Murder on the Orient Express [1974]
Murder on the Orient Express / Doğu Ekspresinde Cinayet
Okuyucunun zihninde çektiği film, hiçbir zaman perdede görünenle örtüşmez. Bunu bile bile izlemeye başladım Agatha Christie’nin meşhur kitabından filme alınmış Doğu Ekspresinde Cinayet’i. Tahmin ettiğim kadar büyük bir hayalkırıklığına uğramadım ama kitabı birkaç yerde, ufak da olsa değiştirdikleri için sinir oldum. Gerçi Agatha Teyze’miz senaryoyu onayladıktan sonra bu konuda bize bir şey demek düşmez diyerek filme dönelim.
Doğu Ekpresinde Cinayet, inanılmaz bir oyuncu kadrosuna sahip, enteresan bir film aslında. Küçük görünen rollerde bile sağlam oyuncular rol almış ve birebir sahneleri bu açıdan mükemmel hale getirmiş. Kontes Andrenyi rolünde Jacqueline Bisset, seyircinin başını döndürecek derecede güzel, tasviri yapılan badem şekli gözlerdeki büyülü bakışların ve zerafetin ete kemiğe bürünmüş haliydi. Ingrid Bergman, koyun tavırlı misyoner kadın kılığında öyle göz alıcı, öyle sahiciydi ki, onun bulunduğu sahneler bitsin istemedim izlerken. Hele o tuhaf aksanı yapış şekli, çatpat ingilizcesi gerçekten görülmeye değerdi. Sean Connery, Anthony Perkins, Vanessa Redgrave ve ismini sayamadığım daha birçok müthiş oyuncular…
Elbette ki baş kahraman, sevgili Hercule Poirot’yu canlandıran Albert Finney de gayet iyiydi. Kedi gibi yemyeşil gözleri, özenle kıvrılmış bıyığı, yumurta biçimindeki kafasıyla Hercule’e büyük ölçüde uygundu. Yalnız biraz fazla kasılmış bir hali vardı ki bana Charlie Chaplin yahut Lorel ile Hardy filmlerindeki karakterleri anımsattı.
Film, hareketli gazete kupürleri diyebileceğimiz, bize geçmişe dair bilgi veren sahnelerle açılıyor. Trende işlenecek cinayetin sebebi burada açıklanıyor ki, bu normalde kitabın orta kısımlarında geçmekte. Bu anlatımın ardından İstanbul Boğazı’nı vapurla geçen Hercule Poirot’yu görüyoruz. Ünlü dedektif, filmde adı geçmeyen Beyoğlu Pera Palas otelinde bir gece konakladıktan sonra Sirkeci Gar’ından Doğu Ekpresi’ne binecek. Burada otelin yemeklerinden şikayetle başlayan Türk’lere hakaret silsilesine bir anlam veremedim açıkçası. Daha sonra peronda dilenci ve yılışık satıcılardan oluşan bir grup yolcuları taciz ediyor. Filmin sonlarına doğru, Prenses Dragomiroff bir tanıdığının kızından bahsederken açıkça “Kaba saba bir Türk’le evlenmişti.” cümlesini de kurunca tavır kesinleşmiş oldu. Yönetmenin bu anlamda taraflı bir tutumu vardı ki, tuhaftı.
Bu aşağılamaların haricinde, istasyon sahnelerinde başka amatörlükler de vardı. Arabistan kıyafetleri giymiş birkaç adam ve kadından müteşekkil bir topluluk komik bir şekilde önce sol tarafa, birkaç kare sonra görünüp aynı şekilde sağa doğru gidiyorlardı ki, ayarlı oldukları birkaç kilometre öteden anlaşılıyordu. Sanki biri kurup bırakmıştı onları oraya, öyle iğreti görünüyorlardı :) Perondaki tüm bu karışıklıklardan sonra Doğu Ekspresi içlerinde ünlü Hercule Poirot’nun da olduğu tüm yolcularını alıp hareket ediyor ve yolculukla birlikte asıl hikaye de başlamış oluyor böylece.
Trende ilk gece akşam yemeği yendikten sonra sevimli dedektifimizin yatma hazırlıklarını yapması görülmeye değer. Saçlarına düzenli tutucu, özel bir file geçiriyor, bıyıklarını ayrıca bir bandajla korumaya alıyor, ellerine kremini sürüp,eldivenlerini taktıktan sonra yatıyor. Ama gece boyunca çalan kompartıman zilleri, yolcuların istekleri, bağırmaları, kabusları yüzünden uzunca bir süre uyuyamıyor kendileri. Ertesi sabah uyandıklarında, Hercule’ün birkaç kompartıman ötesinde meydan okurcasına bir cinayet işlenmiş, zengin ve yaşlı bir adam olan Ratchett 12 yerinden bıçaklanarak öldürülmüştür. Bu sırada tren Yugoslavya’da seyrederken, kar yüzünden yolun tıkanmasıyla durmak zorunda kalmıştır. Yardım gelip yol açılana kadar Poirot, tren şefi arkadaşının ricasını kabul ederek soruşturmaya başlar, tüm yolcularla ve vagon personeliyle konuşur, cinayeti çözer.
Herkesi yemekli vagonda bir araya toplayıp çözümü anlattığı son bölümdeki geri dönüşlerden birinde, Ratchett’a ait bir bayılma sahnesi vardı. Bir insan ancak bu kadar dramatik bir şekilde yatağa düşer herhalde, şimdiye kadar bundan daha teatral bir jest görmedim desem yeridir, içimden bir hayli güldüm o kısma.
Nihayetinde, Polisiyenin Kraliçesi’ni okumuş olun veya olmayın bu filmden keyif almanız mümkün. Özellikle 70′lerin atmosferinden hoşlanıyorsanız Doğu Ekspresinde Cinayet’i mutlaka izleyin diyorum.
Etiketler:
Gizle/Göster- Agatha Christie
- Agatha Christie Doğu ekspresinde Cinayet
- Agatha Christie Kitabı
- Agatha Christie Murder on the Orient Express
- Albert Finney
- Albert Finney Murder on the Orient Express
- Anthony Perkins
- Beyoğlu Pera Palas
- CD-DVD filmleri
- Doğu Ekspresi
- Doğu Ekspresi film
- Doğu Ekspresi sinema
- Doğu Ekspresinde Cinayet
- Doğu Ekspresinde Cinayet 1974
- Doğu Ekspresinde Cinayet cast
- Doğu Ekspresinde Cinayet eleştiri
- Doğu Ekspresinde Cinayet film
- Doğu Ekspresinde Cinayet film hakkında
- Doğu Ekspresinde Cinayet film konusu
- Doğu Ekspresinde Cinayet film özeti
- Doğu Ekspresinde Cinayet film yorum
- Doğu Ekspresinde Cinayet karakterler
- Doğu Ekspresinde Cinayet kitap özeti
- Doğu Ekspresinde Cinayet künye
- Doğu Ekspresinde Cinayet nasıl bir film
- Doğu Ekspresinde Cinayet ne zaman
- Doğu Ekspresinde Cinayet oyuncuları
- Doğu Ekspresinde Cinayet özet
- Doğu Ekspresinde Cinayet sinema
- Doğu Ekspresinde Cinayet sinema filmi
- Doğu Ekspresinde Cinayet yorum
- Doğu Ekspresinde Cinayet/Murder on the Orient Express
- Doğu Ekspresinde Cinayet/Murder on the Orient Express [1974]
- Doğu Ekspresinde Türk'lere hakaret
- DVD filmleri
- en güzel filmler
- Film Arşivi
- film eleştiri
- filmin özeti
- fragman
- gazete kupürleri
- Hercule Poirot
- İstanbul Boğazı
- Kedi gibi yemyeşil gözler
- Murder on the Orient Express Albert Finney
- Murder on the Orient Express cast
- Murder on the Orient Express eleştiri
- Murder on the Orient Express fragman
- Murder on the Orient Express hakkında
- Murder on the Orient Express resim
- Murder on the Orient Express yazı
- Murder on the Orient Express yorum
- ne izlesem
- Sean Connery
- sinekritik
- sinema
- sinema eleştiri
- sinemalar
- sinemalardan
- tren şefi
- Vanessa Redgrave
Yorum Yaz:
Yorum yazarken adınız, soyadınız, e-posta adresiniz ile yorumunuzu mutlaka girmelisiniz. E-posta adresiniz burada gözükmeyecek ve aynı zamanda başkalarıyla kesinlikle paylaşılmayacaktır. Lütfen yazı ile alakalı yorumlar yazmaya özen gösteriniz. Aksi halde yorumunuz yayımlanmayabilir.











Sürücü (Drive)
Jack And Jill
My Week With Marilyn
Karanlıklar ülkesi 4: …
Berlin Kaplanı
Açlık Oyunu / The Hung…
Çok Gürültülü ve Çok Y…
Pamuk Prenses’in…
Siyahlı Kadın
Mevsim Çiçek Açtı
Sinema Haber
BatesMotelPro’da…
2. Uluslararası Engels…
Yenilmezler (The Aveng…
Beyazperdenin Yeni Sah…
Yoruldum Patron
KISA’CA..
“PERDE”yle…
“Saklı PerdeR…
Kalp Hırsızı
Yorumlar:
"Murder on the Orient Express [1974]" yazısı hakkında toplam 2 Yorum yazıldı. Siz de bu yazı hakkında yorum yazabilirsiniz.
Helloğlan 29.4.2010 - 16:16
Kitaplardan esinlenerek filme dönüştürülen eserler benim için bir adım öndedir.
Harika bir Agatha Christie kitabı ve yine güzel bir Sidney Lumet filmiydi, eski istanbulu göstermeside ayrı bir renk bizim için. İzlenmesi gereken güzel bir film ve hoş bir filnal, izlemeyen kalmışsa eğer:)
Biblio 29.4.2010 - 18:18
Yorumunuz için teşekkür ediyorum, film umulmayacak kadar iyiydi gerçekten. Kitaptaki trajediyi gayet güzel yansıtmış olduğunu düşünüyorum. Sadece ufak tefek değişiklikler vardı.