Bir zamanlar bir film izlemiştim ama yazma gereği duymamıştım. Öyle ki, bilinç altı raflarımda belki de tozu alınamayacak kadar anlamsız gelen konusuyla kaybolup gidecek gibi oldu. Ta ki sevgi adına atılan bir adımla görüş alanımı açıncaya dek. Şimdi ilk defasında bu filmde izleyip anlam veremesem de beğendiğim ve sonradan da Coco adlı filmiyle hüsrana uğradığım Gad Elmaleh’in Zengin Avcısı adlı filmi daha iyi anlayabiliyorum.
Malesef katılıyorumda.:/
Aslına bakarsanız filmin anlatmak istediği yani içeriği hakkında o kadar uzun kelimeler kurabilirim ki, korkarım okumaktan sıkılır ya da daha fazlasını isteyebilirsiniz. Bahsettiğim gibi ben bu filmi ilk izlediğimde içerisinde yatan derin anlamın farkına varamamıştım fakat sonradan aslında hayatının insanını bulunca neler yapabileceğinizin farkına varmanız hayata bakış açınızı bile değiştirebiliyor. O yüzden bu filmi herkesin sevip sevemeyeceği yönünde kesin bir tahmin yapamıyorum. Yine de anlatmak istiyorum.
Filmin adı Zengin Avcısı (Hors de Prix) fakat konusu adı kadar şeytanca değil. Adı gibi çıkarcı olmanın aksine karşılıksız yapılabilecek fedakarlıklardan, aşktan ve mutlu olabileceğine inanan bir insanın neler yapabileceğinden bahsediyor ve aşk, haliyle daha farklı bir dünya.
Baş rollerdeki Gad Elmaleh, kendi halinde yaşayan sıradan bir insandır. Sıradan olmanın dışına çıkamamış, belki de sıradanlığını keşfedecek yahut kendisini sıra dışı yapacak olan o insanı beklemektedir. An o andır ve Audrey Tautou, Gad Elmaleh’in çalıştığı lüks otelin kendisi için iyi bir fırsat olabileceğini, zengin bir erkek bulup hayatını rahat geçirebileceği umuduyla hayallerini tazeleyip otele teşrif eder. Gözünü avlarına diken genç bayan, Gad Elmaleh’ı otel sakinlerinden zanneder. Hemen kolları sıvar fakat kısa zamanda tüm gerçek ortaya çıkar. Gad Elmaleh hiç de zannettiği gibi zengin bir erkek değildir hatta orada çalışan sıradan birisidir. Fakat…
Gad Elmaleh bir kere görmeyedursun, o güzelim bakışların ardındaki sıcaklık Gad Elmaleh’ın kalbine işlemiş, onu elde etmek için hemen her şeye razı gelmiştir bile. Genç bayan planları doğrultusunda gitmek için Gad Elmaleh’tan kurtululmaya çalışsa da Gad Elmaleh’in pes etmeyeceğini görür ve sonunda ona büyük bir ders vermeye karar verir. Bir erkeğe vurulacak en büyük darbeleri ardı ardına sıralayan genç bayanın çıkartmalarını tek tek göğsüyle yumuşatıp sinesine çeken Gad Elmaleh, göğsünde yumuşattığı sert ortaların acısının aşkın verdiği acının yanında çerez olduğunu vurgulayarak ve göstererek aşkını kanıtlamaya çalışacaktır.
İzlerken bazen çıldırabilirsiniz “Yeterrr”… “Aptallıktır bu adamın yaptığı” deyip çılgına bile dönebilirsiniz fakat aşk işte aşk. Kişi bir şeyden eminse ve o şeyin kendisini hayatı boyunca mutlu edebileceğine inanıyorsa ne olursa olsun, sonunda acı çekme riskinin yüzdesine aldırmadan seviyor ve karşılık beklemeden, sormadan kuşku duymadan ve kimseye aldırmadan sevebiliyor.
Delirdiğimi düşünme ihtimalinizi göze alarak şunları söylüyorum; filmin başlığının albenisinin fazla olması düşüncesiyle ingilizce olarak girmiş bulunmaktayım ve filmin afişinin de orjinal kullanılan afiş olmadığını söylemek istiyorum. Bunun nedeni ise filmin orjinal afişiyle içeride paylaştığım bkz bu yazılarımın derinliğine hitap etmesi bakımından filmin 2. afişini seçtim. Ve aşk, şu anda yazımı okuyorsanız, filmden ziyade aşk adına bir kaç kelam etmenizi rica ediyorum. Ve unutmayın, yalan dünya diyen yalancılara inat… karşısındakini herşeyiyle seven doğru insanlar var.
Teşekkür ederim.
4 kişi bu yazıyı beğendi. Ya siz?

Yorumlar:
"Hors de Prix" yazısı hakkında toplam 4 Yorum yazıldı. Siz de bu yazı hakkında yorum yazabilirsiniz.
biblio 27.4.2010 - 3:03
Ne güzel yazmışsın, “yalan dünya diyen yalancılar.. ” Hep karşısındakine bakar, etrafındakileri suçlar insanoğlu. Doğru insanı bulabilmek değil ki mesele, doğru insan olabilmek önce, ne yazık ki bazen bunların hepsi olsa da yetmez.
Bu filmi yazını okuduktan sonra mutlaka izlemem gerektiğini düşünüyorum ama üzerine yazı yazmak istersem ne olucak onu bilmiyorum tabii. :)
Ethem Sak 27.4.2010 - 3:03
“Doğru insanı bulabilmek değil ki mesele, doğru insan olabilmek önce”
Şu kelimeler varya afişe edilip aşkı oyuncak eden yaşlı çocukların duvarına yapıştırmalı…
Harika bir SON paragrafı olabilirdi. Belki sen yazsaydın daha iyi anlatabilirdin fakat konumuz aşk, herkesin dünyasında farklı yaşanan ve en güzeli kendi yaşadığı olan AŞK.
Filmi izledikten sonra yorum olarak burada yazabilirsin:)
Teşekkür ederim.
fafatuka 27.4.2010 - 3:03
Yani film yazısı güzel, alttaki yorumlar ayrı bir güzel :))
biblio 27.4.2010 - 3:03
Filmi izleyip yazından daha uzun bir yorum yazarmışım, duy da inanma. :) Hiç belli olmaz.
Aşkı oyuncak eden deyince ne alakaysa aklıma Pixar ın oyuncakçı dükkanında geçen kısa bir animasyonu geldi. Pek güzeldi. Rodrigo Blass yapmıştı sanırım. O da ayrı bir yazı ister aslında :)