Maço Aksiyonun Geri Dönme Çabası!
Malumunuz izleyici artık beyazperde de türlü ilüzyonu yalayıp yutmuş vaziyette! Bu noktada ya zokanın ucuna daha leziz yemler koymak zorundasınız ya da ona unutturduklarını tattırmak için kolları sıvamalısınız.
İçinde bulunduğumuz son on yıl içerisinde aksiyon sinemasının trendleri ciddi biçimde değişti! Bourne serisi ile rahat bir nefes alan bu tür Bond serisinin yeniden makyajlanması ile birlikte yeniden ciddiye alınması gereken özellikleri bünyesinde toparlamayı başardı. Menüye bir de komplike kurguları ve hareketlilik namına ne varsa tepeye taşıyan incelikli sahneleri ekleyecek olursak, türün geçirdiği evrimi daha kolay idrak edebiliriz. Bir de bu türün parodisi olan süper prodiksiyonlar var ki, türün gerçek sahiplerinden çok daha pahalı ve incelikli olabiliyorlar…Örneğin 150 milyon doları aşkın bütçesi ile Tropik Fırtına, şişkin masrafları sebebi ile ti?ye aldığı sularda boğulmadan izleyicisini diri tutrabiliyorken; Tetikçi, Taşıyıcı, Hepsini Vur ve ailenin son üyesi Gece Ve Gündüz, ise daha fazla cambazlığı kendisini minimum ciddiyetle izleyicisine sunarak kaldırabiliyor…
Her aksiyon filminin daha haraketli ve daha fazla çatırtı patırtılı gösterime girme gibi bir iddiası var sanki. Bu noktada içi “kof” aksiyon sinemasının da uzunca bir süredir ev sinemasından sıyrılıp genel gösterime çıkabilecek örneklere sahip olamaması durumunu da irdelemek gerekiyor (Lafı bir şekilde Cehennem Melekleri’ne getirme niyetinde olmama rağmen dönüp dolaşıyorum iyi mi?)
Rocky ve özellikle Rambo serisinin son halkası, 80′lerin ruhunun arayışının belki de ilk adımlarıydı Stallone için. Bu iki serinin devamı konusu henüz netlik kazanmamışken; Stallone, bambaşka bir seri film olma potansiyeline sahip Cehennem Melekleri ile çıktı karşımıza. Sağlam bir “kemik kıran” kadrosuna sahip olan Cehennem Melekleri, detaysız senaryosu, zaman zaman sarkan kurgusu; yer yer kasıntı, yer yer sinir bozucu diyalogları ile 80′lerin maço aksiyon filmlerine hasret duyanlar için biçilmiş kaftan. Hiç bir konu üzerinde gereğinden fazla kafa yormanıza gerek yok zira oldukça kaslı ağabeylerimiz bu soruları sizler için hiç bir ekstra ücret ödemeden geçiştiriveriyorlar…
A-Takımı ile Cehennem Melekleri’nin birbirine yakın dönemlerde vizyon şansı elde etmesi kafamızda “80′ler usulü aksiyon geri mi dönüyor?” sorusunun şimşek efektine tekabulen çakmasına sebebiyet veriyor. Şu dakikada bu yapımların gerekliliğini ya da gereksizliğini sorgulamak zaten akıl karı değil. Diğer taraftan günümüz cilalı aksiyon örneklerinin grotesk bir antitezi oldukları için ben bu yapımların olması gerektiğine de inanıyorum. Mesela yüzde doksanı “yaşlı abilerden” oluşan bu örnekler, vernik kokan yeni nesil aksiyonlara da garip bir alternatif oluşturuyor. Örneğin Cehennem Melekleri’nden tek gerçek farkı, hikayesini çekici kılmak adına türlü cambazlıklara soyunması olan Salt’ın da bu örneklerden tamamen bağımsız olduğunu düşünemeyiz. Zira hesapta politik bir kurgu içeren ve izleyiciyi ters köşeye yatırmak adına heybesinde ne var ne yok bu tarafa hibe eden Salt’ın geç kalmış bir aksiyon örneği olduğunu söylemek de hiç yanlış değil! Hem de 20 küsür yıl gibi bir gecikmedir bana göre burada söz konusu olan!

Yine de daha afişlerinden kendisini belli eden Angelina Jolie vs Botoks şaheseri Stallone + 6 maço adam’ın caydırıcılık unsurları da bir değil (her ne kadar photoshop sayesinde Jolie’den ziyade Zeta-Jones?u andırsa da caydırma eşiği üzerine ciddi bir fark görmek mümkün değil!)
Propaganda…propaganda…propaganda…Stallone, Stallone’luğundan vaz geçmeyecek bunun için akıl duasına çıkmaya gerek yok. Kıyıda köşede kalmış, adını doğru telaffuz edemediği ülkelere kendi eli ile adalet götürmeye devam ediyor. Küçük devletleri satın alan büyük Amerikalılar…daha neler neler…İyi de 80′lerde zaten çocuk olan kuşak büyüdü, çoluk çocuk sahibi oldu…mümkün mertebe adam oldu…En azından bu bakış açısı değişebilirdi. Kalan herşey olduğu gibi dursaydı da gocunmazdık ki!
Bam! Güm! Çatara! Patara! Eğer özlem çekmiyorsanız kaslı ağabeylerimizin cüsselerine orantılı olarak koca koca silahlardan çıkacak bu patırtı kulaklarınıza hasar verebilir. Zira burada gayri melodik bir silah orkestrası kurulmuş vaziyette! Her gurmenin damak zevkine hitap eder mi (ya da damak zevkinize hitap etmesi için gurme olmanız gerekir mi)? İşte bu soruların net bir cevabı yok!
Schwazzenegger’in kısacık sahnesinin berbat bir espri ile sona erdirilmesi…Buruşuk yüzler arasında cillop gibi ortaya çıkan Bruce Willis’in de seyircinin göz zevkine bir parmak bal çalması dışında…Terlediği zaman suratına bakmakta zorlanılacak (normalde ne yapıyorduysak) bir Stallone’a ne kadar seçkin bir menü var. Tabi kadroda görmek isteyeceğimiz daha bir düzine emektar aksiyon yıldızı da var!
JCVD ile bir nevi kendi kariyerinin muhasebesini yapan Van Damme’ın kendisine edilen teklifi geri çevirdiği söyleniyor. Takdir edilesi buluyorum ve geçiyorum…Steven Seagal, Hulk Hogan, Chuck Norris, Jackie Chan gibi eski topraklar ile, Tony Jaa, Vin Diesel gibi aksiyon yıldızlarının da böyle bir yapımda yer alması gerekirdi…Belki bu plan dahilinde olabilir. Zira Cehennem Melekleri bir televizyon dizisinin üç düzine bölümünden sadece biri gibi duruyor! Peki dizinin devamına gerek var mı? Bu noktasa susuyorum…
Etiketler:
Gizle/Göster- 80 de sinema
- 80 lerde sinema
- 80 li yıllarda aksiyon
- 80 li yılların filmleri
- 80 liler
- 80 lilerin filmleri
- a takımı eleştiri
- Aksiyon
- aksiyon filmleri
- Angelina Jolie filmleri
- Angelina Jolie son filmi
- Cehennem Melekleri
- Cehennem Melekleri eleştiri
- Cehennem Melekleri film hakkında
- Cehennem Melekleri hakkına
- Cehennem Melekleri ilmi
- Cehennem Melekleri sinekritik
- Cehennem Melekleri yorum
- en maço aktör
- eski aksiyon fillmleri
- Hepsini Vur filmi
- kötü fimler
- maço filmler
- maçolar hakkında
- Makale
- makale aksiyon filmleri
- rambo filmleri
- rambonun son filmi
- Schwazzenegger filmleri
- sinema eleştirileri
- sinema ile ilgili makale
- sinemanın maçoları
- snema makale
- Taşıyıcı filmi
- terminatör
- Tetikçi filmi
- The Expendables
- The Expendables eleştiri
- The Expendables film ayrıntıları
- The Expendables filmi
- The Expendables makal
- The Expendables sinekritik
- The Expendables yorum
- Tropik Fırtına filmi
- Tropik Fırtına sinema
Yorum Yaz:
Yorum yazarken adınız, soyadınız, e-posta adresiniz ile yorumunuzu mutlaka girmelisiniz. E-posta adresiniz burada gözükmeyecek ve aynı zamanda başkalarıyla kesinlikle paylaşılmayacaktır. Lütfen yazı ile alakalı yorumlar yazmaya özen gösteriniz. Aksi halde yorumunuz yayımlanmayabilir.











Sürücü (Drive)
Jack And Jill
My Week With Marilyn
Karanlıklar ülkesi 4: …
Berlin Kaplanı
Açlık Oyunu / The Hung…
Çok Gürültülü ve Çok Y…
Pamuk Prenses’in…
Siyahlı Kadın
Mevsim Çiçek Açtı
Sinema Haber
BatesMotelPro’da…
2. Uluslararası Engels…
Yenilmezler (The Aveng…
Beyazperdenin Yeni Sah…
Yoruldum Patron
KISA’CA..
“PERDE”yle…
“Saklı PerdeR…
Kalp Hırsızı
Yorumlar:
"Maço Aksiyonun Geri Dönme Çabası!" yazısı hakkında toplam 4 Yorum yazıldı. Siz de bu yazı hakkında yorum yazabilirsiniz.
fafatuka 19.8.2010 - 10:10
Hatırlıyorum, çocukluk dönemlerinde bir filmde ne kadar patlamalı-atlamalı-hoplamalı sahne varsa film o kadar iyi zannederdik. Kahramanın göz göre göre ırkçılık yapması, faşist ya da cinsiyetçi olması o zamanlarda aklımızın ermediği noktalardı tabii, o ne yaparsa haklıydı bize göre, adı üstünde kahramandı işte.
Neyse ki zamanla sinemanın bu göz boyama numaralarından daha fazlası olduğunu öğrendik.
Yeni yazarımıza “hoşgeldiniz” diyorum, güzel bir yazıyla aramıza katılmış. :)
Burak ALTIN 19.8.2010 - 11:11
Güzel noktalara değinmişsin. Bende kendi adıma bu filmlerin yapılmasını olumlu karşılıyorum. En azından eski günleri anmış oluyorum.
Bir de şu eski karate filmlerini yeniden çekseler çok memnun olurum. Hani şu şarap içmeden dövüşemeyen karateci filmleri li veya chan ile çok güzel olurdu sanki :))
UnjustLucifer 19.8.2010 - 12:12
Yeni yazarım hoşgeldiniz, ve güzel bir yazıyla geldiniz öncelikle;
Bu konu hakkında Fafatuka’ya tamamen katılıyorum. Çocukluk zamanlarımızda ki bu benim 15-17 gibi yaşlarıma denk geliyor, o zaman bile sadece oyuncuyu ön plana çıkartan; bir adamın dalıp 15 kişiyi alması; patlama-hoplama-zıplama tarzı olan filmleri severdik. Çünkü gençsin ve zaten gençliğin sana getirmiş olduğu enerjiyle, bu tarz aksiyonel filmler herzaman hoşa giderdi. Ama yaş biraz daha ilerleyip, olgunluk dönemine geçince artık isimler seni tatmin etmez oldu. Daha sonra senaryolar ve filmde yapılanlar seni tatmin etmez oldu.
Hem iyi oldu hem kötü;
Kötü oldu çünkü; bu filmlerin prim yaptığını sananlar çekmeye devam devam etti ve artık yapım üstüne yapım geldiği bir zamanda hepsi birbirinin kopyası gibi gelmeye başladı. Eskiden bana zevk vermiş olan ve şu anda bile savunabileceğim filmleri defalarca tekrar izledim. Her seferinde bir Dejavu yaşamaktan fenalık geldi. Üstüne üstün, bu tarz filmleri yapıp, iyi bir yapım olduğuna bize inandırdıkları anda bile sonunu bağlayamamaları, basit aksiyon efektleri sayesinde gene sınıfta kaldılar..
İyi oldu çünkü; şahsen beni farklı arayışlara itti. Sevdiğim ve sevmediğim film tarzına karar verdim. Eskisi gibi ”ne gelse izlerim abieee” mantalitesinden kurtuldum ve daha geç olmadan avrupa sinemasına yönelmenin gereksinimi hissettim. Oradaki yapıtları izleyerek kendi ufkumu genişlettiğime inanıyorum ve olmadık filmlerin, beklenmedik yapımların çıktığına şahit oldum.. ”ne bulursam izlerim abieee” kavramını bu sefer avrupa sineması için kullanmaya başladım ve en azından sonunda ki yaşanan pişmanlık olgum daha azaldı…
Teşekkürler :)
mete metehan 21.8.2010 - 10:10
bence kötü eleştiri almasının tek sebebi gereksiz bir kaç isim var, olması gereken bir kaç isim yok…