” dahi.<br />
…<br />
BİR’i hariç her şey doğarak [yaratılışla] başlar, doğumla başlar. Tıpkı varlığımız gibi, tıpkı bizler gibi.<br />
Ana rahminde filizlenen bedenimiz… Ve Hipokrat yeminli bir şaplak sonucu gelen ağlamalarımız gibi.<br />
Doğarız, her şey doğar, Doğmamış ve Doğrulmamışın emriyle.<br />
Güneş gibi ve de güneş mesela!<br />
Koca gözünü açar ve doğar doğduğu topraklara doğu ismini bırakarak.<br />
…<br />
Ve 571,<br />
Unutulmuş zihinler, ölü ve diri bedenler, sonsuz evrende salınan her zerre, toprağın altındakiler/üstündekiler, maddeten ve manen var olan tüm mahlukat, bu doğumu bekledi farkında olsa da olmasa da.<br />
Daha doğarken yetim’di. Bu yüzden yetim kaldı ondan sonra doğan tüm yürekler.<br />
Varlığın en mükemmel rolüne hazırlanıyordu, her sebep, her atılan adım onu Hira’ya sürüklüyordu.<br />
Çünkü Hira’da anlam bulacaktı, Yaratalışa dair sırlar, varoluşa dair anlamlar.<br />
Hira bir mağaraydı, hira bir mağaranın adıydı belki ve de [Hz]Muhammmed’in vicdanıydı Hira, cehaleti sorguluyordu, haksızlığı, çirkinliği, zulmü sorguluyan bir vicdandı Hira.<br />
Kalbiydi belki de [Hz]Muhammed’in; sevgiyi, sevmeyi ve de AŞK’ı duyumsadığı kaynayan bir kalbin yansımasıydı zira. Hayata dair en büyük ünlem[!] di, ve de konulması gereken en büyük soru işareti[?]<br />
…<br />
Varlık denen filmde sona yaklaşılmıştı. Sonlar yaşanıyordu. Bilinmezliğin Son Elçisi ve SIR’rın son kadim damlası yürekleri ıslatacaktı. Belki de ısıtacak hatta yakacaktı. O’nun YOK’luğunda VAR’lık için hep bir şeyler eksik kalıyordu. Boynunu büküyordu, tıpkı kendi yetimliği gibi o da yetim bırakıyordu can bulanları, cana bulananları. Neyse ki VARLIK filminin final sahnesi için çekimler hazırdı ve 40 yaşında İqra dedi ve titredi her zerresi.<br />
Titredi insanlık.<br />
Titredi kainat.<br />
OKU’du Varlığı.<br />
OKU’du insanı..<br />
OKU’du evreni.<br />
YARATAN RABBİNİN ADIYLA…</p>
<p>Yönetmen Koltuğunda şöyle bir doğruldu. Ve artık tamam dedi, Cebrail hiç bu kadar huzurla tebessüm etmemişti ve yükledi omzuna iqra’yı. Tuttu HİRA’nın yolunu…<br />
…<br />
Bir nefeslik ve de bir seyirlik bu dünya sahnesine, bu oyun perdesine en çok yakışanın adıydı [Hz]Muhammed.<br />
Mücadelesi, mirası, insanca duruşu ve varoluşa dair bizlere sundukları ile.<br />
İnsanlık rolünün şüphesiz en çok hakkını verendi Muhammed.<br />
Ve varlık filminin başrol oyucusuydu. 63 yıllık hayatı boyunca bu dünya sahnesinde tüm insanlığa oyunculuk [insanlık] dersi verdi.<br />
…<br />
Ve Çağrı.<br />
O’nu anlattı.<br />
AKKAD imzalı…<br />
İslam peygamberi [Hz] Muhammed’in hayatını konu alan birçok filmden biri…  Şüphesiz en yaygın ve en çok izlenmiş olanı. Ve sinema tarihinde sadece Müslümanlığın yaygın olduğu yörelerde değil belli bir niteliksel sinema kültürüne ulaşmış her bölgede adından söz ettiren bir yapım. Bunda elbetteki son peygamber olan ve batı kaynaklı bir çok araştırmada dünyanın gelmiş geçmiş en etkili insanı olduğu vurgusuna layık olan [Hz] Muhammed’in hayatını konu alıyor olmasının payı büyük. Fakat bunun yanında [Hz] Muhammed’in ortaya koyduğu yaşamı ve hayatı Sinemasal dille bu kadar kaliteli ve izlenebilir ortaya koyan Mustafa AKKAD’ın katkısını da göz ardı etmemek gerek.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-19494" href="http://www.sivrisinema.com/dram/akkad%e2%80%99in-cagrisi-%e2%80%9cvarligin-finalinde-bir-yetim%e2%80%9d/attachment/cagri-filmi/"><img class="aligncenter size-full wp-image-19494" title="çağrı-filmi" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/07/çağrı-filmi.jpg" alt="" width="440" height="249" /></a></p>
<p>Sinema bir anlatım dilidir aslında. Ne anlattığınla beraber Sinemasal açıdan önemli olan nasıl anlattığındır. AKKAD’ın burada ki başarısı [Hz] Muhammed gibi merak edilen bir insanı, niteliksel ve evrensel bir sinema diliyle beyazperdeye aktarmış oluşudur. Benim kanaatim “ÇAĞRI” sadece bir müslümanın ya da dini duyguları ön planda olan kişilerin beğeneceği bir filmden ziyade, bunun yanında objektif bir sinema dili yakalamış her insanın başarılı bulacağı [muhtemel] bir filmdir. Elbette İslam dinine inanan ve onu yaşamaya çalışanlar için çok daha fazla anlama sahipken [neye inanıyor olursa olsun ki hatta inançsız olsun] her kesim için başarılı bir film olarak nitelendirilmeyi hak eden bir yapımdır Çağrı.<br />
Dini konular [sinemasal açıdan] işlendiğinde en çok dikkat çeken fakat işlenmesi en zor ve hassas konulardır. Yani doğrudan dini duygulara hitap eden yapımlar, genel itibariyle belli bir düşünceyi aşılamak yahut belli konularda ders vermek amacını ön planda tuttukları için kaliteli bir seyir zevki ve niteliksel bir sinema dili yakalamakta oldukça zorlanırlar. Bunun örneklerini bizzat sinema tarihimizde “Beyaz Sinema” ismiyle de kalıplaşmış sinema akımında görebiliriz. Fakat AKKAD’ın ÇAĞRI’sı bu “Beyaz Sinema” diye tabir ettiğimiz yapımların içinde düştüğü kısır döngüyü aşmış ve niteliksel olarak sağladığı başarı ile sinema tarihinde haklı bir övgü almıştır.</p>
<p>Son olarak ÇAĞRI’nın başarısında çokça zikredilen bir iki faktörü de vurgulamakta fayda var. Birincisi; cismen kendini gösteren ve cismani olarak başrol sayılan,  heybetiyle ve savaşçılığıyla ün salmış aynı zamanda [Hz] Muhammed’in amcası olan  [Hz] Hamza’ya sinemasal olarak vücut veren Anthony Quinn oyunculuğu. Bu rol Müslümanlarca o derece benimsenmiştir ki şüphesiz [Hz] Hamza denince bir müslümanın zihninde canlanan Anthony Quinn’in simasıdır.<br />
Bunun yanında Fransız müzisyen Maurice Jarre’nin film için yapmış olduğu müzikler bir sinema filminde müziğin ne derece etkili olduğunu örnekler biçimdedir. Maurice Jarre’nin müzikleri bu filmi o derece tamamlamıştır ki, niteliksel bir sinema yapıtı olma yönünde bu filmin çok önemli bir ayağı olmuştur.</p>
<p>Ki ne zaman kulağıma çalınsa bu müzikler, içi nota dolu bir kadeh canlanır gözümde, o cennet bahçelerinden. Bu kadehten dökülürcesine nüfuz eder tınısı yüreğime ve işler ruhuma.<br />
…<br />
Ve ezandı ÇAĞRI’nın bir başka dildeki anlamı. Ve bir Müslüman olan AKKAD bir inanan olarak çok önemli bir ÇAĞRI’ya imza atmıştı. Ve belki de ÇAĞRI, sinema dünyasında yükselen/yankılanan bir EZAN’dı. Eli kulağında AKKAD’ın. [Eli kamerasında]<br />
…<br />
Evet, Çağrı benim için çok özel bir yapımdı.<br />
O’nun adıyla başladı. O’nu anlattı. Belki O’nu cismen hiç göstermedi fakat Gönül gözü açık olanlar bizzat SEYR’etti O’nu. [S.A.V]<br />
…<br />
Mustafa AKKAD’ın ÇAĞRI’sına kulak veren MikU, kaleminin rengiyle, elleri titreye titreye, yüreği yetmese de; O’na dokunmaya çalıştı.<br />
Kusurumuz olmuş ise kalemimizin acizliğinden ve eksikliğindendir.<br />
Affola.<br />
Affoluna.<br />
…</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı MikU tarafından <strong>22 July 2011 00:00</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/akkad%e2%80%99in-cagrisi-%e2%80%9cvarligin-finalinde-bir-yetim%e2%80%9d/#comments">3 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/akkad%e2%80%99in-cagrisi-%e2%80%9cvarligin-finalinde-bir-yetim%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Sinemasının Ataerkil Doğasında &#8220;ÜÇ MAYMUN&#8221;</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/makale/turk-sinemasinin-ataerkil-dogasinda-uc-maymun/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/makale/turk-sinemasinin-ataerkil-dogasinda-uc-maymun/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Jul 2011 23:44:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HAYAT</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Ataerkil]]></category>
		<category><![CDATA[Cannes]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[erkek egemenliği]]></category>
		<category><![CDATA[erkekler ve şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[evlilikte şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[film anatomisi]]></category>
		<category><![CDATA[insan ve şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[Namus]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Bilge Ceylan]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Maymun]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Maymun 2008]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Maymun anatomisi]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Maymun eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Maymun film]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Maymun film anatomisi]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Maymun film ayrıntıları]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Maymun film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Maymun film kritik]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Maymun film yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Maymun ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Maymun Nuri Bilge Ceylan]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Maymun sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Maymun Türk filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Yavuz Bingöl]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=19379</guid>
		<description><![CDATA[Nuri Bilge Ceylan’ın son filmi “Üç Maymun”’ un Oscar macerasındaki yolculuğunun erken bitmesine ben de herkes kadar üzüldüm açıkçası. Ama Üç Maymun’un da diğer birçok Türk filmi gibi, kadına yönelik cinsel şiddeti meşrulaştıran, adeta hak etti dedirtircesine izleyicisini arkasına alan bir kültürel yapıda olması, beni zaten üzmüştü. Nuri Bilge Ceylan elbette ki bu filminde, Türk toplumunda var olan ataerkil yapıyı ve bu yapıda ki toplumsal cinsiyet konumlarını oldukça başarılı bir şekilde beyaz perdeye yansıtmış. Filmi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Nuri Bilge Ceylan’ın son filmi “Üç Maymun”’ un Oscar macerasındaki yolculuğunun erken bitmesine ben de herkes kadar üzüldüm açıkçası. Ama Üç Maymun’un da diğer birçok Türk filmi gibi, kadına yönelik cinsel şiddeti meşrulaştıran, adeta hak etti dedirtircesine izleyicisini arkasına alan bir kültürel yapıda olması, beni zaten üzmüştü.</p>
<p>Nuri Bilge Ceylan elbette ki bu filminde, Türk toplumunda var olan ataerkil yapıyı ve bu yapıda ki toplumsal cinsiyet konumlarını oldukça başarılı bir şekilde beyaz perdeye yansıtmış. Filmi izlerken, erkek egemen iktidarların kıskacında kalmış bir kadın gibi yoruldum. Bittiğinde başım ağrıyordu ama bu baş ağrısının nedeni, filmin başarısızlığından değil; cinsiyetler arasında var olan eşitsizliği sinemasal anlatımla pekiştirmekteki başarısıydı.</p>
<p>Toplumumuzda bir erkek çocuğun annesine el kaldırması ya da bir erkeğin eşine el kaldırması hoş karşılanmaz. Ama erkeğin namus bekçiliği rolünü sabote eden bir davranış gerçekleştiğinde, kadına yöneltilen şiddetin haklılığına soyunan toplumsal bir eğilim beliriyor. Öte yandan Erkek aktör, bu yöndeki benzer bir davranışı karşısında çoğunlukla “çapkın” nitelemesiyle ödüllendiriliyor.“Kadın (erkeğin bekçiliğinde) namustur” söylemi, var olan çifte standart yapının yeniden üretilmesi yönünde, bu filmle birlikte tekrar dolaşıma sokulmuştur.</p>
<p>Nuri Bilge Ceylan, sinemasal anlatım tarzıyla Türk sinemasında özgün bir dil yakalamış ve farkını ortaya koymuş, sayılı yönetmenlerden biridir. Fakat toplumsal cinsiyet konusunda diğerleriyle aynı sınıfta kalmıştır. Namus kisvesi altında kadına yöneltilen şiddete karşı, Türk yönetmenlerin artık üç maymunu oynatmaktan vazgeçmesi gerekiyor. Nuri Bilge Ceylan’ın bundan sonraki filmlerinde, bu konuyu ele alış biçimiyle de bir fark yaratacağını umut ediyorum. Ama öte yandan da bu filmin, Türk Sineması’nın ataerkil doğasında oynayan, ne ilk ne de son maymun olacağı endişesini taşıyorum.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı HAYAT tarafından <strong>19 July 2011 00:44</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/makale/turk-sinemasinin-ataerkil-dogasinda-uc-maymun/#comments">2 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/makale/turk-sinemasinin-ataerkil-dogasinda-uc-maymun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sinemanın Genleri “Kaos’a Kanat Çırpan Kelebek”</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/makale/sinemanin-genleri-%e2%80%9ckaos%e2%80%99a-kanat-cirpan-kelebek%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/makale/sinemanin-genleri-%e2%80%9ckaos%e2%80%99a-kanat-cirpan-kelebek%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 May 2011 23:36:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MikU</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[film eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[film fagman]]></category>
		<category><![CDATA[film içeriği]]></category>
		<category><![CDATA[film incelme]]></category>
		<category><![CDATA[film makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[filmlerden haberler]]></category>
		<category><![CDATA[gazete sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Gelecek Filmler]]></category>
		<category><![CDATA[güncel sinema]]></category>
		<category><![CDATA[güncel sinema magazin]]></category>
		<category><![CDATA[haber sinema vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[haberci sinema]]></category>
		<category><![CDATA[izlenmesi gereken 10 film]]></category>
		<category><![CDATA[izlenmesi gereken 50 film]]></category>
		<category><![CDATA[izlenmesi gereken filmler]]></category>
		<category><![CDATA[mutlaka izleyin]]></category>
		<category><![CDATA[ölmeden önce izlenmesi gereken filmler]]></category>
		<category><![CDATA[önerilen filmler]]></category>
		<category><![CDATA[online sinema dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[özgür eleştiri sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[sinama]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sinema dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[sinema eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[sinema geçmişi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema haber]]></category>
		<category><![CDATA[sinema haber köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[sinema ile ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[sinema ile ilgili makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[sinema köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema kritik]]></category>
		<category><![CDATA[sinema rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema sinopsis]]></category>
		<category><![CDATA[sinema.com]]></category>
		<category><![CDATA[sinemacı]]></category>
		<category><![CDATA[sinemacılar]]></category>
		<category><![CDATA[sinemacılık]]></category>
		<category><![CDATA[sinemagazin]]></category>
		<category><![CDATA[sinemakale]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalarda]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalardan.com]]></category>
		<category><![CDATA[sinemayla ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[son çıkan filmle 2012]]></category>
		<category><![CDATA[son çıkan filmler]]></category>
		<category><![CDATA[son çıkan filmler 2010]]></category>
		<category><![CDATA[son çıkan filmler 2011]]></category>
		<category><![CDATA[son filmle 2012]]></category>
		<category><![CDATA[son filmler]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon haber]]></category>
		<category><![CDATA[yakında sinema]]></category>
		<category><![CDATA[yeni çıkan filmler]]></category>
		<category><![CDATA[yeni çıkan filmler 2011]]></category>
		<category><![CDATA[yeni fagmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yeni filmlerden]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=17603</guid>
		<description><![CDATA[Aynanın karşısına aldım yüzümü. Anlamlı birer cümle olmaya hazırlanırken gözlerim, kırpışan kirpiklerim değil, soru işaretleriydi… Çok soru vardı sorulması gereken. Kapadım gözlerimi ve düşüverdi kirpiklerimden bir tanesi avucuma. Ve şimdi avucumda bir soru işareti. Yüzüm aynada emanet, tebessüme zorlar gibi bu emaneti, soruverdim; ayna ayna söyle bana… Bu gördüğüm BEN, bir gün önceki karşılaşmamızda gördüğüm BEN midir? Ya da bir saat öncesinde.. Hatta bir dakka öncesi.. hatta bir saniye.. bir salise.. zaman geçiyor… Kelebeğin meşhur ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Aynanın karşısına aldım yüzümü.  Anlamlı birer cümle olmaya hazırlanırken gözlerim, kırpışan kirpiklerim değil, soru işaretleriydi…<br />
Çok soru vardı sorulması gereken. Kapadım gözlerimi ve düşüverdi kirpiklerimden bir tanesi avucuma. Ve şimdi avucumda bir soru işareti.<br />
Yüzüm aynada emanet, tebessüme zorlar gibi bu emaneti, soruverdim; ayna ayna söyle bana… Bu gördüğüm BEN, bir gün önceki karşılaşmamızda gördüğüm BEN midir? Ya da bir saat öncesinde.. Hatta bir dakka öncesi.. hatta bir saniye.. bir salise.. zaman geçiyor…</p>
<p style="text-align: justify;">Kelebeğin meşhur teorisini duymayanınız kaldı mı bilmiyorum. Hani şu bir kanat çırpışıyla fırtınalar koparan küçük, sevimli ve rengarenk kelebeğimiz. Bu teoriyi duymamışsanız bile; KELEBEK ETKİSİ adı altında, bu teorinin bir yansıması, beyazperdedeki bir izdüşümü sayılabilecek KELEBEK ETKİSİ adlı filmi izlemişsinizdir. Zira sinema sahasında göz koşturan herkesin sıkça rastlayabileceği popüler filmlerden bir tanesidir. Yine de hadi diyelim ki ne filmden haberiniz var ne teoriden, o zaman şunu söylememe izin verin: burada ne işiniz var?  Bir kültür standardı olabilecek sinema sitesindesiniz ve hem bilimden hem kültürden bîhabersiniz. İşin esprisi bir yana hadi yine de diyelim gerçekten bîhabersiniz, birine bakıp çıkacağım mantığıyla ya da tesadüfen buradasınız. En yalın haliyle ve en yaygın kullanım şekliyle bu kuramı sizin için ifade edelim: &#8220;Çin&#8217;de kanat çırpan bir kelebek ABD&#8217;de bir fırtınaya neden olabilir&#8221;.  Evet teorinin en basit formülize edilmiş sözel ifadesi budur.</p>
<p style="text-align: justify;">Kelebek Etkisi adı altında kuramsallaşan bu görüşün; aslında daha geniş çaplı, bir varoluş açıklaması da olan KAOS KURAMI’NIN bir parçası olduğu bilinmelidir. Korkmayın şimdi bir de KAOS KURAMI’NI açıklayacak değilim. Ama bir iki cümle ile ifade etmekte yarar görüyorum zira yazımın anlam bütünlüğünü sağlamam gerek. KAOS KURAMI’NIN temel esprisi ise; her düzenin ardında bir kaosun var olduğu gerçeğine dayanır. Tabi benim anladığım kadarıyla. Yani düzeni oluşturan temel bileşimlere, diğer anlamda arka planına mercek tuttuğumuzda karşımıza çok kompleks bir yapının çıktığını görürüz. Bununla ilgili bilim diyarında verilen en çarpıcı örneklerden biri; sigara dumanının bir odada almış olduğu şekildir? Yani içenlerimiz de, içmeyip de görenlerimiz de, görmeyip de duyanlarımız için bir şey diyemeyeceğim, iyi bilirler, içilen bir sigaranın dumanı kapalı bir mekanda belli bir şekle bürünür. İşte o dumanın o garip şekilleri oluşturmasının arkasında yatan binlerce değişkenin olduğundan bahsedilir. Örneğin;  odadaki hava akımı… Odanın sıcaklık seviyesi gibi birçok etkenin var olduğu ve o şeklin oluşmasını sağlayan oranların çok hassas olduğu söylenir ki, en ufak bir oran değişikliğinde dumanın şeklinin de değişeceği&#8230; Aslında aynı durum insanı oluşturan temel bileşenler yani genler için de söz konusu ama bu noktaya biraz sonra değineceğiz.</p>
<p style="text-align: justify;">Tüm bu açıklamalar; Kelebek Etkisi, Kaos Kuramı, Kelebek Etkisi filmi ve bunun yanında bu bağlamda var olan benim fark etmeyip de, sizin dikkatinizi çeken yayınlar ki Benjamin Button’un Tuhaf Hikayesi filminde yer alan KADER’e vurgu yapan kaza sahnesi, bunun yanında Heroes adlı dizide geçmişe gitme gücüyle, geleceği değiştirmeye çalışan sempatik çekik gözlü kahramanımızın bu anlamda çekilmiş bölümleri, yine bu yazımızın anlaşılmasında size ışık tutacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Şimdi gelelim asıl meselemize, tüm bu kuramlar, teoriler ve filmlerle ne anlatmak istiyorum, açıkçası ben de çok bilmemekle beraber, bağlayacak bir yer bulabilmenin ümidiyle yazıyorum bakalım, hayırlısı. Yine şaka bir yana vurgulamak ve altını çizmek istediğim asıl görüşüm, bir sigara dumanına şekil veren temel etmenler bile onlarca değişken yapının ürünüyken, ortaya çıkan bir filmin arka planında o filmi oluşturan on binlerce değişkenin olduğunu görebilmektir. Ve burada Sinema Sanatının belli bir noktadan sonra kendini tekrarlama gibi bir problemle karşılaşabilmesinin muhtemelliği üzerine kendimce bir takım görüşler beyan etmektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Öncelikle şu belirtilmelidir ki; kameraya dokunan her bireyin parmak izi; o kameraya yansıyan görüntüleri özel kılar, kendine özgü kılar. Yine aynı şekilde senaryo yazımında klavyenin tuşlarına ve  kaleme dokunan her parmak izi, o hikayeyi o senaryoyu özel ve kendine özgü kılar. Bir daha tekrarı asla olmayacağı gerçeğini ortaya çıkarır. Biz zannederiz ki Allah bizim parmak izlerimizi ayrı ayrı kişiye özel yaratmıştır. Evet ama bana göre bu ayrılık ve farklılık somut anlamdaki parmak izinin yanında; o parmağın dokunduğu maddi manevi her alanı kapsamaktadır. Yani parmak izlerimiz bize özeldir ve o parmakları oluşturan ellerimiz ve o ellerimizden çıkan her ürün bize özeldir. Hikmetle söylenmiş bir söz ki; aynı ırmakta iki kez yıkanılmaz… Binlerce yıl önce aynı gerçeğe parmak basan bu filozof; zamana da göz kırparak varlığı oluşturan milyonlarca değişkenin aynı şartlar altında tıpatıp aynı şekle bürünemeyeceğini de ifade etmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Mesela, aile içi şiddetin yansıtıldığı çok başarılı olmuş bir filmde, yönetmenin bu başarıyı sağlamasında çok farklı değişkenlerin var olduğunu müşahede edebiliriz. Babasından çocukken yemiş olduğu bir tokat, onda kelebek etkisi yaratmış olabilir. Yine aynı şekilde babasının annesine uyguladığı şiddet… Şu unutulmamalıdır ki bugünkü var olan benliğimiz, geçmişte yaşadığımız her saniyenin, her anın ve her olayın ortaya sunmuş olduğu bir üründür. Ve bugüne kadar yaşadığınız saniyeleri, anları ve olayları varın siz hesap edin, ve siz de bir kelebek misali bu kaosa bir kanat çırpın bakalım.</p>
<p style="text-align: justify;">Yine bu noktada gen bilimine salça olmazsak gen(d)imize ihanet etmiş oluruz. Gen, insanı oluşturan, bugün var olan şeklimiz şemailimizi belirleyen en küçük yapı değerleri ve bilimsel ifadesi ile şifreleridir. İnsan belki de yaratılmışların içinde en muazzam ve en karmaşık yapıya sahip varlıktır. Her insanın burnunu, kaşını, gözünü hatta parmak izine kadar her ayrıntısını bu genler belirler. Ve ne tuhaftır ki milyonlarca üretimi yapılan bu insanoğlunun her biri kendine has bir bakışa sahiptir. Her şeyiyle birbirinin aynısı olan iki insan yan yana getirmek imkânsızdır. İşte bu farklılığı sağlayan, bu düzenin arkasındaki kaostur. Yani karmaşa. Binlerce değişken. Yine bir insanda gen sayısının ki hatta yapılarının dahi aynı olduğu söylenir, değişkenliği sağlayan ise o binlerce genin sıralaması. Şimdi bu noktada bütünsel olarak düşündüğümüzde kelebek etkisi, kaos kuramı ile insanı oluşturan genler arasında açıklayıcı bir bağlantının var olduğunu görebiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;">Peki sadece gen dediğimiz yapı insanda mı mevcuttur? Bilimi bilmem fakat bilimin hala açıklamada aciz kaldığı bir İnsan olan ben derim ki; gen dediğimiz yapı varlığı oluşturan her zerrede mevcuttur. Belki ismen farklı kelimelerle ifade ediliyordur, orasını bilemem. İşte bu noktada Sinemanın da genleri olduğu vurgusunu yapmak istiyorum. Aynı şekilde ortaya konan her filmin kendine özgü bir gene sahip olduğunu, o filmi oluşturan binlerce değişkenin var olduğunu, bu sebeple sinemanın özünde hiçbir zaman kendini tekrar etme gibi bir problemle karşılaşmayacağını, var olan benzerlik ve taklidin yaradılışın temel kanunlarından olduğunu ifade etmeliyim. Ne zaman ki insanlar tıpatıp aynı doğar, aynı şartlarda büyür, aynı değerlerin oluşturduğu saatleri ve olayları yaşar, parmak izleri dahi aynı olur, işte o zaman aynı film çıkar.</p>
<p style="text-align: justify;">Ayrıntısal ve mantıksal olarak bu doğru fakat insani olarak bu derece ayrıntılı görebilmemiz mümkün değil, yani ortaya çıkan filmlerin zamanla kendini tekrar etmesi, monotonlaşması, birbirine benzemesi sorunu bu şekilde çözülmesi ve açıklanması doğru değil, diyenler, karşı görüş belirtecek olanlar olabilir. Ben de derim ki; eğer böyle bir problem çıkmış yahut çıkarsa bu sinemanın kendini tekrar etmesi değil, insanlığın artık kendini tekrar ediyor olmasıdır, bu sinemanın tıkanması değil, bizzat insanlığın tıkanmış olduğunun göstergesidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Konu uzun, karmaşık, fakat vurgulamak istediğim temel düşüncelerin az çok oturduğunu düşünüyorum. Sinemanın Genlerine dair ileriki zamanlarda yine bazı yazılar kaleme alabiliriz.<br />
Şimdi bazılarınız bu yazıya burun kıvıracak ya, ahh ahh bir bilseler bu kelimeler, bu düşünceler bu cümleler bir araya gelip bir makale olabilmesi için ardında ne kaoslar yaşandı, odamın hava akımından, karnımın açlık derecesi, oturduğum koltuğun rahatlığından, küçükken çöp kovasından fırlayıp da yüzümü tırmalayan kedinin tırnaklarına kadar&#8230; Akıl almaz… Milyonlarca değişkenin oluşturduğu bir bütünüz, sakın ola kendinizi hafife almayın ;) Muhabbetiniz, Sevginiz daim olsun…</p>
<p style="text-align: justify;">FRAGMAN</p>
<p style="text-align: justify;">VARLIĞIN FİNALİNDE BİR YETİM</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Her şeyini paylaşıyor, dağıtıyor. Tebessümünü kimseden esirgemiyor. Ne var ki fikirleri tehlikeli!&#8221;<br />
[The Message, Çağrı Filminden]</p>
<p style="text-align: justify;">Varlık denen filmde sona yaklaşılmıştı. Sonlar yaşanıyordu. Bilinmezliğin Son Elçisi ve SIR’rın son kadim damlası yürekleri ıslatacaktı. Belki de ısıtacak hatta yakacaktı. O’nun YOK’luğunda VAR’lık için hep bir şeyler eksik kalıyordu. Boynunu büküyordu, tıpkı kendi yetimliği gibi o da yetim bırakıyordu can bulanları, cana bulananları. Neyse ki VARLIK filminin final sahnesi için çekimler hazırdı ve 40 yaşında İqra dedi ve titredi her zerresi.<br />
Titredi insanlık.<br />
Titredi kainat.<br />
OKU’du Varlığı.<br />
OKU’du insanı..<br />
OKU’du evreni.<br />
YARATAN RABBİNİN ADIYLA…</p>
<p style="text-align: justify;">Yönetmen Koltuğunda şöyle bir doğruldu. Ve artık tamam dedi, Cebrail hiç bu kadar huzurla tebessüm etmemişti ve yükledi omzuna iqra’yı. Tuttu HİRA’nın yolunu…</p>
<p style="text-align: justify;">Mustafa AKKAD’ın ÇAĞRI’sına kulak veren MikU, kaleminin rengiyle, elleri titreye titreye, yüreği yetmese de; O’na dokunmaya çalıştı.  PEK YAKINDA…</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı MikU tarafından <strong>17 May 2011 00:36</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/makale/sinemanin-genleri-%e2%80%9ckaos%e2%80%99a-kanat-cirpan-kelebek%e2%80%9d/#comments">11 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/makale/sinemanin-genleri-%e2%80%9ckaos%e2%80%99a-kanat-cirpan-kelebek%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ice Age: Bir, İki, Üç!</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/animasyon/ice-age-bir-iki-uc/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/animasyon/ice-age-bir-iki-uc/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 May 2011 23:00:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur Tatar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Blue Sky Studios]]></category>
		<category><![CDATA[Buck]]></category>
		<category><![CDATA[Buz Devri]]></category>
		<category><![CDATA[buz devri 2]]></category>
		<category><![CDATA[buz devri 2 erime başlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[Carlos Saldanha]]></category>
		<category><![CDATA[Chris Wedge]]></category>
		<category><![CDATA[Crash]]></category>
		<category><![CDATA[Crash ve Eddie]]></category>
		<category><![CDATA[David Newman]]></category>
		<category><![CDATA[Denis Leary]]></category>
		<category><![CDATA[diego]]></category>
		<category><![CDATA[Eddie]]></category>
		<category><![CDATA[ellie]]></category>
		<category><![CDATA[erime başlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[ice age]]></category>
		<category><![CDATA[ice age 1 2 3]]></category>
		<category><![CDATA[ice age 2]]></category>
		<category><![CDATA[ice age 2 the meltdown]]></category>
		<category><![CDATA[Ice Age 3 özet]]></category>
		<category><![CDATA[Ice Age 3 sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Ice Age 3 trailer]]></category>
		<category><![CDATA[ice age dawn of the dinosaurs]]></category>
		<category><![CDATA[ice age film eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[ice age kritik]]></category>
		<category><![CDATA[John Leguizamo]]></category>
		<category><![CDATA[John Powell]]></category>
		<category><![CDATA[manny]]></category>
		<category><![CDATA[Mike Thurmeier]]></category>
		<category><![CDATA[opossum]]></category>
		<category><![CDATA[palamud]]></category>
		<category><![CDATA[Ray Romano]]></category>
		<category><![CDATA[scrat]]></category>
		<category><![CDATA[sid]]></category>
		<category><![CDATA[the meltdown]]></category>
		<category><![CDATA[Twentieth Century Fox Film]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=17582</guid>
		<description><![CDATA[Bir: Karşınızda Buz Kahramanları! Yetişkin seyirciyi belli bir süre sonra sıkan animasyon filmlerinin aksine Ice Age (Buz Devri), ilk birkaç dakika içinde izleyiciyi içine çekip kendi dünyasına dâhil etmeyi başaran ender animasyon filmlerdendir. Animasyon filmlerinin eğlenceli olmalarını sağlayan en önemli şey rengârenk yapısı ve keyifli atmosferi dışında karakterlerin ilginç olmalarıdır. Küçük bir insan bebeğin ailesine teslim edilmesi zorunluluğu üzerine kurulu olaylar silsilesini ilginç hayvan karakterler üzerinden anlatan film, izlerken sıkılmayı kesinlikle önlediği gibi karakterlerin davranışlarının ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: justify;"><strong>Bir: Karşınızda Buz Kahramanları!</strong></h2>
<p style="text-align: justify;">Yetişkin seyirciyi belli bir süre sonra sıkan animasyon filmlerinin aksine <strong>Ice Age</strong> (Buz Devri), ilk birkaç dakika içinde izleyiciyi içine çekip kendi dünyasına dâhil etmeyi başaran ender animasyon filmlerdendir. Animasyon filmlerinin eğlenceli olmalarını sağlayan en önemli şey rengârenk yapısı ve keyifli atmosferi dışında karakterlerin ilginç olmalarıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Küçük bir insan bebeğin ailesine teslim edilmesi zorunluluğu üzerine kurulu olaylar silsilesini ilginç hayvan karakterler üzerinden anlatan film, izlerken sıkılmayı kesinlikle önlediği gibi karakterlerin davranışlarının eğlenceli haliyle de oldukça keyifli dakikalar vaat ediyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Birbiriyle alakası olmayan üç karakterden baş belası tembel hayvan <strong>Sid</strong> ilk dakikadan itibaren dünyanın en büyük yaratığı olduğunu düşündüğü <strong>Mamut</strong> <strong>Manny</strong>’yi koruyucusu ilan edip film boyunca korunmasını gerektirecek birçok saçma şey yapıyor. İnsan bebeği ailesine teslim etme fikri gruba sonradan dâhil olan kılıç dişli kaplan <strong>Diego</strong> için söz konusu değil tabi ki. <strong>Diego</strong>, bebeğin ailesine kavuşmasından çok sürüsüne verdiği söze ve etoburluğun baş döndürücü çekiciliğine kapılıp farklı planlar kuruyor film boyunca.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Ice Age</strong>, belli yaş aralığındaki çocukların izlediğinde güleceği ve çocuklarıyla beraber filmi izlemek zorunda olan yetişkinlerin çocukların neye güldüğüne hayret ederek sıkıntı içinde filmin bitmesini bekleyeceği türden bir animasyon değil kesinlikle.</p>
<p style="text-align: justify;">Ayrıca<strong> Ice Age</strong>, güldürken aynı zamanda izleyicinin gözüne sokmadan önemli mesajlar da veriyor. Korumamız gerekirken sürekli zarar verdiğimiz dünyamızın içinde olduğu tehlikeleri esprili bir dille gözler önüne sererken, insan bebeğin ailesine ulaştırılabilmesi için üstesinden gelinen zorluklar ve engellerle dolu yolculuk ile ailenin önemini de vurguluyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Eğlenceli yapısının yanında duygusal boyutu da bulunan <strong>Ice Age</strong>, buz dünyasının ilginç kahramanlarıyla tanıştığımız ve buzulların o uçsuz bucaksız dünyasında unutulmaz bir maceraya atıldığımız üçlemenin ilk filmi olarak hafızalarımıza kazınmıştır. Unutmadan bir de palamut sevdalısı <strong>Scrat</strong>’i hayatımıza dâhil etmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"><a rel="attachment wp-att-17585" href="http://www.sivrisinema.com/animasyon/ice-age-bir-iki-uc/attachment/iceage1/"><img class="aligncenter size-full wp-image-17585" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/05/iceage1.jpg" alt="" width="600" height="143" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<h2 style="text-align: justify;"><strong>İki: Eyvah Erime Başlıyor!</strong></h2>
<p style="text-align: justify;">Buz devri üçlemesinin ortanca evladında aile konusu bu defa <strong>Mamut</strong> <strong>Manny</strong> üzerinden aktarılıyor. <strong>Mamut</strong> <strong>Manny</strong> aile kurmak istiyor fakat kendisi dünyadaki son mamut. Etrafındaki hayvanların da ortak düşüncesi bu yönde olduğundan <strong>Manny</strong>’nin umutsuz ve keyifsiz hali ile başlıyor <strong>Ice Age 2: The Meltdown</strong> (Buz Devri 2: Erime Başlıyor).</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Ice Age 2</strong>’nin umutsuz havasını <strong>Mamut Elly</strong> bozuyor. Fakat <strong>Ellie</strong> ile <strong>Manny</strong> bir türlü anlaşamıyor. Çünkü <strong>Ellie</strong>’de nevi şahsına münhasır bir karakter olarak cüssesini dahi es geçerek kendini <strong>opossum</strong> olarak tanıtıyor karakterlerimize. İşin kötüsü <strong>Ellie</strong>’nin kendisi kesinlikle <strong>opossum</strong> olduğuna inanıyor, <strong>Mamut Manny</strong> için <strong>Ellie</strong>’nin aslını fark edip kabullenmesini sağlamak hayli yorucu bir süreç oluyor. Üstelik bu sırada ısınan havanın etkisiyle vadiyi okyanustan ayıran baraj erimeye başlıyor. Bunu fark eden <strong>Manny</strong>, <strong>Sid</strong> ve <strong>Diego</strong> korkunç sondan kurtuluşun tek yolunun vadinin diğer tarafına geçmek olduğuna karar verip  <strong>Ellie </strong>ve<strong> Ellie</strong>’nin<strong> opossum</strong> kardeşleri olan <strong>Crash </strong>ve<strong> Eddie</strong>’yi de yanlarına alıp macera dolu bir yolculuğa adım atıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Yolları ısınan dünyalarından geçtiği için karakterlerimiz sıcağın tadını çıkarmayı da ihmal etmiyorlar. İlk filmde insan bebekle olan yakınlığı ve ona düşkünlüğü göze çarpan <strong>Sid</strong> bu defada su parkındaki yavrularla karşımıza çıkıyor. Hayvanlar üzerinden de olsa aile özlemini gözler önüne seren bu kareler  dikkat çekiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Film boyunca yaşanan sıkıntılar ve eğlenceli olayların ortasında tamamen kendi dünyasında olan yegâne karakter <strong>Scrat</strong> da film boyunca peşine düştüğü sevgili meşe palamuduyla birlikte olayların içine istemeden dâhil olmasına rağmen yine de meşe palamudu dışında her şeye tamamen kapalı olarak göz yaşartan bir sadakatle karşımıza çıkıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><a rel="attachment wp-att-17586" href="http://www.sivrisinema.com/animasyon/ice-age-bir-iki-uc/attachment/iceage2/"><img class="aligncenter size-full wp-image-17586" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/05/iceage2.jpg" alt="" width="600" height="143" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<h2 style="text-align: justify;"><strong>Üç: O da Ne? Dinozor mu?!</strong></h2>
<p style="text-align: justify;"><strong>Ice Age </strong>serisinin son halkası olan <strong>Ice Age 3: Dawn of the Dinosaurs</strong>’da (Buz Devri 3: Dinozorların Şafağı) kahramanlarımız filmin ilk saniyesinde telaş içinde karşımıza çıkıyorlar. <strong>Mamut</strong> <strong>Ellie</strong> hamile ve doğuma çeyrek kalmış, bu durumun büyüsüne kapılan <strong>Mamut</strong> <strong>Manny</strong> ise ondan beklenmeyecek derecede heyecanlı davranışlar sergiliyor. Zira ilk iki filmde kaba ve ruhsuz tavırlarıyla dikkat çeken <strong>Manny</strong> aile babası olma yolundaki ürkek tavırlarıyla oldukça şaşırtıyor. <strong>Mamut</strong> <strong>Manny</strong>’nin doğacak bebeği için sevimli sürprizlerinden biri, tatlı bela <strong>Sid</strong>’in tarafından yanlış anlaşıldığı için kendini sandığı kadar mamut ailesine dâhil hissetmemesine sebep oluyor ve işler karışıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Ardından kendini yalnız hisseden <strong>Sid </strong>gizli bir kıskançlıkla cinsiyetine inat anne olmak için kolları sıvıyor. İlk iki filmde hangi türden olursa olsun yavrulara karşı anaç tavırlarıyla dikkat çeken <strong>Sid</strong> kendi evlatlarının da farklı türden olmasını umursamıyor ve tembel, korkak karakterinden beklenmeyecek hareketlilik ve cesaret dolu davranışlarıyla yavrularına sahip çıkıyor. Sözü gelmişken söyleyelim bu yavrular dinozor yavruları<strong>!</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sid</strong>’in yavrularının bir dinozora ait olmalarıyla işler daha da karışıyor ve doğumu yaklaşan <strong>Ellie</strong> dâhil olmak üzere kahramanlarımız kendilerini bir başka maceranın içine sürüklenirken buluyorlar. <strong>Sid</strong>’in söz dinlemezliği ve evlatlarına bağlılığı yüzünden tatlı telaşını yaşamak yerine tehlikeli olayların ortasında kalan Mamutlar, bunalımlı haliyle her şeye küskün duran <strong>Diego</strong> ve her şeye rağmen neşelerini koruyan <strong>Opossumlar</strong> arkadaşları için birçok zorluğun üstesinden gelip bütün tehlikeleri aşıyorlar. <strong>Sid</strong>’i kurtarmak için yer altına inen kahramanlarımız burada kendi yaşadıklarından çok daha farklı bir ortamla karşılaşıyorlar ve bu bilinmeyen diyarda onlara rehberlik yapan <strong>Buck</strong> adlı karakter bir süre bütün kahramanları gölgesinde bırakıp maceracı ruhu ve garip halleriyle odak noktası olmayı başarıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Kahramanlarımız macera peşinde koşarken palamut sevdalısı <strong>Scrat</strong> ise elbet ki sadece palamudunun peşinde koşuyor fakat tek farkla bu defa palamuduna ortak olan kendi türünden şuh bakışlı bir karşı cinsi var ve palamut aşkıyla karşı cinse aşkı arasında bocalayıp dururken çok eğlenceli bir çekişmenin esas oğlanı olmayı başarıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmin sonunda büyük bir aile olmayı başaran kahramanlarımız yer altından çıkıp kendi yaşam alanlarına ayak basıyor. İkinci filmin ilk film kadar yoğun olmamasından şikâyet eden izleyicilerin son filmi seyredip ilk filmdeki kadar tat alması bu defa mümkün oluyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><a rel="attachment wp-att-17587" href="http://www.sivrisinema.com/animasyon/ice-age-bir-iki-uc/attachment/iceage3/"><img class="aligncenter size-full wp-image-17587" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/05/iceage3.jpg" alt="" width="600" height="143" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı SuperFrooog tarafından <strong>12 May 2011 00:00</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/animasyon/ice-age-bir-iki-uc/#comments">4 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/animasyon/ice-age-bir-iki-uc/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Korkunç Tatil Rehberi</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/makale/korkunc-tatil-rehberi/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/makale/korkunc-tatil-rehberi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 May 2011 23:03:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur Tatar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[13. Cuma]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[ABD Ulusal Film Arşivi]]></category>
		<category><![CDATA[Alfred Hitchcock]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Birleşik Devletleri Kongre Kütüphanesi]]></category>
		<category><![CDATA[Amity Adası]]></category>
		<category><![CDATA[Arizona]]></category>
		<category><![CDATA[Bates Motel]]></category>
		<category><![CDATA[Belediye Başkanı Larry Vaughn]]></category>
		<category><![CDATA[Boş Oda]]></category>
		<category><![CDATA[Bratislava]]></category>
		<category><![CDATA[California]]></category>
		<category><![CDATA[Crystal Lake]]></category>
		<category><![CDATA[Dekatriaparaskevifobi]]></category>
		<category><![CDATA[Eden Lake]]></category>
		<category><![CDATA[Edgartown]]></category>
		<category><![CDATA[Eli Roth]]></category>
		<category><![CDATA[Elite Hunting]]></category>
		<category><![CDATA[Friday the 13th]]></category>
		<category><![CDATA[Greg Mclean]]></category>
		<category><![CDATA[Gremlins]]></category>
		<category><![CDATA[gus van sant]]></category>
		<category><![CDATA[Hostel]]></category>
		<category><![CDATA[James Watkins]]></category>
		<category><![CDATA[Jason]]></category>
		<category><![CDATA[JAWS]]></category>
		<category><![CDATA[Jenny]]></category>
		<category><![CDATA[Joe Dante]]></category>
		<category><![CDATA[Köpekbalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Korkunç Tatil Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Larry Vaughn]]></category>
		<category><![CDATA[Lost River Lake]]></category>
		<category><![CDATA[Martin Brody]]></category>
		<category><![CDATA[New England]]></category>
		<category><![CDATA[New Mexico]]></category>
		<category><![CDATA[Nimród Antal]]></category>
		<category><![CDATA[Norman]]></category>
		<category><![CDATA[Piranha]]></category>
		<category><![CDATA[Predators]]></category>
		<category><![CDATA[Psycho]]></category>
		<category><![CDATA[Sean S. Cunningham]]></category>
		<category><![CDATA[sinemakale]]></category>
		<category><![CDATA[Slovakya]]></category>
		<category><![CDATA[Steve]]></category>
		<category><![CDATA[Steven Spielberg]]></category>
		<category><![CDATA[Tatil]]></category>
		<category><![CDATA[The Howling]]></category>
		<category><![CDATA[Vacancy]]></category>
		<category><![CDATA[Wolf Creek]]></category>
		<category><![CDATA[Wolfe Creek]]></category>
		<category><![CDATA[Yaz tatili]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=17444</guid>
		<description><![CDATA[Malum yaz tatiline pek az bir zaman kaldı. Herkesin aklından, tatilimizi nerede geçirsek sorusu geçiyordur hiç şüphesiz. Tatilinizi nerede geçirirsiniz bilemem ama size nerede geçirmemeniz gerektiğini söyleyebilirim. Şimdi bir düşünün, tatile çıkmışsınız, sadece biraz kafa dinleyip huzur bulmak istiyorsunuz ama kendinizi tam bir can pazarının ortasında buluyorsunuz. En iyisi nerede, ne gibi tehlikeler var, önceden bilip, ona göre yola çıkmak. E bunun için de aşağıda ki önerileri dikkate almanızda fayda var… &#160; 1-KATİL BALIKLAR a- ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Malum yaz tatiline pek az bir zaman kaldı. Herkesin aklından, tatilimizi nerede geçirsek sorusu geçiyordur hiç şüphesiz. Tatilinizi nerede geçirirsiniz bilemem ama size nerede geçirmemeniz gerektiğini söyleyebilirim. Şimdi bir düşünün, tatile çıkmışsınız, sadece biraz kafa dinleyip huzur bulmak istiyorsunuz ama kendinizi tam bir can pazarının ortasında buluyorsunuz. En iyisi nerede, ne gibi tehlikeler var, önceden bilip, ona göre yola çıkmak. E bunun için de aşağıda ki önerileri dikkate almanızda fayda var…</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<h2 style="text-align: justify;"><strong>1-KATİL BALIKLAR</strong></h2>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>a- Dikkat Köpekbalığı!</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Elbette yaz tatili denince akla ilk olarak: Deniz, Kum ve Güneş gelir. Bu yüzden ilk uyarım tatili deniz kıyısında geçirmek isteyenlere. <strong>ABD</strong>’nin <strong>New England</strong> bölgesindeki <strong>Edgartown</strong>’a bağlı <strong>Amity Adası</strong> uzunca bir süredir köpekbalıklarının cirit attığı tehlikeli bir yer.</p>
<p style="text-align: justify;">İlk büyük saldırının da 1975 yılında meydana geldiğini bugün herkes biliyor. Köpekbalığı ilk olarak sörf yapan bir yüzücüyü öldürdü. Daha sonra bir köpek ardından da bir çocuk…</p>
<p style="text-align: justify;">İlk zamanlar “Turistler Korkmasın, Paralar Kaçmasın!” diye köpekbalığı dehşeti halktan gizlenilmeye çalışıldı tabi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Amity Adası</strong>’nın işine ve ailesine son derece bağlı polis şefi <strong>Martin Brody</strong> daha fazla insanın ölmemesi için plajları kapatmaya çalıştı. Ama <strong>Belediye Başkanı</strong> <strong>Larry Vaughn</strong>’a derdini bir türlü anlatamadığı için çok sayıda kurban verilmesinin önüne geçemedi.</p>
<p style="text-align: justify;">Olayların daha sonradan <strong>Steven Spielberg</strong> adlı bir yönetmenin çektiği <strong>JAWS</strong> adlı filme konu olduğunu ve filmin birçok başarısının yanında En İyi Kurgu, En İyi Özgün Müzik ve En İyi Ses Oscar’larını kucakladığını da notlarımız arasına ekleyelim. Ayrıca film 2001 yılında <strong>Amerika Birleşik Devletleri Kongre Kütüphanesi</strong> tarafından &#8220;Kültürel, Tarihi ve Estetik Olarak Önemli&#8221; filmler arasına seçilerek <strong>ABD Ulusal Film Arşivi</strong>&#8216;nde muhafaza edilmesine karar verilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Sonuç:</span></strong> Siz siz olun <strong>Amity Adası</strong>’na sakın gitmeyin!</p>
<p style="text-align: justify;"><a rel="attachment wp-att-17457" href="http://www.sivrisinema.com/makale/korkunc-tatil-rehberi/attachment/jaws/"><img class="aligncenter size-full wp-image-17457" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/05/jaws.jpg" alt="" width="600" height="143" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">b- Eyvah Piranhalar!</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ne demiştik? Aa! Evet, Deniz, Kum ve Güneş.</p>
<p style="text-align: justify;">Aman! Okyanusu, denizi boş ver! Ben nehirde de yüzerim diyen tatilci! Ben olsam bunu da yapmazdım!</p>
<p style="text-align: justify;">Bu sefer ki durağımız <strong>Lost</strong><strong> River Lake</strong>.</p>
<p style="text-align: justify;">Çok ufak bir ihtimal de olsa dev köpekbalığından kurtulma şansınız var. Ama söz konusu piranhalar ise…</p>
<p style="text-align: justify;">Köpekbalığı dehşetinden 3 yıl sonra 1978’de kendi halinde gezinen iki gencin tesadüf eseri keşfettiği piranhalar, yine onlar yüzünden, yaz kamplarıyla dolu cennet diyarın nehirlerine karışır. E sonuç köpekbalığı dehşeti ile boy ölçüşecek cinsten. Yani bu sefer okyanusta ki dehşetin yerini nehirler alır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu olay, aynı yıl <strong>Joe Dante</strong> tarafından filmleştirildi. Filmin ismi de tahmin edebileceğiniz gibi <strong>Piranha</strong> idi. Film<strong> JAWS</strong>’a çok benzemesine rağmen oldukça büyük bir başarılı elde etti. Yönetmen bu filmden sonra çektiği <strong>The Howling</strong> ile <strong>Steven Spielberg</strong>&#8216;in dikkatini çekti ve <strong>Spielberg</strong>, <strong>Dante</strong>&#8216;ye <strong>Gremlins</strong> filmini çekmesini teklif etti. Vesaire vesaire…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Sonuç:</span></strong> Ne olur ne olmaz! Piranhalar hala orada olabilir. Siz <strong>Lost</strong><strong> River Lake</strong>’i de listenizden çıkarın.</p>
<p style="text-align: justify;"><a rel="attachment wp-att-17460" href="http://www.sivrisinema.com/makale/korkunc-tatil-rehberi/attachment/piranha/"><img class="aligncenter size-full wp-image-17460" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/05/piranha.jpg" alt="" width="600" height="143" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<h2 style="text-align: justify;"><strong>2- KAMP MANYAKLARI</strong></h2>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>a- Crystal Lake Kampı</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Sanırım biraz güneşlenme ve denizin keyfini çıkarma fikri aklınızdan tamamen çıktı. Eğer aklınıza kamp yapma fikri geldiyse son 50 yıldır birçok cinayetin işlendiği <strong>Crystal Lake</strong> kampından uzak durmanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Bu uyarımı dikkate alın sayın tatilciler. Dikkate almayan ecele gider, ona göre.</p>
<p style="text-align: justify;">1957 yılında bu kampta boğulduğu iddia edilen küçük bir çocuğun hikâyesi anlatılır. Ertesi yıllarda bu çocuğun sözde hayaletinin, tatile gelen gençlerden intikam almak için dehşet saçtığı biliniyor. Adı <strong>Jason</strong> olan bu “şey” birkaç kez öldü sanılsa da bir türlü ölmemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kimilerine göre o bir hayalettir, kimilerine göre ise o her türlü olumsuzluğa karşı bağışıklık kazanmış bir yaratık ve onun hikâyesi kulaktan kulağa hatta kuşaktan kuşağa anlatılır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bazı rivayetlere göre <strong>Jason</strong>’ın annesi de en az oğlu kadar sapık ruhlu psikopat bir kadınmış. Oğlu öldükten sonra da çıldırıp <strong>Crystal Lake</strong> kampındaki ilk cinayetleri o işlemiş.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu tip efsaneler Hollywood’da çok sevildiği için konuyla ilgili bir hatta birden çok film çevrildiğini söylersem hiç şaşırmazsınız herhalde. Filmlerin adı da her şeyin başladığı Cuma gününe atfen olsa gerek, <strong>Friday the 13th</strong>, Yani <strong>13. Cuma</strong>. <strong>Sean S. Cunningham</strong> imzalı 1980 yılında çekilen bu filmi ve ardından gelen serinin diğer üyelerini bulup izleyebilirsiniz. Lakin <strong>Dekatriaparaskevifobi</strong>’niz (Ayın 13&#8242;ünün Cuma gününe denk gelmesi korkusu) var ise izlemenizi tavsiye etmiyorum.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Sonuç:</span></strong> Sevgiliniz, arkadaşlarınız ve aileniz ile kamp yapma fikriniz varsa gideceğiniz yer <strong>Crystal Lake</strong> kampı olmamalı benden söylemesi.<strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a rel="attachment wp-att-17463" href="http://www.sivrisinema.com/makale/korkunc-tatil-rehberi/attachment/jason/"><img class="aligncenter size-full wp-image-17463" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/05/jason.jpg" alt="" width="600" height="143" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>b- Eden Lake Kampı</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Aman canım! Başka kamp yeri mi yok! Diyen tatilcilerin sesini duyar gibiyim. Eğer alternatifiniz <strong>Eden Lake</strong> kampı ise öyle hemen sevinmeyin. Çünkü 2008 yılında o kampta vahşice öldürülen bir çiftin hikâyesinden bahsedeceğim size…</p>
<p style="text-align: justify;">Anaokulu öğretmeni <strong>Jenny</strong> ve sevgilisi <strong>Steve</strong>, romantik bir hafta sonu için ormanın içinde olan <strong>Eden Lake</strong> kampına giderler. Burası şehir yaşamının gürültüsünden ve bunaltıcı atmosferinden uzak, huzur dolu ve oldukça sakin bir yerdir. En azından onlar ilk başta böyle düşünürler. Çiftin kamp kurdukları bu göl kenarı aynı zamanda bölgenin ergen gençlerinin de eğlence alanıdır. Gürültücü, kaba ve saygısız tavırlarıyla rahatsız ettikleri çift tarafından uyarılan gençler, buna aldırış etmezler ve romantik bir hafta sonu geçirmek isteyen çiftin kâbusu olurlar. E çiftimiz daha sonradan olacakları bilselerdi şayet bunu hiç umursamazlardı orası ayrı. Ancak çift daha sonradan fark edecektir ki bu ergen gençlerin her biri birer <strong>Jason</strong>’dır ve kısa sürede romantik hafta sonu düşüncesi ölüm kalım savaşına dönecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Olay hakkında daha fazla bilgi vermeyeceğim. Eğer daha sonra ne olduğunu merak ediyorsanız <strong>James Watkins</strong>’in<strong> </strong>bu olaydan yola çıkarak<strong> </strong>yazıp yönettiği <strong>Eden Lake</strong> isimli filmi izleyerek öğrenebilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Sonuç:</span></strong> Ne <strong>Crystal Lake</strong>, Ne de <strong>Eden Lake</strong>.<strong> </strong>Gelin siz Kamp yapma fikrinden vazgeçin.</p>
<p style="text-align: justify;"><a rel="attachment wp-att-17466" href="http://www.sivrisinema.com/makale/korkunc-tatil-rehberi/attachment/edenlake/"><img class="aligncenter size-full wp-image-17466" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/05/edenlake.jpg" alt="" width="600" height="143" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 20px; font-weight: bold;"><strong>3- KORKUNÇ OTELLER</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>a- Slovakya’da Bir Hostel</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Evet, sanırım kamp fikrinden de vazgeçtiniz. Şimdi aklınızda ne var? Yoksa sırt çantalarınızı ve interrail biletlerinizi kapıp Avrupa yollarına düşmek mi?</p>
<p style="text-align: justify;">Tren yolculukları, hele de sık sık tren değiştiriyorsanız karşınıza birbirinden tuhaf tipleri çıkartacaktır. Bunlar dost gibi size yanaşıp paranıza, canınıza ve hatta namusunuza göz dikebilirler.</p>
<p style="text-align: justify;">Özellikle orta Avrupa civarında ki trenlerde, genç ve bekâr delikanlılara yaklaşıp, “Slovakya’da çok fena hatunlar var. Ayrıca acayip de yollu hepsi!” gibi hikâyeler anlatan ve kafaladıkları turistleri vahşi bir tuzağın içine çeken bir şebeke var.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu kanlı şebeke kafaladıkları turistleri <strong>Slovakya</strong>’nın <strong>Bratislava</strong> bölgesinde ki bir <strong>Hostel</strong>’e yönlendiriyorlar ve burada zevk için onlara işkence edip, zengin müşterilerinden iyi para kazanıyorlarmış. <strong>Elite Hunting</strong> adlı uluslar arası bu şebeke için çalışan şahıslar hemen her yerde karşınıza çıkabilir, aman dikkat.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu arada bunlar size inandırıcı gelmiyorsa, <strong>Eli Roth</strong> adında amatör bir sinemacı, bu kanlı tuzağı, kanlı bir şekilde perdeye taşıdı. Filmin ismi de <strong>Hostel</strong>. İzleyip ibret alın.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Sonuç:</span></strong> Özellikle erkek tatilcilere lafım. Siz siz olun şeyinizin dikine gitmeyin. Maazallah ondanda olursunuz sonra.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a rel="attachment wp-att-17469" href="http://www.sivrisinema.com/makale/korkunc-tatil-rehberi/attachment/hostel/"><img class="aligncenter size-full wp-image-17469" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/05/hostel.jpg" alt="" width="600" height="143" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>b- Boş Oda Yalanı</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Slovakya</strong>’daki <strong>Hostel</strong>’den bahsettikten sonra rotayı tekrar <strong>Amerika</strong>’ya çevirip birazda <strong>New Mexico</strong> civarındaki kötü şöhretli motelden bahsedelim.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu motelde bildiğiniz motellere hiç benzemiyor. Gece vakti, saatlerce direksiyon sallamaktan bitap düşmüş ve buldukları ilk yere kapağı atmak için fırsat arayan yolcuları kıytırık bir <strong>Boş Oda</strong> tabelasıyla kandırıp birbirinden korkunç işkencelere maruz bırakan bir motel var karşınızda.</p>
<p style="text-align: justify;">Odanıza girdiğinizde önce her şey yolunda gibi görünse de televizyonun altında ki dolaptan bulacağınız bir videokaset aslında nasıl bir cehenneme düştüğünüzü anlamanızı sağlayacak. Bu odada daha önce kalanlara yapılan korkunç işkencelerin kaydedildiği bu kasette ki bir sonraki oyuncular siz olmak istemiyorsanız, gecenin bir yarısı gördüğünüz <strong>Boş Oda</strong> tabelasına kanıp da direksiyonu motele doğru kırmayın!</p>
<p style="text-align: justify;">Bu motelin yerini tam olarak belirleyemesem de hakkında çekilmiş bir film olduğunu keşfettim.  Daha öncede söylediğim gibi sinema sektörü bu gibi hikâyelere bayılıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu seferki filmin adı da <strong>Vacancy</strong> (Tıpkı anlattığım Boş Oda tabelası gibi.) ve yönetmen de <strong>Nimrod Antal</strong> diye biri. Kendisi bu filmden sonra <strong>Predators</strong>’u çekmiş.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Sonuç:</span></strong><strong> </strong>Bilmediğiniz motele gitmeyin. Tanımadığınız adama güvenmeyin. He birde aşırı hız yapmayın.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a rel="attachment wp-att-17470" href="http://www.sivrisinema.com/makale/korkunc-tatil-rehberi/attachment/vacancy/"><img class="aligncenter size-full wp-image-17470" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/05/vacancy.jpg" alt="" width="600" height="143" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>c- Bates Motel</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bu kadar lafıma rağmen hala ben güvenli bir motel bulurum diyen tatilci, en kötü şöhrete sahip motelin hangisi olduğunu merak ediyorsan eğer, sana tek bir cevabım var: <strong>Bates Motel</strong>.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Arizona </strong>ile <strong>California</strong> arasında bir yerde olan bu esrarengiz motel <strong>Bates</strong> ailesinin kuşaklar boyu işlettiği ve sonradan anlaşıldığına göre sayısız cinayetin işlendiği bir yer.</p>
<p style="text-align: justify;">Motelde kalan güzel ve yalnız kadınlar kendilerini resepsiyon da karşılayan temiz yüzlü ve <strong>Norman</strong> isimli adama çok dikkat etsinler çünkü kendisi tam anlamıyla bir manyak. Otelin hemen yanından ki yokuşun başında duran evde yaşlı annesiyle yaşayan <strong>Norman</strong>, resepsiyonun duvarına açtığı delikten yandaki odaya yerleştirdiği kadınları gözetliyor ve zamanı gelince de…</p>
<p style="text-align: justify;">Bu adam niye manyak oldu diye merak içerisindeyseniz eğer, annesinin sesini ve konuşma tarzını duysaydınız adamın neden manyaklaştığını anlardınız. Görmek pek kimseye nasip olmamış.</p>
<p style="text-align: justify;">Konuyla ilgili çekilmiş bir filmin olması artık sizi şaşırmamalı. Genellikle ucuz filmler çeken Hollandalı bir yönetmen olan <strong>Gus Van Sant</strong> gerçekten de 1998 yılında <strong>Psycho </strong>adında bir film çekmiş ve <strong>Bates Motel</strong>’de yaşanan olayları anlatmış. Aa! Az kalsın unutuyordum. <strong>Gus Van Sant</strong>’dan önce <strong>Alfred</strong> <strong>Hitchcock</strong> adında bir İngiliz 1960 yılında bu olayı filmleştirmişti.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Sonuç:</span></strong><strong> </strong>Sizin anlayacağınız insanın evi gibisi olmaz. Kırın dizinizi oturun evinizde.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a rel="attachment wp-att-17471" href="http://www.sivrisinema.com/makale/korkunc-tatil-rehberi/attachment/psycho/"><img class="aligncenter size-full wp-image-17471" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/05/psycho.jpg" alt="" width="600" height="143" /></a></p>
<h2 style="text-align: justify;"><strong>4- HEM UZAK, HEM TEHLİKELİ!</strong></h2>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>a-Wolfe Creek Göktaşı Krateri</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Kumsallar, Kamp yerleri ve Moteller hepsini bir yana bırakıp uzaklara, çok uzaklara gitme fikri mi oluştu yoksa kafanızda. Eğer kafanızdan Avustralya’ya gitmek geçiyorsa yol yakınken vazgeçin derim ben sayın tatilciler. Hem o kadar uzağa gideceksiniz de ne olacak? Tatilin yarısı yolda geçecek zaten. E bir de Avustralya kırsalında eli bıçaklı bir caniye rast gelirseniz…</p>
<p style="text-align: justify;">1990’lı yıllarda bir grup sırt çantalı turist, Avustralya’nın batısındaki <strong>Wolfe Creek</strong>’te bulunan göktaşı kraterini görmek için yolculuk ederler. Ancak arabaları bozulunca yolda kalan turistler, karanlık basınca karşılarına çıkan ilk adama güvenmek gibi bir hata yaparlar ve bu hata da onların canlarına mal olur.</p>
<p style="text-align: justify;">İşin ilginci bu olayla ilgili de çekilmiş bir filmin olması. <strong>Greg Mclean</strong>’in çektiği <strong>Wolf Creek</strong> adındaki bu film tam da olayları yaşandığı gibi anlatıyor. Gerçi yazım hatası yapmışlar. Filmin ismi <strong>Wolfe Creek</strong> olmalıydı. <strong>Peeh!</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a rel="attachment wp-att-17472" href="http://www.sivrisinema.com/makale/korkunc-tatil-rehberi/attachment/wolfcreek/"><img class="aligncenter size-full wp-image-17472" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/05/wolfcreek.jpg" alt="" width="600" height="143" /></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><strong>SONuç:</strong></span><strong> </strong></strong>Malum yaz tatiline pek az bir zaman kaldı. Nerede, ne gibi tehlikeler var, artık öğrendiniz. Güzel bir tatil geçirmek sizin elinizde. E şanssızsanız da yapacak bir şey yok. Kader! Senaryo böyle yazılmış&#8230;<strong><br />
</strong></p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı SuperFrooog tarafından <strong>06 May 2011 00:03</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/makale/korkunc-tatil-rehberi/#comments">6 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/makale/korkunc-tatil-rehberi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Korkum Geldi</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/makale/korkum-geldi/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/makale/korkum-geldi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Apr 2011 23:01:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[emin buğra saral]]></category>
		<category><![CDATA[film değerlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[film makale yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[korku filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[korku filmlerindeki]]></category>
		<category><![CDATA[makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[sinema makale]]></category>
		<category><![CDATA[sinemakale]]></category>
		<category><![CDATA[sinopsis yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=17381</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;de korku filminin neden yapıl(a)madığını çoğumuz iyi biliyoruz: Gişe korkusu muhakkak. E(k)mek parası n&#8217;apalım. Diğer sebeplerden ikisiyse ya çok yetenekli insanların bulunmaması ya da seyirci algısının önyargılı olması olsa gerek. Hollywood filmleri genellikle birbirinin kopyası olmasına rağmen ilgi çekebiliyorken, Türkiye&#8217;deki uyarlamalar hiçbir zaman aynı ilgiyi göreme(z)di. İlgi çekmek istiyorsa bir korku filmi, kendine özgü olmalıdır Türkiye&#8217;de. Yeniliğe açız deli gibi. Özenerek makyaj yapılmamalı oyunculara, karakterlere ve senaryoya. Böyle denemelerin getirisi korku filminden ziyade, korku-komedi olabiliyor ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Türkiye&#8217;de korku filminin neden yapıl(a)madığını çoğumuz iyi biliyoruz: Gişe korkusu muhakkak. E(k)mek parası n&#8217;apalım. Diğer sebeplerden ikisiyse ya çok yetenekli insanların bulunmaması ya da seyirci algısının önyargılı olması olsa gerek. Hollywood filmleri genellikle birbirinin kopyası olmasına rağmen ilgi çekebiliyorken, Türkiye&#8217;deki uyarlamalar hiçbir zaman aynı ilgiyi göreme(z)di. İlgi çekmek istiyorsa bir korku filmi, kendine özgü olmalıdır Türkiye&#8217;de. Yeniliğe açız deli gibi. Özenerek makyaj yapılmamalı oyunculara, karakterlere ve senaryoya. Böyle denemelerin getirisi korku filminden ziyade, korku-komedi olabiliyor en fazla. Çoğumuz şahit olduk son dönemde bu tarz filmlere. Kendi içinde çürüdü filmler. Ama iyiye doğru gittiğini biliyorum her şeyin. Diğer hayatımda Pollyanna&#8217;ydım sanırım. Güzel de kız olurdum hani, aramızda.</p>
<p style="text-align: justify;">Dedikodu bir yana, benim bu yazıda anlatacaklarım Türkiye&#8217;de korku filmlerinin neden yapılamadığı değil. Biliyorum, yazıya öyle çok bilmiş bir edayla (Eda da kim?) başladım ama ben o eleştiriyi yapabilecek ne alt yapıya sahibim ne de yeteneğe (ama <a href="http://korkusitesi.com/korkusinema/turkiyede-korku-sinemasi" target="_blank">bu siteden</a> birkaç şey öğrenmiştim bir ara). Tek isteğim güzel bir korku filmini izleyebilmek artık [iç geçirme efekti gelecek buraya]. En son küçükken Süt Kardeşler&#8217;deki <a href="http://www.youtube.com/watch?v=MAqQU5A0HAs" target="_blank">Gülyabani</a>&#8216;den çok korktuğumu hatırlıyorum. Hemen pencereye koşup perdeleri çekmiştim. Yıllar sonra aklımda kalan Büyü filmini ilgiyle izlemiştim, fakat örnek vermek gerekirse Cin&#8217;in <a href="http://www.youtube.com/watch?v=B5AnrVOXMGM" target="_blank">tecavüzünde</a> gerilmem gerekecekken tahrik oldum malesef. Bunu yönetmenin başarısızlığına bağlıyorum, benim hormonal dengelerime değil. Demek istediğim şu ki, gerilim sesleri yersiz kullanıldığında ya da yapay olduğu belli olduğunda kamera açılarının mükemmel olması bile bir şeye yaramıyor, ki Büyü&#8217;de açılar da berbattı. Biraz daha alttan çekmeliydi yönetmen, çok şey kaçırdım. Korkutmak için korku filmi çekmenin yan etkileri bu olsa gerek. Bence her film psikolojik bir gerilim yaratmalıdır, ekrana aniden bir şey fırlatıp korkutmaya çalışmadan önce. Bekletmeli, bekletmeli, bekletmeli, düşünceleri zihinde canlandırdıktan sonra zihindekini ekrana beklenmedik şekilde yansıtmalıdır. Tahmin edilebilir korku filmlerinde insanlar zaten kendilerini düşüncelerinde gelecek olana hazırlamış oluyorlar malesef. Psikoloji sınavım çok iyi geçti bu arada. Ah, yine ahkam kesmeye başladım çok biliyormuş gibi. Özür dilerim.</p>
<p style="text-align: justify;">Türk sinemasında uzun yıllar korku filmlerine el atılmamasının ardından (o yıllarda erotizmimiz gelmişti de üzerinize afiyet) milenyum çağında kaliteli senaryolar ve/veya çekim teknikleri bu alışkanlığı kırmaya çalışıyor. Bu akımın öncülüğünde isyankar ve yenilikçi beyinler yer alıyor ve beklentilerimiz gittikçe artmaya başlıyor böylece. İşte tam bu noktada gelişmeye başlayan korku sinemasına darbeyi biz vurmuş oluyoruz. Beklenti. Beklentiyle sinema salonlarını doldurunca, çığlık çığlığa kalma zorunluluğunun olduğunu düşününce filmlerin vasat olduğunu fısıldamaya başlıyoruz eve giderken. &#8220;Bu mu lan korku filmi dediğin?&#8221; diyen adama biri de çıkıp &#8220;sen daha iyisini yap da görelim&#8221; diyemiyor, çünkü o da aynı fikirde anasını satim. Beyaz perdenin bu kadar hem gerçekçi olmasını bekleyen hem de &#8220;ne de olsa film, ancak bu kadar olur&#8221; algısı taşıyan başka millet var mıdır bilmiyorum. Ben ne biliyorum ki zaten.</p>
<p style="text-align: justify;">Yapımcılar baktılar ki korku filmlerinde para yok, korku-komedi sektörüne el atmaya başladılar. Öksüz ve gelişmeye aç olan korku sektörünün büyük kitlelere hitap edememesinin tek sebebi bu yapımcılar değil. Sinemada film izlemeyi sadece boş zaman aktivitesi, hobi veya eğlence olarak lanse eden medyanın aslında sanat icra edildiğini hatırlatmaması da büyük bir sorun. Ama benim korkum geldi, birileri acilen sanata katkıda bulunsun lütfen. Gel gör ki &#8220;ben mi kurtarıcam bu memleketi&#8221; akımı benim de bilincimde yer etmeye başladı yavaş yavaş. O zaman bitsin bu yazı, ben de kurtulayım siz de. Şaka maka, korku-komedi&#8217;ye ben de mi el atsam acaba?</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>30 April 2011 00:01</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/makale/korkum-geldi/#comments">6 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/makale/korkum-geldi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ArAf&#8217;tan Cennet&#8217;e, Cennet&#8217;ten Cehennem&#8217;e</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/gerilim/araf-cennet-cehennem/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/gerilim/araf-cennet-cehennem/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Mar 2011 23:00:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur Tatar</dc:creator>
				<category><![CDATA[3D]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[Akasya]]></category>
		<category><![CDATA[Araf]]></category>
		<category><![CDATA[Araf film]]></category>
		<category><![CDATA[Araf film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Araf film özeti]]></category>
		<category><![CDATA[Araf fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Araf ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Araf sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Araf Tuğba Melis Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Araftan cenneten cehenneme]]></category>
		<category><![CDATA[ArAftan Cennet’e]]></category>
		<category><![CDATA[ArAf’tan Cennet’e]]></category>
		<category><![CDATA[Aytaç Ağırlar]]></category>
		<category><![CDATA[cennet: araftan cennete]]></category>
		<category><![CDATA[cennet: araftan cennete film ayrıntıları]]></category>
		<category><![CDATA[cennet: araftan cennete film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[cennet: araftan cennete film yorumlar]]></category>
		<category><![CDATA[cennet: araftan cennete fragman]]></category>
		<category><![CDATA[cennet: araftan cennete trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Cennet’ten Cehennem’e]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Soyarslan]]></category>
		<category><![CDATA[Gizem Oglakçi]]></category>
		<category><![CDATA[Hayfa Safi]]></category>
		<category><![CDATA[Hayko Cepkin]]></category>
		<category><![CDATA[Hayko Cepkin film müziğü]]></category>
		<category><![CDATA[Hayko Cepkin hangi filmde söyledi]]></category>
		<category><![CDATA[Hayko Cepkin The Abortion]]></category>
		<category><![CDATA[Kevork Türker]]></category>
		<category><![CDATA[Kubilay Tunçer]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Birkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Yildirim]]></category>
		<category><![CDATA[Serhan Ernak]]></category>
		<category><![CDATA[The Abortion]]></category>
		<category><![CDATA[The Abortion film]]></category>
		<category><![CDATA[The Abortion film hakknda]]></category>
		<category><![CDATA[The Abortion film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[The Abortion film yorum]]></category>
		<category><![CDATA[The Abortion fragman]]></category>
		<category><![CDATA[The Abortion kadro]]></category>
		<category><![CDATA[The Abortion ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[The Abortion özet]]></category>
		<category><![CDATA[The Abortion resim]]></category>
		<category><![CDATA[The Abortion sinema]]></category>
		<category><![CDATA[The Abortion tv]]></category>
		<category><![CDATA[Tuğba Melis Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Tuğba Melis Türk filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Tuğba Melis Türk filmografi]]></category>
		<category><![CDATA[Tülay Bekret]]></category>
		<category><![CDATA[Yasin Serif Tulun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=15931</guid>
		<description><![CDATA[Öğrencilik yıllarında evli bir adamdan hamile kalan, gebeliğinin on altıncı haftasında sağlıksız ve yasal olmayan koşullarda bebeğini aldıran Eda, yine öğrencilik yıllarında tanıştığı ve üç yıl sonra evlendiği Cem ile mutlu bir evlilik sürdürüyordur. Ve derken aşkları ilk meyvesini verir; Eda tekrar hamiledir. Ancak Eda hamileliğinin ilerleyen aylarında sıra dışı olaylar yaşamaya başlar. Daha önceki hamileliğinde aldırdığı bebeği intikam almak için geri dönmüştür… Hem de Panda makyajlı küçük bir kız olarak! (Bundan sonra ona kısaca Panda ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Öğrencilik yıllarında evli bir adamdan hamile kalan, gebeliğinin on altıncı haftasında sağlıksız ve yasal olmayan koşullarda bebeğini aldıran <strong>Eda</strong>, yine öğrencilik yıllarında tanıştığı ve üç yıl sonra evlendiği <strong>Cem </strong>ile<em> m</em>utlu bir evlilik sürdürüyordur. Ve derken aşkları ilk meyvesini verir; Eda tekrar hamiledir. Ancak Eda hamileliğinin ilerleyen aylarında sıra dışı olaylar yaşamaya başlar. Daha önceki hamileliğinde aldırdığı bebeği intikam almak için geri dönmüştür…</p>
<p style="text-align: justify;">Hem de <strong>Panda</strong> makyajlı küçük bir kız olarak! (Bundan sonra ona kısaca <strong>Panda</strong> diyeceğim.)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Panda</strong> karanlık ve ürkütücü bir mezarlıkta ölü bir cenini kordon bağından tutmuş yerde sürükleyerek ve <em>“Annem beni çok severdi”</em> şarkısını söyleyerek ilerliyordur. Aniden birinin ağladığını duyar ve dikkat kesilir. Ses az uzaktaki ağacın altından geliyordur. <strong>Panda</strong> yavaş yavaş oraya ilerler. Ağacın altında tıpkı onun gibi küçük bir çocuk oturuyordur. Çocuk dizlerini karnına çekmiş, sırtını ağaca dayamış ve başını ellerinin arasına almış hüngür hüngür ağlıyordur.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Panda:</strong> Ne oldu sana? Neden ağlıyorsun? Yoksa sende ArAf’ta kalmış bir ruh musun?</p>
<p style="text-align: justify;">Çocuk kafasını kaldırdığında <strong>Panda</strong> çok şaşırır. Çünkü şimdiye kadar o hep, en korkunç suratın kendisine ait olduğunu düşünmüştür. Çocuğun yüzünün sağ tarafı iğrenç yaralarla kaplıdır. Bu haliyle <strong>Cüzzamlı</strong> birine benziyordur. <strong>Cüzzamlı</strong> çocuk ağlamaya devam eder. (Bundan sonra ona kısaca <strong>Cüzzamlı</strong> diyeceğim.)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Cüzzamlı: </strong>Benden utanıyorlarmış. Ne acı! Oysa ben her şeye rağmen beni sevdiklerini düşünmüştüm!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Panda: </strong>Kim? Kim senden utanıyormuş?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Cüzzamlı: </strong>Annemle Babam. Benden utandıkları için beni mum fabrikasında ki kazana attılar.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Panda: </strong>Aaa! Şu lanetli mum fabrikası mı?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Cüzzamlı: </strong>Evet, orası babamındı.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Panda: </strong>Ora yandığında çok kişinin öldüğünü duydum.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Cüzzamlı: </strong>Biliyorum.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Panda: </strong>Oraya giren herkes ölüyormuş.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Cüzzamlı: </strong>Biliyorum.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Panda: </strong>Nereden biliyorsun?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Cüzzamlı: </strong>Biliyorum, çünkü onları ben öldürdüm.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Panda: </strong>Aaa! Sen mi? Ama neden?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Cüzzamlı: </strong>Annemle Babamı bulana kadar oraya giren herkesi öldüreceğim.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">O zaman kadar naif ve kırılgan bir çocuk gibi duran <strong>Cüzzamlı </strong>birden ayağa kalktı. Çok sinirli gözüküyordu. O kadar sinirlenmişti ki gözlerinden ateşler çıkmaya başlamıştı.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Panda: </strong>Acını anlayabiliyorum. Ama sakin olmalısın. Beni de annem öldürdü. Hem de ben daha doğmadan.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Cüzzamlı: </strong>Doğmadan nasıl öldürebilir ki seni?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Panda: </strong>Ben daha karnında iken beni içinden kesip çıkartmalarına izin verdi.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Bu seferde <strong>Panda</strong> ağlamaya başlamıştı. O sırada cılız bir ışığın onlara doğru yaklaştığını fark ettiler.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Cüzzamlı: </strong>Mezarlık bekçisi herhalde.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Az sonra yanlarına, elinde antika bir fener ile mavi tişörtlü, sarı saçlı, 30 yaşlarında bir adam geldi.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Adam: </strong>Onu gördünüz mü?</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Panda</strong> ve <strong>Cüzzamlı</strong> çok şaşırdılar. Çünkü insanlar onları gördüklerinde her zaman çığlıklar atarak kaçarlardı. Ama bu adam diğerlerinden farklıydı.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Cüzzamlı: </strong>Kimi gördük mü?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Adam: </strong>Çok güzel bir kız o. Resmi yokmuş ama ismi varmış sadece. Ama bana ismini henüz söylemedi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Panda: </strong>Biz kimseyi görmedik. Hem sende kimsin? Bizden korkmuyor musun?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Adam: </strong>A’nın Adı A. Can değil. Sizden niye korkayım küçük çocuklarsınız siz. Küçük çocuklar. Sizin adınız var mı?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Cüzzamlı: </strong>Ne diyorsun be geri zekâlı? Hem niye böyle tuhaf tuhaf hareketler yapıyorsun sen! Çok sinirimi bozdun zaten moralim bozuk!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>A: </strong>A, geri zekâlı değil. A, atipik psikoz ve düşük zekâya sahip. Tamam mı?!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Panda: </strong>Ya nerden çıktın sen ya! Off! Herkes bizden korkar. Biz hayaletiz, hayalet.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Cüzzamlı: </strong>Bu geri zekâlı ile uğraşamayacağım. Ben mum fabrikasına gidiyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Cüzzamlı</strong> bir anda kapkara bir toz bulutuna dönüşüp yok olur.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Panda: </strong>Nereden geliyorsun sen böyle?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>A:</strong> Hastaneden kaçtım?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Panda:</strong> Aaa! Neden kaçtın?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>A:</strong> Onu bulmam lazım beraber uçacağız. Onun kanatları var. Ama daha küçükler. Büyüyüp güçlendiklerinde gökyüzüne uçuracak beni.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Panda:</strong> Kim o?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>A:</strong> O işte.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Panda:</strong> Ya sabır!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>A:</strong> Senin annen var mı?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Panda: </strong>Annem beni doğmadan öldürdü!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>A:</strong> Doğmadan mı? Nasıl yani?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Panda:</strong> Ben daha karnında iken beni içinden kesip çıkartmalarına izin verdi. Beni istemedi!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Panda</strong> tekrar ağlamaya başlamıştı. A, Panda’ya sarılıp onu teselli etmek istedi. Ama başaramadı. Elleri onun vücudunun içinden geçti. Onu tutamıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>A:</strong> A, neden sana dokunamıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Panda:</strong> Çünkü ben bir hayaletim anla artık.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>A:</strong> Hayalet ne demek?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Panda:</strong> Öldüm ben yani. Öldüm!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>A:</strong> A’nın annesi de öldü. A, annesini çok severdi. Neden öldü ki? Keşke ölmeseydi!</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>A</strong>’da ağlamaya başlamıştı.  Tam o sırada ikisi de bir ses duydu. Sanki biri şarkı söylüyordu. Çalıların arasından garip saçlı ve tuhaf makyajlı bir adam çıktı. Evet, bu <strong>Hayko Cepkin</strong>’di.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Hayko Cepkin: </strong>Son kez!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Panda:</strong> Aaa! Sen Hayko Cepkin’sin!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Hayko Cepkin: </strong>Son Kez! Gölgemden gölgen koptu!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Panda:</strong> Bu şarkı bana bir yerden tanıdık geliyor sanki.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Hayko Cepkin: </strong>Hem de çok derinden dertliyim!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>A: </strong>Yoksa sen de mi atipik psikoz ve düşük zekâya sahipsin?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Hayko Cepkin: </strong>Sesin yok! Tenin yok!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Panda: </strong>Bana mı diyor acaba bunları?<strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Hayko Cepkin: </strong>Sessizlik son kez!</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Aniden kapkaranlık bir toz bulutu gökyüzünde belirdi ve <strong>Hayko Cepkin</strong>’i yakalayarak çalılıkların arasında kayboldu. <strong>Panda</strong> ve <strong>A</strong> çok şaşırmışlardı. <strong>A</strong>’nın antika feneri bir anda söndü. <strong>A</strong>, cebinden bir çakmak çıkarıp çaktığı anda yanında <strong>Cüzzamlı</strong> belirdi. Her tarafı kan içindeydi.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Cüzzamlı: </strong>Çakmağı sen mi yaktın?<strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>A: </strong>A, çakmağı yaktı.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Cüzzamlı:</strong> Ateş beni çağırır. Nerede ateş görürsem oraya giderim ben.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Panda: </strong>Nereye gittin sen? Hem üstün başın niye kan içinde?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Cüzzamlı: </strong>Mum fabrikasına giren bir çocuğu öldürdüm. Birde az önce şarkı söyleyen şu adamı. Sonra bir fotoğrafçı var ona musallat oldum. Babası eskiden mum fabrikasında çalışırmış, ayrıca babamın da eski dostu. Sanırım bu salak bana ailemi bulmamda yardım edebilir. Zaten şimdi korkudan medyum medyum gezip benden nasıl kurtulacağını düşünüyordur. (Kahkaha atmaya başlar.)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Panda: </strong>Bende gidip anneme bakayım. Ne yapıyor acaba? Onu delirtmeme az kaldı. Türlü türlü numaralar yapıyorum. Bilgisayar ekranından çıkıyorum, tavandan fırlıyorum, geceleri kâbuslarına giriyorum. Yatağın altına bakmadan uyuyamıyor artık.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Panda</strong>’da kahkaha atmaya başlar. Sonra yavaş yavaş mezardan uzaklaşır. Bir süredir sesi soluğu çıkmayan <strong>A</strong>, <strong>Cüzzamlı</strong>’ya dönerek;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>A:</strong> Sence o nerededir şimdi?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Cüzzamlı:</strong> Ulan sen başıma bela mısın? Kim o? Nerede, ne bileyim ben! Aha çakmak yandı. Vallaha yandı! Kesin buldu ailemi. Kesin! Şerefsiz baba, bekle ben geliyorum!</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Cüzzamlı</strong> tekrar kapkara bir toz bulutuna dönüşerek gözden kayboldu.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>A:</strong> A, yalnız kaldı. A, ne yapacak şimdi? O nerededir acaba?</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>A</strong>, böyle düşüne düşüne yürümeye başladı. Bir uçurumun kenarına geldiğinde onu gördü.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>O:</strong> Benim adım <strong>Cennet</strong>. Uçmak ister misin?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>A:</strong> A, uçmak istiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Cennet</strong>&#8216;in sırtından büyük ve beyaz melek kanatları çıktı. Sonra kanatlarını çırpıp havalandı. <strong>A</strong>’da kendini uçurumdan aşağı bırakmıştı. Tam o sırada <strong>Cennet</strong> onu tuttu. Gökyüzünde özgürce uçuyorlardı şimdi. Sonra <strong>Cennet</strong> birden kayboldu. <strong>A</strong>, kendini boşlukta bulmuştu ve hızlıca yere düşüyordu…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Panda</strong> ve <strong>Cüzzamlı</strong> bacaklarını uçurumdan aşağı sarkıtmış ve birbirlerine sarılmış dolunayı izliyorlardır.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Panda: </strong>Sence ona engel olmalı mıydık?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Cüzzamlı: </strong>Hayır, tabi ki. O artık cennette.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Panda: </strong>Hala inanamıyorum. Aslında öyle bir kız yoktu he. Bütün hepsi A’nın uydurmasıydı yani. Bu şekilde ölmesi üzücü.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Cüzzamlı: </strong>Mutlu bir şekilde öldü. Bende mutluyum artık. Ruhum huzura kavuştu. Yıllardır beslediğim intikam duygusu sonra erdi. Babamla annemi tıpkı beni öldürdükleri gibi öldürdüm. Ateşle. Cehennem Ateşi ile…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Panda: </strong>Bende çok huzurluyum. Biliyor musun annemde artık cennette benimle olacak. Sanırım artık buradan ayrılma vaktimiz geldi. Artık gökyüzü ile yeryüzü arasında sıkışmış gibi hissetmiyorum kendimi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Cüzzamlı: </strong>Evet artık ayrılma vaktimiz geldi. Ayrılmadan önce sana bir şey vermek istiyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Cüzzamlı</strong>, cebinden bir gözlük çıkarıp <strong>Panda</strong>’ya uzattı. Bir camı mavi diğer camı kırmızı bu gözlük Panda’nın dikkatini çekmişti.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Panda: </strong>Ne bu?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Cüzzamlı: </strong><strong>3D</strong> gözlük. Onunla her şey daha farklı gözükür.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Panda</strong> gözlüğü takıp <strong>Cüzzamlı</strong>’ya baktığında onun kapkara bir toz bulutuna dönüştüğünü gördü. Ama bu sefer sanki toz bulutu ona doğru geliyor gibiydi. Gözlüğü çıkarttığında <strong>Cüzzamlı </strong>gitmişti…</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Biray Dalkıran</strong> ani bir refleksle gözlerini açtı. Kan ter içinde kalmıştı. Gördüğü en garip rüyaydı bu. Yataktan doğruldu ve mutfağa gitti. Kendine gelmek için bir bardak su içti. O sırada kafasında bir ampul yandı. Evreka! diye bağırarak daktilosunun başına koştu. Aklına harika bir fikir gelmişti. Bir üçleme çekecekti. İlk filmin ismini <strong>ArAf</strong> olarak düşündü. Bu filmde <strong>Panda</strong>’yı kullanacaktı. Harika bir korku filmi olabilirdi. İkinci filmin ismini de <strong>Cennet</strong> koyacaktı. Bu psikolojik bir dram olacaktı ve hayal gücü yüksek geri zekâlı <strong>A’</strong>yı başrole koymaya karar verdi. Üçüncü filmde ise <strong>Cüzzamlı</strong> olmalıydı. Hatta son filmi üç boyutlu çekmeye karar verdi. Filmin ismini de çoktan bulmuştu: <strong>Cehennem 3D</strong>…</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">ARAF</span></strong><strong>’la İlgili Gereksiz Bilgiler</strong></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Yönetmen <strong>Biray Dalkıran</strong>, senaryoyu gerçek bir olaydan esinlenerek <strong>Hakan Bilir</strong>’le birlikte yazdı. (Gerçek bir olay?)</li>
</ul>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Filmin ilk yayınlanan afişinde slogan “Geçmişin senden intikam almaya geldi, Kurtulmayı denemek için izle” olarak yer alıyordu. Sonradan “Geçmişin senden intikam almaya geldi.” olarak değiştirildi.  (bkz: <strong><a href="http://img2.mediafire.com/190ffa722a59e2a4c4f2f543babc2475e7e58ccc13386d22501c8fa29b88ef075g.jpg" target="_blank">Afiş1</a> | <a href="http://img28.mediafire.com/bb50b340e417d8dcb97ac14a5aa5802ee736a078bdae1dc75434d74db7ac67986g.jpg" target="_blank">Afiş2</a></strong>)</li>
</ul>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Filmde hastane olarak kullanılan yer aslında <strong>Haydarpaşa Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi</strong>.</li>
</ul>
<ul style="text-align: justify;">
<li><strong><a href="http://img28.mediafire.com/be97d23da7eb20efbc4b82114a296568160318b88de19afeb605cee58ababe9c5g.jpg" target="_blank">Panda makyajlı küçük kız</a></strong>, 200 kişi arasından seçildi.</li>
</ul>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Film, zamanında en kötü filmler listesi olan <a href="http://www.imdb.com/chart/bottom" target="_blank"><strong>imdb bottom 100</strong></a>&#8216;de 1 numaradaydı.</li>
</ul>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Altın Portakal’ın yarışma bölümüne kabul edilen tek korku filmidir.</li>
</ul>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Filmin DVD’si <a href="http://www.pathfinderpictures.com/" target="_blank"><strong>PathFinder Pictures</strong></a> tarafından, Amerika’da <strong>The Abortion</strong> adı altında dağıtıldı. (bkz: <a href="http://img17.mediafire.com/05873931e93b6682049f3f2e2e7f7ca03012fe8ebaa4a55af8e3284dc0db99755g.jpg" target="_blank"><strong>The Abortion</strong></a>)</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">CENNET</span></strong><strong>’le İlgili Gereksiz Bilgiler</strong></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Filmde ki uçma sahnelerinin inandırıcı olması için 4 ayrı düzenek kuruldu. Bu düzenekler <strong>Harry Potter</strong> filminde kullanılan düzenekler ile tıpa tıp aynısıydı. Filmin genelinde 20 dakikadan fazla yer tutan hayal ve cennet sahneleri için Türk ve İngiliz özel efekt ekipleri koordineli çalıştı. <em>( He evet, Harry Potter’da ki uçma efektlerinin aynısıydı valla!) </em>(bkz: <a href="http://www.youtube.com/watch?v=oaSjxWkrDGY&amp;feature=player_embedded" target="_blank"><strong>Kamera Arkası</strong></a>)</li>
</ul>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Cennet mekânlarının tamamında 3D animasyon uygulandı.<strong> </strong></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><strong>Harun Kolçak</strong>&#8216;ın, (<strong>Çağan Irmak</strong>&#8216;ın <strong>Babam ve Oğlum</strong> filminde kullanmak istediği ama o filme kısmet olmayan) <strong>Mavi Dünya</strong> isimli bestesi filmin sonunda ve albümünde yer almıştı.</li>
</ul>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Filmin başrol oyuncusu <strong>Fahriye Evcen,</strong> galaya sırtına yaptırdığı <a href="http://img15.mediafire.com/e8d027fec2123d0a17c8ab949aef3dfdf2d87edd17095ecd121afd5d37079f955g.jpg" target="_blank"><strong>melek kanatları dövmesi</strong></a> ile gelmişti.</li>
</ul>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Filmin DVD’si <a href="http://www.pathfinderpictures.com/" target="_blank"><strong>PathFinder Pictures</strong></a> tarafından, Amerika’da <strong>Psycho Love Story</strong> adı altında dağıtıldı. (bkz: <a href="http://img14.mediafire.com/dffc0f788cf1039715eebac73e80ecf3c1183f25dd65ef9f806104abfbb8ebdb5g.jpg" target="_blank"><strong>Psycho Love Story</strong></a>)</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">CEHENNEM</span></strong><strong>’le İlgili Gereksiz Bilgiler</strong></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Türkiye’nin ilk üç boyutlu filmi.</li>
</ul>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Film, Online yayımlanan haftalık film kültürü dergisi  <strong><a href="http://www.arkapencere.com/" target="_blank">Arka Pencere </a> </strong>tarafından verilen 2. Altın Kestane Ödüllerinde “En Fena Yönetmen” ödülünü aldı.</li>
</ul>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Filmin 3D’si için İspanya’dan profesyonel bir ekiple çalışılmıştı. İspanyol ekip hikâyeden ve çekilen sahnelerden korktuğu için İstanbul’dan işlerini bitirmeden apar topar ayrılmıştı. <em>(Yok daha neler!)</em></li>
</ul>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Filmi 3 boyutlu film çekme cesaretini gösteren yapımcılar <strong>Coşkun Tözen, Burak Saraçoğlu, Selva Alemdar</strong> ve teknik olarak bu filmi dünyaya kazandıran Fono Filmin sahibi <strong>Cemal Okan</strong>, Türkiye’yi bu sektörde 10. ülke yapmışlar. <em>(Helal olsun onlara!)</em></li>
</ul>
<ul style="text-align: justify;">
<li><strong>Tuğba Melis Türk</strong>, 9 saatlik makyajla tanınmaz hale gelmişti. (bkz: <a href="http://img30.mediafire.com/df07a164c69684ed6560a9633dc590a892375e01b6c068c9cf9b73b1be5eb6e95g.jpg" target="_blank"><strong>Makyaj</strong></a>)</li>
</ul>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı SuperFrooog tarafından <strong>26 March 2011 02:00</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/gerilim/araf-cennet-cehennem/#comments">6 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/gerilim/araf-cennet-cehennem/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaşasın Yemek Yemek</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/makale/yasasin-yemek-yemek/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/makale/yasasin-yemek-yemek/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Mar 2011 10:02:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MikU</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[film incelme]]></category>
		<category><![CDATA[film kritik]]></category>
		<category><![CDATA[film kritikleri]]></category>
		<category><![CDATA[film yorumları]]></category>
		<category><![CDATA[güncel sinema]]></category>
		<category><![CDATA[önerilen filmler]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sinema dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[sinema haber]]></category>
		<category><![CDATA[sinema hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[sinema ile ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[sinema köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema kritik]]></category>
		<category><![CDATA[sinema makale]]></category>
		<category><![CDATA[sinema makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[sinema rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalarda]]></category>
		<category><![CDATA[sinemayla ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[son çıkan filmle 2012]]></category>
		<category><![CDATA[son çıkan filmler]]></category>
		<category><![CDATA[son çıkan filmler 2010]]></category>
		<category><![CDATA[son çıkan filmler 2011]]></category>
		<category><![CDATA[son filmle 2012]]></category>
		<category><![CDATA[son filmler]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon haber]]></category>
		<category><![CDATA[yakında sinema]]></category>
		<category><![CDATA[yeni çıkan filmler]]></category>
		<category><![CDATA[yeni çıkan filmler 2011]]></category>
		<category><![CDATA[yeni fagmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yeni filmlerden]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=15453</guid>
		<description><![CDATA[Teknolojiye saplantılı biri miyim? Evet olabilir. Bir yazımda doğrudan teknoloji eleştirisi yapmış olduğum gerçek. Lakin saplantı sahibi olmakla beraber aynı zamanda; eleştiri konusu yaptığım bu düzenin bir parçası olmak, onsuz yaşayamamak da bir çelişki olsa gerek. Ama şu da bir gerçek ki içinde olmadığın bir şey senin için zaten saplantı olamaz. Neyse bu paradoksal kavga sürer gider, biz yemeğimize dönelim. Yine bir teknoloji eleştirisi ile başlamaktan kendimi alamıyorum; içeriği malum fakat içerledikçe kırılan konuma. Hayatımıza ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Teknolojiye saplantılı biri miyim? Evet olabilir. Bir yazımda doğrudan teknoloji eleştirisi yapmış olduğum gerçek. Lakin saplantı sahibi olmakla beraber aynı zamanda; eleştiri konusu yaptığım bu düzenin bir parçası olmak, onsuz yaşayamamak da bir çelişki olsa gerek. Ama şu da bir gerçek ki içinde olmadığın bir şey senin için zaten saplantı olamaz. Neyse bu paradoksal kavga sürer gider, biz yemeğimize dönelim.</p>
<p>Yine bir teknoloji eleştirisi ile başlamaktan kendimi alamıyorum; içeriği malum fakat içerledikçe kırılan konuma. Hayatımıza şöyle bir baktığımızda; bir insanın asgari olarak günde 1-2 defa vaktini ayırdığı, dişlemek zorunda kaldığı; içtiği, sifonu çektiği (en yumuşak ifadesiyle), hatta öyle ki annelerimizin hayatlarını en iyi şekilde ifade etmeye çalıştığı biçim olmuştur yeme-içme kültürü. Öyle ki erkeğin kalbine giden yolda nice pusular kurmuş, eşkıya kalbimize hükümdar olmuştur kültürümüzün bu yegâne organı. Velhasıl, insanı insan yapan değerlerin başındadır aslında; (y)emek-içmek. Ve haz bakımından en basit, en ulaşılabilir, en ucuz zevklerden biridir.</p>
<p>Hem en temel ihtiyacımızken hem de bize haz ve zevk veren bu güzide kültürümüz zaman zaman bilim kurgu hayallerimde benim için bir kâbus olabiliyor. Kabusumu temellendirdiğim noktada yine teknoloji çıkıyor karşıma. (Yok yok artık iyice inandım, ben artık saplantılı bir yazarım. Zaten duyduğuma göre saplantısız yazar olunmazmış, yazarlık yolunda büyük bir aşama kaydettim sanırım) Hız sınırını fazlasıyla aşan teknoloji, bu seyrinde devam ederse bu temel ihtiyaç ve ucuz zevkimize de balta vuracak gibi görünüyor. Öyle ki bu sürat bizi; yemek kültürünü yok edip, hızlanan yaşama ayak uydurma adına mini minnacık haplarla ihtiyacımızı karşılayacak duruma getirecek.(belki de geldi, bu tür uygulamalar bilim aşırısı hormonlanmış ülkelerde mevcuttur). Evet ufacık kapsüller; yutuyorsun ve açlık hissini unutuyorsun.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-15734" href="http://www.sivrisinema.com/makale/yasasin-yemek-yemek/attachment/sivrisinema-yemekte/"><img class="aligncenter size-full wp-image-15734" title="sivrisinema yemekte" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/03/sivrisinema-yemekte.jpg" alt="" width="500" height="263" /></a></p>
<p>Hani kölelik kalkmıştı? Artık programlanmış hayatlarımızın bir robot hüviyetinde yaşanıyor olmasından daha büyük bir kölelik olabilir mi? Yine de düşünüyorum; o kadar da kötü değildir belki! Mesela kapsüllere yemek tatlarını, kokularını enjekte edebilirler. Yutarsın o tadı hissedersin. Ama hangi kapsül hangi hap, hangi tat; lokmalar çiğnenirken çıkan şapırdama seslerinin yerini tutabilir ki?</p>
<p>Bilim kurgu hayallerimin buhran dolu kabuslarını bir kenara iterek, bir sinema platformunda olduğumuzu sizlere hatırlatırım. Lütfen kendinize gelin sayın okurlar.</p>
<p>Evet, bu bir girişti. Evimizin içine girdik, şimdi sıra yayılmaya geldi.<br />
Yukarıda zikretmiş olduğum yeme-içme kültürümüzün; hayatın her yönünü ve yüzünü resmeden 7. Sanatımızda da her filmde bir şekilde kendine yer bulduğunu söylersek abartmış olmayız. Ama tabi bu sahnelerin çoğu dikkatimizi çekecek derecede ne bir önem arz eder, ne de süre bakımından dikkatimizi yoğunlaştıracak uzunlukta çıkar karşımıza. Yine de çoğu sinemasever çok iyi bilecek ki yemek kültürünü merkezine koymuş birçok yapım vardır. Animasyonundan gerilimine, geriliminden komedisine kadar bu türlerde yapımlara rast gelmek mümkündür. Hatta öyle ki merkezinde yemek olmayan bazı filmlerin kimi sahnelerinde, bu kültür üzerine öyle vurgulamalar yapılır ki; ya ağzımızın kenarı sızar, ya iştahımız kaçar, ya da ağzımız kulaklarımıza uzanır. Bu sebepledir ki Sinema ve Yeme-İçme kültürü arasında ki ilişki akademik olarak bir araştırma konusu olacak kadar önemli ve geniş bir alandır.</p>
<p>Şimdilik bu alanı teğet geçip vurgulamakta yarar gördüğüm bir başka noktayı dile getireyim. Yaşadığımız evren, kainat, dünya, doğa, tabiat, her ne derseniz deyin; belli kurallarla örülmüş, belli yasalarla donanmış bir bütündür. Temel dinamikleri 4 elemente indirgenecek kadar basit, kuralların ve yasaların doğru okunduğu takdirde, olguların yöntemlerinin aynı seyirde paralellik gösterebileceği benim kanaatimce mevcuttur. Elbette özden ayrıldıkça, detaylara inildikçe ayrımlar kaba çizgileriyle kendini belli eder. Lakin…</p>
<p><a rel="attachment wp-att-15739" href="http://www.sivrisinema.com/makale/yasasin-yemek-yemek/attachment/sivrisinema-sitesi/"><img class="aligncenter size-full wp-image-15739" title="sivrisinema sitesi" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/03/sivrisinema-sitesi.jpg" alt="" width="450" height="241" /></a></p>
<p>Sinemanın ve yemek kültürünün doğasını incelediğimizde, oluşum aşamalarının, izlenen yöntemin, analizlerin, sentezlerin hatta kalite ve değerin aynı yörünge de seyrettiklerini düşünüyorum. Mesela basit bir yemeği ele alalım. Hangisi mesela? Sahi ben yemek yapmayı biliyor muyum acaba? Bilmeden böyle bir yazıya girişmek cahil cüreti olsa gerek. Latife bir yana, yemek yapma fiilinin bileşenlerini irdelediğimizde; ilk başta, yemeği yapabileceğimiz bir mekanın olması gerektiğini biliyoruz. Aynı zamanda mekanın işlevselliğini artıracak araç ve gereçler. ( Tıpkı sinemada oluşturulan stüdyolar, dekorlar, araç ve gereçler gibi) Şimdi diyebilirsiniz ki yemek yapmak için bir teknik altyapı olması da neyin nesi? Bir piknik tüpü, bir tava, bir yumurta bana kafi. Fakat unutmayın ki cüzi bir fiyata alınmış hd kameralarla kısa film çekenlere de rastlamak mümkün. Piknik tüpü muhabbeti yapacak olanlar lütfen kısa filmleri göz ardı etmesinler. Ve teknik altyapı, mekan her ne ise, sağlandıktan sonra bize bir Aşçı/Usta/Şef/Anne/  kısaca maskesi ne olursa olsun bir birey gerekir. Ki bu birey yöneten, dizayn eden, yapan konumda olacaktır. (yönetmen/yapımcı). Tabii işlenecek somut malzeme (oyuncular), zihnimizde uygulayacağımız yöntemi belirten bir tarif (senaryo) da olmazsa olmazlarımızdandır. Vs vs.. bu benzetmeler uzar gider.</p>
<p>Bileşenler ve dinamikler yöntem ve usul açısından böyle bir paralellik göstermekle beraber, yine aynı şekilde iki alanda da tüm bu malzemeleri yöneten; bu malzemeleri yerinde ve kararında kullanmaz ise sonuçları açısından da benzer kaderleri paylaşacaklarını düşünüyorum. Öyle ki başarılı ve belli bir niteliğe kavuşmuş yönetmenlerle, yemek konusunda kendisini kabul ettirmiş usta şeflerin çok büyük bir ortak yönleri olduğunu bu sebeple vurgulamış olayım. Ve yine sinema sahasında çok başarılı olmuş bir yönetmenin yemek alanında da aynı kariyer ve başarıya ulaşacağına inancımda tüm bu düşüncelerimden sonra pekişmektedir. ( Müthiş bir araştırma konusu çıktı; usta ve başarılı yönetmenler acaba mutfakta nasıl? Umarım düz mantık ilkelerini uygulamaya kalkıp böyle bir araştırma yapmaya yeltenmeyiz)</p>
<p>Son olarak her ne kadar bu iki sahanın kesiştiği yöntem ve yörüngeler benzerlik arz etse de, her saha da olabileceği gibi hesapta olmayan, dış etki ve etkenler her iki alan içinde karşımıza çıkabilir. Mesela yemeğe lezzet veren her zaman bir aşçının maharetli elleri olamayabiliyor. Geçmişime dair bir tasvir ile yazımı noktalamak istiyorum. Üniversite öğrencisiyim. Aileden uzak, alabildiğine ayaklarımın üstünde… özgür, bağımsız&#8230; Evde toplanmış bölüm arkadaşlarım, ev arkadaşlarımın bölüm arkadaşları. Gece geç saatlere alınmış bir halı saha maçını bekliyoruz. Esnemelerle süslenmiş mayışık dost sohbetleri. Maçımızı yapıp yorgun argın geliyoruz. Gelir gelmez günün ilk ışık zerreleri gözlerimize yuva yaparken bizden habersiz, midemizin boşluğu vuruyor ramazan davulcusu misali tokmağa. Arsızca topluyorsun arkadaşlarını ve gidiyorsun bir çorbacıya. Seher vaktinin sessizliği ve üşütmeyen serinliği ile, sohbetin, espirinin en tatlı yerinde geliyor çorbamız. Ve gece ile gündüzün ayrılışına tanık olurken kaşık sesleri, sen bir kaşık daha alıyorsun çorbandan. Aman Allah’ım bu ne tat, bu ne haz. Bir yudum daha.. Bu çorbaya ne kattın be usta? Günü mü? Güneşi mi? Yaşama sevincini mi? Dost sohbetini mi? Var olmanın beyaz tatlı neşesini mi? Bu çorbaya lezzeti veren neydi acaba?</p>
<p><a rel="attachment wp-att-15740" href="http://www.sivrisinema.com/makale/yasasin-yemek-yemek/attachment/charlie-brown/"><img class="aligncenter size-full wp-image-15740" title="charlie brown" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/03/charlie-brown.jpg" alt="" width="450" height="368" /></a></p>
<p>Evet, tıpkı bu tasvirdeki gibi sinemada da yönetmenin arka planda kaldığı hesapsız değişkenlere rastlamak mümkündür. O değişkenleri yeri geldiğinde elbette vurgularız fakat şimdi karnım acıktı, şu hap map işine girmeden ağız tadıyla mutfağı talan edeyim ki bu benim biricik saplantım bana diyor ki; ileride talan edeceğin bir mutfağında olmayacak, mutfağın laboratuar olacak. Noktayı koyalım gayri.</p>
<p>Dipnot:<br />
Kalemimi biraz hafifletmek adına, kendimce yazarken çok eğlendiğim bir konuydu. Umarım sizinde gözlerinize meze olurda az biraz keyif verir. Şimdi burada işlemeye çalıştığım tezi daha somut ve görsel bir açıdan sizlere sunma adına; bir yemek tarifi ile, bir filmin künyesini harmanlayıp sunacağım. Aynı zamanda yazarlık tarihinde görülmemiş bir ilke imza atarak bir sonra ki yazımın fragmanını yayınlayacağım. Nasıl olsa sinema sahasında olduğumuz için bu hareketimiz on kusurlu hareketten sayılmayacak, faul düdüğü çalmayacaktır. Muhabbetle…</p>
<p>Yemek Künyesi</p>
<p>•	Adı: Sebzeli Mücver<br />
•	Orjinal Adı: Fırında Sebzeli Mücver<br />
•	Yönetmen: Ümit Usta<br />
•	Senaryo: Ümit Usta<br />
•	Oyuncular: Havuç, Patates, Küçük Kuru Soğan, Pırasa, Maydonoz, Taze Soğan, Ispanak, Yumurta, Beyaz Peynir, Yoğurt, Un, Kabartma Tozu, Tuz, Karabiber.<br />
(Misafir Oyuncu: Kabak)<br />
•	Tür: Fırın Yemekleri &#8211; Ana Yemek<br />
•	Yapım Yılı: 2011<br />
•	Yapım Ülkesi: Türkiye<br />
•	Orjinal Dili: Fırınca<br />
•	Filmin Süresi: 65 dk<br />
•	Resmi Sitesi: www.ilginçyemektarifleri.aş</p>
<p>Fragman: Kaosa Kanat Çırpan Kelebek<br />
Aynanın karşısına aldım yüzümü. Anlamlı birer cümle olmaya hazırlanırken gözlerim, kırpışan kirpiklerim değil, soru işaretleriydi…<br />
Çok soru vardı sorulması gereken. Kapadım gözlerimi ve düşüverdi kirpiklerimden bir tanesi avucuma. Ve şimdi avucumda bir soru işareti.<br />
Yüzüm aynada emanet, tebessüme zorlar gibi bu emaneti, soruverdim; ayna ayna söyle bana… Bu gördüğüm BEN, bir gün önce ki karşılaşmamızda gördüğüm BEN’midir? Ya da bir saat öncesinde.. Hatta bir Dakka öncesi.. hatta bir saniye.. bir salise.. zaman geçiyor…</p>
<p>Sivrisinema platformunun ilginç, saçmalamaya meyilli, kendince bir şeyler yapmaya çalışan saplantılı yazarından yepyeni bir yazı. Kaos teorisini Kelebek Etkisi filminden aldığı ilhamla; sinemanın belli başlı türlerle sınırlı olmasına rağmen, yapılan binlerce filmin artık kendini tekrarlama gibi bir boşluğa düşebilme sorununu kendi tezgâhında biçeceği bu yazı, “pek yakında” Sivri Salonlarında…</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı MikU tarafından <strong>19 March 2011 13:02</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/makale/yasasin-yemek-yemek/#comments">15 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/makale/yasasin-yemek-yemek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>15</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>28 Gün Sonra vs Ben Efsaneyim</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/koca-dunyada-yalniz-basina-28-gun-sonra-vs-ben-efsaneyim/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/koca-dunyada-yalniz-basina-28-gun-sonra-vs-ben-efsaneyim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Mar 2011 21:00:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Gil</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[28 Gün Sonra]]></category>
		<category><![CDATA[28 Gün Sonra değerlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[28 Gün Sonra film içeriği]]></category>
		<category><![CDATA[28 Gün Sonra film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[28 Gün Sonra film yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[28 Gün Sonra hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[28 Gün Sonra I Am Legend]]></category>
		<category><![CDATA[28 Gün Sonra makale]]></category>
		<category><![CDATA[Benzer aynı film]]></category>
		<category><![CDATA[Benzer aynı senaryo]]></category>
		<category><![CDATA[benzer filmler]]></category>
		<category><![CDATA[benzeyen filmler]]></category>
		<category><![CDATA[film değerlendirmeleri]]></category>
		<category><![CDATA[film kıyaslama]]></category>
		<category><![CDATA[I Am Legend]]></category>
		<category><![CDATA[I Am Legend eleştirel yazı]]></category>
		<category><![CDATA[I Am Legend eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[I Am Legend film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[I Am Legend makale]]></category>
		<category><![CDATA[I Am Legend makale yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[I Am Legend ve 28 Gün Sonra]]></category>
		<category><![CDATA[I Am Legend ve 28 Gün Sonra değerlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[I Am Legend ve 28 Gün Sonra kıyaslama]]></category>
		<category><![CDATA[kıyaslama filmler]]></category>
		<category><![CDATA[makale 28 Gün Sonra]]></category>
		<category><![CDATA[makale I Am Legend]]></category>
		<category><![CDATA[makale sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Senaryo benzerlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[senaryoları aynı filmler]]></category>
		<category><![CDATA[sinema değerlendirmeleri]]></category>
		<category><![CDATA[sinema film değerlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[sinema filmleri değerlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[sinema filmleri kıyaslama]]></category>
		<category><![CDATA[Will Smith eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Will Smith makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=14904</guid>
		<description><![CDATA[Bu seferki yazım bir film önerisi değil. Bu kez benzer iki filmi karşılaştırmak amacını taşıdığımı belirterek başlıyorum yazıma. Bildiğiniz gibi Slumdog Millionaire filmiyle adından söz ettirmeyi başaran bir yönetmen Danny Boyle. Doğruyu söylemek gerekirse bu filmden önceki çalışmaları pek de dikkate şayan kabul edilmiyordu. Şöyle söylemek daha uygun sanırım: Danny Boyle, S.M.’den önce popüler bir yönetmen değildi. Bunu açıklama gereği duydum ;çünkü o güne kadar duyulmamış ancak sonradan müthiş bir filmle patlayan pek çok yönetmenin ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu seferki yazım bir film önerisi değil. Bu kez benzer iki filmi karşılaştırmak amacını taşıdığımı belirterek başlıyorum yazıma.</p>
<p>Bildiğiniz gibi <strong>Slumdog Millionaire</strong> filmiyle adından söz ettirmeyi başaran bir yönetmen<strong> Danny Boyle</strong>. Doğruyu söylemek gerekirse bu filmden önceki çalışmaları pek de dikkate şayan kabul edilmiyordu. Şöyle söylemek daha uygun sanırım: Danny Boyle, S.M.’den önce popüler bir yönetmen değildi.</p>
<p>Bunu açıklama gereği duydum ;çünkü o  güne kadar duyulmamış ancak sonradan  müthiş bir filmle patlayan pek çok yönetmenin önceki filmlerinde değerinin anlaşılmayışı ile çokça karşılaştık.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-15329" href="http://www.sivrisinema.com/aksiyon/koca-dunyada-yalniz-basina-28-gun-sonra-vs-ben-efsaneyim/attachment/28-gun/"><img class="aligncenter size-full wp-image-15329" title="28 gün" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/03/28-gün.jpg" alt="" width="450" height="222" /></a></p>
<p>Neden Danny Boyle’den bahsediyorum? Karşılaştırmayı düşündüğüm iki filmin ilki <strong>28 Days After: 28 Gün Sonra</strong>. 2002’de yönetmenin İngiltere’de kayda aldığı bu yapıt, Londra’da yaşanan bir salgın sonrası insanların değişime uğramaları ve hastalık kapmadan yaşayabilen bir avuç insanın maceralarını ele alıyor. Filmin başlarında hastane odasında uyanan kahramanımız<strong> (Alex Palmer) </strong>uzunca bir müddet hastanede ve şehirde yürüdükten sonra bir şeylerin bütün insanları ortadan kaldırdığını anlıyor. Sonrasıysa izleyenlerce malum, izlemeyenlerinse mutlaka seyretmesi gereken türden.</p>
<p>Sözünü edeceğim diğer filmse <strong>I Am Legend </strong>(2007): <strong>Ben Efsaneyim</strong>. Yönetmenliğini<strong> Francis Lawrence</strong>’ın yaptığı filmin baş kişisi ünlü oyuncu Will Smith. Smith de tıpkı 28 Gün Sonra’da olduğu gibi bomboş sokaklarıyla bir şehirde&#8221; New York&#8221; ta çıkıyor karşımıza. Filmin bu bölümüyle anlıyorsunuz ki şehirde bir şeyler yaşanmış ve bütün insanlar ortadan kaybolmuş.</p>
<p>Bu iki filmin konuları bu kadar benzeşirken filmlerden alınan tatlar oldukça farklı. Boyle’un film çekerken farklı olma arzusu içinde oluşunu<strong> 28 Gün Sonra</strong> filminde sahne sahne algılayabiliyorsunuz. Bir başka deyişle <strong>Slumdog Millionaire</strong> gibi gelecekte ses getirebilecek  bir filmin kokusunu alabiliyorsunuz. Boyle, filmin başından sonuna dek bir zombi filmi çekme arzusu içinde olmadığını belli ediyor. Bütün filmlerinde olduğu gibi ders vericilik ön planda.</p>
<p>Her iki filmde de şehirlerin bomboş oluşunun nedeni bir <strong>virüs</strong>. Boyle, Lawrence’ın aksine filmin ilk sahnesinden virüsü tanımlıyor: <strong>Öfke…</strong> Bu anlamda geleceğe <strong>alegorik</strong> bir gönderme yapıyor <strong>28 Gün Sonra</strong> filmiyle.<br />
Ben Efsaneyim filmiyse her yanıyla <strong>Hollywood</strong> kokmakta. Başrol oyuncusu W. Smith’in yeterli denebilecek performansı filmin ilgi çekici olmasına yetiyor.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-15331" href="http://www.sivrisinema.com/aksiyon/koca-dunyada-yalniz-basina-28-gun-sonra-vs-ben-efsaneyim/attachment/i-am-lagend/"><img class="aligncenter size-full wp-image-15331" title="I am Lagend" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2011/03/I-am-Lagend.jpg" alt="" width="450" height="259" /></a></p>
<p>28 Gün Sonra filminde farklı karakterlerin  filmde sıklıkla görülmesi Boyle’un işini kolaylaştırmış. Ben Efsaneyim &#8216;de W.Smith’in adeta tek kalışı  rolünü bir<strong> K-9 kurt köpeği</strong> ile paylaşması filmin izlenebilirliği için  önemli bir performansı gerektiriyor.</p>
<p>28 Gün Sonra filminde gerildiğim sahneler bir elimdeki parmakların sayısını geçmezken, Lawrence izleyiciyi korkutmak için elinden geleni yapmış. Bilgisayar efektleri Ben Efsaneyim’de diğer filme göre oldukça sık kullanılmış. Efektler bol olmasına rağmen inandırıcılıktan uzak değiller.</p>
<p>Her iki filmin de final bölümünün beni tatmin etmediğini söylemek isterim. Buna rağmen Ben Efsaneyim filmi gerek görselliği gerekse oyunculuklarla 2002 yapımı olan <strong>28 Gün Sonra</strong> filminden daha başarılı olmuş. Tabii ki 28 Gün Sonra filminin senaryo anlamında Ben Efsaneyim’e oldukça benziyor oluşu insanı Ben Efsaneyim bir kopya film mi sorusuyla baş başa bırakıyor.  Başta da belirttiğim gibi 2007’nin olanaklarından iyi faydalanıyor yönetmen Lawrence ve senaryolar benzer de olsa iyi iş çıkarıyor.</p>
<p>Şehrinizde tek başınıza kaldığınızı hayal ederek bomboş olduğunu düşündüğünüz sokaklarda dolanmayı arzu ediyorsanız bu iki filmi birer gün arayla izleyin derim. Her ikisinde de dünyamıza ve geleceğimize dair çeşitli düşünceler uyanacaktır kafanızda.<br />
Keyifli seyirler dilerim…</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı Murat Gil tarafından <strong>07 March 2011 00:00</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/aksiyon/koca-dunyada-yalniz-basina-28-gun-sonra-vs-ben-efsaneyim/#comments">4 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/aksiyon/koca-dunyada-yalniz-basina-28-gun-sonra-vs-ben-efsaneyim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Sineması Bölünüyor mu?</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/makale/turk-sinemasi-bolunuyormu/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/makale/turk-sinemasi-bolunuyormu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Jan 2011 23:25:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ethem Sak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[2011]]></category>
		<category><![CDATA[2011 Türk filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[2012 filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[bir sinema]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi dram filmi]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi komedi filmi]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi korku filmi]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi romantik film]]></category>
		<category><![CDATA[En son çıkan filmler]]></category>
		<category><![CDATA[en son çıkan filmler 2011]]></category>
		<category><![CDATA[en son vizyon filmleri 2012]]></category>
		<category><![CDATA[en yeni 2012 filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[film detay]]></category>
		<category><![CDATA[film fagman]]></category>
		<category><![CDATA[filmlerden haberler]]></category>
		<category><![CDATA[gazete sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Gelecek Filmler]]></category>
		<category><![CDATA[güncel sinema]]></category>
		<category><![CDATA[güncel sinema magazin]]></category>
		<category><![CDATA[haber sinema vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[haberci sinema]]></category>
		<category><![CDATA[izlenmesi gereken 10 film]]></category>
		<category><![CDATA[izlenmesi gereken 50 film]]></category>
		<category><![CDATA[izlenmesi gereken filmler]]></category>
		<category><![CDATA[mutlaka izleyin]]></category>
		<category><![CDATA[ölmeden önce izlenmesi gereken filmler]]></category>
		<category><![CDATA[önerilen filmle]]></category>
		<category><![CDATA[online sinema dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[sinama]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sinema dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[sinema geçmişi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema haber]]></category>
		<category><![CDATA[sinema haber köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[sinema ile ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[sinema köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema.com]]></category>
		<category><![CDATA[sinemacı]]></category>
		<category><![CDATA[sinemacılar]]></category>
		<category><![CDATA[sinemacılık]]></category>
		<category><![CDATA[sinemagazin]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalarda]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalardan.com]]></category>
		<category><![CDATA[sinemayla ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[son çıkan filmle 2012]]></category>
		<category><![CDATA[son çıkan filmler]]></category>
		<category><![CDATA[son çıkan filmler 2010]]></category>
		<category><![CDATA[son çıkan filmler 2011]]></category>
		<category><![CDATA[son filmle 2012]]></category>
		<category><![CDATA[son filmler]]></category>
		<category><![CDATA[türk filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Filmlerinin yeri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sineması bölünüyormu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sineması ethem sak]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sineması grubu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sineması gurubu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sineması guruplaşma]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sineması haber]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sineması makale]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sinemasında olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon haber]]></category>
		<category><![CDATA[yakında sinema]]></category>
		<category><![CDATA[yeni çıkan filmler]]></category>
		<category><![CDATA[yeni çıkan filmler 2011]]></category>
		<category><![CDATA[yeni fagmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yeni filmlerden]]></category>
		<category><![CDATA[yeşilcam filmleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=13714</guid>
		<description><![CDATA[Gün geçmiyor ki Türk sinemasının daha iyiye doğru gittiğine tanık olmayalım. Eskiye nazaran görsel anlamda büyük değişim yaşayan Türk sineması, senaryolardaki hikayeler bakımından ne kadar ilerlemiş sorusuna aldırmadan teknolojinin ve teknolojiyle beraber yetişen yeni aktör-aktristlerin keyfini çıkartıyoruz. Yenilikler beraberinde değişimleri, değişimler beraberinde yenilikleri sürüklermiş ardından. Bir tek bana dokunamaz, karakterime. Teknloji, insan hayatını kolaylaştırıp eğlenceli hale getirse de bana, yani insanoğlunun ruhuna sahip olamıyor. Dostlar aynı dost, sadece mekan değişiyor. Takip edenler ya da dikkatini ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gün geçmiyor ki Türk sinemasının daha iyiye doğru gittiğine tanık olmayalım. Eskiye nazaran görsel anlamda büyük değişim yaşayan Türk sineması, senaryolardaki hikayeler bakımından ne kadar ilerlemiş sorusuna aldırmadan teknolojinin ve teknolojiyle beraber yetişen yeni aktör-aktristlerin keyfini çıkartıyoruz.</p>
<p>Yenilikler beraberinde değişimleri, değişimler beraberinde yenilikleri sürüklermiş ardından. Bir tek bana dokunamaz, karakterime. Teknloji, insan hayatını kolaylaştırıp eğlenceli  hale getirse de bana, yani insanoğlunun ruhuna sahip olamıyor. Dostlar aynı dost, sadece mekan değişiyor.</p>
<p>Takip edenler ya da dikkatini çekenler bilirler, önceki yazılarımda Adam Sandler&#8217;in filmlerindeki kadrolaşmadan bahsettiğimi anımsıyorsunuzdur. Tüm filmlerinde olmazsa olmaz, kendi kadrosundan oyuncuları sahaya çıkartır, kimi 5 dakika kimi 90 dakika filmde boy gösterirler. Bunun kökeninde  eski dostlukların olduğunu da Adam Richard Sandler&#8217;in <a href="http://www.sivrisinema.com/makale/adam-richard-sandler-bir-aktorden-daha-ote/" target="_blank">tanıtım yazısı</a>nda yazmıştım. Aynı zamanda eski dostlarını unutmadığı için kendisini tebrik etmiştim.</p>
<p>Şimdi bunun Türk sineması ile alakasına gelelim. Biz şöhretin dostlukları bozmadığını görüp uzak ülkelere tebessüm ederken, yanı başımızda kadrolar çoktan kurulmuş, zamanla keşfedilecek tebrikleri bekler olmuşlar. Ya da ben geç kaldım&#8230;<br />
Bunun tamamen tesadüfen bir oluşum/guruplaşma/dost çevresi de olabileceği gibi, böyle bir oluşum/kadrolaşmanın da (vs) sinyallerini de görmüyor değiliz.<br />
Medyatik bir tepkiyle &#8220;Türk Sineması bölünüyor mu?  Bölündü mü? İyi mi? Kötü mü? Başlığını atıyorum.</p>
<p>Örneklerini gördüğümüz bu durum ne kadar doğru?<br />
Potansiyel izleyici olarak bundan kazancımız ne olabilir?</p>
<p>İzlemekten zevk aldığım Uğur Yücel&#8217;i, gözlerimizin bayramı Özgü Namal&#8217;ı aynı kadrajda görmek kadar keyifli olabilir mi aynı filmde olamamak. Ya da bir Yılmaz Erdoğan ile Özkan Uğur&#8217;a kim söylemiş aynı filmde olmamalarını? Oysa Şafak Sezer ile Ata Demirer birbirlerini anımsatmıyormu sizce? Yeni bir filmde ikiz kardeşlermiş ancak düşman bilirlermiş birbirlerini. Aynı kızı, Binnur Kaya&#8217;yı sevelermiş ve filmin sonunda kardeş olduklarını öğrenirlermiş de yeşilçama gönderme yaparlarmış.<br />
Şahsen izleyici adına söyleyebilirim ki, &#8220;Ne kadar renk, o kadar eğlence&#8221;.</p>
<p>Az önce yazmakta zorlanmadığım senaryoyu seyretme keyfini kaçırırken, diğer tarafta ise işini severek yapan bu insanların ticari, kişisel, uyumsuzluk veya performanslarını etkileyebileceği mazeretini kabullenip bir takım da bizim mi seçmemiz gerekiyor?</p>
<p>Madem öyle, biliyoruz ki bizler takım tutmayı seven, hatta siyaseti bile fanatikliğe dökebilmiş insanlarız, öyle ise seçeriz takımımızı geçeriz ekran başına.</p>
<p>Hani &#8220;Sanat uğruna soyunurum&#8221; diyen zihniyete misilleme olmasa da örnek vermek isterim bu kelimeyi. Madem sanatsa amacımız, hepimiz bir fidanın güller açan dalıyız. Aynı dalda boy gösteren tüm aktörleri aynı filmde görme şansımızı zorlamayı düşünüyorum, bilmem siz okuyucularımız ne dersiniz?</p>
<p>Kaldı ki zamanında gıpta ile seyrettiğimiz Rocky Balboa&#8217;dan (Sylvester Stallone) tutunda Mavi Ay dizisinin romantik dedektifi David (Bruce Willis) gibi dünyaya kendilerini kanıtlamış yıldız aktörlerden beklenir miydi The Expendables gibi birbirinden ünlü isimlerin bir araya gelebileceği?</p>
<p>Örnek alınan Hollywood filmlerinin sonu bu oldu, bir arada olmak. Bence yaşlanmayı beklemeden yapılabilecekleri yapmak daha keyifli olabilir.</p>
<p>Bu yazımın tamamen bir varsayım olduğunu bilmenizle beraber şartların getirdiği durumlar, kurallar, anlaşabilme ve uyum etkenleri göze alınırsa her şey bir yere kadar deyip, hafif de olsa adamını bilmek durumu söz konusu olabilir.</p>
<p>Yazımın amacı; Bu durumdan biz izleyiciler ne kadar memnunuz? Bunu sorabilmekti.</p>
<p>(Bu yazı bir soru/fikirdir).</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı Ethem tarafından <strong>08 January 2011 02:25</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/makale/turk-sinemasi-bolunuyormu/#comments">1 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/makale/turk-sinemasi-bolunuyormu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yönetmen Koltuğunda &#8220;BİR&#8221; Tanrı</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/makale/yonetmen-koltugunda-bir-tanri/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/makale/yonetmen-koltugunda-bir-tanri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Dec 2010 00:59:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MikU</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[adı şeytan]]></category>
		<category><![CDATA[bir sinema]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[dünya bir sinema]]></category>
		<category><![CDATA[en güzel film sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi blog yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi dram filmi]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi film ayıntıları]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi film sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi film yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi film yorumları]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi komedi filmi]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi korku filmi]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi romantik film]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi sanal yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi sinekiritik]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi sinema eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi sinema sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi site yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[En son çıkan filmler]]></category>
		<category><![CDATA[en son çıkan filmler 2011]]></category>
		<category><![CDATA[evendkiler]]></category>
		<category><![CDATA[evren ve değişim]]></category>
		<category><![CDATA[film detay]]></category>
		<category><![CDATA[film fagman]]></category>
		<category><![CDATA[film hayatın içinde]]></category>
		<category><![CDATA[film hayatlar]]></category>
		<category><![CDATA[filmlerden haberler]]></category>
		<category><![CDATA[gazete sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Gelecek Filmler]]></category>
		<category><![CDATA[güncel sinema]]></category>
		<category><![CDATA[güncel sinema magazin]]></category>
		<category><![CDATA[haber sinema vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[haberci sinema]]></category>
		<category><![CDATA[hayat bi film]]></category>
		<category><![CDATA[hayat içerisinde film]]></category>
		<category><![CDATA[hayatın içinde film]]></category>
		<category><![CDATA[ilk insan]]></category>
		<category><![CDATA[ilk insan film]]></category>
		<category><![CDATA[insan evrimi]]></category>
		<category><![CDATA[insan gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakkında makale]]></category>
		<category><![CDATA[insan ve şeytan]]></category>
		<category><![CDATA[insanlık]]></category>
		<category><![CDATA[izlenmesi gereken 10 film]]></category>
		<category><![CDATA[izlenmesi gereken 50 film]]></category>
		<category><![CDATA[izlenmesi gereken filmler]]></category>
		<category><![CDATA[maymundan insana]]></category>
		<category><![CDATA[mutlaka izleyin]]></category>
		<category><![CDATA[ne için yaşıyoruz]]></category>
		<category><![CDATA[ölmeden önce izlenmesi gereken filmler]]></category>
		<category><![CDATA[önerilen filmle]]></category>
		<category><![CDATA[online sinema dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[şeytan ve insan]]></category>
		<category><![CDATA[sinama]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sinema dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[sinema geçmişi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema haber]]></category>
		<category><![CDATA[sinema haber köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[sinema ile ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[sinema köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema makale]]></category>
		<category><![CDATA[sinema rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema.com]]></category>
		<category><![CDATA[sinemacı]]></category>
		<category><![CDATA[sinemacılar]]></category>
		<category><![CDATA[sinemacılık]]></category>
		<category><![CDATA[sinemagazin]]></category>
		<category><![CDATA[sinemakale]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalarda]]></category>
		<category><![CDATA[sinemalardan.com]]></category>
		<category><![CDATA[sinemayla ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[son çıkan filmler]]></category>
		<category><![CDATA[son çıkan filmler 2010]]></category>
		<category><![CDATA[son çıkan filmler 2011]]></category>
		<category><![CDATA[tükiyedeki yönetmenler]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon haber]]></category>
		<category><![CDATA[yakında sinema]]></category>
		<category><![CDATA[yeni çıkan filmler]]></category>
		<category><![CDATA[yeni çıkan filmler 2011]]></category>
		<category><![CDATA[yeni fagmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yeni filmlerden]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen koltuğu]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen koltuğunda]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=13363</guid>
		<description><![CDATA[?Bir film çekeceğim,? dedi; meleklerine dönerek. Beni anlatacak beni temsil edecek bir film. Ve dev bir stüdyo kuruldu EVREN adıyla. Envai çeşit dekorlar tasarlandı, efektler yaratıldı. Herşey hazırdı, SECDE?yle başlayacaktı bu varoluş, lakin yokluğun sessizliğinde bir isyan yankılandı cennetten düşercesine; ?ATEŞ?ki TOPRAĞ?A secde etmez?? Kibirle çıkış yaptı ve bu filmin kötü karakteri olmaya adaydı. Adı ŞEYTAN. İşte o zaman başlamıştı İnsanlığın yani varoluşun Filmi. Bir ADEM?di başrolde oynayan. Tek başına yalnız bir ADAM?dı. Belki de ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>?Bir film çekeceğim,? dedi; meleklerine dönerek. Beni anlatacak beni temsil edecek bir film.<br />
Ve dev bir stüdyo kuruldu EVREN adıyla. Envai çeşit dekorlar tasarlandı, efektler yaratıldı. Herşey hazırdı, SECDE?yle başlayacaktı bu varoluş, lakin yokluğun sessizliğinde bir isyan yankılandı cennetten düşercesine; ?ATEŞ?ki TOPRAĞ?A secde etmez?? Kibirle çıkış yaptı ve bu filmin kötü karakteri olmaya adaydı. Adı ŞEYTAN.</p>
<p>İşte o zaman başlamıştı İnsanlığın yani varoluşun Filmi. Bir ADEM?di başrolde oynayan. Tek başına yalnız bir ADAM?dı. Belki de yalnızlığı anlatan en güzel film olmuştu onun ki! Ve Yönetmen müdahale etti. Onunla yoldaş olacak, cenneti paylaşacak bir HAVVA yaratıldı. Ve ilk insani aşk düştü ADEM ve HAVVA?nın ikilikte saklı ?BİR?liğine. Belki de en enteresan en tutkulu AŞK filmiydi onların ki! Ya da kim bilir çok sıradandı, aldatılmaya namüsait bir AŞK olduğu için? Yine de aldatmak, aldatılmak vardı ya insanın mayasında; ve bir elma düşüverdi yerçekiminden habersiz Adem ve Havva?nın dişlerine. Ve Şeytan çıkmıştı sahneye. İlk kötü karakter kahkahası yankılandı cehennemle birlikte. Günahın ilk şehriydi Cennet?in Yasak Elma?sı. Ve Yönetmen filmin devamı için Dünya?yı seçmişti artık. Adem ile Havva Kıyamet ile THE END olacak bir filmin ilk sahnesine yollanmışlardı. Tabi ki ŞEYTAN?da arkalarından. Pişmanlıklar yakıverdi Adem?in ve Havva?nın kalbini. Ve ilk ayrılık filmi de doğuverdi her gün güneşle birlikte. Adem Havva?dan habersiz, Havva Adem?den habersiz dönüp durdular dünyayla beraber. Ve sonunda buluştular Dünya?nın kalbinde, KABE?de. Ayrılık sonrası gelen ilk kavuşma sahnesiydi yüreklerde pişmanlıklarla beraber. Ve birleşen bedenleriyle yüzyıllar boyu sürecek bir filmin devamını tohumladılar.<br />
Ve bu tohumla yeşerdi ilk cinayet hikayesi. İlk cinayet sahnesiydi Kabil?in Habil?i öldürmesi.</p>
<p>Ve yıllar geçti. Başroller, yan roller figüranlar değişti. Bir ŞEYTAN?dı değişmeyen oyuncu. Her devam filminde yankılandı onun kahkahası. Kah Nemrut oldu, kah firavun. .</p>
<p>Ne efektler verilmişti ama NUH?un hikayesiyle! Koca yeryüzü sular altında ve yüzen tek bir gemi. Ne aşktı ama, Züleyha?nın tutkusu! Ya Yusuf?un güzelliği..? Ne garipti Yunus?un bir balık karnında süren çekimleri. Zekeriyya?nın kanlı testeresi, İbrahim?in gül bahçesi ateşi. İsa?nın çarmıhı, Meryem?in feryadı! Ve Muhammed?in AŞK?ı, mücadelesi, direnci?</p>
<p>Hala sürüyor insanlığın filmi, ve bizler kendi bakış açımızla başroldeyken, bir başkası için yan rolde, kimileri içinde figüran olarak bu filmin bir parçası oluyoruz. Kameranın konumuna göre değişkenlik gösteren ve bize biçilen rolleri oynuyoruz. Kim bilir biz bu filmin parçası olduğumuz için farkında değiliz belki ama bu film çoktan tamamlandı ve bir dvd kapağı arasında yerini aldı. Ve İnsanlık?tı filmin adı.</p>
<p>Kimler gelip geçmedi ki Tanrı?nın kadrajından. Neler anlatılmadı ki dünya denen bu stüdyoda. AŞKLAR, SAVAŞLAR, KATLİAMLAR, KORKULAR, EN ACI DRAMLAR, EN KOMİK KAHKAHALAR?</p>
<p>Filmler izliyoruz fani ellerden çıkıp gelen, 1-2 saatlik gösterimler. Ya O?nun filmi&#8230; bu filmi izlemeyen var mı? Peki böyle bir film olduğunun farkında olmayan? Yönetmen koltuğunda bir TANRI! Ve bizler bu filmin belki de çok önemsiz ya da en değerli parçası! Ve değimlidir ki bizim ellerimizden çıkan filmler  ? GÖRÜNTÜNÜN GÖRÜNTÜSÜ?!?</p>
<p>Filmin kalanına beden kostümünden sıyrılarak RUH?umuzla devam edeceğiz belki!? Belki de tamamlanmış olacak ve biz bir solukta izleyeceğiz İNSAN?lığın filmini. Ve sonra KIYAMET JENERİKLERİYLE son bulacak şu söz yankılanacak Cennetimizde yahut Cehennemimizde;<br />
-  Vay be, Ne filmdi ama..!</p>
<p>DipNot:<br />
Biraz dinsel, biraz mitolojik ve birazda simgesel, e birazda (ehline) ezoterik açıdan değerlendirmek istedim TANRI?nın filmini. Varoluşun fısıldamalarını damıttım içimden geldiğince. Sinemasal olarak varlığın resmini bütünüyle çekmeye çalıştım ama elbet benim kadrajımda aciz kaldı, eksik kaldı. Kendi sınırlı kadrajımdan Tanrı?nın sınırsız kadrajına sığınabilirim herhalde bir sinemasever olarak!<br />
Belki de haddimi aştım(mı) bilemem, aşmışsam bile Tanrı versin cezamı siz kulları karışmayın, Tanrı?yla benim aramda :)</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı MikU tarafından <strong>18 December 2010 03:59</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/makale/yonetmen-koltugunda-bir-tanri/#comments">15 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/makale/yonetmen-koltugunda-bir-tanri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>15</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tezim Var! &#8211; Yerliler Korkutamaz!</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/makale/tezim-var-yerliler-korkutamaz/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/makale/tezim-var-yerliler-korkutamaz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Oct 2010 08:04:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Yürür</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[3 deme üf de]]></category>
		<category><![CDATA[3D'eme üf de]]></category>
		<category><![CDATA[3Deme üff de]]></category>
		<category><![CDATA[korku filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[korku filmleri makale]]></category>
		<category><![CDATA[korku filmleri tez]]></category>
		<category><![CDATA[korku filmleri türk]]></category>
		<category><![CDATA[korku filmlerinde senayo eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[korku filmlerindeki rezalet]]></category>
		<category><![CDATA[korku filmlerindeki saçmalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[korkumu komedimi]]></category>
		<category><![CDATA[korkunç olmayan korku filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[mantıksız korku filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[sinema hakkında tez]]></category>
		<category><![CDATA[sinema tez]]></category>
		<category><![CDATA[tez]]></category>
		<category><![CDATA[tük filmleri tez]]></category>
		<category><![CDATA[türk filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[türk filmleri makale]]></category>
		<category><![CDATA[türk korku filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Korku Filmlerindeki saçmalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Korku Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[türk sineması berbat korku filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sineması nerede]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Yapımı]]></category>
		<category><![CDATA[türk yapımı en korkunç film]]></category>
		<category><![CDATA[Türk yapımı filmler]]></category>
		<category><![CDATA[türk yapımı ilginç filmler]]></category>
		<category><![CDATA[türk yapımı komedi]]></category>
		<category><![CDATA[türk yapımı korku]]></category>
		<category><![CDATA[türk yapımı sinema]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe filmler]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe korku filmi]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe korku filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[yeli filmle korkutamaz]]></category>
		<category><![CDATA[yeli filmler korkutmuyor]]></category>
		<category><![CDATA[yerli komedi]]></category>
		<category><![CDATA[yerli korku]]></category>
		<category><![CDATA[yerli korku film]]></category>
		<category><![CDATA[yerli korku film saçmalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[yerli korku filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[yerli korku sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=12071</guid>
		<description><![CDATA[Uzun bir aradan sonra yeniden Sivri Sinema hudutlarında belirmiş vaziyetteyim. Bu yazım ile birlikte sadece bu civarda yayınlayacağım &#8220;Tezim Var!&#8221; bölümünü de ilk defa görücüye çıkarmış oluyorum. Öncelikle Cehennem 3D&#8217;nin sinekritiğini yazmak için kolları sıvadığımı fakat gerçek bir sinekritik yazısının kalibresinin bu film ile dolmayacağını düşündüğüm için Tezim Var! projemi de hayata geçirmek adına en önemli bahanemi cebime tıkıştırmış halde çıktım karşınıza! Üst Başlıktaki tezimi kanıtlayabilmek için öncelikle &#8220;korku&#8221; anlayışımız üzerine kafa patlatmamız gerekir. Üzerine ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun bir aradan sonra yeniden Sivri Sinema hudutlarında belirmiş vaziyetteyim. Bu yazım ile birlikte sadece bu civarda yayınlayacağım &#8220;Tezim Var!&#8221; bölümünü de ilk defa görücüye çıkarmış oluyorum. Öncelikle Cehennem 3D&#8217;nin sinekritiğini yazmak için kolları sıvadığımı fakat gerçek bir sinekritik yazısının kalibresinin bu film ile dolmayacağını düşündüğüm için Tezim Var! projemi de hayata geçirmek adına en önemli bahanemi cebime tıkıştırmış halde çıktım karşınıza!</p>
<p>Üst Başlıktaki tezimi kanıtlayabilmek için öncelikle &#8220;korku&#8221; anlayışımız üzerine kafa patlatmamız gerekir. Üzerine yapılan tanımların mutlaklığını büyük bir israrla koruduğu korku kavramı hakkında net yargılara varabilmek -bence kolay bir iş değil. Fakat yine de &#8220;neden korkmadığımızı&#8221; anlayabilmemiz için öncelikle &#8220;nelerden korktuğumuzu&#8221; bilmemiz gerektiğine inanmaktayım.</p>
<p>Özellikle genç sinema izleyicisinin yerli korku filmlerine dair vazgeçilmez tanımları arasına düşüncesizce soktuğu &#8220;bu filmde gülmekten geberdim!&#8221; etraflı yorumlara da bakacak olursak, bu hipotezler bütününün ilgilendiği sorulardan birinin de &#8220;nelere güldüğümüz&#8221; olduğunu bilmek gerekiyor&#8230;Hmm ne!? Biraz (!) sıkıldık galiba! O halde daha fazla dolanmadan girizgahı nihayete erdirelim!</p>
<p>Bir korku filminde yer alacak &#8220;komedi&#8221; unsurlarının en önemlisi hiç kuşkusuz oyunculuktur. Açık hedef mi istiyorsunuz? Elbette bu konuda Karacadağ korkularını örnek göstermek yanlış sayılmaz. Aynı ölçülerde, geçtiğimiz yıl gösterim şansı elde etmiş Konak&#8217;da oyunculuk konusunda benzer bir kanıt torbası olabilir. Fakat en az oyunculuk kadar önemli olan diğer bir unsur da kültürümüze son derece yabancı olan korku kulvarının uzun bir dönem layıkı ile taçlandırılamamış olmasıdır.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-12074" href="http://www.sivrisinema.com/makale/tezim-var-yerliler-korkutamaz/attachment/turk-korku-filmleri/"><img class="aligncenter size-full wp-image-12074" title="türk korku filmleri" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/10/türk-korku-filmleri.jpg" alt="" width="600" height="150" /></a></p>
<p>Sinema izleyicisi, yerli korku filmlerinin &#8220;konusu&#8221; ya da &#8220;teması&#8221; mevzusunda da ikiye bölünmüş vaziyettedir. Fakat şu da bir gerçek ki, bir slasher önreğinin, bu kulvarda metafizik odaklı bir yapım ile yarışabilmesinin imkanı yoktur. Çok uç noktalarda tepkilere maruz kalsa bile Dabbe, aslında günümüz mistik korku sinemasının da önünü iyiden iyiye açmıştır (Öncesindeki Okul ve Büyü&#8217;nün akibetini biraz daha farklı yorumlayabilmek mümkün). Bu başarıda reklama baş vurulmuş olması ise sadece biz Türklere özgü bir durum değil. Metafizik içerikli bir korku filminin başına gelen türlü talihsizlik (Exorcist : The Beginning) ya da Paranormal Aktivite&#8217;nin savında da yer aldığı üzere &#8220;çakma izleyici reaksiyonu&#8221; bu reklam kampanyalarının başında gelmektedir.</p>
<p>Okul&#8217;da dahil olmak üzere yerli korku filmlerinin büyük bir çoğunluğunda belli başlı doğaüstü müdahalelere maruz kalındığı iddia edilmiştir&#8230;Nelerdir bunlar? Mesela Okul filmi setinde ekibin başından geçen ilahi tesadüfe tekabül eden diyaloglar, Büyü filminin gala gösteriminde çıkan talihsiz salon yangını, Dabbe filminin bulunduğu dosyaların &#8220;bir takım metafizik ögeler&#8221; tarafından filmin kayıtlı olduğu bilgisayardan silinmesi sonucu gösterimin iki ay ertelenmesi, yine Dabbe setinde set fotoğrafçısının yakaladığı cinli kareler, yine yine yine Dabbe 2&#8242;de filmden bir sahne olarak izlediğimiz fakat ertesi gün basında ve internette &#8220;Dabbe Filminin Çekimi Sırasında Pencereden Görünen Cin Herkesi Korkuttu!&#8221; şeklinde yer alan haberler vs vs&#8230;Aklıma ilk etapta gelen örnekler bunlar. Tabi tamamı ile reklam safsataları&#8221; olarak adlandırılmalarına da şaşırmamak gerekiyor. Seyircinin burun deliklerine kadar dayatılmış olan reklam kokusunun asıl çıkış noktası &#8220;korkutacağız&#8221; iddiasını, korkutmayı başaramamış -ya da kısmen başarmış her yapımın armasına yer almasından kaynaklanıyor.</p>
<p>Yerli Sektörün hemen hemen her dalında reklamcılık zihniyeti ile harekete geçen yapımcıların, korku-gerilim alanını da sahipsiz bırakmamalarının açtığı yaralar sebebi ile, bu alt türün, basamakları yavaş yavaş çıkarak yükselebileceğine inanan izleyiciler de ne yazık ki günden güne inançlarını yitirdiler.</p>
<p>Geçtiğimiz ay içerisinde ise 2 farklı film vizyona girdi. Bunlardan biri Üç Harfliler : Marid, Diğeri ise, pek çok Hollywood yapımının gereksiz bir şekilde reklam etiketi olarak üzerine yapıştırmış olduğu 3D&#8217;nin etinden sütünden nasiplenme derdinde olan &#8220;Cehennem 3D&#8221;. Hiç dolay ormanına dalmadan belirtmek isterim ki Üç Harfliler : Marid&#8217;in -büyük oranda aşılmamış ve inandırıcı bulmadığım oyuncuk performanslarını da devreye sokarak, karalamıştım. Ta ki Cehennem 3D&#8217;yi görme gafletinde bulunana kadar! Bir teknolojinin gereklerini layıkı ile yerine getirmek yerine &#8220;bunu Türkiye&#8217;de ilk biz yaptık&#8221; diyerek altına damgayı vurmanın amaçsızlığına mı üzülmek gerekiyor yoksa oyunculuk, hikaye namına hiç birşeye sahip olmamasına mı? Hani genç ve kanı fokur fokur kaynayan seyircinin şen kahkahalar atabileceği sahneler bile yok. Her şey acı bir trajedinin yol haritasına bire bir uygun olarak ilerliyor!</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-12087" title="türk korku filmi" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/10/türk-korku-filmi.jpg" alt="" width="458" height="123" /></p>
<p>Unutmadan eklemeliyim ki Cehennem 3D&#8217;nin ispanyol ekibinin &#8220;korkup&#8221; kaçtığı&#8221; yolunda da asparagas haberler -tam da filmin gösterime gireceği gün peydah olmuştu. Fakat böyle bir ispanyol ekibinin adının sanının ya da şirketinin bilinmemesi, biz izleyicilerde &#8220;umarım bu son nanik olur.&#8221; temennisinin vücut bulmasına sebep oldu.</p>
<p>Musallat gibi bir örneği dışarıda tutacak olursak, özellikle son 7-8 sene içerisinde salonlarımızı ziyaret eden korku &#8211; gerilim örnekleri söz konusu olduğunda seyircinin ikiye ayrıldığı gözlemlememiz mümkündür. Yine de ilk atılan taşlarda, bu türün ülkemizdeki örneklerini savunan izleyicilerin &#8220;zamanla daha da iyiye gidebileceği&#8221; yönündeki inançları da, yapımcıların izleyicilere &#8220;yolunacak kaz&#8221; gözüyle bakmaları sonucunda yıkıma uğradı.</p>
<p>Neticede bu konvoyun son üyesi olan Cehennem 3D hakkında orada burada yazılıp çizilenlere göz attığımızda, hakkında bir tane bile &#8220;olumlu(!)&#8221; yoruma rastlayamamış olmamız, bu kulvarın ilerleyişini de ciddi anlamda tehlikeye düşürmüş oldu. Zira ya bütçeler daha da küçültülüp, isim ve reklam kampanyası ile pazarlanan daha basit filmler üşüşecek salonlara ya da ciddi projeler üreten genç yönetmenlerin pek çoğunun önü tıkanacak.</p>
<p>Tabi yerli korku sektörünü baştan aşağı taşlama derdinde değilim. Fakat ne yazık ki dönüp baktığım vakit tek tük örnekler dışında böyle bir kategorinin kalibresini tam anlamıyla dolduracak yapımlar da göremiyorum. Diğer taraftan dünya sinemasında da korku örneklerinin, isim çerçevesini aşarak diğer türlerle evlendirildiğini görebiliyoruz. Ülkemizde korku-komedi anlayışını, dünyada yeniden hortlayan &#8220;el kamerası&#8221; trendi ile birleştiren ADA : Zombilerin Şafağı&#8217;nın da yerden yere vurulduğu görülmekte fakat aynı kitlenin azımsanamayacak bir kısmı &#8220;Paranormal Aktivite&#8221; yi son on yılın en korkunç filmi ilan etmekten de çekinmiyor. Bu noktada büyük oranda taraflı ve adapte düşünememe sıkıntısı var diyebilirim.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-12098" href="http://www.sivrisinema.com/makale/tezim-var-yerliler-korkutamaz/attachment/turk-korku-sinemasi-2/"><img class="aligncenter size-full wp-image-12098" title="türk korku sineması 2" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/10/türk-korku-sineması-2.jpg" alt="" width="600" height="150" /></a></p>
<p>Bütün bunlarla birlikte okuduğum en saçma sapan yorumlar &#8220;konular birbirine benziyor&#8221; etrafında durmadan dans eden yorumlar oluyorlar. Hollywood&#8217;un şeytan çıkartma temalı tonlarca filmini ağız suyu akıtarak seyredenlerin bazılarının da ağzına sakız olmuş bu yorumların da salt &#8220;saldırı&#8221; amacını taşıdığını da kabul etmek lazım.</p>
<p>Daha fazla uzatmadan nihayete erdirmek gerekirse, bazen de bir ülke sinemasının, izleyicisi ile birlikte büyümesi gerektiğine inanıyorum. Ama bizim ülke seyircisi &#8211; özellikle forum tayfaları sürekli aynı cümle ile geçiştirme yapmanın peşinde. Sayın ve sevgili izleyiciler &#8220;bu film rezalet bir film, konu yok, oyunculuk yok verdiğim paraya yazık!&#8221; bir eleştiri değil bir saldırıdır. Sonuç olarak elli filme teşrif buyurup ellisine de aynı yorumu yapmak zorunda kalabilirsiniz. Diğer taraftan sayın &#8220;yapımcılar-yönetmenler&#8221; bir izleyeni korkutmanın tek ve yegane yolu 30 farklı hayvanın sesini birbirine karıştırıp yüksek desibelde yerli yersiz karşımıza çıkan abartılı ses efekti değildir. Eğer ki izleyiciye bu sese şartlı bir şekilde &#8220;zıplama&#8221; usulü tepki veren et yığını olarak bakıyorsanız, bir sonraki yapımlarınızda &#8220;salon neden boş kaldı?&#8221; sorusuna &#8220;izleyici olayı anlamadı&#8221; şeklinde abuk cevapları tekerrür etmek zorunda kalabilirsiniz&#8230;</p>
<p>Korkmak da Güzel Şey&#8230;Başarılı Olduğu Müddetçe&#8230;</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı Fatih Yürür tarafından <strong>24 October 2010 11:04</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/makale/tezim-var-yerliler-korkutamaz/#comments">5 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/makale/tezim-var-yerliler-korkutamaz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>IMDB&#8217;yi Sorgulamayı Öğrenmek</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/makale/imdbyi-sorgulamayi-ogrenmek/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/makale/imdbyi-sorgulamayi-ogrenmek/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Oct 2010 21:42:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>UnjustLucifer</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[film puanlama]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB açıklama]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB açıklamalı]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB açıklamalı bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB açılımı]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB arşivi]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB baz aldığı unsular]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB bazında puanlama]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB film puanlaması]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB fimleri]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB fragman]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB hakkında sorula]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB kimin]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB ne]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB ne değildir]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB nedir]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB neye göre]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB neye göre puan veiyor]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB nin puanlama sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB ojinal adı]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB özellikler]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB puan düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB puanlama nasıl olur]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB puanlama sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB puanlaması]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB puanlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB sinema]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB sinemaları]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB sorgu]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB sorgulama]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB sorgulama sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB soru]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB sorular]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB srgulama]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB trailer]]></category>
		<category><![CDATA[İMDB video]]></category>
		<category><![CDATA[Internation World Movie Database]]></category>
		<category><![CDATA[puan düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[puan sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[puanlama nasıl olur]]></category>
		<category><![CDATA[puanlama sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema puanlama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=11974</guid>
		<description><![CDATA[&#8221;Hazır 20 yaşına girmişken farklı bir şekilde anmak istedim!&#8221; Film izlemeye başlayalı ne kadar oldu tam olarak bilmiyorum ama o zamana paralel olarak IMDB?yi takip ediyorum. IMDB nedir? Internation World Movie Database, yani dünya üstünde dönen bütün filmleri bünyesinde bulunduran, kim nerede hangi projede oynuyor, yeni yapımlar ve ne zaman yayınlanacakları ve ayrıca yapım öncesi aşamalara kadar bizim takip etmemizi sağlayan bir site. Bünyesinde tüm zamanların en çok gişe yapan filmi, tüm zamanların en iyi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8221;Hazır 20 yaşına girmişken farklı bir şekilde anmak istedim!&#8221;</p>
<p>Film izlemeye başlayalı ne kadar oldu tam olarak bilmiyorum ama o zamana paralel olarak IMDB?yi takip ediyorum. IMDB nedir? Internation World Movie Database, yani dünya üstünde dönen bütün filmleri bünyesinde bulunduran, kim nerede hangi projede oynuyor, yeni yapımlar ve ne zaman yayınlanacakları ve ayrıca yapım öncesi aşamalara kadar bizim takip etmemizi sağlayan bir site. Bünyesinde tüm zamanların en çok gişe yapan filmi, tüm zamanların en iyi 250 filmi ve tüm zamanların en kötü 100 filmi gibi kategorileri barındıran değerli bir kaynak. Ama hep düşündüğüm ve kendimi sorgulamaktan asla alıkoyamadığım bir nokta var ve bu yazı dâhilinde kendi merakımı giderme aşamalarımı ve bu işin aslının ne olduğunu çözme çabalarımı burada aktarmak istiyorum. Belki benim gibi bu konuyu merak edenler vardır ve aynı zamanda belki bu yazıda soru işaretleriyle dolu olan noktalarımı tamamlayabilecek, yanlış olan taraflarımı düzeltebilmeme yardımcı olacaklar vardır.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-12002" href="http://www.sivrisinema.com/makale/imdbyi-sorgulamayi-ogrenmek/attachment/imdb-4/"><img class="aligncenter size-full wp-image-12002" title="imdb 4" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/10/imdb-4.jpg" alt="" width="397" height="90" /></a></p>
<p>Her şey gayet güzel, bir filmi izlemeden önce, ben mutlaka IMDB?yi bir açar ve filmin puanına bakarım. Bunun artık daha çok bir ??alışkanlık?? olduğunu söyleyebilirim. İzlemediğim film hakkında yorum okumasam da, trailer?ını izlemesemde bu, yapmaktan kendimi alıkoyamadığım bir alışkanlık oldu ne yazık ki. Bu başlarda sadece bir rutin olarak gelmişti bana ama zamanla izlediğim film sayısındaki artışa paralel olarak, ??acaba bu notlarda neyin nesi?? gibilerinden bir merak oluştu. Daha sonra bu merak çığ gibi büyüdü ve artık sadece notları değil hesaplama metotlarını merak eder oldum. İstemeseniz bile sorgulatıyorlar kendilerini mesela neden kendi sayfasında Shawshank Redemption?un notu 9,2 iken, Top 250 listesinde o not 9,1 olarak gözüküyor diye merak ediyor insan.</p>
<p>Hiç kuşku yok ki, burada belli bir düzen dâhilinde bir şeylerin olması gerekiyor. Günde (rivayet!) 50 milyon tıklama alan bir siteden bahsediyoruz. Diyelim ki bu 50 bin rakamı doğru ve ortaya yeni bir film geliyor. Inception. Ben filmi çok sevdim beğendim filme 9 notunu veriyorum. Birçok insan notlarını verdikten sonra oraya bir ortalama çıkıyor mesela o ortalama 9,3 olsun. Başarının her daim kıskanıldığı bir dünyada yaşamaktayız bunu kimse inkâr etmesin lütfen. Sadece gereksizlik olsun diye filmi bile izlemeden 1 verenler elbette olacaktır. Burada atlanmaması gereken bir şey daha var, daha film sinemalara gelmeden direk 10 yapıştıranlar ne olacak. Mesela size bir örnek vermek istiyorum. &#8220;Serenity&#8221; filmi daha sinemalara girmeden filme 4bin ila 5 bin kişinin verdiği oylar sonucu ortalaması 9,2 gibi bir rakamdı. İnanılmaz değil mi? İşte tam burada IMDB?nin sistemi devreye girmek zorunda kalıyor.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-11999" title="imdb 3" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/10/imdb-3.jpg" alt="" width="300" height="225" /></p>
<p>??Oy Filtreleme?? davası bence çok yerinde bir karar, neresinden bakıldığına göre. Mesela sırf Shawshank ilk sıraya yerleşsin diye bu filme 10 verecekleri ve aynı zamanda bu insanlar da Godfather filmine 1 puan veriyorlar. Bu tip oyların filtrelenmesinden bahsediyoruz burada. Mesela 100.000 bin kişinin oy verdiği filmin ortalaması 7,7 ise 1 puan verenin etkisi milyonda etkisi çok az olacaktır. Sıfır rakamının yanına konulan virgülden sonra sayılamayacak kadar bir etki. Burada size çok fazla laf salatası anlattım, birçok varsayım üstünde durdum ama tek bir şeyi söylemedim. Bunların hepsi sadece ??varsayım??. Benim buraya kadar yazdıklarım ya da bundan sonra bu konu üstüne konuşulacak şeyler. Çünkü kimse bu filtrelemenin gerçek formülünü bilmiyor.</p>
<p><em>We will not disclose exactly if/when/how certain votes are weighted differently because the idea is, among other things, to give a more objective rating and neutralize attempts to artificially inflate or deflate the average user rating on a film.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Buradan sonra tartışılacak şey, ancak bu sisteme güvenmek olabilir. Sonuçta elbette eleştirmekte serbestiz çünkü bu kadar büyük bir kitleye hitap eden sitenin böyle bir tutum içinde olması ne kadar doğru olabilir? Ama öbür türlüde ortaya çıkacak olan sorunlarla nasıl baş edebileceksiniz. Biz ne anketler gördük, sadece biri öbürünü geçsin diye, daha fazla yandan öbür tarafa düşük not verdiğini. Fanatiklik bazen başa dert oluyor, her alanda. IMDB ayrıca;</p>
<p><em>If this is still not good enough as an explanation then all we can suggest is that you ignore the ratings or simply use the raw mean as shown on the film&#8217;s ratings page instead. It&#8217;s your choice at the end of the day.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Diyerek; eğer beğeniyorsanız bakın, eğer kafanıza göre değilse o zaman bakmayın tarzında bir açıklama daha yaparak kendilerini aklamaya çalışmış. Kendilerine göre haksız değiller. Bu konu hakkında buraya kadar söyleyeceklerim bu kadardı. Eğer yukarıda alıntı yaptığım yazının tamamını okumak istiyorsanız <a href="http://www.imdb.com/help/show_leaf?votes">buyurun</a> (yerse!)</p>
<p>Biraz farklı yerlere çekelim konuyu. Biraz örneklerle yukarıda söylemek istediklerimi destekleyim ve daha sonra biraz daha yorum yapalım.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-12007" href="http://www.sivrisinema.com/makale/imdbyi-sorgulamayi-ogrenmek/attachment/imdb-1/"><img class="aligncenter size-full wp-image-12007" title="imdb 1" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/10/imdb-1.jpg" alt="" width="350" height="395" /></a></p>
<p><a href="http://img214.imageshack.us/img214/4606/leondl1.jpg">http://img214.imageshack.us/img214/4606/leondl1.jpg</a></p>
<p>Yukarıda ki oy dağılımına göre zaten mevcut olan aritmetik ortalama yazıyor. 8.7</p>
<p>Medyan ortalaması da 9</p>
<p>IMDB notu: 8,6</p>
<p>Yani aritmetik ortalama olarak 8,7 çıkan bir filmin, IMDB ortalaması bize 8,6 olarak yansıyor.</p>
<p>Ya da başka bir örneğe bakalım hemen; yakınlardan bir örnek Inception</p>
<p>IMDB Top 250: 9,0</p>
<p>Aritmetik: 9,2</p>
<p>Weight Average: 9,1</p>
<p>3 tane farklı rakamla karşı karşıya kaldığımız zaman yapılması gereken, bildiklerimi güzelce sindirmek gerekiyor. Aritmetik ortalamayı ve Ağırlıklı ortalama (açıklanmayan) sistemi az çok anladık. O zaman karşımıza bir sistem daha çıkıyor. Top 250 puanı niye farklı?</p>
<p>Top 250 de geçen filmlerin puanlarını hesaplamak için ise kullanılan formül;</p>
<p>The formula for calculating the Top Rated 250 Titles gives a <strong>true Bayesian estimate</strong>:</p>
<pre> weighted rating (WR) = (v ÷ (v+m)) × R + (m ÷ (v+m)) × C</pre>
<p>where:</p>
<ul>
<li>R = average for the movie (mean)      = (Rating)</li>
<li>v = number of votes for the movie      = (votes)</li>
<li>m = minimum votes required to be      listed in the Top 250 (currently 3000)</li>
<li>C = the mean vote across the      whole report (currently 6.9)</li>
</ul>
<p>for the Top 250, only votes from regular voters are considered.</p>
<p>Bu sistemin tamamen diğerlerinden farklı olduğunu söyleyebilirim ve aynı zamanda ??ağırlıklı sistem?? dediğimiz durumun buna eşit olmadığını da söyleyebilirim. Öyle olsa puanlar eşit olurdu ama eşitliği yakaladığım örnekler o kadar az ki! Bunlara verebileceğim en çarpıcı örnek herhalde Godfather 1972 yapımıdır. ??ağırlıklı puanı?? 9,2 iken, aritmetik ortalaması 8,7 dir. Aynı zamanda Top 250 puanı da 9,1. Buradan anlaşılıyor ki, ya da ben bu şekilde yorumluyorum; Top 250 ve ??ağırlıklı puan?? hesabı birbirine yakın bir sistemden yola çıkıyor.</p>
<p>En azından burada belirli bir teorem ortaya atıyorlar ve bu sistemi basitçe;</p>
<p><em><a title="Olasılık kuramı" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Olas%C4%B1l%C4%B1k_kuram%C4%B1">Olasılık kuramı</a> içinde incelenen önemli bir konudur. Bu teorem bir <a title="Rassal değişken" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Rassal_de%C4%9Fi%C5%9Fken">rassal değişken</a> için <a title="Olasılık dağılımı" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Olas%C4%B1l%C4%B1k_da%C4%9F%C4%B1l%C4%B1m%C4%B1">olasılık dağılımı</a> içinde <a title="Koşullu olasılık" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Ko%C5%9Fullu_olas%C4%B1l%C4%B1k">koşullu olasılıklar</a> ile <a title="Marjinal olasılık (sayfa mevcut değil)" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Marjinal_olas%C4%B1l%C4%B1k&amp;action=edit&amp;redlink=1">marjinal olasılıklar</a> arasındaki ilişkiyi gösterir. Bu şekli ile Bayes teoremi bütün istatistikçiler için kabul edilir bir ilişkiyi açıklar. Bu kavram için <strong>Bayes kuralı</strong> veya <strong>Bayes kanunu</strong> adları da kullanılır.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Bayes_teoremi">http://tr.wikipedia.org/wiki/Bayes_teoremi</a></p>
<p><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Olarak açıklayabilir ve geri kalan kısmını yüksek matematik bilen bir arkadaşın bize daha da basitleştirilmiş olarak açıklamasını rica edebiliriz?</p>
<p>Bilinenlere göre, bu sistemde adamlar sadece yüksek rütbeye sahip ??voter?? yani oy verenlerin oylarını dikkate alıyorlar. Artık elemenin elemesini yapıyorlar. Normal olarak oy veren üyelerin haricinden; sadece oy verme hakkına sahip olanların içinden de bir eleme yapıyorlar ve en yüksek rütbeli tabakanın verdiği oyları ??Bayes?? kuralını kullanarak hesaplıyorlar. Zaten bunu açıkça belirtmişler.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-12011" href="http://www.sivrisinema.com/makale/imdbyi-sorgulamayi-ogrenmek/attachment/imdb-5/"><img class="aligncenter size-full wp-image-12011" title="imdb 5" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/10/imdb-5.jpg" alt="" width="600" height="77" /></a></p>
<p>Daha fazla rakamların içinde boğulmadan, varsayımlar üstüne gitmeden yazıyı biraz da bilinçli olarak, biraz toparlama yaparak burada bitirmek istiyorum. Adamlar kendilerine has bazı hesaplamalar ve üye verecek olanlar arasından seçimler yapıyorlar. Yukarıda da söylediğim gibi, böyle bir şeyi yapmalarının ya da yapmamaların ne kadar etik olduğunu tartışabiliriz. Çünkü bu kadar büyük bir sitenin yaptığı uygulamaların neler olduğunu tam olarak kimsenin bilmemesi ama aynı anda bu bilinmeyenler sayesinde ??eşitliğin?? sağlanabildiğine bizi inandırdıkları gerçeği var.</p>
<p>Durum her ne kadar bu şekilde ilerliyor olsa da, IMDB?yi düzenli olarak fark edeceklerdir, izlediğimiz filmlerin çoğunda IMDB puanı tartışması vardır. O filmin neden bu kadar düşük diğerinin neden bu kadar düşük olduğunu her seferinde sorgulayarak, bir yerden sonra kendimizi bunaltır hale geliyoruz. Bunun daha kötüsü, sinemayı ??sadece izleyenler?? bir film muhabbeti sırasında sizin beğenmediğiniz bir yapıt hakkında ?? onu nasıl beğenmezsin, IMDB puanı 8,7?? tarzında belgeleri önünüze sürdüğü zaman çoğu zaman yapılacak fazla bir şey olmuyor. Karşınıza alıp yukarıda konuşulanları teker teker açıklayamayacağınız gibi, bunun hakkında söylenecek tek şey genellikle ?? IMDB?ye güvenme sen?? oluyor. Garip bir durum kesinlikle&#8230;</p>
<p>En sonda kişisel olarak; IMDB?nin puanlaması benim ölçütlerimden biri değildir. Bir şeyler yapmaya çalışıyorlar, milyonlarca kişi tarafından takip ediliyor. Öyle bir zaman vardır ki, sen büyük çoğunluğu karşına alamayacak kadar ufak bir topluluksundur ve ancak böyle sorgularsın. İşte öylesine büyük bir topluluğun inandığı şeyleri değiştirmek ve onların bunu sorgulamasını sağlamak da bir o kadar zor oluyor.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı UnjustLucifer tarafından <strong>21 October 2010 00:42</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/makale/imdbyi-sorgulamayi-ogrenmek/#comments">5 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/makale/imdbyi-sorgulamayi-ogrenmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sanâl-i Devri ve Ben X</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/makale/sanal-i-devrim-ve-ben-x/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/makale/sanal-i-devrim-ve-ben-x/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Sep 2010 21:06:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MikU</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Ben X]]></category>
		<category><![CDATA[Ben X anlatılanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ben X de anlatılanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ben X eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Ben X film amacı]]></category>
		<category><![CDATA[Ben X film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Ben X filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Ben X fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Ben X hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Ben X ne demek istiyor]]></category>
		<category><![CDATA[Ben X sanal alem]]></category>
		<category><![CDATA[Ben X sanal dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Ben X sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Ben X trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Ben X video]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar ve çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk oyunları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklaın geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[devrim]]></category>
		<category><![CDATA[eski oyuncaklar]]></category>
		<category><![CDATA[eski oyunlar]]></category>
		<category><![CDATA[eskiden]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek sanalda]]></category>
		<category><![CDATA[intenet manyakları]]></category>
		<category><![CDATA[interner bağımlılık mıdır]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[internet adamı]]></category>
		<category><![CDATA[internet bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[internet çocuğu]]></category>
		<category><![CDATA[internet sanal dünya]]></category>
		<category><![CDATA[internetin zararları]]></category>
		<category><![CDATA[real olamayan]]></category>
		<category><![CDATA[real ve sanal]]></category>
		<category><![CDATA[realde pasif sanalda adam]]></category>
		<category><![CDATA[sanal alem]]></category>
		<category><![CDATA[sanal alem makale]]></category>
		<category><![CDATA[sanal alemciler]]></category>
		<category><![CDATA[sanal bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[sanal devir]]></category>
		<category><![CDATA[sanal devrim]]></category>
		<category><![CDATA[sanal dünya]]></category>
		<category><![CDATA[sanal dünya bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[sanal dünya gerçekleri]]></category>
		<category><![CDATA[sanal dünya ve ben x]]></category>
		<category><![CDATA[sanal dünyanın zararı]]></category>
		<category><![CDATA[sanal dünyaya bakış]]></category>
		<category><![CDATA[sanal hayat]]></category>
		<category><![CDATA[sanal insan]]></category>
		<category><![CDATA[sanal insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[sanal kör]]></category>
		<category><![CDATA[sanal körlük]]></category>
		<category><![CDATA[sanal makale]]></category>
		<category><![CDATA[sanal oyun bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[sanal oyun bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[sanal oyunlar]]></category>
		<category><![CDATA[sanal ve real]]></category>
		<category><![CDATA[sanal yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Sanâl-i Devri ve Ben X]]></category>
		<category><![CDATA[Sanal-i Devrim]]></category>
		<category><![CDATA[sanalda adam olmak]]></category>
		<category><![CDATA[sanalda kalanlar]]></category>
		<category><![CDATA[sanalleşmek]]></category>
		<category><![CDATA[sanalyaş]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojinin zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=11134</guid>
		<description><![CDATA[Parmaklarımızla yarattığımız yeni benliklerimiz var, bilmem farkında mısın? Farenin hareketlerine muhtaç kaç profile sahibiz? Zaten bize emanet olan bedenimiz/profilimiz üzerine daha kaç tane maske yamamalıyız ki? Olmak istediğimiz kişiliğe yahut hedeflediğimiz amaçlara bizi ulaştırabilsin? Ben X adlı bir film var, bilmiyorum izlediniz mi? İzlemediyseniz dahi bu kelimelere yabancı olacağınızı zannetmiyorum. Çünkü hangimizin internet üzerinden bir profili yok ki? Yahut hangimiz internet sahasından takma isimlerle yahut durağan bakışlarımızla kendimize hayat vermeye çalışmadık ki? Ve dünyayı kasıp ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Parmaklarımızla yarattığımız yeni benliklerimiz var, bilmem farkında mısın? Farenin hareketlerine muhtaç kaç profile sahibiz? Zaten bize emanet olan bedenimiz/profilimiz üzerine daha kaç tane maske yamamalıyız ki? Olmak istediğimiz kişiliğe yahut hedeflediğimiz amaçlara bizi ulaştırabilsin?</p>
<p>Ben X adlı bir film var, bilmiyorum izlediniz mi? İzlemediyseniz dahi bu kelimelere yabancı olacağınızı zannetmiyorum. Çünkü hangimizin internet üzerinden bir profili yok ki? Yahut hangimiz internet sahasından takma isimlerle yahut durağan bakışlarımızla kendimize hayat vermeye çalışmadık ki? Ve dünyayı kasıp kavuran, bir bilgisayar ekranına sığdırılan o devasa sanal dünyalarda kendi kendimizi yaratmadık ki? En azından eş dost sohbetlerinde online oyunlar hakkında azda olsa malumat sahibi olmuşsunuzdur. Ben X filminin de alt yapısını oluşturan bu oyunlara, filmde; otisizm adı verilen hastalıktan ziyade bir farklılığı (özellikle otisizm için hastalık tabirindense farklılık tabirini kullanmayı daha uygun buldum)  ve bu farklılığa tahammül edemeyen faşizan düşüncelere işaret edilmiştir.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-11150" href="http://www.sivrisinema.com/makale/sanal-i-devrim-ve-ben-x/attachment/4-3/"><img class="aligncenter size-full wp-image-11150" title="4" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/09/4.jpg" alt="" width="398" height="139" /></a></p>
<p>Bir filmi teknik analizlerden ziyade hissel sentezlere yorumlamayı tercih ediyorum çoğu zaman. Bilgiye kapalı zihnim, düşünceye ve hisse yoğrulmuş, uyanık bir bilince sahip. Sizlere de Ben X filminin teknik analizinden ziyade kendi dünyamda, kendi ruhumda çağrıştırdığı ve uyandırdığı duyguları aktarmak istiyorum. Zira benim için algıladıklarım ve hissettiklerim kadar hayat bulur Sinema! Bir filmle uyanan duygularım ve zihnim bir pergel misali bir ucunu sinemaya sabitlerken kalemimin diğer ucuyla hayat denen bu keşmekeşin her alanında gezdirmeyi seviyorum ve harflerimin kelimeler, kelimeleriminse cümleler oluşturan bu bağı ve bağlantıyı bu şekilde kurmayı tercih ediyorum. Yazmaya devam ettikçe de bu tarzı korumaya çalışacağım. Umarım gözlerinize layık olur.</p>
<p>Dönelim başlığımıza.<br />
Dilim sürçmedi, yanlış da yazmadım. Evet, bu dünya  bir Sanayi Devrimi yaşadı. Bir Sanayi Devri yaşadı. Ve ilk adımını attı belki de kıyamete uzanacak bu uğultulu yola.</p>
<p>Kim ne derse desin, bilim ve teknoloji gün geçtikçe insan ruhunu kıstıran ve hakim olunması zor bir alana doğru ilerliyor ve geliştiği ölçüde kendini katlayarak hızla yoluna devam ediyor. Ve sanayiden sanal bir dünyaya doğru evriliyoruz.  Dünya gittikçe sanâlleşiyor. Yeni bir devrin tanıklarıyız belki de. Yeni bir devre şahidiz. Sanâl-i Devri.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-11155" href="http://www.sivrisinema.com/makale/sanal-i-devrim-ve-ben-x/attachment/oyuncak1/"><img class="aligncenter size-full wp-image-11155" title="oyuncak1" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/09/oyuncak1.jpg" alt="" width="415" height="157" /></a></p>
<p>Hangimizin hayatı bağlı değil ki kablolara. Şu an benim bile sağımdan solumdan uzanan o kadar kablo var ki bazen ayağa kalkmakta yürümekte zorlanıyorum. Özgürlüğünü ararken tutsaklaşan biçare bir insanlığın öyküsünde basit bir figüran gibi hissediyorum kendimi. Gittikçe bağlandık kablolara ki gözle görülen kablolardan ziyade artık yerini gücünü sinyalden alan kablosuz kelepçelere mahkum olmaktayız.</p>
<p>Evet Sanal-i Devrimine girdik sanırım. Öyle ki eskiden cıvıl cıvıl koşuşturan çocuklarla dolan sokaklar, hızlı adımlarla yetişilmesi gereken kablolu telaşların kurbanı oluyor. Değil miydik ki biz akşam ezanında dizimizde yara, paçamızda çamurlu top izi ile kurt gibi acıkmanın sofrada son bulan vuslatını doya doya yaşayan. Değil miydik ki biz çocukça bir araya gelmenin ve paylaşmanın mahalle kavgalarına ve biraz da centilmenlikten dem vurma adına mahalle maçlarına ölesiye merak salan. İp atlamanın, yakar top, can oynamanın, gazoz kapağı, misket oynamanın, ütmenin ütülmenin çocukça tadını damağımızda ki bir hayal olarak anan. Geceleri gizlice zillere basıp kaçmanın korku ve suçluluk duygusunu evimize geldiğimizde evde olmanın verdiği huzura ve güvene bırakan biz değil miydik? Şimdi tüm bunlar saklambaç oynadığımız gibi saklanıyor çocuklarımızdan. Onların ki dünyaları bilgisayar ekranlarına sıkışmış kalmış. Çocuk olmanın gerçek şuuruna ve tadına varamadan sanal tatminler yaşayan bir nesil. Tüm sosyal ortamının ya online bir oyundan ya messengerdan ya facebook?tan ya da bilmem şundan bundan geçtiği bir nesil. Şimdi size komik gelebilir elbette, son teknoloji ile tasarlanmış, gerçeği aratmayan grafiklerle hazırlanan oyunları oynamak varken ne saklambacı! Ama samimiyetle hayatımızı şöyle bir sorguladığımızda? Şimdi gülüşlerimiz bile iki nokta ve paranteze sıkışıp kalmış, kahkahalarımız ise iki nokta ve büyük D harfi. Sıkılmalarımız iki nokta büyük S . Belki çok duygusal yaklaşıyorum olaya fakat hiçbir bilgisayar oyunu, hiçbir sanal oyuncak, elektrikler kesildiğinde; mum yahut gaz lambasının ışığında anlatılan korku hikayelerinin yahut fıkraların verdiği tadı bırakamaz damağımda. Ve çözünürlüğü, ekran kartı ne denli yükselirse yükselsin, görüntü kalitesi, grafikleri ne denli kaliteli olursa olsun mum ışığının ya da gaz lambasının oluşturduğu duvara yansıyan gölgelikte el hareketleri ile oluşturduğumuz şekillerin bıraktığı görsel hazzı yaşatamaz benim için. Belki kendi namıma pek bir duygusal yaklaşıyorum. Yahut mazide kalan hazların bir daha yaşanılması pek muhtemel olmadığı için hasretini ve sancısını çektiğim için mübalağaya itiliyorum. Fakat ne olursa olsun, yalnızlaşan ve sanallaşan bir dünyaya doğru adım atmakta olduğumuzu inkar edemeyiz. Burada ki çoğu insan yahut sinemasever bunu benden daha iyi müşahede edebilir.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-11160" href="http://www.sivrisinema.com/makale/sanal-i-devrim-ve-ben-x/attachment/ben-x/"><img class="aligncenter size-full wp-image-11160" title="ben x" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/09/ben-x.jpg" alt="" width="500" height="165" /></a></p>
<p>Evet Ben X filminde sosyopat olan başkarakterimiz, kendini en rahat ve iyi bir şekilde ifade edebildiği, gerçek hayatta dile getiremediklerini bir online oyun vasıtası ile dile getirdiği filmimizde; karşı cins bir karakterle sanal dünya da girdiği diyolaglar ve romantik anlar, gerçek hayatta kazanamadığı özgüveni sanal bir ortamda bulabilmesi, sadece otistik farklılığı olanlar için değil hepimizin hayatına ucundan yahut doğrudan dokunmuş bir gerçektir. Kısacası Ben X filmi sanal alemin hayatımıza olan etkilerini bir nebze de olsa bir açıdan bize çok net bir şekilde sunmakta ve bu anlamda alıcılarımız ölçüsünde bize bir takım mesajlar ve sinyaller vermektedir.</p>
<p>Ben X filmi ile benliğimde bu düşünceler ve duygular uyandı. Tabi ki filmde işlenen birçok tema vardı,  ben uyanan duygularımı tüm gerçekliği ve samimiyetimle sizlere servis etmeye çalıştım. Bu sivri platformunda ki ilk sahneye çıkışım yani ilk yazım olduğu için, sürçü lisanımız elbette olmuştur , eksiklik ve kusurlar tabi ki bizdendir.. Daha iyi ve güzel paylaşımlara sebep olacağına inandığım bu ilk adımı atma fırsatını bana veren ve kendimi ifade etme imkanını bana sağlayan çok değerli Sivri yöneticilerine de bu vesile ile tüm içtenliğimle teşekkür ederim. Sizlere de  ?Seyir? dolu günler dilerim..</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı MikU tarafından <strong>21 September 2010 00:06</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/makale/sanal-i-devrim-ve-ben-x/#comments">12 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/makale/sanal-i-devrim-ve-ben-x/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>12</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adam Richard Sandler: Bir Aktörden Daha Öte</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/makale/adam-richard-sandler-bir-aktorden-daha-ote/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/makale/adam-richard-sandler-bir-aktorden-daha-ote/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Sep 2010 22:00:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ethem Sak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Richard Sandler]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Richard Sandler albümleri]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Richard Sandler biografi]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Richard Sandler en güzel filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Richard Sandler en iyi komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Richard Sandler filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Richard Sandler filmografi]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Richard Sandler galeri]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Richard Sandler galery]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Richard Sandler hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Richard Sandler hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Richard Sandler hit parçaları]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Richard Sandler hit şarkıları]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Richard Sandler kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Richard Sandler komedi filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Richard Sandler müzikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Richard Sandler ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Richard Sandler orjinal sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Richard Sandler resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Richard Sandler şarkları]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Richard Sandler sözlük]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Richard Sandler what]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Richard Sandler who]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler albüm resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler bio]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler biografi]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler biokritik]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler ciddi filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler cv]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler en iyi filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler en iyi filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler en komik filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler en komik filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler filmografi]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler foto]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler galeri]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler galery]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler gerçek ismi]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler hakkına]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler hit parçaları]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler karakteri]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler kim]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler kişiliği]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler komik filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler komik olmayan filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler kritik]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler makale]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler müzic]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler müzik resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler müzikleriAdam Sandler albümleri]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler orjinal sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler photo]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler pic]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler şarkıları]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Sandler what]]></category>
		<category><![CDATA[komedyen Adam Richard Sandler]]></category>
		<category><![CDATA[stan up Adam Richard Sandler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=11012</guid>
		<description><![CDATA[Tam adı Adam Richard Sandler olan ABD&#8217;li sinema oyuncusu, aktör, yönetmen, şarkıcı, senarist ve yapımcıdır. Yabancı aktörler arasında benim için ilk sırada yer alan Adam Sandler&#8217;in tüm filmlerini izlemekle beraber  kendisinin büyük bir hayranı olduğumu bu yazımda da söylemek isterim. Adam Richard Sandler&#8217;i sevmenizin bir nedeni de, bir aktörden daha öte yanlarının olmasıdır. Takip ettiğim kadarıya dostani yaşayışı ve samimi havası iyi bir insan olduğu izlenimini veriyor. En azından ben bunu biliyorum ve her projesinde, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tam adı Adam Richard Sandler olan ABD&#8217;li sinema oyuncusu, aktör, yönetmen, şarkıcı, senarist ve yapımcıdır.</p>
<p>Yabancı aktörler arasında benim için ilk sırada yer alan Adam Sandler&#8217;in tüm filmlerini izlemekle beraber  kendisinin büyük bir hayranı olduğumu bu yazımda da söylemek isterim. Adam Richard Sandler&#8217;i sevmenizin bir nedeni de, bir aktörden daha öte yanlarının olmasıdır. Takip ettiğim kadarıya dostani yaşayışı ve samimi havası iyi bir insan olduğu izlenimini veriyor. En azından ben bunu biliyorum ve her projesinde, hatta resimlerde de göreceğiniz gibi en başından beri  yol arkadaşlarını geride bırakmaması buna bir örnektir.</p>
<p>Neden Adam Sandler? sorusuna muhattap olduğumdan; Birkaç detay verebilirim.</p>
<p>Öncelikle çoğu yazımda belirtiğim gibi Sandler&#8217;in sahibi olduğu şirketin tüm aktörlerine kısada olsa yer vemesi ilgi çekiciydi. Şirket sahibi kişiliğinden çok, dostani adımları benim gibi yakın çevresinide oldukça memnun ettiğini biliyorum ki dostları da şirket dışı filmlerde kendisine jest yapmayı unutmamışlardır. Magazinde fazla yer almayan ve filmlerindeki gibi samimi karakterinin içerisinde türlü oyunlar olduğunu da ekleyip, ilk filmleri olan Happy Gilmore (1995) ve Billy Madison (1995) isimlerini kullanıp kendi şirket adını da bunların şansına (öyle tahmin ediyorum) diyorum Happy Madison olarak kullanmış olması nerelerden geldiğini unutmamak adına güzel bir seçimdi. Kendi kendine vefa borcunu ödemiş gibi:) İnanıyorum ki bu iki filmde emeği geçen tüm dostları da bu isimden memnundurlar.</p>
<p>Ayrıca çoğu filminde bayan aktristlerin isimlerinin &#8220;V&#8221; harfiyle başlıyor olması kendisinin takıntılı değil, sadece filmlerinde değil karakteristik özelliğinin de eğlenceli bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Jackie Titone ile evli olan Adam Richard Sandler iki kız çocuğu babasıdır. Kız kardeşlerinden birisi hemşire diğeri diş hekimi, erkek kardeşi ise avukat olan Adam Sandler, 09.09.1966 Brooklyn, New York, ABD doğumludur.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-11045" href="http://www.sivrisinema.com/makale/adam-richard-sandler-bir-aktorden-daha-ote/attachment/adam-sandler-filmleri/"><img class="aligncenter size-full wp-image-11045" title="adam sandler filmleri" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/09/adam-sandler-filmleri.jpg" alt="" width="400" height="228" /></a></p>
<p>Punch-Drunk Love filmiyle A<strong>ltın Küre</strong> sahibi olan sanatçı <strong>Emmy Ödülleri</strong>nde de en iyi senaryo, en iyi arşiv ve en iyi arşivleme ödüllerine aday gösterilmişti. Ayrıca;</p>
<p>Çocukların Seçimi Ödüllerinde</p>
<ul>
<li>The Waterboy (1999) &#8211; Big Daddy (2000) &#8211; Mr.Deeds (2003) &#8211; 50 First Dates (2005) &#8211; Click (2007) filmleriyle ödül kazanmıştır.</li>
<li>Yine Çocukların Seçimi Ödüllerinde 2003 yılında &#8220;Wannabe&#8221; seslendirmede ödülünü Eight Crazy Nights (8 Çılgın Gece) filmiyle kazanmıştır.</li>
</ul>
<p>MTV film ödüllerinde</p>
<ul>
<li>1996: MTV Film Ödülü, En iyi dövüş, Happy Gilmore; Bob Barker ile birlikte</li>
<li>1998: MTV Film Ödülü &#8211; En iyi öpüşme, The Wedding Singer; Drew Barrymore ile birlikte</li>
<li>1999: MTV Film Ödülü &#8211; En İyi Komedi Performansı, The Waterboy</li>
</ul>
<p>Show East Ödülleirnde</p>
<ul>
<li>Yılın Komedi Yıldızı Ödülünü 1999 ve 2003 yıllarında kazanmıştır.</li>
</ul>
<p>Razzie Ödüllerinde</p>
<ul>
<li>Sinema Dalında En Kötü Aktör Razzie Ödülünü 1999 da Big Daddy filmiyle kazanmıştır.</li>
</ul>
<p><a rel="attachment wp-att-11040" href="http://www.sivrisinema.com/makale/adam-richard-sandler-bir-aktorden-daha-ote/attachment/adam-richard-sandler/"><img class="aligncenter size-full wp-image-11040" title="adam richard sandler" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/09/adam-richard-sandler.jpg" alt="" width="550" height="131" /></a></p>
<p>Göz ameliyatı olduktan sonra &#8220;Şimdi ne kadar çirkin olduğumu farkettim&#8221; diyecek kadar hayatla ve kendisiyle barışık olan Adam Sandler&#8217;in kısaca çıkış öyküsünü de anlatmak isterim&#8230;</p>
<p>Henüz genç bir delikanlı olan Adam Sandler 17 yaşında küçük gösterilere çıkıyordur. Daha o zamanlardan ne olmak istediğini bilmek, gelecek için atılacak en büyük adımdır demeden aynı yıllarda büyük beğeni kazanmış, komedyenlik / Stan up konusunda iyi olduğunu anlamıştır.</p>
<p>Severek takip ettiğimiz 80 li yılların eğlenceli dizisi The Cosby Show&#8217;u hatırlayanlar bilirler. Adam Sandler&#8217;in de ilk kamera deneyimi bu dizide bir sezon oynamakla başlamıştır. Dennis Miller&#8217;in kendisini keşfetmesi uzun sürmemiş, televizyon-sinema adına yazarlık hikayesi de böylece başlamıştır. Bir kaç yıl sonra ise oyuncu olarak sahne alan Adam Sandler 1992 yılında ABC Afterschool Specials?ın bir bölümünde oynamıştır.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-11028" href="http://www.sivrisinema.com/makale/adam-richard-sandler-bir-aktorden-daha-ote/attachment/pic_27/"><img class="aligncenter size-full wp-image-11028" title="pic_27" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/09/pic_27.jpg" alt="" /></a></p>
<p>Hızını alamayan Adam Sandler, aşağıda videosu bulunan The Chanukah Song olmak üzere bir kaç şarkıyla beraber sanat kariyerinin iyice parlamasını sağlamıştır (1995).</p>
<p>Sonrasında  son albümü &#8216;Stan and Judy&#8217;s Kid&#8217; tüm zamanlarda piyasaya çıktığı ilk hafta en çok satılan komedi albümü oldu ve Billboard listesinde 16. sıraya kadar yükseldi. Daha önceki üç albümü de platin plak kazanmıştı.</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="480" height="385" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/Vrd9p47MPHg?fs=1&amp;hl=en_US" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="385" src="http://www.youtube.com/v/Vrd9p47MPHg?fs=1&amp;hl=en_US" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Bu adamın çok samimi ve dostlarını unutmayan, komedi adına ciddi işler yapan ve her izlediğim (tümü) filminde aynı keyfi yaklayabilmemi sağlayan özel bir gücü olduğu konusunda şüphelerim var:)</p>
<p>Ayrıca, Adam Sandler benim gözümde filmi film yapan ve DİKKAT&#8230; Komedi tarzında olsa dahi bir kaç nasihatle yada filmin sonunda kendimize çıkaracağımız bir kaç dersle ayrılıyor olabilmenin memnuniyetini de yaşatmaktadır.</p>
<p>Boş bir komedi filmi yada sırf gişeye oynamaktansa, içerisinde gizli notların, alınması gereken nasihatlerin de olması, sanatı sanat yapan yegane öğelerdendir.</p>
<p>Türkçe seslendirmesini yapan Beyti Engin ve Aykut Uğur Taşdemir&#8217;dir. Şahsen ojinal sesi dışında Beyti Engin&#8217;in seslendirmesi, daha doğrusu sesi, inanılmaz hoşuma gidiyor ve bu sesle izlemek bana ayrı bir keyif verdiğini söylemek isterim.</p>
<p>Oynadığı filmler arasında hakulade isimleri veriyorum;</p>
<p>Happy Gilmore (Mutlu Gilmore), Big Daddy (Süper Baba), Mr. Deeds (Kazara Zengin), Anger Management (Asabiyim), Reign Over Me (2007), I Now Pronounce You Chuck and Larry (Damadı Öpebilirsin), You Don&#8217;t Mess with the Zohan (Zohan&#8217;a Bulaşma), Bedtime Stories (Gerçek Masallar), Click (2006), The Longest Yard (En Uzun Mesafe) ve yılın son filmi Grown Ups (Büyükler) defalarca izleyip keyif alabileceğim filmleri arasındadır.</p>
<p>Tavsiye ederim.</p>
<p><em><br />
</em></p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı Ethem tarafından <strong>14 September 2010 00:00</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/makale/adam-richard-sandler-bir-aktorden-daha-ote/#comments">3 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/makale/adam-richard-sandler-bir-aktorden-daha-ote/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Unutulmaz Film Müzikleri</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/makale/unutulmaz-film-muzikleri/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/makale/unutulmaz-film-muzikleri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Sep 2010 22:00:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Lavinya Oz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[ARIZONA DREAM]]></category>
		<category><![CDATA[ARIZONA DREAM film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[en güzel film]]></category>
		<category><![CDATA[en güzel film müzikleri]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi film müziği]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi film müzikleri]]></category>
		<category><![CDATA[film müzikleri]]></category>
		<category><![CDATA[GODFATHER film müziği]]></category>
		<category><![CDATA[GODFATHER filmi]]></category>
		<category><![CDATA[GODFATHER sinema]]></category>
		<category><![CDATA[HABABAM]]></category>
		<category><![CDATA[HABABAM SINIFI]]></category>
		<category><![CDATA[HABABAM SINIFI çıktımı]]></category>
		<category><![CDATA[HABABAM SINIFI serileri]]></category>
		<category><![CDATA[ilk 10 film müziği]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Kokusu]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Kokusu SCENT OF A WOMAN]]></category>
		<category><![CDATA[kaga film müziği]]></category>
		<category><![CDATA[Karga sinema]]></category>
		<category><![CDATA[PULP FICTION]]></category>
		<category><![CDATA[PULP FICTION film]]></category>
		<category><![CDATA[PULP FICTION sinema]]></category>
		<category><![CDATA[PULP FICTION UCUZ ROMAN]]></category>
		<category><![CDATA[SCENT OF A WOMAN]]></category>
		<category><![CDATA[SCENT OF A WOMAN film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[SCENT OF A WOMAN film müziği]]></category>
		<category><![CDATA[SCENT OF A WOMAN sinema]]></category>
		<category><![CDATA[selvi boylum al yazmalım]]></category>
		<category><![CDATA[SELVİ BOYLUM AL YAZMALIM film müziği]]></category>
		<category><![CDATA[SELVİ BOYLUM AL YAZMALIM ilk 2 de]]></category>
		<category><![CDATA[SELVİ BOYLUM AL YAZMALIM ragman]]></category>
		<category><![CDATA[SINGIN'IN THE RAİN]]></category>
		<category><![CDATA[SINGIN'IN THE RAİN film müziği]]></category>
		<category><![CDATA[Son mohikan sinema]]></category>
		<category><![CDATA[THE CROW]]></category>
		<category><![CDATA[THE CROW film hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[THE CROW film müziği]]></category>
		<category><![CDATA[THE CROW fragman]]></category>
		<category><![CDATA[THE CROW sinema]]></category>
		<category><![CDATA[THE CROW trailer]]></category>
		<category><![CDATA[THE LAST OF THE MOHİCANS]]></category>
		<category><![CDATA[THE LAST OF THE MOHİCANS filmi]]></category>
		<category><![CDATA[THE LAST OF THE MOHİCANS Son Mohikan]]></category>
		<category><![CDATA[Ucuz Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Ucuz Roman film hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Ucuz Roman film müziği]]></category>
		<category><![CDATA[Unutulmaz Film Müzikleri]]></category>
		<category><![CDATA[ZATOİCHİ film müziği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=10826</guid>
		<description><![CDATA[Filmleri daha güzel ve etkili hale getirmekte mutlaka ki seçilen müziğin de etkisi vardır. Bugün kendime naçizane bir ilk 10 oluşturdum. Listemdeki; ne filmleri müziklerinden, ne müzikleri oyuncularından ne de oyuncuları hayat verdikleri karakterlerden ayrı düşünmem mümkün. Ama itiraf etmeliyim ki listenin oluşumundaki anahtar kelime &#8220;MÜZİK&#8221; oldu. 10)THE CROW (Karga) 1994 tarihinde Alex Proyas tarafından çekilen, Bruce Lee&#8217;nin oğlu Brandon Lee ve Rochelle Davis&#8217;in başrolde oynadığı filmin müziği oldukça sert seçilse de (Graeme Rovell) albümdeki ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Filmleri  daha güzel ve etkili hale getirmekte mutlaka ki seçilen müziğin de  etkisi vardır. Bugün kendime naçizane bir ilk 10 oluşturdum. Listemdeki;  ne filmleri müziklerinden, ne müzikleri oyuncularından ne de oyuncuları  hayat verdikleri karakterlerden ayrı düşünmem mümkün. Ama itiraf  etmeliyim ki listenin oluşumundaki anahtar kelime &#8220;MÜZİK&#8221; oldu.</p>
<p><strong>10)THE CROW (Karga)</strong><br />
1994 tarihinde Alex Proyas tarafından çekilen, Bruce Lee&#8217;nin oğlu  Brandon Lee ve Rochelle Davis&#8217;in başrolde oynadığı filmin müziği oldukça  sert seçilse de (Graeme Rovell) albümdeki parçalar konuyla ve  görüntülerle tamamen örtüşmekte.New Age tarzı müzik yapan Cure&#8217;un BURN  isimli parçası filmi izlemeseniz de izlemişsiniz etkisi bırakacak kadar  iyi bir tercih.</p>
<p>Brandon  Lee&#8217;nin filmin çekimleri sırasında öldürülmesi çok acı bir talihsizlik.  Kalan kısmın animasyonlarla tamamlanması ise filmin en büyük özelliği.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-10829" href="http://www.sivrisinema.com/makale/unutulmaz-film-muzikleri/attachment/unutulmaz-filmler/"><img class="aligncenter size-full wp-image-10829" title="unutulmaz filmler" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/09/unutulmaz-filmler.jpg" alt="" width="500" height="120" /></a></p>
<p><strong>9) PULP FICTION (Ucuz Roman)</strong><br />
Quantin Tarantino&#8217;nun 94 yapımı unutulmaz filminin elbette şarkıları da  oyuncuları (Uma Thurman, Bruce Wills, S.Jackson, John Travolta) kadar  unutulmaz. Quantin Tarantino&#8217;nun vazgeçemediği kadın Uma Thurman ile  John Travolta&#8217;nın dans ettiği müzik ve sahne hala bile kendi kendimize  dans ederken içinden figürler seçip de kullandığımız türdendi.</p>
<p>Albümün tamamı harika olduğu için özellikle bir şarkı seçip de önermeyeceğim.</p>
<p><strong>8) ZATOİCHİ<br />
</strong>&#8220;Quantin  Tarantino kıskanmış olmalı&#8221; diye düşündüğüm bu film 2003 tarihinde  Takıshi Kitano&#8217;nun hem yönetip hem de başrolde oynadığı muazzam (Onca  gürültü ve patırtı arasında görebilirseniz ufacık bir karede kocaman bir  yürek var) bir film. Filmin bitmesine yakın sergilenen müzikal (Keiichi  Suzuki) emin olun hiç sıkılmadan en az üç kez üst üste  seyredebileceğiniz kadar keyifli.</p>
<p><strong>7) SINGIN&#8217;IN THE RAİN (1952)<br />
</strong>Film,  müzik ve danstan bahsedilir de GENE KELLY&#8217;nin performansı unutulur  mu?Özellikle yağmur sahnesiyle hafızalarımızda çoktan yerini kazımış bir  klasiktir &#8220;Sing&#8217;in the rain&#8221;.</p>
<p><strong>6) SCENT OF A WOMAN(Kadın Kokusu)<br />
</strong>Al  Pacino ve benim &#8220;kalp hırsızı&#8221; tabir ettiğim TANGO. 1992 tarihli Martin  Brest&#8217;in yönetmiş olduğu bu filmin en muhteşem sahnesi TANGO sahnesi.</p>
<p><strong>5) ARIZONA DREAM(Amerikan Rüyası)</strong><br />
Jonny Deep, Jerry Lewis ve Faye Dunaway; Emir Kusturica&#8217;nın yönetiminde  unutulmaz ve uçuk karakterlere hayat veriyor. 1993 yapımı, müziğinin  Goran Bregoviç&#8217;e ait olduğu bu film insanın &#8220;hüzne benzer sevinçler&#8221;  dediği hissi tam olarak yansıtmakta ve düşten öteye geçemeyecek  hayalleri anlatan &#8220;MAN and FISH&#8221;.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-10834" href="http://www.sivrisinema.com/makale/unutulmaz-film-muzikleri/attachment/unutulmaz-film-afisleri/"><img class="aligncenter size-full wp-image-10834" title="unutulmaz film afişleri" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/09/unutulmaz-film-afişleri.jpg" alt="" width="500" height="119" /></a></p>
<p><strong>4) THE LAST OF THE MOHİCANS (Son Mohikan)<br />
</strong>Bir  kez daha hayran olmaktan kendimi alamadığım Daniel Day Lewis ve asil,  sade, iç titretici güzelliğiyle Madeleine Stow&#8217;un başrollerini  paylaştığı 1992 yapımı filmin müziğ i(Randy Edelna, Trevor Jones,  Clannad) her dinlediğimde beni ağlatabilen notalardan oluşturulmuş.</p>
<p><strong>3) GODFATHER<br />
</strong>I -1972<br />
II-1974<br />
III-1990</p>
<p>Tamamını  Francis Coppala&#8217;nın yönettiği BABA serileri ne izler bırakmamıştır ki  bizde; unutulmaz mimikler, devasalaşmış kahramanlar, duygusal zalimler,  bazı güçlü bazı güçsüz aile bağları ve nicesini&#8230;</p>
<p>Ruhumuzu  büyüleyen, gözlerimizi buğulayan, ıslıklara dökülen Nino Rota şaheseri  müzik ise en az filmin karakterleri kadar unutulmaz.</p>
<p><strong>2) SELVİ BOYLUM AL YAZMALIM (1977)<br />
</strong>Zirvemin  ikilisi, kimse kusura bakmasın, Türk eserlerinden oluşmakta. Oyuncuları  buraya yazacak kadar ukalalık ne haddime. Gözleri yeter. Hiç kimsede  görmediğim Asya&#8217;nın &#8220;Sevgi neydi? Sevgi emekti&#8221; diyen ve İstanbullunun  pişmanlık, çaresizlik dolu bakışları.</p>
<p>Masada Atıf Yılmaz ve Cahit Berkay olduktan sonra bir kare ve bir notada yeterlidir bir filmi anlatmaya.</p>
<p><strong>1) HABABAM SERİLERİ<br />
</strong>70&#8242;lerden 80&#8242;lere uzanan, izlerken her daim gülümsemeyi yüzümüzden eksiltmediğimiz klasiklerimiz.</p>
<p>Ertem  Eğilmez&#8217;in (1978-Kartal Tibet) şekillendirdiği Güdük Necmi, İnek Şaban,  Dombili, Kel Mahmut, Hafize Ana&#8217;nın damaklarımızda bıraktığı tatlara  yeni versiyonlarla ulaşmak imkansız.Var mıdır, ille de orijinali orijinali  gibisi?</p>
<p>Belki  de filmin başarısı Melih Kibar&#8217;ın, nasıl olup da aynı notalarla bizleri  hem neşelendirebilmesi hem de hüzünlendirebilmesinde saklıdır.</p>
<p>SAYGILARIMLA.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı Lavinya Oz tarafından <strong>10 September 2010 00:00</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/makale/unutulmaz-film-muzikleri/#comments">2 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/makale/unutulmaz-film-muzikleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sinema Çekim Tekniği: Dogme 95</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/makale/sinema-cekim-teknigi-dogme-95/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/makale/sinema-cekim-teknigi-dogme-95/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Aug 2010 11:03:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>UnjustLucifer</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[çekim tekniği]]></category>
		<category><![CDATA[Dogme 95]]></category>
		<category><![CDATA[Dogme 95 arşivi]]></category>
		<category><![CDATA[Dogme 95 çekim tekniği]]></category>
		<category><![CDATA[Dogme 95 ekibi]]></category>
		<category><![CDATA[Dogme 95 film listesi]]></category>
		<category><![CDATA[Dogme 95 film videoları]]></category>
		<category><![CDATA[Dogme 95 filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dogme 95 hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Dogme 95 kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Dogme 95 kimler var]]></category>
		<category><![CDATA[Dogme 95 liste]]></category>
		<category><![CDATA[Dogme 95 nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Dogme 95 sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Dogme 95 tarz filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Dogme 95 video]]></category>
		<category><![CDATA[dünyanın en iyi kameramanı]]></category>
		<category><![CDATA[en ucuza film çekme]]></category>
		<category><![CDATA[film çekim tekniği]]></category>
		<category><![CDATA[film çekim teknikleri]]></category>
		<category><![CDATA[film tekniği]]></category>
		<category><![CDATA[kamea çekim tekniği]]></category>
		<category><![CDATA[kamera çekim]]></category>
		<category><![CDATA[sinema çekim tekniği]]></category>
		<category><![CDATA[sinema çekmek]]></category>
		<category><![CDATA[sinema tekniği]]></category>
		<category><![CDATA[sinemada akın]]></category>
		<category><![CDATA[yeni bir sinema akımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=9921</guid>
		<description><![CDATA[Hep merak ettiğim, internette dolaşırken acaba bu nedir diye düşündüğüm bir kavramdı Dogme 95. Ocak ayında izlediğim bir filmden sonra artık ??bilmediğini izlemek?? kavramından biraz kurtulmak ve bir fikir oluşumunu sağlamak için araştırmaya başladım. İşin içine biraz da merak öğesi girdikten sonra, bu konu hakkında birtakım veriler öğrendim ve artık bunları paylaşma zamanının geldiğine karar verdim. Nedir bu Dogme 95? Neden bu tarzda filmler çekiliyor? Dogme 95, 1995&#8242;te danimarkalı yönetmenler Lars von Trier, Thomas Vinterberg, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hep merak ettiğim, internette dolaşırken acaba bu nedir diye düşündüğüm bir kavramdı Dogme 95. Ocak ayında izlediğim bir filmden sonra artık ??bilmediğini izlemek?? kavramından biraz kurtulmak ve bir fikir oluşumunu sağlamak için araştırmaya başladım. İşin içine biraz da merak öğesi girdikten sonra, bu konu hakkında birtakım veriler öğrendim ve artık bunları paylaşma zamanının geldiğine karar verdim. Nedir bu Dogme 95? Neden bu tarzda filmler çekiliyor?<br />
Dogme 95, 1995&#8242;te danimarkalı yönetmenler Lars von Trier, Thomas Vinterberg, Kristian Levring, ve Søren Kragh-Jacobsen tarafından başlatırmış avantgarde film yapım akımıdır. Bu akım bazen ?Dogme 95 Collective? veya ?the Dogme Brethren? olarak da bilinir. Dogme 95 akımı bir manifesto olarak da bilinir ve yapılırken ??yemin?? kurallarına sadık kalınır. Bu kurallar bütününe ?? VOW OF CHASTITY ?? denmektedir. (Tam metni bağlantılarda bulabilirsiniz) Kuralların içinde; çekerken yapılması gerekenler, çektikten sonra yapılması gerekenler ve yönetmenlerin yemin tarzı bir sözü bulunmaktadır;</p>
<p><em>&#8220;ayrıca bir yönetmen olarak kişisel beğenilerimden uzak duracağıma söz veriyorum! Ben artık bir sanatçı değilim. Anın bütünden daha önemli olduğunu düşündüğüm için, bir sanat eseri yaratmaktan sakınacağıma söz veriyorum. Amacım, karakterlerimin ve mekânlarımın içindeki gerçeği ortaya çıkartmaktır. Bunu tüm kişisel zevklerim ve kaygılarım pahasına yapmaya çalışacağıma söz veriyorum. Böylece iffet yeminimi ediyorum.&#8221;</em></p>
<p>Peki, bu işin gelişim süreci nasıl? Şuradan başlayayım, izlemeye asla dayanamadığım ve bu yüzden bile bile kaçırdığım bir sürü siyah beyaz film vardır sinema tarihinde. Anlayacağınız üzere sinema ilk yıllarda siyah beyaz başlamıştır. Daha sonra olayın içine ses ve renk unsurları gelince sinema seyircisi biraz daha artmış, insanlar sinemanın ne olduğunu tam olarak anlamaya başlamışlardır. Yıllar ilerledikçe teknolojinin işin içine girmesi, bir dönüm noktası olmuştur. Bir süre teknoloji sadece bir yardımcı öğe olarak gözükmesine karşın daha sonra filmlerde resmen başrol oynadı. Zor çekimlerin düzenlenmesinde, hataların düzeltilmesi ve seslerin aranjmanıyla devam etti. 2010 yılına geldiğimizde ise artık teknoloji öyle bir noktaya geldi ki; bizler çoğu filmde sadece teknolojik izler bulduk. Hatta teknoloji artık o kadar ilerledi ki yönetmenler hayal dünyalarını tamamen teknoloji sayesinde sinemaya aktarmaya başladı ve oyunculuk kalitelerinde eskiye oranla belirgin bir düşme oldu. Oyuncuların işleri (görünüşte) biraz daha kolaylaştı ve bizlere sadece içi boş ama görsel anlamda bir o kadar dolu filmler prodükte edilmeye başlandı. Bilinçli sinema seyircileri bu konuyu düşünmeye ve eleştirmeye başladı doğal olarak. Ama tam bu noktada 1995 yılında, bazı yönetmenler bu tarzın, sinema seyircisini sinemadan uzaklaştırdığını düşünerek yeni bir akım başlatmaya çalıştılar. Bu akım Dogme 95 tekniğini kullanarak film çekmekti.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-10121" href="http://www.sivrisinema.com/makale/sinema-cekim-teknigi-dogme-95/attachment/sivrisinema-1-2/"><img class="aligncenter size-full wp-image-10121" title="sivrisinema 1" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/08/sivrisinema-11.jpg" alt="" width="551" height="180" /></a></p>
<p>Peki, bu teknik nedir, nasıl işler? Dogme 95 tekniğinin benim lugatımda kısaca açıklaması: %100 doğallık. Müziksiz, efektsiz, elde sallanan titrek kameralerla çekim yapılarak filmlere gerçeklik duygusu kazandırılmaya çalışıldı ve birçok başarılı film çıktı bu teknik sayesinde. Bu tarz filmler, şüphesiz daha gerçekçi bir tarz ve senaryo barındırdıklarından dolayı, çoğu sinema seyircisi bu akımı destekler oldu. 1995 yılındaki başlangıçtan sonra birçok film çekildi ve bu teknik halen kullanılmaya devam ediliyor. Ayrıca eklemek istiyorum ki, bu tekniğin %100 olarak kullanılmadığı filmlerde bile, bir parçasını kullanmayı tercih eden yönetmenler var. En güzel örnek yakın geçmişteki, Matt Damon?un oynadığı ??Green Zone?? filmi. Filmi izlerken kameranın inanılmaz derecede sallanması ve çok sert hareketlerle bölümler arasındaki geçişler olarak verilebilir. İşte bu bir Dogme 95 tekniğidir.</p>
<p>Tekniği anlattıktan sonra, bir Dogme filmi çekilirken hangi kurallara uyulması gerektiğini sayalım.</p>
<p>1- Çekimler stüdyo dışında yapılmalı (Hikâye özel bir sahne donanımı gerektiriyorsa, stüdyo dışında uygun bir mekân seçilmeli).</p>
<p>2-Ses, kesinlikle görüntülerden ayrı olarak üretilmemeli ya da tersi (Sahne içinde üretiliyor olmadığı sürece müzik kullanılmamalı).</p>
<p>3-Kamera, el kamerası olmalı. El kamerasıyla elde edilecek hareketlilik ya da hareketsizlikler serbesttir (Film, kameranın durduğu yerde çekilmemeli, kamera filmin olduğu yerde olmalı).</p>
<p>4-Film, renkli olmalı. Özel ışıklandırma kullanılamaz (Çekilecek sahnede filmin pozlandırması için çok az ışık varsa, sahne kesilmeli ya da tek bir lamba kullanılmalı).</p>
<p>5-Optik numaralar ve filtreler yasaktır.</p>
<p>6-Film, gelişigüzel aksiyon içermemeli (Öldürme, silahlar, vb bulunmamalı).</p>
<p>7-Zamansal ve coğrafi yabancılaştırmalar yasaktır (Film, şimdi ve burada geçmelidir).</p>
<p>8-Tür filmleri kabul edilemez.</p>
<p>9-Film formatı 35 mm olmalı.</p>
<p>10-Yönetmen, jenerikte belirtilmemeli.</p>
<p>Kısacası kuralları okuduktan sonra bizim bayıldığımız, hatta isimlerine taptığımız Hollywood yapımı filmlerde kullanılan ne varsa, hepsine karşı bir akım olarak nitelendirebiliriz. Artık zamanımızda filmdeki karakterlerin bile bilgisayar ortamında yapıldığını düşündüğümüz zaman, bu tarzı biraz denemeyi düşünebiliriz. Böylece yapısal olarak bizleri büyüleyen ama içleri bir o kadar boş olan filmlerden biraz olsun kendimizi sıyırabilir, ufkumuzu genişletebiliriz.</p>
<p>Ama her zaman olduğu gibi bunu da yarım yamalak yapmayı başaranlar ya da bu manifestoyu kendi çaplarında esnetmeyi başaranlar var. Örnek vermek gerekirse; ??The Celebration(Festen)?? filmi Dogme örneği bir yapımdır ve daha komiği yapılan ilk dogme filmlerinden biridir. Camın olduğu bir kurşun sahnesinde, yönetmenimiz özel ışık kullanmıştır ve bu kayıtlara geçmiştir. Lars Von Trier, ??The Idiots?? filminde arka plan müziği kullanmıştır. Aynı şekilde biraz sonra size vereceğim tavsiye filmler arasında da %100 Dogme diyebilceğimiz bir film ne yazık ki yok. Yönetmenler bu kurala ihanet etmeye devam ediyorlar ama şu şekilde düşünebiliriz; güncel sinema dünyamızda yönetmenler her ne kadar bizlere sahnelerin gerçek olduğuna inandırmaya çalışsalar da, aslında gerçek olmadığını biliyoruz değil mi?</p>
<p style="text-align: center;"><a rel="attachment wp-att-10125" href="http://www.sivrisinema.com/makale/sinema-cekim-teknigi-dogme-95/attachment/sivrisinema-2-2/"><img class="aligncenter size-full wp-image-10125" title="sivrisinema 2" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/08/sivrisinema-2.jpg" alt="" width="598" height="161" /></a></p>
<p>Günümüzde kaçınılmaz bir son olduğu gibi, her yeni çıkan akımda ya da teknikte buna laf atmak zorunda kalanlar da olmuştu. Hatta Amerikalı eleştirmen Armond White bu akımı nitelendirirken; bu manifestonun amatör porno çekiminden bir farkının olmadığını söylemesine kadar gitmiştir. Bu kadar ağır eleştirilere bence gerek yok, en azından farklı bir şeyler deneyen insanların yaptıklarını beğenmeseler bile, buna saygı göstermek zorunda olduklarını düşünüyorum. Acımasızca eleştirilerin yerine, biraz daha teşvik edici bir sistem kullanılabilirse, sinemaya başlamaya meraklı olan genç yönetmenlerin de önünün açılabileceğini düşünüyorum. Her film çekmek isteyen, yüksek bütçeli filmlerle başlayamıyorlar bu işe. Dogme tekniğini kullanarak önce temelini öğrenip daha sonra pahalı bütçeli yapımlara imza atabilecek bir sürü yetenek vardır.</p>
<p>Yazının sonlarına gelirken, izlenmesi gereken filmlerden bahsetmek istiyorum. ?The Celebration? ve ?The Idiots? mutlaka izlenmesi gereken filmlerden. Çünkü akımın nasıl başladığını ve bunun ilk kez uygulandığı alanları görebiliyorsunuz, farkı anlamak için. Çekilen 14* numaralı Dogme filmi olan ?Joy Ride?, 28 numaralı film ?Open Hearts? benim tavsiyelerim arasına girer.</p>
<p><a href="http://web.archive.org/web/20080430104505/http:/www.dogme95.dk/dogme-films/filmlist.asp">Tam listeye ulaşmak için?</a></p>
<p>Benim Dogme hakkında bildiklerim, araştırdıklarım ve tabiî ki derlemeye çalıştıklarım burada sona erdi. Ama siz biraz daha fazla bilgi edinmek ve üşenmeden ben okurum bu işi diyenlerdenseniz aşağıda size faydasını dokunacağını düşündüğüm bağlantıları sıralıyorum. Teşekkürler.</p>
<ol>
<li><strong><a href="http://www.martweiss.com/film/dogma95.shtml">VOW OF CHASTITY</a></strong></li>
<li><a href="http://web.archive.org/web/*/http:/www.dogme95.dk/news/interview/pressemeddelelse.htm">Kristian      Levring interview</a></li>
<li><a href="http://web.archive.org/web/*/http:/www.dogme95.dk/dogme-films/certreg.asp">Dogme      95 &#8211; Dogmefilms</a></li>
<li><a href="http://jesse-richards.blogspot.com/2008/08/remodernist-film-manifesto.html">&#8220;Remodernist      Film Manifesto&#8221;, When The Trees Were Still Real, August 27, 2008</a> Retrieved September 1, 2008</li>
</ol>
<ol>
<li><a href="http://uffilmanalysisfour.pbworks.com/List-of-Dogme-Films">http://uffilmanalysisfour.pbworks.com/List-of-Dogme-Films</a></li>
<li><a href="http://www.brokenprojector.com/wordpress/?p=31">To the Rescue of      Cinema: Dogme 95 at BrokenProjector.com</a></li>
<li><a href="http://www.greencine.com/static/primers/dogme95.jsp">GreenCine      primer on Dogme95</a></li>
<li><a href="http://www.dogpile95.com/">The Dogpile95 movement&#8217;s website</a></li>
<li><a href="http://zakka.dk/euroscreenwriters/articles/mogens_rukov_532.htm">Interview      with The Dogme Doctor Mogens Rukov</a></li>
<li><a href="http://www.nimbusfilm.dk/">Official Nimbus Film website</a></li>
<li><a href="http://www.thepervertsguide.com/trailers_lars1-10.html">Lars From 1?10</a>,      a ten-minute film in which Lars von Trier reflects on Dogme 95.</li>
<li><a href="http://www.newleftreview.org/?page=article&amp;view=2224">&#8216;DOGME 95&#8242;</a>,      John Roberts, <em><a title="New Left Review" href="http://en.wikipedia.org/wiki/New_Left_Review">New Left Review</a></em> I/238, November-December      1999</li>
</ol>
<p><em>*</em><em> Merak başa bela, neden bu filmlere numara veriliyor? Bunun tam açıklamasını bilmediğimden dolayı kendi yorumumu ve okuduklarım arasından bir derlemede bulunmak istiyorum. Eskiden filmler çekildikten sonra Dogme filmi diye piyasaya gönderiliyormuş ve hepsi Dogme özelliklerini taşıyamıyormuş doğal olarak. Daha sonralarında buna kafa yoran arkadaşlar, bu işi biraz resmileştirmeye karar vermiş ve bir zaman sonra piyasaya çıkan filmler bir kontrolden geçirildikten sonra Dogme filmi olduğu garantisi veriliyormuş. Yukarıda belirttiğim ??VOW OF CHASTITY?? de buna dağil. Bu duruma göre şu anda piyasada resmi kayıtlara göre <strong>254</strong> tane Dogme tarzında film var. </em></p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı UnjustLucifer tarafından <strong>22 August 2010 13:03</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/makale/sinema-cekim-teknigi-dogme-95/#comments">3 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/makale/sinema-cekim-teknigi-dogme-95/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Özgür Dünya&#8221; ve  Otomatik Portakal</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/dram/%e2%80%98ozgur-dunya%e2%80%99-ve-otomatik-portakal/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/dram/%e2%80%98ozgur-dunya%e2%80%99-ve-otomatik-portakal/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Aug 2010 22:00:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>svrsnm</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[A Clockwork Orange]]></category>
		<category><![CDATA[A Clockwork Orange cast]]></category>
		<category><![CDATA[A Clockwork Orange film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[A Clockwork Orange makale]]></category>
		<category><![CDATA[A Clockwork Orange trailer]]></category>
		<category><![CDATA[A Clockwork Orange video]]></category>
		<category><![CDATA[Otomatik Portakal]]></category>
		<category><![CDATA[Otomatik Portakal cast]]></category>
		<category><![CDATA[Otomatik Portakal fil konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Otomatik Portakal film ayrıntıları]]></category>
		<category><![CDATA[Otomatik Portakal film künye]]></category>
		<category><![CDATA[Otomatik Portakal film özeti]]></category>
		<category><![CDATA[Otomatik Portakal film yormları]]></category>
		<category><![CDATA[Otomatik Portakal filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Otomatik Portakal fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Otomatik Portakal hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[otomatik portakal makale]]></category>
		<category><![CDATA[Otomatik Portakal nasıl bir film]]></category>
		<category><![CDATA[Otomatik Portakal sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Otomatik Portakal trailer]]></category>
		<category><![CDATA[Otomatik Portakal video]]></category>
		<category><![CDATA[otomatik potakal film makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=10045</guid>
		<description><![CDATA[11 Eylül 2001? Dünya Ticaret Merkezi?ne çarpan iki adet yolcu uçağı dünya tarihinde yeni bir sayfa açtı. Bilindiği üzere ?özgür dünya?ya yönelik bu saldırı hemen hemen bütün dünya tarafından lanetlendi. Durum incelemeye alındı, teşhis koyuldu ve harekete geçildi. Sorunu yaratan modern dünya?nın, özgür dünya?nın ?değer?lerinden nasibini almamış sorunlu ve sorun çıkarmaya da eğilimli birkaç ülke olarak belirlendi. Özgürlük, demokrasi, eşitlik, insan hakları, adalet vb. değer ve kurumlardan yoksun ve tabir yerindeyse bu hastalıklı bölgelere yönelik ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="_mcePaste">11 Eylül 2001? Dünya Ticaret Merkezi?ne çarpan iki adet yolcu uçağı dünya tarihinde yeni bir sayfa açtı. Bilindiği üzere ?özgür dünya?ya yönelik bu saldırı hemen hemen bütün dünya tarafından lanetlendi. Durum incelemeye alındı, teşhis koyuldu ve harekete geçildi. Sorunu yaratan modern dünya?nın, özgür dünya?nın ?değer?lerinden nasibini almamış sorunlu ve sorun çıkarmaya da eğilimli birkaç ülke olarak belirlendi. Özgürlük, demokrasi, eşitlik, insan hakları, adalet vb. değer ve kurumlardan yoksun ve tabir yerindeyse bu hastalıklı bölgelere yönelik tedavinin adı ise ?özgürleştirme ve demokratikleştirme? olarak belirlendi. Sonraki adım ise ismi geçen ülkelerin sırayla işgali ve güç kullanmak suretiyle  demokratikleştirilmesi olmuştu hatırlayacağınız gibi. Sergilenen çabanın yani konulan teşhis ve tedavinin başarısı konusu henüz cevapsız fakat ortada açık olan bir yanlış var ki o da modern dünyanın, anlamı belirsizleştirilmiş ve adına ?özgürlük? denen gizemli şeyin toplumlara yada bireylere dışarıdan ? ve hatta zorla ? yerleştirilebilir mahiyette bir şey olduğuna dair olan inancıdır. Bu inanç çerçevesinde belki de gereğinden fazla destek gören işgal ve özgürleştirme harekatı her ne kadar yoğunca ironi de koksa omuz omuza sürdürülmeye çalışılmakta.</div>
<div><a href="http://www.sivrisinema.com/dram/%e2%80%98ozgur-dunya%e2%80%99-ve-otomatik-portakal/attachment/a_clockwork_orange_gang-1654/" rel="attachment wp-att-10061"><img class="aligncenter size-full wp-image-10061" title="a_clockwork_orange_gang-1654" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/08/a_clockwork_orange_gang-1654.jpg" alt="" width="500" height="200" /></a></div>
<div id="_mcePaste">?Hayat sanatı taklit eder? diyen Oscar Wilde?a  kulak verirsek, hem edebiyat hem de sinema tarihinin önemli eserlerinden biri olan ?Otomatik Portakal?ın baş karakteri olan Alex?in kendi kurgu dünyasında gördüğü muamelenin, bizim gerçek dünyamızda gerçek insan yada toplumlara gösterdiğimizden pekte farklı olmadığını görebiliriz sanırız. Hapishane günlerinde üzerinde denenen yeni rehabilitasyon yöntemi Alex?i özgürlüğüne kavuşturacaktır. O artık içinde onu azdıran şeytandan azade bir biçimde toplumun hür ve sağlıklı bir üyesi olacaktır. Fakat işlerin beklendiği gibi gitmediğini ve bu tedavinin Alex?i intihara kadar giden bir yola soktuğunu görüyoruz hikayenin devamında. Kurgu dünyada olayların sonucuna çabucak ulaşmak mümkünken ne yazık ki gerçeğe döndüğümüz de beklemekten başka seçeneğimiz kalmıyor. Fakat yine de Orta Doğu?da girişilen tedavinin de Alex?te ortaya çıkan yan etkilere benzer etkiler taşıyacağını öngörebilmek için kahin olmaya gerek yok sanırız.</div>
<div id="_mcePaste">Yüz yıllar boyunca insanlık tarihinin en yüksek ülküsü olan ?özgürlük? içinde bulunduğumuz çağda sanki kendi kendisinin bir parodisi haline getirilmeye çalışılıyor gibi. İnsanlar özgürce tüketmek, özgürce yok etmek, özgürce silahlanmak, özgürce özgürlük dağıtabilmek istiyorlar. Her kesim özgürlüğü kendince tanımlayıp çıkarları doğrultusunda kullanmak derdinde, daha önce hiçbir çağda olmadığı kadar çok suçun ve yanlışın sorumlusu oluverdi özgürlük. Tekrar filme dönersek kendi iradesi ile suç işleyen, bilinçli bir şekilde yasaları çiğneyen bir birey de özgür olarak adlandırılıyor, tepkisel koşulama ile şartlandırılmış ve kötü şeyler düşünemeyip kötülük yapamayan bir başka birey de sanki özgürleştirilmiş gibi görünüyor. Bahsi geçen iki örneğe daha yakından bakmak bir çözüm getirebilir.</div>
<div><a href="http://www.sivrisinema.com/dram/%e2%80%98ozgur-dunya%e2%80%99-ve-otomatik-portakal/attachment/alexdelarge/" rel="attachment wp-att-10062"><img class="aligncenter size-full wp-image-10062" title="alexdelarge" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/08/alexdelarge.jpg" alt="" width="421" height="182" /></a></div>
<div id="_mcePaste">İlk durumda yasalar tarafından sınırlandırılmayı reddeden Alex bu yasaları hiçe sayarak kendi özgürlüğünü sonuna kadar yaşıyor denebilir. Zira Alex?in eylemlerini belirleyen yegane unsur kendi iradesi. O gece canı ne yapmak istiyorsa onu yapıyor, isteği ile kendisi arasına girecek herhangi bir unsuru ? yasa, norm, birey ? göz ardı ederek kendi arzularından başka hiçbir şeyin kendisini sınırlandırmasına izin vermiyor bu da Alex?i özgür kılan başlıca etmenmiş gibi görünüyor. Belki de çoğumuzun kıskanacağı kadar ?özgür?dür Alex.  Fakat görünüş yanıltıcı olabilir.</div>
<div id="_mcePaste">?Arzu ve isteklerimizin eylemlerimizin yegane belirleyicileri olması bizi gerçekten özgür kılar mı?? sorusu üzerine iyice düşünmek gerekmektedir. Zira özgürlükten anlaşılacak bir ?eylemde tam serbestlik? fikri yani ?ne istersem onu yaparım? düşüncesi bizi hatalı sonuçlara götürecektir. Çünkü bireysel özgürlükler sonsuz değildirler aksine her bireyin özgürlük alanı bir diğerininki ile sınırlandırılmıştır. Yoksa özgürlük adına insanın değerini hiçe saymak ve eylemlerimizin belirleyicileri olarak sadece arzu ve isteklerimizi ve dahi kendi irademizi kullanmak bizi özgür kılmayacağı gibi aslında bizi köleleştiren yegane unsurdur da. Özgürlük düşüncesinin temelinde akıl bulunmalıdır zira Kant?ın dediği gibi insanın özgür eyleyebilmesinin koşulu akıl sahibi olmasıdır. Kant?ın doğa nedenselliği dediği Alex?in ise eğlence adını verdiği arzu ve isteklerin belirleyiciliği eşliğinde eylemek, belirli bir nedenin yarattığı etki ile hareket eden eşyanın yaptığından pekte farklı bir şey değildir. Bu alanda özgürlük aranamaz. Eylemdeki özgürlük yalnızca akıl belirleyici olduğu zaman üzerine konuşulabilecek bir şeydir.</div>
<div id="_mcePaste">Çalmak, dövmek, tecavüz etmek gibi eylemler akla dayandırılabilir mi tartışılır. Dahası Alex?in özgürce eylediğini düşündüğümüz zamanlarda aslında arzularının ve isteklerinin esiri olduğunu söyleyebiliriz. Peki Alex?i esaretinden kurtarmak kime düşer ve bu kurtarma eylemi nasıl gerçekleştirilmelidir?</div>
<div><a href="http://www.sivrisinema.com/dram/%e2%80%98ozgur-dunya%e2%80%99-ve-otomatik-portakal/attachment/a_clockwork_orange_001/" rel="attachment wp-att-10063"><img class="aligncenter size-full wp-image-10063" title="a_clockwork_orange_001" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/08/a_clockwork_orange_001.jpg" alt="" width="470" height="165" /></a></div>
<div id="_mcePaste">Hikayemizde Alex yetkililer tarafından bir çeşit karşı edimsel koşullanmaya tabi tutulmaktadır. Bu işlem sayesinde aklındaki şeytani fikirlerden arınan Alex topluma geri kazandırılmış olur aynı zamanda da özgürlüğüne kavuşur. Gerçekten de bu tedavi Alex?i özgür kılmaktadır. Zira artık toplum için tehlike arz etmeyen Alex hapishaneden salınır ve kendi normal yaşamına dönmesine izin verilir. Alex artık özgürdür; hem hapishaneden çıkmıştır hem de aklındaki kötülük damarından kurtulmuştur. Fakat bu özgürlük yine de sorunlu görünmektedir.</div>
<div id="_mcePaste">Aklından geçen her kötü düşünce Alex?in midesinin bulanmasına ve şiddetli bir acı hissetmesine neden olmaktadır. Herhangi bir şekilde koşullanmış bir bireyin, özgür eylemesi söz konusu olamaz. Çünkü her ne kadar Alex?in koşullanmış beyni onun topluma ve diğer bireylere zarar vermesini engellese de bu engel Alex?in özgür düşünmesini de imkansızlaştırır. Özgür eylem akla dayanmalıdır, neden etki bağlarından ayrı olmalıdır demiştik. Peki Alex?e yapılan müdahale onun aklını özgür mü kıldı, yoksa zaten arzuların etkisi altında olduğu için esir ilan ettiğimiz zihni istencin kıskacından kurtarmak için ona başka bir efendi mi bulmuş olduk? Yani hastalığı başka bir hastalık ile mi tedavi etmeye kalkıştık? Aynen şu çağda onlarca ulusun başka uluslara yapmaya çalıştığı gibi.Nasıl ki siyasi çıkarlar filmde Alex?in özgürlük alanını belirleyen bir ana unsur oluyorsa,günümüz uluslarının da  diğer uluslar üzerinde görünüşte ?özgürlük? alanını tekrar yapılandırmak(!) gibi bir dertleri ortaya cıkıyor..</div>
<div><a href="http://www.sivrisinema.com/dram/%e2%80%98ozgur-dunya%e2%80%99-ve-otomatik-portakal/attachment/norm-483ad24d5b157-aclockworkorangestanleykubricks1971/" rel="attachment wp-att-10073"><img class="aligncenter size-full wp-image-10073" title="norm-483ad24d5b157-A+Clockwork+Orange,+Stanley+Kubrick's+(1971)" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/08/norm-483ad24d5b157-A+Clockwork+Orange+Stanley+Kubricks+1971.jpeg" alt="" width="400" height="173" /></a></div>
<div id="_mcePaste">Alex?in özgürlük alanını toplum mu sınırlıyor yoksa onun arzu ve eğilimleri mi? Toplumun burada koyduğu sınır nedir?Sadece başkasının özgürlük alanına geçmemek mi bizi bu yasal alanda özgür kılıyor?Aklını kullanıp kendi bilincine varan bir insan diğer bir insanın özgürlük alanına girmez.Peki bu durumda doktorların Alex?in elinden aldıkları ?özgürlük? yerine ona sağladıkları yeni  ?özgürlük? aslında iki uç değil midir?Günümüzde ki uluslarda gördüğümüz de aynı böyledir.insanların ?özgürlük? ü için onların elindeki yasaları ?değer?leri yıkıp baştan bir ?özgürlük alanı? oluşturmak?Özgürlük insanın aklını kullanarak sahip olduğu en büyük değerlerden biridir.kişi olarak özgürlüğe sahip olmak bir olanaktır ve bu olanağı gerçekleştirmek ancak bunun bilinciyle olur.ve bu bilinç toplumda birey olarak yasamanın verdiği bir bilinçtir.böyle bir bilinç nasıl olurda ölümle sonuçlanabilir?hikayemizde Alex?in toplumda kazandığı ?özgürlük? intiharla sonuçlanır.bir birey olarak Alex ?özgürlük? ünü ölüm de nasıl bulabilir?uluslar birbirlerini vurarak ,öldürerek nasıl bir yüce ?değer?in fakına varabilirler?bu soruları cevaplayabilmek gerçekten zor.</div>
<div id="_mcePaste">Özgürlük hiçbir bireye zorla verilemez. insan olmanın bir getirisi olan özgürlüğün olanağı her bir bireyde vardır ve bunu gerçek kılmak demin de dediğimiz gibi, ancak kişi olarak bunun farkına varmakla olur. Bu bilinci kimse kimseye ne dayatabilir ne de baskı ve işkence gibi yollarla onda uyandırabilir. Alex ne arzu ve istemelerine göre eylerken özgürdü ne de topluma kazandırılma çabalarıyla koşullandırıldığında özgürdü. Günümüzde de Irak, İran, Libya, Endonezya, Arjantin, Afganistan, Yemen, Kuzey Kore gibi ülkelere dayatılan zoraki ?demokratikleştirme ve özgürleştirme politikaları? insanları hiçbir zaman ?özgür? kılmayacaktır.</div>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı svrsnm tarafından <strong>20 August 2010 00:00</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/dram/%e2%80%98ozgur-dunya%e2%80%99-ve-otomatik-portakal/#comments">2 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/dram/%e2%80%98ozgur-dunya%e2%80%99-ve-otomatik-portakal/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Maço Aksiyonun Geri Dönme Çabası!</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/makale/maco-aksiyonun-geri-donme-cabasi/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/makale/maco-aksiyonun-geri-donme-cabasi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Aug 2010 21:26:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Yürür</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[80 de sinema]]></category>
		<category><![CDATA[80 lerde sinema]]></category>
		<category><![CDATA[80 li yıllarda aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[80 li yılların filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[80 liler]]></category>
		<category><![CDATA[80 lilerin filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[a takımı eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[aksiyon filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Angelina Jolie filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Angelina Jolie son filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Cehennem Melekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Cehennem Melekleri eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Cehennem Melekleri film hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Cehennem Melekleri hakkına]]></category>
		<category><![CDATA[Cehennem Melekleri ilmi]]></category>
		<category><![CDATA[Cehennem Melekleri sinekritik]]></category>
		<category><![CDATA[Cehennem Melekleri yorum]]></category>
		<category><![CDATA[en maço aktör]]></category>
		<category><![CDATA[eski aksiyon fillmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hepsini Vur filmi]]></category>
		<category><![CDATA[kötü fimler]]></category>
		<category><![CDATA[maço filmler]]></category>
		<category><![CDATA[maçolar hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[makale aksiyon filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[rambo filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[rambonun son filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Schwazzenegger filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[sinema eleştirileri]]></category>
		<category><![CDATA[sinema ile ilgili makale]]></category>
		<category><![CDATA[sinemanın maçoları]]></category>
		<category><![CDATA[snema makale]]></category>
		<category><![CDATA[Taşıyıcı filmi]]></category>
		<category><![CDATA[terminatör]]></category>
		<category><![CDATA[Tetikçi filmi]]></category>
		<category><![CDATA[The Expendables]]></category>
		<category><![CDATA[The Expendables eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[The Expendables film ayrıntıları]]></category>
		<category><![CDATA[The Expendables filmi]]></category>
		<category><![CDATA[The Expendables makal]]></category>
		<category><![CDATA[The Expendables sinekritik]]></category>
		<category><![CDATA[The Expendables yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Tropik Fırtına filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Tropik Fırtına sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=10014</guid>
		<description><![CDATA[Malumunuz izleyici artık beyazperde de türlü ilüzyonu yalayıp yutmuş vaziyette! Bu noktada ya zokanın ucuna daha leziz yemler koymak zorundasınız ya da ona unutturduklarını tattırmak için kolları sıvamalısınız. İçinde bulunduğumuz son on yıl içerisinde aksiyon sinemasının trendleri ciddi biçimde değişti! Bourne serisi ile rahat bir nefes alan bu tür Bond serisinin yeniden makyajlanması ile birlikte yeniden ciddiye alınması gereken özellikleri bünyesinde toparlamayı başardı. Menüye bir de komplike kurguları ve hareketlilik namına ne varsa tepeye taşıyan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Malumunuz izleyici artık beyazperde de türlü ilüzyonu yalayıp yutmuş vaziyette! Bu noktada ya zokanın ucuna daha leziz yemler koymak zorundasınız ya da ona unutturduklarını tattırmak için kolları sıvamalısınız.</p>
<p>İçinde bulunduğumuz son on yıl içerisinde aksiyon sinemasının trendleri ciddi biçimde değişti! Bourne serisi ile rahat bir nefes alan bu tür Bond serisinin yeniden makyajlanması ile birlikte yeniden ciddiye alınması gereken özellikleri bünyesinde toparlamayı başardı. Menüye bir de komplike kurguları ve hareketlilik namına ne varsa tepeye taşıyan incelikli sahneleri ekleyecek olursak, türün geçirdiği evrimi daha kolay idrak edebiliriz. Bir de bu türün parodisi olan süper prodiksiyonlar var ki, türün gerçek sahiplerinden çok daha pahalı ve incelikli olabiliyorlar&#8230;Örneğin 150 milyon doları aşkın bütçesi ile Tropik Fırtına, şişkin masrafları sebebi ile ti?ye aldığı sularda boğulmadan izleyicisini diri tutrabiliyorken; Tetikçi, Taşıyıcı, Hepsini Vur ve ailenin son üyesi Gece Ve Gündüz, ise daha fazla cambazlığı kendisini minimum ciddiyetle izleyicisine sunarak kaldırabiliyor&#8230;</p>
<p>Her aksiyon filminin daha haraketli ve daha fazla çatırtı patırtılı gösterime girme gibi bir iddiası var sanki. Bu noktada içi &#8220;kof&#8221; aksiyon sinemasının da uzunca bir süredir ev sinemasından sıyrılıp genel gösterime çıkabilecek örneklere sahip olamaması durumunu da irdelemek gerekiyor (Lafı bir şekilde Cehennem Melekleri&#8217;ne getirme niyetinde olmama rağmen dönüp dolaşıyorum iyi mi?)</p>
<p><a rel="attachment wp-att-10028" href="http://www.sivrisinema.com/makale/maco-aksiyonun-geri-donme-cabasi/attachment/the-expendables-fullcast1/"><img class="aligncenter size-full wp-image-10028" title="the-expendables-fullcast1" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/08/the-expendables-fullcast1.jpg" alt="" width="450" height="227" /></a></p>
<p>Rocky ve özellikle Rambo serisinin son halkası, 80&#8242;lerin ruhunun arayışının belki de ilk adımlarıydı Stallone için. Bu iki serinin devamı konusu henüz netlik kazanmamışken; Stallone, bambaşka bir seri film olma potansiyeline sahip Cehennem Melekleri ile çıktı karşımıza. Sağlam bir &#8220;kemik kıran&#8221; kadrosuna sahip olan Cehennem Melekleri, detaysız senaryosu, zaman zaman sarkan kurgusu; yer yer kasıntı, yer yer sinir bozucu diyalogları ile 80&#8242;lerin maço aksiyon filmlerine hasret duyanlar için biçilmiş kaftan. Hiç bir konu üzerinde gereğinden fazla kafa yormanıza gerek yok zira oldukça kaslı ağabeylerimiz bu soruları sizler için hiç bir ekstra ücret ödemeden geçiştiriveriyorlar&#8230;</p>
<p><a rel="attachment wp-att-10033" href="http://www.sivrisinema.com/makale/maco-aksiyonun-geri-donme-cabasi/attachment/macolar/"><img class="aligncenter size-full wp-image-10033" title="maçolar" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/08/maçolar.jpg" alt="" width="500" height="98" /></a></p>
<p>A-Takımı ile Cehennem Melekleri&#8217;nin birbirine yakın dönemlerde vizyon şansı elde etmesi kafamızda &#8220;80&#8242;ler usulü aksiyon geri mi dönüyor?&#8221; sorusunun şimşek efektine tekabulen çakmasına sebebiyet veriyor. Şu dakikada bu yapımların gerekliliğini ya da gereksizliğini sorgulamak zaten akıl karı değil. Diğer taraftan günümüz cilalı aksiyon örneklerinin grotesk bir antitezi oldukları için ben bu yapımların olması gerektiğine de inanıyorum. Mesela yüzde doksanı &#8220;yaşlı abilerden&#8221; oluşan bu örnekler, vernik kokan yeni nesil aksiyonlara da garip bir alternatif oluşturuyor. Örneğin Cehennem Melekleri&#8217;nden tek gerçek farkı, hikayesini çekici kılmak adına türlü cambazlıklara soyunması olan Salt&#8217;ın da bu örneklerden tamamen bağımsız olduğunu düşünemeyiz. Zira hesapta politik bir kurgu içeren ve izleyiciyi ters köşeye yatırmak adına heybesinde ne var ne yok bu tarafa hibe eden Salt&#8217;ın geç kalmış bir aksiyon örneği olduğunu söylemek de hiç yanlış değil! Hem de 20 küsür yıl gibi bir gecikmedir bana göre burada söz konusu olan!</p>
<p><a rel="attachment wp-att-10023" href="http://www.sivrisinema.com/makale/maco-aksiyonun-geri-donme-cabasi/attachment/sivrisinema-8/"><img class="aligncenter size-full wp-image-10023" title="sivrisinema" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/08/sivrisinema1.jpg" alt="" width="500" height="143" /></a><br />
Yine de daha afişlerinden kendisini belli eden Angelina Jolie vs Botoks şaheseri Stallone + 6 maço adam&#8217;ın caydırıcılık unsurları da bir değil (her ne kadar photoshop sayesinde Jolie&#8217;den ziyade Zeta-Jones?u andırsa da caydırma eşiği üzerine ciddi bir fark görmek mümkün değil!)</p>
<p>Propaganda&#8230;propaganda&#8230;propaganda&#8230;Stallone, Stallone&#8217;luğundan vaz geçmeyecek bunun için akıl duasına çıkmaya gerek yok. Kıyıda köşede kalmış, adını doğru telaffuz edemediği ülkelere kendi eli ile adalet götürmeye devam ediyor. Küçük devletleri satın alan büyük Amerikalılar&#8230;daha neler neler&#8230;İyi de 80&#8242;lerde zaten çocuk olan kuşak büyüdü, çoluk çocuk sahibi oldu&#8230;mümkün mertebe adam oldu&#8230;En azından bu bakış açısı değişebilirdi. Kalan herşey olduğu gibi dursaydı da gocunmazdık ki!</p>
<p>Bam! Güm! Çatara! Patara! Eğer özlem çekmiyorsanız kaslı ağabeylerimizin cüsselerine orantılı olarak koca koca silahlardan çıkacak bu patırtı kulaklarınıza hasar verebilir. Zira burada gayri melodik bir silah orkestrası kurulmuş vaziyette! Her gurmenin damak zevkine hitap eder mi (ya da damak zevkinize hitap etmesi için gurme olmanız gerekir mi)? İşte bu soruların net bir cevabı yok!</p>
<p>Schwazzenegger&#8217;in kısacık sahnesinin berbat bir espri ile sona erdirilmesi&#8230;Buruşuk yüzler arasında cillop gibi ortaya çıkan Bruce Willis&#8217;in de seyircinin göz zevkine bir parmak bal çalması dışında&#8230;Terlediği zaman suratına bakmakta zorlanılacak (normalde ne yapıyorduysak) bir Stallone&#8217;a ne kadar seçkin bir menü var. Tabi  kadroda görmek isteyeceğimiz daha bir düzine emektar aksiyon yıldızı da var!</p>
<p>JCVD ile bir nevi kendi kariyerinin muhasebesini yapan Van Damme&#8217;ın kendisine edilen teklifi geri çevirdiği söyleniyor. Takdir edilesi buluyorum ve geçiyorum&#8230;Steven Seagal, Hulk Hogan, Chuck Norris, Jackie Chan gibi eski topraklar ile, Tony Jaa, Vin Diesel gibi aksiyon yıldızlarının da böyle bir yapımda yer alması gerekirdi&#8230;Belki bu plan dahilinde olabilir. Zira Cehennem Melekleri bir televizyon dizisinin üç düzine bölümünden sadece biri gibi duruyor! Peki dizinin devamına gerek var mı? Bu noktasa susuyorum&#8230;</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı Fatih Yürür tarafından <strong>18 August 2010 23:26</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/makale/maco-aksiyonun-geri-donme-cabasi/#comments">4 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/makale/maco-aksiyonun-geri-donme-cabasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İmgelerle Konuşan Yönetmen</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/makale/imgelerle-konusan-yonetmen/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/makale/imgelerle-konusan-yonetmen/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Aug 2010 22:00:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>svrsnm</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[güney kore sinema yönetmenleri]]></category>
		<category><![CDATA[güneykore sinema rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[güneykore sineması]]></category>
		<category><![CDATA[İmgelerle Konuşan Yönetmen]]></category>
		<category><![CDATA[İmgelerle Konuşan Yönetmen Kim Ki Duk]]></category>
		<category><![CDATA[İmgelerle Konuşan Yönetmen makale]]></category>
		<category><![CDATA[İmgelerle Konuşan Yönetmen nesli bilecen]]></category>
		<category><![CDATA[İmgelerle Konuşan Yönetmen yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Kim Ki Duk]]></category>
		<category><![CDATA[Kim Ki Duk biografi]]></category>
		<category><![CDATA[Kim Ki Duk caps]]></category>
		<category><![CDATA[Kim Ki Duk filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kim Ki Duk foto]]></category>
		<category><![CDATA[Kim Ki Duk galeri]]></category>
		<category><![CDATA[Kim Ki Duk güneykore]]></category>
		<category><![CDATA[Kim Ki Duk hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Kim Ki Duk hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Kim Ki Duk kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Kim Ki Duk nerede]]></category>
		<category><![CDATA[Kim Ki Duk resim]]></category>
		<category><![CDATA[Kim Ki Duk resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kim Ki Duk sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Kim Ki Duk sinema yönetmeni]]></category>
		<category><![CDATA[Kim Ki Duk tarz filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Kim Ki Duk un hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Kim Ki Duk video]]></category>
		<category><![CDATA[Kim Ki Duk yönetmen]]></category>
		<category><![CDATA[Kim Ki Duk yönettiği filmler]]></category>
		<category><![CDATA[uzakdoğu sinema rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmenler ve hayatları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=9732</guid>
		<description><![CDATA[Kim Ki Duk üzerine konuşmak ve yazmak hep çok zor geliyor bana. Nerden başlasam nasıl anlatsam hesaplarına takılıp kalıyorum. Önyargılar denizi mi acaba onu içine yerleştirdiğim şey yoksa hakkını vermek mi? Önce Kubrick, Lynch, Julio Medem, Mike Leigh fethetti gönlümü ama Kim Ki Duk?un filmografisi kadar etkileyen olmadı beni hiç. Yönetmen, senarist, yapımcı? Güney Koreli müthiş adam. Kimilerince ?psikopat? ilan edilen Kim Ki Duk? un serüveni bir uçak bileti alabilecek kadar para biriktirip, Fransa?ya sanat ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Kim Ki Duk üzerine konuşmak ve yazmak hep çok zor geliyor bana. Nerden başlasam nasıl anlatsam hesaplarına takılıp kalıyorum. Önyargılar denizi mi acaba onu içine yerleştirdiğim şey yoksa hakkını vermek mi? Önce Kubrick, Lynch, Julio Medem, Mike Leigh fethetti gönlümü ama Kim Ki Duk?un filmografisi kadar etkileyen olmadı beni hiç. Yönetmen, senarist, yapımcı? Güney Koreli müthiş adam.</p>
<p>Kimilerince ?psikopat? ilan edilen Kim Ki Duk? un serüveni bir uçak bileti alabilecek kadar para biriktirip, Fransa?ya sanat eğitimi almak için gelişiyle şekilleniyor. Kendi resimlerini satarak para kazanan Kim Ki Duk birkaç sene sonra Kore? ye geri dönüyor ve 1996? da ilk filmi olan Crocodile?la her şeye başlıyor. Şu ana kadar 13 muhteşem filmin yönetmenliğini ve senaristliğini yapıyor. Wild Animals (1996), Birdcage Inn (1998), Real Fiction (2000), The Isle (2000), Address Unknown (2001), Bad Guy (2001), The Coast Guard (2002), Spring, Summer, Autumn, Winter&#8230; and Spring (2003), Samaritan Girl (2004), 3-Iron (2004), The Bow (2005), Time (2006)filmografisini oluşturuyor Kim Ki Duk? un.<br />
<a rel="attachment wp-att-9742" href="http://www.sivrisinema.com/?attachment_id=9742"><img class="aligncenter size-full wp-image-9742" title="kimkiduk" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/08/kimkiduk.jpg" alt="" width="450" height="149" /></a><br />
Benim Kim Ki Duk? la tanışıklığım The Isle? ı izlememle başladı ve sanırım bundan sonra her yeni filmini merakla bekliyorum, el mahkûm. El mahkûm diyorum çünkü öyle bir etki bırakıyor. Her şeyi sorgulatıyor, değerleri yıkıyor, olanı öyle bir göze sokuyor ki, normalle anormal olan karışıyor, şiddetin hayatın içindeliği ortaya konuyor, aşkın, bilincin, aklın, rahatsız ediciliğin&#8230;her şeyin tadını ağzınız yana yana alıyorsunuz. Beklenmedik bir anda yıkılıveriyor her şey, konuşmalara gerek kalmıyor o anlarda Kim Ki Duk filmlerinde; oltalar, resimler, renkler, bakışlar şiddetin, çirkinliğin, iyinin, güzelin insanın imgesel dünyası oluyor. Bu yüzden ona ?imgelerin yönetmeni? deniyor. İmgelerle, konuşmaya gerek kalmadan anlatıyor anlatacaklarını hem de çok daha etkileyerek.</p>
<p>Sanat yapmakla geçinen, ağır metrajlı boş filmlerdense- ki buna en büyük örnek bence Tarkovski? dir şahsi kanaatim- Kim Ki Duk? ta ne bir zorlama, ne bir sıkıntı hissedersiniz. Görsellik her filminde muhteşemdir. Renkleri sunar, olduğu gibidir her şey. İronilere gerek yoktur onun filmlerinde. Baştan aşağıya sanattır çünkü bakışı farklıdır.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-9744" href="http://www.sivrisinema.com/makale/imgelerle-konusan-yonetmen/attachment/kim-ki-duk-2/"><img class="aligncenter size-full wp-image-9744" title="kim ki duk" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/08/kim-ki-duk1.jpg" alt="" width="500" height="136" /></a></p>
<p>Günümüz sinema anlayışı özellikle vizyona gelen filmler, Oscar alanlar, göz boyamalık efektler, milyar dolarlar?o kadar anlamsız ve sıkıcı ki!. Her zaman aynı şeyler. Adı Hollywood bu sektörün. Uzakdoğu?dan alınan filmlerin yapay görsellikler katılarak ünlü aktörlerle tekrar çekilmesi, eski filmlerin yeni versiyonları, anlamsız ödül ve reklâmlar. Sanatın ve sinemanın daha farklı olduğuna inanıyorum açıkçası. Bir filmin şaşırtıcı yönü ağır basıyorsa, etkileyiciyse, duygusal ve tepkisel olarak tepki alıyorsa izleyiciden asıl başarı bu diye düşünüyorum.</p>
<p>Julio Medem? in nasıl ki filmlerinde nüdizm etkisi farklı anlaşılıyorsa, Kim Ki Duk filmlerinin birçokları tarafından ?psikopat? olarak nitelendirilmesi aynı sebeplerdir. Sanat açık bir alandır ve bakış açısıyla ilişkilidir. Dar bir bakış açısı eserleri çok uç yerlerde değerlendirmeye götürebilir, olmayacak yorumlar çıkabilir anlatımlardan.</p>
<p>Zamanın saplanıp kalmış önyargılı, üretmeyen yönetmenlerine karşı Kim Ki Duk sinema dünyasına yaptığı filmlerle bir ok gibi saplanıp kendi farkını göstermiştir ve göstermektedir. Kısır bir üretkenlik sürecine saplanmış olan Hollwood?a karşın Kim Ki Duk her yaptığıyla yaratıcılığın bakışını ortaya koyuyor ve sayesinde sanat izliyoruz.<br />
Sezar? ın hakkı Sezar? a!</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı svrsnm tarafından <strong>12 August 2010 00:00</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/makale/imgelerle-konusan-yonetmen/#comments">13 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/makale/imgelerle-konusan-yonetmen/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>13</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Heath Ledger: Kısa Metrajlı Hayat</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/makale/heath-ledger-kisa-metrajli-hayat/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/makale/heath-ledger-kisa-metrajli-hayat/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Aug 2010 22:00:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Selin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[en kısa metrajlı film]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Heath Ledger]]></category>
		<category><![CDATA[Heath Ledger and matt damon]]></category>
		<category><![CDATA[Heath Ledger caps]]></category>
		<category><![CDATA[Heath Ledger eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Heath Ledger en kısa filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Heath Ledger filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Heath Ledger filmogafi]]></category>
		<category><![CDATA[Heath Ledger foto]]></category>
		<category><![CDATA[Heath Ledger fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Heath Ledger galeri]]></category>
		<category><![CDATA[Heath Ledger galery]]></category>
		<category><![CDATA[Heath Ledger hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Heath Ledger hakkında yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Heath Ledger hayat öyküsü]]></category>
		<category><![CDATA[Heath Ledger joker]]></category>
		<category><![CDATA[Heath Ledger kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Heath Ledger makale]]></category>
		<category><![CDATA[Heath Ledger nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Heath Ledger photo]]></category>
		<category><![CDATA[Heath Ledger resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Heath Ledger resmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Heath Ledger video]]></category>
		<category><![CDATA[Heath Ledger yorumları]]></category>
		<category><![CDATA[Heath Ledger'i en kısa filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Heath Ledger'in hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Heath Ledger'in kısa]]></category>
		<category><![CDATA[Heath Ledger'in kısa filmi]]></category>
		<category><![CDATA[joker geri dönüyor]]></category>
		<category><![CDATA[joker gerimi dönüyor]]></category>
		<category><![CDATA[joker Heath Ledger]]></category>
		<category><![CDATA[joker karakteri]]></category>
		<category><![CDATA[joker karakteri kim]]></category>
		<category><![CDATA[kısa metraj]]></category>
		<category><![CDATA[Kısa Metrajlı film]]></category>
		<category><![CDATA[Matt Damon]]></category>
		<category><![CDATA[Mel Gibson]]></category>
		<category><![CDATA[Mel Gibson filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mel Gibson ve Heath Lenger]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=9550</guid>
		<description><![CDATA[Christopher Nolan yapımı iddialı The Dark Knight (Kara Şövalye) yapılmış en iyi Batman filmleri arasına girerken, Heath Ledger da bu filmdeki Joker rolü ile kariyerinin, hatta sinemanın en iyi oyunculuklarından biri ile bütün sinema kulislerine bomba gibi düştü. O ana kadar Heath Ledger?i hiç izlememiş olanlar bile onu o mor takımı, yüzüne çok yakışan makyajı ve olağanüstü Joker yorumuyla perdede ilk gördükleri andan itibaren koltuklarına çakıldılar. Aslında 90?lı yıllarda oyunculuğa başlayan Avusturalya?lı oyuncu 1998?de senden ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Christopher Nolan yapımı iddialı The Dark Knight (Kara Şövalye) yapılmış en iyi Batman filmleri arasına girerken, Heath Ledger da bu filmdeki Joker rolü ile kariyerinin, hatta sinemanın en iyi oyunculuklarından biri ile bütün sinema kulislerine bomba gibi düştü. O ana kadar Heath Ledger?i hiç izlememiş olanlar bile onu o mor takımı, yüzüne çok yakışan makyajı ve olağanüstü Joker yorumuyla perdede ilk gördükleri andan itibaren koltuklarına çakıldılar. Aslında 90?lı yıllarda oyunculuğa başlayan Avusturalya?lı oyuncu 1998?de senden nefret etmemin 10 sebebi adlı romantik komedi ile ABD sinemasına merhaba dedi. Bu hafif başlangıç filminden sonra takipte olanların hatırlayacağı Patriot ( Vatansever) filminde Benjamin Martin?in ( Mel Gibson) oğlu Gabriel Martin?i canlandırdı. Filmdeki sert oyunculuğu ve fiziksel özellikleri ile dikkat çekmeyi başaran oyuncu, yine aynı yıl bol ödüllü Monster?s Ball filminde de rol aldı.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-9691" href="http://www.sivrisinema.com/makale/heath-ledger-kisa-metrajli-hayat/attachment/heath-ledger-2/"><img class="aligncenter size-full wp-image-9691" title="Heath Ledger" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/08/Heath-Ledger.jpg" alt="" width="500" height="148" /></a></p>
<p>Kendisine karakter oyunculuğu yolunu açacak yapım ise 2003?de oynadığı Ned Kelly adlı film oldu. Ned Kelly adında Avusturalyalı bir suçluyu canlandırdığı filmdeki oyunculuğu usta yönetmenlerce tam not aldı. Bu filmle Ang Lee?nin dikkatini çeken Heath Ledger, Brokeback Dağın?nın sürekli küfredecekmiş gibi dişlerinin arasından konuşan, biraz aklı eksik, kaba saba biseksüel kovboyu Enis Del Mar rolü ile 2005 yılında birçok ödül ve adaylık kazandı. Sinemanın en sansasyonel ve cesur filmleri arasında gösterilen Brokeback Dağı?nın çekimleri sırasında Ang Lee aktörden bir oyunculuk harikası olarak bahsetmiş ve sinemanın yeni Marlon Brando?su olacağını söylemişti. Bu filmin çekimleri sırasında tanıştığı Michelle Williams?la nişanlanan Ledger kısa bir süre sonra bir kız çocuğuna sahip oldu. Bu rolüyle tam 28 ayrı organizasyon tarafından en iyi aktör ödülüne aday gösterilen Ledger ,bu organizasyonların sekizinden ödülle ayrıldı.Brokeback Dağı ile yeni dönem oyuncular arasından çok üst sıralara yerleşen Ledger,bu cesur rolün hemen ardından Casanova adlı filmle karşımıza çok farklı bir karakterde çıktı.Yine 2005 te rol aldığı Grimm Kardeşlerdeki performansı ile oyunculuktaki serbestliğini perdeye taşımış ve fantastik rollere yatkınlığını göstermişti.Romantik komedilerin aksiyonların kolayca populer aktörü olabilecekken,terry gilliam, todd haynes, ang lee, marc forster, brian helgeland, lasse hallström gibi yönetmenlerle çalışarak,kariyerini Johnny Depp gibi şekillendireceğinin sinyallerini veriyordu.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-9704" href="http://www.sivrisinema.com/makale/heath-ledger-kisa-metrajli-hayat/attachment/heath-ledger-5/"><img class="aligncenter size-full wp-image-9704" title="Heath Ledger 5" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/08/Heath-Ledger-5.jpg" alt="" width="587" height="133" /></a></p>
<p>Bob Dylan?ın hayatından kesitler anlatan I am not  Here ?de boy gösterip,uyuşturucu bağımlısı bir şairi oynadığı Candy filmlerinden sonra,2008 yılında karşımıza Joker olarak çıktı.Herkesin Jack Nicholson&#8217;dan sonra başka Joker olur mu? Nicholson&#8217;un oyunculuğunun yanında ezilecek diye beklediği Heath Ledger,filmin traileri internette dönmeye başladığı anda herkesi şoke edip,ortalığı kasıp kavurdu.Bana kalırsa The Dark Night filmini en iyi Batman filmlerinden birisi yapan,tekrar tekrar izlenen filmler arasına sokan bir eşsiz bir performans sergilemişti Heath Ledger.Ses tonundan, yürüyüşüne, bütün mimiklerine kadar, acımasızlığını perdeye yansıtması eşsiz bulundu.Doğru sesi bulmak,karakteri oturtmak için 1 ay boyunca bir odada tek başına çalıştığı söyleniyordu..Sergilediği bu performans Ledger?e, tam 29 ayrı organizasyonda en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü kazandırdı. Aynı performansla en büyük beş ödül organizasyonun (Oscar, Bafta ve Golden Globe, SAG ve Critics? Choice Award ) hepsinden ödülle ayrılan sekiz aktörden birisi oldu. Ama maalesef Heath Ledger bu ödüllerden hiçbirini evine götüremedi.2008 yılının Ocak ayında Manhattan?daki dairesinde ölü olarak bulunan Heath Ledger?in ölüm sebebi kayıtlara reçeteli ilacın yanlış kullanımı olarak geçti. Ama bazı kaynaklara göre uzun süredir insomnia hastalığı olan Ledger?in kızının annesinden ayrıldıktan sonra çok fazla uykusuzluk çektiği için depresyona girmiş ve ilaçların dozunu çok artırmış olmasıydı. 2000?li yılların en iyi aktörleri arasına giren Heath Ledger,29 yaşında vefat ettiğinde arkasında çoğu oyuncunun hayatı boyunca yakalayamadığı başarılar ve The Imaginarium of Doctor Parnassus filmindeki Tony rolünü bıraktı. Filmin yarım kalan çekimlerine Tony rolünde ölümünden derin üzüntü duyan arkadaşları Johhny Depp,Jude Law ve Collin Farrel?la devam edildi.Aktörlerin filmden aldıkları ücret Ledger?in kızı Matilda Hesabına yatırıldı.Ölümünden 1 yıl sonra kazandığı Oscar?ı onun adına sahneden annesi babası ve kız kardeşi aldı.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-9696" href="http://www.sivrisinema.com/makale/heath-ledger-kisa-metrajli-hayat/attachment/heath-ledger-1/"><img class="aligncenter size-full wp-image-9696" title="Heath Ledger 1" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/08/Heath-Ledger-1.jpg" alt="" width="500" height="115" /></a></p>
<p>Meraklısına not: Asıl adı Heathcliff Andrew Ledger olan aktör 4 nisan 1979?da Avustralya?da doğdu. İlk kez, 1996 yılında bir TV dizisi olan <em>Sweat&#8217;</em>de eşcinsel bir motosikletçi olan Snowy Bowles rolü ile ekranda göründü. Onu izleyebileceğiniz son filmi ise The imaginarium of Dr Parmassus.22 Ocak 2008?de vefat eden Ledger, ölmeden önce İskoç senarist ve yapımcı Allan Scott&#8217;ın <em>The Queen&#8217;s Gambit</em> adlı 1983 yılında basılan kitabının uyarlamasında yönetmen ve aktör olarak yer almayı planlıyordu. Ölümü ile ilgili basında yer alan en çarpıcı iddia ise Ledger&#8217;ın deli bir suçlu olan Joker rolünü almasının onu ölüme ittiğiydi.Ölümünden sonra aldığı Oscar,akademinin duygusal yaklaşımı olarak algılanmadı.Çünkü bu rolüyle Ledger adını kült oyuncular arasına  yazdırmıştı.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı Selin tarafından <strong>09 August 2010 00:00</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/makale/heath-ledger-kisa-metrajli-hayat/#comments">6 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/makale/heath-ledger-kisa-metrajli-hayat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sinemanın Altın Madeni: Stephen King</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/makale/sinemanin-altin-madeni-stephen-king/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/makale/sinemanin-altin-madeni-stephen-king/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Jun 2010 18:59:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Selin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Esaretin Bedeli (Shawshank redemption)]]></category>
		<category><![CDATA[Kara Kule (Dark tower)]]></category>
		<category><![CDATA[Kubrick]]></category>
		<category><![CDATA[Kubrick kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Kubrick ne]]></category>
		<category><![CDATA[Kubrick nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Kubrick şaheseri]]></category>
		<category><![CDATA[Kubrick şaheseri Stephen King]]></category>
		<category><![CDATA[Kujo]]></category>
		<category><![CDATA[Kujo filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Kujo sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Maça kızı (Hearts in Atlantis)]]></category>
		<category><![CDATA[makale Stephen King]]></category>
		<category><![CDATA[Rita Hayworth and Shawshank Redemption]]></category>
		<category><![CDATA[Rita Hayworth and Shawshank Redemption cast]]></category>
		<category><![CDATA[Rita Hayworth and Shawshank Redemption cinema]]></category>
		<category><![CDATA[Rita Hayworth and Shawshank Redemption film ayrıntıları]]></category>
		<category><![CDATA[Rita Hayworth and Shawshank Redemption film hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Rita Hayworth and Shawshank Redemption film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Rita Hayworth and Shawshank Redemption film özeti]]></category>
		<category><![CDATA[Rita Hayworth and Shawshank Redemption film yorumları]]></category>
		<category><![CDATA[Rita Hayworth and Shawshank Redemption fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Rita Hayworth and Shawshank Redemption sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Shawshank Redemption]]></category>
		<category><![CDATA[Shawshank Redemption film ayrıntıları]]></category>
		<category><![CDATA[Shawshank Redemption film konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Shawshank Redemption film özet]]></category>
		<category><![CDATA[Shawshank Redemption film yorumları]]></category>
		<category><![CDATA[Shawshank Redemption ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Shawshank Redemption sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemanın altın madeni: Stephen King]]></category>
		<category><![CDATA[Stephen King]]></category>
		<category><![CDATA[Stephen King biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Stephen King eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Stephen King filmografi]]></category>
		<category><![CDATA[Stephen King hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Stephen King hakkında bilmedikleriniz]]></category>
		<category><![CDATA[Stephen King hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Stephen King hiayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Stephen King hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[Stephen King kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Stephen King kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[Stephen King Kujo]]></category>
		<category><![CDATA[Stephen King makale]]></category>
		<category><![CDATA[Stephen King romanları]]></category>
		<category><![CDATA[Stephen King yaptıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Stephen King'in hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[The Shinning (cinnet)]]></category>
		<category><![CDATA[The Shinning (cinnet) sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Yol (gren mile)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=8703</guid>
		<description><![CDATA[Korku edebiyatının kralı Stephen King, 1974 de yayınlanan ilk romanı Göz?den (Carrie) beri yazdığı kısa öykü, hikaye serileri ve romanlarla bu karanlık edebiyat dalına birçok birçok eser vermiştir. Yayınlanan her romanı uzun süre en çok satanlar listesinde kalan King, sinema ve televizyona birçok film ve dizi hediye etmiştir. Özellikle,80?ler ve 90?larda korku ve gerilim sineması Stephen King?den bolca beslenmiş, eserlerinden uyarlanan birçok film klasikler arasında yerini almıştır. Korkularıyla yüzleşen yazar karakterler, canlı gibi davranan nesneler, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Korku edebiyatının kralı Stephen King, 1974 de yayınlanan ilk romanı Göz?den (Carrie) beri yazdığı kısa öykü, hikaye serileri ve romanlarla bu karanlık edebiyat dalına birçok birçok eser vermiştir. Yayınlanan her romanı uzun süre en çok satanlar listesinde kalan King, sinema ve televizyona birçok film ve dizi hediye etmiştir. Özellikle,80?ler ve 90?larda korku ve gerilim sineması Stephen King?den bolca beslenmiş, eserlerinden uyarlanan birçok film klasikler arasında yerini almıştır. Korkularıyla yüzleşen yazar karakterler, canlı gibi davranan nesneler, çıldıran hayvanlar, mistik güçler gibi bir çok türde eserler veren King?in hayal dünyasını sinema sektörü oldukça sevmiştir.</p>
<p>1947  yılında Porland?da doğan King, çoçuk yaşlardan başladığı çizgi roman ve hikaye tutkusuna, öğretmen olduktan sonra da devam etmiş. Birçok kısa öyküsü çeşitli yerel gazetelerde yayınlanıp beğeni toplarken, romancılığa başlayan King, insani korkuların, özellikle de kendi korkuları üzerinden esinlenip yazdığı benzersiz hikayelerle Newyork bestseller listelerinde en uzun süre birinci sırada kalan yazarlardandır. Romanlarının yanında Kara Kule (Dark tower) isimli hikaye serisi de dünyada en çok satan seriler arasındadır. Gerilim, korku sinemasının yükselen yıllarında Stephen King bir yazarın bu kadar verimli olması ise sinema sektörünün King?in romanlarını adeta yağmalamasına yol açmıştır. Çoğu zaman hikayelerini berbat ettiği gerekçesiyle yönetmenlerle arası bozulan King, buna rağmen sinemaya 51 film, 14 kısa film, 6 tv dizisi, 9 tv filmi ve çesitli müzik videoları vermiş bir yazardır. Sadece gerilim türüyle sınırlı kalmayan King sinemaya Esaretin Bedeli (Shawshank redemption) ,Yeşil Yol (gren mile), Maça kızı (Hearts in Atlantis) yüzyılın en iyi filmleri listesinde gösterilen filmlerin altına da imzasını atmıştır.</p>
<p>Her ne kadar Kubrick şaheseri olarak anılsa da korku türünün en önemli örneklerinden sayılan <a href="http://www.sivrisinema.com/gerilim/the-shining/" target="_blank"><strong>The Shinning (Cinnet)</strong></a> ,Stephen King ?in aynı adlı romanından uyarlanılarak çekilmiştir. (Kitap türkiye?de Medyum adıyla basılmıştır) kocaman bir otelde kışın ailesi ile birlikte bekçilik yapmak için yerleşen yazar Jack Torrance (Jack Nicholson) bu izole edilmiş ortamda çeşitli olağandışı olaylarda cinnet geçirmesini konu alan film, Kubrick?in kendine özgü yorumu ve Jack Nicholsun?un muhteşem oyunculuğuyla, kült filmler arasında yerini almıştır. Böylesi bir filme rağmen Stephen King, kitabını mahvettiği gerekçesiyle Kubrick?ten nefret ettiği açıklamasını yapmıştır. Stephen King çoğu romanında içine kapanık sorunlu yazar tiplemesini kullanmıştır. Kubrick de Medyum daki bu karakteri kendi hayalgücüyle harmanlayarak bambaşka bir etki yaratmıştır.</p>
<p>The Shinnig?in bu başarısından sonra gözünü King kitaplarına diken yapımcılar, hemen arkasından satış grafiklerini alt üst eden kitabı <strong>Kujo</strong>?yu filme çekmek için kolları sıvadılar. Adlı Kujo olan iri cüsseli bir köpeğin bir yarasa tarafından ısırılmasından sonra gelişen olayların üzerine kurulu gerilim olan film, konusu ilginç de olsa beklenen başarıyı yakalayamadı.</p>
<p>Dönemin korku filmi yönetmenlerinden John Carpenter 83 yılında <strong>Christine</strong> adlı kitabı King ile beraber senaryolaştırarak başarılı bir film ortaya koymuştur. Katil bir arabanın insanları esrarengiz bir şekilde yok etmesini konu alan film, Stephen King in nesneleri kullanarak yarattığı gerilim hikayelerine çok güzel bir örnek teşkil eder.</p>
<p>Bir palyaço katilin okulda estirdiği terörü konu alan <strong>?It?</strong> romanı, Tv filmi olarak çekilmiş (filmin Türkçe adı ?O?) bugün izlendiğinde komik gelebilecek sahneler içerse bile 90 ların başında palyaçolardan nefret eden bir kuşak yetişmesine sebep olacak kadar etkili olmuştur.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-8745" href="http://www.sivrisinema.com/makale/sinemanin-altin-madeni-stephen-king/attachment/sivrisinema-6/"><img class="aligncenter size-full wp-image-8745" title="sivrisinema" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/06/sivrisinema1.jpg" alt="" width="500" height="224" /></a></p>
<p style="text-align: center;">
<p>King?in çocukları ve arkadaşları yaşadıkları yere yakın otoyolda ölen hayvanları evin arka tarafında bulunan ormanlık alana gömerlermiş ve burada minik bir hayvan mezarlığı oluşturmuşlar. Evin arkasındaki bu küçük mezarlıktan esinlenerek yazdığı <strong>?Hayvan Mezarlığı?</strong> ise 1989 da film olarak çekildi. Senaryo filme gayet bağlıydı. Bol kanlı ve gergin bu film o yıllarda o kadar çok ses getirdi ki, 1992 yılında tamamen yeni senaryoyla yazılmış <strong>Hayvan Mezarlığı -2</strong> çekildi. Bugün için biraz beklentilerin altında kalan bir yapım olabilirdi ama 90 larda gişe rekorları kırdı.</p>
<p>Sadece korku, gerilim filmlerine babalık yapmakla kalmayan Stephen King?in <em>Rita Hayworth and Shawshank Redemption </em>adlı öyküsünden 1994 yılında Frank Darabot tarafından sinemaya aktarılan <strong>? Shawshank Redemption?</strong> gelmiş geçmiş en iyi filmler arasında gösterilen, IMDB ?de en iyi 250 film arasında 1 numarayı göğüsleyen bir yapım olmuştur. Şaibeli bir şekilde karısını öldürmekle suçlanarak Shawshank hapishanesine gönderilen Andy Dufresne (Tim Robbins) hapishane hayatına farklı boyutlar getirecektir. Türkçe ismi <strong>Esaretin Bedeli</strong> olan film yedi dalda Oscar?a aday olmuş, Tim Robbins ve Morgan Freeman?ın muhteşem oyunculukları ile çoğu sinema severin arşivlerinde yerini almıştır.</p>
<p>Shawshank Redemption?un bu inanılmaz başarısından sonra bir kez daha bir  Stephen King uyarlaması ile karşımıza çıkan Frank Darabot?un kadrajında bu kez <strong>?Green Mile? (Yeşil Yol)</strong> vardı. Stephen King?in aynı adlı romanının konusu kısca şöyledir: Oldukça iri yarı biri adam olan John Coffey, (Michael Duncan) iki küçük kızı öldürmek suçundan idama mahkum olmuştur. Ürkütücü görünümünün aksine oldukça ince ve karmaşık bir iç dünyası olan Coffey, bazı doğaüstü güçlere sahiptir. Hapishanenin infaz odası başgardiyanı Paul Edgecomb&#8217;un (Tom Hanks) ona gerçekten suçlu olup olmadığını sorması ile birlikte aralarında bir diyalog başlar. Hasta olan Edgecomb&#8217;un Coffey&#8217;in güçleri sayesinde iyileşmesiyle olaylar gelişmeye başlar. Frank Darabot mümkün olduğunca romana bağlı kalıp yaklaşık 3,5 saatlik bir film çekmiştir. Çekimlerin yapılacağı mekan olarak, şimdilerde artık kullanılmayan Tennessee Eyalet Hapishanesi seçilmiştir. İç kaldırıcı gerçeklikte infazların yapıldığı elektrikli sandalyenin tasarımı yapılırken New York`taki Sing Sing hapishanesindeki gerçeğinden yararlanmıştır.</p>
<p>1999?da geçirdiği trafik kazasından sonra uzun süre sağlığına kavuşamayan Stephen King ,2001 de kendini tekrarladığı gerekçesiyle yazarlığı bıraktığını açıkladı. Fakat bu açıklamadan sonra bile yazmaya devam etti. 90?ların sonlarında durulan Stephen King ?in korku kuşağı 2004?te çekilen <strong>Secret Window</strong> adlı filmle kıpırdandı. Yine başkahramanı bir yazar olan hikaye de Johnny Depp?in boy göstermesi ise cabasıydı. Hemen ardından yine 2004 yapımı <strong>?Riding the Bulle</strong>t? izleyiciyle buluştu. Fakat her iki filmde eski Stephen King filmleri gibi ortalığı ayağa kaldırmadı.</p>
<p>2007 yılında vizyona giren<strong> 1408</strong> ise yine Stephen King?in aynı adlı kısa öyküsünden sinemaya aktarılan bir yapıttır. Ünlü korku romanı yazarı Mike Enslin (John Cusack) sadece kendi gözleriyle gördüğü şeylere inanır. Uyduruk perili evler ve mezarlıklarda geçen doğan üstü olayları kötüleyen bir dizi çok satan kitap yazdıktan sonra Enslin?in hayaletlerden uzak ve yalnız geceleri, yeni projesi için gittiği kötülüğüyle ün salmış Dolphin Otel?in 1408 numaralı odasında kalmaya başladığında değişmeye başlar. Otel müdürünün (Samuel L. Jackson) uyarılarına karşı koyan yazar, perili olduğu söylenen bu odada yıllardan beri kalan ilk kişidir. Yeni bir liste başı kitabın eli kulağındadır, ama birçok diğer Stephen King kahramanı yazar gibi, öncelikle yaşayabilmek için korkularıyla yüzleşmelidir. Konusu itibariyle gothik korku öğelerine de yatkın bu film izleyiciden olumlu dönüşler alarak roman uyarlamalarından başarılı işler çıkabileceğini kanıtladı.</p>
<p>Çok geniş bir hikaye arşivine sahip King, hala sinemayla haşır neşir durumda.Başarılı 1408?den sonra 6 adet daha Stephen King hikayesi filmleştirildi. <em>2007 ?The mist,2008-Black House,2008-Creepshow,2008-The Talisman,2009-Cell,2009-From a Buick 8</em> kaşla göz arasında yapılan filmleri. Popüler kalır mı kalmaz mı bilinmez ama daha çok Stephen King hikayesinin sinema arşivinde yerini alacağı kesin.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı Selin tarafından <strong>27 June 2010 20:59</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/makale/sinemanin-altin-madeni-stephen-king/#comments">6 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/makale/sinemanin-altin-madeni-stephen-king/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vampir dosyası: Nosferatu vs Twilight</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/makale/vampir-dosyasi-nosferatu-vs-twilight/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/makale/vampir-dosyasi-nosferatu-vs-twilight/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Jun 2010 22:00:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Selin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Alaca Karanlık seri yorumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alaca Karanlık serisi hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Alacakaranlık (Twilight)]]></category>
		<category><![CDATA[Alacakaranlık (Twilight) makale]]></category>
		<category><![CDATA[Antonio Banderas]]></category>
		<category><![CDATA[Aristokrat Armand]]></category>
		<category><![CDATA[Aristokrat Armand (Antonio Banderas)]]></category>
		<category><![CDATA[Aristokrat Armand sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Aristokrat Armand vampir filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Bella ile Edward]]></category>
		<category><![CDATA[Bella ve Edward]]></category>
		<category><![CDATA[Brad Pitt filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Brad Pitt Lous]]></category>
		<category><![CDATA[Brad Pitt vampir]]></category>
		<category><![CDATA[Bram Stoker]]></category>
		<category><![CDATA[Bram Stoker Vampir]]></category>
		<category><![CDATA[bütün vampirler]]></category>
		<category><![CDATA[Catherine Hardwicke]]></category>
		<category><![CDATA[Edward Cullen]]></category>
		<category><![CDATA[Edward Cullen filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Edward Cullen hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Edward Cullen resim]]></category>
		<category><![CDATA[Edward Cullen vampir]]></category>
		<category><![CDATA[gelmş geçmş vampirler]]></category>
		<category><![CDATA[Gün Batımından Şafağa]]></category>
		<category><![CDATA[Gün Batımından Şafağa fiilmi]]></category>
		<category><![CDATA[Gün Batımından Şafağa sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Hard Candy]]></category>
		<category><![CDATA[Hard Candy film]]></category>
		<category><![CDATA[Hard Candy sinema]]></category>
		<category><![CDATA[hollywood]]></category>
		<category><![CDATA[Hollywood vampirleri]]></category>
		<category><![CDATA[İlk Vampir]]></category>
		<category><![CDATA[İlk vampirler]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Arzusu]]></category>
		<category><![CDATA[kan ve karanlık]]></category>
		<category><![CDATA[karanlık ve vampir]]></category>
		<category><![CDATA[Khristen Stewart]]></category>
		<category><![CDATA[Khristen Stewart filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Khristen Stewart foto]]></category>
		<category><![CDATA[Khristen Stewart hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Khristen Stewart resim]]></category>
		<category><![CDATA[Khristen Stewart vampirmi]]></category>
		<category><![CDATA[Låt den Rätte Komma]]></category>
		<category><![CDATA[Låt den Rätte Komma sinema]]></category>
		<category><![CDATA[lolipop]]></category>
		<category><![CDATA[lolipop film]]></category>
		<category><![CDATA[lolipop sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Louis (Brad Pitt)]]></category>
		<category><![CDATA[makale Vampir]]></category>
		<category><![CDATA[Nosferatu vs Twilight]]></category>
		<category><![CDATA[Robert Pattinson]]></category>
		<category><![CDATA[Robert Pattinson filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Robert Pattinson hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Robert Pattinson resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Robert Pattinson vampir]]></category>
		<category><![CDATA[sinema Vampir dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[sinema ve Vampir]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemada ilk Vampir]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemada Vampir]]></category>
		<category><![CDATA[sinemadaki bütün vampirler]]></category>
		<category><![CDATA[Stephenie Meyer]]></category>
		<category><![CDATA[Stephenie Meyer romanı]]></category>
		<category><![CDATA[Stephenie Meyer vampir hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[Summit Entertainment]]></category>
		<category><![CDATA[Thirst]]></category>
		<category><![CDATA[Thirst film]]></category>
		<category><![CDATA[Thirst sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Tom Cruise]]></category>
		<category><![CDATA[Tom Cruise vampir]]></category>
		<category><![CDATA[Tom Cruise vampir filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Tonny Scott Hunger]]></category>
		<category><![CDATA[Tonny Scott Hunger (Açlık)]]></category>
		<category><![CDATA[Tonny Scott Hunger vampir filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Tutulma da (Eclipse)]]></category>
		<category><![CDATA[Tutulma da (Eclipse) filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Tutulma da (Eclipse) makale]]></category>
		<category><![CDATA[Tutulma da (Eclipse) ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Tutulma da (Eclipse) sinema]]></category>
		<category><![CDATA[vampir]]></category>
		<category><![CDATA[Vampir Academy]]></category>
		<category><![CDATA[Vampir Academy hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[vampir adam Robert Pattinson]]></category>
		<category><![CDATA[vampir ailesi]]></category>
		<category><![CDATA[Vampir akademisi serisi]]></category>
		<category><![CDATA[Vampir aktörler]]></category>
		<category><![CDATA[vampir çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[vampir çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[Vampir diyorki]]></category>
		<category><![CDATA[Vampir dolu filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Vampir dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Vampir dosyası: Nosferatu vs Twilight]]></category>
		<category><![CDATA[Vampir dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[vampir Edward Cullen]]></category>
		<category><![CDATA[vampir filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Vampir hakkında yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Vampir hortladı]]></category>
		<category><![CDATA[Vampir imparatorluğu (Dayberakers)]]></category>
		<category><![CDATA[Vampir imparatorluğu (Dayberakers) hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Vampir imparatorluğu (Dayberakers) sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Vampir imparatorluğu (Daybreakers)]]></category>
		<category><![CDATA[Vampir İmparatorluğu sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Vampir makale]]></category>
		<category><![CDATA[Vampir severler]]></category>
		<category><![CDATA[Vampir sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Vampir yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Vampirle Görüşme]]></category>
		<category><![CDATA[Vampirle Görüşme film]]></category>
		<category><![CDATA[Vampirle Görüşme korku]]></category>
		<category><![CDATA[Vampirle Görüşme sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Vampirler]]></category>
		<category><![CDATA[Vampirler hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Vampirler makale]]></category>
		<category><![CDATA[vampirlerin ortak yönleri]]></category>
		<category><![CDATA[Van Helsing]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Ay]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Ay film hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Ay filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Ay makale]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Ay sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=8126</guid>
		<description><![CDATA[Aman Tanrım!!!  Vampirler hortladı. (Vampirler için hortlamak kelimesi çok doğru bir tanım olmasa da :) sinemadaki durumu özetleyen en iyi cümle bu maalesef ) Her zaman beyazperdenin en karizmatik, en özenilesi korku karakterleri vampirler olmuştur. 1922 yılında çekilen Alman yapımı Nosferatu tarihte bilinen ilk Vampir filmidir. Film Bram Stoker?in özgün bir uyarlaması olduğu halde kaynak belli etmemek adına Nosferatu ismiyle vizyona girmiştir. Nosferatu, doğuştan vampir anlamına gelmektedir. Stocker ?in kitabındaki Kont Dracula ,bu uyarlamada Kont Orlok ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aman Tanrım!!!  Vampirler hortladı. (Vampirler için hortlamak kelimesi çok doğru bir tanım olmasa da :) sinemadaki durumu özetleyen en iyi cümle bu maalesef ) Her zaman beyazperdenin en karizmatik, en özenilesi korku karakterleri vampirler olmuştur. 1922 yılında çekilen Alman yapımı Nosferatu tarihte bilinen ilk Vampir filmidir. Film Bram Stoker?in özgün bir uyarlaması olduğu halde kaynak belli etmemek adına Nosferatu ismiyle vizyona girmiştir. Nosferatu, doğuştan vampir anlamına gelmektedir. Stocker ?in kitabındaki Kont Dracula ,bu uyarlamada Kont Orlok adı ile yer alır. Bram Stocker?a herhangi bir telif hakkı ödenmediği için film yasaklanarak vizyondan kaldırılmıştır. Nosferatu,bugün bile hala en önemli korku klasikleri arasında yer almaktadır.1931&#8242;de Dracula olarak filmi yapılan, Bram Stoker?in Kont Drakula?sı, gelmiş geçmiş en karizmatik korku fenomenlerindendir. Kont Dracula sinemada defalarca vampir filmlerinde rol bulmuştur. 1983 yılında Tonny Scott Hunger (Açlık) ?da vampir edebiyatını aşk ve eşcinsel ilişkilerle harmanlayıp, içerdiği sahneler yüzünden çok konuşulan, en uçarı vampir filmlerinden birini yaptı. Bu film vampir sineması tutkunları tarafından mutlaka görülmesi gereken filmler içinde hala yerini korumaktadır. 1992 yılında Coppola&#8217;nın çektiği Bram Stocker?s Dracula filmi de vampir mitolojinden nasibini almış korkunç ve acımasız aynı zamanda da asil gelenekçi vampir doğasını bir kez daha perdeye aktardı. Ardından, vampir hikayelerini çok detaylı ve tarihsel işleyen Ann Rice romanından uyarlama olan Vampirle Görüşme?de acımasız ve bencil Lestat (Tom Cruise), yalnız ve vicdanlı Louis (Brad Pitt), Aristokrat Armand (Antonio Banderas) vampir karizmasını göklere çıkartıyorlardı. Ann Rice, vampirlerinin vahşiliği yanında onlara insani duygular da eklemiş, hatta bu sınırsız gücün ve sonsuz yaşamın aslında ne kadar acı çektirici olduğunun altını çizerek, bakış açımızı biraz da onlardan tarafa çevirmişti. Film çok başarılı bulunmasına rağmen, Ann Rice ?i mutlu edemedi. Romanının ve karakterlerinin çok yüzeysel anlatıldığını düşünen Rice, bir daha Hollywood?a prim vermemeye yemin etti. Vampir avcısı, iyi kalpli yarı vampir Blade karakteri ile konu alt dallara ayrılıp bilim kurgulara kaymaya başlasa da filmde tüylerimizi diken diken eden Frost gibi acımasız vampirler bolca vardı. Van Helsingler?den tutun da Gün Batımından Şafağa kadar bir sürü vampir türü izledik. Bütün filmlerin çeşitliliğine rağmen iki ortak noktaları vardı ?kan ve karanlık?. Çok uzun yıllardır, korku ve acımasızlık sembolu olmuş vampir karakteri, 2000?lere gelindiğinde nerdeyse tüm popülaritesini yitirmişti ki, imdadımıza Stephenie Meyer koştu. Fakat bu sefer karşımızda geceleri sokaklarda korku salan gündüzleri tabutlarına çekilen vampirler yerine, çok güçlü bir aşk hikâyesinin, iflah olmaz Romeosu vampir ?Edward Cullen ? vardı. Hayatını vampir edebiyatına adamış çevreler tarafından yerden yere vurulan Alacakaranlık serisi, tüm bunlara inat tüm dünyada peynir ekmek gibi sattı.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-8173" href="http://www.sivrisinema.com/makale/vampir-dosyasi-nosferatu-vs-twilight/attachment/sivrisinema-5/"><img class="aligncenter size-full wp-image-8173" title="sivrisinema" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/06/sivrisinema.jpg" alt="" width="575" height="165" /></a></p>
<p>Bununla da kalmadı serinin ilk filmi Alacakaranlık (Twilight) çekilince, tam anlamıyla yer yerinden oynadı. Edebi geçmişi bir yana, hitap ettiği kitlenin genişliği ve yüzyıllardır korku kulvarında koşan vampirleri bir aşk hikayesinin ortasına oturtmasıyla bugüne kadar yapılmamış bir şeyi gerçekleştiren Stephenie Meyer, bu anlamda çok başarılı. Yazara göre Alacakaranlık serisine olan hayranlığın arkasında vampir hikayelerinin çekiciliğinden çok, Bella ve Edward?ın umutsuz ama ölümsüz aşkı yatıyor. Her zaman prim yapan aşk?ın yanına sinema tarihinin hep izlenmiş korkunç ama hayran olunan vampirlerini koymak da işin süsünü oluşturuyor. Bu açıdan bakınca bütün vampir anlatılarını ayaklar altına aldı, mitolojiyi popülerleştirdi diye Stephenie Meyer?a da çok kızmak çok da adil değil.</p>
<p>E peki yüzyıllardır, belli bir karizması olan vampirlerin, bir anda insanların içinde yaşayan burjuva vampir ailesinin fertleri olarak görmek, hatta evin asi oğlunun tutup da zavallı bir insana aşık olması, hatta aşkından yerlerde sürünmesi biraz garip değil mi gerçekten? Bu kadar da değil üstelik,insanların arasında bulutlu havalarda dolaşıyorlar, insan kanı içmek yerine hayvanlarla idare ediyorlar, güneş çıkınca da çürüyüp ölmek yerine parlıyorlar, hem de elmas gibi!!!  Stephenie Meyer bu anlamda eleştirilmeyi göze aldıysa da ortaya çıkardığı ?vampir çocukla, ölümlü kızın ölesiye aşkı ? korkunç vampir mitine, romantizm ekerek hem farklı bir hikaye yarattı, hem de vampirli sinema günlerini geri getirdi.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-8176" href="http://www.sivrisinema.com/makale/vampir-dosyasi-nosferatu-vs-twilight/attachment/sivrisinemacom/"><img class="aligncenter size-full wp-image-8176" title="sivrisinemacom" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/06/sivrisinemacom.jpg" alt="" width="575" height="165" /></a></p>
<p>Serinin ilk filmi Alacakaranlık, düşük bir bütçe ile daha önce kendi halinde bir yönetmen olan Catherine Hardwicke?e çektirildi. Aslında yapımcı firma Summit Entertainment?in bile çok da bir şey beklemediği film gişede 382 milyon dolar gibi bir hasılatla bir fenomene dönüşüverdi. Böyle bir başarı aynı zamanda bir kadın yönetmenin yönettiği film için de büyük bir başarı oldu. Film eleştirmenlerce çok başarılı bulunmasa da, Catherine Hardwicke?in  başarılı oyuncu seçimi nedeniyle, filmin başarısı beklentilerin de üzerine çıktı. (Söylentilere göre Bella rolünde Khristen Stewart?ı seçen  Catherine Hardwicke binlerce oyuncu içinden Robert Pattinson?u Edward rolü için seçtiğinde yapımcı firma bu çirkin çocuk mu dünyanın en yakışıklı, en romantik  vampirini oynayacak diye ortalığı ayağa kaldırmış. Ama görüyoruz ki Catherine içgüdülerinde yanılmamış.) İlk filmin yakaladığı başarıdan sonra hiç vakit kaybetmeden kolları sıvayan Summit entartainment, nedense Yeni Ay?ın çekimleri için Chris Weitz da karar kıldı.   Daha önce altın pusula ve Amerikan pastası gibi filmleri çeken Chris Weitz, şahsi fikrimce Yeni Ay?ı berbat etti. Zaten Serinin en güçlü noktası ?olağanüstü aşk? temasının aslında biraz da serinin gelişme sürecinde gölgede kaldığı tek kitap olan Yeni ay?ı Chris Weitz kopuk kopuk görüntüler ve ilk filmden beter makyajlarla önümüze koymuştu. Tabi bu bir şey fark ettirdi mi? Kocaman bir Hayır, film gişede yaklaşık olarak 700 milyon dolar hasılat yaptı. Bol bol kas yapmış Jacob?u her üç sahnede bir çıplak göstermek, üstüne de Edward?ı da üstsüz göstermek suretiyle Weitz işi kotardı.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-8180" href="http://www.sivrisinema.com/makale/vampir-dosyasi-nosferatu-vs-twilight/attachment/sivrisinema-alacakaranlik/"><img class="aligncenter size-full wp-image-8180" title="sivrisinema-alacakaranlık" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/06/sivrisinema-alacakaranlık.jpg" alt="" width="575" height="165" /></a></p>
<p>Serinin üçüncü kitabı Tutulma da (Eclipse) 30 Haziran?da vizyona giriyor. Seri içinde en aksiyon dolu olanı Tutulma?da aşkın içine savaş da giriyor. Bella ile Edward?ın dolu dizgin aşklarının yanında aksiyon dolu vampir savaşları da olan hikayeyi filme dökerken bu kez seçilen isim David Slade. 2005 yılında Hard Candy (lolipop) adlı korku gerilim filmiyle adından çok söz ettiren David Slade, 30 gün 30 gece isimli vampir filmiyle de beğeni topladı. Sert ve ürkünç bir tarzı olan yönetmenin, türü romantik olarak seyreden bu vampir hikayesine, vampirsel bir şeyler katacağından umutluyum açıkçası. Daha önce seri ile hiç ilgilenmediğini belirten David Slade, hikayeyi okuduktan sonra diğer karakterlerin de çok hoş öyküleri olduğunu fark etmiş ve bu filmde Cullen ailesinin her bir ferdine daha derinlik verme çabası içine de girmiş. Kitabın konusundan dışarı çıkmamaya da çok özen göstermiş. Serinin en karanlık öyküsü olan  Tutulma?da vampirlerin ve kurtadamların insani çizgiden çıkıp, vahşi birer yaratık da olabildiğini göreceksiniz gibi iddialı söylemler de ortada dolanıyor. Tabi savaş sahneleri iyi çekeceğiz, vampirlerin iç yüzünü tekrar göstereceğiz diye, özü tamamen aşk olan bu hikâyenin tüm romantizmini de yok etmek düşünülemez. Biz Tutulmayı bekleyeduralım, serinin son filmi Şafak Vakti?nin (Breaking Down)  çekim hazırlıklarına başlandı bile. Bu kalın kitabın iki filmden oluşacağı da dedikodular arasında. Yönetmen yine değişmiş, Dreamgirls ile Oscar kazanan Bill Condon final filmi için uygun görülmüş. Yayınlanan vizyon tarihi ise 18 Ekim 2011.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-8184" href="http://www.sivrisinema.com/makale/vampir-dosyasi-nosferatu-vs-twilight/attachment/sivri/"><img class="aligncenter size-full wp-image-8184" title="sivri" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/06/sivri.jpg" alt="" width="406" height="165" /></a></p>
<p>Uzun Lafın kısası, 2008 yılında Alacakaranlık?ın dirilttiği vampirlerin vizyona dönüşü bereketli oldu. Serinin dışında bir sürü vampir filmi izledik. Vampir imparatorluğu (Dayberakers) umut vaad edenler içinde yer alırken, çok ses getirmese de vampir filmleri içinde yerini alan yapımlardan biri ise 2008-İsveç yapımı  ?Låt den Rätte Komma in? adlı film, Türkiye?de Gir Kanıma adıyla biraz geç vizyona giren film, farklı bakış açısıyla, vampircilerin kesinlikle görmesi gereken bir yapım. Onun dışında Güney Kore sinemasının yükselen yönetmenlerinden Park Chan-Wook ?ın 2009 yapımı Kan Arzusu (Thirst) ise yapılan kan nakli sonucu bir vampire dönüşen rahibin günah dolu yeni yaşantısını konu almasıyla çok farklı ve çok başarılı bir vampir anlatısıydı.</p>
<p>Meraklısına not: Stephenie Meyer&#8217;in  doğaüstü romantizminden sonra, vampir romansı, kitapçı raflarında da patlama yarattı. Film olarak çekilmesi muhtemel seriler ise: Vampir Academy (Vampir akademisi serisi)-Richell Mead, Night Huntress (Gece avcısı serisi)-Jeaniene Frost, The Vampire Diaries ( Vampir günlükleri serisi)-L.J. Smith, (hali hazırda tv dizisi var) Cassey Palmer Serisi-Karen Chance ve House of Night (Gece evi serisi)-P.C. Cast olarak gösteriliyor. Aslında Alacaranlık&#8217;la yeniden dirilen bu doğaüstü aşk teması,Güzel ve çirkinden beri sürekli tekerrür etmekte, Bu popülerliğin arkasından gelen tartışma konusu ise Vampirlerin aşk hikayelerinden sonra hangi doğaüstü aşk ilişkisinin popüler olacağı? Kimbilir bakarsınız sıra meleklere döner.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı Selin tarafından <strong>09 June 2010 00:00</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/makale/vampir-dosyasi-nosferatu-vs-twilight/#comments">12 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/makale/vampir-dosyasi-nosferatu-vs-twilight/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>12</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yok öyle Şirinler&#8217;i görmeler falan filan</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/makale/yok-oyle-sirinleri-gormeler-falan-filan/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/makale/yok-oyle-sirinleri-gormeler-falan-filan/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Jun 2010 11:56:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>rahmetli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[2010]]></category>
		<category><![CDATA[Avatar]]></category>
		<category><![CDATA[azman]]></category>
		<category><![CDATA[eğlence]]></category>
		<category><![CDATA[fiction]]></category>
		<category><![CDATA[fikşın]]></category>
		<category><![CDATA[gargamel]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[hollywood]]></category>
		<category><![CDATA[iyi]]></category>
		<category><![CDATA[iyi çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Kedi]]></category>
		<category><![CDATA[komik]]></category>
		<category><![CDATA[kötü]]></category>
		<category><![CDATA[kutsal tahta]]></category>
		<category><![CDATA[mart]]></category>
		<category><![CDATA[miyav]]></category>
		<category><![CDATA[örümcek adam]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[şirin]]></category>
		<category><![CDATA[şirin baba]]></category>
		<category><![CDATA[şirinler]]></category>
		<category><![CDATA[sivrisinema]]></category>
		<category><![CDATA[Spiderman]]></category>
		<category><![CDATA[Tırtıl]]></category>
		<category><![CDATA[Yalan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=8019</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Ay havalar bi sıcak bi sıcak sorma hanım&#8221; diyerek bu yazıya başlamak isterdim ama Haziran&#8217;ın başlarında pencereyi dahi açınca 10 saniye içinde odam &#8220;güneye göç etmek gerek&#8221; nidalarıyla yankılanmaya başlıyor. Küresel Isınma da bir karaktersiz sormayın, hani bozulmuştun, hani yağmur yağmayacaktı? Çok bozuldun gerçekten, eskiden böyle değildin sen Küreselcan. Neyse, şükretmeyi bilmek gerek yoksa sopa inebilir anında kafama. Keşke Hande Yener&#8217;in Sopa&#8216;sı olsa diye geçirmedim değil içimden. Şaka maka kadın yaşlandıkça çirkinleşiyor. Ben ünlüleri yaşlandıkça ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">&#8220;<strong>Ay havalar bi sıcak bi sıcak sorma hanım</strong>&#8221; diyerek bu yazıya başlamak isterdim ama Haziran&#8217;ın başlarında pencereyi dahi açınca 10 saniye içinde odam &#8220;<strong>güneye göç etmek gerek</strong>&#8221; nidalarıyla yankılanmaya başlıyor. Küresel Isınma da bir karaktersiz sormayın, hani bozulmuştun, hani yağmur yağmayacaktı? Çok bozuldun gerçekten, eskiden böyle değildin sen <em>Küreselcan</em>. Neyse, şükretmeyi bilmek gerek yoksa <strong>sopa</strong> inebilir anında kafama. Keşke Hande Yener&#8217;in <strong>Sopa</strong>&#8216;sı olsa diye geçirmedim değil içimden. Şaka maka kadın yaşlandıkça çirkinleşiyor. Ben ünlüleri yaşlandıkça güzelleşen insanlar olarak bilirdim. Her şeyi yanlış öğretmişler bize. Konuyu bağlamak adına devam ediyorum: Küçükken de iyi bir çocuk olunca <strong>Şirinler&#8217;</strong>i görebileceğimi söylediler. Onların yüzünden her gün evden kaçıp ormana koşardım cıbıl cıbıl ayaklarımla. İki üç tırtıl ve bir böcek dışında kimseyi göremezdim.</p>
<p style="text-align: justify">Küçük çocukların duygularıyla oynamaya utanmayan büyükler artık kendi aksanlarını bile kandırmaya yönelik cilvenaz güdüyorlar. Mesela <strong>Hollywood</strong> (<em>Kutsal Tahta olacakmış bir l eksik olsa</em>) filmlerinde gerçek olmayan o kadar palavra sıkılıyor ki. Bu yüzden adına <strong>Fiction</strong> (<em>Fikşın</em>) deyip telafi etmeye çalışıyorlar. &#8220;<strong>Arkadaşım, aşklar fikşın olur mu yahu?</strong>&#8221; diye kimse de çıkıp iki <em>Osmanlı</em> tokatı atmıyor yönetmenlere. Ah nerde o <strong>Yeşilçam</strong> delikanlıları, kalmadı artık kalmadı. Zamane gençliği kandırılmayı seviyor. <em>&#8220;Biber gerçekse, gerçek acıdır&#8221; </em>mantığıyla &#8220;<em>film uydurmaysa, hayat dondumadır</em>&#8221; felsefesi güden 1 milyon kişi toplayabilirim. Peki izlediklerinin etkisinde kalıp günlük hayatı mahveden insanlar olmuyor değil, kim verecek bunun hesabını? <strong>Pokemon</strong> yüzünden pencereden atlayan Pikaçular, <strong>Örümcek Adam</strong> (Spider-Man) olup &#8220;ağ çıkacak, kesin kesin&#8221; diyerek binalardan atlayanlar, erotik iç çamaşırıyla sevgilisini cezbedeceğini sanıp evlenme aşamasındayken yüzük atmak zorunda kalanlar ve daha binlercesi. Akıl fikir niyaz ediyor, büyüklerin ellerinden öpüyorum.</p>
<p style="text-align: justify">Gelelim konunun benim hayatımdaki yerine. En son ormanda kalmıştık Şirinler&#8217;i ararken. Şirinler&#8217;i bulamayınca <strong>Gargamel&#8217;i</strong> aramaya başladım. Yani adam kısmen de olsa haklı. Çünkü küçük mavi cinsiyetsiz yaratıklar insanı ürkütüyor. Gargamel&#8217;i de bulamadım, ama bi kedi buldum. <strong>Azman</strong>! Mart ayında olmamızla alakası yoktu ama Gargamel&#8217;in kedisi olmalı diye düşünüp aldım ve eve götürdüm, sorguya çektim:</p>
<p style="text-align: justify">- Konuş, Gargamel nerde? Şirinler nerde?!<br />
- Miyaauuvvv&#8230;<br />
- Hım, demek bilmiyorsun. Nöbetçiler, iki gün daha süt vermeyin!<br />
- Miyaaaaaaaaaaauuuvvvvvv!<br />
- ha ha ha ha&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Evet, iyi bir çocuk olunca Şirinler sözünü tutmadı. Ben de kötü bir çocuk olmaya karar verdim. Malesef 6 gün sonra kedinin Gargamel&#8217;in kedisi olmadığını anladım. Komşumuz gelip &#8220;benim kedimm bu&#8221; deyince dünyam yıkılmıştı. Biraz zayıflamadı değil, ama şekle girdi sayemde kedicik. İki gün sonra vefat etti rahmetli. Bir Şirin bile cenazesine katılmadı, sinsice uzaktan takip ettim.</p>
<p style="text-align: justify">Yıllar geçti şimdi, maziye dönüp bakınca yine ormanlara koşasım geliyor. Acaba diyorum, yıllarla birlikte Şirinler de bizim gibi büyüyüp Avatar olmuş olmasın? Ne bileyim, belki Şirin Baba bir iksir yapmıştır hepsi kocaman olmuştur. Bu Şirinler&#8217;den her şey beklenir mazallah, siz siz olun eğer bir gün iyi çocuk olup da Şirinler&#8217;i görürseniz, <strong>KAÇIN</strong>!</p>
<p style="text-align: justify">Sevgiler.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı rahmetli tarafından <strong>03 June 2010 13:56</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/makale/yok-oyle-sirinleri-gormeler-falan-filan/#comments">6 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/makale/yok-oyle-sirinleri-gormeler-falan-filan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Korkudan Korkmadım</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/makale/korkudan-korkmadim/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/makale/korkudan-korkmadim/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Jan 2010 20:11:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ethem Sak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Alfred Hitchcock]]></category>
		<category><![CDATA[eski ve yeni korku filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[eskiden güzeldi]]></category>
		<category><![CDATA[iğrenç korku filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Korku deği saçmalık]]></category>
		<category><![CDATA[korku değil vahşet]]></category>
		<category><![CDATA[korku eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[korku film saçmalığı]]></category>
		<category><![CDATA[korku filmi]]></category>
		<category><![CDATA[korku filmi değil berbat filmler]]></category>
		<category><![CDATA[korku filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[korku filmleri eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[korku filmlerindeki saçmalık]]></category>
		<category><![CDATA[korku hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[korku makale]]></category>
		<category><![CDATA[korkudan korkmadım]]></category>
		<category><![CDATA[Korkudan Korkmadım ethem sak]]></category>
		<category><![CDATA[Korkudan Korkmadım makale]]></category>
		<category><![CDATA[makale sivrisinema]]></category>
		<category><![CDATA[saçma korku filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[sinema eşeltiri]]></category>
		<category><![CDATA[sinema makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[sinemakale]]></category>
		<category><![CDATA[sivri makale]]></category>
		<category><![CDATA[sizrisinema makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sivrisinema.com/?p=3939</guid>
		<description><![CDATA[Bir zamanlar korku filmlerinin ustası (benim için) Alfred Hitchcock vardı, bu işi en iyi yapanlardandi çünkü Alfred Hitchcock, insanların psikolojisini çok iyi analiz edebiliyordu ve insanların bilinç altındaki korkularını senaryonun akışına göre sergileyebiliyordu. Bir sonraki adımı tahmin etmek zordu, ya sonra şüpheli şahsı bulabilmek için kafa yorarken aniden kabuslarımızda görebileceğimiz bir tip (karakter), sırf o anki duruma uygun mimikleriyle bile korku adına yaşanabilecek en heyecan verici duyguyu-korkuyu yaşatabiliyordu. İşte korkarken düşünmek, kahramanla beraber adım atmak ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir zamanlar korku filmlerinin ustası (benim için) Alfred Hitchcock vardı, bu işi en iyi yapanlardandi çünkü Alfred Hitchcock, insanların psikolojisini çok iyi analiz edebiliyordu ve insanların bilinç altındaki korkularını senaryonun akışına göre sergileyebiliyordu. Bir sonraki adımı tahmin etmek zordu, ya sonra  şüpheli şahsı bulabilmek için kafa yorarken aniden kabuslarımızda görebileceğimiz bir tip (karakter),  sırf o anki duruma uygun mimikleriyle bile korku adına yaşanabilecek en heyecan verici duyguyu-korkuyu yaşatabiliyordu. İşte korkarken düşünmek, kahramanla beraber adım atmak ve kafalarda bir takım sorular. Bir sonraki kurban kim olabilir ve asıl katil  kim? Film bitene kadar psikolojik şavaş veriyorsunuz.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-3945" href="http://www.sivrisinema.com/makale/korkudan-korkmadim/attachment/korku/"><img class="alignleft size-full wp-image-3945" title="korku" src="http://www.sivrisinema.com/wp-content/uploads/2010/01/korku-124x269-custom.jpg" alt="" width="124" height="269" /></a>Oysa şimdi&#8230;<br />
Son zamanlardaki korku filmlerinin bazıları dikkatimi çektide senaryodan çok ölüm anındaki çığlıklar, vucuttaki kanın bir anda sıçrayışı ve ne kadar vahşice yapılabiliyorsa o kadar iğrençleşebilmek hepsi bu. Mantık aramadan ve bir hikayeye bağlı kalmadan sade vahşet benim ilgimi çekmiyor. Eski filmler teknolojiden uzaktı ama mantıklı adımlarla izleyiciyide beraberinde taşıyabiliyor ve sonunda ne olacağının meçhul olduğu bir senaryoyla katilin veya kurbanın psikolojisini hissedebiliyorduk.</p>
<p>Şimdiki gişe amaçlı basit senaryo ve vahşetle süslenmiş korku filmlerinin hangisi mide bulantısı dışında seyirciye birşey veriyor? Amaçsızca öldürme içgüdüsüyle yanıp tutuşan bir karakter, ve karşısına çıkan herkesi değişik iğrençliklerle yok etmek, hepsi bu. Artık korkmak yerine dayanıklılık testinden geçmek için korku filmlerini lzlemiyormusunuz?<br />
Tabiki istisnalar kaideyi bozmayacak!</p>
<p>Teşekkürler.</p>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı Ethem tarafından <strong>22 January 2010 22:11</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/makale/korkudan-korkmadim/#comments">7 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/makale/korkudan-korkmadim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>EKŞIN!</title>
		<link>http://www.sivrisinema.com/makale/eksin/</link>
		<comments>http://www.sivrisinema.com/makale/eksin/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Jan 2010 10:05:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Lavinya Oz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Aeon Flux]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[atıl kurt]]></category>
		<category><![CDATA[battal gazi]]></category>
		<category><![CDATA[Charlize Theron]]></category>
		<category><![CDATA[Cüneyt Arkın]]></category>
		<category><![CDATA[DÜNYAYI KURTARAN ADAM]]></category>
		<category><![CDATA[ekşın]]></category>
		<category><![CDATA[ekşın yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[eski türk filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[film eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Frank Martin]]></category>
		<category><![CDATA[Jason Statham]]></category>
		<category><![CDATA[Kara Murat]]></category>
		<category><![CDATA[lavinyaoz yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[makale yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Malkoçoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Milla Jovovich]]></category>
		<category><![CDATA[Sara Deever]]></category>
		<category><![CDATA[sinema eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[sinema ile ilgili yazı]]></category>
		<category><![CDATA[sinema yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[sinema yorumları]]></category>
		<category><![CDATA[sinemacılık]]></category>
		<category><![CDATA[sinemada nerdeyiz]]></category>
		<category><![CDATA[sinemada neredeyiz]]></category>
		<category><![CDATA[sinemakale]]></category>
		<category><![CDATA[tarkan altın madalyon]]></category>
		<category><![CDATA[Taşıyıcı]]></category>
		<category><![CDATA[Tom ve Jerry]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Ultraviolet]]></category>
		<category><![CDATA[Violet]]></category>
		<category><![CDATA[yazı makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemalardan.com/?p=1306</guid>
		<description><![CDATA[Babadan kalma bir film izledim dün; TARKAN/ Altın Madalyon. Onlu yaşlarımda(ki 60 lı yıllarda çekilen filmleri ancak onlu yaşlarımda idrak ederek izleyebildim :) ), benzeri dönem filmleri( Battal Gazi serileri, Malkoçoğlu serileri, Tarkan diğer serileri)kalbimizde hayranlıklar oluşturdu. Atalarımızın ne kadar güçlü ve yiğit olduklarını anlattı. Yirmili yaşlara geldiğimiz zaman ise aynı filmleri babalarımız yine aynı heyecanla seyrederken biz &#8220;SAÇMA!&#8221; bulduk: Mümkün müydü; bir kişi aynı anda otuz kişiyi birden haklasın?(hepsi de geri zekâlı düşman askerleri) ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Babadan kalma bir film izledim dün; TARKAN/ Altın Madalyon. Onlu yaşlarımda(ki 60 lı yıllarda çekilen filmleri ancak onlu yaşlarımda idrak ederek izleyebildim :) ), benzeri dönem filmleri( Battal Gazi serileri, Malkoçoğlu serileri, Tarkan diğer serileri)kalbimizde hayranlıklar oluşturdu. Atalarımızın ne kadar güçlü ve yiğit olduklarını anlattı.</p>
<p>Yirmili yaşlara geldiğimiz zaman ise aynı filmleri babalarımız yine aynı heyecanla seyrederken biz &#8220;SAÇMA!&#8221; bulduk:</p>
<p>Mümkün müydü; bir kişi aynı anda otuz kişiyi birden haklasın?(hepsi de geri zekâlı düşman askerleri)<br />
Mümkün müydü; İp cambazları, sadece iplerle kaleler fethetsin?(nöbetçilerinde hep arkası dönük)<br />
Mümkün müydü; o kadar kahraman ve oyuncu içinden sadece &#8220;Atıl Kurt&#8221; en doğal oyunculuğu çıkarsın?<br />
Mümkün müydü; Hıristiyan prenseslerinin hepsi de Battal Gazi&#8217;ye ya da Kara Murat&#8217;a, kısacası Cüneyt Arkın&#8217;a âşık olsun?</p>
<p>&#8220;Değişik bir şeyler de yapmak lazım&#8221; diye düşünürken yapımcılar, akıllarına, &#8220;Cüneyt Arkın&#8217;ı yakalamışken bir de dünyayı kurtartalım&#8221; fikri gelir ve DÜNYAYI KURTARAN ADAM nasıl mümkün olur da uzaylılara  sadece karate ile karşı koyabilir?(olacak o kadar Cüneyt Arkın bu, uzay havası vız gelir).</p>
<p>Tüm bunlar; yirmili yaşlarımda, adı geçen filmlere &#8220;saçma&#8221; damgasını vurma gerekçelerimdi.</p>
<p>Şu an otuzlu yaşlardayım ve bakış açım mı değişti de üstte adı geçen filmlere &#8220;saçmalık&#8221; derken; yeğenlerim ve oğlum ile beraber; Milla Jovovich&#8217;in, Violet karakterini oynadığı Ultraviolet (2006) isimli filmi veya Charlize Theron&#8217;un, Sara Deever karakterini oynadığı Aeon Flux (2005) isimli filmi veya Jason Statham&#8217;ın, Frank Martin karakterini oynadığı Taşıyıcı Serilerini ağzı açık izleyebiliyorum.</p>
<p>Fark:<br />
Aksiyon en üst sınırdayken, ağır çekim ile bize neyin ne olduğunu kare kare gösteren çekim tekniğinde mi?<br />
Ateşi anımsatan tonların kullanıldığı renklerin büyüsünde mi?<br />
Uçtuğuna bizi inandıran gerçek üstü kahramanların gerçekçi tutumlarında mı?<br />
Milyon dolarlık kaza sahnelerinde mi?<br />
Daha vizyona girmesine henüz iki sene varken sunuma başlayan ve bizi &#8220;mutlaka izlemeye&#8221; şartlayan reklam denilen yaratığın hipnoz gücünde mi?<br />
1,5 saatlik filmin hemen hemen bir saatini sadece kaçış ve kovalamacaya ayıran &#8220;Tom ve Jerry&#8221;  bilinçaltılı yönetmenlerde mi?</p>
<p>Yoksa:<br />
&#8220;Ekşın!&#8221; denilen eksik olmaz patlama sahnelerinde mi?<br />
Bilemedim doğrusu.</p>
<p>Ve ekran karşısında biz, tarzımız olmasa da, bir yakalanmaya görelim aksiyon dolu bir sahneye, o an ne yapacağımızı dahi unutuyoruz. Büyü gibi film yapıyorlar. Ama sonra bana sorsalar &#8220;filmden ne anladın&#8221; diye, kurgu da iyi değilse utanç içinde cevapsız kalırım.</p>
<p>Peki, ben ellili yaşlarıma geldiğimde(Allah ömür verdiyse) ve ben bugünlerde koleksiyona başladığım Tarkan, Battal gazi, Malkoçoğlu serilerini izlerken, oğlum bana der mi ki:</p>
<p>&#8220;Saçma sapan şeyler izliyorsun&#8221;</p>
<p>Saygılarımla<br />
Lavinya Öz.</p>
<div id="_mcePaste" style="overflow: hidden; position: absolute; left: -10000px; top: 463px; width: 1px; height: 1px;">Ultraviole</div>
<hr noshade="noshade" color="#ccc" size="1" />
<p>Bu yazı Lavinya Oz tarafından <strong>04 January 2010 12:05</strong> tarihinde yazıldı. <a href="http://www.sivrisinema.com/makale/eksin/#comments">5 Yorum</a>.
</p>
<p><a href="http://www.sivrisinema.com">Sivrisinema - <a href="http://www.sivrisinema.com">www.sivrisinema.com</a></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sivrisinema.com/makale/eksin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

